Archive for Aralık 11th, 2006

Yargıda Neler Oluyor?

FST Aralık 11th, 2006

sapkaresm.jpgBugün bir haber okudum, ülkede mevcut kanunların uygulanması konusunda ciddi anlamda tedirginlik hissettim. Madem kanunlar var, neden uygulanmıyor? Madem uygulamayacaksınız, neden kanunu kaldırmıyorsunuz? Olay meşhur “Şapka Kanunu” ile ilgili. Biliyorsunuz bu tür devrim yasaları ile ilişkili maddeler değiştirilemiyor. Dolayısıyla nasıl kamusal alanda başörtüsü ile gezemiyorsanız, kamusal alanda şapkasız da dolaşmanız mümkün değil. Bakın kanun ne diyor:

ŞAPKA KANUNU

Kanun No. 671: Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun, 28 Teşrinisani (Kasım) 1341(1925):

Madde l - Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve mahalliye ve bilumum müessesata mensup memurin ve müstahdemin, Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedirler. Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet men eder.

Madde 2 - İşbu kanun neşir tarihinden itibaren muteber (yürürlükte)dir.

Madde 3 - İşbu kanun Büyük Millet Meclisi ve icra Vekilleri Heyeti tarafından icra olunur.

Ben eskiden beri bu konuda girişimlerde bulunmuş biriyim. Yaşadığım şehirde az muhbirlik yapmadım. Şapkasız dolaşan memurlara gidip sözlü uyarılarda bulundum, devrim yasalarına karşı gelmeyin, İstiklal Mahkemesi yoksa da hamdolsun bağımsız mahkemelerimiz var diyerek dostane tavsiyerlerde bulundum. Ancak herkes benim gibi merhametli değil anlaşılan, bir siyasi Başbakan ve bazı bakanlarla iligli aynı konudan dava açmış. Kendisini tebrik ediyorum. Haberi “herhalde devrim karşıtları içeri atılmıştır, Atatürk büstünü boyayana 22 yıl veriliyor, herhalde devrim yasasını hiçe sayanlara da bir 30 yıl yazılır” beklentisiyle okurken şok oldum. Mahkeme bu işi takip etmeye değer bulmamış meğer. Şöye deniyor:

“BBP’den verilen bilgiye göre; Köse, cumhuriyetin kuruluş yıllarında hazırlanan ve şapka giymeyenlerin 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını öngören Şapka İktisası Hakkında Kanun’un halen yürürlükte olmasını protesto için ilginç bir yola başvurdu.

Açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan’ı şapka giymedikleri gerekçesiyle yargıya şikayet eden Köse’nin talebini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sonra Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin de reddettiği bildirildi.

Suç alenen işlenmiş mi, işlenmiş. Mahkemelerin bu tavrını nereye koyacağız? Madem uygulanmayacak, bunlar niye var? Devrim kanununa karşı gelinir mi? İnanın mana veremiyorum. Acaba savcılık ve ağır ceza mahkemesini tehdit eden gericiler mi var? Bence bu nokta üzerinde yoğunlaşılmalı. Eften püften konular yeri geldiğinde soruşturma konusu edilebiliyor da böyle önemli şeyler neden dikkate alınmıyor? Bakın Atilla Yayla ile ilgili olarak “panel günü il dışına dekanlıktan izin almadan çıktı” diye soruşturma açılmış. Yahu Atilla Yayla’nın hayatı “il dışında” geçmiş, hangisine izin almış, daha önce niye soruşturulmamış diyen var mı? Elbette yasalar uygulanmalı. Bugün gerekmezse yarın lazım olur.

Bu işin içinde iş var, bilmem siz ne diyorsunuz.

(Not: Sayın cumhurbaşkanının bu devrim yasasını niye ihlal ettiğini bilemiyorum, belki bir sağlık sebebi vardır.)

Bari biz unutmayalım

FST Aralık 11th, 2006

pinochet.jpgPinochet vefat etti, gençler kendisini hatırlar mı bilmem, Şili’de darbe yapmış bir diktatördü. Ölenin ardından hayırla konuşmak lazım ama herkes benim gibi düşünmüyor. Mesela o kadar hizmetinin geçtiği Şili’de kendisine bir devlet töreni dahi düşünülmemiş. Ulusal yas da ilan edilmeyecekmiş. Benim önerim Türkiye’den bir grubun Şili’ye giderek kendisi için taziyede bulunması ve burada da bir tören yapılması yönünde.

Şili’ye gidecek ekipte 1960 darbesini haklı gören bir CHP ekibine 1970 muhtırasını ve Cumhuriyet gazetesini temsilen İlhan Selçuk, “Ordu Göreve” pankartı taşıyan üniversite personelini temsilen bir grup rektör, bir kısım demokrasiden rahatsız “genç subay” ile genelkurmay başkanına dilekçe ile başvuran 20 kadar “yaşlı subay”, 28 Şubatçıları temsilen Derviş Günday, geçenlerde keşke darbe olsa diye mülakat veren tiyatrocu Ferhan Şensoy, bazı Hürriyet yazar ve yorumcuları da katılabilir. Ekibe Kenan Evren’in başkanlık etmesi, o müsait değilse Çevik Bir’in görevi devralması uygun olur. Yol paraları üniversitelerin döner sermayelerinden aktarılan payla YÖK bütçesinden karşılanabilir.

Türkiye dönüşünde “Büyük Diktatör ve Darbeci Pinochet’nin Ardından” konulu bir uluslararası sempozyum tertiplenir, yakın zamanda darbe yaşamış Filipinler, Tayland gibi ülkelerin askeri yetkilileri davet edilebilir. Sempozyumun onur konuğunun hem darbelere maruz kalmış hem de son darbeyi fiilen yönetmiş bir devlet adamı olarak Süleyman Demirel olması önerimdir. Sempozyum yapılan askeri müzede akşam Ferhan Şensoy bir oyun sergiler, sempozyum süresince de Kenan Evren’in resimleri burada sergilenir.Ulusalcı siteler, ADD, ÇYD, Cumok gibi kuruluşlar da bir süre yas ilan ederler. Şili kendi liderine bir töreni, yası çok görmüş ama biz daha ölmedik.

Şili halkının ve tüm darbecilerin, darbe yandaşlarının başı sağolsun.

Kapat
E-posta ile paylaş