Penguen Pikniği

FST 25 Eylül 2006

thn_lkd1.jpgLinux işletim sistemi Windows için alternatif olarak önerilir, birçok insan da iyi kötü bu parasız işletim sistemini desteklemeye çalışır. Hatta başımızdan eksik olmayası TÜBİTAK geçtiğimiz yıllarda Ulusal İşletim sistemi namıyla bir Linux dağıtımı çıkarmış kamuoyunda gürültü koparmıştı. İşte Türkiye’de Linux kullananların bir derneği varmış, bunlar bir piknik düzenleyeceklermiş. E-posta bana bir LKD üyesi tarafından ulaştırıldı, içerikteki şu iki paragraf dikkatimi çekti:

Merhaba Arkadaşlar,

1 Ekim 2006 Pazar günü yapılacak Penguen Pikniği için detaylar şöyledir:

Piknik yerimiz, Çayyolu’ndan Alacaatlı köyüne giden yoldan sapılan, Meyveli Bahçe Piknik Alanı. Özel aracıyla gelmek isteyen arkadaşlar kroki yardımıyla yeri kolayca bulabileceklerdir.

[…] Piknik masrafları için maddi katkı olarak 15 YTL’yi hazır bulundurmanızı dileriz. Bu tutara yol ve yiyecek masrafları ile meşrubat dahildir. Meze türü yiyecekler, mangal, börek, meyve vs. hazır ediliyor. Alkollü içkiler ayrıca bedeli karşılığı edinilebilecektir.

Ramazan günü piknik yapılması, üstelik bu iş için alkollü içkiler önerilmesi konusu biraz tuhafıma gitti. Hayır, “mübarek gün nedir bu piknik davası” demiyorum. Bence Linux Sevenler Derneği gibi en azından toplumun bir kesiminin sempatisini toplayan bir camianın Ramazan ayında piknik düzenlemesi pek uygun olmamış. Linux kullananların birçoğu muhtemelen böyle bir pikniğe gitmek isteyecekleri halde Ramazan dolayısıyla gitmeyecek değil midir? Linux Kullanıcıları Derneği “biz Ramazan ayı iplemeyen çağdaş bir topluluğuz” mesajı veriyorsa o ayrı tabii.

Bence Ekim ayında soğuk hava olması bir yana, piknik işi pek penguen sempatikliğine uymamış. Yine de hayırlı piknikler, iyi eğlenceler dilerim.

Popularity: 8% [?]

14 Yorum

  1. afsina - 26 Eyl 2006 - 12:52 am

    LKD’den bir luzumsuzluk daha.

  2. mdakin - 26 Eyl 2006 - 9:38 am

    Sahi ya Ramazan olduğu hiç aklıma gelmemişti, piknik yapalım önerisi Ramazan öncesinde gelmişti ama zamanlamaları harbiden de pek kötüymüş..

  3. kubilay - 26 Eyl 2006 - 1:40 pm

    Yaw olur mu öyle şey? adamlar pikniğe davet ediyorlar. isteyen gider istemeyen gitmez. isteyen orada içki içer istemeyen içmez. Ramazan ayındaki hassasiyetler yüzünden bu ülkede Ramazanda bir şey yapılamayacak mı artık? Linux kullananların birçoğu da bir sonraki pikniğe gidiversin. Sizin hassasiyetleriniz yüzünden bizim hareketlerimizi kısıtlamamızı beklemeyin lütfen. “Benim kutsal ayımda içki içmenizi (ecevitin tabiriyle) yadırgıyorum, açıkta yemek yemeyin, hassasiyetlerimiz var” dediğinizde kendinizi haklı görüyorsanız aynı mantıkla “10 Kasım benim en üzüntülü günüm o gün insanların açık renk kıyafet giymesini istemiyorum, hassasiyetlerim gıdıklanıyor” veya “sevgilim yok, sevgililer el ele dolaşarak toplumsal düzeni bozuyorlar bizim de canımızı çektittiriyorlar lütfen bırakın birbirinizin ellerini” diyenleri de (er ya da geç) haklı görmek gerekir. Birileri oruç tutuyor diye başka birisinin yemek yiyememesi veya içki içememesi çoğunluk diktatörlüklerinde olur, demokrasilerde olmaz. Demokrasiye çoğunluk diktatoryasıyla gidilmediğini anlatmak için illa her ülkeden bir Hitler’in mi çıkması gerekiyor?

  4. izlenimler - 26 Eyl 2006 - 2:57 pm

    Kubilay dostum,

    Yanlış yerde coşmuşsun, söylediklerin doğru da burada söylenen o değil. Elbette isteyen gidecek, istemeyen gitmeyecek veya kafasına uymuyorsa LKD’yi terk bile edebilecektir. Bence bu tür derneklerin kendi üyeleri açısından böyle toplantıları daha sıcak bir zamanda (Eylül) ve geniş katılımlı (Ramazan dışı) yapmaları amaca daha uygundur.

    İkincisi, özgürlük taraftarı olmak ile yanlış olduğunu düşündüğün bir uygulamayı eleştirmek birbirine zıt değildir. Ben elime sopa alıp piknik mahallini basacağım demiyorum ki. Yahut, devlet emniyet güçleri marifetiyle LKD’yi piknikten alıkoyarsa o zaman durum değişir, senin dediğin dikkate alınabilir.

    Sonuçta “birisi oruç tutarken birinin tutamaması” filan da söz konusu değil. Hassasiyeti olan insanların bunu beyan etmeleri, karşıt grupları eleştiren yazılar yazmaları da fevkalade ifade hürriyetine uygun hadiselerdir. Mesela Ramazan ayında alenen oruç yenmesini bir köşe yazarının eleştirmesinde mahzur olmadığı gibi, isteyenin alenen oruç tutmamasını savunan yazılar da eşit derecede dikkate alınmaya layıktır.

    Bu örnekte LKD’nin pikniğinin Ramazan ayına rastlaması bence isabetsizdir. Sivil bir kuruluşa hatırlatma yapıyorum, belki gözlerinden kaçmıştır, benim sayemde muhtemelen seneye “hakikaten doğru katılım artar, hem de hava soğuk olmaz” diyerek tarihi değiştirirler. Eğer “bunu da söyleme” diyorsan sen bilirsin.

    (Şaka maka, hafiften polemik de oluştu gibi, devamı gelirse artık)
    FST

  5. Tansel Güçlü - 26 Eyl 2006 - 3:53 pm

    OO Kubi yahu nerlerdesin sen. Şu LH’deki kubisin herhal. Yahu özlettin kendini be kardeş. Yine boş durmamış atmışsın yakalamışsın açığını ve gool. Yahu seni okurken bir eğleniyoruz ki. Mümkün olsa da her yerde yazsan be abicim. :)) Kukuleta felan. Kalemine kuvvet kardeşim :))

  6. kubilay - 28 Eyl 2006 - 2:30 pm

    Bir arkadaşım Türkiye’de yaşanan düzeni “toplumsal şeriat” olarak adlandırmıştı. Fethi Bey, insanlardan siz dahi hassasiyet rica eder, onları garipserseniz normal vatandaş açlığın da etkisiyle (çünkü oruç tutarken sadece açtırlar,küfür eder, milletin arkasından konuşur ve dahi türlü günahları işlerler ve bunun orucu bozmadığını zannederler) döver, söver, olmayacak işler yapar. (Beyşehir’e gidin, Ramazanda gündüz yemek yiyin veya sigara için, sözlü veya fiziki tacize maruz kalmazsanız, gelin ben size cağ kebabı ısmarlayacağım.)(Bu Türkiye’nin bir kaç büyük ilinin bazı semtleri ve batıdaki bir kısım ufak yerhariç tüm Türkiye’de böyledir) Benim üzerinde durduğum nokta şudur: özgürlüğü kısıtlayan tek şey devlet değildir, toplum da ciddi bir kısıtlama aygıtıdır. Devleti özgürlüklerimi kısıtlamaya bir hakkı yoksa toplumun iki hakkı yoktur. (Benim vergilerimle kurulan çadırlarda iftar yapanların üç hakkı yoktur)Ve bu millet kendisi özgürlükleri kısıtlamaya bu kadar hevesli oldukça devletin kendisi üzerindeki baskısını hafifletme talebini justify edemez. (justify kelimesinin yerine bişiy bulamadım, özür dilerim. ) (Tansel kardeşim, Fethi BEy de çok tatil veriyor, ben de arada veriyorum ne yapalım:)

  7. izlenimler - 28 Eyl 2006 - 3:28 pm

    Kubilay,

    Seni anlıyorum, sadece “hassasiyet” konusunda biraz farklı düşünüyorum. Bir toplulukta -azınlık ya da çoğunluk önemli değil- bazı şeyler önemseniyorsa, bu konularda daha dikkatli olunması veya bunun önerilmesinde özgürlüklerin kısıtlanması açısından “ciddi” bir tehlike görmüyorum. Sonuçta toplumun tüm bireyleri “çelikten birer liberal” değil, her lafı kaldıramaz, bazı olaylar sebebiyle alınabilirler. Mesela Alevilerin, Yahudilerin, Ermenilerin bulunduğu -azınlık ya da çoğunluk fark etmez- yerlerde onlarca kutsal sayılan değerlerin aleyhine konuşmak, imalarda bulunmak bana göre doğru bir davranış sayılmaz. Bence bu tür konularda dikkatli olmak en azından nezaket gereğidir.

    Nezaketsizlik her kesimden gelebilir, bahsettiğin şehirleri de elbette biliyorum, gerçi ben sırf bedava Cağ Kebap uğruna Beyşehir’de alenen oruç yeme denemesi yapabilirim, ne de olsa seferi sayılırım ama sonuçtan emin olamam. (LDP orada en son yüzde kaç rey almıştı?)Yine de artık eskisi kadar müdahale eden olmayacağını tahmin ediyorum, değişme çok. Eskiden tüm Türkiye’de Ramazanda açık lokanta olmaması, lokanta taşlanması gibi hadiseler varken artık isteyen istediği gibi Ramazanda oruç tutmayabiliyor, Anadolu’da bile bu artık böyle. İstersen Beyşehir’de buluşalım, deneriz. Beyşehir Gölünün balığı meşhurdur, kebap yerine o da olur.

    FST

    Not 1: “justify etmez” yerine “haklı çıkarmaz” uyabilir.

    Not 2: Çadırda iftar yapanları topluca özgürlük kısıtlayıcısı olarak kabul etmekle haksızlık etmişsin. Gerçi “genç” liberal olarak bu hışmını normal karşılamak lazım, hey gidi günler diyeyim gerisini sen anla.

  8. Tansel Güçlü - 28 Eyl 2006 - 6:29 pm

    Fethi abicim kubi esasında içli bir arkadaşımızdır arada dolar falan. Böyle yavaş yavaş tane tane anlatsın ne güzel işte, karşıt literatürü de okuduğu zaman daha iyi düşünebilir. Yalnız şu oruç tutmayanı veya gece içenleri bar çıkışında pataklama meselesini anlayamıyorum bir türlü. Aniden hidayete erdiğim takdirde bu boksör kardeşlerimizin bu işten yararı ne olacaktır. E peki Bakara suresi 256 ne demektedir? Benim ülkemin güzel insanları diyesim geliyor… Devlet eğitimi ve onun tornasının gücüne kuvvet…

  9. izlenimler - 28 Eyl 2006 - 10:35 pm

    Tansel,

    Oruç tutmayanın pataklanması daha ziyade muhtemelen kendileri de oruç tutmayan bir kısım ülkücü gençlerin Ramazan geleneğinden ibaret, genellemek yanlış olur. Mesela bu gençler uzun saçlı, küpeli oğlanları da pek sevmez ve punduna getirip hırpalamaya çalışırlar. Tabii dayağı sadece ülkücü öğrencilerin attığını düşünmemek lazım, solcu gençler de kır gerillası eğitimli olduklarından çok zaman armut toplamazlar.

    Bar çıkışındaki kavganın oruçla bir alakası olmadığı da alenen ortada, zaten medyaya da yansıdı. Büyükşehirlerde Ramazan dayağı geleneği artık son bulmuş bir uygulama, bir tür direklerarası ve meddah gibi diyebiliriz. Anadolunun bazı bölgelerinde yaşatılmaya çalışılmakla birlikte kentleşildikçe, insanlar medenileştikçe bu geleneğimiz de ortadan kayboluyor. Belki önümüzdeki yıllarda “eski günler neydi” diyerek anacağız bu hadiseleri.

    Anlamayana Bakara 256. ayeti hatırlatmayı bırak, 2 defa hatim indirsen fayda etmez.

    FST

  10. kubilay - 29 Eyl 2006 - 4:00 pm

    :)) Tansel, dolarım ben zaman zaman. sen de okulunu bir bitir, bordronda brüt: 1900 net: 1200 yazısını oku, sen de dolarsın zaman zaman iftar çadırları önünden geçerken. (dikkatini çekerim bu daha gelir vergisi o parayı harcarken daha KDV’ydi bilmemneydi ödersin)
    saygılarımla.

  11. Tansel Güçlü - 29 Eyl 2006 - 6:12 pm

    Kubilay kardeşim, okul yeni bitti yüksek lisansa başladım. Hayırlısıyla Fethi abinin üniversiteler hakkındaki yazılarını da kulağıma küpe ederek akademisyenlik gibi zor bir meşgaleye atılıyorum izin verirlerse. Bordro ile şu an için hiç ilgilenmiyorum ama sövme hakkımı da saklı tutuyorum.

    Bu arada Fethi abicim benim yakından şahit olduğum bazı olaylar var. Birçoğunda ya polis ya da ülkücü tayfanın saldırganlığı mevzu bahis. Neyse açmayalum bende galsun.

    Sevgiler,
    TG

  12. Tansel Güçlü - 29 Eyl 2006 - 6:14 pm

    Birçoğu tabiri yanlış oldu. Ezici çoğunluğu veya kahir ekseriyeti tabiri daha bir cuk oturur.

  13. Bekir L. Yildirim - 01 Eki 2006 - 2:16 am

    Hocam, benim su anda Ramazan sorum yok ama, teknik bir sorum var. Yukardaki seriat tehlikesinin memlekteim Sivas’a kaymasi uzerine uyarici yazinizin altina yorum yapmam niye engellendi? Cevap alamaz isem komplo terilerimi siralarim! Ustelik benim bir hafta once kaleme aldigim uygun resim bulmak icin beklettigim mevzuyu niye benden once post ettiniz? Tevafukmu tesadufmu bilmiyorum ama ben “seriat tehlikesi” yazisindan habersiz olarak sizin “laik gaassaray” ve “en Ataturkcu takim” yazilariniza referans yapmistim yazimda. Ama sizin yogurt yeyisiniz bir baska..Kisacasi “irtica tehlikesi” nin sporumuza da girmesi hususundaki cansiperane gayretleriniz gozden kacmamaktadir demek istedim..

  14. izlenimler - 01 Eki 2006 - 11:08 am

    Bekir Bey,

    Öncelikle merhaba, hoşgeldiniz, yorum yapmanızın engellenmesi mevzubahis olamaz, acaba siz mi teknik bir hata yaptınız? Bekleyen yahut spam olarak algılanan yorumlarda da göremedim.

    Yazınıza baktım, uzunca bir makale kıvamında, güzel bir yazı olmuş. Sadece son cümlelerinizi biraz ümitvar ve iyimser buldum. Türkiye’de sular yukarı akar ve zorbalıkla da bu iş yürür gider. Bizde mızrağın çuvala sığıp sığmaması da tartışmadan uzak bir meseledir. Mızrak sizin, benim, Metin beyin, az buçuk özgürlük talep edenlerin böğrüne saplanmış vaziyette. Ben ümitsizim, zaten şu aralar yazı da yazmaya pek elim varmıyor. İnşallah sizin temenniniz gibi olur.

    Selamlar.

    FST

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş