Thor

FST 19 Ekim 2006

Başbakanın hastane önünde arabada kilitli kalması üzerine gelişen olaylar malum. Taş, tuğla gibi geleneksel kırma yöntemleriyle cama güç yetirilemeyince yandaki inşaata müracaatla önce bir keserle şans denenmiş. Keserin tersi de zırhlı araca işlemeyince iş balyoza düşmüş. Hasan isimli bir inşaat kalfası balyoz gücüyle camı kırıp başbakanı kurtarmış, olaylar da böylece gelişmiş. Bu hikaye bana Marvel Comics’in ünlü kahramanı yıldırım tanrısı Thor’u hatırlattı bir anda. Aslında Thor’u hatırlamamda olaydan ziyade bir AKP milletvekilinin para ödeyerek inşaat ustasından çekici satın alması ve bu çekiçle bir resim çektirmesi oldu. Habere göre Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek’in çekici alma macerası şöyle yaşanmış:

Balyozu Güven Hastanesi’nin yanındaki inşaattan alarak Meclis’teki makam odasına getiren Berdibek, “Osmanlı tuğrası gibi bunu da ömrüm boyunca evimin özel bir köşesinde saklayacağım.” dedi.

Başbakan’ın yaşadıklarına çok üzüldüğünü ifade eden Berdibek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü Başbakan’ı Allah korusun büyük bir felaketten döndü. Bu olay kırsalda olsa o cam kırılamazdı. Balyozla zor kırılmış. Balyozun da sapı çatlamış.” dedi.

Balyoza verdiği parayı “uygun olmaz” diyerek açıklamayan Berdibek, evinin özel bir köşesinde muhafaza edeceğini kaydetti. Berdibek, “Başbakan’ımız isterse ona veririm. Onun dışında kimseye vermeyip saklayacağım.” ifadelerini kullandı.

Başbakan bu balyozu ister mi, bu olayda yalakalık etkisi var mı, varsa katsayısı kaç orasını bilemem ama yıldırım tanrısı Thor’un milletvekilinin pozuna bakarak “senelerdir çizgi roman dergilerinde, filmlerde oynarım, şöyle bir poz veremedim” diye imrendiğine, hatta dizlerini dövdüğüne eminim. Marvel Comics yerine olsam hemen 2007 yılında bir “Thor Zırhlı Mercedese Karşı” filmi çekimine başlar Feyzi Berdibek’i de başrole çıkarırım. Elbette filmde resimdeki çekicin kullanılması kaydıyla.

Bir önerim de çekicin Topkapı Sarayı kutsal emanetler bölümüne hediye edilmesi, zira “evimin bir köşesinde saklayacağım” iddiasına evin hanımı “at şu tozlu pis şeyi, evde balyoz mu olurmuş” şeklinde itiraz edebilir. Bilmem İlber Ortaylı bu işe ne der.

(Thor’un yeni versiyonunu Türkler de çekebilir, şöyle bir senaryo önerebilirim)

Thor Ankara’da

Thor babası Odin’i aramak için dünyaya iner, Odin’in bir iş takibi için Ankara’da olduğunu öğrenir. Ankara’ya gelen Thor bir hastene önünde olayı seyreden kalabalığa rastlar, otomobilde kilitli kalmış bir başbakan olduğu ve şoförün de kayınçosunun tayiniyle ilgili bir görüşme sebebiyle orada bulunmadığını öğrenir.

O esnada çevredeki esnaf, bazı bakanlar, doktorlar ve vatandaş taş, demir, keser gibi şeylerle camı kırmaya çalışmaktadır. Thor bir nara ile duruma müdahale eder, çekilmemekte direnen bir bakan ile milletvekilini de yıldırımla çarpmak suretiyle bertaraf ettikten sonra ya Allah diyerek cama yüklenir. Otomobilden başbakanı kurtarır ve yıldırım hızıyla acil servise yönlenir.

Geri döndüğünde alkışlanmayı bekleyen Thor iki trafik polisi ve bir maliyecinin “devlet malına zarar vermekten” kendisine tutanak tuttuklarını fark eder. Cezaya itiraz etmeye çalışan Thor’a bir koruma kafa atmaya çalışır. Thor “yetti ulan” diyerek kalabalığı yıldırım ve balyoz darbeleriyle dağıtır, hastane ve Ankara’yı da ışınlayıp yok eder. Göğe doğru kaçarken babası Odin’i de yok ettiğini fark eder ama dünyayı büyük bir felaketten kurtarmanın verdiği huzur içindedir.

Daha sonra sahneye ölümsüz baraj ve yoğurt tanrısı Süleyman Demirel çıkar, kainatın hakimini halkın seçmesi gereğinden söz ederken artık dayanamayacağını anlayan Thor can havliyle yıldırımı kendi kendine yönlendirir, balyozuyla intihar eder. Marvel Comics Süleyman Demirel’e dava açar, devreye Örümcek Adam, Batman, Hulk ve Cüneyt Arkın girer, olaylar gelişir.)

Popularity: 15% [?]

30 Yorum

  1. Manhem - 19 Eki 2006 - 12:16 pm

    Üstadım çok yerinde düşünmüşsünüz. Lakin bu bir flim değil dizi olur. Sezon sezon keyifle izlenir, hiç de baymaz. Zira Thor, Ankara’yı yok eder etmez yerine asker yenisini kurar, yeni maceralarda işin içine daha fazla entrika, kuvvet dengesi, diğer bürokratik kesimler ve bazı STK’lar da girer. Tadından yenmez. Bence hemen bir yapımcı ile görüşmelere başlayalım. Bu müthiş rantı Şaşmaz Kardeşler’e bırakmayalım.

  2. izlenimler - 19 Eki 2006 - 12:53 pm

    Şimdi bana da ciddi bir proje gibi göründü. Ne yapalım ki sinemadan, TV’den hiç anlamam, bu alemde tanıdığım kimse de yok. Grafik işinden de anlamam, anlasam Süleyman Demirel ile Thor yahut Örümcek adamı kapıştırabilirdim. Bu arada dizi Batman ile Robin’in taksitle TOKİ’den ev alması üzerine gelişen olaylarla da devam edebilir.

  3. Fatih Dai - 19 Eki 2006 - 4:06 pm

    “SD versus Thor” filmi çok tutar. Ama filmde SD’nin baskın olması kaçınılmaz olur. Hem x-yoğurt ışınları hem de rakibinin kafasını karıştıracak anlamlı(!) cümleleri ile fazla güçlü oluyor. Rakibi saf saf bakarken, SD, o sırada Güniz Sokak’ta dönen kütüphanesinin çıkartığı gıcırtıları yok etmek için bağlantı yerlerini yağlıyor olacaktır. Bence Kahramanlar normal işlerine geri dönmeli.

  4. izlenimler - 19 Eki 2006 - 4:51 pm

    Bence Kahramanlar normal işlerine geri dönmeli.

    Türkiye’de fazla tutunabileceklerini zannetmiyorum zaten, X Men artı kahramanlar bir araya gelse Demirel tümünü semizotu niyetine yoğurtun içine katık yapıp tüketir. Hele hele kendisine AKP’li Picasso ve Thor, Mesut Yılmaz, Ali Müfit Gürtuna, Rahşan Ecevit, bilcümle CHP ve Ulusalcı ekip de yardım ederse bu “oluşuma” cenabı Allahtan başka kimsenin gücü yetmez.

  5. Gökberk Can - 19 Eki 2006 - 5:23 pm

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü Başbakan’ı Allah korusun büyük bir felaketten döndü. Bu olay kırsalda olsa o cam kırılamazdı. Balyozla zor kırılmış. Balyozun da sapı çatlamış.

  6. Bulent Murtezaoglu - 19 Eki 2006 - 7:17 pm

    Bu mukaddes emaneti muhafaza eden beyefendinin yuzundeki devlet ciddiyeti de sayani takdirdir tabii. Mubarek balyoz dogru ellerde, bu konuda musterih olabiliriz. Acaba beyefendi balyozu ziyaret etmek isteyenler icin bir defter bulundurmayi da dusunur mu?

  7. Muzmin Anonim - 19 Eki 2006 - 7:57 pm

    Beyler, [*]

    Farkli bir sey soylemegi bu kadar zorlastirmaniz hic de hos degil.

    Fakat, benim dikkatimi ceken baska bir sey var: Ben bugune kadar, bu kadar, kolay hasta olan, bu kadar da sIk bunu haber yapan bir basbakan gormedim, duymadim.

    Hipoglisemi denilen zimbirti oyle at deve degil –hayati bir tehlikesinin de oldugunu ilk defa duyuyorum.

    Nereden mi biliyorum [bu soruyu soracak densizin alnini karislarim, ama, olur ya :) ] benim cok yakinim olan birisi hipoglisemi teshis edilmisti. Daha once duydugum bir sey degildi. Once gittim doktoru ;le epeyi konustum. Tatmin olmadim, ardindan bir is seyahati icin ABD’ye yolum dustu. Bir hafta kadar bos zamanim oldu. O bir haftayi bir universitenin pek de zengin olan kutuphanesinde sirf o konuyu okumakla gecirdim [evet, benim bu tur salakliklarim bilinir]. Bu 10 sene kadar onceydi.

    Hatirladigim kadariyla, kisaca aciklayayim: Hipoglisemi, insulin hormonu ile onu dengeleyen adrenalin hormonun uyumu kaybetmesidir.

    Ornek vermek daha iyi:

    Bir oda dusunun, icinde sadece sogutma amacli bir klima olsun. Bir de elektrik sobasi. Odanin sicakligini da, her iki cihazda da 22 dereceye ayarlamis olun.

    Klimanin termostati dogru calismiyor sa, oda sicakligi 22C’nin altina inse bile bir muddet daha odayi sogutmaga ugrasir. Bu arada, soba da isitmaga.

    O sirada, oda sicakligi bir salinima girer.

    Hipoglisemi –benim bildigim kadariyla– budur. Ve, en extreme haller haric– hayati bir tehlikesi yoktur.

    Bu durumda, nedir basbakanin ikide bir beli, sekeri, surasi burasi diye hastaneye yatmasinin arkasindaki hikmet?

    Gencliginde de spor yapmis bir kisi icin ben bunu enteresan buluyorum.

    [*: Buraya hanimlarin yazmadigi –hatta ugramadigi– artik tescilli oldugundan, gonul rahatligi bu tur ifadeler kullanabiliyorum :)]

  8. Muzmin Anonim - 19 Eki 2006 - 8:00 pm

    Meraklisina not: Kabaca tarif ettigim seyin teknikcesi ‘hysteresis’tir, Yani, salinim hali (instability) her iki ucta da gorulur.

  9. hzhubble - 19 Eki 2006 - 8:39 pm

    Nuray Mert daha önce Haysiyet.com’da yazdığı bir yazıyı buraya “balyozlamayı” daha münasip gördüm (Başbakan’ın Harfleri). Başbakan’a acil şifalar diliyorum. Ama yine de o balyoz konusu, kutsal emanetlerle, gözünü sevdiğimin Kundera’sının (Nobel 2007 runner-up) “totaliter kitsch” dediği şey arasında bir yerlerde duruyor, ona göre.

  10. Bulent Murtezaoglu - 19 Eki 2006 - 9:04 pm

    Haysiyet.com’un yayin ilkesi ‘ne gıdaa penecere o gıdaa faide’ oldugundan herhalde, link tam olmamis. Hzhubble’in kastettigi yazi su: Harfler Erdoğan’ı Anlatıyor. (Yazinin altinda da Beki’nin cevabi, Mert’in cevaba cevabi linkli. Benim anladigim kadariyla bu Akif Beki simdi basbakanlik sozcusu olan Akif Beki).

    Bu arada alakasi yok ama aklimdayken soyleyeyim. Fethi beyin rakami mubarek olduguna inanmayanin sosyal Darwinist sayilacagi 19, Muzmin beyinki ise kainatin sirri olan 42′dir. Cumhurbaskanliginin da netle iliskiler muduru diye bir yardimci makama cok yakinda ihtiyaci olacaktir.

  11. Muzmin Anonim - 19 Eki 2006 - 9:30 pm

    42 sir degil ki. 42 cevaptir. Sir olan sorudur.

  12. Bulent Murtezaoglu - 19 Eki 2006 - 9:32 pm

    Yalakaligi da duzgun yapamadim, desenize?

  13. Suat Öztürk - 20 Eki 2006 - 3:33 am

    Salih Memecan üç gündür balyoz olayını epey güzel işliyor.

    Mutlaka bakın derim:

    http://www.sabah.com.tr/2006/10/18/biz101-1.html

    http://www.sabah.com.tr/2006/10/19/biz101-1.html

    http://www.sabah.com.tr/biz101.html

  14. candan - 20 Eki 2006 - 3:41 am

    destur bismillah!

    Müzmin Bey’in blogundaki serzenişleri gördükten sonra buraya uğramayı kendime borç bilmiştim de gelmek ancak kısmet oldu. insanın önce ayağı alışacak tabi, sonra ortamı sevecek, sonra bakacak dişine dokunur bir mevzu var mı, yoksa yine erkekler kendi aralarında ”yüksek kahve muhabbeti” mi yapıyorlar..

    bu konuyu ben yazacaktım nasip olmadı, işte o yüzden gelmiş bulunuyorum. kendim yazmış kadar oldum.benim yazımın başlığı şöyle olacaktı: ”akıllı ajitasyon”. olsun, farklı başlık, göz çıkarmaz.
    haberi dinlerken beni bir gülme krizi tutmuştu ne yalan söyleyeyim :) yâni bana günlük hayatta çok sık olan bir şey, demek başbakan olunca ölüm kalım meselesi olabiliyormuş. efendim yakınında olsaydım, ağzına bir parça şeker atardım, -günahı da benim boynuma- der, geçerdim. bence sayın başbakan az az ve sık yemeli ki; bayılacak başka rahatsızlıklar da çıktığında zorluk çekmesin. ha bir de akıllı araçlara bineceğine, yanında 1 adet akıllı söför bulundurması da elzemdir. yoksa böylesi gülünç manzaralara meydan vermesi ve bir çizgi roman kahramanı olması işten bile değildir.

    neyse, siftah bizden bereketi Allah’tan.. yine bir magazin programında görüşmek dileğiyle, hoşçakalınız efendim :)

  15. Muzmin Anonim - 20 Eki 2006 - 10:21 am

    Yalakaligi da duzgun yapamadim, desenize?

    Ne alakasi var.. Ben o sirri sizin bildiginize eminim, ama, sirrin ne oldugunu bilmiyorum.

    Olta attim, hani, belki agzinizdan kacar.. Ama yenmedi tabii.

  16. izlenimler - 20 Eki 2006 - 10:47 am

    Bülent Bey,

    19 mucizesinin sırrı nedir, yazıdan birşey anlamadım. Ömer Çelakıl ile uğraştırmayıp esrarı siz çözerseniz daha iyi olur.

  17. kubilay - 20 Eki 2006 - 12:39 pm

    :) balyoz-u şerif…

  18. Muzmin Anonim - 20 Eki 2006 - 12:50 pm

    19 mucizesinin sırrı kolay. Cenk Koray’i filan hatirlayin yeter.

    42 oyle degil.

  19. izlenimler - 20 Eki 2006 - 1:18 pm

    Müzmin Bey,

    19 konusunun o tarafını az çok bilirim de, kendimle olan bağlantısını çıkaramadım. 42 de ilginç birşey galiba, Konya’nın plaka numarası olma dışında ne özelliği var, bakalım Bülent bey merakımı giderecek mi?

  20. blue - 20 Eki 2006 - 2:14 pm

    Dün başbakanın koruması olan arkadaşımdan gerekli bilgileri aldım. “Nedir bu balta meselesi?” deyince yanındaki arkadaşlarıyla beraber alındılar. Balta değil, balyozmuş. Ben şöförü kastetmiştim halbuki. Korumalara çok yükleniyorlar. Halbuki şöför koruma değil, bir sivilmiş. Detayını önümüzdeki günlerde öğreneceğim ama olay hakkaten vahim. Allahtan camlar yine balyozla kırılabiliyor. Bir de hiç kırılamadığını düşünün mesela. İnşaattan demir testeresi alıp mı çıkartırlardı, arabayı sanayiye mi çekerlerdi bilmiyorum. Olay BALTALI İLAH yerine TESTERE 3 veya KRİKO senaryoları şekline de dönüşebilirdi, buna da şükür.
    Ben bir de bu olayın şöförün daha önce de yaptığı bir vurdumduymazlık olup olmadığını merak ediyorum. Hani başbakan hasta oldu da, şöförün kazmalığından haberimiz oldu. Acaba daha önce de şöför kapıyı kilitleyip sonra içeriden başbakan mı açıyordu acaba? Kanka vaziyeti yani. İdare et abicim kendinden kitleniyor işte durumları…
    Balyoz’un hatıra olarak alınması konusuna gelince, bu konuyu ilerletmek gerektiğini düşünüyorum. Küçük balyoz anahtarlıklar, balyoz rozetleri ve kravat iğneleri yapılmalı. Balyoz fiyatlarına zam yapılmalıdır. TDK sözlüğünde Balyoz karşılığına; yeni işlevi olan başbakan kurtarmak eklenmelidir.
    Bir de koruma arkadaşıma öneride bulunacağım. Bundan sonra arabayı kapıları açık bırakarak sürsünler. Ya da her ihtimale karşı başbakan tarafındaki camı açık bıraksınlar. Arabada da çekme halatı ve ceset torbası yanında mutlaka balyoz bulundursunlar.
    Bir de Mercedes’i dava etsinler. Güvenlik kitapçığında içeride adam bırakmayın diye bir öneri yoksa kafadan milyon doları alırlar vallahi.

  21. izlenimler - 20 Eki 2006 - 2:22 pm

    Candan,

    Müzmin Bey’in blogundaki serzenişleri gördükten sonra buraya uğramayı kendime borç bilmiştim de gelmek ancak kısmet oldu. insanın önce ayağı alışacak tabi, sonra ortamı sevecek, sonra bakacak dişine dokunur bir mevzu var mı, yoksa yine erkekler kendi aralarında ‘’yüksek kahve muhabbeti’’ mi yapıyorlar..

    İnşallah muhabbet düzeyinin kahveyi yakalama noktasına dahi varmadığını görünce “bu son olsun” dememişsinizdir. Bakın burada bir başbakanın sağlık durumu her açıdan inceleniyor. Müzmin Bey ABD’de edindiği bilgileri paylaşırken, Bülent Bey işe metafizik boyuttan katkıda bulunuyor. Kimimiz konunun sinemaya aktarılmasını tartışırken, bazılarımız küçük balyoz anahtarlıkların piyasa sürülmesini teklif ederek işin ekonomik boyutunu gündeme getiriyoruz.

    Hasılı burası böyle bir yer, takdir sizin elbette.

    FST

  22. Bulent Murtezaoglu - 20 Eki 2006 - 3:06 pm

    Fethi bey, soyle desem: http://www.google.com/search?q=hitchhikers+42

  23. Bulent Murtezaoglu - 20 Eki 2006 - 3:13 pm

    Su da olurmus:

    http://www.google.com/search?q=42

    bu Google calisanlarinin marifeti midir yoksa net bunu boyle mi ‘bilir’ simdi cikartamadim.

  24. izlenimler - 20 Eki 2006 - 3:16 pm

    Teşekkürler,

    Aslında Douglas Adams’a ait serinin bir kitabını okumuştum (muhtemelen ilki) 8 sene önce olabilir, demek ki 42 meselesi orada yokmuş, veya var da ben hatırlamıyorum.

    Sır da böylece biraz aralanmış oldu galiba.

  25. Bulent Murtezaoglu - 20 Eki 2006 - 3:39 pm

    Bu arada,

    19 konusunun o tarafını az çok bilirim de, kendimle olan bağlantısını çıkaramadım.

    Efendim, devletin basi olmaya adayliginiz ve evvelce calistigi belli olan mevki kapma metodlari ile ilgili birseydi o. Hzhubble’in linklerine iyice bakiniz. Yahut su bilgilendirici yaziya da bakabilirsiniz. Isim benzerligi yoksa o yazar simdi basdanisman ve basin sozcusu olmus o sayilarin ve harflerin mujdeledigi mubarek insana. Malesef 42 ve 19′dan baska aklima gelen diger anlamli rakam bu baglamda pek isime yaramayacagindan, aranizda mecburen oyle pay ettim.

    Bu arada mukaddes balyoz hakkinda cirkin dedikodular da baslamis: http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=88339

  26. Bulent Murtezaoglu - 20 Eki 2006 - 4:23 pm

    Aaa yukarida Fethi bey balyozla ilgili gelismeleri zaten girdi yapmis, gormemisim kusura bakmayin.

  27. izlenimler - 20 Eki 2006 - 8:34 pm

    Bulent Bey,

    Benim aklima gelen sayilar var mesela 35 ya da 864 gibi. Bunların sırrını bakalım çözen çıkacak mı?

  28. candan - 21 Eki 2006 - 12:40 am

    FST,
    mütevâzi bir yaklaşım olsun diye bu şekilde hitâp ettim af buyurun..yoksa kat’iyyen âdetim değildir.
    ayağımız alışsın istedik emme pek öyle sıcak bir karşılama da göremedik. ya ben yanlış yorumluyorum ya da istenen bu. desturduz da girmedik hâlbuki, olsun herşey insanlar için.

  29. izlenimler - 21 Eki 2006 - 9:12 am

    Candan merhaba,

    Nezaketsizlik yapmışsam kusura bakmayın, ben ekstra bir uygulama yapmamayı daha uygun bulmuştum. Gıyaben başka yerlerde doğrudan olmasa bile tanışıyoruz düşüncesiyle. Böylesi daha samimi olur diye düşünmüştüm ama isabet ettirememişim demek ki.

    Öte yandan yazılarıma (muadil sitelere göre) pek yorum gelmediği gibi kendim de çok yoruma cevap yazmam, yorumcu dostlarımız da bunu anlayışla karşılar. Bunda yazdığım yazıların -istisnalar hariç- herhangi bir soruya cevap aramamasıdır. Başka birşey elimizden gelmediği için ağlanacak halimize gülüyoruz gibi birşey yani.

    Tekrar hoşgeldiniz, selamlar.

  30. BirBilgi - 27 Ara 2007 - 8:29 am

    Sitede emegi gecen herkese tesekkurler

    http://www.1bilgi.com

    Sizleride sitemize bekliyoruz

    Nice yillara…

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş