Archive for Ekim 13th, 2006

Nobel Barış Ödülü Muhammed Yunus’un

FST Ekim 13th, 2006

muhammedyunus.jpgNobel Barış ödülünü Bangladeşli ekonomi profesörü Muhammed Yunus almış. Muhammed Yunus mikro kredi ile azgelişmş ülkelerde açlıkla pençeleşen insanlara, özellikle fukara kadınlara imkanlar sunan bir bankanın kurucusu. 1976 yılında 27 doları 40 kadına vermekle başlattığı çaba bugün yüzlerce ülkede fakirlerin sermayeye ulaşabilmesine imkan sağlıyor. Ömrünü bu işe vakfeden profesör Yunus’u bu vesileyle hatırlatmak istedim. Kendisi ve çalışmalarıyla ilgili Grameen sitesinden bilgi bulabilirsiniz. Türkçeye çevrilen kitabını da okumanızı tavsiye ederim, herhalde yeni baskısı artık yapılacaktır.

Sağda Yeni Oluşum (Lütfen Gülmeyi Kesin, Ayıp Oluyor)

FST Ekim 13th, 2006

alimufit.jpgSağda, solda, şurda burda yeni oluşumlarla AKP’nin önü kesilmeye çalışılırken gözümden kaçan isimler olabiliyor, anmamak ayıp olur. Bunlardan biri de Ali Müfit Gürtuna. Kendisi Turkuaz Hareketi ile yeni bir partileşme çabası içinde iken hanımı da başörtülülere şapka tasarlayarak gündeme gelmişti, hatırlayan çıkar. Bugün okuduğum haberde sağın liderliğine “oynayan” Mesut Yılmaz’ın böbrek taşı kırdırmaya Almanya’ya gitmeden önce Ali Müfit Gürtuna ile görüştüğünden bahsediliyor. Ali Müfit Bey ve hareketi ile ilgili yeni bir yazı yazmama gerek yok, geçtiğimiz aylarda eski bir yazı yazmışım, ortada değişen birşey olmadığı için aynen aktarıyorum.

Turkuaz Hareketi: “Melekler Erkek mi, dişi mi” (Aralık 2005)

İstanbul’da bir dönem belediye başkanlığı yapan Ali Müfit Gürtuna partileşme hazırlığındaki bir harekete öncülük ediyormuş. Turkuaz Hareketi olarak adlandırılan bu hareket Gürtuna’nın ifadesiyle “Esas olan makam mücadelesi değil ülkenin birliği ve Türkiye’yi geleceğe hazırlama mücadelesidir” ilkesine dayanıyormuş. İlginç, ben zaten hiç “Esas olan ülkenin geleceği değil, bu hareketin başkan ve yandaşlarının makam mücadelesidir” diyen bir parti ya da siyasi oluşuma rastlamadım. Herneyse, bir ara hanımı da başörtülüleri kurtarmak için “çağdaş şapka” tasarlayan Ali Müfit Bey İngiltere’ye giderken habere başlık olan şöyle bir laf da etmiş:

[…] Gelecek tehlikede bunu görmemiz gerekiyor. Tıpkı İstanbul’un fethinden önce kentteki papazların ‘melekler dişi midir, erkek midir?’ tartışması yapması gibi bugün Türkiye’de gereksiz yere ‘o kimlik senin-bu kimlik benim, onu ört-bunu örtme, oraya şunu yapalım-buraya bunu yapmayalım’ tarzında Türkiye’nin geleceği adına çok fazla bir şey ifade etmeyen konularla yoğrulup gidiyoruz.”

Demek, “o kimlik senin,bu kimlik benim- onu ört, bunu örtme” Türkiye’nin geleceği için fazla bir şey ifade etmeyen konularmış. Hayret ben de tam tersine Türkiye’nin önündeki en büyük meselenin bunlar olduğunu düşünüyordum. Türkiye’de “Melekler dişi midir” babında tartışmalar oluyor elbette ama bunlar Ali Müfit Gürtuna’nın dikkatini çekmeyen şeyler herhalde. Mesela “Atatürk hangi takımı tutuyordu”, “KKK brövesinde Atatürk resmi niye yok”, “Kesekağıdı yasası kalksın mı”, “Öğretmenevinde içki yasaklanırsa Türk ekonomisi darbe yer mi” gibi konular aklıma geliverenler.

Ali Müfit Bey’e ve Turkuaz Hareketine başarılar dilerim.

Fransa, Ermeniler, Türkler

FST Ekim 13th, 2006

frns.jpgSon günlerdeki Ermeni patırtısında dikkat ediyorum, olaylar ciddi şekilde Fransa aleyhine dönmüş vaziyette. Sosyalist milletvekillerinin bir ölçüde ahmaklık bir ölçüde de Ermeni oylarına dönük hareketi ciddi bir “salaklık” gösterisi haline geldi. Bu işten zararı görecek olan, Türkiye’deki sadık bendelerinin şaşkın bakışları arasında bu işleri beceren sol milliyetçi Fransa ile aç karnını doyurmaya çalışan kuzey komşumuz Ermenistan olacaktır.

Bütün kozlar şu anda Türkiye’nin elinde. 301. madde ayıbını kaldırıp onikiden vurarak yarım aklınca insan hakları öğretmeye kalkanlara bir ders verebilir. Diğer AB ülkelerinde şu anda kısmi bir mahcubiyet yaşayan demokratlara oynanabilir. Kısmen de olsa ekonomik şantajlar da yapabilirse, hele hele Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde inisiyatif üstlenebilirse Ermeni diasporası oyuncağı haline gelen Fransa pisliğe daha çok gömülecektir. Tabii bu arada Cezayir Soykırımı anıtı diktirmek gibi yanlışlara düşmemek gerekiyor. Bu zımnen “biz de soykırım yaptık, siz de, ne haber” diyerek tezin kabulü anlamına gelir.

Tabii burada akılda tutulması gereken nokta rehavete kapılıp Türkiye’deki insan haklarını ayıplarını “bak Fransa’da şöyle imiş” diyerek örtmeye kalkmamak. Bu fırsatı değerlendirip kendi ifade özgürlüğü ayıbımızı da temizlememiz şart.

Ermeni meselesi ile çok yazı yazıldı ben de artık arşivlerde yer almayan bazı değerlendirmeler yaptım. Hala bunların arkasındayım, ortada tanım gereği bir soykırım olmasa bile 1890-1918 arasında gayri müslim azınlıklar ve özellikle Ermenilere dönük bilinçli bir dışlama politikası izlenmiştir. Bu işin tarihçilere bırakılması lafı kaçak güreşmek demektir. Türk, Kürt ve Ermenilerin bu tarihlerde bulaştığı pislik çok, mızrak çuvala sığmaz.

Bugün Ermeni meselesinde iş gelip “Ermeniler giderken arkalarında bıraktıkları mal ve mülkü torunları geri ister mi, tazminat ödemek gerekir mi” noktasında düğümlenmektedir. Kirkor emminin malına konan Kayserili, Çorumlu eşraf hesabı. Yoksa işin insani boyutunun kimsenin umurunda olduğunu zannetmiyorum. Para meselesi olmasa bizimkiler çoktan işi İttihat Terakkinin üstüne yıkar, biz yeni bir ülkeyiz, ne yapalım, olan olmuş derlerdi.

Kısaca, bence Türkiye’nin eli hiç ummadığı şekilde güçlenmiştir, fazla saldırgan milliyetçi tavırlara girilmeden akıllıca süreç yönetilebilirse önümüzdeki dönemde bu işten fukara Ermenistan ve Azerbaycan ile Türkiye kazançlı çıkacaktır.

Eski Fransa Yazıları: Fransa 1, Fransa 2

(Konuyla ilgili Müzmin Anonim kısmen daha AB odaklı bir yazı yazmış, okunması gerekir. Bunun iki sebebi var, birincisi yazı gerçekçi ve isabetli noktalara işaret ediyor, ikincisi ilk defa siyasi bir konuda Müzmin Beyin ne söylediğini -kendi adıma konuşuyorum- açık ve net anlayabildiğimi zannediyorum.)

Tebrikler Orhan Pamuk

FST Ekim 13th, 2006

op2.jpgNobel Edebiyat ödülünü kazanan Orhan Pamuk’u tebrik ederim. İkinci bir tebrik de “kakofoni” erbabının kuru gürültüsünü, şamatasını hiçe sayarak Orhan Pamuk’u  tebrik eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül için. Beş para etmez, kıytırık başarılar için yeri göğü yıkarken Nobel ödülünü bir Türk vatandaşı kazandığında görmezden gelmeye kalkanlara da yazıklar olsun. Bakalım Özdemir İnce Fransa’dan saçma sapan bir şiir ödülü aldı diye namına özel kokteyller tertipleyen Paris Türk Büyükelçiliği Orhan Pamuk için de bir organize yapacak mı.

Kapat
E-posta ile paylaş