Archive for Kasım 15th, 2006

Yoğurdu Semizotlu Yiyen Bilge

FST Kasım 15th, 2006

demrelgozluk.thumbnail.jpgDemirel için çok şey söylenmiştir, bir “bilge” eksik kalmıştı, o da tamam oldu. Hürriyet yazarı Tufan Türenç Demirel’in Taksim Toplantısı diye bir yerde yaptığı konuşmadan bahsederken ilginç bilgiler veriyor, “siyaset bilgesinden” ufuk açıcı dersler aktarıyor. Türenç konuşmanın 3.5 saat sürdüğünü belirtiyor. Bakalım “bilge” bu sürede ne hikmetler buyurmuş:

“ÖNCEKİ akşam Taksim Toplantısı’nda Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel’i dinledik. Salonu dolduranlar tam 3.5 saat sandalyelerine çakılmış halde siyaset ustasının verdiği dersi soluk almadan izlediler.

Yıllardan beri gazeteci olarak izlediğim Demirel’i ilk kez bu kadar endişeli gördüm.

Siyaset bilgesi şu 4 konuda endişeliydi:

Avrupa Birliği ile ilişkiler, cumhurbaşkanlığı seçimi, siyasetteki bölünmüşlük, Türkiye’nin bilgi çağını kaçırma olasılığı…

[…] Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili endişeleri ise şöyle:”Halkın yüzde 26’sını temsil eden bir iktidar cumhurbaşkanı seçerse bu sürekli rahatsızlık yaratır. Atatürk ve İnönü tartışılmaz. Bayar’ınki de öyle. Gürsel ihtilalin cumhurbaşkanıydı. Sunay’ı biz seçtik. Şartlar öyle gerektiriyordu. Korutürk’ün seçimi dengeler nedeniyleydi. Yedinci cumhurbaşkanı kendi geldi oturdu. Özal’ın seçilmesi de rahatsızlık yarattı. Sonra ben geldim. Bana kimsenin itirazı olmadı. Ahmet Necdet Sezer’i Meclis seçti. Yapılacak seçimde temsil yeterli değil. Sadece AKP’nin seçmesi rahatsızlıklara yol açar.”

[..] Dünyanın yaşadığı bilgi çağının önemine değinen Demirel’in değerlendirmeleri de şöyle:”Türkiye 10 yıl içinde bu yeni çağın gereklerini yerine getiremezse treni kaçırır. Bu 10 yıl içinde Türkiye teknolojiyi üretmek zorundadır. Teknoloji ithal ederek bu çağı yakalayamazsınız.”

İrtica konusuna da değinen Demirel, kimsenin irticadan korkmamasını özellikle vurguladı ama şu uyarıda bulundu:

“Korkmayın diyorum ama uyuyup da kalın demiyorum.”

Demirel, standart bir bilgenin yapması gerektiği gibi konuşmanın sonunda bir de Kruşçev fıkrası anlatmış. Durum bu. Bu arada cumhurbaşkanlarının durumuna geçmeden bir tespite işaret edelim: Türkiye’nin bilgi çağını kaçırma tehlikesi. “Gereklerini yapmazsa tren kaçar, teknoloji ithal ederek çağ yakalanmaz”. Ne müthiş bilgelik. İlk defa duyuyoruz bu sözleri, keşke 3.5 saat biz de çakılıp kalsaymışız. Gerçi gerekenlerin ne olduğu sayılmamış ama uyarı yeter.

Gelelim cumhurbaşkanlarına. Bilge hızla birşeyler yuvarlamış ama şu konularda detayları açmamış:

1. Atatürk ve İnönü tartışılmaz. (Neden, biz bilge değiliz ki anlayalım)

2.Bayar’ınki de öyle. (Bkz. Madde 1)

3. Gürsel ihtilalin cumhurbaşkanıydı. (Alaka?)

4. Sunay’ı biz seçtik. Şartlar öyle gerektiriyordu. (Yoğurt?)

5. Korutürk’ün seçimi dengeler nedeniyleydi. (Semizotu?)

6. Yedinci cumhurbaşkanı kendi geldi oturdu. (Gürsel’den farkı var mı?)

7. Özal’ın seçilmesi de rahatsızlık yarattı. (Kimde, Demirel’de olabilir mi?)

8. Sonra ben geldim. (Hoşgeldin) Bana kimsenin itirazı olmadı. (Ağzımdaki çayı klavye ve ekrana püskürdüm, biraz ara veriyorum)

9. Ahmet Necdet Sezer’i Meclis seçti. (Özal’ı kim seçmişti?)

Tufan Türenç’e 2 sebeple çok teşekkür ediyorum. Öncelikle bizi bu büyük bilgenin derin felsefe ve sohbetinden haberdar etti, feyz aldık. İkincisi, klavyem zaten eskimişti, düzgün biriyle değiştirme şansı yakaladım, ekran da toz içindeymiş, şimdi ışıl ışıl oldu.

Bu arada Kruşçev’e “Bilge olsan Ferrarini mi satarsın, bilgi toplumunu mu yakalarsın” demişler o da “yoğurdu semizotuyla yerim, gerisini boşver” demiş. Demirel’e aynı soruyu sormuşlar “Kruşçev bana yapacak birşey bırakmadı ki” demiş.

Sonsöz: Ben size gülün demiyorum, ama gülmeyin de demiyorum. Çünkü gülmek bir göl değildir.

“Bir Çeşit Özerklik”

FST Kasım 15th, 2006

cemil.jpgGeçenlerde Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Cemil Koçak ile Atatürk’ün Kürtlere özerklik verilmesi ile ilgili görüşleri gibi konuları da ihtiva eden bir mülakat yapılmıştı. Ehline zaten malum olan bu meselede Cemil Koçak’a ciddi tepki gösterenler oldu. Bunlardan biri de Tercüman yazarı Sırrı Yüksel Cebeci. Yazar Cemil Koçak için “lafı kıçından anlamış” diyor. Ben de merak ettim, ne tür laflarmış bakalım diyerek eleştiriyi okudum. Tuhaftır ki aynı ifade Cemil Koçak’tan ziyade Sırrı bey için daha uygun görünüyor. Yazıda şöyle yerler var

[…] Heyet-i Temsiliye’de Kürt üyeler de bulunduğu halde Erzurum ve Sivas kongrelerinde kendilerinden söz edilmeyen Kürtler, ilk kez Amasya Görüşmeleri’nde gündeme getirildi.

[…] VATAN Gazetesi Başyazarı Ahmet Emin Yalman, 16/17 Ocak 1922′de İzmir gezisine çıkan Atatürk’e şunu sormuştu:

‘Kürtlük meselesi nedir? Bir iç mesele olarak değinmeniz doğru olmaz mı?’

Atatürk şu cevabı vermişti: ‘Kürt meselesi, bizim, yani Türkler’in çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türkler’in içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir.

Bu nedenle başlı başına bir Kürtlük düşünmekten çok, Anayasamız gereğince zaten bir çeşit özerklik oluşacaktır. O halde hangi bölgenin halkı Kürt ise kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir…’

[…] ATATÜRK, görüldüğü gibi ‘özerklik’ten değil, ‘bir çeşit özerklik’ten söz ediyordu.

[…] Atatürk, Kürtler’in kendi kendilerini yönetmelerinden değil, illerin kendi kendilerini yönetmesinden söz ediyordu. Yani İstanbul, Ankara, Adana, Erzurum, Trabzon gibi Kürtler’in yoğun olduğu Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, Hakkari illeri de kendi kendilerini yöneteceklerdi.

Önce Amasya, Sivas, Erzurum meselesine bakalım. Bir defa Amasya diğerlerinden önce olduğuna göre, orada beyan edilen bir söz diğerlerinde tekrara muhtaç değildir. Orada bir karar alınmış ki Erzurum ve Sivas’ta Kürtler ile Türkler işbirliği içinde hareket edebilmişler. Yazarın cümlesi kendisini yalanlıyor.

Atatürk’ün cümlesine gelirsek. Düşünün, Atatürk o sözleri bugün söylemiş olsa başına neler gelirdi acaba? Söze bakalım:

“O halde hangi bölgenin halkı Kürt ise kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir…”

Alenen Kürt diye bir halkın olduğundan, bunların nüfusça fazla oldukları yerde özerk bir idare hakları bulunacağından söz ediliyor. Bu sözü biri çıksa alenen kendi lafı gibi söylese anında Kerinçsiz, CHP, ADD, CUMOK, Ülkücü Hareket, Saadet Partisi gibi ekipler linç kampanyasına başlamaz mı? Sözü edenin ne hainliği, ne bölücülüğü ne de Ermeni çocukluğu ve Soros uşaklığı bırakılır.

Bal gibi anlaşılır bir laf. Cemil Koçak lafı tam da anlaşılması gereken yeriyle anlamış ama Sırrı Beyin özrü kabahatinden büyük olmuş. Bu sözden belediyecilikle ilgili teknik bir mana çıkarıp “her il kendini yönetecektir” sonucuna ulaşmak için lafın kıçla da anlaşılmamış olması gerekir.

Lafa bakın. Atatürk -hem de “görüldüğü gibi”- özerklikten değil “bir çeşit özerklikten” söz ediyormuş. Bu çeşidin ne olduğuna karar verecek merciin kim olduğu da anlaşılıyor. Yakın tarih uzmanı Doç. Cemil Koçak karar veremez, çünkü lafı kıçından anlıyor, gazeteci Sırrı Bey verir çünkü o lafı herhangi bir şekilde anlamasına gerek olmayan bir ulusalcı.

Bu arada, yazıyı yazarken birden Bekir Coşkun’u da hatırladım, acaba neden, hayrolsun.

Kısa Kısa

FST Kasım 15th, 2006

mersbayrakk.jpgBazen dostlardan, yorumculardan tavsiye haberler geliyor. Çoğu gerçekten ilginç bu linklere her zaman yer veremiyorum, bu defa üşenmeyip yorumsuz aktarayım dedim, ilgi gösterenlere teşekkürler.

Bayrak Coşkusu

Mersin’de Türkiye’nin en büyük bayrağı çiziliyor. Şehri kuşbakışı gören kayalara çizilen bayrak, 4 bin 537 metrekarelik bir alanı kaplayacak. Atatürk haftası içinde açılışı yapılacak olan Türk Bayrağı’nın çizimini bitirmek için geceli-gündüzlü çalışılıyor. Bayrağın çizimi, özel boyalarla geçekleştiriliyor. Doğal zemin üzerine nakşedilen Türk Bayrağı’nın uzunluğu 82.5, genişliği ise 55 metre olacak. Toplam 4 bin 537 metrekarelik alanı kaplayacak olan bayrak, şehrin her yerinden ve uçaktan görülebilecek. Çalışmaların sürdürüldüğü Çopurlu Köyü’ndeki alanda basın mensuplarına açıklama yapan Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Mersin’in bayrak yakma olayı ile sarsılan imajının, bu çalışma ile düzeleceğini söyledi. 

Pardus “ATA” 

ata.pngTÜBİTAK UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü) bünyesinde geliştirilen açık kaynak kodlu özgür işletim sistemi Pardus, son kararlı sürümden (1.0) bu yana aralıksız sürdürülen çalışmalar sonrasında çok önemli bir aşamaya ulaştı. […] Pardus’un yeni ve güncelleştirilmiş “ATA” kod adlı beta sürümü, 10 Kasım akşamı itibariyle internet üzerinden indirilebilecek.

İnternette Bile…

Cumhurbaşkanlığı’nın 2005 yılı bütçe kesin hesabına göre, Köşk’te, özel telefon görüşmeleri personele ödettirildi; ‘çok gerekli olanlar dışında’ internet bağlantısından kaçınıldı. Çankaya Köşkü’nde hizmet alımları için konulan 600 bin YTL’lik ödeneğin ise sadece yüzde 33′ü kullanıldı.

BAHÇE SULAMASINDA TASARRUF: Tüketime yönelik mal ve hizmet alımları için konulan 4 milyon 920 bin YTL’lik ödeneğin yüzde 67.5 kullanıldı. Bu kalemdeki yüzde 32.45′lik tasarruf, bahçe sulamasında yapılan su tasarrufu, taşıt kullanımında uygulanan havuz sistemi ve görev birleştirme yöntemi, elektrik, doğalgaz kullanımlarında tasarruf ilkesine özel gösterilmesi ile sağlandı.

BAKIM VE ONARIMDA TASARRUF: Bakım ve onarım giderlerini karşılamak için konulan 930 bin YTL’lik ödeneğin yüzde 49.05′i kullanıldı. Köşk’e zorunlu olmadıkça makine, teçhizat, araç ve gereç alınmazken, bakım ve onarımlar, Köşk’ün iş ocaklarında yaptırıldı.

Horlamalı Eğitim

[…] Çelik’in konuşmasının daha önceki konuşmalarının toplu bir tekrarı olması ve şûranın gündemine ilişkin özel hazırlıklı bir konuşma yapmaması dikkat çekti. Bu konuşma 43 dakika sürünce katılımcıların önemli bir bölümü uykuya daldı.

150 USD

[Yaşar Nuri] Hocamıza “hoca, başörtüsü konusunda şöyle böyle diyorsun; ama senin partinde de başörtülüler var” sorusunu yöneltti. Hoca da, tespiti patlattı: “Evet; bizde de başörtülüler var; ama bizimkiler başlarını Anadolu usulü örter.” Bu noktada; akla gelen soru şuydu: “Peki ya diğerleri. Yani, HYP’de olmayan başörtülüler?” Hoca, ona da cevap verdi de öğrendik. Meğer, başını örten diğerleri içerisinde, bu baş örtme işini 100-150 dolara yapanlar varmış

1) HYP ile ilişkisi olmayıp da başını örtenlerin tamamı bu işi 150 dolar için mi yapmaktadır?

2) Bir insanın başı 150 dolara kapatılabiliyorsa, Yaşar Hoca’nın başörtüsü sorununu çözmesi içten bile değildir. Öyle ya bastırırsınız 200 doları, başlarını örtmezler, hatta örtenler açarlar, sorun da çözülür. Peki sayın hocam. Bu çözüm önerisi sizin partinizin seçim beyannamesinde yer alacak mıdır?

Kuş Memuru

Sağlık Bakanlığı kuş gribine karşı kış gelmeden aldığı önlemlerin çapını genişletiyor. Dünya Bankası’nın 27 milyon 300 bin euro kredi desteğiyle başlatılan Kuş Gribi Projesi’nin bir ayağını yürüten Sağlık Bakanlığı, kuş gribi koordinatörünü belirledi. Yeni koordinatör, Recep Akdağ göreve geldikten sonra 3 ay özel kalem müdürlüğünü yapan ardından önce müşavir kadrosuna atanan Halis Katırcıoğlu beklendiği gibi hekim değil. Açık öğretim fakültesini bitiren Katırcıoğlu, Sağlık Eğitim Enstitüsü’nden mezun olmuş. Katırcıoğlu üç yıldır daire başkanlığı görevini yürütüyor.

Kuş gribiyle mücadele projesi kapsamında gerekli personelin oluşturulması ve sağlık personeli için koruyucu sağlık kitlerinin sağlanması gerekiyor. Birimin fiilen aktif hale getirilememesi nedeniyle projenin bu yılki ayağının aksadığı da belirtiliyor. Koordinatör Katırıcıoğlu’na 5 bin dolar maaş verilmesini öngörülüyor. Katırcıoğlu, AKŞAM’a henüz daire başkanlığı kadrosu nedeniyle ve döner sermaye katkısıyla yaklaşık 2 bin 500 YTL maaş aldığını, proje bütçesinin netlik kazanmadığını ifade etti. Katırcıoğlu, çalışmaların çok başında bulunduklarını, kendisinin de bu konuda çok yeni olduğunu söyledi.

Kapat
E-posta ile paylaş