FST Aralık 14th, 2006
Sayın cumhurbaşkanımıza dikkat ediyor musunuz? Şu ara ilginç mesajlar veriyor. Hele Deniz bey kendisini “CHP’ye gelsin katılsın, onur duyarız” diyerek davet ettikten sonra daha bir merkalandım. Bir yandan “acaba sayın Sezer gerçekten siyasete mi soyunuyor” diyen düşünüp mevcut haliyle siyasette ne ölçüde başarılı olabileceğini de ölçüp biçiyordum ki şüphelerimi ortadan kaldıran bir haber bir de köşe yazısıyla karşılaştım. Haberde cumhurbaşkanının (hem de iki adet) espri yaptığı yazıyordu.
Doğrusu bu çok ilginç bir gelişme. 7 senedir devlet ciddiyeti ile karşımızda dimdik duran cumhurbaşkanının tebessüm etmesi dahi manşetlik haber niteliği taşırken arka arkaya espriler patlatması hiç de normal gelmedi bana. Gerçi esprilerin niteliği biraz tartışılabilir ama sonuçta müthiş bir olayla karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz. Bu arada Sezer espri öncesi ABD’yi de epey eleştirmiş. Haber şöyle:
“Çankaya Köşkü’nde Alman Başbakanı Angela Merkel’i ‘fırçalayan’, aşırı ulusalcı bir televizyonun gecesine katılan, MHP yöneticilerine ‘Nisanda erken seçim yapılmalı.’ diyen Sezer, şimdi de ABD’ye sert eleştiriler yöneltti. Sezer, EXPO’nun Çinli Başkanı Wu Jianmin’e, Irak sorununu Türkiye’nin başına ABD’nin sardığını söyledi ve “Dayatma ile demokrasi getiremezler.” dedi.
[…]Görev yaptığı süre içerisinde ‘ciddi’ görünümü ile bilinen ve gülümsediği anlara bile zor rastlanan Sezer, esprileri ile de konuklarını şaşırttı. EXPO’nun önemine işaret eden Paris’teki ünlü Eyfel Kulesi’nin bunun için yapıldığını söyleyen Sezer, “Dersime iyi çalışmışım değil mi?” diye sordu. Sezer’in bir başka esprisi 2015′te fuar için belirlenen konu ile ilgili oldu. Sezer, “2015′te sağlık konusu seçilmiş. Beni düşündüğünüz için mi sağlığı seçtiniz?” sorusunu yöneltti.
Esprilerin hangisi olduğu belki anlaşılmaz diye koyu renkle belirttim. Aslında bunlar benim espri olma ihtimali taşıyan cümlelerden seçtiklerim. Mesela bir başkası “Irak sorununu Türkiye’nin başına ABD sardı” cümlesini de espri olarak kabul edebilir ama benim kanaatim işaretlediğim iki cümlenin gazete tarafından espri olarak algılandığı yönünde. Gerçi bir arkadaşıma “dersime iyi çalışmışım değil mi” dediğimde suratıma tuhaf tuhaf baktı ve beklediğim şekilde gülmedi o sebeple ikinci espriyi hiç denemedim. Elbette bu bir algılama meselesi, bence sayın Sezer hakikaten güzel bir nükte yapmış, çok güldüm.
Aslında sayın Sezer’in esprisinden daha fazla Güneri Civaoğlu’nun yazısına güldüğümü söylemem gerekir. Güneri Civaoğlu ünlü bir yazarımız. Benim dikkatimi en çok pahalı olduğu anlaşılan elbiseleri, fuları ve kendisine entel görüntü veren sakalıyla çeker. Yazılarından pek birşey anlamıyorum. Kendisi için duayen, 40 yıllık yazar gibi şeyler söylenir. Demek ki bende bir eksiklik var. Neyse, kendisi cumhurbaşkanı siyasete girecek mi konulu ve “Sezer Fırtınası” başlıklı yazısında şöyle şeyler söylemiş:
Siyaset takviminde “AB fırtınası” nispeten az hasarla atlatıldı. Şimdi de takvimde yazmayan “Sezer fırtınası” esiyor. Şiddetini artırabilir.
Cumhurbaşkanı Sezer’in “nisanda erken seçim yapılması, cumhurbaşkanını yeni Meclis’in seçmesi gerektiği” ve “siyasi partiler için barajın yüzde 10′un altına düşürülmesi” söylemi, siyaset atmosferine yoğun elektrik yüklemekte.
Bu elektrik yüklemesinin süreceği sezilmekte.
Sezer neden böyle bir konuşma yaptı? Herhalde… Boş laf etmek için değil.
[…] Son olasılık… “Cumhurbaşkanı Sezer, aktif siyaset için hazırlık yapıyor” iddiaları…
Bence “hayır” . Öyle bir hayır ki, yukarıdaki bütün olasılıklarda yanılabilirim ama bu sonuncusunda değil.
Aradaki olasılıklar bildik şeyler ve “ama….” türü çok noktalı olduğu ve telgraf çeker gibi yazıldığı için pek okunması kolay değil. Bir de o tür analizleri geçen gün gittiğim mahalle kahvesinde ortalama bir emeklinin zaten yapabildiğini fark ettim. “Duayen” için hafif kalmış, üstelik yazının yarısını noktalar kaplamış, kalan yarısında biraz “elektrik yükleseymiş” bari. Cumhurbaşkanımızla ilgili ifadelerine gelince, ben Güneri Beyin bir türlü becerememekle birlikte kelime oyunu yaparak cumhurbaşkanının aslında siyasete girmeye niyetli olduğu bilgisini vermeye çalıştığını tahmin ediyorum. Tabii kriptoloji uzmanları yazıyı yeniden okuyup çözümleyebilirler.
Hem Sezer “Herhalde….” boş laf etmek için konuşmamış olacak hem de Civaoğlu suya sabuna dokunmayan şeyleri öne çıkararak analiz yapacak, son satırda da hiçbir gerekçe göstermeden “öyle bir hayır ki” diyerek iddiayı reddedecek. Bence sayın Sezer siyasete girecektir. Bunun sebebi açık, siyasetin ilk şartı olan esprili konuşmaya ısınmaya başlamış. Henüz bu konuda acemi olduğu seziliyor ama olsun, Süleyman Demirel’i bürosunda ara sıra ziyaret ederek fıkra ve boş laf dağarcığını zenginleştirebilir. Aksi takdirde Güneri beyin “Fırtınası” ılık bir yel gibi kalır, eski kurtlar sayın cumhurbaşkanımızı siyaset meydanında perişan ederler.
Cumhurbaşkanı Sezer’in Deniz Baykal’ın oltasına geleceğine ihtimal vermiyorum. Sayın Sezer büyük çoğunluğunu emekli memurların oluşturduğu tüm ulusalcı hareketler tarafında dört gözle emekliliği beklenen bir lider zaten. Ben ulusalcı kanatta yeni bir oluşumu daha muhtemel görüyorum. (Oluşum demişken, yahu Ali Müfit Bey ne oldu, milyar dolar kokusu, pardon duyumu almıştım, ses soluk kesildi herhalde).
Bu arada, muhtemelen….. dersime iyi çalışmışım değil mi? Patlatayım espriyi, ne de olsa siyasete ben de ısınıyorum az buçuk.