[Yakında…] Oluşmaya Devam: Müslüman Sol

FST 19 Aralık 2006

Şu ara yazı yazamadım, mazeret de yok, kıvıralım, “yakında!!” ayağıyla. Evet, zaman uydurabilirsem 763. siyasi oluşumumuz Müslüman Sol üzerine son derece ciddi bir analiz yapacağım. Özellikle yeni oluşumun bütçesi ile ilgili detayları bilenler yardımcı olursa sevinirim, alternatifleri elemek lazım.

23 Yorum

  1. Barlas - 19 Ara 2006 - 10:57 pm

    Ali Bulaç:

    Son günlerde “Ertuğrul Günay ve Mehmet Bekaroğlu’nun başlattığı yeni siyasi oluşum” çerçevesinde “Müslüman sol” kavramı tartışılıyor. Bazıları İslam’ı “sol” ile, bazıları da “sağ” ile bir tutuyor. İslam’ın “sola karşı sağcı” olduğunu öne sürenler Kur’an-ı Kerim’i referans gösteriyorlar. Bu konuyu 1975′te ele almıştım (Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, 22. Bsm. İst., s. 144). Bir daha gözden geçirelim:

    “Vakıa” Sûresi’nde “Ashabü’l-Meymene” ve “Ashabü’l-Meş’eme” tanımları geçer (56/Vakıa: 8-9). Aynı sûrenin 38. ve 41. âyetlerinde “Ashabü’l-Yemin” ve “Ashabü’ş-Şimal” tabirleri kullanılır. Birçok mealde Ashabü’l-Yemin’e “sağcı”, Ashabü’l-Şimal’e “solcu” denilerek rahmetli Çantay’ın yanlışı tekrar edilmiştir: “Sağcılar(a gelince:) O sağcılar ne (mutlu)durlar. Solcular(a gelince:) O solcular ne (bedbaht)tırlar.” (H.B.Çantay, Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim, 1. Bsm. 1957, lll, 240.) Bu âyetlerdeki tabirlerin neye vurgu olduklarını anlamak için siyak ve sibaklarına bakmak gerekir.

    1) Âyetlerin geçtiği sûre kıyameti anlatır. Kur’an’da “vakıa”, “kıyamet”i ifade eder. O halde kıyameti ve ahiret hayatını anlatan bu sûrede geçen âyetleri dünyadaki siyasal gruplaşmalara dayanak olarak göstermek yanlıştır.

    2) Bu tabirler bir durumun, bir tavır alışın sembolleridirler. Herkesin yapıp ettiklerini içine alan (amel-hesap) defteri, insanın önceden tavır alışlarına ve davranışlarına göre ya sağından veya solundan kendisine verilecektir. Defterini “sağ yanı”ndan alan kişi mü’mindir ve mükafatı hak etmiştir, defterini “sol yanı”ndan alan kişi ise suçlu-günahkârdır, cezaya müstahak olmuştur.

    Kur’ân’ın sağ’ı olumlu, sol’u olumsuz kullanması anlamlıdır. Latincede sol; meş’um, uğursuz, eski Almancada eğri, sağ; kibar ve imtiyazlıdır. Cehenneme inen yol sola bükülür, Tevrat’a göre, “Rabb’in sağında sevgili kullar oturacaktır”.

    Sağ ve sol’un sembolik anlamda kullanıldığı başka alanlar da vardır. Peygamber’in birtakım fiili sünnetleri öyledir. Mesela yemek sağ elle yenir, mescide sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır vb. Bunlardan amaç, sevabı yanında Müslüman’ın günlük hayatına belli bir disiplin, bir düzen kazandırmaktır. Örnek olarak, bir topluluğun kapalı bir yere gireceği zaman sağdan girmesi sünnettir. Bu, fakir-zengin, soylu-az soylu ayırımlarını ortadan kaldırıcı, terbiye edici bir uygulamadır. Peygamber’in kendisi bile bazan, başta veya sağda olmadığı için ashabından sonra kapalı yere girmiş ve sadece boş bulduğu yere -bu yer aşağıda olsun, üst yerde olsun- oturmuştur. Bu sünnetten de hareket edilerek Müslümanların “sağcı” olduklarını söylemek mümkün değildir; hatta aksi söz konusudur. Çünkü sosyo-politik anlamıyla sağ hiyerarşiktir, sınıf ayrımını esas alır.

    Şimdi gelelim âyetlerin yanlış meallerine: Kur’ân-ı Kerim’in “Vakıa” Sûresi’nde geçen “Ashabü’l-Yemin” ve “Ashabü’ş-Şimâl”, sağcı ve solcu diye tercüme edilemez. Kur’ân da sağcı solcu dememiştir. Kıyamette Müslüman’ın bir sembolü olarak bilinen bu âyet, doğrudan ekonomik ve ideolojik bir fonksiyonu ifade etmiyor.

    “Ashabü’l-Yemin: Sağ Ehli”, “Ashabü’ş-Şimal: Sol Ehli” demektir. Bu bir izafet terkibidir. Meselâ “ateş ehli” olarak kastedilen “Ashabu’n-Nar”ı, “ateşçi”; Hıristiyan ve Yahudileri kasteden “Ehl-i Kitab”ı “kitapçılar” olarak tercüme edemeyiz. Kaldı ki Araplar sağcıya “Yeminiyy”, solcuya “Yesariyy” derler. Yesariyye ve yeminiyye birer kavramdırlar. Kur’ân’da yeminiyy ve yesariyy geçmez. Peygamber Efendimiz (sas)’in hiçbir hadisinde de bu anlamda sağcı ve solcu tasniflerine rastlanamaz.

    Doğru meal şöyledir: “İşte o sağ ehli; ne (kutludur o) sağ ehli. Sol ehli; ne (mutsuz ve uğursuzdur o) sol ehli”.

    Müslümanların kendilerine layık görebilecekleri tek isim “Müslüman”dan başkası değildir: “O (Allah), sizi ‘Müslüman’ olarak isimlendirdi (22/Hacc: 78).” “Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve ‘ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (41/Fussilet: 33)

    Zaman Gazetesi

  2. Bekir L. Yildirim - 20 Ara 2006 - 10:31 am

    Oldumu simdi Fethi Bey? Adaletmi bu? Benim olusumuma izin vermemistiniz.. Simdi bunlara nasil uisazet verdiniz? Boyle giderse bana sine- i millete donmekten baska secenek kalmayacak.

  3. Bekir L. Yildirim - 20 Ara 2006 - 10:32 am

    Hay Allah “icazet” demek istemistim heyecandan elim ayagima dolasti

  4. blue - 20 Ara 2006 - 12:33 pm

    Bana soldan soldan geliyorlar… Müslüman sol ne yav?
    Bu ülkede görmediğimiz bir bu kalmıştı. Milliyetçi muhafazakar, muhafazakar demokrat ortanın solu, Kemalist sol, sağ gösterip sol, sol gösterip kroşe… İyi de müslümanlık nerden çıktı? Daha baştan sakat bir oluşum. Laikliğe aykırı. Salla, solla parti kur. İnnovasyon bu mudur? Geniş kitleye hitap edebilmek, orta olmak için eksiyle artıyı toplayıp ikiye bölmek mi gerekir? Sonuç sıfır çıkar, matematik bu…

  5. Ece - 20 Ara 2006 - 9:56 pm

    MARX “Din afyondur” demiyor muydu?

    Nasıl bir sol olacak ki bu?

    “MÜLK ALLAH’INDIR” ortak payda olabilir belki :)
    sayg.

  6. Ahmet A. - 21 Ara 2006 - 1:56 pm

    Ece hanım, bence solu Marksizmle özdeşleştirmek yanlış. Solun zaten revizyonist açılımlarından sonra dinle bir problemi kalmamıştır. Almanya’da sosyal demokrat partilerin Hıristiyan Demokratlarla çalıştığı bile olmuştur. Hepimizin bildiği gibi İslam dünyasında da sol deneyim vardır. Hepimizin bildiği Baas, Kaddafi vs. Bana sorarsanız, İslam dini sola daha yakındır birçok yönden. Bütün peygamberler yozlaşmış düzene (töre) karşı gelmişlerdir. Ayrıca “sosyal adalet” vurgusu da sol bir bakışla yorumlanabilir. Bence bir Müslüman solcu da olur sağcı da; herhangi bir problem göremiyorum.

  7. Talha CAN - 21 Ara 2006 - 3:17 pm

    Arkadaşlar, merak ettim, kusura bakmayın tam olarak bilmiyorum da Nuray MERT’in benimsediği yeni oluşum mu bu?

  8. Tarık T. - 21 Ara 2006 - 3:17 pm

    Ertuğrul Günay ve Mehmet Bekaroğlu’nun sağı veya solu temsil edecek bir konumları yok.

    Mehmet Bekaroğlu’nun FP’de iken tavırları bana hep itici gelmiştir.Öncü rollerden birini alarak yürüttüğü Fazilet Partisi politikaları son seçimlerde dibe vurdu.
    Ertuğrul Günay’da silik bir CHP’li olarak hafızalarda duruyor…

    Ben bu çıkışlarını Ali Müfit türünde bir emekli politikacı girişimine benzetiyorum..

    Bu arada İslamiyet ekonomi kökenli fikirler arasında bence liberalizme daha yakındır.

  9. izlenimler - 21 Ara 2006 - 3:25 pm

    Talha Bey,

    Nuray Mert demiş lafı ağzımdan almışsınız. Ahmet Hakan’ın dişisi gibi birşey bu hanım. Bu arada Müslümanlar arasında sol hayranlığı da hayli popülermiş, biraz daha malzeme biriksin, bekleyelim. (Metin Beyi kızdırmadan işin içinden sıyrılabilecek miyim bakalım).

    FST

  10. Talha CAN - 21 Ara 2006 - 3:48 pm

    Mustafa ERDOĞAN’ın monu ile ilgili yazısı
    http://www.hurfikirler.com/hurfikir.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=348

  11. Bulent Murtezaoglu - 21 Ara 2006 - 3:54 pm

    Bu Suat beyin yerinde de konusuluyor. Asagidaki yorumdan itibaren birkac link de verilmis:

    http://gelenek.wordpress.com/2006/12/20/hayirdir-insaallah/#comment-3074

  12. Bekir L. Yildirim - 21 Ara 2006 - 4:55 pm

    Ben Nuray Mert icin “ahmet Hakan’in disisi” benzetmesini haksiz buluyorum her ne kadar o’nun her konuya bir “sosyalist aci” bulmasini ve kendi onceliklerini basa koymayanlara karsi haksizlik yaptigini dusunuyorsam da.

    Neyse benim mevzum kisiler degil simdi. Herlesin nefesini tutarak bekledigi olsumumumun fikir cizgisin aciklamak:

    Musluman-liberal-milliyetci-muhafazakar-demokratik-devletci sol! Unuttugum birsey varsa ilave ederim. Henuz olusum safhasindayiz.

  13. Gelenek - 21 Ara 2006 - 5:13 pm

    Fethi Bey,

    Kalemzede Bey beni bu konuyu işlemem aniden ortaya itti, oynayacağım ama bilemiyorum kendime güldürmeyeyim sonra..

    Bu gece karalayacağıma dair söz de vermiş oldum gaza gelip.

    Hani diyorum siz de “yakında” filan ayakları ile kaytarmayıp şu netameli konuyu yazsanız da en azından iki kişi olsak otada?

    Hem ilgiyi dağıtmış oluruz.. :-))

    Suat Ö.

  14. baris - 21 Ara 2006 - 6:33 pm

    Nuray Mert hakkında en iyi tanımlamayı “Türkiye’nin Rosa Luxemburg’u” diyerek Serdar Turgut yapmıştır (2003), noktayı da koymuştur.

  15. izlenimler - 22 Ara 2006 - 11:32 am

    Bekir Bey,

    Nuray Mert’i boş verelim, sizin oluşum fena değil gibi ama bazı eksikleri var:

    “Musluman-liberal-milliyetci-muhafazakar-demokratik-devletci sol”

    Hani faşist, ulusalcı ve hristiyan sol? Bunları dışlayan hareketinizin başarı şansı çok düşük. Yıldırım hareketi bu haliyle benim desteğimle dahi başarıyı yakalayamaz.

    Bu arada sizin hareketin bütçe bilgilerini hala edinemedik, AB’den mi alacaksınız parayı ABD’den mi yoksa İran-Çin-Rusya ekseninden mi? Kaynak beni pek ilgilendirmiyor gerçi ama soran olursa onu da bilelim.

    FST

  16. Bekir L. Yildirim - 23 Ara 2006 - 2:51 pm

    Fethi Bey,

    Halkimzdan sizinkine benzer kelimlerin de ilavesi icin yuzbinlerce mektup neden “laik” kelimesi yok, Musevi, Hiristiyan, fasist yok gibi. Ama dikkatli okursaniz onlarin hepsi de yukrdaki kelimelerde mundemictir.

    Yildirim hareketinin finans kaynaklari seffaftir. AB’den de dincdende, Usame bin LadIn’den de, hatta cok yArdimsever oldugunu ADD’ye bagisladigi 80 bin kaattan ogrendigimiz Sezer’de para aliriz; amma ve laik kullanis gayelerimiz yukarda belirtilen esaslar cercevesindedir.

    Bilgilerinize..

  17. sedat bozkurt - 26 Ara 2006 - 4:26 am

    solculuğun ve müslümanlığın birbirlerini yalıttığı herhangi bir otoriter zemin,bu coğrafya sınırları dahilinde yoktur.Yurdum insanında var olan problem-ki oluşum arafesinde irdelenmeye kadir en nokta-”sol” anlayışın Marksizmin disiplini ve öngörüleriyle büsbütün bağdaşık oluşu konusunda folklorik bilgilere eğilmesi ve
    bu konuyla ilgili araştırma yapmış uzmanların görüşlerini yeterince ilginç bulmamasıdır.Sol/solculuk,sözlük içeriği dışında çok yönlü bir kavram çeşitliliğine sahiptir.Doğanın insana adadığı maddesel güdümün dışında adaleti,özgürlüğü ve kitlesel veya bireysel veya imgesel özgürlüğü,bireylerin etiğine aykırı bir tarzda değil,ılımlı bir üslupla savunmuştur.
    Ademoğlunun, evrenin oluşumundan sonraki tarihsel evrişimde icra ettiği bütün kurumların yıkımı ile varolabilirliğinin muhasebesini yapmamıştır,ya da kesimlerarası bloklaşmayı olağan kılan “üst”-”ast” olgularını eşzemin üzerinde çatıştırıp rant yeme uğraşısı içerisinde de olmamıştır.Ademoğlu ussaldır,ademoğlu tüketirken tükettiği şeyden üretimin rızasını alandır,ademoğlu sosyal hafızanın otorite kaygısı eşliğinde bilinçlenmesini değil bilinçli tercihlerle hafızalanmasını olağan kılandır,ademoğlu bir çeşit eylem biçimidir v.s.(biraz daha deşerseniz listeyi uzatabilirsiniz.)Her iki anlayış da bu saydıklarımın toplumda varolması için müsait bir zemin arayışı içindedir.Aralarında ayırdedilebilir farklılıklar ise,argümanlarının kesimleri ikna edecek eşdeğerde olmayışı ve amaçlarını ifade ediş tarzları, kıyasla daha farklı oluşudur.İşte bu oluşum,bu ayrıksılıkları bir “fikir erozyonu”, yahut tam aksi “iki dirhem bir çekirdek idealliliği” kaygısı gütmeden,toplumun ve devletin refahını referans alarak oluşturulabilir.
    Bu bir ütopya değildir emin olun.

  18. Bekir L. Yildirim - 26 Ara 2006 - 10:02 am

    Ben dahi Islam kelimesinin sol ile biraraya gelebilirligi sag ile oldugundan daha yadirgatici bulmam bir kismini Sedat Bey’in acikladigi sebeplerle.

    Ama saniyorum mevzunun alaya alinmasi “sol” kelimesnin Turkiye’de aldigi sekillwe ilgilidir. Artik kelimenin orijinal manasi nerede ise konu ile alakasizdir.

    Ornek: Solcu CHP.

    Birisi bu parti icin “ne sosyaldir ne demokrat” demis idi.

  19. sedat bozkurt - 27 Ara 2006 - 11:14 pm

    CHP,geçmiş dönemlerde çoğaltılmış,yığılmış,eprimiş bir statükocu anlayışın tortularıyla yeni bir hammadde yapım sürecine girmiştir.Yapılması gereken tahlil,CHP ideolojisinin potasında erimiş siyasi belirleyiciliği cımbızla ayırıp,CHP’nin ideolojisiyle eşdeğer kıvamda olan diğer parti tüzüklerinin üstüne serpiştirmek değil.Her parti,çevresinde gelişen fenomenleri betimlerken farklı sosyolojik açılımları veya tarihin herhangi bir evresinde oluşturdukları şablonlarla hareket eder.Bir kısmı duraldır:bakınız Murat Karayalçın.Bir kısmı istikrar olgusundan büsbütün uzak değildir ama sonuç itibariyle hükmünü geçirmek istedikleri şeylerin mahkumu olmuşlardır:bakınız Deniz Baykal.Sosyallik veya sosyalite,demokrasinin çocuğudur.Erkekler bedensel doğurganlık konusunda yetersiz olabilirler;müebbet tecil hakkımız kimlik kartımıza işlenmiş.Ama en azından kendi fikirlerinin doğurmacısı ve çoğaltmacısı olmak,demokrasiyi kesimlerin tüzel hakları doğrultusunda işleyebilmek ve nihayetinde bekleneni doğurmaktır aslolan:mahsus demokrasi değil,makul demokrasi.CHP elinin ulaşamadığı kısım burasıdır.

  20. sedat bozkurt - 28 Ara 2006 - 2:05 am

    ece hanıma seslenmek istiyorum..bloğunuza eklediğiniz eserler cidden çok hoş.özlediğim sıklıkta değil de rast geldikçe dinleyebildiğim “le vent nous portera” adlı eseri indirebileceğim bi link varsa benimle paylaşmanızı istiyorum.

  21. AYIN ALTUNÖZ - 08 Oca 2007 - 12:59 am

    Lütfen, ” www.yenisiyasetgirisimi.org ” aresinden, Yeni Siyaset Girişimi ile ilgili bilgileri öğreniniz ve daha sonra değerlendirme yapınız. Sevgi ve saygılarımla…

  22. izlenimler - 08 Oca 2007 - 9:47 am

    Sayın Ayın Altunöz,

    Siteyi daha önce görmüştüm, hoş sözler edilmiş. Halkımız genelde bu tür laflara prim vermez, yarım ekmek döner, bedava kontör dağıtacağız deseniz ya da ABD karşıtı bir iki laf etseniz daha güzel olurdu.

    Mehmet Bekaroğlu ve Ertuğrul Günay’ı hakikaten sever ve sayarım ama Müslüman-Sol parti kuracağız deyip romantik, bildik açıklamalar yapmaya kalkarlarsa ben de eleştiririm. Hele;

    “Ancak, milli gelirin arttırılması sadece geniş toplum kesimlerinden özveri beklenerek sağlanamaz. Gelir artışının sonuçları bütün toplumda adaletle paylaşıldığı oranda, kalkınma ve gelişme -kuru bir rakam oyunu olmaktan çıkar- ortak bir hedefe dönüşür.

    Kalkınma, toplumun bütün bireylerine her alanda daha yüksek bir hayat düzeyi olarak yansımalıdır. Aksi halde, toplam gelir artarken, gelirin adaletsiz dağılımı sürerse, bu artış birlikteliği pekiştirmeye yetmez; yeni kavgalara, giderek parçalanmalara yol açabilir.”

    ifadelerinden kastettikleri yeniden dağıtımcı politikaların arkasından ne çıkacağını iyi biliyorum. Bu program bürokrasiyle işbirliği azaltılmış daha hafif bir CHP yahut ÖDP programı dışında birşey değil. Müslümanlıkla ne alakası var o da meçhul. Halkımızın çoğunluğu kendine müslüman diyor, bari biz de bunu kullanarak “sol” programımızı satalım deniyor muhtemelen.

    AKP’nin mevcut uygulamalarının eksikliği nedir ki “sol” bir program aranıyor? Halen yürürlükte olan bedava eğitim, sağlık, tarım sübvansiyonu, sanayi teşvikleri, devlete alınan şu kadar işçi ve memur vs. yeterince sol sayılmıyor mu? Ekonomiyi geçersek, sıkça eleştirsem de iyi kötü adamların bir özgürlük anlayışı var, ceberrut devlet bürokrasisi ile didişmekten yarım yamalak iş yapabiliyorlar. Müslüman-Sol gelip neyi daha iyi yapacakmış?

    Hem, kimsiniz, devlet bürokrasisi ile nasıl mücadele edeceksiniz, halka “nasıl” dayanacaksınız, adil dağıtacağınızı iddia ettiğiniz pastayı nasıl büyüteceksiniz, kemikleşmiş koca bir milliyetçi kitleye, bu konuda dokunulmazları olan resmi görüşe karşı Kürt meselesini, Ertuğrul Günay’ın ifadesiyle küçük bir ayrıntı olan 3 iktidar harcamış başörtüsü meselesini çözecek “somut” önerileriniz neler? Derin devleti, derin medyayı ne yapacaksınız. Haydi bakalım “sorunları kavgayla değil barışla” çözün, kuru lafla çözülüyorsa.

    Boş işler bunlar. Tepeden kalem kağıtla program çizen 3-5 iyi niyetli aydınla bu işler yürümez. Çok gördük.

    Yine de hayırlı olsun.

    FST

  23. izlenimler - 08 Oca 2007 - 9:50 am

    Eklemeyi unuttum. SHP bu konularda yeni oluşumdan daha ileri, gidip o çatı altında birleşseler daha iyi olur.

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş