FST 6 Aralık 2006
Hürriyet gazetesinde bir profesörün Ankara-İstanbul tren yolculuğunda namaz kılarken çektiği sıkıntılar neticesinde TCDD idaresine bir e-posta yolladığı ve vagonlarda namaz kılabilmek için uygun bir yer tesisi konusunda öneride bulunulduğuna dair bir haber vardı. Haberin buraya kadar olan kısmı beni şaşırtmadı, bir yurttaşın dini inancına uygun olarak ibadet imkanı talebinde bulunması bana laik bir ülke vatandaşı olarak son derece makul göründü. Ancak haberin devamında garip ifadeler dikkatimi çekti ve işin ilginçleştiğini fark ettim. Hürriyete göre bu epostaya bir cevap gelmişti ve cevapta şöyle ifadeler kullanılıyordu:
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman da hareketli trende kıblenin olamayacağını belirterek, mescit yapılamayacağını söyledi. Ulaşım araçlarında mescit yapmanın söz konusu olamayacağını belirten Karaman, “Hareket eden, sürekli yön değiştiren trende kıble tutar mı? İslam dininde otururken de namaz kılınabiliyor. Bu dinen mümkün. Mescit isteyenlerin namazı kaza etme problemi varsa gitmesinler” dedi.
Üstelik adı geçen “prof”un içkiye de karşı olduğu (nedense) haberde detaylıca ele alınmış:
[…] PROF. Dr. Alparslan Özyazıcı, alkole karşı yazıları ve konuşmalarıyla tanınıyor. Birçok konferansa içki ile ilgili konuşmacı olarak katılan Özyazıcı’nın, dini yayın yapan dergilerde de makaleleri bulunuyor. Yazı ve konuşmalarında alkol kullanımını mutlaka dinen caiz olmadığına dair vurgular yapan Özyazıcı, bir dergideki makalesinde alkollü içeceklerin zararlarından bahsederek şunları söylüyor: “Bu hakikatler İslam dininin alkol hakkındaki, ’damlasından dahi olsa kendinizi koruyunuz’ diye özetlenebilecek olan hükmünün hak olduğunun delili olmaz mı?”
Hürriyetin derdi biraz anlaşılıyor, orasını kurcalamayacağım, açıklamaya mahal yok, hatta hep yaptığım gibi okur yorumlarını da gündeme getirmeyeceğim fakat çeşitli haber sitelerine gelen yorumlar ve ilgili akademisyenin bugün yaptığı bir açıklamadan yola çıkarak bir başka siteyle benzerliklere dikkat çekeceğim.
Öncelikle ben TCDD genel müdürünün bu sözü söylediğini zannetmiyorum. Zaten başka bir haberde ilgili profesör “bana böyle bir cevap gelmedi” diyor. Belki TCDD genel müdürü Hürriyete açıklama yapmıştır denebilir ama Hürriyette bu yönde de bir işaret verilmiyor. Bir defa mantık olarak şöyle bir hata var, TCDD müdürü ortalama bir ilmihal bilgisine sahipse seferde namazların kazaya bırakılmayıp kısaltılacağını, gerekirse abdest almadan teyemmümle kılınabileceğini bilir. Üstelik binek araçlarında kıbleye dönme diye bir durum da söz konusu değildir. Haydi bunları bilmiyor, zannetmiyorum ki TCDD genel müdürü olarak bir profesörü bu şekilde alaycı üslupla ve gıyabında Hürriyet gibi bir gazeteye değerlendirmiş olsun. (Bir de profesöre sözüm olsun, kompartımanda oturarak namaz kılınabilir, mescit açılması başka pratik olmayan sebeplerle de zor olabilir. Tabii bu konu şimdi Hürriyetin haberiyle hiç ilişkili değil, konuyu dağıtmayalım). Dolayısıyla Hürriyetin haberi bana hiç de kusursuz görünmüyor, muhtemelen düpedüz yalan ya da saptırma.
İşi başka bir yere bağlayacağım. Hatırlarsanız son 10 gündür peydahlanan garip bir site var. Atatürkçü Düşünce diye bir yer. Hürriyetin bu haberi bana nedense orasını hatırlattı. Zaten kısaca yazayım diyordum, vesile olsun. Aslında Hürriyetin nedense çoğu haberi bana bu siteyi hatırlatıyor ama TCDD haberinde benzerlik hayli fazla.
AD sitesini kimlerin idare ettiğini bilmiyorum ama bir şeyden eminim. Bu insan (yahut insanlar) ya çok zeki ya da ebleh birer gerizekalı. Ortada olmalarına imkan yok. İnanın bu konuda net birşey söyleyemiyorum. Anladığım kadarıyla hakaret içeren mesajlar yayınlayıp prim yapmaya çalışıyorlar. Tarzlarından en az 3-4 kişi oldukları anlaşılıyor ama seçmek kolay değil. E-cenaze ve Gelenek sitelerine yansıdığı kadarıyla kendilerine yapılan yorumları beğenmezlerse ya yayınlamıyorlar ya da içini değiştirip öyle yayınlıyorlar. Yani içeriğe müdahale ediyorlar. Siteye yapılan yorumlar da felaket. Bir de genelde bu kabil sitelerde alışık olunduğu üzere imla kuralları, gramer vs. dikkate alınmıyor.
Ancak bu durum sadece bu ucube, tuhaf siteye mahsus birşey mi acaba? Hürriyet gazetesinde de haberin içine müdahale ediliyor. Daha önceleri defalarca tekzip aldıklarını biliyoruz. Mesela Atilla Yayla konusunda da “bu adam” demediği sonradan ortaya çıktığı halde konuyu abartıp linç kampanyasına dönüştürdüler.
Haber 7 sitesindeki bir yorumda Hürriyetin TCDD haberi için yaptıkları yorumların yayınlanmadığı belirtiliyor. AD sitesi de kafasına göre yorum yayınlıyor veya yayınlamıyor.
Her iki sitede yapılan yorumlar da tuhaf derecede benzer. En ufak bir karşıt görüşe tahammül yok. Hürriyet gazetesi yorumcularının kullandıkları ifadeleri biliyoruz. Alabildiğine hakaret, saldırgan, moronca laflar. Tabii bu sövgülerin yorum olarak değerlendirilmesi moderatörlerin kafa yapısını da ortaya koyuyor.
Bir başka benzerlik yazarlar. Emin Çölaşan’ın herhangi bir yazısı ile AD’deki Deniz ya da Kubilay’ın yazılarını kıyaslayın. Çölaşan’ın yazısı yer yer bunların hakaretlerine baskın gelebiliyor. Özdemir İnce’nin kaba saba, bilgisizce, kendinden emin tarzda yazdığı şeylerle AD sitesindeki saçmalıklar arasında çoğu zaman paralellikler görüyorum.
Şunu demek istiyorum. Bu site hakikaten çirkef. Başta bana, dindarlara, liberallere ağza alınmayacak laflar söylüyorlar. Ama kendilerini kınamıyorum. Bunların ağaları, babaları olan Atatürkçü Düşünce Derneklerinin, Cumhuriyet Okurları CUMOK sitelerinin, benim sık sık bahsettiğim ulusalcı, Kuvvacı sitelerin içine bakın. Atilla Yayla’yı acımasız ve haksızca linç etmeye çalışanlara kulak verin. Atatürkçü Düşünce sitesindeki 3-4 serserinin çirkin bir maske arkasından yaptıkları pislikler ile sözde Türkiye’nin en büyük gazetesi, sözde ilerici ulusalcı, Atatürkçü derneklerin yazıp çizdikleri acaba ne kadar farklı? Hatta imlaları bile aynı. Acaba ulusalcı olmanın ilk şartı imla kaidelerinden bihaber olmak mıdır? Acınacak bir durum.
Ece ve Suat Beye geçmiş olsun. Bunlara yorum filan göndermek akıl işi değil elbette. Ama lütfen yazdıklarımı bir daha okuyun, bu iki zavallının neden birer gerizekalı haline geldiğini düşünün. Onların hocalarında, örnek aldıkları köşe yazarlarında, kamuoyunu meşgul eden ulusalcı profesörlerde, yargı mensuplarında, emekli asker ve bürokratlarda hiç mi kabahat yok? Onlar farklı tonda mı konuşuyor?
Atatürkçü Düşünce sitesi itibar edilecek yer değil, acıyorum zavallılara ama Hürriyet, yazarları ve yorumcularına bakınca daha ziyade dehşete kapılıyorum. Bence gerçek tehlike AD gibi sanal, kimliği belirsiz yerlerden değil, daha etten, kemikten haysiyetsiz saldırgan mecralardan beklenmelidir.