FST Kasım 13th, 2006
Hafta sonu çok hüzünlendik, 10 Kasım, Ecevit’in defnedilmesi vs. üzüntü fazlaydı. Gerçi hüzün dedim ama ilginç görüntüler de hatırımızda kalmıştır, misal Kanal D haberden aklımda kalan şöyle yerler var. Anıtkabirde yaşlı bir teyzeye mikrofon uzatıldığında, eğer yanlış duymadıysam “Ataürk’ü görmeye, Ecevit’i gömmeye geldim” derken, fötr şapkalı, mavi takım elbiseli, gömleğinin yakası iliklenmiş yaşlıca bir amca “Cuma namazını Kocatepe’de kıldım, hoca Atatürk için dua etmedi” şeklinde şikayetleniyordu.
Sonra 10 Kasım törenleri kapsamındaki panel için sabah bir kamu kurumuna giden devlet erkanı İstiklal Marşı söylemeye çalışırken ses sisteminin azizliğine uğradılar. Marş karıştı, yanlış söylendi, kimse bozuntuya vermemeye çalıştı ama Abdullah Gül’ün kendini tutamadığı dikkatlerden kaçmadı. Marş sonrası resmi konuşmalar ve panele geçildiğinde herkes uyuyordu. (Burada herkes gerçek anlamda herkestir). Yargıtay başkanı, tüm bakanlar, panelistler gözlerini açmakta zorlanıyordu. Hatta Abdülkadir Aksu’nun başı yana düşmüştü, horladığını tahmin ediyorum. Yalan olmasın, neredeyse panelde konuşan şahıslar dahi uyuyor gibime geldi. Cumhurbaşkanı “laik olmayan adam değildir” gibi bir şey söylemiş, muhtemelen bu toplantıda ettiği lafı kimse işitmemiştir. Eskiden “laik olmayan insan değildir” denirdi, şimdi söz biraz yumuşayıp revize edilmiş. Cumhurbaşkanı da yufka yürekli oluyor galiba gider ayak.
Hüznün diğer ayağı Ecevit’in cenaze töreniydi, alışık olduğumuz meşhur slogan “Çankaya Laiktir Laik Kalacak” şeklinde değiştirilmiş, coşkuyla söyleniyordu. Bir de AKP’ye hakaret ediliyormuş, TRT kameranın sesini kıstığından olacak duyamadım. Bazıları bunu pek önemli birşey imiş gibi gösteriyor, sanki başka bir parti olsa TRT o iktidarın aleyhine yayın yapacakmış gibi. Kalabalığın sloganlarına bakan birçok AKP karşıtı “işte halk ayağa kalktı” demeye getiriyor. Yahu zaten onlar o amaçla oraya toplanmış, “Yaşasın AKP” mi diyeceklerdi? Bir de cenazede Rahşan Hanım Ecevit’in manevi oğlu Devlet Bahçeli’yi ve Kenan Evren’i görmezden gelesiymiş. Bahçeli’nin DSP’nin emrinden çıkmamak dışında kabahati nedir ki adamcağıza bu tavır takınılmış?
Bir sürü köşe yazarı Ecevit’in faziletlerini sayıyor ki “vay be” dememek mümkün değil. Kel ölür sırma saçlı olur hesabı. Zaman gazetesi de Fethullah hoca Ecevit ilişkisi sebebiyle koroya katılanlar içinde. Etmeyin, bilmediğimiz birşey olsa, güldürmeyin adamı. Ecevit’in kumaşını Güneş Motel olayında göremediyseniz 28 Şubat darbesinde de mi anlamadınız? Fethullah hoca bir okuluna Ecevit adını verecekmiş, hayırlı olsun. Ben de okul açarsam Demirel adını vereceğim.
Neyse işte bu hüzünlü haftasonunun ardından bir haber kara bulutları nispeten dağıtıverdi. Turkuaz Hareketi “lideri” Ali Müfit Gürtuna Sabah gazetesine açıklamalar yapmış. Güya hareketin kurmayları, beyin takımı belli olasıymış. Şu isimlere bakın:
Örneğin Mustafa Sarıgül. Belediye seçimlerinde CHP’den Şişli adayı bile olamayacağını düşündüğü için sizinle birlikte hareket ediyormuş.
-Evet doğru. Mustafa Bey ile çalışmalarımız hızla sürüyor.
İyi ama Sarıgül’ün liderlik isteği biliniyor. Nasıl sizinle olacak?
-Beraberiz. Benimle birlikte. İsterseniz bu soruya kendisi cevap versin. Benim bir şey demem doğru olmaz.
Peki, Ali Talip Özdemir, Burhan Özfatura, Işılay Saygın, Bekir Kumbul, Cem Kozlu, Prof. Dr. Naci Görür, Garo Mafyan, Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, Ahmet Bilgin isimleri için ne diyorsunuz?
İyi istihbarat almışsınız. Hepsi doğru isimler. Hepsi Turkuaz Hareketi’nin içinde.
Haberde Ali Müfit Gürtuna’nın eşinin şapkalı başörtüsü tasarımlı resmine de yer verilmiş. Bunun yanında Ali Müfit bey 100.000 USD parayla reklamları yaptığını filan söylüyor. Peki bu hareket başarıya ulaşır mı? Kurmay heyete bakılırsa neden olmasın diyebilirim. Mesela bugün okuduğum habere göre Naci Görür’ün 7 uluslararası makalesi yayınlanmış. Hareket bilimsel gidiyor anlayacağınız. Yalnız Garo Mafyan kimdir bilemedim. Ermeni mafyası ile bir bağlantısı olabilir mi? Öyle ise “Turkuaz” hareketinde işi nedir, Türkü az azınlığı çok bir hareket mi diyelim?
Bazıları kızıyor “bunlar adamı çileden çıkarır, bu kadar saf mıyız” diyerek Ali Müfit Gürtuna’yı eleştiriyor ama ben o kanaatte değilim. Sadece Ali Müfit Bey yanlış politika izliyor o kadar. Halka döner ekmek dağıtmak gibi daha doğrudan stratejilere yönelse 100.000 doları da gülünç TV reklamlarında heba etmezdi. Bu arada diğer emekli, pardon kıdemli siyasiler yanında Altan Öymen de kadroya dahil olacakmış. Bomba transfer anlayacağınız.
Bilmem haftasonu hüznünüz biraz dağıldı mı, ben -grip hariç- nispeten daha iyiyim.