Mübarek Gece
FST Ekim 21st, 2006
Ramazan ayında halkımızın önemli bir bölümü türbelere koşar. Kimi yatırların yanında sirkeye ekmek banılır, kiminde yerlerde sürünülür, kiminde oraya buraya ip, bez bağlanır, bazı camilerde sakal-ı şerif tavaf edilir, otobüslerle yurt sathında yayılmış olan kesik baş, Ashab-ı Kehf, baba, dede, dayı, amca makamlarına seferler düzenlenir. Bu işlerin ekonomik bir faydası olduğunu inkar etmiyorum. Türbe çevrelerinde sirke, güllü ve gülsüz yasin, amme, tebareke, balona okunup şişirilmiş hazır sureler satanlar yanında otobüs seferleri, hocalara, mezarlık bekçilerine ödenen paralar da ciddi bir ekonomik canlanma göstergesidir. Peki bu türbe, yatır ziyareti merakı halkımızın sadece fukara kesimine mahsus bir özellik midir? Elbette hayır. Hatta tam tersine özellikle Ramazan ayında sosyetede de ciddi bir hareketlilik gözlenir. Özellikle kandil gecelerinde bu iş zirveye ulaşır.
En şık kıyafetlerini giyen bu kesime başlarında yarım örtülmüş bir başörtüsü (dikkat, türban değil) ile Eyüp Sultan’da bolca rastlanabilir. Peki mübarek ayın ve kutsal gecelerin bu bereketinden mankenlerimiz uzak kalabilir mi? Hayır. Ramazan boyunca manken, şarkıcı, dansöz ve artistlerin aslında ne kadar dindar olduklarını magazin programlarından zaten izliyoruz. İşte bu kesimden ünlü mankenlerden bir grup mübarek Kadir Gecesini ihya etmek için İstanbul türbe, cami, tekke ve zaviyelerini ziyaret etmişler. Haberde şöyle yerler var:
[…] Ünlülerin Ramazan şovunun son perdesinde Deniz Akkaya, Tuğba Özay ve Gökhan Özen vardı. Kutsal gecede birlikte türbe ziyaretine giden Özen ve Akkaya, basın mensupları eşliğinde ibadet etti. Adeta koşuya gider gibi giyinen Akkaya, türbe gezme işine gerekli özeni göstermediğini ortaya koydu. Yedi türbe gezen ikili, gazetecilerle adeta köşe kapmaca oynadı.
[…] Merkez Efendi türbesinden sonra Akkaya, Beşiktaş’taki Yahya Efendi türbesine gitti. Sorulan soruları yanıtsız bırakan ünlü manken “Konuşmak istemiyorum, lütfen anlayış gösterin. 6 türbe gezdik, bu yedinci ve sonuncu” demekle yetindi. Mübarek gecede en büyük tepkiyi ise Tuğba Özay topladı. Yahya Efendi türbesinde meslektaşı ve hasmı Deniz Akkaya ile karşılaşan Tuğba Özay, bir anda türbe ziyaretini unuttu ve gazetecilerle röportaja başladı. Özay, aracının içinden gazetecilerle söyleşmeye devam ederken arkasındaki araçları umursamadı bile. Çılgına dönen vatandaşlar, Özay’a “Git şovunu başka yerde yap, trafiği tıkama” diye bağırdı. Özay’ın soruları yanıtladıktan sonra türbeye uğramadan gitmesi ise her şeyi anlatır gibiydi.
Bizim medyaya da yaranılmaz. Haberin yarısı yorum ve iftiradan ibaret. Ben konuya farklı bir noktadan bakıyorum. Manken ve şarkıcılarımız sadece kendileri bu mübarek geceyi ihya etmekle kalmamış, bir alay magazin gazetecisinin de sevaptan pay almalarına imkan sağlamışlar. Sonra topluma örnek olmalarına ne diyelim, bunlar kamuya mal olmuş insanlar. Keşke mankenlerimiz, dansözlerimiz, futbolcularımız daha sık camilerde görünse, hatta kadrolu müezzin ve cemaat olsalar da çocuklarımıza, gençlerimize dinimizi öğretebilmek için Örümcek Adam gibi örümcek kafalılara muhtaç hale gelmesek.
İki gündür süper kahramandı, mankendi derken aklıma şu da geldi. Acaba farzı muhal “Cumhurbaşkanı Sezer Cuma namazını Hacı Bayram’da eda etti, Yaşar Büyükanıt Teravih namazını Kocatepe’de kılıp cemaatle bir süre sohbet etti” gibi haberler mi daha tuhaf yoksa “Örümcek Adam namaza başladı, Demet Akkaya türbe gezdi” türünden şeyler mi? Nedense birinci ihtimal gerçekleşse ikinci durumun Türkiye gündeminden kalkacağına dair bir hissiyat içindeyim.
Gulmesine guluyoruz da, linkten alintilar yapayim:
Laila sakini manken ve şarkıcılar, televole haberi olmak için peşlerine magazincileri takıp türbe türbe dolaştı. Yeteri kadar görüntülendikten sonra da duayı unutup cipine atlayan gitti.
Diye giris yapilmis habere. Devami da hos, bu sefer yukaridaki metinden alinti yapiyorum:
Adeta koşuya gider gibi giyinen Akkaya, türbe gezme işine gerekli özeni göstermediğini ortaya koydu.
Simdi burada iki soru var en az:
Televole’ye haber olmak icin yapilan isin haber olmasi ile Televole’nin bunu haber yapmasi arasinda habercilik acisindan ne fark vardir? Yarin Cumhuriyet gazetesi ‘Televole’ye haber olmak icin yapilan isleri haber yapan gerici basin’ diye bir haber yazarsa habercilik piramidinin ustunde mi altinda mi yer almis olur?
İmam Fethi es-Sipahi, “türbe gezme işine gerekli özen” ve giyim konusunda bize aydinlatici bilgiler verebilir mi acaba? Mesela ne giyilirse gerekli ozen gosterilmis olur?
hayır hayır yanılıyorsunuz izlenim bey,
ikincisi daha medyatik, daha çok reyting getirir,hele varoşlarda:D))))
o zevat bunu yapmışsa bize ne, dansözler ve örümcekler daha ilginç:D
Bülent Bey,
Öncelikle Cumhuriyet ne derse o olur, piramidin istediği yerinde yer almak ona mahsustur.
Fetvanızın cevabı uzun, “Nasıl Türbe Gezilir” şeklinde bir yazı hazırlamam gerekir ki şu anda daha başka bir yazı üzerinde çalıştığım için bayram sonrasına kalacaktır. O zaman da işin tadı kaçar. Ama madem şu günlerde türbeye gitmeye niyetiniz var size bir fetva buluvereyim:
Sual: “Diyarı küfürden darı İslama gelüb, şevk ile kelime-i şahadet çeküp nur-u imana gark olan Örümcek Adam nam fevkalbeşer yiğit henüz adab ve usul bilmedüğünden üzerindeki mahrem yerü gösterür daracık libas ile Üsküdar’da medfun Şeyh Şemsi el Pasaji’nin türbesine varup Fatiha okusa, kabri şerifi öpmeye dursa, ol anda türbede hazır olan bir gayretkeş “bre edepsiz, bu mübarek türbede bu nice kıyafettür” deyu Örümcek Adamı darb eylemeye kast eylese, Örümcek Adam dahi nefsi müdafaa içün ol ademi perakende edip bir ağa asakosa, Örümcek Adama ceza lazım gelir mi?
Cevab: Dini mübini islamda kılık ü kıyafet, kıl ü tüy ile iştigal mahza malayanidir. Nev müslim Örümcek Adam’a bu sebepten takdir ve ziyaret-i Türbenin icab etmediğine dair nasihat kifayet eyler, gayretkeş vatandaşı bila lüzum işlerle iştigalden mütevellit tekdir icab eder. Allahü Alem.
(Fetevayı Fethiyye, Bab-üd Darb-ül Ankebut, Cilt XX13, s.95764)
haşiye:
örümcek adam, nim-hayvan mahlukattan olup, şer’i cezanın nısfı kafidir.(zembilli zekeriya efendi)
:))))
Bu yaziyla benim bazi sorunlarim var. Bunlarin basinda da benim yazmamis olmam gelse de onu sineye cekecegim mecburen.
Fakat, icinde oyle cumleler sarfedilmis ki, elestirdigi seylerden daha vahim yanli sanlamalara yol acabiliyor…
Mesela:
Simdi… bu, matbuat tarikiyla suc duyurusu degilse, acaba nedir?
Ulkenin tedirgin fakat seckin muslumanlarinin bu sekilde topun agzina surulmesinden ne gibi bir fayda umulabilir?
Ayrica, madem ihbar yapilmis, ulkenin savcilari nicin bu dikkate almazlar?..
Goruyorsunuz.. kac tane girift soru cikiyor bir tek cumleden..
Ama, orada bitmiyor ki.. bir de bu cumle var:
Haberdeki soyle yerini bosverelim, burada sarfedilen kelimenin vehametini nasil atlarsiniz? Ne demektir ‘bir grup mankenin Kadir gecesini ihya etmesi’?
Emin olmak icin Ferid Develioglu’nun kiymetli Lugatine basvurdum ve ‘ihya etmek’ ‘diriltmek, canlandirmak, uyandirmak, taze can verircesine kuvvetlendirmek’ filan anlamlarina geliyor..
Simdi soruyorum, ey cemadat-i muslimin, ‘bir grup mankenin Kadir gecesini ihya etmesi’ ne demek oluyor?
Reca ederim, bir dahaki sefere luzumu nispetinde dikkat buyurunuz.
Fethi bey, orumcek adam fetvasini cok begendim, Ramazan bayraminiz mubarek olsun..
Müzmin Bey,
Bu yaziyla benim bazi sorunlarim var.
Nedense hiç şaşırmadım, pardon, şaşırdım ama sadece yorumun gecikmesine
Ne demektir ‘bir grup mankenin Kadir gecesini ihya etmesi’?
Ortalama vatandaşın Kadir gecesinde yaptıklarına bakın, artık rutinleşmiş ibadetler, ziyaretler, kandil simidi şu, bu. Bir yenilik gerekmiyor mu sizce de? Artık sıradanlaşmaya yüz tutan bir mübarek gece, halkın en çok itibar ettiği grup olan mankenler eliyle Türkiye’de ayağa kaldırılmaya çalışıyor. Eşofmanlar, magazin gazetecileri eşliğinde ibadete yeni boyutlar kazandırılıyor. Yeniliğe, çağdaşlığa sevineceğimize “ne demektir” şeklinde sualler tevcih ediyoruz, asıl buna şaşmak gerekmez mi?
Afsina,
Sizin de bayramınızı tebrik ederim.
Selamlar
Fethi bey,
OK. Simdi ciddi..
Sizin –bence– tek sikayet ettiginiz, bunun klasik seremonilerden biraz daha farkli hale geliyor olmasidir –ki, bundan da emin degilim.
Ben seremoninin farklılaşmasından şikayetçi değilim, hatta bu tür vesilelere ortada hiç seremoni kalmama ihtimalinden memnuniyet duyarım. Belki de gidişat o hayırlı yönedir. Yorumunuzdan benim “kandil” gününe önem atfettiğim ama bunun mankenler eliyle bozulmasından rahatsız olduğuma inanmanız gibi bir sonuç çıkardım. Öyle düşünüyorsanız yanlış anlamışsınız demektir.
Bir boş zamanımda dini içerikli (ciddi) bir yazı yazmayı düşünüyorum, belki orada daha detay dokunuruz.
Ben seremoninin farklılaşmasından şikayetçi değilim, hatta bu tür vesilelere ortada hiç seremoni kalmama ihtimalinden memnuniyet duyarım. Belki de gidişat o hayırlı yönedir.
Bu bayram iyimserligi olsa gerek. Boyle bir gidisat gormuyorum ben. Ben gormeyeli bir de kutlu dogum haftasi cikmis. Var miydi boyle birsey 70lerde? (Afis asmaktan baska ne yapiliyor bilmiyorum, var midir bunun da seremonisi?) Boyle oluyor bu isler, mesela sadece anneler gunu diye birsey vardi ben kucukken ama babalar gunu sonradan cikti. Yahut ben oyle hatirliyorum. Tabii simdi sevgili gunu bilmemne de ithal olmus. Insanlara mani olacak halim yok tabii de azcik pazarlama pompalaninca ‘evet bu gun onemli bir gundur, soyle yapmak lazimdir’ diye bu kadar kolay inanilmasi hosuma gitmiyor.
Fethi bey,
‘..dan dolayi rahatsiz’ oldugunuzu ihsas etmis gibi duruyorsa yanlis olmus. Bana ilginc gelen bir seylere temas etmek istedim.
Bunlardan birisi de, zaman icinde ‘pekala hale yola konan’ dinsel seremonilerdir. Bu seremonilerin konunun ozunden fersah fersah uzaklasma anlamina geldigini bildigi halde, ‘din sevadlisi’ camiamizin buna azicik ses cikarip kendi kapilarinin onunu temizlemek konusunda hic bir sey yapmiyor oluslarina temas etmek istemistim.
Baska bir deyisle, ozuyle ilgili pek de dise dokunur seyler yapilMAmakta, buna karsilik sekilci, gorsel ve hatta ticari gayelerle her turlu degisiklik din adina yapilabilmektedir.
Bunun tek merkezden, teammuden ve kapsamli halde organize oldugunu soylemiyorum; ama, etrafiniza baktiginizda cikaracaginiz sonuc bence budur.
Bir baska ornek de, mezarlar ve defin seremonileri olabilir.. Musluman mezarinin –benim bildiigm kadariyla– bir kefenden baska herhangi bir seye ihtiyaci yoktur; ve satafatli olmasi ozellikle istenmemistir. Resim, heykel ve muzik yasagi cizgisinde..
Peki, eldeki buna uyuyor mu?
Ne gezer..
Birakin siradan insanlari, birer din alimi oldugunu soylediklerimizin mezarlari turbe, onlarin anma torenleri de –kendinizi kaptirmaksizin bakarsaniz– yari-tapinma ayinlerine donusmustur..
Bu ayinler, bu kisilerin –kendi sagliklarinda hic iddia etmedigi– bir kutsalliga da donusmus, ortalik azam ve hazretten gecilmez olmustur. Bunlarin herhangi birisinin dedikleri hakkinda iki kelime ederseniz, basiniza cullanan cok sayida ‘gonul baglisi’ cikar..
Ilginctir ki, ayni tondaki kelimeleri, bu sahislar yerine, dogrudan din ve Allah hakkinda soylerseniz, kimsenin pek de anlamli bir tepkisi olmaz…
Birinci kategorideki tepkileri cok anlamli buluyorum, dolayisi ile ikincilerin de olcek cinsinden artirilip sergilenmesini oneriyor degilim; ama, aradaki tezadi fark da tabii ki dikkatimi cekiyor.
Merakla bekliyor olacagim. fakat, nedense, icinde konunun ozune deginen eok fazla bir sey bulamayacagimi da dusunmeden edemiyorum. Fincancilarin huzuruna halel getirmek hos olmayacaktir.
Aradan bayağı zaman geçti ama ben daha yeni okumaktayım. Bütün bu yazılanlar bana şunu hatırlattı: Biri ile batıl itikatlar konusunda konuşuyorduk. Ben öyle şeylere inanmam dedi. Ama Hz. Yuşa’ya inanırsın dedim. Evet inanırım dedi. Ben de bu ne perhiz ne turşu ( pardon o öyle değildi!!) dedim bunun üzerine. Allaha inanmak için araya birini koyup, türbeye giden uzun ince yollar arşınlanıp, el yüz sürmeler mi gerekli, bi söylediğin bi diğerini tutsa gam yemicem dedim ama dediğimle kaldım anlayacağınız gibi ki bu konular beni aşar araya birilerini koymaya da ben razı olamayacağıma göre fazla da konuşmaya gerek yoktur. Umarım konuyla da bi alakası olmuştur der giderim…