Atilla Yayla’yı Ne Yapalım?

FST 21 Kasım 2006

atlaly.jpgAtilla Yayla’nın konuşması üzerine gelişmeleri üzüntüyle izliyorum. Bu tür eleştiriler yeni olmadığı halde Kemalist cephe inanılmaz bir heyecan içinde siyaset bilimi profesörünü hedef almış durumda. İşin içine emekli generaller filan da karışmış. Haber yorumlarında “silahlanıp bu yobazları İzmir’den denize dökelim” türü mesajlar var. Benim ilgimi çeken yakın tarih uzmanlarının henüz ağzını açmış olmaması. Bir de içerik olarak benzer, hatta daha ağır eleştiriler getiren Cemil Koçak, Mete Tunçay, Ahmet İnsel gibi akademisyenler neredeyse hiç tepki almazken Atilla Yayla’ya karşı acımasızca hücuma geçilmesi biraz şaşırtıcı.

Sonuçta Kemalizm eleştirileri bu ülkede yeni birşey değil, “Atatürk’e adam demiş” diye üsluba kafayı takmak da işin özünü, uzun bir konuşmanın verdiği mesajları yok saymayı gerektirmez. Hatta, bu kadar saldırılması “Eyvah, herif bütün doğruları sıraladı, bu zamana kadar bunlar akademik kitaplarda filan yazılıyordu, pek zarar görmüyorduk, şimdi uluorta tartışılırsa ‘kazanımlarımız’, Kemalizm sırtından elde ettiğimiz rant elden gidecek” korkusundan olabilir diye düşünüyorum. Gelelim tepkilerin mahiyetine.

Hürriyet gazetesinde bir general ile bir grup sivil şahıs ve tıp profesörünün açıklaması var. Bunlar bildik şeyler ama mesela Atilla Yayla’yı “halkı din, dil, ırk temelinde bölmeye teşvik ve Cumhuriyet rejimine karşı eylemler içinde bulunmak” ile suçlayan ve dava açan bir avukat şunları söylemiş:

Avukat Ülük, hukuk bürosunda düzenlediği basın toplantısında ‘Atatürk’ sözcüğünün, Türk milletinin kalbinde ve zihninde bir kutsallığı olduğunu belirterek, Prof. Dr. Yayla’nın Atatürk’ten ‘Bu adam’ diye söz ederek anayasanın din, dil ve ırk ayrımını yasağını ihlal ettiğini savundu. Ülük, “Halk, Atatürk fotoğraflarını gönüllü olarak işyerine, evine asıyor. Kemalizm’le ilgili sözleri de tutarsız. Böyle birinin, adını Atatürk’ün ‘Gazi’ ünvanından alan bir üniversitede öğretim üyesi olması bizi derinden üzmekte. Sözleri haksız, gerçekdışı ve haincedir” diye konuştu. Tarcan Ülük, dilekçesinde “Prof. Dr. Yayla’nın suç işlemeye devam etmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, tedbiren YÖK ve ünvesite ile işbirliği yapılarak soruşturma sonuna kadar öğretim üyeliğinden uzaklaştırılmasını, Yayla’nın suç işleme amacıyla hareketlerinin, varsa işbirlikçilerinin tespit edilmesini, soruşturmanın tamamlanarak, Anayasa, TÇK ve özel yasalara göre suç sayılan eylemlerden tecziyesi için hakkında kamu davası açılmasını talep ederiz” dedi.

Bir defa Atatürk sözcüğünün Türk Milletinin kalbinde “kutsallığı” olduğu biraz kendinden menkul bir rivayet gibime geliyor. Kutsallık dinle, metafizikle ilgili bir kavram. Laik, bilimci bir savcının kutsal kelimesini iddianamesinde kulanması çağdaşlığa terstir. Yok Kemalizm benim de daha önce mevcut duruma bakarak iddia ettiğim gibi alenen bir din ise mesele yok. O zaman bu ikrar edilsin, hepimiz rahatlayalım. Avukat bey “Halk fotoğrafları gönüllü olarak evine asıyor” demiş. Ben evinde Atatürk olan pek az kişi gördüm. Genel bir istatistik araştırma yapılırsa insanların evlerine Atatürk resmi değil Yasin, Amme, Tebareke ve genelde okunmayan bir Kuran astıkları müşahade edilebilir. Dükkanlarda da oran Atatürk aleyhinedir. Mesela Karınca duası neredeyse her dükkanda asılıdır ama Atatürk resmine genelde ortodoks CHP’li esnaf ilgi gösterir. Resmi kurumlarda da Atatürk resmi, Gençliğe hitabe ve İstiklal marşı kanun gereği asılıdır.

Haydi bunları anlamaya çalışalım, olabilir diyelim, hukuçunun şu sözlerini ne yapacağız? “Prof. Dr. Yayla’nın suç işlemeye devam etmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, tedbiren YÖK ve ünvesite ile işbirliği yapılarak soruşturma sonuna kadar öğretim üyeliğinden uzaklaştırılmasını, Yayla’nın suç işleme amacıyla hareketlerinin, varsa işbirlikçilerinin tespit edilmesini…” ne manaya geliyor. Atilla Yayla’nın suçu Kemalizmi eleştirmek olduğuna göre, ve anlaşıldığı kadarıyla bu iddialarından vazgeçmeyeceğine göre onu (ve işbirlikçilerini) çalıştıkları kurumlardan uzaklaştırmak çözüm müdür?

Bu insanların ifade ve yazı ile getirilen eleştirilere tahammülleri olmadığı görülüyor. Bir siyaset bilimi ve iktisat hocası birçok araştırmacının çok daha ağırını söylediği sözleri alışık olunmayan bir tarzda söylediğinde fiili lince tabii tutulmaya kalkılıyor. Üstelik de “daha da konuşabilir, ilelebet susturalım” diyerek. Şikayetteki ifadenin son kısmının gereği maalesef hapse atmakla yerine getirilecek şey değil. Ölüm cezası da kalktı, geriye yazma ve konuşmayı engelleyecek yegane metod kalıyor. Atilla Yayla, yandaşları ve onlar gibi düşünme ihtimali olanların dilleri ve elleri kesilmelidir. Gelen tepkilerden ben bunu anlıyorum, kusura bakılmasın ve bu ülke açısından hiç de iyimser değilim. Hiç istemediğim halde, “dinsizin hakkından imansız gelir” hesabı AB savunucusu durumuna düşüyorum.

Bir laf da herhalde ne yapacaklarını planlamaya çalışan AKP yönetimine. Korkakça Atilla Yayla’yı satan, medyada tiksindirici şekilde aşağılık beyanlar veren milletvekilli ve teşkilat yöneticileri ile ilgili düşünceleri olumlu ise yazıklar olsun. İki lafından biri “ben şiir okuyup cezaevine girdim” olan sayın başbakan, herkes susup pısarken cesurca başörtüsü meselesini kendi derdi olmadığı halde gündeme getirip özgürlük adına savunan Atilla Yayla’yı satıp birşey yokmuş gibi davranacak “ifade özgürlüğü var elbette ama bu beyanlar bizi üzmüştür” diye kaz mı çevirecektir.

Atilla Bey herkesin karnından konuştuğu bir ortamda bildik sözler söyleyerek cesaretle AKP’yi bir imtihanın içine sokmuş gibi görünüyor. El ve dil kesme olmadığı takdirde hoca Atatürk’e adam dediği için en kötüsünden birkaç yıl yatar çıkar ama AKP ebediyyen kaçak güreşemeyeceğini anlayana kadar akil insanlar nezdinde alnında bir lekeyle yaşamaya mahkum olur. (Mustafa Karaalioğlu da bu soruları sormuş, bakalım cevaplar nerelerden nasıl gelecek)

Atilla Bey kral çıplak demiş, lambadaki cini çıkarmıştır. Bildik bir laf var ya, bundan işler bir daha eskisi gibi olmayacak diye, nedense o hissiyat içindeyim. Ümit ederim Türkiye’de işler hem Kemalistlerin hem de olmayanların daha salim kafayla hareket edeceği bir noktaya doğru kayar.

Popularity: 14% [?]

68 Yorum

  1. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 5:50 pm

    Takke düştü, kel göründü diyeceğim ama yok öyle demeyeyim; kel zaten görünüyordu da, kralın tepesi çıplak denemiyordu sadece…

  2. delidumrul - 21 Kas 2006 - 5:52 pm

    ticaniler de tepesine vuruyormus bronz heykellerin.

  3. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 6:14 pm

    Aman ha, ben “Ulu Önder”in anatomisinden, fizyonomisinden filan bahsediyor değilem, haşa huzurdan! Her zaman söylemişimdir; benim zincirlerimden başka kaybedecek çok şeyim var efenim.

    Ticanilere gelince, “delidir[ler] ne yapsa[lar] yeridir” laforizmasıyla mevzuyu kapatabiliriz.

  4. blue - 21 Kas 2006 - 6:16 pm

    Böyle birinin adını Atatürk’ten alan “Gazi” adlı bir üniversitede…
    Böyle birinin adını Atatürk’ten alan “Atatürk” adlı bir üniversitede,
    Böyle birinin adını Atatürk’ten alan “Sakarya” adlı bir üniversitede,
    Böyle birinin adını Atatürk’ten alan “Dumlupınar” adlı bir üniversitede,
    çalışması mümkün değil.
    Böyle birilerinin Harvard University, Stanford, Massachusettes Institute of Technology, Princeton gibi adını Atatürk’ten almayan üniversitelere geçmesini öneririm.
    Ne de olsa adını Atatürk’ten alan üniversiteler dünya sıralamasında diplerde sürünüyor. Neden acaba?
    Sahi üniversitelerimizde hür düşünceden bahseden kimdi?

    Her şam-u seher ah ile efgandan usandım…

  5. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 6:23 pm

    Blue Bey,

    Hocayı yaylalara çıkarıp yaylalar türküsünü çığırttırmazlarsa zaten öyle olacaktır. Hiç merak buyurmayınız efenim.

  6. Bulent Murtezaoglu - 21 Kas 2006 - 6:38 pm

    Dogru diyorsunuz Fethi bey, ustelik bu piyangonun bir liberale cikmis olmasinda da bir hayir olabilir.

    Atilla Yayla bir banttan soz etmis, o bir ortaya ciksin webde filan yayinlansin, bir takim insanlar en azindan argumanini iyice gorsunler bakalim. Bu arada hic yoktan buyuk olay ciktigi icin muhtemel oyuncular biraz hazirliksiz, belki simdi bir ozel universite ‘gel bizde ogret’ diye bir teklif hazirliyordur.

    AKP’nin hesabi nedir bilemem, ama LDP degil AKP. Nihayet — varsa — davasinin disinda ve belki tabaninin hosuna dahi gitmeyecek fikriyattaki bir hocaya sahip cikmamalari anlasilmaz birsey degil. Sahip cikmanin bedeli buyuk olabilir cunku. Hepsini birakin, politikaci bu insanlar, leke varsa zaten bin tane baska lekenin yanina eklenir — yani onemli degil. En azindan ben boyle dusunuyorum. Onunde pek garantili olmayan iki tane secim olan bir iktidar partisinin halkin anlasa da sevmeyecegi bir fikriyati benimsemis birine sahip cikmaktan kacinmasina sasiracak olsam zaten kendi liberal egilimimi yok ederdim herhalde. Yabilirler tabii, yapamazlar demiyorum ama simdiye kadar gorunen hal sasirtici degil.

    Neyse, buradaki mesele Ataturk meselesi degil, hatta hocanin ne soyledigi de degil aslinda. Mesele 2006 senesinde bir profesorun bir toplantida soyledigi seylerden dolayi bu sekilde hayatinin zorlastirilmasi. Turkiye’de akilli ve nispeten guclu insanlar bunu AB’yi karistirmadan cozemezse cok yazik. Ben herhangi bir mahkumiyet filan cikacagini zannetmiyorum bu isten.

  7. Tansel Güçlü - 21 Kas 2006 - 6:44 pm

    Bu ilk patlama meselesinde bir durum var. İsmail Beşikçi ve Fikret Başkaya örnekleri var gözümüzün önünde. Fikret hocanın birkaç yıl içerde yatmasına sebep olan “Paradigmanın İflası” kitabı da resmi ideolojinin eleştirisi üzerinedir. Bu çullanma hali ilk değildir onu hatırlatayım. Atilla hocanın başına gelenlere o yüzden şaşırmamak lazım. Bu ülkede bilim yapmak zor iş…

  8. izlenimler - 21 Kas 2006 - 6:59 pm

    Merhaba Tansel,

    Fikret Başkaya örneğin doğru ama Fikret Bey için bu denli bir hareketlenme olmamıştı. Adamcağız sessiz sedasız içeri tıkıldı. Atilla Yayla örneğinde ise anormal bir linç havası seziliyor. Elbette bunda Hürriyet gazetesinin ciddi etkisi var.

    Selamlar.

  9. izlenimler - 21 Kas 2006 - 7:05 pm

    Bülent Bey,

    AKP ile ilgili söyledikleriniz doğru ancak biraz da ikilem içinde olduklarını tahmin ediyorum. Atilla Yayla AKP için yeni duyulan bir isim değil, “adam” senelerdir neredeyse meccanen AKP’yi doğrudan ilgilendiren işlerle uğraşıyor. Ama daha siyasi istikballer için harcanacaktır, aynen Prof. Mustafa Erdoğan’ın Fazilet Partisinin kapatılması ile ilgili yazdığı yazıdan mahkum olduğunda Erbakan’ın kendisine sırtını dönmesinde olduğu gibi.

    Türkiye’de liberal olmak kolay mı zor mu diye bir tartışma vardı biryerlerde, nedense o aklıma geldi şimdi.

    Selamlar.

  10. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 7:09 pm

    Fethi Bey,

    Bunun böyle olmasında Yayla Hoca’nın liberal oluşunun çok önemli rolü olduğu kanısındayım. Uluböyyükyüce “sahip”lerimiz, kendilerine karşı çıkanların “gomonis”, “mürteci”, “bölücü” olmalarına alışkındılar. Ne zamandır kaşınan ve efendilerimizin ideolojik tahakkümleri için bu saydıklarımdan çok daha tehlikeli olan “liberal”lere bir ders verilmesi gerek! Yayla Hoca’nın şahsında bu “ders” verilecek, düşman İzmir’den denize dökülecektir.

  11. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 7:11 pm

    Bir cümlede üç kez “olmak”… İşte böyle “çok olunca” cümlemizin bile vücut kimyası bozuluyor efenim!

    Şöyle düzelmeli ilk cümlemiz:

    “Bunun böyle oluşunda Yayla Hoca’nın liberalliğinin çok önemli bir rol teşkil ettiği kanısındayım.”

  12. Suat Öztürk - 21 Kas 2006 - 7:37 pm

    Fethi Bey,

    Elinize sağlık. Çok güzel yazmışsınız.

    Nedense ben de aynı hissiyat içindeyim. Sanki bu olay, birşeyleri konuşabilmeye başlamanın miadı olacak gibi.

    Atilla Hoca’ya bir vatandaş olarak destek ve moral veren bir mail attım. Aynı şekilde düşünen herkes bu desteği vermeli.( atillayayla@yahoo.com )

    Mustafa Karaalioğlu’nun da eline sağlık. Aynen benim düşündüklerimi yazmış..

    Son cümlenizdeki dileğinize de yürekten katılıyorum.

  13. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 7:41 pm

    Efendiler,

    Liberalizm, Türk milletinin en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde behemehal ezilmelidir.

  14. Muzmin Anonim - 21 Kas 2006 - 7:55 pm

    Metin bey,

    Atilla Yayla örneğinde ise anormal bir linç havası seziliyor. Elbette bunda Hürriyet gazetesinin ciddi etkisi var.

    MKA’nin tasfiye surecinde oldugunu dusundugumu epeyi zaman once bir yerlere yazmisgim vardi galiba..

    Su anda yapilanin da onun bir devami oldugunu, ve size belki ters gelecek ama Hurriyet’in bu faaliyette Atilla beyden cok daha onemli rol oynadigini dusundugumu soyleyebilirim.

    Benim asil merak ettigim MKA’nin tasfiyesinin nicin bu kadar zaman aldigi degil, simdilerde bunun olmasini saglayan temel dinamiklerin ne oldugudur.

  15. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 8:10 pm

    Muzmin Bey,

    Alıntınız, Fethi Bey’e ait. Neyse.

    Ben söylediklerinize pek katılamıyorum. O dediğinizin BÖYLE yapılabileceğini (:yeterlik değil ihtimal anlamında) söylemek bence biraz komplo teorisi kokuyor.

  16. metin-thePoor - 21 Kas 2006 - 8:11 pm

    15′e ek:

    Muzmin Bey,

    Ben 10(+11) numarada söylediğimin arkasındayım.

  17. izlenimler - 21 Kas 2006 - 8:33 pm

    Müzmin Bey,

    (Alıntıladığınız metin bana ait) Tasfiye sürecinden bahsettiğinizi hatırlıyorum ve -ilginç bulunabilir- bunu imkansız birşey olarak da görmüyorum. Son gelişen olay bu kapsamda değerlendirilebilir mi tam emin değilim, AMA gayretkeş bir muhabir ve mahalli bir gazetenin işi büyütmesine Hürriyet’in balıklama atlaması teorinizi desteklemiyorsa (yahut Hürriyetin Atilla Yayla’ya özel bir kini yoksa) herkes zıvanadan çıkmış demektir.

    Selamlar.

  18. Muzmin Anonim - 21 Kas 2006 - 11:09 pm

    Metin bey,

    Bunun böyle olmasında Yayla Hoca’nın liberal oluşunun çok önemli rolü olduğu kanısındayım.

    ‘Ilberal olmak’ ne demektir bilmedigim icin, cahil cesaretinin her turlu imtiyazini kullanabilirim saniyorum.

    Cehaletim derken, bu spesifik noktada, sunu demek istiyorum: Ekonomik planda bir yansimasi olmayan seyin nasil ‘Liberal olmak’ oldugunu anlamis degilim.

    Azicik daha acarsam, sirin gorundugu kitlelere tam olarak ne dedigi anlatilmamis, sirin gorundugu kitlelerin sadece nurlu bir yuzel muhatap olmaktan oteye fazla bir sey bilmedigi birisinde ‘Liberal olmak’in ne gibi bir kiyemt-i harbiyesi olabilir ki?

    Gecenlerde kisaca kapinin araligindan baktigimda, ooo millet oyle bir pur nese, calip oynuyordu ki, neredeyse hemen yer ayirtasim geldi.. neyse ki tanidik bir iki iblisten birisi hafice durtu de vazgectim; meger cehennem de reklamlari izliyormusum..

    Simdi.. Birisi cikip size:

    Issizlik sifira indirilecek. Fiyat istikrari saglanacak. Ulkenin altpaisi, yollari, egitim ve ogretimi baska hic bir ulkede olmadigi kadar iyi yururtulecek, cocuk cocugunuzun geleceginden endisenizi devlet ustlenecek, saglik hizmetleri vs.yi de devlet liyakat bazinda baska hic bir yerde olmadigi kadar iyi yapacak; tam bir hukuk devleti olacagiz..

    filan dese baliklama atlayacak misiniz?

    Eger cevabiniz ‘tabii ya!’ olacak ise, hosgeldiniz Nazizme.. :))

    Demem o ki.. azicik daha icerikli bakmakta fayda var ;)

    Uluböyyükyüce “sahip”lerimiz, kendilerine karşı çıkanların “gomonis”, “mürteci”, “bölücü” olmalarına alışkındılar. Ne zamandır kaşınan ve efendilerimizin ideolojik tahakkümleri için bu saydıklarımdan çok daha tehlikeli olan “liberal”lere bir ders verilmesi gerek! Yayla Hoca’nın şahsında bu “ders” verilecek, düşman İzmir’den denize dökülecektir.

    Yaw, bilerek ya da bilmeyerek, Atilla bey, AKP’yi cok tuhaf bir kontripiyede birakti..

    Eskiden, ‘uzay elbisesinin icinde yellenmek’ diye bir laf vardi.. siz o gunlere yetismediniz tabii ki :) ama, Atilla beyin yaptigina dikkatle bakarsaniz ne demek istedigimi anlayacaginizi saniyorum..

    Ben 10 (+11) numarada söylediğimin arkasındayım.

    Ona yonelik hic bir suphem hic olmadi da.. tam olarak ne kadar arkasindasiniz onu merak ediyorum.. yani, kac kilometre :)

    Liberalizm, Türk milletinin en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde behemehal ezilmelidir.

    ‘Kendi akliyla dusunmek’i yanlislikla ‘Liberlizm’ yazmissiniz.. o kadarcik typo herkesin basina gelebilir.. :))

  19. Muzmin Anonim - 21 Kas 2006 - 11:17 pm

    Fethi bey,

    (Alıntıladığınız metin bana ait)

    Anladim, son zamanlarda bir kisilik bunalimna girmis olmaliyim; kisileri birbirine karistiyorum.. fakat, azizim, o kadar da benzemege basladinzi ki :))

    Tasfiye sürecinden bahsettiğinizi hatırlıyorum ve -ilginç bulunabilir- bunu imkansız birşey olarak da görmüyorum.

    Inamikleri varsa, olmak zorunda.. Dolayisi ile, boyle bir syein dinamigi var mi sorusunu tefekkur etmegi teklif ediyorum..

    Bana var gibi geliyor. MKA’nin sagladigi zirh bazan dar, bazan da alenen kisitlayici gelmege basladi bence bazi cevreler icin. Dolayisi ile, daha farkli bir seylere gitmek gerekiyor sanki..

    Ve, bu tip seylerde, akillica olan disardan hucum ederek yikmak degildir; icerden cokertmek cok daha guzel olur. Bunu, mesela, Metin beyin bilhassa sol baglaminda ock iyi bildigini saniyorum.

    Karakoc da, [hafizamda kaldigi kadariyla]

    Ekmek gibi evirdiler, bilmedik
    Yolumuzdan cevirdiler, bilmedik

    derken oteki cenahin hissiyatini dile getirir.. MKA’yi da Islamcilarin yikmasini beklemiyorsunuz herhalde.. onlarin da gorevleri var, ama, MKA ile ilgili degil; kendi sifatlarina yonelik…

    Son gelişen olay bu kapsamda değerlendirilebilir mi tam emin değilim, AMA gayretkeş bir muhabir ve mahalli bir gazetenin işi büyütmesine Hürriyet’in balıklama atlaması teorinizi desteklemiyorsa (yahut Hürriyetin Atilla Yayla’ya özel bir kini yoksa) herkes zıvanadan çıkmış demektir.

    Herkesin kendini ve yekdigerini zivandan cikmis sanabilecegi turden tezgahlar kurabilsem ben de.. ama, nerede? O apayri bir yetenek istiyor..

  20. Anonymous - 22 Kas 2006 - 2:39 am

    Kaleminize, zihninize, yureginize saglik fethi Bey, yorumculasr ve tabiiki Prof. Yayla. Icin icime sigmiyor ne soyleyecegimi bilenmiyorum. “bir mille uyaniyor” desem abartmismi olurum acaba. Dogru, o ilk degil. Baskalatri da soylediler ve fiyatlarini odediler. Ama bu farkli gibi kuvvetli bir sezgi var icimde! Nedenini aciklamak biraz zor olacak. Fethi Bey’in son paragrafindaki ongoru olsa gerek. “Artik mizrak cuvala sigmiyor” demedimm ben size Fethi Bey? “boyle gelmis,boyle gitmez”! Simdi gidip kllima gelen daha tehlikeli cumleleri kendi mekaimda doktureyim. Belki buraya desarj olmus vaziyette donerim de “yazi islerine” zararim dokunmaz.

  21. Bekir L. Yildirim - 22 Kas 2006 - 2:53 am

    Ha unutmadan ilave edeyim. Hoca’ya destek mahiyetinde bir girisimde bulunmak icin kafa yormayi teklif ediyorum ifade hurriyetini, bilimsel ozgurlugu, ahlaki dogrulari savunan herkese. Bunun icin kendi adima Ankara’ya gidip Gazi Universitesi onunde gosteri, picketing, yapmak dahil her turlu demokratik tepkiye aktif olarak katilmaya hazirim. Bu konuda herhangibir girisimden haberdar olmak isterim. e-mailim:
    bekirlyildirim@yahoo.com

  22. Bekir L. Yildirim - 22 Kas 2006 - 3:05 am

    Bir ilave daha: Suat Bey’in Gelenek sitesinde ayni konudaki yazisinda bahsettig gibi AKP “cark etmis” anlasilir sebeplerle. Orada verdigi linkteki bazi ifadelere bakilirsa AK-Parti Izmr teskilatindan bazilarinin soylemleri car etmenin cok otesinde. Eh reel politik bu olsa gerek. Atilla Hoca’nin ;liberal olmak kolaymi zormu yazisini okumustum Zaman da. Tavsiye ederim. (Ben yorumlarda link vermeyi ogrenemedim henuz). Kendisini LDT’de ziyarwet ettigimde soylesi birse soyledigimi hatirliyorum. “ben liberalizmden fazla anlamam ama sizin soylemleriniz bunu temsi ediyorsa iyi bisey olmasi lazim”. Ben gerek kendisinin gerek M. Erdogan’in duruslarinin liberlizmden degil vertebrate olmalarina veriyorum cunki ‘liberalim’ diyen farkli turlere de rastladim. Neyse farki konu.

  23. delidumrul - 22 Kas 2006 - 5:40 am

    Evet guzel kardesim, yeniden geliyoruz aslanlar gibi!

    Yetti ulan artik, isterseniz tapin heykellere size bi sey diyen yok ama bizden niye ayni seyi bekliyorsunuz yahu!

    ayni yolun yolcusu degiliz anlasaniza artik…

  24. metin-thePoor - 22 Kas 2006 - 3:16 pm

    Muzmin Bey,

    1) Liberalizmi tartışmamızın yeri burası değil bence.

    2) “Yaw, bilerek ya da bilmeyerek, Atilla bey, AKP’yi cok tuhaf bir kontripiyede birakti..” demişsiniz. Can Bey’e benim blogda söylediğim şu lafı burada da edeyim: “Merkezdeki despotik seçkinler ile periferideki taşralı iktidar talipleri arasında ne yazık ki hiçbir kalite ve meşrep farkı yoktur. Al birini vur ötekine!” AKP’nin demokrasi mücadelesi vermek gibi bir ciddi niyeti olmadı ki! O sadece mış gibi yaptı, yapıyor. “Devlet partisi”nin güdümünden çıkamaz, çıkamayacaktır, çıkmasına izin verilmez. AB konusunda çark etmesinin de nedeni budur, özgürlükçüleri böyle satıvermesinin de nedeni budur. Ne de olsa taşranın/köyün/varoşun bağrından çıkmıştır ve onu temsilen oralardadır; farzımuhal isteği olsa bile çapı yetmez.
    Yayla AKP’nin “çıplak” olduğunu gösterivermiştir. Bundan sonrası şenlikli geçecektir.

    3) Devletin kendine “düşman” saydığı kesimlere dikkat ederseniz (komünist, dindar, Kürt, liberal), bunlar hep statükocu/yerleşik fikirlerle malul, sokma akıllılığa isyan eden, “kendi aklıyla düşünmek” isteyen kesimler olmamış mıdır?
    (Muhtemel itirazınıza peşin cevap: Kendi aklıyla düşünmek isteyen herkes kendi aklıyla düşünebilmiş midir -elbette hayır. Ama o başka konudur.)

    10 numarada ısrarlıyım. Devlet, ilk kez başetmekte zorlandığı, öncekilerden çok daha sofistike, entelektüel donanımlı bir “düşman”la karşı karşıyadır: Liberalizm. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakaldır!

  25. metin-thePoor - 22 Kas 2006 - 3:21 pm

    24′e ek:

    Üçüncü maddedeki ilk cümlenin yanlış okunma ihtimali var: Statükocu fikirlerle malul derken elbette adı geçen kesimleri kastediyor değilim; sokma akıllılığın tasviriydi o.

  26. Tansel Güçlü - 22 Kas 2006 - 8:48 pm

    “Devlet, ilk kez başetmekte zorlandığı, öncekilerden çok daha sofistike, entelektüel donanımlı bir “düşman”la karşı karşıyadır: Liberalizm. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakaldır!”

    Metin bey bu tespitinize maalesef katılamayacağım. Kanımca bir liberalden ilk kez böyle bir lafın gelmesinin abartılmasının içinde bulunduğumuz dönemle direkt alakası vardır. Liberalizm dünya genelinde hakim düşünce haline gelirken Türkiye’deki satatükocu ve devletçi seçkinlerin iktidar alanları tehdit ediliyor. Zira bizde egemenler devlette yuvalanmışlardır. Bunu Fikret hocanın analizlerinde çok da rahat görebiliriz. Dolayısı ile bir Türkiye liberalinden statükoya tepkinin gelmesi önemli idi. Yoksa resmi ideolojiye ilk ciddi karşı çıkış Fikret hoca (Fikret Başkaya) ile olmuştur. Analizleri çok daha derinlemesine ve sofistikedir. Şimdi bunu da Özgür Üniversite yıllardır “Resmi Tarih Polemikleri” adı altında devam ettiriyor. Ve çoğu marksist olan bu bilimcilerin başlarına da gelmeyen kalmamıştır. Liberallerin bu konudaki önermeleri çok basittir özünde. Öyle sofistike falan da değildir. Liberalizm için de bu geçerlidir.

    Durum içinde yaşadığımız dünyanın maddi koşullarının yeniden üretiminin bir gereği olan neoliberalizmin resmi ideolojiye Türkiye’deki ilk ciddi karşı çıkışının eseridir. Mesele sofistikelik veya derinlik değildir.

    Saygılar.

  27. manyakadam - 22 Kas 2006 - 9:12 pm

    efendi efendi.. ben bunlari anlayamiyorum.. kanimca falan ne demek bilmiyorum ecevit de derdi boyle onu da anlamazdim zaten neyse konuya geliyim

    simdi birileri daga tasa cayira cimene heykel diker resim asarsa biri de cikar der ki ne lan bu her yer heykel doldu ne ayaktir bu, ileride torunlarimiz suratimiza tukurecek falan der bilmem anlatabiliyor muyum

    yani bu kadar basit bir meseleyi zofistike olarak mi anlatmasi lazimdi adamcaazin? kisa ve oz olarak kodu oturttu bana gore ve yetti de artti bile

  28. Tansel Güçlü - 23 Kas 2006 - 2:49 am

    Manyakadam;

    Yazdıklarımdan birşey anladığına emin misin? Atıf yaptığım adamlardan haberin var mı? Arada bir de olsa okur musun?

    Bir de “ne ayaktır” ne demek onu da ben bilmem!

    Siz ister kabul edin, ister etmeyin! Resmi ideoloji çok ciddi ele alınması gereken bir konudur. Fevkalade önemlidir ve benim atıf yaptığım bu adam bu meseleyi Türkiye’de ilk tartışanlardır ve de en ciddi analizleri yapanlardır. Öyle basit olmuyor maalesef.

  29. Bekir L. Yildirim - 23 Kas 2006 - 6:12 am

    Atilla Yayla’yi nemi yapalim? Hmm, bir guzel soru daha!

    -Ha buldum, Gulag bugunlerde bos durmuyormu? Dost ve komsu Rusya’dan rica etsek de..

    - Yo olmadi, Ferhat Sarikaya, Sacit Kayali, Nurettin Sirin ve adlarini hatirlamadigim YOK tarafindan emekliye ayrilmis proflarin takildigi kahvehanenin adresini verelim kendisine!

    - Bu dami olmadi? ERKE AS’ye PR danismani yapalim!

    Yok yaw gene olmadi. Bu sabah kafam iy calismior. Bir iki fincan kahve sonra daha fazla yardimci olbilirim eminim.

  30. metin-thePoor - 23 Kas 2006 - 2:53 pm

    Tansel Bey,

    Evet, elimin ayarı “sofistike”de kaçmış! Haklısınız. Mesela bir Fikret Başkaya’nın ne kadar önemli ve değerli bir muhalif olduğunu benim takdir ettiğimi siz de bilirsiniz önceki birçok yorumlarımdan. Farklı düşünmüyoruz esasında.

    Ancak, devletin liberal muhalefetle karşılaşmasının son derece dramatik sonuçlar doğuracağını öngördüğümü ve bunun marksist/dindar/Kürt muhalefetle karşı karşıya gelişinden çok daha -kendisi adına- zor ve kritik olduğunu bir kez daha tekrarlayayım izninizle.

  31. Bulent Murtezaoglu - 23 Kas 2006 - 3:19 pm

    Ancak, devletin liberal muhalefetle karşılaşmasının son derece dramatik sonuçlar doğuracağını öngördüğümü ve bunun marksist/dindar/Kürt muhalefetle karşı karşıya gelişinden çok daha -kendisi adına- zor ve kritik olduğunu bir kez daha tekrarlayayım izninizle.

    Neden boyle diyorsunuz?

  32. manyakadam - 23 Kas 2006 - 11:08 pm

    tanselguclu,

    sen nedemek istiyorsun kardesim?? yani ben yazarim ama seningibiler azcik zor anlar gibisinden giydirmeye kalkiyorsun ayip diil mi? tamam okumamistim senin siteni simdi baktim, annadiysam da serefsizim ne olmus yani_?? kanimca manimca diyorsun annamiyorum suc benimmi?? turkce yaz sende anlayalim o zaman konus.

    bak kardesim benim dediim cok basit diorum ki mesela atilla yayla gibi adamlar net konusuyo adam gibi konusuyo lafi gevelemiyor oyle agzinda mesela bu ayiptir kardesim ileride soracaklar bize diyo. anliyorsun diil mi bak? oyle nitekim kanimca kararimca falan gibi kibirlenmeler yapmiyorlar ama kodular miydi da cuk diye oturtuyorlar

    eger yazi yazabilmek istiyorsan sana da tavsiyem budur siradan bir vatandas olarak. annadin mi simdi?

  33. nitem tran - 24 Kas 2006 - 4:21 am

    Belli ki bu sancılı dönem daha çok hem de çook sürecek. Dogma ve tabuların toplum üzerindeki hakimiyetini kırmak ne kadar da zor. Bir takım yok edilen, elimine edilen dogmanın yerini hemen bir yenisi alıyor. Tek fark yeni gelenin daha yeni ve güncel argümanlarla süslenmiş olması. Sanırım bu her zaman da böyle olacak. ANCAAAK önemli olan, farklı bir düşünceyi dile getirenin de NORMAL biri olduğunu içselleştirip kendince yanlış olduğunu düşünse bile bunun dile getirilmesinin yeme içme kadar doğal olduğunu düşünenlerin toplumda çoğunluğa erişmesi. İşte “o zaman” için ben şimdiden bir kadeh şarabı, şarap içmemenin, her ne sebeple olursa olsun (dini, felsefi, tıbbi v.s) yanlış olduğunu düşündüğü (belkide inandığı) halde bana saygı duyanların şerefine içiyorum.

  34. Serhat Atabey - 24 Kas 2006 - 10:23 am

    Hadi Hep Bir Ağızdan: Yayla’lar Yayla’lar…!

    Profesör Atilla Yayla’ya yapılanlar, Türkiye’nin ifade özgürlüğü karnesini göstermesi açısından önemli.

    Bir öğretim üyesi standart dışı bir laf etti diye bazıları hop oturup hop kalkıyor! Demek ki herkes edeceği lafı mevcut standartlara göre uyarlaması gerekiyor.

    Üniversitelerin nasıl tip insan yetiştirecekleri belliymiş… Evet, bütün akademisyenlerin görevi Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı insan yetiştirmek…

    Eğer bu standardın dışına tekabül eden fikirleri değil öğrencilere öğretmek, herhangi bir panelde dillendirmek bile tehlikeli.

    Peki bu durumda ne oluyor? Bütün akademisyenlerin, öğretmenlerin ve bil-umum eğitim faaliyeti yapanların öğrencilere neler öğretmesi gerektiği belli.

    Laiklik adam olmaktır.
    İlericilik ancak Kemalizm’le mümkündür.
    Atatürk hiç hata yapmamıştır. “İnsandır, o da hata yapabilir” diyenler bu yüce şahsiyeti anlama kabiliyeti ve kapasitesi olmayan zavallı varlıklardır.
    Demokrasi iyidir, ama önce Cumhuriyet gelir. Cumhuriyet, laiklik ve Atatürkçülük gibi kavramlar olmadan ağzınızla kuş tutsanız “adam” olmazsınız.
    Ve diğerleri… Yani resmi ağzın söylediği ve köşelerde ağzı olan herkesin konuştuğu şeyler…

    Peki bu perspektiften bakıldığında, üniversiteye, üniversitelerde “Siyaset Bilimi”, “Bilim Tarihi”, “Sosyoloji”, “Tarih” ve benzeri bölümlere, hatta Tıp ve Mühendislik gibi bölümlere gerek var mıdır?

    Zaten herkesin ne söylemesi gerektiği, öğrencilerine ne öğretmesi gerektiği, nasıl tip bir insan yetişmesi gerektiği, neyin yanlış ve nelerin doğru olduğu önceden bellidir.

    O halde hadi koro halinde söyleyelim:

    Ay akşamdan ışıktır,

    Yaylalar, yaylalar,

    İşim şimşir kaşıktır,

    Dilo dilo yaylalar.

    Atilla Yayla’yı zapteyle,

    Yaylalar, yaylalar,

    Standardı kaçıktır,

    Dilo dilo Yaylalar…

    Arkasından bir de onuncu yıl marşı okudunuz mu kutsal göreviniz tamamlanmıştır.

  35. Anonymous - 24 Kas 2006 - 12:17 pm

    Çok güzel bir yazı tebrik ederim.

    Liberal düşünceden hiç hazzetmem, özellikle neoliberal türünden bu yüzden AB’yi de zihniyet değiştirmedikçe istemiyorum. Ancak, Metin beye katılıyorum, liberal düşünce şu anda Kemalizm’in karşısına çıkan en ciddi düşman(!). Sofistike, temelleri olan, denenmiş ve bazı ülkelerde başarılı olmuş.

    Kemalistler bu düşünce yapısıyla liberalizmle başa çıkamazlar. Tek çare Atilla Yayla’ya eziyet ederek susturarak benzer yolda gidebileceklere gözdağı vermek. Şu anda da bu yapılıyor. Ben de bu açıdan olanları bir devrim olarak görüyorum.

  36. zararsiz_velet - 24 Kas 2006 - 12:17 pm

    Çok güzel bir yazı tebrik ederim.

    Liberal düşünceden hiç hazzetmem, özellikle neoliberal türünden bu yüzden AB’yi de zihniyet değiştirmedikçe istemiyorum. Ancak, Metin beye katılıyorum, liberal düşünce şu anda Kemalizm’in karşısına çıkan en ciddi düşman(!). Sofistike, temelleri olan, denenmiş ve bazı ülkelerde başarılı olmuş.

    Kemalistler bu düşünce yapısıyla liberalizmle başa çıkamazlar. Tek çare Atilla Yayla’ya eziyet ederek susturarak benzer yolda gidebileceklere gözdağı vermek. Şu anda da bu yapılıyor. Ben de bu açıdan olanları bir devrim olarak görüyorum.

  37. Da Vinci - 25 Kas 2006 - 1:53 pm

    Atilla Yayla’nın sözlerinden “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder” kısmını bir türlü anlayamadım. Burada ilk olarak Kemalizmden ne anladığımız çok önemli. Eğer Kemalizm ile Atatürk’ün ve yaptıklarının ve ortaya koyduğu ilkelerin izinden gidilmesi kastediliyorsa bunların gerilemeye tekabül ettiğini düşünmek için ne tarihten ne de siyasetten hiç anlamamak gerekir. Ama siz Kemalizmden “ben Kemalistim” diyenlen bazı aşırıların tavırlarını ve yaptıklarını anlıyorsanız o başka. Bunu biri açıklayabilirse sevinirim. Atilla beyin “Kemalizm” dediği şey nedir?

  38. Bulent Murtezaoglu - 25 Kas 2006 - 2:04 pm

    Da Vinci bey, bant cozumu bir yerde yayinlandi mi bilmiyorum. Atilla Yayla hangi cerceve icinde bu sozu ettigini aciklamis asagidaki yazisinda, belki o bir isinize yarar:

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=458286

  39. Da Vinci - 25 Kas 2006 - 2:53 pm

    Bu yazıdan anladığım kadarıyla Atilla Yayla’nın “Kemalizm” dediği şey “1925-45 arası yapılan şeyler” olarak özetlenebilir. Siayaset bilimi üzerine doktatora yapmış birisinin olaylara ve kavramlara daha geniş açıdan bakabilmesini beklerdim. Kemalizmi bu şekilde tanımalamak için bence art niyetli olmak gerekir. Yani “1925-45 arası tek partili dönem vardı o zaman Kemalizm tek parti yönetimini gerektirir” veya “1925-45 arasında ifade özgürlüğü şimdiye göre çok gerideydi o zaman Kemalizm ifade özgürlüğünü genişletmeyi değil sınırlamayı gerektirir” gibi çıkarımlarda bulunmak bana absürd geliyor. Bu çıkarımları yapan sıradan biri olsa gülüp geçerim ama bunlar bir profesörden gelince insan buna gülüp geçemiyor malesef.

    Not: Fethi bey, 38 numaralı (yani bir üstteki) mesajımı silerseniz sevinirim.

  40. Da Vinci - 27 Kas 2006 - 9:17 pm

    Beyler yazımın üzerinden 2 gün geçmiş. Cevap verecek biri yok mu? O kadar savundunuz adamı bari yaptığım itirazlara cevap verme zahmetine girin. Sizce Atilla beyin bu yazdıkları doğru mu? Kemalizm böyle tanımlanıp, böyle bir mantık çerçevesinde gerici olarak kabul edilebilir mi?

  41. metin-thePoor - 27 Kas 2006 - 9:36 pm

    Da Vinci Bey,

    Üç gündür bir provokasyonla yatıp kalkıyor millet. Bizahmet siz de bir bakın bakalım, ne diyeceksiniz, merak ediyorum doğrusu…

  42. Da Vinci - 27 Kas 2006 - 10:14 pm

    Provokasyon mu? Sanırım ben birşeyleri kaçırdım. Metin bey, kusura bakmayın ama neden bahsettiğinizi gerçekten anlamadım.

  43. Da Vinci - 28 Kas 2006 - 12:47 pm

    Beyler istediğim çok zor birşey mi? Bu kadar savunduğunuz adamın söyledikleriyle ilgili bir eleştiride bulundum ve makul ve mantıklı bir cevap bekliyorum. Atilla beyin bu Kemalizm tanımına ve bu tanımdan yola çıkarak ulaştığı sonuca katılıyor musunuz?

  44. Cem Kaya - 28 Kas 2006 - 9:29 pm

    pabucumun galieosu

  45. Radyoturkay - 01 Ara 2006 - 12:17 am

    Site sahibini ve katilimci dostlari en kalbi duygularimla selamliyorum,kutluyorum.
    Atilla Yayla hocanin bu cumartesi saat 14 de radyomuzda canli yayinda olacagini sizlere duyurmak ve sorularinizla katiliminizi bekledigimizi bildirmek istiyorum.
    Sorulariniz icin: radyo@radyoturkay.com

  46. ahmet öztürk - 12 Ara 2006 - 12:19 pm

    Bu siteyi yeni gördüm,
    Burada yazılanları okuyunca Orhun yazıtlarında ne demek istendiğini daha iyi anladım. Kendi milletine ve kendi değerlerine ihanet eden başka bir güruh olacağını sanmıyorum. Para karşılığında oy’unu pazarlayanlara hep kızardık ve eğitimsizlik der geçerdik. Ancak gördük ki eşşek kadar adamlarda para uğruna herşeylerini satıyorlarmış. Orhan Yamuk ve Attila Yayla da kendilerini satanlardanmış. Dünya tarihi hainlerin unutulduğunu daha yazmadı. Ulusalcı türk insanı da unutmayacaktır. Kamran İnan beyefendinin bahsettiği hainler iyot gibi açığa çıkmaya başladılar. Çalanlar çırpanlar unutulabilir ama bu isimler asla unutulmayacak. Hainler şunu unutmasın, gerekirse bir ergenekon daha bulunur, yeni bir türeyiş başlar ancak bu hainler ve onların soyları sadece hizmet ettikleri soros ve AB nin kölesi olarak kalırlar. Bu millete ihanet edenlere lanet olsun……

  47. izlenimler - 12 Ara 2006 - 2:02 pm

    Sayın kardeşim,

    Sizi şu siteye alalım, tarzınız buraya pek uygun değil.
    Atatürkçü Düşünce
    Belki yazar kadrosuna da geçersiniz. Buradaki hainlere sizin sözleriniz pek etki etmez, boşa kendinize güldürürsünüz.

    Güle güle.

    FST

  48. Suat Öztürk - 12 Ara 2006 - 5:14 pm

    Link olmamış Fethi Bey, bir de açıktan verelim:

    http://ataturkcudusunce.wordpress.com/

  49. Da Vinci - 13 Ara 2006 - 4:01 pm

    Bu arada ifade özgürlüğünün yılmaz bekçilerine (bunu dalga geçme amaçlı yazdığım düşünülmesin çünkü ifade özgürlüğü benim için de çok önemli bir değerdir) birşey sormak istiyorum. Atilla Yayla’ya verdiğiniz desteğin 10′da 1′ini Muazzez Ilmiye Çığ için verdiniz mi? Önemli olan söylenenler değil ifade özgürlüğünün savunulması diyorsunuz. Ama Muazzez Ilmiye Çığ’a ifade özgürlüğü konusunda destek olduğunuzu görmedim. Acaba Atilla yayla’yı desteklemekteki asıl amacınız sizin de muhalif olduğunuz Kemalizmin eleştirilmiş olması mı?

    Kemalizmin eleştirilmesinde hiçbir sakınca yok bence. Eleştirilerek karşı yapılacak en iyi şey eleştirilere gerekli cevapları vermektir. Yoksa insanları susturmaya çalışmakla, konuşmalarını engellemeye çalışmakla hiçbir şey olmaz.

    Benim asıl merak ettiğim şey neden Muazzez Ilmiye Çığ’a ifade özgürlüğü konusunda destek verilmediği. Bu konuda birşeyler söylerseniz sevinirim.

  50. Anonim - 14 Ara 2006 - 1:32 pm

    Sayın Da Vinci,

    Sizce de “Kemalizm” bir din midir? (bence dindir)

    Eğer öyleyse, mabedlerine -mesela anıtkabire- “sex odaları konsun” yani fahişelerin çalıştığı geneleve çevrilsin demek ifade özgürlüğüne girer mi?

    “Kemalizm gerilemeye tekabül eder” demek ifade özgürlüğüdür. Aynı şeyi İslam için de söyleyebilirler ki zaten yıllardır söylüyorlar. Bu ifade özgürlüğü olduğu gibi buna karşı çıkmak, demokratik tepki göstermek, kınamak da bir ifade özgürlüğüdür.

    Sonra ifade özgürlüğü ile hakaret ayrımının sınırı neresidir? Mesela size birisi “Da Vinci senin ananı bilmem ne yapayım” dese bu ifade özgürlüğü müdür hakaret mi?

    Tüm bunları düşünüp M.İlmiye Çığ konusunu tekrar değerlendirin.

  51. izlenimler - 14 Ara 2006 - 2:14 pm

    Merhaba,

    Muazzez İlmiye Çığ konusunun Atilla Yayla ile pek farkı yoktur. Atilla Yayla’nın söyledikleri Muazzez hanımınkine göre hafif de olsa kendisinin söylediği bir sözden dolayı mahkemeye çıkarılması kabul edilemez. Muazzez İlmiye Çığ’ın söyledikleri hakaret de değil zaten, bu tür yoruma açık ifadeler dava konusu edilmemelidir. Kendisinin söylediklerinden hoşlanmamak ayrı şeydir, yargılamaya çalışmak ayrı şey.

    Kemalizmin Atatürkçülerce bir din olarak algılanması doğru dahi olsa Muazzez İlmiye Çığ’a yapılan uygulama haklı görülemez. Zaten kadın Sümerlilerin bazı uygulamalarına göre birşeyler söylüyor, hakaret olarak algılanması doğru olmaz. Atilla Yayla’nın söyledikleri de durum tespitidir, bunları hakaret olarak algılayan nasıl hata ediyorsa Muazzez hanım için de aynısı geçerlidir.

    FST

  52. Anonim - 14 Ara 2006 - 2:23 pm

    Fethi Bey,

    M.İlmiye Çığ’ın sümerler ve başörtüsü ile ilgili söyledikleri ifade özgürlüğüne girer. Buna ben de katılıyorum. Bunun için mahkemeye çıkarılması da yanlıştır.

    Fakat camilerde para ile fuhuş yapılsın, sex odaları olsun demek ifade özgürlüğü değil düpedüz hakarettir.

    Bunun, yani ifade özgürlüğü-hakaret ayrımının iyi yapılması lazım.

    Çağrı B.

  53. izlenimler - 14 Ara 2006 - 2:30 pm

    Çağrı Bey,

    Bazı ifadeleri kaldırmak sindirmek zor olabilir ama bunu kabullenmek lazım. Taraflar buna alıştıkça hakaret de zamanla azalacaktır. Genelde bazen bu iş inada biniyor, iki taraf birbirinin kutsallarına küfretmeye başlıyor. İki taraf da görmezden gelse hakaret anlamsızlaşacaktır.

    Selamlar.

    FST

  54. Anonim - 14 Ara 2006 - 2:43 pm

    Fethi Bey,

    Bakın buna bende de Ok. Kanuni sınır hiç olmayacak mı? Eğer hiç olmayacaksa tamam. Sınırsız isövgü hakaret özgürlüğü kabulüm.

    Ama varsa ya da olacaksa bunun bir sınırı olacak doğal olarak. Ben bunun sınırını soruyorum. Nerede başlıyor nerede bitiyor? Muğlak mı? Adamına, ideolojisine göre değişiyor mu?

    Can Yücel heykele işeyen köpek ile ilgili bir şiiri dolayısı ile olan davasında MKA’yı koruma kanununa muhalefetten yargılanırken “yahu bu kanun gericiler için çıkarıldı” demişti.

    İşte sınırı bunu için soruyorum.

    Zaten görmezden geliyorum/z. Kafalarının içinden geçenleri de biliyorum/z. Neleri söyleyip neleri söyleyemediklerini de..

    Mesela ben Da Vinci’nin de yukarıdaki yorumuma tepkisini bekliyorum.

    Söylediğim hakaret mi ifede özgürlüğü mü?

    Selamlar.

    Çağrı B.

  55. Da Vinci - 16 Ara 2006 - 5:20 pm

    Çağrı bey,

    Elbette birisine küfür etmek ifade özgürlüğü sayılmaz. Yani birisine “senin anını ….” demek elbette ifade özgürlüğünün kapsamında olmamalı. Bir fikir, düşünce veya yorumun ifadesi özgür olmalı. Küfür etmek elbette bir düşüncenin ifadesi değildir. Bunları bir tutmak mümkün değildir. Ama Muazzez İlmiye Çığ’ın söyledikleri düşüncenin ifadesidir ve özgür olmalıdır. Yani müslümanların hoşuna gitmez diye bir fikirin özgürce ifade edilmesinin önüne engel koyulmamalı.

    Şimdi Fethi beye bir soru. Fethi bey bu konuda böyle düşünüyordunuz ama bu konu bir ara gündemde önemli bir yer tuttuğu halde neden sitenizde bu konuyla ilgili yazı yazmadınız? Konu sizin mensubu olduğunuz bir dini içeriyor diye mi yoksa bununla hiç ilgisi yok mu? Yani yazmaya değer bulmadığınız için mi yazmadınız? Yoksa Müslüman kesimden gelecek tepkilerden çekindiğiniz için mi yazmadınız? Bu konuda ufak da olsa bir açıklama yaparsanız çok sevinirim.

    Bu arada diğer ifade özgürlüğü bekçisi arkadaşlardan da bu konuda yorumlar bekliyorum. Nedense hepsinin susmuş. Suat bey, Bekir bey ve diğerleri. Yoksa onlar için ifade özgürlüğü Kemalizme, Atatürk’e karşı olunca mı önemli oluyor sadece? Veya daha genel konuşmak gerekirse sadece muhalif oldukları şey söz konusu olduğunda mı ifade özgürlüğünün bekçiliğini yapıyorlar?

    Bunlara tatlı su özgürlükçüsü desek nasıl olur Fethi bey? Bu konuda bir yorumunuz var mı?

  56. izlenimler - 16 Ara 2006 - 6:06 pm

    Da Vinci merhaba,

    Fethi bey bu konuda böyle düşünüyordunuz ama bu konu bir ara gündemde önemli bir yer tuttuğu halde neden sitenizde bu konuyla ilgili yazı yazmadınız? Konu sizin mensubu olduğunuz bir dini içeriyor diye mi yoksa bununla hiç ilgisi yok mu? Yani yazmaya değer bulmadığınız için mi yazmadınız? Yoksa Müslüman kesimden gelecek tepkilerden çekindiğiniz için mi yazmadınız? Bu konuda ufak da olsa bir açıklama yaparsanız çok sevinirim.

    Muazzez hanımla ilgili yazı yazmamamın belli bir sebebi yok, daha pek çok konuda yazmak istediğim halde yazamıyorum, malum zaman meselesi Keşke ekmek paramı buradan kazansam da her konuda yazabilsem.

    Konuya gelince, 301. madde konusunda hassas olduğumu herhalde izleyicim olarak sen de takdir edersin. Orhan Pamuk ve Atilla Yayla meseleleri gündemi daha geniş bir şekilde meşgul ettiği için daha fazla yer tuttular.

    Müslüman kesim veya bir başkasının tepkisinden çekinmeyeceğimiz sizin bilmeniz gerekir. Ben sadece doğru olduğunu düşündüğümü yazarım. Nitekim islamcı tepkiden çekinsem Muazzez İlmiye Çığ ile ilgili olumlu yorumlarımı buraya da aktarmazdım.

    Yalnız bu konuda biraz görev dağılımı yapılsa daha çok işime gelir. Orhan Pamuk, Atilla Yayla ile ben uğraşırken Muazzez İlmiye Çığ konusunu da siz blogunuzda gündeme getirin biz destek olalım. Aynı şey niyetlenmeme rağmen yine destek olmak için fırsat bulamadığım Kadir Cangızbay ve Fikret Başkaya için de geçerlidir. Keşke bunları da Tansel Güçlü ele alsaydı.

    Herşeyi devleti Fethiyyeden beklemeyelim.

    Selamlar.

    FST

  57. Gelenek - 16 Ara 2006 - 6:40 pm

    Sayın Da Vinci,

    Her konuda yorum yapmak gibi bir mecburiyetim mi var? Siz benim hangi işlerle meşgul olduğumu biliyor musunuz? Öyle “tatlı su özgürlükçüsü” falan gibi daha görüşlerimi bilmeden kendi kafanızdan tanımlamalar yapıp da seviyeyi düşürmeyin.

    Kaldı ki ben Çağrı beyin yazısını ilk gün görmüş ve sizin cevabınızı beklemiştim. Sonrasında da gerekli görürsem yazacaktım.

    Bu konuda Çağrı bey’in yazdıklarının tamamının altına imzamı atarım. Düşüncelerimi bundan daha güzel ifade edemezdim.

    M.İlmiye Çığ’ın sümerler ve başörtüsü konularında söyledikleri ifade özgürlüğüdür. Ve bunun için mahkemeye çıkarılması son derece yanlıştır.

    Ama camilere -mealen- “sex odaları konulsun hem imam para kazansın hem de cami” demek suretiyle imamların pe..venk, camilerin de genelev olmasını teklif etmek düpedüz hakarettir. İslam’da nikah müesssesi son derece ciddi bir konudur ve bu tür alaylar ağır bir sövgüdür.

    İslam’ı ya da nikah müessessini, Hz.Peygamber’i ve uygulamalarını, İslam’ın toplumsal görüşünü vs eleştirmek başka şey yukarıdaki gibi hakaretler başka.

    İfade özgürlüğü ile hakaretin ayrımı iyi yapılmalı. Eğer bu ifade özgürlüğüne girerse birisinin sevmediği düşüncelere sahip ve -mesela ekonomik sıkıntı çeken- bir diğerine “sizin evi genelev yapalım, annenle kızkardeşin de burada çalışsın hem sen para kazan hem de onlar” demesi de ifade özgürlüğüne girer ki bu son derece saçma bir durum olur. Müslümanlar için cami kutsaldır, ibadethanedir, Allah’a yaklaşma yeridir. İnsanlar için anne kız kardeş kutsaldır, bu gibi mefhumlar[l]a cinsel bakımlardan alay/hakaret edilmez. Bir başkasının kutsalına hakaret ve alay etmeyi ifade özgürlüğü olarak görenler kendi kutsalına da hakaret ve alay edilmesini de kabul edebilmeli.

    Eğer hiçbir sınırlama olmayacaksa ben de Çağrı Bey gibi tamam derim. Ama bir sınırlama olması gerektiği konusunda sanırım herkes hemfikirdir. Onun için bu sınırlar iyi belirlenmeli.

    Sami Selçuk bir yazısında Sümerler ve başörtüsü ile ilgili düşüncelerinden dolayı M.İ.Çığ’ın yargılanmasının yanlışlığına değindikten sonra şöyle yazmıştı:

    ” […] Ama özgürlükten yana biri olarak şimdi bunları diyemiyorum.

    Çünkü Çığ, ‘Vatandaşlık Tepkilerim’ adlı yapıtının iki ayrı sayfasında, AİHM’nin Handyside kararından (7.12.1976) bu yana sık sık yinelenen ünlü sözcükleriyle ‘değerleri incitici ve toplumu sarsıcı’ bir öneride bulunuyordu: ‘İmam nikáhlı eşler camilerde buluşsunlar’. İddianamede bunlar da vardı.

    Bu yüzden ne Çığ, son Galilei oldu; ne de olayı eksik yansıtan Türk basını ile ‘Din/inanç gözüyle kusurlu bir Türk kadın arkeolog’ diye sunan Le Monde (2 Kasım 2006) iyi sınav verdiler.

    Fikir ve ifade özgürlüğünü her zaman destekledim ama elmalarla armutları karıştırmanın alemi yok.

  58. izlenimler - 16 Ara 2006 - 6:52 pm

    Muazzez İlmiye Çığ bu konuda şu açıklamayı yapıyor:

    Yargılandığınız maddede “Basın yoluyla kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlere hakaret; halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” deniyor?

    “…Bunu kabul etmiyorum. Kimseye hakaret etmedim, tersine dine hakaret edenlere karşı çıktım. Tarikatlarda seks yapabilmek için imam nikâhı kıyıyorlar. Bunları televizyonlarda görünce çok sinirlendim. İnandığım Allah’ı yerin dibine sokuyorlar. Ben de “Madem imam nikâhını alet ederek bu işi yapacaksınız, o zaman camilerde yapın bari” dedim. Bu söz, yaptıkları kötülük daha iyi anlaşılsın diye söylenmiş bir hiciv. Yoksa oturup da camilere aşk odası yapın der miyim, olacak iş mi? Cami nedir, ben bilmiyor muyum?

  59. Gelenek - 16 Ara 2006 - 7:38 pm

    Teşekkürler Fethi bey.

    Şimdi oldu. M.İ.Çığ’ın bu açıklamasını bilmiyordum.

    Ben M.İlmiye Çığ’ın bazı kitaplarını okudum ama tatışmalara neden olan bu kitabını okumamıştım.

    Bu bir hicivse benim diyecek birşeyim yok. M.İ.Çığ “hiciv” dediğine göre bize söz düşmez. Bu şekilde kabul edeceğiz. Ayrıca hicvinde gayet mantıklı ve haklı bir gerekçesi de var.

    Bunun bir hiciv olduğunu kitabında belirtmiş mi bilmiyorum, eğer belitrmiş olsaydı mesele bu noktalara hiç gelmeyebilirdi diye düşünüyorum.

    M.İ.Çığ’ın tartışılan sözlerinin hiciv olduğuna dair “Bu söz, yaptıkları kötülük daha iyi anlaşılsın diye söylenmiş bir hiciv. Yoksa oturup da camilere aşk odası yapın der miyim, olacak iş mi? Cami nedir, ben bilmiyor muyum?” demesi de, ilgili sözlerin ciddi ciddi söylenmesi durumunda ifade özgürlüğü falan değil hakaret olduğunu kabul ettiğini de gösteriyor. Ki bu da benim ve Çağrı beyin düşünceleriyle paralellik arzediyor.

    Suat Ö.

  60. metin-thePoor - 16 Ara 2006 - 8:03 pm

    Çığ’ın bu sözlerini buraya alıntılamanız herşeyi çözmüş Fethi Bey.

  61. Da Vinci - 16 Ara 2006 - 10:52 pm

    Suat bey,

    Bunun bir hiciv olduğunu kitabında belirtmiş mi bilmiyorum, eğer belitrmiş olsaydı mesele bu noktalara hiç gelmeyebilirdi diye düşünüyorum.

    Hiciv yapan birinin “bakın ben burada hiciv yaptım” dediği nerde görülmüş? Elbette böyle birşey belirtmeyecek.

    Tüm özgürlükçü arkadaşlardan birşey isteyeceğim. aşağıdaki cümleler sizce hakaret midir yoksa ifade özgürlüğü sınırları içinde midir?

    1. Bence din tamamen bir saçmalıktan ibarettir.

    2. Bence din hayal ürünüdür.

    3. Bence bir dine inanmak saçmadır.

    4. Bence Kuran bir masal kitabıdır.

    5. Bence Kuran Muhammed ve arkadaşları tarafından yazılmış bir hikaye kitabıdır.

    6. Bence Allah diye birşey yoktur.

    7. Bence Allah’ın varlığına inanmak saçmadır.

    8. Bence Allah’a inanmak mantıksızdır.

    9. Bence insanları Allah deil Allah’ı insanlar yaratmıştır.

    Sizce bunlar ifade özgürlüğüne girer mi yoksa hakaret midir? Hangileri hakarettir hangileri değildir?

  62. Gelenek - 16 Ara 2006 - 10:59 pm

    Tamamı sizin kişisel düşüncenizdir ve ifade özgürlüğüne girer.

  63. Gelenek - 16 Ara 2006 - 11:13 pm

    Sayın da Vinci,

    Hiciv olduğunu belirtmiş mi derken elbette okurlarını salak yerine koyup “bakın burada hiciv yaptım” demesini kasdetmedim.

    İlgili ifadenin geçtiği bağlamda bunun belirgin olup olmadığını merak ettim.

    Malum, bazı şeyler ciddi ciddi yazılıyor sonra da çamura yatılıyor.

    Suat Ö.

  64. Da Vinci - 16 Ara 2006 - 11:16 pm

    Teşekkürler Suat bey.

  65. Bulent Murtezaoglu - 17 Ara 2006 - 10:08 am

    Ceza kanununun isi degil/olamamali burada ornek olarak verilen herhangi bir ifade (sadece Da Vinci’nin listesinden bahsetmiyorum). Suca azmettirme ceza kanunun isi tabii, o farkli. Kasitli yalan beyanla iftira vs. ile zarar vermek (mesela Yeni Asir’in Atilla Hoca’ya yaptigi) bile ceza kanunun isi olmamali.

    Yalniz cesitli konularda kalabaliklar ciddi hakaret algilamislarsa bu laflari edenleri kim koruyacak diye de bir problem var. Da Vinci’nin yukarida ettigi laflardan dolayi dayak yemesi kabil ve muhtemel mesela, basip yayinlayip meshur olursa vurmaya yakmaya filan da ‘yeterli’ sayida talip cikar (gecmisten biliyoruz). Bir noktadan sonra prensip tutarli olsa dahi toplum eger o prensibi yeteri derecede icsellestirmemisse, pratikte bir manasi olmuyor. Konusunca belki polis alip goturmuyor ama baskalarinin istenmeyen lafi edene fiziksel zarar vermesine engel olmak da mumkun olmuyor. Ozgurluklere ellemeyen kanuni ortam ile tahammullu olmayi hazmetmis toplum ayni seyler degil.

    Ayni sekilde beyanati yuzunden siddete ugrayanlara bunu yapanlarin halet-i ruhiyesini anlamak ile yapilani tasvip farkli seyler. Dine veya ailesine buyuk hakaret edildigini dusunen ve siddete basvuran birinin nasil dusunerek bunu yaptigini ben anliyorum mesela, ama tasvip etmiyorum.

    Burada mesele tasvip etmedigimiz ama nereden kaynaklandigini anladigimiz seyler konusunda ne yapacagimiz sorusu olabilir aslinda. Kultur bu davranis tarzini doguruyorsa sosyal muhendislige girisilmeli mi? Girisilirse ailelerinin ‘boyle hakaret edene siddet uygulanmali’ gibi dusuncelere sahip sekilde yetismelerini arzu ettikleri cocuklara tahammul ogretmek var mesela. Tersi durumda ise kanunun suc saydigi siddeti uygulamayi marifet veya vazife zanneden insanlarin bu kulturel altyapisina ozellikle ilismemek var. Oradan oldukca ilginc sorular cikabilir.

    Biz pek de tutarli degiliz bu konuda aslinda. ‘Aa olur mu, kanun ceza versin’ filan deriz ama sonra bir stadyumda 5-10bin kisi bir araya gelince orada bizi eglendirip hayatini kazanan adamlarin ne analari kalir ne cinsel tercihleri ne muhtelif zerzevatin nerelerine uyacagi. Gayet zengin kufur sozlugumuzun oldukca iyi bilinmesinin sebebi o laflari Marslilarin kullanmasi degil herhalde.

  66. metin-thePoor - 17 Ara 2006 - 10:37 am

    Bülent Bey gerçekten çok önemli bir konuya temas etmiş… Katılıyorum.

  67. Da Vinci - 21 Ara 2006 - 5:20 pm

    Peki “bence bir tanrının varlığına inanmak aptallıktır” desem ne dersiniz? Sizce bu düşünce ve ifade özgürlüğü içinde mi değerlendirilmelidir? Yoksa bu kesinlikle hakarettir mi diyorsunuz?

  68. Bulent Murtezaoglu - 21 Ara 2006 - 5:36 pm

    Sizce bu düşünce ve ifade özgürlüğü içinde mi değerlendirilmelidir? Yoksa bu kesinlikle hakarettir mi diyorsunuz?

    Bu dogru taraftan bakan bir soru degil bence. Tutun ki hakaret, ne olacak?

    Soru su olmali bence: XXX diyeni devlet cezalandirmali mi? XXX’in hakaret olup olmadigi ayri mesele.

    O acidan bakinca sizin dediginizi acayim:

    “bence bir tanrının varlığına inanmak aptallıktır”

    legal

    “bir tanrının varlığına inanmak aptallıktır”

    legal

    “tanrının varlığına inanmak aptallıktır”

    legal

    “Bulent bey, inandiginiza gore siz aptalsiniz”

    legal

    “Bulent bey, siz aptalsiniz”

    legal

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş