Gerekli ama Yeterli mi?
FST Aralık 25th, 2006
Üniversitelerimizde laiklikten ödün vermemek adına gericilere set çekildiğini biliyoruz. Bu konuda en büyük görev elbette rektörlere düşüyor. Başı örtülü herhangi bir öğretim elemanı özel ve devlet üniversitelerine alınmıyor, bu zaten belli ama acaba erkeklerin gericiliği için bir çare düşünülmüş durumda mıdır? Erkeklerin gericiliği en kolay nereden anlaşılır, elbette evli ise hanımının, bir yakının başına bakılarak. Nitekim sayın cumhurbaşkanımız da atama yapacağı bürokratları mahalle bakkalı, kapıcısına sordurarak başörtüsü kontrolü yaptırıyordu. Fakat bir rektörümüz çok daha ilginç bir yönteme imza atmış. Eskiden eş ve yakınların resimlerine bakılarak irtica ile ilişkileri araştırılırdı, şimdi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi rektörümüz doçent ya da profesörlüğü gelmiş bir akademisyeni atamak üzere “eşiyle birlikte” makamına davet edip görüşme yapıyormuş. Haber şu:
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz’ün de Cumhurbaşkanı Sezer’e benzer uygulamalar yaptığı ortaya çıktı. Açıkgöz’ün doçentlik ve profesörlük kadrosu vereceği isimlerin yapılan akademik sınavları geçmesini yeterli görmeyerek öğretim üyeleriyle bizzat kendisinin görüştüğü ortaya çıktı. Açıkgöz’ün bazı öğretim üyelerinin görüşmelere kendilerinin katılmasını yeterli bulmayarak “Görüşmeye eşinizi de getirin” dediği belirtildi. Açıkgöz’ün bu yöntemle eşi başörtülü olan öğretim üyelerine doçentlik ve profesörlük kadrosu vermediği öne sürüldü.
Bu haber ne kadar doğrudur derseniz, Türkiye’de herhalde pek garip kaçmayacağını takdir edebilirsiniz. Biz daha neler gördük, bu uygulama pek de ciddi bir şey değil. Elbette normal bir ülkede eşli davetin “ne güzel, ailece tanışmak istiyor” diye yorumlanması mümkün ama dikkat edilirse normal ülke dedim.
Öte yandan konuya gelirsek, sayın rektörü tebrik ediyorum. Bakkal, kapıcı gibi güvenilmez hafiyecilik yöntemlerine itibar etmeyip bizzat irticayı müşahade etmeye çalışıyor. Ancak kendisine önerilerim var. Zira irtica sadece eşi odaya çağırıp incelemekle tespit edilemez. Bu gerek şarttır, ama yeterli değildir. Şunlar da ilave edilmelidir:
1. Başvuru sahibi akademisyen erkek ise rektörlük makamında donunu indirtip sünnetli olup olmadığına bakılmalıdır. Burada karar kritiktir, ya gerici bir ifade olan “sünnet” dikkate alınacak ve sünnetli şahsın kadrosu verilmeyecek, ya da sünnetsiz ise Türklüğü aşağıladığı için kadro verilmeyecektir. Tercih rektöre aittir, akademisyenin atamasını yapmak istemiyorsa canının istediğini uygulayabilir.
2. Başvuruyu yapan hanım ise sünnet yöntemi işe yaramayabilir. Yalnız dikkat etmek gerekir, şu ara yobaz takımı peruk takarak sinsi emellerine ulaşmaya çalışıyorlar. Görüşmeye gelen akademisyen hanım, ya da erkek başvurucunun eşinin saçının peruk olup olmadığı iki güvenlik görevlisinin ilgili hanımın saçını asılmasıyla tespit edilmelidir. Peruksa, iyi yapıştırılsa dahi güçlü biri bunu sökebilir. Durumun yazılı olarak tespiti şarttır.
3. Başvurucuların kendilerinin ve hanımlarının gericiliğe ilgisi olup olmadığı tuzak soru ve girişimlerle öğrenilmeye çalışılabilir. Rektör misafirlerine soda ısmarlar, daha sonra sanki havadan sudan konuşurmuş gibi karşısındakilerin geğirince “estağfirullah” deyip demeyeceklerini takip eder. Nasılsınız sorusuna iyiyim teşekkür ederim yerine “hamdolsun, yuvarlanıp gidiyoruz” ya da “cenabı rabbime şükürler olsun” cevabını almak da önemli bir karar kriteri olabilir.
Daha pek çok yöntem bulabilirsiniz. Bunları ilgili rektöre faks yoluyla ulaştırırsanız sağlıklı karar almasına yardımcı olursunuz. Gericiliği başka türlü bilim yuvalarından uzaklaştırmak mümkün değil. Tabii, bir üniversitede akademik personeli sadece dini sebeplerle kabul edilmemesi doğru olmaz. Başka unsurlar da olabilir. Mesela, başvurucuların cinsel tercihleri de önemlidir. Erkek bir adayın homoseksüelk olup olmaması da rektör makamında bir doktor eşliğinde aday doçent ya da profesörün makatı muayene edilerek tespit edilmeye çalışılır. Ama şimdilik konumuz sadece adayın islam diniyle bir ilgisinin olup olmadığının tespitinden ibaret. Ayrıntılara girmeyelim.
Görüyorsunuz, uygulama çok gerekli ama yeterli değil. Bu noktada da danışmanlık görevimi üstlenmiş olmaktan dolayı gururluyum.