Archive for Eylül 25th, 2006

Tehdit Kayseri’den Sivas’a Kaydı

FST Eylül 25th, 2006

bali.jpgBugün bir haber gördüm, yine iki sene evveline gittim. Milliyet Gazetesi, Sivasspor’un bir oyuncusunun din ve şeriatle ilişkili bir isteği üzerine Federasyonun maçın gününü değiştirdiğini bildiriyor. Hepinizin ilk anda “nasıl olur, bu ülkede din kuralları, teokrasi mi geçerli ki Federasyon buna cüret edebilir, ordu göreve” tepkisi vereceğinizi tahmin edebiliyorum. Yalnız rahatlayabilirsiniz, futbolcu Müslüman değil, Yahudi. Futbol ile ilgilenenlerin en azından hatırlayacağı Balili kutsal günlerinde maç yapmamak için izin istemiş. Haber şu:

Sivasspor’un bu hafta Ankaraspor ile oynayacağı Süper Lig maçı Musevilerin en önemli bayramı olan ‘Kefaret Günü’ne (Yom Kippur) denk gelecekti. Sivasspor’un İsrailli oyuncusu Balili, Yönetim Kurulu’na başvurarak, dini bayramda futbol oynamasının mümkün olmadığını ve bu nedenle maçın bir gün öne alınmasını istedi. Oyuncunun isteğini uygun bulan kulüp yönetimi, konuyu geçen hafta içinde bir yazı ile Futbol Federasyonu’na iletti. Sivasspor’un başvurusunu olumlu bulan Federasyon, Sivasspor- Ankaraspor maçını 30 Eylül Cumartesi gününe alarak Balili’nin oynamasına imkan tanıdı.

Peki bunda ilginç birşey var mı? Buraya kadar yok ama aynı konunun 2 sene evvel Sivas yerine Kayseri’de aynı formatta gerçekleşmiş olması bir nebze ilginç sayılabilir. Ramazan izlenimi, Türkler uzaydan mı geldi gibi eskimeyen konulara bir de İsrailli futbolcu Balili’yi ekleyebiliriz. Artık arşivlerde yer almayan bir yazıda (ilginç o da 25 Eylül tarihli) o zamanlar Kayserisporda top koşturan Balili ile ilgili habere bir yorum yapmışım. Neredeyse Sivas ve Kayseri kelimelerini değiştirin hepsi aynı. Buyrun, yazı şu:

Yom Kipur Bayramı: Kayseri’de Şeriat Uygulaması (25 Eylül 2004)

Kayserispor’un İsrailli futbolcusu Balili kutsal bayramları sebebiyle 26 saat boyunca karanlık bir odada dünya ile irtibatını keseceğinden dolayı takımının önemli Samsunspor maçına çıkamayacakmış. Haber şu:

[…] Yahudilikte tüm günahlardan arındırıldığı için kutsal sayılan bu günü ibadetle geçirmek isteyen Balili, durumu Kayserispor Teknik Direktörü Hüsnü Özkara’ya anlattı. Durumu kulüp başkanı Memduh Büyükkılıç’a aktaran Özkara, gerekli izni aldı. Balili’ye yılda bir kez kutlanan Yom Kipur bayramı için izin verdiklerini ifade eden başkan Büyükkılıç, “Balili, Kayserispor için hayati önem taşıyan bir karşılaşma öncesinde dinî ibadetini yerine getirmek üzere izin istedi. Biz de saygıyla karşıladık.” diye konuştu. Balili ise bugünkü maçta forma giymeyi çok istediğini; ancak inancının gereklerini yapmak zorunda olduğunu belirtti.

Hoşgörü herhalde hepinizin gözünü yaşartmıştır değil mi? Bu memlekette cuma namazı saati ile mesai çakıştığında, ya da iftar saatiyle işten çıkış saatleri kesiştiğinde “aman laiklikte dine taviz veremeyiz” diye fırtına koparanlar bakalım Kayserispor başkanının kellesini isteyecekler mi? Çağdaş Kayserisporlulara duyurayım: Siz o futbolcuya bir tomar para ödediniz, o ise dini inancını dünya işine karıştırıp maça çıkmıyor. Ben olsam laik Türkiye’yi bu şeriatçı, dinci, gerici yahudilerden kurtarmak için eylem yapardım. Türkiye laiktir laik kalacak gibi bir slogan, mesela fena olmaz. Modern, açık kıyafetli genç bir bayanın da önümüzdeki maçta Balili’ye Atatürk portresi göstermesi şahane olur.

Penguen Pikniği

FST Eylül 25th, 2006

thn_lkd1.jpgLinux işletim sistemi Windows için alternatif olarak önerilir, birçok insan da iyi kötü bu parasız işletim sistemini desteklemeye çalışır. Hatta başımızdan eksik olmayası TÜBİTAK geçtiğimiz yıllarda Ulusal İşletim sistemi namıyla bir Linux dağıtımı çıkarmış kamuoyunda gürültü koparmıştı. İşte Türkiye’de Linux kullananların bir derneği varmış, bunlar bir piknik düzenleyeceklermiş. E-posta bana bir LKD üyesi tarafından ulaştırıldı, içerikteki şu iki paragraf dikkatimi çekti:

Merhaba Arkadaşlar,

1 Ekim 2006 Pazar günü yapılacak Penguen Pikniği için detaylar şöyledir:

Piknik yerimiz, Çayyolu’ndan Alacaatlı köyüne giden yoldan sapılan, Meyveli Bahçe Piknik Alanı. Özel aracıyla gelmek isteyen arkadaşlar kroki yardımıyla yeri kolayca bulabileceklerdir.

[…] Piknik masrafları için maddi katkı olarak 15 YTL’yi hazır bulundurmanızı dileriz. Bu tutara yol ve yiyecek masrafları ile meşrubat dahildir. Meze türü yiyecekler, mangal, börek, meyve vs. hazır ediliyor. Alkollü içkiler ayrıca bedeli karşılığı edinilebilecektir.

Ramazan günü piknik yapılması, üstelik bu iş için alkollü içkiler önerilmesi konusu biraz tuhafıma gitti. Hayır, “mübarek gün nedir bu piknik davası” demiyorum. Bence Linux Sevenler Derneği gibi en azından toplumun bir kesiminin sempatisini toplayan bir camianın Ramazan ayında piknik düzenlemesi pek uygun olmamış. Linux kullananların birçoğu muhtemelen böyle bir pikniğe gitmek isteyecekleri halde Ramazan dolayısıyla gitmeyecek değil midir? Linux Kullanıcıları Derneği “biz Ramazan ayı iplemeyen çağdaş bir topluluğuz” mesajı veriyorsa o ayrı tabii.

Bence Ekim ayında soğuk hava olması bir yana, piknik işi pek penguen sempatikliğine uymamış. Yine de hayırlı piknikler, iyi eğlenceler dilerim.

Ramazan Suallerine Cevablar-I

FST Eylül 25th, 2006

Ramazan dayağı ile ilgili bir önceki yazıya yorumla soru gönderen kıymetli okurumuz Masuda şöyle diyor:

Hocam,
Dayağın ilkini bilmeyerek yemiş, ikincisini bilerek. Kardeşimizin orucu bozulmuş mu oluyor şimdi?

Ben kendisine hususi cevap yazdım ancak, sorunun önemine binaen buraya da aktarıyorum:

Sevgili Masuda,

Bu konuda İmam-ı Bostani Kitabül Tekme vel Tokat adlı eserinde “Haklı olarak yenen dayak orucu bozar, kaza ve keffaret iktiza eyler” demişse de İmam Zekeriyyatül Ebyaz Kitabül Mafiş’de “Orucu bozulmaz, ikinci yediği dayak keffaret olarak kifayet eyler” demiştir.

En doğrusunu Allah bilir.

İmam Fethi es-Sipahi

Ramazan ayı boyunca göndereceğiniz sorular buradan cevaplanacaktır.

Dayak Ne Zaman Caizdir?

FST Eylül 25th, 2006

dayak.jpgMübarek Ramazan’da insanlar avarelikten “yediğin halde orucu bozmayan şey*” gibi geyik sorulara daha fazla ilgi gösterir malum. Ben de kamusal hizmet gören biri olarak bu ay boyunca ulaştıracağınız sorulara cevap vereceğim. İlk soruyu kendi kendime sordum: Bir adam dayağı hak eder mi? Malum bendeniz okul ve kışlalardaki dayağa buradan defalarca eleştiri getirmiş, karşı kampanya başlatmış biriyim. O halde ne ola ki dayağa cevaz arayayım? İşin aslı, bu soruyu aklıma şu haber getirdi. Bir delikanlı Adana’da sokak ortasında bir genç kızı dövmeye kalkınca çevredekilerden iyi bir sopa yemiş:

Adana’da sokak ortasında bir kadını döven saldırgana, olayı gören bir grup genç müdahale etti. “Siz karışmayın, kız kardeşim” diyen saldırgan, gençlerden sille tokat dayak yedi. Saldırganın elinden kurtulan kadın kaçtı.

Yediği dayağı kabul edemeyen saldırgan, bir arkadaşıyla tekrar aynı yere gelerek gençlere meydan okudu. İkinci kez meydan dayağı yiyen saldırgan ve arkadaşı polisin gelmesiyle kurtuldu, arkalarına bile bakmadan kaçtı.

Ne dersiniz, bu heriflere bir üçüncü meydan dayağı şart olmamış mı? Hem suçlu hem ahmak. Madem dayak yediğin yere geri dönüyorsun yanına 15-20 kişi topla. Adana’lıya yakışmış mı? Bu gençlikle biz nereye gideceğiz, yeni nesil kitap okumuyor dostlar. Ne diyeyim, eğitim şart.

*Cevap: dayak

İskender ve Eski Bir Tartışma

FST Eylül 25th, 2006

Mevzumuz İskender Kebabı Türklere mi yoksa Yunanlılara mı aittir olmasa da ona yakın. Habere göre Yunanlılar “Gagavuzlar Türk değil Rum” diyesiymiş. Yetkili bir Yunanistan makamının raporunda bu mealde bir cümle geçince “Hukukun Egemenliği Derneği” diye bir yerin başkanı Avukat Erdem Akyüz sert tepki göstermiş. Uzun bir yazıyla Gagavuzların Türk olduğunu ispatlayan avukatın şu iddiası dikkatimi çekti:

“Oysa Gagavuz Türkleri halis Türk soyundan gelen bir millet olduğu gibi, Yunanlılar da köken olarak Türk ırkına dayanmakta olan bir melez ırktır. Türk komutanı İskender zamanından beri ve özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun bir vilayeti olarak yaşadıkları asırlar boyunca Türk atalarına dayanan bir melez ırkı oluşturmuşlardı.”

İlginç. Akla gelen sorular var elbette, mesela “büyük komutan İskender zamanından beri” deniyor, ondan öncesine ne diyeceğiz? Ünlü filozoflar Aristo, Sokrates vs. de Türklük ile şereflenmiş oluyor mu? Türk atalarına dayanıyorlarsa melezlik nereden çıkıyor? Anadolu’daki diğerleri melez Türk değilse Yunan Türkleri niye melez olsun?

Bu konu bana eski tartışmaları hatırlattı. 2 sene evvelini hatırlayanlar, Namık Kemal Zeybek’in “Sümerler Türktür> Hz. İbrahim Sümerlidir> Hz. Muhammet Hz. İbrahim’in torunudur> Hz. Muhammet dahi Türk olmakla şereflenmiştir” mantıksal çıkarımını hatırlayacaktır. O günlerde kendisine o zaman Sümerler nereden gelmektedir? Hz. İbrahim’in diğer oğlundan gelen Arapların amcaoğlulları İsrailliler de Türk, binaenaleyh kardeş değil midir? Araplar Türk ise, sadece Hz. Muhammet değil Ebu Cehil de Türk olacağından sevinmek için erken davranılmamış mıdır? Madem Arap ve İsrailliler Türktür, bu kavga ne diye, İsraillileri zırt pırt niye kınayıp Araplara bizi arkadan hançerledi diye bozum oluyoruz, neticede kardeşler arasında olur böyle şeyler, mealli sorular yöneltmiştim.

Hatta bir adım ileri giderek Sümerlerin nereden geldiğini sorgulamış, bir kaç adım yukarı çıkınca evrim teorisine göre ortak ata, kertenkele, amip üzerinden tesadüfen çarpışan atomlara ulaşıp bu atomlar da Türk müydü sualini ilave etmiştim. Aynı soru 1930′larda bu işler olgunlaşırken bir ABD’li bilimadamı tarafından da gündeme getrilmiş “yahu biz insanların maymundan geldiğini zannediyorduk, meğer Türklerden geliyormuş” ifadesiyle tecessüm etmişti. Tabii evrim karşıtı iseniz Hz. Adem’in Türklüğü garantilenmiş olurken, bir üst kademede Hz. Allah’ın durumu N. Kemal Zeybek tarafından açıklanmaya muhtaç hale geliyordu.

O günlerde bu tür soruların çoğunu bir hamlede çözen bir kitaba da atıfta bulunduğumu hatırlıyorum. Ali Bektan isimli araştırmacı bir yazar Türklerin kayıp kıta MU uygarlığından geldiğini, uzay bağlantısının halen devam ettiğini çok satan kitabı “Türkler ve Uzaylı Ataları”nda gündeme getrmiş, konuyu kökten çözmüştü. Kitabın bilimsel yaklaşımı hiçbir şüpheye yer bırakmadığından bende de söyleyecek laf kalmamış, bu vesileyle dalga geçtiğim ünlü ve ünsüzlerden özür dilemiştim. Anlaşılan bu mesele hala kapanmamış, kafasında şüphe olanlara tavsiye ederim, şuradan edinebilirsiniz.

Bu tartışmaları aslen Türk olan Yunanlı kardeşlerimiz vesilesiyle bir daha hatırlatmış oldum. Akşama iftarda ne yiyeyim diyordum, kararım da netleşmiş oldu. Bol tereyağlı bir İskender elbette.

Kapat
E-posta ile paylaş