Atatürk Heykelleri Üzerine
FST 21 Kasım 2006
Atatürk heykelleri ile ilgili tartışmalar var. Özellikle iki gündür Atilla Yayla meselesi kapsamında heykel konusunda da birşeyler söyleniyor. Buraya bırakılan yorumlarda Atatürk heykellerin bir ideoloji yahut din olarak Kemalizmin simgeleri olduğunu öne sürenler var. Bir arkadaş Atatürk diktatör olsa hayatında heykel diktirirdi derken bir diğeri bazı heykellerin hayatında dikildiğini beyan ediyor. Ben de bu konuda kendi fikirlerimi açıklamak isterim.
Öncelikle beni rahatsız eden büyük şehir meydanlarındaki Atatürk heykelleri değil, okullarda, resmi dairelerde zorunlu tutulan, yıkılamasın diye bir gecekondu önüne kondurulmuş, Türkiye’de ciddi bir sektör haline gelmiş olanları. Dünyanın heryerinde büyük şehirlerde görkemli heykellere rastlanır. Tabii bu ülkelerde heykeller çeşitli sanatçılar, önde gelen devlet adamları gibi çok renkli iken bizde büyük oranda Atatürk’e ayrılmış olmakla daha farklı bir nitelik taşır. Bu konuda şöyle bir araştırma yaptığımda, ünlü Atatürk heykellerinin neredeyse tamamının Atatürk’ün sağlığında yapıldığını, üstelik bunların yapılma tarihleri ile iki önemli siyasi olayın çakıştığını keşfettim.
İlk Atatürk heykeli projesi 1925 yılında Konya’da başlar. İlk dikilen heykel ise 6 Ekim 1926 yılında İstanbul Sarayburnundaki ünlü heykeldir. Konya’daki heykel de aynı yıl 29 Ekimde açılır. Bunları Ankara’daki Yenigün/Ulus Zafer Anıtı takip eder (1927). Heykelleri yapan şahıs aynı kişidir: Avustralyalı Avusturyalı heykeltraş Heinrich Krippel. Nedense 1926-27 ile 1932 arasında bu tür heybetli heykellerin yapıldığına rastlamadım. 1932 yılında ise yine Krippel tarafından Samsun’daki ünlü Anıt dikilir. 6 ay sonra Temmuz 1932 tarihinde ise bu defa Pietro Canonica tarafından İzmir’de büyük bir heykel yapılır.
Bu heykellerle ilgili ilginç bilgilere Eczacıbaşı Sanal Müzesinden ulaşabilirsiniz. Ben tüm notları aktarmak istemiyorum. Ama mesela İstanbul Sarayburnundaki heykel için ise “Sarayburnu Atatürk Heykeli, Cumhuriyet ideolojisinin görselleştirilmesi yolunda atılan ilk adımdır” denirken Konya’daki ilk heykelle ilgili şu ifade kullanılıyor:
Heinrich Krippel, Konya Atatürk Heykeli, 29 Ekim 1926: İlk uygulanan heykel Sarayburnu Atatürk heykeli olsa da, ilk heykel fikri Konya’dan gelir ve Konya iline dikilecek olan heykel için Belediye Reisi Kâzım Bey, Gazi Hz.’den izin alır. […] Açılış öncesinde de gelinlik kız misali duvaklanır Konya Atatürk Heykeli!!!
Diğer heykeller ve inşa tarihleri sitede mevcut. Anladığım kadarıyla bugün mevcut büyük heykellerin çoğu Atatürk sağ iken, bir kısmı da tek parti döneminde dikilmiş. Yeni kurulan cumhuriyetin Atatürk ile özdeşleşmesinde bu simgelerden yararlanılmaya çalışıldığı anlaşılıyor.
Peki 1926-1932 tarihlerinde ne mana var? Bence ilk heykel girişimlerinin Konya, Ankara, İstanbul Terakkiperver Fırka hadisesi ile ilişkisi var. Aynı ilişki 1932 yılında Serbest Fırkaya meyil gösteren Samsun ve İzmir’e iki devasa heykel dikilmesi ile de kurulabilir. Bence bu iki parti kurma ve demokrasi girişimi sonrasında ülkede ortaya çıkan havanın ardından heykeller bu havanın dağıtılması, hatta yerine göre gözdağı verilmesi amacıyla dikilmiş olabilir. Bu konuyu yakın tarih uzmanları ve sanat erbabının araştırmasına havale ediyorum.
Bu tezim özellikle 1932 yılında aniden ortaya çıkan İzmir ve Samsun heykelleri ile desteklenebilir. Malum Samsun’da Serbest Fırka CHF karşısında seçimi kazanmış ve ciddi tedirginlik doğurmuştu. Daha sonra görevinden alınan seçilmiş belediye başkanı ve Samsun halkına uslu durmaları için bir tenbih gibidir bu heykel. İzmir’de ise Serbest Fırka başkanı Fethi Bey’e gösterilen büyük ilgi CHF’yi çok tedirgin etmişti. 10 sene evvel
düşmanın denize döküldüğü şehirden Atatürk ve partisine karşı böyle bir muhalefetin ortaya çıkması takdir edilir ki ciddi bir endişe yaratmıştır. İşte Serbest Fırka kapatıldıktan sonra İzmir ve Samsun’a dikilen heykelleri ben böyle yorumluyorum. Terakkiperver olayında da benzer bağlantının olmasını, özellikle gerici ayaklanmalara ev sahipliği yapan Konya’da ilk heykel projesinin ilgili partinin kapatılmasının ardından dikilmesini manalı buluyorum.
Bunlar akademik araştırma yapmak isteyenler için şu an aklıma geliveren tezler. Bana kalsa görkemli büyük heykellerden rahatsızlık duyulmasına gerek yok. Bazıları hakikaten estetik açıdan da güzel. Sadece milletin cebinden finanse edilme meselesi ve artık kantarın topuzunun kaçtığı büst ve rozet konusunda endişelerim var.
Bilmem siz bu işe ne diyorsunuz.
(Not: Çeşitli şehirlerle ilgili bilgileri yorum bölümüne aktarabilirsiniz, ben sadece bahsettiğim tezle ilgili kabaca bir şeyler yazdım, eksik bilgileri tamamlayalım)
Popularity: 100% [?]
- Siyaset
- Yorum(35)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Fethi Bey,
Benim açımdan son derece ‘öğretici’ bir yazı oldu.
Hatta bu heykelleri yerinde görmek, fotoğraflarını çekmek ve her fotoğrafı (heykelin hikayesiyle birlikte) bu iş için özel olarak açılacak özel bir blogda belgesel formatında yayınlamak geldi içinden.
Hatta müsait olduğunuz bir ara sizinle böyle bir Türkiye gezisine de çıkabiliriz ne dersiniz?
Her heykelin önünde de birlikte hatıra resmi de çektiririz.
Tarihin bir kesitini kayıt altına almak, gerçek ‘Cumhuriyet’e inanan insanlar için ne kadar da büyük bir onur olurdu öyle değil mi?
Fethi Bey,
Konya’daki heykel, şehre sırtını dönmüş vaziyetteydi eskiden. (Haydi bakalım nedenini düşününüz! Ben söylemem!) Şehir gelişince o durum da ortadan kalkmış oldu tabii…
Metin Bey,
Belki Konyalı biri konuyu açığa kavuşturur, daha sonra konuyla ilgili detayları Konya’nın meşhur fırın kebabı eşliğinde tartışırız.
FST
Selamlar
Aslında heykel konusu ciddiye alınacak bir konu. Hatırlarsınız Orhan Pamuk’un Cumhuriyet gazetesi cephesinde bittiği gün, o meşum Atatürk heykellerinin üzerinde uçan kuşların marifetlerinin betimlendiği sayfaların yer aldığı kitaptan sonra olmuştur.
Kundera bu ve bunun gibi heykellere Totaliter Kitsch der. Fethi Bey sağolsun her seferinde bunları bıkmadan üşenmeden yazıyor.
Kendi adıma “görsel şiir” diye birşeylerle uğraşırken, bu ülkenin şair ortalamasının sözlü kültür şiiri denebilecek ve sırf retorik (yani paso laf) olan bir şiirden hoşlandığını ve anladığını, bununla kabul gördüğünü tespit ettim (daha fazla bilgi almak isteyenler için www.poetikhars.com sitesi ziyaret edilebilir). Bu tespit görselliğin, görsel simgelerin aslında “ulus inşaasında ikonaların” yeri konusunda türlü kafa karıştırıcı şeyler de ortaya çıkartıyor.
Türkiye’de kentlerde gördüğümüz Atatürk heykelleri, buna benzer yapılar (yontu diyeceğim ama dilim varmıyor) genelde sesli iletişimin, yazılı iletişimin mümkün olmadığı bir zamanda devrim’in tele-vizyonu olmuşlardır (tele-vizyon burada uzaktaki görüntü olarak düşünülsün). Aslında Cumhuriyet İdeolojisinin aydınlanmanın irrasyonel (tamam çok sıkıcı biliyorum ama biraz sabır) taraflarına yaptığı yatırımların bir sonucu bunlar.
Bakın dikkat edin ABD fiili olarak Irak’ı ancak Saddam heykelini yerle yeksan edince işgal etmiş sayıldı. Bu tür heykellerin, gösterge olarak aramızda endam etmesinin sebeplerinin hepsi ne yazık ki Batı’ya ve oradan da Batı’nın bize bakışına ve o bakışın bizim üzerimizdeki yıkıcı etkilerine kadar gider.
Heykel dediniz de, ilerici oldugumdanmidir, muhendisligimdenmidir bilmem ben epeydir heykellerde kullanilan metallerin kac ton tutacagi ve onun ne gibi yararli islerde kulanilabilecegi, geri donusumden ulke ekonomi ve cevresine ne gibi “kazanmlar” saglanabilecegi hesaplar ile istigal ediyorum. Mesela Kuzey Kore icin bu onemli bir meblag tutabilir. Irak’ta kac tane Saddam heykeli var bilmiyorum; ama oraya yagdirilan bombalarin bilesenleri ve adam oldurme fiyatlari ile kiyaslandiginda onemli bir yekun tutacagin sanmiyrum. Rusya ve Cin’deki durumdan da yeteri kadar haberdar degilim. Artik Lenin, Stalin Heykellerinin bircogu ibretlik veya tarih eser olarak muhafaza ediliyor saniyorum.
Bekir Bey,
Ben de parayı sevdiğimden midir nedir, kaça mal olur, kaça satılır, ihalesi var mıdır, parayı kim öder bunlara meraklıyım. Evimin önüne kendi heykelimi diktirmeyi de düşünüyorum, biraz o açıdan da araştırıyorum.
FST
Ben de inşaatçı olarak başka bir açıdan olaya yaklaşmak istiyorum:
İstanbul’daki heykeller depreme dayanıklı mı?
Beklenen İstanbul depremi heykellerimizi de tehdit ediyor. Acaba heykeller deprem yönetmeliğine uygun yapılıyor mu? Konulduğu yerlerde zemin etüdü yapılmakta mıdır, konulduğu bölgenin fay hattından geçmediği kontrol edilmekte midir? Malzemeden çalınmakta mıdır? Bunlar önemli şeyler.
Öyle düşersek kaldırırız deyip işin içinden çıkmak isteyenler olabilir. Ne demek efendim? Bu vatan evladı Atasını yerlere düşürürse daha yaşamasın !
Çözüm olarak Japonların yaylı/tekerli kaide sistemini öneriyorum. Bu sayede olası bir sallantıda yaylanarak enerjiyi absorbe edecektir. Veya mantolama da yapılabilir. En azından bele kadar mantolama yapılırsa yıkılmayı önler. Hem sıcak tutar…
Depreme dayanıklı heykel işine girmeyi düşünüyorum. Belediye başkanlarımıza duyrulur.
Ben yaziniza katilmiyorum.Buyuk Ataturk gibi birisinin sanata ilgi duymasi kadar dogal bir sey olamaz. Konya’daki Ataturk Heykeli Ziraat abidesi uzerine dikilmistir.Selcukludan bu yana bir kultur sehri olan Konya Cumhuriyetin ilk yillarindada Milli Mucadeleyi destekleyen ve yeniliklere acik olan belediye baskanlarina sahipti.Zaten yapilmakta olan Ziraat abidesinin uzerine Ataturk heykeli dikilmesi fikri kendiside ileri goruslu biri olan Kazim Gurel tarafindan dusunulur,ve heyecan icinde bu karar alinir.Heykel’in yuz tarafi dogal olarak o yillarda sehrin merkezi yeri ve islek tarafi olan Tren istasyonuna dogru dikilmistir. Atatürk Anıtı’nın dikildiği yıllarda tabi ki karayolları gelişmemişti ve Konya’nın diğer iller ve dünya ile bağlantısı demiryolu ile sağlanmaktaydı. Yani şehrin giriş kapısı istasyonu idi. Atatürk Anıtı da sanki trenle Konya’ya gelenleri karşılıyormuşcasına İstasyon Caddesi’nin bitimine, yani en uygun yere konmuştur. Yüzü de istasyona dönüktür..Ataturk’un ellerindeki Basak ve kilic Konya’nin Milli Mucadeleye erzak ve kilici ile katildigini simgeler.
Ataturk’un heykelinin ilk Konya’ya dikilmesi bence cok anlamlidir .Ciddi kaynaklarin verdigi bilgilere gore , Ataturk’un atalari aslen Konyalidir.Bu konuda en guzel kaynak Atatürk’ün beş kardeşi içinde en uzun ömürlüsü Makbule Hanım (1885 - 1956) soylari hakkinda anlattigidir.” Annemden sık sık şunları dinlemişimdir” diyerek şu bilgileri vermektedir: “Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya - Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyükbabam Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş. Mevlevî dergâhına girmiş orada kalmış.Yörüklüğü tutmuş olacak…” .Ataturk Bir gün ilk Konya Milletvekillerinden Naim Hazım Onat’a “Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli’ye Konya’dan göçmüşlerdir” demiştir.
Sayın Erhan Ayhan,
Konya ve oradaki heykel ile ilgili detay bilgilerden dolayı teşekkürler. Benim TCF ve SCF ile heykeller arasında kurduğum bağ muhtemel bir duruma işaret ediyor, elbette yanılıyor da olabilirim.
Atatürk’ün Konya-Karaman civarından olması konusunda birşey diyemem, muhtemelen başka şehirlerimiz de kendisini sahiplenmek isteyecektir, kaldı ki o bölgeden göçmüşlerse bile Karamanoğlu-Osmanlı mücadelesi döneminden, yani 600-700 sene öncesinden bahsediyoruz demektir ki, bu zaman dilimi “Atatürk Konyalıdır” demeyi çok güçleştirir. Eğer gerçekten hemşehri ise Konya ve Karaman’a Atatürk’ün büyük heykel dışında yatırımlar yapması, ilgi göstermesi de gerekirdi, sizin mantığınıza göre söylüyorum.
Belki bölgeden biri olarak bizi bilgilendirirsiniz.
Selamlar.
FST
Atatürk Konyalı ise hemşehri sayılırız. Ben de Konyalıyım. Atatürk Konyalı olsa bile Kemalist zihniyetin Konya’ya ve Konyalılara çok iyi bakmadığını biliyoruz. Bu da bir çelişki mi acaba?
Ataturk’un aslen Konya - Karaman civarindan oldugunu Askeri kaynaklar da dogrulamaktadir bu konuda Kara harp okulu internet sayfasina bakabilirsiniz.Elbette Ataturk bir sehire mal edilemez o butun Turkiye’nin hatta Turk aleminindir.Makbule hanimin’in ve Ataturk’un soylari hakkinda o yillarda soyledikleride Ailenin soylarini unutmadiginin isaretidir.Makbule hanimin : “Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya - Karaman çevrelerinden gelmişiz”. Ataturk’un “Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli’ye Konya’dan göçmüşlerdir” sozleri ailenin ata diyarini unutmadiklarini gostermektedir.Ataturk gibi bir insanin hemsehrilerim ve soydaslarim diye belirli sehire ayricalik tanimasi da dusunulemezdi.Ayrica Ataturk heykeli halkin ve belediyenin parasi ile Konya’ya dikilmistir.
Saygilar
İnşaalah bir daha karşılaşmayız, çok kötü birşey.Düşmanımda olsa Allah başına vermesin.Allah’ım sana şükrediyoruz, sen bizi kötülüklerden koru.SİZE DE GÜLE GÜLE.
nicin benim heykellerimi diktiniz su an ben kabir azabi cekiyorum
kemal beycim: ne diyeyim Allah kurtasin. ama herhalde buradayken birseyler yaptinki boyle oldu. simdi sana diyecemki madem olay dedigin gibi, o zaman indirelim bu heykelleride kurtaralim seni azaptan. ama ozaman belki sen kabir azabindan kurtulursun ama bu isi yapmaya kalktigimiz icin bizede bu dunyada cehennem azabi cektirirler. o yuzden iyisimi sen boyle devam..
lutfen anitkabiri kapatin rica ediyorum bak ben oleli bir cok zaman oldu ama gelinde bana sorun anladim ki islam dunyaya hakim olacak cok yakinda keske ataniz olmasaydim
Demek ki heykeli dikilen kabir azabı çeker. Hangi kutsal kitapta, hadis kitabında yazıyor veya hangi icmai ümmet ya da kıyası fukaha kararı bunu söylüyor? Bir link verin veya bir eser gösterin.
Kabir azabı mevzuuna gelince çıkamayız. Misal MÖ 10000 yılında ölen bir insan ile, kıyamete 10 dakika kalan ölen insan arasında kabir azabı çekme uzunluğu olarak bir fark oluyor mu?
mister no adam birinci elden haber veriyor sen daha sallayip duruyorsun. ders al da ayni hataya dusme.
Hep diktatör olmak istemişimdir, ancak bu devirde zor oluyor. Yine de çalışmak lazım. Diktatör olunca heykellerimi diktirmem ama başka icraatlarım olacak. Mesela her oligarşik yapıyı tasviye edip kendi kurallarımı koyacağım. Devleti iktisadi açıdan küçültüp askeri açıdan kuvvetlendirip, özel sektörü haraca bağlayacam ki tekelleşip siyasi güç oluştırmasınlar. Din hizmetleri için devletin tek kuruşunu vermeyeceğim. Devlet işinde Osmanlı kanunu geçecek yani işini başaramayanın işinin önemine göre kellesi gidecek ya da işinden olacak. Yolsuzluğa, vasatlığa sıfır tolerans. Her cuma muhtekif gruplara işkence seansları düzenleyeceğim. Belki heykelimi dikerler.
mister no, bak bana, eger oyle isler yaparsan kimse seni sevmez.heykelini falanda dikmezler. heykelin dikilsin istiyorsan onu bunu asip kesmen kimsenin gozunun yasina bakmaman lazim. bizim orda eskiden beri bi laf vardir: bu milleti ne kadar s..sen seni okadar severler derler burda.
Manyak Adam
Mustafa Kemal i liberal ve İslamcı entellerin niye sevmedikleri de ortada o zaman. Yeterince liberal ve İslamcıyı ex durumuna getirmemiş olmalı, Kürdiler aynı şekilde, gerçi onlardan biraz fazla kesilmiş ama kafi olmamış. Atatürkü sevenlerin kompoziyonuna bakılırsa Atatürk en çok solcuları kesmiş. TKP lilere felan göz açtırmamış.
Bir de şöyle bir laf var:
“Deveye diken insana s..ken lazım.”
Bu duyduğum en iyi liberal felsefedir, o s..ken in devlet değil, kapitalizm olması koşuluyla.
heykel değil ama resimle ilgili bir olay:
gittiğim bir ilköğretim okulunda giriş kapısıyla müdürün odasını bağlayan yaklaşık 15 metrelik koridorda sağlı sollu 27 adet atatürk fotoğrafı bulunuyordu.
cocuklarin beynini yikiyorlar onnarla tuba hanim. putpereslik gibi bisey haline getirdiler bu isi artik.
” Kabir azabı mevzuuna gelince çıkamayız. Misal MÖ 10000 yılında ölen bir insan ile, kıyamete 10 dakika kalan ölen insan arasında kabir azabı çekme uzunluğu olarak bir fark oluyor mu? ”
adamına göre muamele
Hay sağolasın bozkurt kardeş, ancak bu kadar aydınlatıcı olabilir bir insan
Fethi Bey,
Sanki dünkü yorumlara sansür uygulamışsınız.
Sansür uygulamasaydınız da cümle alem görseydi kimin ne mal olduğunu.
Neyse iyi pazarlar!
atatürkü gerçekten çok merak ediyorum. işin ilginç yanı ülkemizde ismine, resmine ve şekline her köşe başında rastlanan biri olmasına karşın. gerçekten objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış bir kaynak eser bulamıyorum. çünkü sürekli polemik konusu olan bir isim kendi ülkesinde bile. ya sığınılacak bir siper olarak kullanılır atatürk heykelleri. yada şehir merkezinde göz göze gelinir onunla ah şartlar müsade etseydide ben sana yapacağımı bilirdim denir. garip bir ülke burası biri seviyorum der kendine atılan kurşuna siper eder. diğeride sevmiyorum der ama niye sevmediğinide bilmez.
çok güzel
Ahhh Atatürküm Ahhh..
Senin her dediğini yaptık ülkemizi güllük gül istanlık ettik..
İnkilaplarına bile sahip cıktık seni öyle sevdikki.. sevgimizin anlam vede manasını ifaa için heryere heykellerinide diktik..
Sen rahat uyuyasın diye.. Orada bile rahatın yok..
Mustafa Kemal adını kullanıp senin adına konuşanlara daha coook ratlayacagız herhalde..
Senin kabir azabı cekip çekmediğini bilmiyorumda.. ben bir Türk vatandaşı olarak bugünlerde canlı canlı cook azap cekiyorum..
neyse fazla söze gerek duymadan nutuktan derleyeyimde konu uzamasın benim mesajımda..
”
Dünyada her millet, icraatına
tahammül ettiği hükümetin
mes’uliyetine ortak sayılır.
M.K.Atatürk.. ”
Bugünleri sanki yıllar önce görmüşssün.. İşte senin büyüklügün..ve de Heryere heykelinin dikilmesinin nedeni..
Saygılarımla..
lafa bak.. eğer hakkaten böyle düşünüyorsan o zaman bütün bu heykelleri derhal çekiçle keserle balyozla indirmek yerinede nostradamusun falan heykellerini dikmek lazım.
yerinede nostradamusun falan heykellerini dikmek lazım.
Teşbihte hata olmaz.. dikte bir görelim haberde ver nereye dikecegini acılışa geleyim..haa ne dersin..
kurdeleyi kesmene yardımcı olurum belki..
burada her yazıynın muhatabı gibi herkese laf yetiştirip aşagılayacagına yazılara verdiğin cevapla..
kendinle bir özeleştiri yapsan.. ben neyim ne yazıyorum ne söylüyorum bana çevreme karşı ne duruma düşerim diye..hep insanları tepeden bakan bir mizaclamı yaklaşırsın..alaycı kendini begenmiş..havalardasın..
yazdın verdin veriştirdin rahatlamışssındırda sen şimdi nostradamus tanda örnek verdinya Büyük kültürlü entellektüelsin şimdi erişilmez oldun vallahi..?
daha fazla kendimi bu büyük dehanın karşısında ezdirmeyeyim seni sana bırakıyorum..
Allaha Emanet ol..
Ufak bir bilgi: Heinrich Krippel Avustralyali degil, Avusturyali.
Avusturya’da böyle üzerine carpi isareti konmus kangurulu tisörtler vardir, “there are no kangaroos in Austria” diye yazar üzerinde, onlar aklima geldi.
Teşekkürler. Zaten kulağa da pek hoş gelmiyor Avustralyalı bir heykeltraş.
ben bu işlerin tarihini pek bilemiyorum. yaşımda müsait değil zaten. ama ilk değilde son heykellerden bahsedebilirim. bizim lise bahçesinde atatürkün bi heykeli vardı. rengi de siyahtı. ama büyük sayılmaz. sadece kafa, birazda gömlek yakasından falan. epeycede sert bakışlı çatıkkaşlı falandı. gerçek atatürke hiç benzemiyordu yani. ama yağmurdan çamurdan su altında kalakala eskimiş bazı yerleri paslanmıştı. müfettiş geliceği zaman hademelere siyah boyaylan atatürkün burun ve yakaaltı kısımlarını boyatmışlardı. bildiğin badana fırçasıyla boyamıştı adamlar yani. hem sonra iki renk gibi oldu çünkü ilk boya solgunlaşmıştı yenisi ise canlı olduğundan karakara belli oluyordu. ben müdürün yerinde olsam komple boyatırdım. bana göre saygısızlık.
bi de kardeşimin gittiği ilkokulun orda pazar kurulurdu. bu pazarcılar hani yağmurdan güneşten malları korumak için tepeye bir bez gerdirirler ya. bi günü pazarcının biri bu gergin bezin ipini üç yandan bağlayacak yer bulmuş ama dördüncüyü bulamamış. sonrada cahil köylü tutmuş o ipi ordaki atatürk heykelinin boğazına sarıp düğümleyivermiş. polislerde bu ipi görür görmez adamı alıp götürmüşler. ben olayı görmedim ama gasteye çıkmıştı. ama adamın atatürk düşmanı olduğunu sanmıyorum cahillikten yapmıştır. (çünkü atatürk düşmanı olsa başına gelicekleri bilir kendini tehlikeye atmaz. gece gelip bişeyler yapmaya kalkar.)
bu resimler çok gzl çok begendim süper anlatamam yani bu resimler benim ödew için aradıgım resimler size ne kdr tşkr etsem azdır çokkkkkkkk ama çokkkkkk teşekkür ederim