Archive for Aralık 22nd, 2006

Devlete ve makama saygısızlık

FST Aralık 22nd, 2006

eddy_kite.jpgDevlete ve makama saygısızlığın muhtelif şekilleri vardır. Mesela ceketin önünün iliklenmemesi, Amire hitap ederken “sayın valim, amirim, müdürüm, şefim” gibi ifadeler kulanımaması gibi. Peki dilekçenizi rastgele bir kağıda yazarsanız ne olur? Bana göre birşey olmaz, sonuçta bu bir araçtır, esas olan üzerinde ne yazdığıdır. Lakin AKP Gaziantep belediye başkanı Asım Güzelbey pek de öyle düşünmüyor. Olay haberde şöyle anlatılıyor:

Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğünde görevliyken Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığında bird göreve ataması yapılan Hayri Arı’nın, kurum değişikliği ile ilgili belediyeye gönderdiği dilekçesini, parkta bulduğu kağıda yazdığı iddiası, atamasını tehlikeye soktu.

Asım Güzelbey de AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hayri Arı’nın 12 Aralık tarihinde belediyeye gelen dilekçesinin, daha önce uçurtma olarak da kullanılmış yarım müzik defteri yaprağına yazıldığını belirterek, bunun büyük bir saygısızlık olduğunu söyledi. Güzelbey, şunları söyledi:

”Dilekçe, müzik defterinden koparılmış, daha önce uçurtma yapılmış bir kağıda yazılmış. Dilekçe de ‘İçişleri Bakanlığının onayı ile başkanlığınızda münhal bulunan 1′inci derece kadrolu sivil savunma uzmanlığına atandım. Görevime başlamak istiyorum. Ne zaman, nerede, ne şekilde görevime başlayacağımın tarafıma bildirilmesini müsaadelerinize arz ederim’ ifadeleri yer alıyor. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri aracılığıyla, Hayri Arı’ya neden böyle bir kağıda dilekçe yazdığı soruldu. Kendisine, bunun belediyeye hakaret olduğunu söyledik. Hayri Arı, (kağıt masrafı olmasın diye buna yazdım, kağıdı çöplükte buldum) diyor. Ben de onu hiçbir şekilde göreve başlatmam, dedim.”

Milli Eğitim Müdürlüğünde sivil savunma uzmanı olan Hayri Arı, […]  şunları kaydetti: ”Moralim alt üst olmuştu. Büyükşehir Belediyesinde göreve ne zaman başlayacağımı öğrenmek için, parkta oturduğum sırada, dolma kalem ile müzik defterinin bir sayfasına dilekçe yazdım. İadeli taahhütlü gönderdim. Ben uçurtma yapmayı bile bilmem. Düzgün olsun diye çizgili müzik kağıdına dilekçeyi yazdım.’

Bayağı karışık bir iş gibi görünüyor. Aklıma gelenler;

1. Müzik defteri sayfasına dilekçe yazmak diyelim gaflet olmuş, ilgili kağıdın uçurtma yapılmış olması ne ifade eder?

2. Sayın başkan bu kağıttan uçurtma yapıldığını nereden anlamış? Uçurtma derken kastettiği kağıdın önceden bükülüp uçak yapıldığı olmasın?

3. Bu dilekçe iadeli taahhütlü gönderilmiş, bir önemi var mı?

4. Belediyeye hakaret denmiş; belediye bir insan mıdır, başkan mı kastedilmektedir, bu bir hakaret midir? Devlet-makam-saygısızlık kelimelerinin tanımı nedir? Makam denen şey neden dokunulmazdır?

5. Biri bana müzik defteri sayfasından mektup yazsa, uçak yapıp yollasa ona hakaret davası açabilir miyim, yoksa bu iş için devlet memuru mu olmam gerekiyor? Yoksa aslında olup biten doğru, gerçekten ortada bir saygısızlık, usulsüzlük var da ben mi anormal tepki veriyorum?

Ne derseniz deyin, bu olay bana hiç de normal görünmüyor.

Merak edenleriçin burada bir uçurtma tarifi var.

Hoop! Hocam, Ayıp Oluyor…

FST Aralık 22nd, 2006

yasrt.jpgYaşar Nuri hocamı severim. Hakikaten hurafecilere karşı dört başı mamur bir mücadele vermiştir. Gerçi arada çıplak uyarıcı gibi lüzumsuzluklar yapmıştır, Askerlere 28 Şubat brifingleri vermiştir ama söyleyene değil söylenene bakarsak bu alanda haksızdır diyemem. Hocanın bu tarafı iyidir de, siyasete bulaşması, hele de CHP ile oyun oynaması, ulusalcı hareketle dirsek temasına girmesi büyük gaflettir. Amaaa, asıl gafleti hoca bugün yaptı ve cumhurbaşkanlığına istemem yan cebime koy yöntemiyle adaylığını açıkladı. Haber şöyle:

Öztürk, halkın ve milletvekillerinin istemesi durumunda Cumhurbaşkanı adaylığını ciddi olarak değerlendireceğini belirterek, “Bazı çevreler benim ismimi daha önce önerdi, cumhurbaşkanı olmak için ideal isim olduğum ifade edildi. İslam’la demokrasiyi, devletle dini bağdaştırmadaki maharetim dünya tarafından kabul görmüş hukukçu ve siyaset adamıyım. Halkım isterse aday olurum, ciddi şekilde ele alırım ancak kendi kendime gelin güvey olmam. Şu anda amacım partimi iktidara getirmek” dedi.

Bırak hocam şimdi “halkım isterse” ayağını filan. Hangi çevreler seni önermiş, kim işitmiş. Ben şurada rakipleri ufak tefek elemeye çalışıyorum bir de sen çıkıyorsun karşıma. Sen partine bak, yağız Anadolu delikanlıları ile uğraş. Cumhurbaşkanlığı makamı için bozuşmayalım. Bu konuda hiç tavizim yok, gözüm başka şey görmez haberin olsun. Kırmayayım kalbini. İslam, demokrasi filan lafı da karıştırmayalım, bu ülkeye demokrasi gelecekse onu da biz getiririz.

Neyse, tepem attı, başka aday adayı varsa onlara da duyurmuş olayım. Ayağınızı denk alın. 10.000 Dolar maaş+Sigorta+Lojmanı kaçıracak göz var mı bende? Bu arada, ocak zammı %3 müydü, %5 mi? Memurlar bildirsin bakalım, kalemi mahsus müdür ve müdire adayları, ses soluk yok çoktandır, külahları değişmeyelim.

Bekir Coşkun’un Testisi

FST Aralık 22nd, 2006

testi.jpgBekir Coşkun da Özdemir İnce gibi zaman zaman konuk ettiğimiz ve değerli fikirlerinden yararlandığımız bir Hürriyet yazarı. Özdemir beyden farkı onun gibi ciddi bir üslup kullanmaması. Kendisini bir hiciv üstadı zannettiğinden olsa gerek mizahi şeyler yazmaya çalışıyor. Benim dışımda seveni de çok, Kemalist sitelerde baş tacı ediliyor, cumhurbaşkanı sabah onu okumadan işe başlamıyor vs.

Bu mizahçı yazarımızı en son DÖT üzerine bir yazısı sebebiyle konuk etmiştim, şimdi testisi sebebiyle hatırlatmak istedim. Kendisi Rejimin Testisi diye bir yazı yazmış, ben acaba “Su testisi su yolunda kırılır” mealli bir şey mi diye okudum, değilmiş. Malum Hürriyet geçen hafta tamamı yalan olan bir haber yazmış ve bir hafta boyunca her gün yalanlanmaktan mecalsiz kalmış, paçavraya dönmüştü. İşte Bekir Bey buradan yola çıkarak bir rejim testisi yazısı kaleme almış. Yazı uzun, o sebeple alıntılamak yerine link veriyorum. Bekir Coşkun’un testisini merak edenler bu linke, DÖT’ünü merak edenler şu linke tıklasınlar.

Kendisinin üstün hiciv gücüyle ilgili diğer iki yazıya da şu ve şu linkten ulaşabilirsiniz.

Kemal Karpat’ın Sırrı

FST Aralık 22nd, 2006

kemalkarpat.gifKemal Karpat ismi geçenlerde Radikal gazetesinde Neşe Düzel’in röportajı vesilesiyle gündeme gelmişti. Kendisi ehlince malum ünlü bir tarih profesörü, dünya çapında tanınan bir bilim adamı. Dolayısıyla söylediklerini dikkate almak gerekir diye düşünüyoruz. Ancak biz ortalama insanların farkına varamadığı gerçekler de var ve Allahtan Özdemir İnce gibi sinsi hareketlerin arkaplanını deşifre edecek çapta değerlerimiz bizi uyarma görevini üstlenmiş durumda. Özdemir İnce Kemal Karpat ile ilgili bir yazı yazmış. Bakın neler diyor:

Kemal Karpat elbette bir “Prof. Dr.”, ama Romanya’da imam hatip okullarına benzer bir okulda okuyup mezun olmuş. Görüşlerinde bu okulun zihninde bıraktığı derin izler var.

Kemal Karpat, Nakşibendilik, Kadirilik ve Rifailik gibi tarikatları hem dini hem de toplumu modernleştirecek oluşumlar olarak görüyor ve “Bugün bunların içinde en iyinin Fethullahçılar olduğunu görüyorum” diyor.

[…] Din nasıl modernleşecek? Bu soruyu yanıtlamaya yanaşmıyor. Müslüman ülkelerde dinsel modernleşmenin selefi görüşe dayandığını, selefi görüşün de El Kaide’yi dünya getirdiğini bilmiyor mu?

[…] Pek beğendiği AKP de bu gerçeği gördüğü için Fethullah Hoca’nın izinden giderek başta okullar olmak üzere devlet kurumlarını ve ekonomiyi ele geçirmeye çalışıyor. Bu operasyonda en önemli silahları da imam hatip okulları. Bu konuda da hiçbir yorumda bulunmuyor. Çünkü imam hatip benzeri okulların toplumun modernleşmesinde önemli bir rol oynadığına inanıyor. Kendisi de böyle bir okulda okuduğuna göre…

Özdemir İnce Kemal Karpat’ı resmen tuş etmiş. Var mı bu iddialara laf söyleyebilecek olan? Hakikaten bilimsel deliller, çürütülmesi de imkansız. Yalnız benim tam anlayamadığım bir iki yer var, misal, AKP (yani hükümet, iktidarda bulunan parti) devlet kurumlarını, ekonomiyi ele geçirmeye çalışıyor, denmiş. Nasıl yani, adamlar zaten devleti yönetmiyor mu? Sonra ekonomi nasıl “ele geçer” bunu da anlamadım.

İkinci nokta, Romanya’da imam hatipe benzeyen okullar mı var? O halde 28 Şubat sürecinde neden Romanya’ya baskı yapılıp kesintisiz 8 yıl eğitime geçilmesi ültimatomu verilmemiş? Herşeyi Özdemir İnce mi keşfedecek?

Bu iki pürüze rağmen Özdemir İnce’ye teşekkürü bir borç bilirim. Bizim dünya çapında bir tarihçi zannettiğimiz Kemal Karpat meğer takiyyeci bir tarikatçı, şeriat devleti özlemcisi bir Fethullahçı, üstelik de Romanya İmam Hatip Lisesi mezunu bir gericiymiş. “Prof. Dr.” ha, neredeyse uyutuluyorduk. Biz sana profesör olamazsın demedik, “laik olmazsan adam olamazsın” dedik.

Teşekkürler Özdemir İnce. Bu haini deşifre ettin, aydınlattın hepimizi. ABD’de yerleşen diğer sinsi İktisat Tarihçileri ve Siyaset Bilimcilerin içyüzünü de sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu arada Kemal Karpat’ın ne kadar çapsız biri olduğunu gösteren kısa biyografisini de vereyim görün. Dikkatimi çekti hep dış güçlerin emrinde çalışmış, bir bit yeniği olduğu belli zaten. Sen kimsin ki Özdemir İnce ile aşık atacaksın:

Kemal Karpat, Dobruca’nın Babadağ kasabasında doğdu. Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başlayan Kemal H. Karpat, Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü’ndeki görevinin ardından, sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi, New York Üniversitesi, Princeton Üniversitesi, Robert Koleji,Bilkent Üniversitesi, ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,AÜ Siyasi Bilgiler Fakültesi, Harvard Üniversitesi, John Hopkins Üniversitesi, Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu. 1970-88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı’nı yürüten Profesör Karpat, Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu’nun başkanlıklarını da yaptı. Orta Asya Çalışmaları Derneği’nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevini yerine getirdi (1989-1995). Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat, International Journal of Turkish Studies, Central Asian Survey ve Journal of Muslim Minority Affairs dergilerinin editörler kurullarında yer aldı. Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle, Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödülendirildi; kendisine, Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi. Rusya Kazan Bilimler Akademisi onursal üyeliği, Wisconsin Üniversitesi Hilldale ödülü ve Türk Bilimler Akademisi ödülüne de sahip Karpat, MESA-Ortadoğu Çalışmaları Derneği’nin kurucu üyelik ve başkanlık görevlerinde bulundu. Karpat, Wisconsin Üniversitesi Tarih bölümünde öğretim üyeliğini sürdürmektedir.

İstihbarat

FST Aralık 22nd, 2006

kemsun.jpgSayın cumhurbaşkanımız çeşitli memurluklara atanması teklif edilen adaylarla ilgili bilgi topluyormuş. Ancak bu bilgiler çoğunuzun aklına geldiği gibi liyakat ile ilgili şeyler değil. Yani, eğitimi nedir, atanacağı kurumda ne görev yapmış, tecrübeli mi, daha önceki kurumlardaki beşeri ilişki karnesi nedir gibi sorular değilmiş sordukları. Bilgi kaynağı da genelde ilgili adayın alt katındaki komşu, apartman kapıcısı, mahalle bakkalı, köşedeki dilenci gibi halktan kesimlermiş. (Ben biraz genişlettim, haberde sadece kapıcı geçiyor). Halka güven duyduğu anlaşılan sayın Sezer’in TRT müdür adayı Ruhi beyin atama kriteri olarak sorduğu sorular haberde şöyle veriliyor:

[…] 11 yıldır Oran’daki Anadolu Sitesi B Blok’ta kapıcılık yapan Çiftçi konu hakkındaki sorularımıza şu cevabı verdi: “Sivil kıyafetli, polis kimlikli bir kişi bir ay kadar önce geldi ve Ruhi Bey’i tanıyıp tanımadığımı sordu. ‘Ruhi Bey nasıl birisi?’ dedi. İyi birisi olduğunu söyledim. Eşinin başının türbanlı olup olmadığını sordu. ‘Başı türbanlı değil.’ dedim. Çocuklarının hangi okula gittiğini sordu, bilmediğimi söyledim. Herhalde bir iş başvurusunda bulunmuş, yükseleceği bir iş imiş. Onunla ilgili bir araştırma yaptıklarını söyledi. Yıldız Karakolu’ndan geldiğini sanıyorum. Bu sivil polis, daha önce de gelip başka kişilerle ilgili benzer sorular sormuştu. Bu hadiseyi Ruhi Bey’e ve eşine anlattım. Benim bu konuda herhangi bir kabahatim yok. Beni ilgilendiren bir konu da değil.” Ruhi Özbilgiç ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

Görüldüğü gibi sayın cumhurbaşkanının kriterleri bildiğimiz şeyler. Peki bu anormal mi? Bana göre değil. Cumhurbaşkanı elbette kritik atamalarda adayları soruşturacaktır. Adamın okuduğu okul filan zaten belli birşey, ya laiklik yönü ne olacak? Sonra sivil polis kullanarak hafiye yöntemi kullanması da akıllıca. Kapıcıların herşeyden haberi olur, dedikodunun üretim merkezleridir, Sezer’i bu kaynağı kullanması sebebiyle ayrıyeten tebrik ederim.

Yalnız gümüş yüzük takıp takmadığı, evinde besmele, ayetel kürsi levhaları olup olmadığı, Misafir geldiğinde kadınların kendi aralarında mı oturduğu gibi kritik konulara girmemesi bence eksiklik olmuş. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Hanımının başı açık ne takiyyeciler gördük biz.

Sonra, bundan sonraki soruşturmaları için bir tüyo vereyim. Atalarımız isabetle “çocuktan al haberi” demişler. Bence sivil bir polis amca sokakta top oynayan çocuklara lolipop, cips yöntemleriyle yaklaşıp “Ruhi amcanızın hanımı başını örtüyor mu” gibi sorular yöneltebilir. Kapıcı muhtemelen bir şark kurnazıdır, işkillenip aldatmaya yöneltebilir. Ben çocuklara kapıcıya göre daha fazla güvenirim.

İnşallah teklifim dikkate alınır da yobazların atamalarına taş koyma yolunda benim de payım olur. Köşk parayla bir sürü danışman besliyor ama sağlam uygulama teklifi buradan çıkıyor, ne yapalım, kısmet işte. Vatan sağolsun.

Kapat
E-posta ile paylaş