Archive for Kasım 26th, 2006

Ben Böyle Anonsa Saygı Duyarım

FST Kasım 26th, 2006

saygi.jpgBizde en saygılı adam kimdir deseler İbrahim Tatlıses derim. Herkese saygı duyar, ben de ona saygı duyarım. Peki bu muhabbet nereden çıktı derseniz, medyaya yansıyan bir haber var. Malatya Halk Eğitim Merkezinde öğretmenler günü için toplantı yapılmış, o sırada içerideki başörtülüler için de bir anons yapılmış. Ben haberi bir iki yerde görmüş ama pek önemsememiştim. Meğer son paragrafında ilginç bir yer varmış. İzlenimler mesaisine yeniden başlayan Recep uyardı da haberim oldu. Kendisi son paragrafı anlayamamış. Anons ve devamı şöyle:

Malatya’da Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen Öğretmenler Günü kutlamasında türban gerginliği yaşandı.

Vali Halil İbrahim Daşöz, 2. Ordu Garnizon Komutanı Tümgeneral Alaeddin Örsal, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Demirdağ’ın da katıldığı tören öncesinde salonda bulunan başörtülü ve türbanlıların dışarı çıkması için anons yapıldı.

Bu kişilerden bazıları salonu terk etti, bazıları ise anonsa rağmen programı başları kapalı olarak takip etti. İçeride programı takip edenlerin bir kısmı da başörtüsü ve türbanını çıkardı. Programın ardından başörtüsü ve türbanla salonda bulunan kadınların öğrenci ve öğretmen yakınları olduğu iddia edildi.

Anons sonrası başını açarak töreni izleyen velilerden Nezahat Arıbal, “Başörtüsü için anons yapıldı, biz de çıkardık. Saygı duyuyoruz tabii ki. Başörtümü program boyunca çıkardım. Dışarıda yeniden taktım” dedi. Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut da halk eğitim merkezinin sivil bir kuruluş olduğunu savunarak şunları söyledi:

“Salondaki başörtülüler öğretmen zannedildi. Ciddi bir şey değil. Onlar yemin törenine gelen genç öğretmenlerin aileleri. Önce öğretmen zannedilerek anons yapıldı. Zaten öğretmen gelmez öyle ortamlara. Kışlalarda da oluyor. Yemin töreninde, çocuklarının yemini sırasında bir hatıra olarak geliyorlar. Oralarda da müsamaha ediliyor çoğu kez. Yani hadise bu…”

“Yani hadise ne” imiş ben de anlayamadım. Hakikaten Milli Eğitim müdürü lafı öyle bir dolaştırmış ki değil Recep, dil uzmanı Metin Bey ve Müzmin Anonim’in bile çözmesi imkansız hale gelmiş. Ben soruları sorayım, cevaplar bakalım nasıl gelecek:

1. Salondaki başörtülüler öğretmen zannedildi: Kamusal alana öğretmen dışındakiler ne zamandan beri başını örtüp girebiliyor? Özür kabahatten daha büyük.

2. Ciddi bir şey değil: Ciddiye alınmak için kör bıçakla valinin kafasını mı kesseydiler.

3. Onlar yemin törenine gelen genç öğretmenlerin aileleri: Öğretmenlere askerler gibi yemin töreni ne zamandır yapılıyor? Yaptıranı tebrik ederim, bence her Türk vatandaşı belli aralıklarla yemine tabi tutulmalı.

4. Önce öğretmen zannedilerek anons yapıldı: Daha dikkatli olun, anons sadece öğretmen zannedildiğinde değil başörtüsü görüldüğü anda yapılmalıdır.

5. Zaten öğretmen gelmez öyle ortamlara: Niye, o sırada öğretmenevinde okeye mi döner?

6. Kışlalarda da oluyor: Ne oluyor, anons mu yapılıyor, saygı mı duyuluyor?

7. Yemin töreninde, çocuklarının yemini sırasında bir hatıra olarak geliyorlar: Ama orada analarımız başörtüsünü tavşanları gibi bağlıyor.

8. Oralarda da müsamaha ediliyor çoğu kez: TSK’ya irticaya taviz verdi deniyor, siz hala oturuyorsunuz.

9. Yani hadise bu: Laf değil icraat isteriz. Yarından tezi yok 7. dereceden akrabaları içinde başörtülü olanlar tespit edilip meslekten uzaklaştırılmazsa gereken makamlara , Yeni Asır başta medya ve savcılıklara gidiyoruz ona göre.

Recep benim anladığım bu, sana ve izleyicilere saygı duyarım.

Nerde Kalmıştık: “Amacımız yılda 150 pilot”

FST Kasım 26th, 2006

inek_dustu.jpgBu yıl Kurban Bayramı her yıl olduğu gibi Hac dönemine rastlamakla kalmıyor, tartışmalar da aynı tonda devam ediyor. THK’dan açıklama yapılmış, kurban derilerine adres gösterilmiş. Bir de kurumun misyonu varmış:

TÜRK Hava Kurumu (THK) Genel Başkanı Yusuf Güngör, kurumun gelir elde etmenin ötesinde bir misyonu bulunduğunu söyleyerek, fitre-zekat ve kurban derisi toplamaya devam edeceklerini açıkladı. Güngör, kurban derisi ve fitre-zekat paylaşım oranlarının yeniden incelenerek, THK lehine düzenleme yapılması konusunda çalışma yapıldığını bildirdi. Güngör, kurumun nakit birikiminin 43 trilyon liraya çıkarıldığını söyleyerek, “Amacımız yılda 150 pilot yetiştirmektir. Sadece Türk gençliğine değil, artan kontenjanımızla yabancılara da eğitim vereceğiz. Uçuş eğitiminden yıllık 10 trilyon liranın üzerinde gelir hedefliyoruz” diye konuştu.

THK tüm dünya gençliğinin hizmetinde ha, ne gurur. Bu konuda eski iki yazım var, ısıtıp şimdi buraya ekleyeceğim yalnız Türkiye’ye eğitim almak için gelen yabancı pilot adaylarının bir ülkedeki havacılık kurumunun web sitesinde şu ifadenin neden yer aldığını anlaması bayağı zaman alacaktır:

“2006-2007 yılı Deri ve Bağırsak Satışı İhale Duyurusu İçin Tıklayınız. (İhale Merkezleri ve Tarihleri)”

Gerçi ingilizce sayfada deri, bağırsak, sakatat lafları yok. İngilizce demişken, geçen sene sitenin Fransızca bölümü de vardı ne hikmetse kaybolmuş. Aynı finansal bilgilerin kaybolduğu gibi. Geçen seneki yazım -mali rakamlar hariç- bu yıl için de, muhtemelen haccın kurbana rastladığı diğer yıllarda da geçerli olacaktır.

THK Nasıl Kurtulur? (7 Ocak 2006)
kurban.jpgKurban bayramı yaklaşıyor. İsmi konusunda şimdilik kavurma bayramı mı kurban bayramı mı gibi bir tartışma olmamakla birlikte, bu bayramımızda özellikle kurbanın derisi üzerinden ciddi tartışmalar yaşanır. Konuyla ilgili geçen sene bir yazı yazmıştım, arşive tekrar koydum, arzu eden oradan bakabilir. Bu sene THK meselesine biraz eğilmek, konu artık ülke gündeminden çıksın, THK ve vatandaş rahat bir nefes alsın düşüncesiyle bazı katkılarda bulunmak istiyorum. Sathi bir bilgim olduğu için öncelikle bu kurumumuzun internet sitesini ziyaret edeyim dedim. Bir sürü anlamsız animasyon sebebiyle Firefox ile siteyi açamadım. Explorer ile girdiğimde THK’nın güzel bir sürpriziyle karşılaştım. Anasayfada alışık olduğumuz üzere yanıp sönen butonlarla bağlantılanan Türkçe ve İngilizce sayfalar yanında alışık olmadığımız “Fransızca” içerik için de bir bölüme link verilmişti. Bu durumu THK’nın çağdaşlık ve globalleşme atağının bir göstergesi olarak kabul etmek lazım. Fransızca linkini takip ettiğimde bir şey anlamamakla birlikte muhtemelen THK’yı tanıtan kısa bir sayfa ile karşılaştım. Pek detay bir şey yok, belki az sözle çok şey anlatılmıştır, dilden anlamıyorum, bilemem.

İngilizce sayfa ise çok daha cafcaflı. Koca bir balon resminden havacılıkla ilgili bir sitede olduğunuzu hemen fark ediyorsunuz. Birkaç link “under construction” dese de diğer sayfalarda anlamsız animasyonlar eşliğinde İngilizce bazı bilgiler veriliyor. Biraz deşeledim ama Türkçe bölümde gördüğüm kamyonlarla dağıtılan kavurma, deri toplama yetkisinin sadece THK’ya ait olduğu gibi bilgileri İngilizce kısımda bulamadım. İngilizce tarihçe kısmında “TAA has continued its progress on the course drawn by Atatürk , and will keep to do so” diye bir mesaj var ama deri, kavurma bahsinden bir şey yok.

Türkçe anasayfaya girdiğimizde ise bambaşka bir manzara ile karşılaşıyoruz. Ortalıkta balon, uçak yerine et taşıyan kamyon resimleri ağırlıklı yer alıyor. Şu an itibariyle alt kısımda geçen animasyon bir kamyonun üzerinde “THK Vekalet Kurbanı Etlerini Taşıyan Kavurma Dağıtım Aracı” ibaresi var. Açıklamada ise “Kurulduğu günden beri yardıma muhtaç insanların yanında olan Türk Hava Kurumu bir dilim ekmeğe muhtaç evlere, annesiz babasız çocuklara, evsiz barksız gariplere ulaşmak için 20 Aralık 2005 Salı günü yola çıktı” deniyor. Diğer linkler –elbette aslında olması gerektiği gibi- planör, paraşüt okulları, ticari ve amatör havacılık ile ilgili. Ama ilk intiba sanki havacılıkla değil de fakirlere yardımla ilişkili bir kurumla karşı karşıya olunduğu şeklinde.

Linklerden biri de “bağış” bölümüne açılıyor, alt başlıkları ise “Vekaleten kurban, Adak kurbanı, Bağış, Fitre ve Zekattan” oluşuyor. Doğal olarak laik Cumhuriyet vurgusunun eksik olmadığı bir ülkede, üstelik Atatürk’ten emanet kamusal bir internet sitesinde göze çarpan bu kavramlar “acaba yanlışlıkla Diyanet İşleri Başkanlığı internet sitesine mi atladık” diye düşündürüyor insanı. Öyle ya, havacılıkla ilgili, başında general oturan bir devlet kuruluşunun “adak” kurbanı, zekat, fitre ile ne alakası olabilir? Sonra “bir şeyin olması için dilekte bulunulması ve olduğu takdirde bir hayvanın kurban edilmesi” gibi uç noktada dini bir işleme aracılık etmenin “kitapta” yeri var mıdır? Bu çelişkileri incelemek üzere CHP milletvekillerimizle tüm çağdaş derneklerimizi uyanmaya davet ediyorum. Savcılarımızı göreve çağırdığımı belirtmeme zaten gerek yok, onlar sürekli uyanık vaziyettedir. Gözümüzün önünde Atatürk’ün kurduğu bir kurumda “adak kurbanı” kesiliyor, kavurması fakirlere dağıtılıyor. Sanki THK değil Abdülkadir Geylani Yardımlaşma Vakfı.

Sitede derin araştırmamı sürdürürken pdf formatında “THK’dan Duyuru” başlıklı bir dokümana rastladım. Doküman son derece önemli bir içeriğe sahip ve ana teması Türk halkına serzenişten ibaret. Bir de şeffaflık gereği gelir-gider cetveli koyulmuş, para nereden geliyor nereye gidiyor görülün diye. Matematik ve hesap cahili olmama rağmen şöyle bir göz atmaktan kendimi alamadım. Buna göre kabaca ana kalemler şöyle oluşmuş 2004 yılında:

Toplam Gelir 30.819 Milyon YTL

Toplam Gider 32.340 Milyon YTL

Herhalde kurumda “zarar” kavramı olmadığından Öz Kaynaklardan Karşılanan 1.521 milyon YTL olarak belirtilmiş. Öz kaynak dedikleri herhalde kurum yönetimindeki memurların maaşlarından ayırdıkları pay olsa gerek. Peki gelirler içinde önemli kalemler neler? Biliyorum herkes deri ve fitre işini merak ediyor, söyleyeyim:

Fitre Zekat 2.226 Milyon YTL

Kurban Derileri 3.779 Milyon YTL

Yani dini faaliyetlerden elde edilen gelir yekun 6.005 Milyon YTL, yaklaşık tüm gelirlerin yüzde 20’si kadar. Yine dini bir anlamı da olan “faiz” bahsi de gelir kalemleri içinde ciddi bir yekün tutuyor, 8.995 Milyon YTL. Diğer bir ifadeyle THK’nın dinin emirlerinden ve yasaklarından elde ettiği gelirler toplam cirosunun tam yarısını oluşturuyor. Bir de “Bağışlar ve Diğer” diye bir kalem var, bu “diğer” neyin nesidir onu tabii bilemiyorum. Gider kalemlerinde dikkatimi çeken 3.162 Milyon YTL ile personel giderleri ve 2.000 Milyon YTL ile kurban kesim giderleri oldu. Yani fitre ve deri gelirleri personel ve kurban kesim giderlerini ancak karşılıyor. Dolayısıyla THK haklı olarak “Öz Kaynaklardan” 1.521 milyon YTL karşılama durumundayız, yardım edin diye feryat ediyor.

“Madalyonun Öbür Yüzü” başlıklı kısımda THK’nın devlet bütçesinden pay almadığı, kurulduğu sıralarda sahip olduğu 21 kalem gelirin sadece 7 tanesinin artık mevcut olduğundan söz ediliyor. Buradaki ilginç bir bilgi de “Büyük Nutkun” gelirinin Atatürk tarafından THK’na bağışlanmış olması. Şu günlerde kimsenin telif melif dikkate almadan peynir ekmek misali bastığı, kamu kurumlarınca misyonerlerin İncil, diyanetin Kuran vermesi gibi gibi sağa sola sola ücretsiz dağıttığı “Nutukların” gelirinin bir kısmının hak sahibinin THK olduğunu “İzlenimler” sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyurmuş olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Daha da ileri giderek Nutuk’un çılgın bir tefsiri olan “Şu Çılgın Türkler” kitabı ile tüm ulusalcı davaya dair kitapların telif gelirlerinin “fitre ve zekâtının” da THK’ya aktarılmasını da ciddiye alınması dileğiyle teklif ediyorum. Telif gelirleriyle ihya olan Turgut Özakman, Vural Savaş, Metal Fırtına gibi isimler herhalde Cumhuriyetin kurumlarını düşünmeyecek kadar amigo ulusalcı değildir, kesenin ağzını biraz açacaklardır. (Burada bir istisna var ama para milletin cebinden çıkıyor).
Kısaca, Atatürk’ün emaneti THK maalesef zor durumda, dincilerin, adak adayan hurafecilerin insafına terk edilmiş vaziyettedir. Zamanında tüm geliri THK’ya ait olan Milli Piyango idaresi bugün THK’ya zırnık koklatmamaktadır. Atatürk devrimleri de karşı devrim hareketince iplenmez hale gelince THK’nin işi faiz ve adak gelirlerine, kavurma ticaretine kalmış görünüyor. Her ne kadar devlet yarım ağızla deri toplama yetkisini THK’na vermişse de bilinçsiz vatandaşımız THK’nun önemini kavrayamadığından derileri götürüp dinci yer altı tarikat teşkilatları ile küçükleri zehirlemeye çalışan kuran kurslarına veriyor. Post kavgasına mahalle muhtarları, azalar, il ve ilçenin mülki amirleri filan da karışıyor. Hırgür eksik olmuyor. Hatta “ben deriyi kimseye vermem, posttan seccade yapacağım” diyen aymazlara, havacılık düşmanlarına da rastlanabiliyor. Malum hikaye, önümüzdeki hafta nasıl olsa bizzat şahit olacağız.

THK nasıl kurtulur? Nutuk telif payı, Milli Piyango payı, deri, zekat ve fitre gelirleri, çağdaş dostların bağışları dışında benim aklıma gelen TEDAŞ’dan bir payın aynı TRT’ye olduğu gibi THK’ya da aktarılmasıdır. TRT can da THK patlıcan mıdır? Bu kadar dinle iç içe bir kurum olan THK’ya Türkiye Diyanet Vakfının para vermemesi düşünülecek şey midir? Hatta RTÜK gibi reklam paylarından aldığı trilyonlarla oynayan bir kurumun Atatürk’ün emaneti THK’ya destek olmaması sizce de ayıp sayılmaz mı? Lütfen bu bayram hayvanın derisini güzelce tuzlayıp poşete koyduktan sonra bir kere daha düşünün. Üç dilde Türkiye’nin tanıtımını yapan, paraşüt ve planörcülük eğitimi veren, fakirlere kavurma dağıtan THK mı, yoksa mahallenizde gizlice çocuklara din eğitimi veren tarikat mı? Gün bu gündür, laf salatası değil, eli cebe atmanın günüdür ve de Atanın emanetine sahip çıkma günüdür. Gazanız mübarek ola…

Diğer Kurban Yazıları:

Olan Bizim Derilere Olacak

Kurban ve Derisi: Perinçek de Talip Olmuş

Kapat
E-posta ile paylaş