Toplu Zikir: Bu ne çile ah, bu ne ıstırap
FST Ocak 6th, 2007
Malum sayın cumhurbaşkanımız sürekli izlediği Kanaltürk televizyonunu manevi himayesine almış ve kutlama gecesini de şereflendirmişti. Medyada konu hep siyasi yönden işlendi ama ben işin magazin yönüyle daha fazla ilgileniyorum. Yeni Şafak gazetesinde bir haberde Emel Sayın’ın Çile Bülbülüm şarkısının “Allah” bölümünü dinleyicilere topluca söyletmeye çalışması sonucu ortaya çıkan manzara anlatılıyor. Ne kadar doğru bilmem ama şöyle deniyor:
Kanalın sahibi Tuncay Özkan’ın sunuş konuşmasıyla başlayan gecede sanatçı Erol Evgin, “Mustafa Kemal’i gördüm düşümde” isimli bir gösteri sundu. Gece Emel Sayın’ın konseriyle devam etti. Sayın, konserine, “Çok özel bir gecede olduğumuzu biliyorum. Bunun bilincindeyim. Her zamankinden çok farklı bir enerji olduğunu hissediyorum, görüyorum. Elle tutulacak kadar yüksek pozitif bir enerji var” sözleriyle başladı. Fakat konserin ilerleyen dakikalarında Emel Sayın, şarkılarında kendisine eşlik etmeyen Cumhurbaşkanı Sezer ve diğer konuklar nedeniyle ciddi biçimde gerildi. Ünlü bestekar Sadettin Kaynak’ın ‘Çile bülbülüm’ şarkısını okuyacağını belirten Emel Sayın bir de hatırlatma yaptı: “Çile bülbülüm çile şarkısı okunurken bir kural vardır. Hep birlikte ‘Allah’ deriz.”
Sayın, gecede bulunan CHP lideri Deniz Baykal’la bu şarkıyla ilgili olarak yaşadığı ilginç bir anısını da anlattı: “Açıkhava’da bir konser vardı. Bu şarkıyı söylerken Deniz bey gecikti ve sadece ‘lah’ diyebildi. Ben de onu yakaladım. Sonra düzelttik.”
Bu anekdotun ardından şarkısına başlayıp nakarat sırasında ‘Allah’ denilmesini bekleyen Sayın büyük şoka uğradı. Konuklarından büyük bir bölümünden hiç ses çıkmadı. Sayın, bir an dona kaldı, salonda da hafif gülüşmeler oldu. Kendini toparlayan Sayın, “Size soruyorum. Söylediniz mi Deniz bey. Göremiyorum. Tabii ki inanıyorum size. Mutlaka söylediniz. Işıklardan göremedim. Kimseyi duyamadım. Bu provaydı zaten. Birincisinde hep böyle olur. Şimdi daha güzel olacak öyle değil mi” sözleriyle durumu kurtarmaya çalıştı.
Sayın tam dört kez ‘Allah’ denilmesi ricasında bulundu. İkinci deneme yine tatmin edici değildi. Deniz Bayal’ın, ağzından ‘Allah’ kelimesi çıktı ancak Cumhurbaşkanı Sezer ve eşi Semra Sezer yine suskun kaldılar. Sezer’e “Allah dediniz mi efendim” diye sordu. Sezer ise zoraki bir biçimde ‘Evet’ anlamında başını salladı. Sayın bu arada sadece Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’u eşlik ederken görebildiğini ifade ederken, Hulki Cevizoğlu’na arayarak, “Hulki beyi göremiyorum, siz katılıyor musunuz” diye sordu.
Sayın, üçüncü deneme öncesinde bir kanal yöneticisinden yardım istemek zorunda kaldı. Sayın, “Ne yapmak lazım. Kanaltürk için hep birlikte Allah diyelim mi” sözleriyle de konukları motive etmeye çalıştı. Ancak bu denemede de Sezer, ‘Allah’ denileceği sırada sadece başını hafifçe öne eğmekle yetinirken eşi Semra Sezer tepkisiz kaldı.
Emel Sayın yıllar önce Moskova’da verdiği bir konser sırasında yaşadığı anısnı şöyle anlatmıştı: “Çile bülbülüm çile’yi ben burada okurum dedim. Son şarkı olarak onu okudum ve komünist Ruslara Allah dedirttim.”
Kanaltürk gecesinde Emel Sayın’ın niye zorla ve topluca “Allah” dedirtmeye çalıştığını tam anlayamadım. Acaba Emel hanım karşısındaki kitlenin ne kadar tavisiz olduğundan haberdar değil mi? Sayın cumhurbaşkanının bulunduğu alan otomatikman “kamusal” olacağından herkesin topluca “Allah” demesinin oluşturacağı yanlış anlamayı ne yapacağız? Ya dışarıda Allah nidasını işiten polisler bir savcı nezaretinde içeri dalıp sayın Sezer dahil herkesi “toplu zikir yapılıyor” diye derdest edip götürse ne olacaktı? Emel hanım bu konularda çok vurdumduymaz hareket ediyor gibime geldi.
Öte yandan sayın cumhurbaşkanımız ve beraberindeki ekibin 3 kez direnmesi, yarım ağız söyler gibi yapması, yerine göre kafa sallaması da çok anlamlı olmuş. İrticaya karşı toplu müdafaa yapılmış. Gerçi son anlarda Bekir Coşkun ve Deniz Baykal’ın tavizsiz duruşu bozdukları anlaşılıyor ama sayın Baykal’dan ben zaten şüpheleniyorum. Her bayram namaza gitmeler, şeyh Edebalı’dan alıntılar yapmalar vs. malum. Bekir Coşkun’a ise hayret ettim. Güvendiğim dağlara kar yağdı. “Lah, Lallah” gibi anlamsız kelimeler kullanamaz mıydı? Söyler gibi yapıp ağzını kıpırdatamaz mıydı? Niçin ödün vermiş olabilir?
Herneyse, bir de Emel Sayın’ın Moskova’da Rus komünistlere bile Allah dedirttiğinden söz ediliyor. Bakın bakalım Allah diyen o ahmak Rus komünistlerden geriye birşey kaldı mı? Siz ilerici Kemalistlerle akılsız Rus Komünistleri aynı kefeye mi koyuyorsunuz? Zavallı Emel Sayın da “yahu bir komünist bile Allah demişken bunlar niye ıkınıp duruyor” diye şaşırmıştır ama ülke gerçeklerinden uzak biri için normal görüyorum. Bence bu kadının durumu kapıcı vasıtasıyla soruşturulmalı.
Haydi hep beraber… Çile Bülbülüm çilee…
(Not: Olayın görüntüsü de var, izleyebilirsiniz. Hem de Emel Sayın’dan bir şarkı dinlemiş olursunuz)
“Bugün bir haber okudum hayatım değişti” desem herhalde meraklanırsınız. Bu haber ne olabilir, Saddam’ın idamı mı, TBMM’nin 367 oyu ararken ilelebet bulamaması sebebiyle sayın Sezer’in ölene kadar, hatta öldükten sonra da 367 bulunamayacağı için öldükten sonra da Cumhurbaşkanı kalma ihtimali mi, Süleyman Demirel’in türban açıklamaları mı derseniz yanılırsınız derim. Zira haber Türkiye’nin en önemli meselesi olan “erkeklik” davası üzerine. Edremit’te bir pazaryerinde azılı hırsızla polis komiseri uzun süre mücadele etmişler, bir Allahın kulu da kalkıp polise yardım etmemiş, hırsız kaçmış, polis de etrafa “hiç mi erkek yok” diye bağırmış. “Bunda ne var” diyorsanız haberin devamına dikkat etmenizi rica ederim. Şu ara ikiz bebeklere bakma işi yanında medya takibini de elden bırakmayan sevgili dostum Recep de uyardı, olaydan haberdar olmamızı sağladı.