BJK Taraftarı Kül Yutmaz
FST Aralık 24th, 2006
2006 yılına damgasını vuran olaylardan biri de Fenerbahçeli Aurelio ile Beşiktaşlı Nobre’nin Türk olmaları idi. Bugün taze Türk “Mehmet” Aurelio Hürriyet gazetesine bazı açıklamalar yapmış.
Kulübün resmi internet sitesine açıklama yapan Aurelio, Türk vatandaşı olduktan sonra taraftarların kendisine maillerle önce sünnet olması gerektiğini hatırlattığını belirterek, “Küçükken ailem sünnetimi yaptırmış. Türk milli takımında oynamaya başladıktan sonra da ‘Türkçe’yi iyi öğrenmelisin’ diye öğütlerde bulunuldu. Halbuki ben ve eşim çok uzun zamandır Türkçe dersi alıyoruz. 2001′de Trabzon’a geldiğimde öğrendiğim tek Türkçe cümle ‘En büyük Türk Atatürk’ olmuştu”
[…] “Brezilyalılar kelimenin başına gelen ‘R’ harfini ‘H’ olarak söylüyebiliyor, bu nedenle Rüştü’ye çoğu zaman “Huştu” diye hitap ediliyor. Artık ‘R’leri rahatlıkla söyleyen Brezilyalı bir Türk olmaktan gurur duyuyorum. Devre arası tatilini bitirdikten sonra daha iyi Türkçe konuşup, yazabileceğim.”
Ne güzel, artık Rüştü kendisine Huştu denilmesinden kurtulmuş olacak. Belki de Fenerin çeşitli problemleri bu tür iletişim kopukluklarının ortadan kalkmasıyla çözülebilir. Bir de Fener taraftarını tebrik ederim. Aurelio ilk Türk olduğu gün derhal duruma el koyarak gündeme getirdiğim ve “Aurelio Türk sayılamaz, Şükrü Saracoğlu stadında sünnet merasimi yapılmazsa iki elim yakalarındadır” şeklinde belirttiğim önemli konu Fenerbahçe taraftarının da gündemindeymiş demek. İnşallah Aurelio sallamıyordur çocukken sünnet oldum diye. Bana pek inandırıcı gelmedi, neyse, artık Türk olduğuna göre delikanlı olup yalan söylemeyecektir diyelim.
Bu arada Trabzon’daki Türkçe öğretmenlerini de tebrik ederim. Hakikaten Mehmet ve eşine iyi bir eğitim vermiş. Öyle bir cümle öğretmiş ki 5-6 sene Aurelio’yu Türkiye’de idare etmiş. Gerçi 80 senedir bu rantı yiyenler olduğu düşünülürse anormal karşılamamak gerekir. Ben de çat pat ingilizce öğrenirken tam hatırlamıyorum ama ilk öğrendiğimiz cümle muhtemelen “the greatest American is George Washington” gibi bir şeydi. Yurtdışı seyahatlerimde uzun süre idare etmiyordu gerçi, daha sonra zamanla “this is a pencil”, “I ate a sensitive meatball”, “we were hungry and we translated a chicken in the morning” gibi konulara geçmiştik.
Bu arada bir konu daha. Mehmet “Brezilyalı bir Türk olmaktan gurur duyuyorum” demiş. Ben cümleyi ters çevirmeye çalıştım, bir Türk Brezilya vatandaşlığına geçip gurur duysa ne olur diye, işin içinden çıkamadım. “Türkiyeli bir Brezilyalı olmaktan gurur duyuyorum” diyeceğim ama uymuyor gibi. Türk gibi Brezil var mı? Bu bir muamma mı?
Herneyse, Mehmet, biz de seninle gurur duyacağız ama şu sünnet meselesini çözmek şartıyla. Bu işten kolay sıyrılamazsın. İyi öğrenmmişsin Türkiye’de Atatürk adını kullanıp prim yapılacağını ama şansını zorlama. Brezilya’da böyle bir adet mi var ki çocukluğunda sünnet oldun? Fener taraftarını uyutabilirsin ama BJK taraftarı zor kül yutar. Haberin olsun.
Cevap bekliyorum.