Atilla Yayla ve Bloglar
FST 25 Kasım 2006
Atilla Yayla konusunda hangi blogcu ne demiş diye üstünkörü bir araştırma yaptım. Genelde 8-10 kadar lehte, 2 tane aleyhte yazı yazan blog gördüm. Lehte olanları zaten az çok biliyoruz, hak geçmesin, objektiflik bozulmasın diyerek aleyhte yazan blogculardan da alıntı yapmak isterim. Tespit ettğim iki blog içinde bir tanesi, Rabia Yüksel’e ait olanı sadece bir gazete haberini alıntılamış yorum yapmamış, dolayısıyla diğerine bakabiliriz. Sayın Günay Güner’e ait blogda Günay Bey ‘Atilla Yayla adlı “bu adam” Gazi Üniversitesi’nden hemen kovulmalıdır!’ başlıklı yazısında burada seslendirdiğim düşüncelerin tam tersini ileri sürüyor. Mesela şöyle yerler var:
Atilla Yayla adlı kişi Gazi Üniversitesi’nde profesör. Aynı zamanda Liberal Düşünce Topluluğu Derneği diye bir dernek kurmuş ve buranın başkanı olmuş. Bir süre önce katıldığı televizyon programında rastlamıştım. Sevgili Ataol Behramoğlu’yla, Prof. Dr. Necla Arat’la, edep sınırlarını aşan bir biçimde atışıyordu. O gün notumu verdim “bu adam”a.
“Bu adam” en son İzmir’de, iktidar partisinin gençlik kollarının düzenlediği bir panelde göründü. Karakterini ortaya koyan sözler etti: “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder. İleride artık bizlere neden her yerde bu adamın (Atatürk) heykelleri, fotografları var diye soracaklar.” diye laflar söyledi. “Bu adam” neresiyle eğitim görmüş, neresiyle okumuş, şaşıp kalıyor insan. İfade özgürlüğü meraklıları yakında bu lafların önünde de biad ederler, bu hakareti, kin safralarını da düşünce diye yutturmaya çalışırlar, “bu adam”da da boncuk ararlar.
[…]Dünya üzerinde emperyalizme karşı utkuyla sonuçlanmış ilk bağımsızlık savaşını yaratan, insanını kulluktan kurtarıp yurttaş kılan, yurttaşlarını daha nice güzelliklere layık görüp, bu erdem pırıltılarını, yüksek bilinci en kısa zamanda büyük bir çalışmayla ve emekle ulusuna ulaştıran ulu hareket ilerleme değil gerileme anlamına gelecek, öyle mi? Buna aklı başında, namuslu kim inanır? Kim ikna olur? Ama saldırganları bu kadar hırçınlaştıran da bu gerçekler değil midir?
Türk ulusunun sevgi ve saygısını her an yenileyip, büyüttüğü büyük önder Mustafa Kemal Atatürk için “bu adam” demek nasıl bir ruh halinin sonucudur? Türk ulusu bir kasabada, bir köyde bile gün oluyor, Atatürk’ün heykelini, büstünü yaptırıyor. Yalnızca yüreklerindeki eşsiz yerde sürekli yaşattıkları için. Sevgisi hep canlı olduğu için… Gönüllerindeki bağlılık yaşadıkları şehirlerin en güzel yerlerinde somutlaşsın istediklerinden kuruyorlar Atatürk heykellerini, büstlerini. Kimileri bunun zorlamayla olduğunu mu sanıyor? (Yaşamları zorlamadan ibaret olanların bu gerçeği anlamalı da beklenemez.) Şimdi bunu da mı düşünce sayacağız?
[…] Biz aydınlanmacılar her an daha bilinçleniyoruz, çoğalıyoruz. Anket sonuçlarında bile gizleyemiyorlar. Açıkladıkları oranlardan da çok sayıdayız. “Bu adam”lar biliyorlar. Korkuları, telaşları bundandır. Nasılsa mensubu olduğu Gazi Üniversitesi “bu adam”ı yerinde tutacak mı? Atilla Yayla adlı adam Üniversite’den hemen kovulmalıdır! Atatürk’e ve Cumhuriyet’e hakaret edenler ulusun ekmeğini yiyemezler, gençlerimize eğitim veremezler.
Resim, heykel gibi eleştirilen konulara burada getirilen yaklaşımı da ilginç bulduğumu belirtmem lazım. Tabii aklıma “Gönüllerindeki bağlılık yaşadıkları şehirlerin en güzel yerlerinde somutlaşsın istediklerinden kuruyorlar Atatürk heykellerini, büstlerini” cülesini okuyunca parasını da vatandaştan doğrudan isteseler bakalım heykel ve büst rakamı artar mı azalır mı sorusu geldi. Bana kalırsa vatandaşa bırakmak lazım, Güner beyin dediği gibiyse, devlet elini heykel işinden çekerse bakarsınız iş başa düştü diyerek vatandaş heykellerin parasını ödeyerek diktirmeye başlar.
Neticede herkes Atilla Yayla konusunda hemfikir değil, Kemalist görüşe mensup blog yazarlarından birinin görüşlerini burada aktarmış oldum.
- Siyaset
- Yorum(6)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Bu da eksik kalmasin:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=atilla+yayla
Fethi bey,
Cok onemli bir noktaya degindinizi eminim siz de goruyorsunuzdur. Evet, burasi cok onemlidir.
Vatandasin tercihlerinin istikametinde davranmak icin oncellikli olarak ‘paran kadar konus’ demokrasisini tercih etmek gerektigi konusunda sizinle artik hemfikir olmak zorundayim [bunu da, sizin benden daha fazla paraniz olmak ihtimali yuzunden, benefit of doubt, soyluyorum. Eger oyle degilse, yandiginiz gundur; bilesiniz.
]
Fakat, sizin bu –son derece yerli ve yerindeki– sorunuz benim de aklima bir soru getiriyor: Atilla beyin fikirlerinin vatandas nezdinde bunca revacta oldugunda hareketle, fonlamasini AB kaynaklarindan yapmak isteyisini nasil acikliyoruz?
[mecburiyet olmadigini farzederek, isteyis, yani bir tercih olarak kabul ediyorum]
Yoksa, vatandas, tipki heykeller gibi, onu da pek sallamayacak midir?
Allah razi olsun.
Simdi de lutfedip, feng shui acisindan konuyu ele alsaniz cok makbule gececek..
Her ne kadar son 3 yildir kendisine “gecek demokrat” omurgali entellekuel gibi sifatlar kullandigim atilla Hoca hakkinda kapsamli bi yazi dusunuyordum, “olay” medyay yansidigindan beri. Hem diger bloglara referans yapan hem de bu konuda yapilbilecekleri siralayan. Fakat gene “johniie come lately ” oldum
Sagolsunlar Fethi bey, Mustafa Bey, Metin ve Suat Beyler ozxgun kalemleri ile mevzunun her yonu hakkinda bilgilendirme isinde eksik birakmamislaer. Bu beni kendi dernumdakileri dokmekten ali koymayacak, cunki saniyorum Hoca’nin da dedigi gibi bu “uzun soluklu bir mucadele”. Su an sadece yarin imkani olan herkesin Sirkeci Gari onundeki Kadir Aytaca’a “kavgam” kitabini gonderme eylemine katilmasi. Detaylar eminim, Mazlumder, IHD, ve diger bircok sitelerde vardir. Simd kacmak zorundayim; insha-allah bu gece detayli blgiyi, buraya, benim ora v bircok baska yere koyacagim (Fethi bey’in itirazi olmayacagindan emin oldugum cin “cegim, cagim).
Muzmin bey,
Fakat, sizin bu –son derece yerli ve yerindeki– sorunuz benim de aklima bir soru getiriyor: Atilla beyin fikirlerinin vatandas nezdinde bunca revacta oldugunda hareketle, fonlamasini AB kaynaklarindan yapmak isteyisini nasil acikliyoruz?
Ben de benzer birsey sordum muhtemel bir iki cevabini da soru ekmistim. Fethi beyin oradaki cavabi belki isinizi gorur.
O programı izlemiştim ama dikkatli izlememişim sanırım, Günay Bey’in bahsettiği olay gözüme çarpmadı. Tarihini hatırlamıyorum, programın ses kayıtlarına buradan ulaşmak mümkün…
Laikliğin Üsküdar sahilinde içki içmek anlamına geldiği ülkede, edeb ve terbiye de farklı anlanmalara geliyor sanırım…
Bekir bey,
Bu ‘gercek demokrat’ sifati biraz kafa karistirabilir. Atilla Yayla’nin Etyen Mahcupyan ile bir Liberalizm-Demokrasi cekismesi vardir, ona bakmanizi tavsiye ederim. Bunun (metinlere bakip kontrol etmedigim, sadece kisa ve makul gozuken ve google’da hemen cikmasi en onemli avantaji olan) bir ozetine link vereyim:
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=23805
Bir de bir hatirlatma yapayim, burada ‘liberal’ denen insanlar ABD’de ‘liberterian’ denen insanlara (cesidine bagli tabii ama) yakinlar. Oradan da hatirlarsiniz belki, o insanlar da demokrat yaftasini pek sevmezler. Ben bu hocanin tercihi nedir bilmiyorum, ama belki dikkat etmek yerinde olabilir. Hocayi taniyanlar bir ses edip beni duzeltsin lutfen.
Bu arada HHDer’i link verirken burada gordum de aklima geldi: Liberal Hareket mensubu arkadaslar, bloglarda bu laflari etmek niye bana dusuyor? Hocanin basina gelenden dolayi bir ilgi varken biraz mudahale edip ’sudur’ ’su degildir’ diye bilgi vermek faydali olabilir.
Genel icin soyleyeyim, su fikriyat soyledir diye acikca soylendiginde eger insanlar ‘delinin zoruna bak!’ diyeceklerse (ki ABD’de genelde boyle olur) bunu da dedirtmekten cekinmemek lazim bence. Alternatifi sirf ahlaki degil politik acidan da daha beter olabiliyor. Bakin sonra soyle yazilar ve gorusler cikiyor, ‘bu bize uymaz’ denirken bu sefer uymamasi belki makul olan tarafinin uzerine bir de muazzam bir korkutma ve kamplo teorili dezenformasyon yayilmis oluyor. (Orada benim dedigimi takip eden yorumda Fethi beyin de dedigi gibi).