Seçime Doğru-II: Bir Teklif ve Yeni Oluşum

FST 21 Ekim 2006

cphp1.JPGGeçenlerde bir yazımda BTP ile Genç Parti arasında tereddütlü olduğumu, vatana hizmet yolunda bunlardan hangisinin kasası sağlam, pardon projesi sağlam ise orada bir nefer olarak hizmet edeceğimi beyan etmiştim. Bazı dostlar “abi sen neden bir parti kurmuyorsun, bak herkes vatana hizmet için yarışıyor, Ali Müfit Gürtuna da meydana iniyor” diyerek kafamı karıştırdıklarında bir müddet sakalımı sıvazlayıp düşünmedim değil. Bu duygu ve düşünceler içinde iken dost ve kardeş blog Ekonomi Türk’e yolum düştüğünde çok ciddi bir teklif ve proje ile karşılaştım. Orada yeni bir siyasi oluşumdan söz edilirken projenin uygulanması sürecinin başına benim geçmemin uygun olacağından bahsediliyordu.

Ekonomi Türk site sorumlusu Ekonomix beye iki sebepten teşekkürü borç bilirim. Öncelikle yurtdışında bulunmalarına rağmen ülke meselelerine bigane kalmamaları çok anlamlı. Bir de beyin göçü var, yetenekli gençlerimiz burada para verilmediği yahut adam yerine konulmadığı için dışarıyı tercih ediyor denir. Bakın, memleket sevdası bu gençleri ne güzel arayışlara itiyor. İkinci sebep bu tür şerefli bir görev için beni uygun görmeleri. Her Türk vatandaşı gibi ben de kendi çıkarını değil vatanın, milletin, yetimin çıkarını düşünen bir aciz nefer olduğumdan ve “Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin, Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten” ilkesini benimsediğimden (biraz da şerefsiz denmesin diye) bu görevi derhal kabul ettim. Kendileri partiye çoğunu benim de zaten düşündüğüm birçok fikirden müteşekkil bir program uygun görmüşler. Şöyle yaratıcı yerler var:

[…] Bu siyasi partinin sadece bir tane stratejisi olacak. Bu parti tek basina iktidara geldigi takdirde devlete tam tamina 5 milyon yeni devlet memuru alarak hem acik issizlik hem de gizli issizlik problemini cozmeyi vaad edecek.

[…] Ekonominin basina Gungor Uras’i getirip verdigimiz reel faizleri sifira indirerek her sene faize verdigimiz 40-50 milyar YTL civarindaki paralar 5 milyonluk istihdamin finansmanini rahatlikla saglayacaktir. Bunun yaninda sicak para ulkemizden kacacagi icin doviz kurunda bir “duzeltme” yasanacak ve Turk lirasi yeniden yabanci ulkelerle ticarette rekabet edebilir bir seviyeye gelecektir.

[…] Ozetleyecek olursak, projemiz hem issizligi, hem cari acigi cozmekte, gelir dagilimini yoksullar lehine duzeltmekte, ve ulkemizin yillardir kanini emen yabanci sermayeye hakettigi cevabi da vermektedir. Nihayet halkin yaninda olan ve halkin konustugu dili konusan bir parti geliyor: Populist Parti.

Evet, arkadaşlarımız beni projesini şimdilik bu şekilde oluşturdukları Popülist Partinin başında görmeyi arzu ediyorlar. Öncelikle kendilerinin halkçı yaklaşımını ben de benimsediğim için ana ilkelerde bir problem yaşayacağımızı zannetmiyorum. Yalnız yurt dışında olmanın getirdiği bazı dezavantajlardan dolayı programda eksik yerler kalmış, ben projeyi biraz geliştirdim ve olgunlaştırdım. Bir defa bizim halkımız öyle nazik, ince mesajlardan pek hoşlanmaz, “sert” mesajlara prim verir. Sonra, partinin ismi de biraz kısa olmuş, Cumhuriyetçi Popülist Halk Partisi daha münasip olur. Logoyu da oluşturdum, herhalde beğenilmiştir.

Şimdi size geçenlerde adını açıklayamayacağım bir medya kuruluşundan başyazarla gerçekleşen mülakatımı aktaracağım. Burada partimizin programının detaylarını anahatlarıyla bulacaksınız. Sizden gelecek tepkilere göre Ekonomi Türk ile de istişare ederek partinin son şeklini oluşturarak meydanlara ineceğim. İl, ilçe, belde teşkilatı adaylıkları müracaatları ve muhtelif masraflar için bağışlar konusunda benimle temasa geçebilirsiniz.

Kuruluş aşamasındaki CPHP önderlerinden FST ile yapılan görüşme.

Partinizin işsizlik, enflasyon, döviz, daha genel ifade edersek cari açık gibi ekonomik konulara bakışı nasıldır?

İşsizlik ülkemizin en önemli problemidir. Bu sebeple iktidara geldiğimizin ertesinde tüm işsizleri devlet memuru yapacağız. Memur olma önündeki sınavları da kaldıracağız. Tüm yeni doğanlara bir memur kartı vereceğiz. Özel sektöre de çağrıda bulunup işyerlerini kapatmalarını söyleyeceğiz. Nasıl olsa devletimizin herkesi alacak kadro imkanı mevcut. Hatta tüm kamu işçilerini de memur kadrosuna geçireceğiz. Böylelikle işçi sınıfı ortadan kalkacak, devlet ve memuru bütünleşecek, ezeli sömürü problemi nihayet bulacaktır.

Ama bu söylediğiniz sosyalist bir ekonomik modeli çağrıştırıyor gibi…

Asla. Biz halkımız neyi isterse o görüşteniz. Bizim halkımızın yüzde 60-70′i dindardır, sağa meyillidir. Bu kitleye öldürsen sosyalizmi sevdiremezsin. Halbuki hepsi devletten geçinmeye teşnedir, istediklerinin adını koymazlar. Sosyalizmi, sevmezler dedim ama kapitalizmi severler de demedim. Onun için ideoloji ve isim bizim için önemsiz bir ayrıntıdır, biz halkın partisi olacağız. Yüzde 60-70 bize fevkalade yeter. Kahrolsun dinsiz komünistler ve kan emici kapitalistler.

Peki işyerleri kapanırsa, işçiler de memura dönüştüğü halde sosyalist ekonomi de olmayacaksa üretim nasıl yapılacak, çark nasıl dönecek?

Bizim iktidarımızda kimsenin çalışmasına gerek olmayacak. Zaten memurlukta esas olan çalışmak değildir. Bazı kendini bilmezlere bakmayın siz. Peki neden gerek olmayacak? Çünkü bizde tüm kainata yetecek yeraltı kaynağı var. Çıkaracağız Bor, Neptünyüm, Osmiyum, Petrolü, dayayacağız dış piyasalara. Hatta periyodik cetvelde keşfedilmemiş ne kadar maden varsa hepsinin Türkiye’de olduğunu, tümünün üzerinin çimentoyla kapatıldığını da biliyoruz. Daha yerüstü kaynaklarını, fındık, fıstık, cevizi saymadım. Bunu bilmeyenler AB uşağıdır, Soros köpeğidir.

Coştunuz, ekonomiye dönsek…

Evet, ne diyorduk, işte bu madenleri satarak ilk yılda 100 Trilyon dolarlık bir GSMH’ye ulaşacağız ki, kişi başına 1.5 Milyon dolar eder.

Çok ikna edici, peki ya yabancılar maden almak istemezse, dünyada bu kadar maden ihtiyacı yoksa?

Almak istemeyen AB uşağıdır. Diyelim ki almadı, kişi başına gelirimizi arttırmak için para basacağız. Hesap ortada. Bu kağıt ve mürekkep işidir. Böylece enflasyonu da durduracağız. Herkese para verilince talep artacak, üretim arttıkça mal almak isteyenlere daha çok para basıp vereceğiz. Üretici işçisine sınırsız ücret verebilecek. Hem üreten hem de tüketen zengin olacak. “Cari” ve “açık” kelimelerini lügatlerde yasayla silerek cari açığı da sonlandıracağız. Ülke cennete dönecek.

Anladım. Peki huri kızları, amaan, eğitim ve sağlık konusunda politikanız nedir?

Eğitim bir ulusun yükselmesi için temel şarttır. Türkiye laiktir, demokrattır. Eğitim hizmetleri her bir Türk gencini birer cengavere dönüştürecek bir devlet eğitimidir. Sabahları Ant okunurken Mehter çalacak, kös vuracaktır. Öğrencilere bedava pide arası kavurma, şerbet dağıtılacak, cenk oyunları öğretilecektir. Sağlık hizmetleri koşulsuz, kayıtsız, şartsız, şurtsuz devlet tarafından ücretsiz verilecektir. Ücretli verilse de fark etmez, zaten herkesin kum gibi parası olacak. Dileyen versin, dileyen vermesin.

Yalnız sağlık alanında ilaç ve ekipmanın dışarıdan ithali söz konusu değil mi? Yabancı para da basacak mısınız?

Bizim devrimizde ithalat yoktur, ülke dışına çıkış da külliyen yasaklanacaktır. (Soru sorarken gülmemek için kendinizi sıktığınız gözümden kaçmadı ya neyse, sonra görüşürüz). İlaçları Türk usül ve geleneklerine göre Şifalı Bitkiler ve Emraz kitaplarından formüle edeceğiz, tıbbi cihazları da yabancıların örneklerine bakarak Ostim, İkitelli gibi sanayi sitelerinde yaptıracağız. Artık sömürüye son, biz kendi kendimize yeteriz. Kahrolsun IMF. ABD defol.

ABD defol dediniz ama ABD ile birlikte NATO ülkesiyiz, NATO’dan çıkacak mısınız?

NATO’dan da, CENTO’dan da, ILO’dan da, NASA’dan da, UFO’dan da, kısaca tüm kısaltma kullanan kuruluşlardan çıkacağız. Kanımızı emdiler, yetti artık. Hür, bağımsız, kendi kaynaklarını kendi kullanabilen, nurlu ufuklara gözünü dikmiş bir ülke olacağız.

Peki ulusal savunma, iç ve dış güvenlik?

Ulusal güvenliğimiz fevkalade önemlidir. Bizi sömürmek isteyen ülkelere derhal savaş açacağız. Öncelikle yılanın başı ABD’ye ve tüm AB ülkelerine savaş ilan edeceğiz. Bu esnada bir cephe de irticanın kaynağı İran’daki Şiilere ve Arabistan’daki Vehhabilere açacağız. İcap ederse Moskofa, Yunana, Ermeniye, Bulgara kısaca dört yanımızdaki düşmana da savaş açacağız. Hızımızı alamazsak Eskimolara, Pigmelere hatta Andromeda ve sair galaksilerdeki hain imparatorluklara da savaş ilan edeceğiz. Tarihteki şanlı nal ve mızrak sesli günlere döneceğiz.

Ülke içinde ifade özgürlüğüne dönük talepler var, ne dersiniz, sanki ifadelerinizden bu konuya çekinceli baktığınız izlenimi ediniyorum.

Ne çekincesi, bizim iktidarımızda herkes özgürlükten şaşkına dönecek, deli olacak. Salacağım çayıra, Mevlam kayıra. Benim istemediklerim hariç ne halt konuşursanız konuşun. Elbette düşmanlarımızı öven, projelerimizi eleştiren hainleri, uşak ruhluları susturacağız, o kadar da demedik. Bir de müzik, resim, heykel alanında Türk kültürü dışına çıkılmayacak. Çıkanın &%?@, ben öyle sanatın içine &)@@&^+

Öhöm, lütfen, bu yazıyı çocuklar da okuyacak. Sanat konusundaki görüşlerinizi de öğrendik, vermek istediğiniz son bir mesaj var mı?

Muhalif alçaklara, ABD uşaklarına, kanı bozuk hainlere, cari açık tehdit değildir diyenlere vereceğim mesaj var elbette. Bin atlı atlandık geliyoruz, korkun soysuzlar, vatanı sattırmayacağız, hepinizin leşini sereceğiz. Hey gidinin Kıratı bre, Estergondan gelirim aman da aman…

Efendim, bizimle görüştüğünüz için teşekkür eder başarılar dilerim.

Dilemesen ne olacak ulan, sen kimsin, sivrisinek vızıltısı. Defol, ABD sen de defol.

Popularity: 11% [?]

12 Yorum

  1. Suat Öztürk - 21 Eki 2006 - 10:55 pm

    Fethi Bey,

    Harikasınız, şimdi çıkmam lazım, hatun yazıyı okurkenki kahkahalarımdan çok işkillendi. Onun için kısaca yazayım.

    Yanlış anlaşılmasın gülmem parti programından ve mantıklı ve gerçekçi vaadlerinizden değil, satılmış ABD uşağı başyazarı cevaplarınızla şaşkına çevirmenize olan keyfimdendir.

    Lakin programda bir eksiklik gözüme çarptı, irtica konusunda yeterince vurgu yapmadığınızı görüyorum. Eminim bu konuda burada yıllardır savunduğunuz kazanımlar konusunda da gerekli tedbirler alınacak ve iriticanın kökü kazınacaktır.

    Sizi destekliyor ve vatana hizmet için genel başkan yardımcılığı, başbakan yardımcılığı, bakanlık vs vs dahil, hiçbir sorumluluktan kaçmayacağımı belirtmek istiyorum.

    Yolumuz açık olsun.

    Saygılar.

    Not.1: Bu konuda Fethi Bey’i ilk destekleyenlerden biri olmamdan dolayı olası görevlendirmelerde kayırılacağımı düşünen münafıkların -Fethi Bey adına- alnını karışlarım.

    Not.2: Herhalde pası almışsınızdır Fethi Bey. Ayrıca C.Bşk.lığı adaylığınız sırasında bir başdanışmanlık sözünüz vardı, unutmadım unutturmam.

    Saygılar.

  2. izlenimler - 21 Eki 2006 - 11:57 pm

    Suat Bey,

    Gülme sebebinizi açıklamanız iyi olmuş, neredeyse kabineden düşüyordunuz. Elbette bu mülakat sadece işin kabataslak yönüdür, yakın zamanda gündemi sarstığımızda karşımızda ne Haydar Baş, ne Cem Uzan ne de Ali Müfit Gürtuna kalacak. Tahminim oyların tamamını alacağımız gibi yurtdışı ilgi oylarıyla yüzde 120 gibi bir rakamı yakalayacağımız yönünde.

    Görev aşkınız takdire şayan, zaten hepimiz vatana hizmet için yola çıkmadık mı? Sizi mutlaka aramızda görmek isteriz. Yalnız söylemesi ayıp kabine adaylığı başvurusu çok olduğundan cüzi bir kayıt parası yatırmak gerekiyor, artık gülü seven diyeyim siz anlayın.

    Bakanlıkların maddi bedelini gösterir listeyi özel adresinize gönderebilirim, liste bedeli sizin hatırınıza tahsil edilmeyecektir.

    Selamlar.

    Pamuk Eller Cebe
    Haydi Nurlu Günlere

  3. metin-thePoor - 27 Eki 2006 - 4:50 pm

    Yazlığımın vaftiz dedesi, eski BO adayımız Sayın Fethi Sipahi Tan Bey,

    Size bi haller oldu. Epey zamandır o eski Fethi Bey değilsiniz. Kamusal bir ulu kişiliğe büründünüz! Yazlığıma teşrif buyurmanız için yaldızlı davetiye bastırıp yollamam bile yetmiyor artık. Bu durumda öyle görünüyor ki, benim de bir parti kurup size muhalefet etmem gerekecek. Rica etsem, benim partinin de adını koyar mısınız bizahmet?

    Saygılar,
    Metin-theMuhalif

  4. izlenimler - 27 Eki 2006 - 10:19 pm

    Hay Allah Metin Bey siz döndünüz mü? Ben izinliyim, davetiyenizi de almadım üstelik. Sırf sizin hatırınıza kısıtlı internet erişimi olan bir yerden yorum yazıyorum, kıymetinizi bilin. Daha ben bir süre (10 gün kadar) izinli olacağım. Site sizlere emanet.

    Selamlar.

  5. Suat Öztürk - 28 Eki 2006 - 1:39 am

    Ya bu nahal iş? Yılda 5 ay tatil/izin vs. olur mu Fethi Bey? Devlet memurlarından farkınız kalmadı valla.

  6. metin-thePoor - 28 Eki 2006 - 12:59 pm

    Fethi Bey şimdiden alıştırıyor kendini kamusal ulu kişiliğe de onunçün sevgili Suat Bey! “Devlet malı deniz…” laforizmasının bir de şu versiyonu vardır: “Devlet zamanı deniz…”

    ***

    Fethi Bey,

    Çok şükür, henüz o kadar aşama kaydetmemişsiniz. Çok sevindim. Teşekkür ederim sivil hassasiyetinize.

  7. Muzmin Anonim - 28 Eki 2006 - 2:08 pm

    Metin bey,

    Fethi beyin gunahini aliyorsunuz bence. Ve, cok yanlis yapiyorsunuz. Fethi beyin bu tur seylere sicak bakacagini hic sanmiyorum. Buna karsilik, benim gunahimi alsaniz hem hic bir sey demem hem de cok daha makbule gecer.

    şimdiden alıştırıyor kendini kamusal ulu kişiliğe de onunçün

    Hayir efendim, durumu cok yanlis degerlendiriyorsunuz bence.

    Fethi bey, gitmeden once, luzumsuz hale gelmis folklorik dinsel seremoniler uzerinde bir calisma yapacagini, ve donusunde de bu konunda bizi bilgilendirecegini serdetmislerdi.

    Tahmin edebileceginiz uzere, ciddi yapildiginda, bu ansiklopedik boyutlara varacak bir gazadir ve Fethi beyden de bundan baskasi beklenemez.

    Talihsizlik –eger oyle denebilirse– kendilerinin bu konuya el atacagina soz vermis olmasidir..

    Sonuclandiginda fevkalade faydali bir saheser olacagi asikar olmakla beraber, bu volumetric calismanin sonucunu almak uzun surecektir.

    O gune kadar Fethi beyi bir daha goremeyebiliriz. Benim omrum vefa etmeyebilir demek istiyorum.

    Olsun. Onemli degil. Bin Muzmin feda olsun. Yeter ki olsun..

  8. Izlenimler - 29 Eki 2006 - 10:46 pm

    Muzmin Bey

    … bu volumetric calismanin sonucunu almak uzun surecektir. O gune kadar Fethi beyi bir daha goremeyebiliriz.

    Bahsi gecen yazi ile ilgili imanizdan citayi yukselterek beni beklentileri karsilamayacak bir yazi ile sanal alemden silinme noktasina getirme gayretinde olmanizi anlayisla karsiliyorum. Bahsi gecen yaziyi 15-30 dakika araliginda yazmayi dusunuyordum ama artik 5-10 dakika icinde halletmek sart oldu.

    Tabii cok alakasiz bir yerdeyim ve su an yazi yazmam imkansiza yakin. Bir de o yazi ile ilgili bir tarih belirtmemistim ama ilk yazi olmasi da sart oldu. Tek endisem bu yazinin ardindan Yasar Nuri hocanin muhibbaninin kendisini terk ederek benim saflarima katilmasi sebebiyle kendisinin uzulme ihtimali. Yeni katilimlara hazirlikli olmak uzere cubbe, jet ski, takma sakal ve kitap telif ucretinden gelecek para icin kasayi simdiden siparis verdim. Bekleyin ve gorun diyeyim gerisi bos.

    Allahin selami, lutuf ve inayeti uzerinize olsun.

  9. Muzmin Anonim - 30 Eki 2006 - 4:06 am

    Fethi bey,

    beklentileri karsilamayacak bir yazi ile sanal alemden silinme noktasina getirme gayretinde olmanizi anlayisla karsiliyorum.

    Anlayisla karsilamaniz gercek bir incelik, ama, yanlis anlasildigimi dusundugumu ifade etmeliyim. Sizi blog camisasinda silmek mumkun mu? [bu, ‘bu da turmadi, baska ne yapilabilir?’ anlamindadir]

    Bahsi gecen yaziyi 15-30 dakika araliginda yazmayi dusunuyordum ama artik 5-10 dakika icinde halletmek sart oldu.

    Ilgili calisma kemale erdiginde o kadar dahi surcegini sanmiyorum. Sizin kalibrenizdeki bir ustadimizin ‘fuzulidirler’ yazmasi 3-4 dakika bile surmez bence.

    Tabii cok alakasiz bir yerdeyim ve su an yazi yazmam imkansiza yakin.

    Anliyorum. Konu hakkinda tedkik ve incelemelerde bulundugunuzu anliyorum. Bunlar da, haliyle ve genelde, alakasiz yerlerde yapilirlar. Kolayliklar dilemekten baska elimden bir sey gelmedigi icin, tahmin edebildiignize emin oldugum uzre, fevkalade muteessirim.

    Bir de o yazi ile ilgili bir tarih belirtmemistim ama ilk yazi olmasi da sart oldu.

    Kismet. Tevafuk. Hayirlisi ne ise o olsun artik.

    Tek endisem bu yazinin ardindan Yasar Nuri hocanin muhibbaninin kendisini terk ederek benim saflarima katilmasi sebebiyle kendisinin uzulme ihtimali.

    Hic enise etmeyiniz, Yasar Nuri hocamiz da sozkonusu bir avuc kaalbaliga karisip zat-i alinizin muhayyel kadrosunda yerlerini alacaklardir. Hoca, yabanci da degil zaten.

    Yeni katilimlara hazirlikli olmak uzere cubbe, jet ski, takma sakal ve kitap telif ucretinden gelecek para icin kasayi simdiden siparis verdim. Bekleyin ve gorun diyeyim gerisi bos.

    Evet, sizinle ayni fikirdeyim. Channel de zaten rose essence yepyeni bir urun planliyormus.. Taslar yerine oturuyor demektir.. Ellleriniz dert gormesin. Aziz olunuz. Havari olunuz.

  10. e-recep - 02 Kas 2006 - 2:47 pm

    Ben bu siyasi parti programını pek beğenmedim. Faizi düşürelim diyorsunuz. Olur mu öyle şey? Madem Türk’sün, yüksek faiz vermek zorundasın. Bu senin alnında yazıyor. Yüksek faizi kim mi kazanıyor? Fazla kurcalama, bak kulaklarını çekerler sonra. 26 yılda 440 milyar dolar kazandılar bu halkın sırtından. Uyansın isterler mi?

    Hem Türk ekonomisinin iyiliğini Türkiye’de yaşayan, çalışan, mücadele veren Türkler nereden bilecek? Onlar anlamaz. Peki kim bilecek? Yurtdışında yaşayan, maaşını yabancı devletlerin güdümündeki büyük fonlardan, bankalardan alan, Türkçe klavyesi bile olmayan anlı şanlı Türk gençleri tabii…

  11. İzlenimler - 02 Kas 2006 - 4:42 pm

    Merhaba e-recep,

    Rantiye esnafının ipliğini pazara çıkarma konusundaki fikrinizle yeni oluşum içinde yer almayı hak ediyorsunuz. Tabii faiz karşıtı bir dinci olarak yaftalanma ihtimalinize binaen Diyanet İşleri Başkanlığı da düşünülebilir.

    Selamlar.

  12. e-recep - 02 Kas 2006 - 11:52 pm

    Merhaba İzlenimler,

    Esnaf kelimesi biraz hafif kaçmıyor mu? İçeride 60 küsur milyar dolar sıcak para sahibi binlerce dünya çapında fon var. Bunlar dolar bazında yaklaşık %20 reel faiz için buradalar.

    Diğer taraftan ben “faiz karşıtı” değil, “yüksek reel faiz karşıtı”yım. Bu nedenle bana giydirmek istediğiniz kara cüppeyi katlayıp kenara koyuyorum. Sermayenin kirası vardır, adı da faizdir. Ancak bize aklı veren ülkelerin yüzde 1-2 civarında reel faiz verirken, bize yüzde 20 reel faiz vermemimizi telkin etmeleri sizce çok mu normal?

    “Hocanın yaptığını yapma, dediğini yap” gibi bir durum söz konusu. IMF’nin, Dünya Bankası’nın, derecelendirme kuruluşlarının, finans kurumlarının yaptığı bu. Eğer yüksek faiz çok mübahsa buyrun siz (yani sizin ülkeleriniz) verin beyler. Ama vermezler. Çünkü sakıncalarını e-recep’ten iyi bilirler.

    Ayrıca bu faizi sizin halkınız cebinden ödüyor. (Sizin halkınızın “Türk vatandaşları” olduğunu varsayıyorum.) Onlara yazık değil mi? Kalkınmanın tek çaresi yüksek reel faiz olsaydı, Çin düşük reel faiz yolunu seçtiği halde bu büyük ekonomik başarıya ulaşabilir miydi?

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş