Çelik Blek mi Galileo mu?

FST 1 Aralık 2006

blek.jpgAtilla Yayla kendini savunurken arada bir Galileo lafı geçmişti, ben pek umursamadım ama sonradan iki yazar bunu makalelerinde kullanınca bir bakayım dedim. Bunların biri Ertuğrul Özkök, yazısında Atilla Yayla ile alay ediyor. Yazısında çiçek ve böceklerden de bahsettiği için ne dediğini pek anlamak mümkün değil ama herhalde Prof. Yayla’yı aşağıladığını düşünüyor. Muhtemelen Atilla Yayla’nın kendisine hitaben yazdığı uzun bir yazıya cevap veremeyince kinlenip bel altı vurmayı denemiş, buna da herhalde şaşırmamışsınızdır. Sadece son iki paragrafından alıntı yapayım, çok merak eden gitsin gazeteden okusun:

[…] Meselem onlar değil. Ben, bu ucuzculuğun, bu sığlığın, bu slogancılığın üniversitede kendine nasıl kürsü bulabildiğine şaşıyorum.

[…] Hadi hepimiz biraz şu cemaat ağalarına isyan edip, mağaralardan çıkalım. Çünkü dışarda hava çok güzel… Biraz temiz fikir almaya ihtiyacımız var.

Diğer yazar islamcı kesimden, Mustafa Armağan. O da Atilla Yayla’nın Galileo benzetmesini cahillik olarak görüyor ve Atilla Yayla’yı aşağılamaya çalışıyor. Tabii Armağan ilaveten Atilla Yayla üzerinden liberal sıfatına da eleştiri getiriyor. Lafın sonunda Kemalizm ile Liberalizm aynı şeye takbül eder, aslında Atilla Yayla cahilce konuşuyor türü bir mesaj veriyor. Mustafa Armağan yazısında şöyle diyor:

[…] Bence Atilla Yayla’nın ilk konuşması, üslubu hariç, geniş bir doğruluk yelpazesine sahipti. (Mesela Ortaçağ’ın Avrupa’yı bağladığı teması gözden kaçtı ama bence en önemli cümlesiydi konuşmasının.) Fakat ne olduysa oldu, üstüne gelindikçe rotasından saptı ve bir başka Kemalist temaya, Galile’nin özgürlüğün ve bilimin kahramanı olduğu efsanesine sığındı. Üstelik aslı astarı olmayan “asılmakla karşı karşıya kaldığı” dedikodusuna da sığındı. Böylece bana göre başlangıçtaki haklılığını büyük ölçüde gölgelemiş oldu.

Yani Atilla Yayla bence çağımızın Galile’si olduğunu söylemekle kendi ayağına kurşun sıkmış oldu.

Neden?

Bir kere: Galile’nin bir özgürlük kahramanı olduğu tamamen ve kesin olarak bir modern efsanedir. Bu, 19. yüzyıl Avrupa bilim-perest çevrelerinin bilim-din çatışması tarihinden uydurdukları bir büyük yalanın parçasıdır. Liberal düşünce de bu yalanı aynı pozitivist bilim tarihi anlayışından devralmış bulunuyor. Dolayısıyla bilgi, hatalı. Bilgi hatalı olunca yorum da hatalı oluyor ister istemez.

[…] Şimdi kendisini Galile’yle özdeşleştiren Yayla şunu mu demek istiyor: Ben de üniversitenin, yani ‘bilim kilisesi’nin bir parçasıyken, şimdi şahsıma karşı büyük linç kampanyası düzenleniyor.

Eğer bilim kilisesinden geldiğini kabul ediyorsa, bu duruma şaşırmaması gerekiyordu, zira Galile hiç şaşırmamıştı! Arkadaşları olan Papa ve Kardinallerin kendisini kurtaracağından emindi! Yani eğer aynı kilisedense, muhakkak ki, Yayla’nın tarafını tutan ve onu kurtaran birileri çıkacaktır, merak etmesin.

Peki Atilla Yayla Kemalizme karşı mıdır? Öyle diyor. O zaman Galile davası gibi ince elenip sık dokunulması gereken ve açıkça propaganda kokan bir konuda Kemalizmle nasıl olup da aynı şeyleri ifade edebilmektedir?

Bunun sebebi, tabii ki Yayla’nın kendisini de aşan bir üst ideolojik paradigmayla ilgilidir. Bu da, liberalizmin Kemalizmle ortak paydasını verir bize.

Her iki -izm de, bariz bir şekilde ilerleme takıntısına sahiptir.

Her iki –izm de modernliği bilim-din çatışması aynasından seyretmeye bayılır.

Her iki –izmin de sırtında Avrupa-merkezci damgayı okuruz.
Yani tarihi Avrupa-merkezli olarak okuma noktasında ayrı gayrıları yoktur.

Böyle olunca Kemalizmin de, Yayla’nın liberalizminin de Galile’yi bilim ve özgürlük kahramanı olarak selamlamalarında şaşılacak bir yan olmaması normal. Beslendikleri kaynak, aynı da ondan. O kaynaktan gelen bilgileri sorgulamadan, hatta sorgulatmadan kullanmaları boşuna değil… Çünkü bir kere Avrupa’nın yalanları sorgulanacak olursa, Kemalizmin de, Liberalizmin de dayandığı ortak temelin altı oyulacak ve gemi sallanmaya başlayacaktır.

Peki ben ne diyorum? Armağan’ın liberalizm ve Kemalizm ile ilgili söyledikleri İslamcı yazarların evvel eski kurtulamadıkları liberalizm düşmanlığının getirdiği bir “dam başında saksağan, öter Allah deyu deyu” örneğidir.  Mesela “Yayla şunu mu demek istiyor: Ben de üniversitenin, yani ‘bilim kilisesi’nin bir parçasıyken, şimdi şahsıma karşı büyük linç kampanyası düzenleniyor.” sözü iyi niyetle yorumlanamayacak bir saptırmadır. Yayla’nın ne dediği alenen ortada. Öte yandan, bana göre Atilla Yayla’nın Galileo benzetmesi çok mahzurlu olmasa bile eksiktir. Halbuki, Galileo yerine ünlü özgürlük savaşçısı Çelik Blek’i kendine önek olarak kullansa Mustafa Armağan gibi kendini Galileo uzmanı olarak lanse eden entellerin eleştirisinden uzak kalabilirdi. Üstelik bu buluşuyla Türkiye’de pek çok kesimden aferin de alırdı. Peki niçin Atilla Yayla Galileo’dan ziyade Çelik Blek’e yakındır?

Öncelikle Mustafa Armağan’ın yazısındaki doğruluğu belirtelim. Galileo’nun aslında hristiyan kilisesine karşı olmakla birlikte bir başka kilise olan bilim dinine mensup bir yobaz olduğunu söylüyor. Bu doğru olabilir, mahzuru da yok. Yalnız bu gerçek pek bir mana ifade etmez, zira yaygın bilinen Atilla Yayla’nın söylediğidir. Mesela ben yakın zamana kadar buhar motorunu çaydanlığın ucundan çıkan buharı görerek James Watt’ın icat ettiğini zannederdim. Çoğumuz da böyle zannedebiliriz. Galileo, Watt, Edison gibilerin hikayelerinin efsaneleşmesi artık bu olayların gerçekte nasıl olduğunun çok önüne geçmiştir. Aynı şey Ulubatlı Hasan, Mevlana, Nasreddin Hoca vs. gibi bizden kahramanlar için de geçerli olabilir.

Şunu söylemek istiyorum, Galileo denince bizim hayalimizde bir dogmaya karşı gerçeği söyleyen adam hayali canlanır. Gerçi o ölüm korkusuyla lafı değiştirmiştir. İşte bu noktada ben Atilla Yayla ile Galileo’yu ayırıyorum. Bence Atilla Yayla Galileo gibi dönek değildir. 32. günde yarım ağız özür dilemesini ciddiye almıyorum, neticede Galileo gibi dogmacıların söylediklerini inanmasa da kabul etmemiş, sadece bunun hakaret olduğunu düşünen varsa özür dilerim ama ben fikrimin takipçisiyim demiştir. İdam sehpasını görünce tırsıp lafı çevirmemiştir. Yayla, bu noktada Çelik Blek gibi bir özgürlükçüye daha yakındır.

Ben ise kendimi Yüzbaşı Tommiks’e yakın görüyorum.

Popularity: 8% [?]

51 Yorum

  1. nihavend - 01 Ara 2006 - 12:52 pm

    şu sizin çizgi roman merakınız yok mu, ille de buraya gelmeye sürüklüyor beni… :))
    tommiksi en son okuduğumda galiba ilkokul bir veya ikideydim…
    şimdilerde ne yapıyor?

  2. Da Vinci - 01 Ara 2006 - 1:06 pm

    Fethi bey,

    Bu vesile ile Atilla Yayla’nın düşünceleri ile ilgili görüşlerimi tekrar belirteyim:

    Bu yazıdan anladığım kadarıyla Atilla Yayla’nın “Kemalizm” dediği şey “1925-45 arası yapılan şeyler” olarak özetlenebilir. Siayaset bilimi üzerine doktatora yapmış birisinin olaylara ve kavramlara daha geniş açıdan bakabilmesini beklerdim. Kemalizmi bu şekilde tanımalamak için bence art niyetli olmak gerekir. Yani “1925-45 arası tek partili dönem vardı o zaman Kemalizm tek parti yönetimini gerektirir” veya “1925-45 arasında ifade özgürlüğü şimdiye göre çok gerideydi o zaman Kemalizm ifade özgürlüğünü genişletmeyi değil sınırlamayı gerektirir” gibi çıkarımlarda bulunmak bana absürd geliyor. Bu çıkarımları yapan sıradan biri olsa gümlüp geçerim ama bunlar bir profesörden gelince insan buna gülüp geçemiyor malesef.

    Daha sonra da Atilla Yaylı’yı kime benzettiğimi açıklayayım. Ama sizin gibi çizgi roman kültürüm olmadığı için tarihten bir kişiye benzeteceğim. Bence Atilla Yayla yanlış bir görüşte ısrar etmesiyle Enver Paşa’ya yakın duruyor.

    Bu arada Fethi bey, eğer göz göre göre yanlışta ısrar eden, inatçı, dediğim dedik bir çizgi roman karakteri biliyorsanız bizimle paylaşırsanız sevinirim.

  3. Fethi Sipahi Tan - 01 Ara 2006 - 1:37 pm

    Kulver kalesinde Albayın kızı Suzi olabilir.

  4. Da Vinci - 01 Ara 2006 - 2:02 pm

    Fethi bey, bu değerli bilgi için çok teşekkürler :))

  5. bliyaal - 01 Ara 2006 - 2:43 pm

    Ertugrul Ozkok’u ciddiye almak yersiz. Onun cebine birkac bin dolarlik bir cek koyun, sosyalist de olur liberal de. Ben sahsen kendimi Orumcek Adam’a daha yakin goruyorum. Bakiniz, burada Orumcek Adam ciltleri var kitapcilarda. Her gittigimde bir tane alip bir kosede okuyorum. En ogrendigime gore kendisi “Intikamcilar”a (Avengers) katilmis.

  6. Bekir L. Yildirim - 01 Ara 2006 - 3:31 pm

    Mukemmel degerlendirme her Armagan’in fikirleri hakkinda. Oburunun “fikirlerini” ben Ataturkcu dusunce adli blogda okuduguma nerde ise yemin edebilirm. Hem de bikac Kemalist dusunurden “fikir hurriyetinden bhsetmiyorum; bunun icin once Fikir” lazim. Al sana “samar gibi cevap” he duydugumda :srakkk” in sesi biraz daha gurlesiyor.

    Tekrar “fikir” beyan eden Islamcvi yazara donecek olursak, bu adam muhtemelen okmadigim okuduysam da hicir yazisini, fikir cizgisin hatirlamadigim yazarlar listesinde. Gcen irdost onun bir kitabni tavsiy emist; Adfam tarh falanmnyazrmis dogru hatirliyorsam

    Evet buraya alintilanan yzisnda lafi kicindan anlamis resmen. Bu adama Papa ile Bush’un ilskisini sorsan ikisinin de Avrupa kokenli oldugu, veya isimlerinin B ile basladign soyler. Burada korelayonun konteksti belli. Yani adamn neden afastroz edildgi, belli oldugun gore normal idrak sahibi bir adamin aklina “beni korkutup belki yanlidim “Kemalizm gericilige ekabul etmez: dedirtebilirsiniz faka bu ettigi gercegini degistimez” omundan baskas gelmesi icin eve ciidi bi durumu onceden kararlastirlmis oldugu bir kilifa sigdirma gayreti gelir. Ben liberal falan saymam kendimi, Hayek ile henuz muserref olamadim; epe zaman once randevu verdigim halde. Naapalim oluler sabirli olur derler..O’da bekleyecek Rumi gibi. Benim Yayla icin kullandigim tasvifler liberal falan degil, “gercek demokrat” “omurgali demokrat” “fuhus yapmayan entellektuel” vb dir. Mahcupyan’dan esirgedigim ifadelerdir; her ne kadar munazara kaabiliyeti ve birikimin saygi duysam da. O’nun aktivizmi selekiftir. Biraz burdaki Armagan’a benzer. Millet, toplm, bireym, Kemalizm kavramlarini analizlerinde hep aidiyet menfaati (parochial interest) perspektif gorurum. Ilkesel olarak Turk toplulugu icin sundugu bircok argumani Turk kelimesi yerine Ermeni koyarak test etmeye hazir gorunmedi. Bu mevzuya baglamak icin biraz buradaki Armagan yazisndaki yaklasma benzettigmi soleyeyim. Muhtemlen Armagan’in aklinda da bireyi yucelten, adeta onun kendi domaininde hakimiyetini mutaklastiran siyasi ekol ve belkide kelimenin sozluk manasinin ifade ettigi ahlaki boslug iceren liberal hayat tarzi var. Bu idelojiyi savunan birine “dogru soyluyor” demekte zolaniyoerm konunun alakasi olmasa da. Tamam belki onyargili davrandim. Adamin hakli noktalar da olablir ama benim itrazim su: Simdi akademik analiz yapilacak zaman degil. “Yayla Liberalizm, Kemalizxm” baslikli teblig sunmuyorsun. Adam lic ediliior Mustafa Bey. He dogrunun oylnecek zamani, yeri vardir. O’na hakli dediginde liberal olmuyorsun.

    WOW! Bayagi dalmisim. Baskasinin coplugunde cenem aciliyor nedense, Old olacak bunu Yayla’ mehiyesi olmaktan cikmak saiki ile bir iki klime daha: Bn ovalyeyim, Don Quixote dergilnm flan fazla akillica PR degildi kanmca; fazla etkileyici oldugunu sanmiyorum. Bir dahaki sefere beni Pr danimani yaparsa ben de onu ilerde kampanya’min politik direktoru falan yaparim, ihtiyac halinde.

    Sonuc” Iyi oldum Tukiye icin de, kendisi icin de Kazan, kazan, kaybet durumu. “loser” dan bahsettim yazinin basnda. Adamlarin her biri butun ERKE’leri ile basbas bagiriyor “I am a loser” diye.

  7. metin-thePoor - 01 Ara 2006 - 3:32 pm

    Amiral gemisinin kaptanı olan bey “Ankaralı solcu akademisyenlik”ten bir çırpıda vazgeçtiği zaman, Enis Batur çok güzel koydu adını: “Rahmetli Özkök.”

    Bu, bugüne kadar aşılamamış, mükemmel bir eleştiridir.

    Benimse bu konu açılınca aklıma nedense hep şu meşhur, eski Babıali anekdotu gelir: “Alçak değil mirim, çukur, çukur!”

  8. Tarık T. - 01 Ara 2006 - 4:59 pm

    Mustafa Armağan’ın tavrı “kendine oynamak” bence…
    Atilla Yayla üzerinden “Ben tarihçiyim. Galileo gerçekte budur…vs. ” demek istiyor heralde..
    Ayrıca herkesin doğru anladığı basit bir cümleyi alakasız yönlere çekerek nahoş ithamlarda bulunmasını da yadırgadım…

    E.Özkök’de sözü başka yerlere çekmede ondan pek farklı değil…
    O da Atilla Yayla’dan sözü almış cemaatlere ve cemaat evlerine kadar getirmiş.(aynı kel alaka durumu yani…)

    Bu arada Çelik Blek ve Tommiks benimde sevdiğim kahramanlardı..
    Ülkemizde okuma zevkinin gelişmesinde hatırı sayılır yararları olmalarından dolayı bence kahramanlıkları boşuna değilmiş…

  9. Suat Öztürk - 01 Ara 2006 - 5:04 pm

    Fethi Bey,

    Evet Armağan zaman zaman bunu yapıyor. Özgünlük kaygısı olabilir. Eleştiriniz yerinde.

    Öte yandan -sizin de belirttiğiniz gibi- yazdıkları da doğru. Kurduğu mantığı -ya da ilişkiyi diyelim- yanlış bulsak da yazdıklarındaki doğruluğu gözardı etmemek gerek.

    Armağan son zamanlarda adında haklı olarak sözettiren,çok üretken bir araştırmacı. Derin tahlilleri var.Tarihe/Osmanlı’ya bakışı yaygın anlayışa uymuyor(yüceltme-batırma yani)

    İ.Ortaylı, H.İnalcık, K.Karmat gibi isimlerin izinde gidiyor. iyi de yapıyor. Kitaplarını okuyanlar bunu takdir edeceklerdir.

    Yani bence -anlamsız bulduğum- “islamcı” sıfatının o haksız çağrıştırımını haketmiyor. (Sahi “islamcı” ne demek?)

    Atilal Yayla’nın Galileo örneği ile ne anlatmak istediği ortadadır. Bunu mıncıklamaktan ziyade burada estirilen teröre yoğunlaşmak ve hocayı desteklemek gerek..

  10. metin-thePoor - 01 Ara 2006 - 5:14 pm

    Mustafa Armağan yanlış yolda… Kendine kötülük yapıyor…

  11. nihavend - 01 Ara 2006 - 5:34 pm

    ben de bu İslamcı lafına kızıyorum…ne demek İslamcı. Müslüman değil de islamcı?
    İslam obje mi ki sahip olunsun,satılsın, kulüp gibi üye olunsun?. İslam adama sahip olur, adam İslama teslim olur, adı da Müslüman olur…
    bunu bahsettiğiniz kesim de kullanıyor, karşı taraf da… hadi karşı tarafı anlıyorum da mevzuu bahs kesime ne oluyor?..kendileri bir halt mı da Müslüman olmaktan öte onun bekçiliğine soyunuyorlar, koruyuculuğunu yapıyorlar…İslam’da olan herşey her Müslümana aittir, her Müslümana farzdır, her Müslümanı teslim alır…bunun dereceleri de işte nefsin dereceleri olarak hal erbabınca anlatılmış…daha ötesi var mıdır?
    “siyasal islam” lafını da getirmeyin önüme…ne o öyle “geleneksel İslam, siyasal İslam, postmodern İslam, fundamantalist islam” vs vs..
    hepsi bir takım İslama yabancı insanların öğrettiği, ürettiği İslam dışı kavramlar.
    Kuran’ın bir kısmını al, bir kısmını alma… yok öyle iman…
    hayır, inanırsın amma nefse söz geçirmezsin, bunu da ikrar edersin, o ayrı..Allah ile kişi arasında…amma öyle seçmece de neymiş yok siyasal yok geleneksel..
    öyle parça buçuk mümin mi olunur?
    iman vardır, zayıfı vardır, kamili vardır…
    ne o öyle çelik çomak oynar gibi…
    hayat bütünse ruh bütünse din de bir bütün olur. İslam öyle yarı seküler yarı uhrevileri götürmez. biri ötekini söndürür.
    o bakımdan bu çeşit sınıflamalar etiketler ehl-i dünyanın yakıştırmasıdır.

  12. Fethi Sipahi Tan - 01 Ara 2006 - 6:25 pm

    Nihavend Hanim ve Suat Bey,

    Hassasiyetinizi anliyorum, elhamdülillah Müslüman olarak ben de Müslüman bir yazarım ama burada Atilla Yayla’ya eleştiri getiren kimsenin kimliğini ekstradan vurgulamak istediğim için bu ifadeyi kullandım. Afet Ilgaz örneği de öyledir, Suat Beyin bir yazısındaki yorumlarda geçmişti.

    Dikkat ederseniz herkes müslüman ama muhtelif meselelere bakışta ciddi farklılıklar ortaya çıkabiliyor, ekonomi, özgürlükler, siyaset vs. Müslümanlık çok kapsayıcı bir özellik, islamcıyı bu açıdan bilerek kullanmak durumunda kaldım.

    Selamlar.

  13. Da Vinci - 01 Ara 2006 - 10:46 pm

    İslamcı ile Müslüman arasında dağlar kadar fark vardır. Müslüman olmak için “Ben Müslümanım” demek yeterlidir. İslamcı olmak ise çok farklı birşeydir. İslamcı biri hayatını İslama göre İslam için şekillendirir ve ona göre yaşar. Mesela Fethi bey Müslümanken Suat bey İslmacıdır (değilseniz özür dilerim ama şimdiye kadar tanıdığım kadarıyla öyle olduğunu tahmin ediyorum).

  14. Suat Öztürk - 01 Ara 2006 - 11:22 pm

    Sayın Da Vinci,

    benim hakkımdaki düşüncelerinizi kendinize saklayınız isterseniz.

    Eğer birgün fikrinizi merak edersem soracağımdan hiç kuşkunuz olmasın.

    Bırakında müslümanlar bu konuyu bir ateistle değil de kendi aralarında konuşsunlar.

  15. Suat Öztürk - 01 Ara 2006 - 11:23 pm

    Sayın Da Vinci,

    benim hakkımdaki düşüncelerinizi kendinize saklayınız isterseniz.

    Eğer birgün fikrinizi merak edersem soracağımdan hiç kuşkunuz olmasın.

    Bırakında müslümanlar bu konuyu bir ateistle değil de kendi aralarında konuşsunlar..

  16. nihavend - 01 Ara 2006 - 11:55 pm

    saçma!!! siz müslümanı değil, nüfus cüzdanı müslümanını kastediyorsunuz. müslüman kendini ve hayatını islama göre ayarlayandır. islamcı ise yaladığı mürekkebin verdiği cüretle, dini ideoloji haline getirip onun üzerinde cedelleşerek onu savunan avukattır.
    ha bu arada ateistseniz, zaten ne kadar anlatsam da anlamazsınız.
    ateist misiniz anti teist mi, bir de orası var…ateistler dine düşman da değillerdir dostta… nötrlerdir. (nasıl oluyorsa o) antiteistler dine düşman olanlardır…vesselam. bence suat bey “müslümandır…
    çünkü”onların canları birbirini bilir.”

  17. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 12:06 am

    Suat bey,

    Sayın Da Vinci,

    benim hakkımdaki düşüncelerinizi kendinize saklayınız isterseniz.

    Eğer birgün fikrinizi merak edersem soracağımdan hiç kuşkunuz olmasın.

    Bırakında müslümanlar bu konuyu bir ateistle değil de kendi aralarında konuşsunlar..

    İlginç bir yaklaşım olmuş. Hatta komik demek daha doğru olacaktır.

    1. Birisi hakkındaki fikirlerimi söylemek için o kişiden izin isteyecek değilim.
    2. İslamcı ve müslüman kavramları hakkında konuşmak için ne müslüman ne de islamcı olmaya gerek yoktur. Hangi konu hakkında yorum yapacağımı veya yapamayacağımı bana kimse dikte edemez. Ben bir ateist olarak islam hakkında da yorum yaparım, islamcılık hakkında da yorum yaparım. Bunu kimse sınırlandıramaz.
    3. Sizin mantığınızla biri çıkıp “bırakın da bu konuyu Kemalistler kendi aralarında konuşsunlar, Kemalist olmayanlar Kemalizm konusunda konuşmasın” derse “tamam doğru söylüyorsun bir daha Kemalizm hakkında konuşmayacağım” mı dersiniz?

  18. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 12:07 am

    Ozur dilerim de bence konunun Islamci-Musluman’a kaydirilmanmas lazim. Yayla, lumpen junalcfi, postal opuculer caismasdi odakt kalmali. En az bugun icin. Yrin Yayla’y da, Armagan’i da Ilamci, bilmem neciyi de mercek ltina koyarz. Bazen bir semsiye altina koydugumuz birck insan icin ortak bir kelime bulmak zor. Bu zorlug ben de yasadim. niversite yillarimizda “islamci”derdik kendimize. Bugun lisan biraz degisti. Onemli degil kanimca. Bu bvir pratik gereksinim, dosyaya bir isim koyma. Muhteva belirler kimin ne oldugunu. BBen simdi CHP’ye “SOLCU desem ne dersiniz?

  19. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 12:15 am

    Saniyorum TOMMIKS sizlere omur. Son olarak Texas Meksika sinirinda el Paso’da. sinirinda yolun kenarinda acik yerde kafa cekerkn yakalanmis idi ihtiyar! TExas;lilar bizim XCumhuriyetcler kadar cagdas degiller. Adamain kahramanlikar bile kurtaramadi.

    Am Dr. Sallaso yasirmus! Saglsun benim blioga yorum bile birakmis.

  20. Suat Öztürk - 02 Ara 2006 - 12:38 am

    Sayın Da Vinci,

    Elbet fikrinizi söyleyebilirsiniz. İzin alın demedim. Ben “Benim hakkımdaki fikrinizi kendinize saklayın” dedim sadece. Sizin fikrinizi söyleme hakkınız olduğu gibi benim de bunu söylemeye hakkım var değil mi?

    Kişisel inançlarımın yörüngesi hakkında ne kadar konuşusanız konuşun o ancak sizin “zan”nınız olacaktır. Bu bakımdan da anlamsız bir kakafoni olur. Bahsettiğim buydu.

    Yoksa buyrun, istediğinizi söyleyin..

    Genel olarak kavramları konuşmak anlamlı, bunu benim gibi basit yorumcu kişiliklere indirgemenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

    Saygılar.

  21. Suat Öztürk - 02 Ara 2006 - 12:39 am

    Nihavend Hanım, teşekkür ederim.

  22. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 12:53 am

    Suat bey,

    Kişisel inançlarımın yörüngesi hakkında ne kadar konuşusanız konuşun o ancak sizin “zan”nınız olacaktır. Bu bakımdan da anlamsız bir kakafoni olur. Bahsettiğim buydu.

    Elbette söylediklerim benim düşüncem hatta yazımda belirttiğim gibi tahminim. Ben bu kesin doğrudur demedim ki böyle bir konuda kesin doğruyu söylediğimi iddia etmem saçma olurdu. Ama bu konuda fikrimim söylemenin anlamsız olduğu konusunda size katılmam mümkün değil. Bir örnek vermem gerekiyordu ve sizi kullandım. Bunun anlamsız olduğunu söylemek bence mümkün değil.

    Ayrıca henüz “Bırakında müslümanlar bu konuyu bir ateistle değil de kendi aralarında konuşsunlar..” sözünüzle ilgili bir açıklama yapmamışsınız. Bu düşüncenizde kararlı mısınız? Sizce bu doğru bir tavır mı? Bir başka deyişle “Kulver kalesindeki Albayın kızı Suzi” olma yolunda ilerliyor musunuz?

  23. Suat Öztürk - 02 Ara 2006 - 1:48 am

    Sayın Da Vinci,

    Önceki açıklamam bunu da kapsadığı için bahsetmedim.

    Bir inanç sahiplerinin “kendi aralarındaki” kavramsal ayrılıklarını tartışmaları ya da konuşmaları anlamlıdır. Ama buna bambaşka kişinin, “bütün”le ilişkilendirmeden müdahil olması “benim açımdan” anlamsızdır. Müdahil olan açısından anlamlı olabilir, bu onun sorunu.

    Mesela benim kemalizm içi bir tartışmaya müdahil olmam, eğer kavramsal olarak bütünlüğü sorgulatmama neden olmayacaksa -bence- anlamsız bir kakafonidir. Çünkü -yine bence- aralarındaki fikrî ayrılıklarına rağmen -temelde bir oldukları için- al birini vur ötekinedir. Bu materyalistler için de geçerli.

    Aynı şeyi siz de Müslümanlar için düşünebilir ve bu şekilde yorumlar getirebilirsiniz.

    Fakat sizin ilk yorumunuzda “bütün” ile ilişkili bir ifade yok. Yani mesela yorumu yaparken bu ihtilaf üzerinden bir genel görüş/ifade yok. Sadece bir salt fikir beyanı ve tahmin var.

    Bunu yapmaya hakkınız yok demiyorum, anlamsız diyorum.

    Buna “davulcu yellenmesi” de diyebilirsiniz. Yellenmiştir, ama kim duyar? (Kokusu başka tabi, o ayrı :-)
    Kişileri tartışmaktan halen yorulmadıysaız buyrun siz devam edin.

    Saygılar.

  24. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 2:00 am

    Suat bey,

    Uzun zamandır tartışmadığımız için sizin nasıl bir demogoji ustası olduğunuzu unutmuşum, bu vesile ile bu acı gerçeği hatırlamış oldum.

    Diyen kaçtı Suat bey. Siz kaldığınız yerden devam edin.

  25. nihavend - 02 Ara 2006 - 8:44 am

    rica ederim suat bey,kol kırılır yeninde kalır…
    bence bu tür laflara verilecek en keskin cevap “git ve öğren gel, sonra konuşalım ” olmalı…
    …çöl aslanı filminde ömer muhtarın italyan generale söylediği söz geldi aklıma, “bizim dinimizi bize mi tefsir ediyorsunuz?”
    burda da şöyle demeli insan … “bizi bize mi tarif ediyorsunuz? “

  26. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 10:32 am

    nihavend hanım,

    “bizi bize mi tarif ediyorsunuz?”

    Elbette. Bir sorun mu var? Ben ateistim diye müslümanlar veya islam hakkında birşey bilmiyorum mu sanıyorsunuz? Bir konuda konuşmak için o konuyu bilmek yeterlidir yani islam hakkında konuşmak için müslüman olmaya gerek yoktur. Nasıl Atilla Yayla çıkıp Kemalizm hakkında ileri geri konuşuyorsa (ki söyledikleri kendisinin mantıksız, doğru olmayan bir Kemalizm tanımı yaptığını ve bu tanım üzerinden Kemalizmi eleştirdiğini gösteriyor) biz de islam ve müslümanlar hakkında yorum yapabiliriz.

  27. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 10:39 am

    Ateist arkadas “demokratim” diyebilirmi acep?

    O zaman lutfen o’na karsi yapilan fasist hak ihlallerini burdan kinasin. Sonra Kemalizm’i bilip bilmedigini tartisiriz.

  28. nihavend - 02 Ara 2006 - 11:31 am

    islam hakkında konuşuyorsunuz, anlamadığınız şey hakkında yani…anlasaydınız müslüman olurdunuz. islamı ne kadar anlarsa insan dünyayı ve insanları da o kadar anlar…
    insanın anlama organı sadece beyni değildir. bu kapı sizlere kapalıdır. daha doğrusu sizde o uzuv yok…
    “leküm diniküm ve liye din…” size verilmiş ezeli ve ebedi cevaptır.
    bizim hakkımızda konuşursunuz,dilinize kimse kilit vurmuyor,ancak BİZİ BİZE TARİF ETMENİZ ABES…VE HATTA SİZE DÜŞMEZ!!!
    onunçün sizinle bu mevzuuda münazara veya mücadele etmek de abes.

  29. Daha Vinci - 02 Ara 2006 - 12:27 pm

    (ben de bu İslamcı lafına kızıyorum…ne demek İslamcı. Müslüman değil de islamcı?)

    Bu sorunun cevabını da kendiniz vermişsiniz

    (İslam’da olan herşey her Müslümana aittir, her Müslümana farzdır, her Müslümanı teslim alır…bunun dereceleri de işte nefsin dereceleri olarak hal erbabınca anlatılmış…daha ötesi var mıdır?)

    Aynen islamcı budur. Bir doğru vardır. Sarıklı cüppeli erbabı temsilcisi herkesi ve her şeyi teslim alır.

  30. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 12:33 pm

    islam hakkında konuşuyorsunuz, anlamadığınız şey hakkında yani…anlasaydınız müslüman olurdunuz.

    Gerçekten mi? Bence bu yobazlığın en büyüğüdür. “Sen İSlamı anlamıyorsun, zaten anlasan müslüman olurdun” demek İslamı mutlak doğru olarak kabul etmek demektir ki bu o kişinin özgür düşünceden ve fikir özgürlüğünden zerre kadar nasibini almamış olduğunu gösterir. Aslında bu söz üzerinde konuşmaya bile değmez ama…

    Bekir bey,

    Faşist hak ihlallerini niye savunayım ki? Elbette kınıyorum. Ama orada dursanız iyi olur. Siz benim Kemalizmi bilip bilmediğimi tartışamazsınız. İlk önce Atilla Yayla’nın hayali Kemalizm tanımını ve bu hayali tanımdan yola çıkarak yaptığı eleştirileri tartışın.

  31. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 12:44 pm

    ateist dost demski:

    “….Nasıl Atilla Yayla çıkıp Kemalizm hakkında ileri geri konuşuyorsa (ki söyledikleri kendisinin mantıksız, doğru olmayan bir Kemalizm tanımı yaptığını ve bu tanım üzerinden Kemalizmi eleştirdiğini gösteriyor) biz de islam ve müslümanlar hakkında yorum yapabiliriz.” Da Vinci

    Ben ne demisim:

    “O zaman lutfen o’na karsi yapilan fasist hak ihlallerini burdan kinasin. Sonra Kemalizm’i bilip bilmedigini tartisiriz.” (BLY)

    Ateist dostmuz ne demis:

    “Siz benim Kemalizmi bilip bilmediğimi tartışamazsınız. İlk önce Atilla Yayla’nın hayali Kemalizm tanımını ve bu hayali tanımdan yola çıkarak yaptığı eleştirileri tartışın. ” DaVinci

    Simdi bu sayfayi okuyan zeka , idrak seviyeleri en azindan ortlama olan insanlar, benim yorumumdaki ucuncu sahis “O” zamirinin Yayla’dan baskasi oldugu yorumu cikrabilirlermi acep? Ben orta Turkce iken bizim uydurukca duskunu bir Turkce’ cimiz vardi “TUMCE ANLAZ YAPIN” derdi.

    Yok DaVinci Bey “derdi” kelimesindeki “gizli zamir” de siz degilsiniz. Benim ortaokul ogretmenim olacak kadar yasl gorunmuyorsunuz.

    Simdi alakasiz bir soru: “laikci entellekuel” gercekten oxymoron (tezatlarin tevhidi) mi degilmi?

  32. nihavend - 02 Ara 2006 - 12:46 pm

    da vinci bey,
    ………………………

  33. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 12:47 pm

    Duzeltme:
    “orta Turkce” “Orta ucte” olacak.

  34. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 12:53 pm

    Bekir bey,

    Kıvırıp duruyorsunuz. Şimdi sizce ben Atilla Yayla’ya karşı “faşist hak ihlali” mi yapmışım? Ne demek istiyorsunuz? Atilla Yayla’ya karşı yapılan faşist hak ihlallerini kınıyorum. Oldu mu? Başka ne istiyorsunuz? Çekinmeden söyleyin :))

    Şimdi gelelim Atilla beyin hayali Kemalizm tanımına. Hadi bana bu tanımı açıklayın. Sizce doğru mu yanlış mı? Mantıklı mı?

  35. Daha Vinci - 02 Ara 2006 - 12:56 pm

    (Simdi alakasiz bir soru: “laikci entellekuel” gercekten oxymoron (tezatlarin tevhidi) mi degilmi?)

    Bende şunu sorayım

    “özgürlükçü islamcı” dinen caizmidir?

    “hoşgörülü müslüman” dinden çıkmiş demek değilmidr??

  36. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 1:02 pm

    Daha Vinci bey, rumuzunuzu değiştirmeyi düşünür müsünüz? Yoksa kasıtlı olarak karışıklık olsun diye mi böyle bir rumuz seçtiniz?

  37. nihavend - 02 Ara 2006 - 1:14 pm

    daha vinci mi :)))
    fethi bey, araya girip kızıştırmayınız gene!!!!:D

  38. Fethi Sipahi Tan - 02 Ara 2006 - 1:18 pm

    Ben kendi sitemde yorumlara genelde fazla katılmam, hele hiç müdahale etmem.

  39. Bulent Murtezaoglu - 02 Ara 2006 - 1:42 pm

    Kimin inanci nasil olur kismi kallolacak ve/veya manali konusmalara yok acacak birsey degil bence. Ona ellemiyorum.

    Da Vinci’nin sorusu da kotu bir soru degil aslinda, o uslupla (yani ‘bu nasil hoca olmus?’ diyerek) sorulmasa Atilla hocanin istedigi turden bir soru gibi geldi bana. Hocanin koydugu cerceve ortada, alintilayayim:

    Medeniyet tarihini inceleyerek bu medeniyetin temel değer ve kurumlarının belirlenebileceğini belirttim. Sonra bunları şu şekilde sıraladım:

    De facto değil de jure olarak özel mülkiyet;

    İş bölümü ve uzmanlaşma;

    Serbest mübadele;

    Sözleşme serbestisi ve sözleşmelerin uygulanmasını sağlayacak kültür ve ahlâk ve hukuk kodları;

    Sınırlı ve kurallara bağlı siyasî yönetim;

    Düşünce ve ifade özgürlüğü;

    Bir dine inanmayanları ve azınlıkları da kapsayacak şekilde din özgürlüğü;

    Hukukun hâkimiyeti;

    Siyasî suçların olmaması;

    Toplumda dikey ilişkilerin değil, yatay ilişkilerin yaygın olması;

    Zengin sosyal çeşitlilik;

    İnsan ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve istikrarlı bir şekilde karşılanması.

    Sonra, ‘Bu teorik çerçevenin bir anlamı varsa bu açıdan Türkiye’yi değerlendirebiliriz.’ dedim. Bunu yaparken de Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinin yekpare bir şekilde ele alınamayacağını, 1925-45 arası ve 1950 sonrası olarak iki dönemden bahsetmemiz gerektiğini, bu iki dönemin birbirinin tersi/panzehiri olduğunu söyledim. İlkinin, yani tek parti döneminin bu teorik çerçeve açısından başarılı sayılmasının zor olduğunu, medeniyetin birçok temel değer ve kurumlarının bu dönemde bulunmadığını vurguladım. Bu yüzden Kemalizm’in medenîleştirici bir süreç olarak görülemeyeceğine işaret ettim. Medeniyet bir şeyi yapmaksa (yani do etmek) Kemalizm’in, onu yapmamak/çözmek (yani undo etmek) anlamına geldiğini dile getirdim.

    Da Vinci tarih araliklari konusunda birsey soylemis, cevap veren cikmamis (ben bilip de soylemiyor degilim). Asil soru ve cevap belki oradan degil, o maddeler uzerinden gidilerek sorulup cevaplanabilir diye dusunuyorum. Yani o cerceveden bakinca ‘Kemalist’ denen prensipler nelerse o listeye oturuyorlar mi diye soylemek mumkun olmali. Bugun ben Kemalist’im diyenlerin degil de Ataturk’un ne dusundugunu dusunuyorsak bu konularda kendi notlari veya bir sohbeti olmasi lazim bir yerde (Afet Inan’in bir yayininda olabilir hatirlamiyorum ama pek bilinan biryerde degil onu biliyorum).

    Ille tarih bolumleri uzerinden yapilacaksa bu is. 50′den sonrasi icin benim bildigim 6-7 Eylul, Vatan Cephesi/tahkikat komisyonlari, Kirsehirin ilce olmasi, Ataturk’u koruma kanunu filan var Atilla Yayla’nin saydigi prensipler uzerinden incelenebilecek. Benim normal vatandas olarak dikkatimi ceken — siyasal cekismeden uzak yazilar yazildiginda zaten bahsedilen — hangi soyleme sahip olunursa olunsun kendi parti icin duzen ve icraatlarina bakilarak bile bircok partinin aslinda tahammulsuz ve otoriter yapiya sahip kadrolari oldugunun gozlemlenebilmesi. Dereceleri var elbette, ama kutuplasilip sunlar otoriter sunlar ozgurlukcu denince taraf olunuyor sadece — icsellestirilmis fikriyattan bahsedilmiyor.

  40. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 1:57 pm

    Bülent bey,

    Soruma cevap vermemiş olsanız bile bu konudaki düşüncelerimi ve sorumu dikkate aldığınız için teşekkür ederim. Umarım sayenizde devamı gelir.

  41. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 2:17 pm

    “daha vinci” benim sorum Turkiye’deki veriler uzerine. Eger problemli ise degisireyim: Bana bir tane laikci Entellektuel gosterebilirmisiniz? Mevzuu teorik olarak “laisist gorusteki bir entellektuel kategorisine konlabilirmi” degil. Aslinda bu retorik soruyu ben defalaca tekrarladim; ve bu ve komsu bloglarn mudavimlerinin zihinlernde bir geri plan bilgisi mecut oldugu icin fazla aciklama yapmadim.

    Gelelim sizin sorularinza:

    “özgürlükçü islamcı” dinen caizmidir?

    Cevap:

    Islam alimi lmadigim icin fetva salahiyetim de yoktur.
    istemektir. Herhalde ali olsa dim once sizin “ozgurlukcu” ve “islmci” tanimlariniz sorardim.

    Ben ozgurluklerin genisletilmesinden yana pek cok muslumandan bir tanesiyim. Yeterlimi?

    “hoşgörülü müslüman” dinden çıkmiş demek değilmidr??

    Eger bu soru se cevap:

    “Islam hosgoru dinidir”

    Yeni sorular sormadan once kendinzi tanitsaniz. Demokrat, musluman, fasist, ateist..her ne ise. Ilerde iletisimimiz olursa referans al;acagmiz bir degerletr sistemi olmasi yararli olur.

    Da Vinci,

    Daha onc Akyol sitesinde birazcik gozlemledigim algilamaprolemnz nuksetms gozukuyo. Ben nerde size “fasist hak ihlali” yaptiniz dedim?

    O’na yapilanlar kinamaniz guzel! Hidayete erdiginiz icin sevindim. Gecmiste hep laikc baskilari savndunu, ozellkl dindarla uzeerine. Yayla konsunda sammi isniz niye butun derdiniz onun sledigindeki kusurlari bulmakki? Adamin mucadelesi “fikir ozgurlugu” uzerine; fikirlernin dogrulugu savasi degil, “yanlis dusunm hurriyeti” varmi yokmu sizce? O’nun sozkonusu fikirleri b blogda cok guzel analiz edildi. Zaman gazetesinde M. Tukone “Kemalizm Gericilge Tekabul edermi” baslikli bir yaz yazdi ve test kriteri sundu. Liberalizm dusmani Etyen Mahcupyan “iste kemalizm budur” baslikli yazi yazdi.Hepsin kendi fkrim olarak sunmus olayim. Gene bu blogda konu uzerine br duzine yazi var. Benim blogda da konu ele alindi, aliniyor. Yuz defa ceab verilmis bi soruy niye takrarlayip duruyorsunuz?

    Bu gercek pek cok yabnci dusunur, yazar tarafindan da teyid edildi, “Kemalizm ukiye’nin ilerlemesine engel” vb ifadeler ile.

    Kemalistlerin Atilla Yayla’ya reva gordukleri toleranssizlik, linc, afaroz baslibasina O’nu dogru cikariyor. Siz yasayan onegisiniz! O “kemalistlerin ozgurluk dusmani, dogmatik, donmus kaliplara sahip cikan, ice kapali, her farkliligi dusman addeden bi guruh olugunu soyledi. iznkile “:SENMI BIZ TLERANSSI DEDIN , URUN SU NAMERDIN KELLESINI” diye cevap verdi. Daha ne isba istiyorsunuz?

    Size bi kiyak” Sizinkler ATAturkc Dusunce adli bir site kurmuslar,(http://ataturkcudusunce.wordpress.com) epeyce populer de. Orada siznkine benzer yorumlardan cok. Bilmyorsaniz tavsiye ederim. Bahsettigim referanslari okumadan once bana cevap yazmaniza gerek yok. Anladiginiza dair emare goremezsem cevp vermeyecegim.

  42. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 2:46 pm

    Bekir bey,

    Ben zaten düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olduğumu birçok kere belirttim. Siz neyin tartışmasını yapıyorsunuz anlamış değilim. Bunu daha kaç kere söylemem gerekiyor anlamanız için?

    Benim derdim Atilla Yayla’nın susturulması değil. Elbette susuturulmamalı. Düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli. Benim derdim onun Kemalizmle ilgili düşünceleriyle. Ben düşüncelerinin yanlış olduğunu düşünüyorum ve bunu ifade ediyorum. Elbette her düşünce doğru olacak diye birşey yok ve yanlış düşünceler özgürce ifade edilmemeli gibi birşey de demiyorum. Bir düşünce doğru veya yanlış olsun özgürce ifade edilebilmeli. Heralde bu konuda hemfikiriz. Zaten daha önce bunun tersini de söylemedim. Bu konudaki duruşumda herhangi bir değişme yok. Yani sizin dediğiniz gibi hidayete erme gibi bir durum yok. Sanırım burası iyi anlaşılmıştır.

    Gelelim asıl konuya. Nasıl insanların düşüncelerini açıklama özgürlüğü varsa bizim de bu düşünceleri eleştirme özgürlüğümüz vardır. Ben de bu çerçevede Atilla Yayla’nın Kemalizmle ilgili düşüncelerini eleştiriyorum. Yani birisinin düşüncelerinin yanlış olduğunu belirtme hakkım var heralde. İşte ben bunu yapıyorum. Ne Atilla Yayla’yı asalım keselim diyorum ne üniversiteden uzaklaştırın diyorum ne de üniversiteden uzaklaştıranları alkışlıyorum. En doğal hakkım olan eleştiri hakkımı kullanıyorum.

  43. Bulent Murtezaoglu - 02 Ara 2006 - 3:22 pm

    Yukarida bahsettigium Ataturk’un kendi dusunceleriyle ilgili notlari surada buldum galiba:

    http://turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/kitap/inan.pdf

    Icinde simdiki duruma uyan soyle notlar da var:

    ”Hürriyet, ihtimal ki, zorla tesis olunur; fakat herkese karşı taassupsuzluk göstermekle ve aldırmamazlıkla muhafaza edilir.”

  44. XSI - 02 Ara 2006 - 8:13 pm

    İslamcı ile Müslüman arasında dağlar kadar fark vardır. Müslüman olmak için “Ben Müslümanım” demek yeterlidir. İslamcı olmak ise çok farklı birşeydir. İslamcı biri hayatını İslama göre İslam için şekillendirir ve ona göre yaşar. Mesela Fethi bey Müslümanken Suat bey İslmacıdır (değilseniz özür dilerim ama şimdiye kadar tanıdığım kadarıyla öyle olduğunu tahmin ediyorum (Da Vinci)

    Hayatimda duydugum en ebleh yorum diyebilirim. Yani müslüman kisi hayatini İslami degerlere göre yasamayan kimsedir demek istiyor.

    Suat bey sizce de gülmek icin iyi bir sebep degil mi bu yorum?))..

  45. Da Vinci - 02 Ara 2006 - 8:46 pm

    Müslüman biri laik bir devlet içinde gerektiği yerde dininii kenara bırakır ve devletin kurallarına saygı duyar ve devletin islami kurallara göre yönetilmesi gerektiğini savunmaz. İslamcı ise tahmin edebileceğiniz gibi tersidir.

    Bu arada İslamcı müslüman değildir demiyorum. Aslında ona İslamcı müslüman demek daha doğru olur. Kısaca İslamcı müslüman şeriat ister.

  46. Suat Öztürk - 02 Ara 2006 - 9:00 pm

    Suat bey sizce de gülmek icin iyi bir sebep degil mi bu yorum?))..

    Sayın XSİ, ayıp oluyor ama, lütfen demojoji yapmayalım ;-)

  47. Bulent Murtezaoglu - 02 Ara 2006 - 9:11 pm

    Müslüman biri laik bir devlet içinde gerektiği yerde dininii kenara bırakır ve devletin kurallarına saygı duyar ve devletin islami kurallara göre yönetilmesi gerektiğini savunmaz.

    Kurallar Islam’i dayatan veya Islam’a aykiri olanlardan ibaret olmak zorunda degil ki? Mesela Suat bey Islam’i dayatan kanun filan istemiyor, sadece Islam’i bildigi gibi uygulayinca karsisina kanun cikmasin istiyor benim bildigim kadariyla. Yani kanun zoruyla dinimi bir kenara birakmayayim diyor, kanun dinimi uygulatsin demiyor. Soylediginizin kapsamadigi buyuk bir bosluk var. Domuz etini yasaklamak ile insanlari domuz yemeye mecbur etmek arasindaki fark gibi bu. Ihtimaller onlardan ibaret degil ki?

  48. Bekir L. Yildirim - 02 Ara 2006 - 9:22 pm

    Yaw bu “islamci” nin bir tanimi yapilsa da biz de ogrenseek neyin nesi kimin fesi oldugunu. DaVinci’nin tanimi Daniel Pipes’inkine benziyor, terorizm vurgusu eksigi ile.

    Benim universite yillarimda biz kendimize “islamci” derdik. Simdi de kelimeden gocunmam ama fazla kistlayici kendim adina.

    Tanimlamadan acilmis iken su cagdas ve laik’ in tanimini da yapan olsa oyle bir sevaba gecerki!

  49. e-mine - 02 Ara 2006 - 9:44 pm

    Müslüman, ben müslümanım diyip bazen dinini bir yere bırakan,
    İslamcı İslamın kurallarını her şartta yaşamak isteyen müslüman,
    Peki Bülent Bey,
    sadece Islam’i bildigi gibi uygulayinca karsisina kanun ciksin istemeyen ne oluyor bu durumda?
    Kafam karıştı!:)

  50. Bulent Murtezaoglu - 02 Ara 2006 - 10:02 pm

    E-mine hanim ben nereden bileyim? Bunu bana sordugunuzdan emin misiniz? Ben Da Vinci’nin tarifindeki imayi begenmedim sadece.

  51. e-mine - 04 Ara 2006 - 2:44 pm

    Yok emin değilim gerçekten de. Da Vinci’ye sormuş da olabilirim. Evet ben de onun imasını beğenmemekle birlikte sizin cümlelerinizle ortaya çıkan tanımı da beğendim açıkcası.

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş