Vaiz Emin Hoca Efendi
FST 14 Ocak 2007
Emin Çölaşan’ı severim. Bunun en önemli sebebi o gün hiç malzeme olmasa dahi yazı yazmanız için size imkan verir. Aslında ben kendisiyle ilgili fazla yazı yazmam, ayda, iki ayda bir yazarım ki “Fethi bey, bırak bedavacılığı, biraz araştırmacı gazeteci ol” diye kınanmaktan kurtulurum. Yoksa Hürriyet gazetesi yazarlarından günde 10 yazi çikarilabilir. Herneyse, çoktandır Emin Çölaşan’ı anmıyordum, yazılarına bakıp iç çekiyordum ama artık vakti zamanı geldi diye son 2-3 yazısına baktım. Öncelikle Emin beyde en ufak bir değişiklik, taviz, ödün olmadığını görüp sevindim. Bildiğimiz eğlenceli yazılara devam ediyor. Bugünkü yazısında bir AKP milletvekilinin yerel gazeteye verdiği bayram tebriği ilanında Arapça Allah ve Muhammet yazmasına içerlemiş, din sömürüsünden bahsetmiş. Bunda anormal, bilmediğimiz birşey yok da, Emin bey yazının ilerleyen bölümlerinde sözü şöyle bağlamış:
Ey inanan insanlar, ey müminler… Özellikle sizin sırtınızdan oynanan bu oyunları artık görün. Sizi ve milyonlarca insanımızı kimlerin nasıl kullandığını, milletin parasının eşe dosta ve partili yandaşlara nasıl hortumlandığını lütfen anlamaya çalışın.
İlginç değil mi? Emin Çölaşan baktı lafı dinlenmiyor artık bir din adamı ağzıyla konuşmaya başlamış. Tabii acemi bir vaiz, dinle yeni tanışan bir insan olduğu için ufak bir hata da yapmış, “Ey inan insanlar” ifadesinde ”insan” lafı gereksiz, inananlar yeterlidir. Tabii “inanan insanlar” ile “müminler” de aynı kişiler oluyor. İki lafta üç yanlış fazla diyeceksiniz ama dedik ya acemi vaiz diye, hemen köpürmeyin.
Yalnız din adamlığına girişen Emin Bey bir başka konuya da el atmış bu defa hatalar epey sırıtmış, biraz daha derine inip kendisini ikaz etmem gerekiyor. Vaizliğe, yarın fetva vererek müftülüğe başlama çabasını alkışla karşılıyorum ama aceleci olmasın. Bakın Emin Çölaşan THY web sitesinde yemek menüsünü incelerken neyle karşılaşmış:
[…] Siz bugüne kadar “Müslüman yemeği” diye bir kavram duydunuz mu? Herhalde duymadınız. Ya da herhangi bir uluslararası havayolunda ikram edilen yemeklerin din ayrımına tabi olduğuna tanık oldunuz mu?
Şimdi Türk Hava Yolları’nın internet sitesine girelim ve ikram bölümüne bakalım. Bunları kime veriyorlarsa (!) yolcuların yemek tercihleri arasında çeşitli yemekler sıralanmış: Diyabetik yemek, Doğu usulü yemek, düşük kalorili yemek, hafif yemek, laktoz içermeyen yemek…
Ve bir başkası: “Müslüman yemeği.”
Bu kavramı ilk kez duyuyordum, ne olduğunu araştırdım. Bilene rastlamadım.
THY, yemeklerinde domuz eti kullanmıyor. O halde bu Müslüman yemeği nedir? Yoksa listede yer alan öteki ikramlar Hıristiyan-Katolik-Ortodoks-Protestan-Yahudi-Ermeni vesaire yemeği midir?
Ya da din sömürüsü olayının son örneği midir, değil midir?
Öncelikle, Emin Çölaşan durduk yerdeniye THY sitesine girmiş, orada yemek menüsü, ikram çeşitleri incelemiş meçhul. Aslında meçhul değil, mutlaka aklı evvel bir irtica karşıtı minik kuş “Emin abi, süper malzeme var, bak THY dincilerin eline geçince yemek menüsüne islami şeyler koymuş” diye birşeyler yetiştirmiş olmalı. Neyse, Emin Çölaşan da araştırmacı gazetecilik gereği zaman harcamış ve THY web sitesinde bir tur atarak bu korkunç gerçeğe ulaşmış. Meğer Emin Bey farkına varmadan THY ile uçarken Müslüman yemeği yiyormuş da haberi yokmuş. Elbette bu bariz bir din sömürüsüdür, Çankaya’nın laik kalması için önemli bir sebeptir.
Ancak gericilik sadecebize mahsus değil. İrtica tehdidinin giderek arttığı Almanya’da Lufthansa ile yobazlığın şer odağı İngiltere’de British Airways, geçenlerde ilk Müslüman vekilin Kurana el basarak yemin ettiği, dolayısıyla dinciliği tescilli Amerikan Delta, Continental vs. şirketlerinde de menüler dinlere göre ayarlanıyormuş. Haber 7 sitesi bunların listelerini de vermiş. Peki bu durumda Emin Bey ne yapmalı?
Bence tehdit dünyayı sarmış durumda, Emin Çölaşan’ın bir yolunu bulup yabancı haber ajanslarına erişmesi, mümkünse (yabancı dil biliyorsa) büyük tirajlı ABD, İngiliz, Alman gazetelerine yazı göndermesi gerekir. Kazanımlar global anlamda risk altında. Tabii yazı dediysem Emin beye köşeyazısı yazdıracaklarına pek ihtimal vermiyorum, belki bazı mizah dergileri kabul edebilir ama kastettiğim 3-4 satırlık okur mektupları. Mesela şöyle birşey yazabilir “Dear CEO of British Airways, I am sorry to hear that you give Muslims not pig and so you are not contemporary. I have to warn you to save secularism in England, of course it is none of my business but you must know that Cankaya is secular and will be secular forever. Sincerely yours Emin”
Öte yandan “Müslüman Yemeği” olur mu konusuna da değinelim. Olabilir elbette belli dinlere inanan insanların yemeleri yasaklanmış şeyler vardır. Mesela Müslümanlar için domuz eti, putlar, insanlar için kurban edilmiş hayvan eti, kan, leş yemek, alkollü içki içmek yasaktır. Dolayısıyla Emin Çölaşan için bir anlam ifade etmese de “Müslüman Yemeği” menüsünde burada sayılan maddelerden bulunmaması gerekir. O sebeple ortalama bir Müslüman vatandaş yurtdışına çıktığı zaman sadece domuz eti değil, domuz kemiğinin eriyiği olma ihtimali taşıyan jelatinlerden karıştırılan şeker, yoğurt, reçel vs. de yememeye çalışır. Bu konuda işin tadını kaçırıp sığır jelatinini de yemeyenler olması, hatta iyice abartıp sadece ekmek suyla beslenenler olması “Müslüman Yemeği” diye bir gerçeği değiştirmez. Yahudiler bu konuda Müslümalara göre daha katı kurallara sahiptir. Konuyla ilgili daha detaylı bir yazım vardı, Emin Çölaşan orayı da inceleyebilir.
Bakın Emin Beye vaizlik yolunda bir takım bilgiler vermiş oldum. Ey inanan mümin insanlar, erkekler ve kadınlar dediğimi işitin. Babı Alinin yüksek kapısından huruc edip çıkarken bir atlı süvariye tesadüfen rast gelirseniz Emin Çölaşan’ın selamını da iletmeyi unutmayın. Lillahil Fatiha. (Hacı Hocam, senin alana el attık kusura bakma)
(İlgili linkler: Din Anketi-1, Din Anketi-2, AB Projesi, ArapçaYazı-2, Duayene Tekzip, Arapça Yazı-1)
Popularity: 8% [?]
- Siyaset
- Yorum(33)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Emin Çölaşan’ı ciddiye alarak okumam. Arasıra, canım birşeye sıkıldığında biraz eğlenmek, gülmek için okurum. Mizah basını neden hala kendisini keşfedemedi alnlamadım.
“sayın okularım, bunlar bir fena oldu…”
Çölaşan her yılki Menemen Olayı için iki farklı (vardiyalı, bir sene biri öbür sene diğeri) kullanıyor. Bunu Fehmi Koru anlıyor ve Çlöaşan’ın yine Menemen Olayı hakkında yazacağı günde Fehmi Koru “yarın çölaşan ne yazacak” başlığıyla (aynı gün yayınlanıyor) köşe yazısı yazıyor. VEEE… Aynı yazı Çlöaşanın köşesinde çıkıyor…
o emin adli sahsin ucak fobisi vardir. yani ucag binmekten odu patlar. dediginiz gibi kesin birisi yetistirmistir, kendi gormus olabilemez.
cahil adam bir ucaga atlayaip yurtdisina gitse her yerde kosher kelimesini gorup anlamini sorar bir sey ogrenmis olurdu. gerci boylelerine gore kosher olursa dini ozgurluktur ama halal olursa siyasi sembol olur ayri konu…
Huriyet yazarlarinin pek cogu komik insanlar. Ozellikle Emin beyi, Ertugrul beyi gulmek icin okumak mumkun, yine de en cok tiklanan gazete olmalarina katkida bulunmamak icin tiklamamakta fayda goruyorum.
Hurriyet icinde en cok tiklanan yazar Emin beymis.
”
Ve bir başkası: “Müslüman yemeği.”
Bu kavramı ilk kez duyuyordum, ne olduğunu araştırdım. Bilene rastlamadım.
”
bir de piskince “bilene rastlamadim” der ya..
Ahmet haşimin veciz yazısı “müslüman saati”den yapılacak bir basit kıyasla “müslüman yemeği” ni dinin içinde görmek, 4.türden bir kaynak olmasına rağmen caizdir.
saygılar
Araştırmacı gazetecilik budur hacım (ulan bundan da benim üstüme cumhuriyet elden gidiyor diye üstüme gelmesin) “etrafımdakilere sordum kimse bilmiyomuş”. tavsiye : arkadaş çevreni değiştir, bilgisayar kullanmayı bilen kişilerle takıl biraz Emin. Olmaz böyle, her gün rezil oluyosun.
“Dear CEO of British Airways, I am sorry to hear that you give Muslims not pig and so you are not contemporary. I have to warn you to save secularism in England, of course it is none of my business but you must know that Cankaya is secular and will be secular forever. Sincerely yours Emin”
Bu pasaja ne kadar güldüğümü anlatamam. Yalnız bir hata mevcut onu bildireyim dedim. “Contemporary” aynı zaman dilimini paylaşanlar anlamında “çağdaş” demektir. Mesela Mustafa Kemal, İsmet İnönü’nün; Tarkan, Burak Kut’un çağdaşıdır, contemporary kelimesinin kullanımı adına. Eğer Emin Beyzademle bir dalga geçme niyeti yok ise, kullanılması gereken kelime “modern”dir.
Daha da ileri gideyim. Matematik-mantık, küme teorisi bıdı bıdı kullanmak gerekirse, yukarıda bahsettiğim anlamı ile contemporary ‘transitive’ bir ilişki [relation, türkçe de bağıntı da olabilir] yaratır. A B için contemporary ise B de A ile contemporary’dir. Fakat modern ‘anti-simetrik’ bir ilişkidir. Yani A B’ye göre modern ve B A’ya göre modern durumu yalnızca A ile B aynı şey ise mümkündür.Bu kavramlar için: http://en.wikipedia.org/wiki/Transitive_relation ve http://en.wikipedia.org/wiki/Antisymmetric_relation .
Bu arada THY olayı ile ilgili bir başka bloga bakmak gerekirse, daha önce British Airways’da çalışmış arkadaşımın blogu: www.geekunited.net.
NOT: Gerçi şimdi farkettim, kendisi de bir yorum yazmış.
NOT 2: Cambridge Online Dictionary’e göre
contemporary 1. adjective: existing or happening now
Eg: contemporary music/literature/art/fashion
“Although it was written hundreds of years ago, it still has a contemporary (= modern) feel to it.”
2. adjective: belonging to the same or a stated period in the past
Eg: “Almost all of the contemporary accounts of the event have been lost.”
“Most of the writers he was contemporary with were interested in the same subjects.”
Sevgili MKY,
Oradaki bir hatadan ziyade muhtemel Emin Çölaşan ingilizcesinin sevabı olarak kabul edilse nükte de yerini bulur
(”Emin Beyzademle bir dalga geçme niyeti yok ise” diyerek zaten üstüne basmaya yaklaşmışsınız.)
Öte yandan, bizde “çağdaş” kelimesinin de artık kabına sığmayacak kadar derin manalar ifade ettiğine dikkatinizi çekerim. Modern bunu açıklamakta yetersizdir. Eskiden “muasır” denirmiş, ki modernden farklı olduğunu düşünüyorum. Bugün çağdaş dendiği zaman herkesin aklına farklı şey gelmektedir.
Yine de detaylı açıklamalarınız için teşekkür ederim, herhalde dil eğitimi alıyorsunuz, Emin Beye yardımcı olun da meramını uluslararası alanda anlatabilsin.
Selamlar.
FST
contemporary kelimesinin kullanimi dogru.
cagdas kelimesi modern anlamina gelmez. turklerin contemporary kelimesinin icini bosaltmalarinin bir sonucu bu. cagdas, muasir kelimesinin uydurukcasidir. yani contemporary demektir.
“Yakup Kadri Ataturk’un cagdasidir/muasiridir” gibi.
Bu konuda yazilmis yazilar var.
Yani bir insan icin cagdas degil diyemezsiniz. Ayni cagda yasayan herkes profesor de olsa, gerici de olsa bir digerinin cagdasidir. Ne konustugunu bile bilmemek Ataturkculugun Turkiye’ye hediyelerinden biri olsa gerektir.
Dr. Hayvan’ın “Ne konustugunu bile bilmemek Ataturkculugun Turkiye’ye hediyelerinden biri olsa gerektir.” cümlesini şöyle değiştiriyorum izniyle:
“Kavram kargaşası yaratarak insanların beyinlerini sinirleri alınmış et parçasına çevirmek, Ataturkculugun Turkiye’ye hediyelerinden biri olsa gerektir.”
Olayin Emin ingilizcesi oldugunu dusundugumden ben “pig” kelimesine de bisi dememistim.. Cunku pig domuz demektir hani domuz eti degil… Ham yada bacon kullanmak lazim gelirdi ama dedigim gibi Emin Colasan onuyazacagina gore o pig yazardi

Metin agabey burada ne yapiyorsunuz?? Biz sizi sizin yazlikta bekliyoruz ona gore.. lutfen fazla gecikme
fatih: alakasiz ama, aslinda genel olarak pork kullanilir saniyorum yenilen domuz eti icin. ham ve bacon ozellesmis kullanimlar. domuz memleketinde domuzun her seyini ogreniyoruz mecbur. kaldigim yerde domuz’a 4 turlu isim veriliyor mesela ispanyolca.
Ahmet Bey : hmmmmmm… durun bakalim bu dusdugum durumdan kivirarak nasil cikabilirim… iyi bir kivirma yapmam lazim… Topkapi hanimi hatirlayayim hah..nasildi hop bir iki bir iki surdan yandan ohhh…
Ahmet Bey,
)
Domuz etine Pork denildigini ben de domuz memleketinde yasadigim icin biliyorum. Hatta bizim buralarda da ispanyollar yasiyorlar ve domuza 4 turlu isim veriyorlar… Dunya kucuk…
Efenim benim orada ham ve bacon’i kullanmamin nedeni ucak menulerini cok iyi bilmemdendir. Simdi bacon ve ham menulerde en cok adi gecen iki domuz urunudur. Pork chop gibi (bizim pirzola olayi) birseyi ucaklarda verebilmeleri baya zor cunku yemegin yapilma ve sicak tutulsa bile lezzet kaybetme ihtimali buyuk. Bizim ucaklarda da mesela adana falan vermezler ama salam sosisli sandivicler, kavurmali yemeklerle karsilasabilirsiniz…
(Walla benden bu kadar… Bunun bi adim otesi Midyat’a pirinc’e giderken evdeki bulgurdan olmaktir yada tam tersidir
Müteveffa Cumhuriyet yazarı Mustafa Ekmekçi özel ödülünü alacak kadar domuz etinden bahsettiniz, istifade ettik. Tabii bizim oralarda da domuz için donuz, hınzır, garaböcü gibi ifadeler kullanılır, 4 isim kulanan İspanyollara yakın sayılırız.
FST
Haklı olduğunuz noktalar var da, acaba neden “tek yanlı”sınız Fethi Bey? Bundaki önceki yazılarınızda hiç “Haklısın Emin Çölaşan, millet İslamiyet üzerinden malı götürüyor” dediniz mi?
Son aylarda yazdığı yazıları ve belgeleriyle ortaya koyduğu AKP hükümeti bağlantılı rüşvet olaylarını ve hatta Melih Gökçek - Deniz Baykal samimiyetini konu alan yazısını buraya taşımazsanız samimiyetinize nasıl inanabiliriz?
“Yok, ben de katı bir “karşı fikir” savunucusuyum ve doğru da söyleseler ciddiye almam!” diyorsanız onlardan ne farkınız kalır?
Eleştirdiğiniz insanların yaptığının aynısı değil mi bu?
(Allah uzun ömür versin, sağ salim gelin de şu meseledeki görüşlerinizi öğrenebileyim…)
Herackles?
Ben bu ismi nerden hatırlıyorum diye düşünürken aklıma geliverdi, şu bir ara meşhur olan AD sitesinindostlar listesinde yer alıyor, garip geldi bana. Biraz daha araştırmacı gazetecilik yaparak kurcaladım, şu yorumlara da rastladım, meğer Herackles bu AD yazarı ikiliye fırça atarak “davaya zarar vermeyin” diye akıl da vermiş.
LİNK
Herneyse, Emin Çölaşan-AD-Dost Herackles bağlantısına dikkat çekeyim dedim. Ulusalcı biri olduğun anlaşılıyor, saygı duyarız yalnız Fethi beyin yazısı için “Haklı olduğunuz noktalar var da” demişsin, Fethi beyn haksız olduğu yerlei de göstersen bilsek.
Bu arada Fethi Beye ecil şifalar dilerim, ulaşabilen varsa bizi de haberdar ederse iyi olur.
dundar beycim ben de sitesine baktim bu herakles denen sahsin. ayiptir soylemesi daha cumle kurmasini bilmiyor. cocukca seyler gordum. bildiririm.
Manyakadam hakikaten bu site maden gibiymiş, mesela şöyle bir yazı var niye yazılmış ve küfür edilmiş anlamadım
Ne alaka dedim ama bizim zekamız yetmiyor olabilir, bakın bir yorumda kendisine şöyle demişler:
Neverlandcığım sen gündemi oradan takip ediyorsan ayarın pek tutmayabilir haberin olsun. Fethi Bey sağ olaydı kendinden izinsiz başbakan adayı olan, üstelik “yazıları takip edilen” vede herkese ayar(!) veren bu arkadaşa çok güzel bir ayar verirdi ya, çekti gitti, ne çare.
Dundar kardes, sen AD sitesinden bahsediyordunya hani. bu herakles de onlarin dostu olduguna gore boyle cumleler dogal. zaten son yazisi su cumleyle basliyor: “Bu basınla bir bok olmaz!”
Yani anlayacaginiz AD gibi slogan sifir, dusunce ful!
Sanirim boyle insanlarin ortak yani kisilik sorununa sahip olmalari.
Yani bu herakles AD sitesinin de kurucusu diyorsunuz doğru muyum?
Hmmm, demek öyle manyakadam….
Ama ben kendisini tedavi edebilirim sanırım.
Tıbba da bir şans verilmeli.
Dr. Hayvan: elinizden geleni yapiniz.
Sonuc: Ben oyledir ya da degildir demedim. KAfa yapilari aynidir dost olmalari dogal demek istedim.
ben de baktım. herkese giydirmeye çalışıyor aklı sıra. kendini iyi hissedecek yani böylelikle. adam oldum sanacak. tipik bir yurdum insanı örneği. yuh diyorum daha da bir şey demiyorum. işte gençliğimizin hali. kepazelik..
hımmm ilginç bir tıp vakası Fethi beye havale edelim derim
Efenim, bu blogun yasal varisi olaraktan bence ben olaya el koyayim… ne dersiniz?
Hem bu konuda guzel bir ozgecmisim de var..isterseniz siralayayim…
- 1980li yillarin basinda televizyonda kanal bulmak icin babam ayari hep bana yaptirirdi…
- 80′lerin ortasinda kendi commadore 64′umun ve arkadaslariminkilerin vida ayarini ben yapar kirmizi isigi hep ilk ben bulurdum…
- 90larin basinda windows 95′te ekran ayarlarini hep ben yapardim…
-90larin ortasinda Mulkiyedeki geyik yemeklerinin ayarlamasi hep bana aitti…
- 2000lerin basinda amerikan buyukelcisine ayari verip soru sorulmadan 5 yillik vizeyi de ben aldim…
- ve 2000lerin ortasinda 112 mil hizla giderken beni yakalayip hapse atmaya calisan polise nereli oldugumu sordugu icin irkcilik yaptigini soyleyip ayar vererek cezadan ve hapisten de kurtulan bendim…
- ve kardesimin dugununde ona 24 ayar bilezigi de ben takdirdim
Gordugunuz gibi Ayar benim isim… bir yerde birine ayar verilecekse ona ayari ben veririm…. simdi bana ne tarafa gitmem gerektigini biri gosterebilirse ben Ayarman olarak o tarafa dogru bir gus gibi ganatlanip, bir ari kimin ayar vereyim….
Vallahi şaşırdım.Ne diyeceğimi bilmiyorum.
Karşıt görüşe sahip onlarca insanla oturdum konuştum da,bu kadar “yargısız infaz” yapan kitleye rastlamadım.
Hangi cümlenize cevap vereyim.
Adamlar beni dost yapmış, yapan densizlerin sayfasını en son yaptığım yorumdan sonra hiç okumadım, ne yazdıklarını bile bilmem hatta silin beni dedim ama benim ağzımdan yorum yaptılar.Siz de biliyorsunuz ki değiştiriyorlar, işlerine geleni silip yazıyorlar ama siz sadece “hakaret etme” düşüncesiyle yazı yazdığınız için bunları görmezden gelmişsiniz.
Ne cümle kuramamam kalmış, ne “kepazeliğim”, ne yurdum insanı olmam…
Demek bu siteye “Ama şu konuda haksız olamaz mısınız? Adam hep mi kötü?” diye bir yazı yazdığımızda başımıza bu geliyor! İnsanlar tanımadığı, bilmediği ve takip etmediği insanlar hakkında ağzına geleni söylüyor ve site yöneticisi de bir cevap vereceği yerde sazı onlardan alıp devam ediyor dalga geçmeye.
Ahlaklı yazar, ahlaklı birey böyle mi olunuyor? Kabul etmediğiniz şeyler varsa buyrun yazın, hatalarımı söyleyin öğreneyim ben de.Bu şekilde hakaret ederek siz “davanıza” ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Bu sayfayı zevkle takip eden, birçok fikir hakkında farklı görüş açılarından bilgi edinmeye çalışan biriydim.Yalnız, ne yazık ki, bir eşeklik(!) edip fikrimi söyledim; site yazarından fikir vermesini ve bir konudaki düşüncelerini benimle paylaşmasını rica ettim.Etmez olaydım, pişman ettiniz!
Ne diyeyim ki!? Allah razı olsun hepinizden…
-Varisi diyecekken yöneticisi demişim.-
“Demek bu siteye “Ama şu konuda haksız olamaz mısınız? Adam hep mi kötü?” diye bir yazı yazdığımızda başımıza bu geliyor!”
Ne ilgisi var kardesim?? Senin kendi yazdigin argolu edepsiz cumleleri alintiladim ben. Konuyu saptirma adamin ahsabini bozma.
Bir de sana sonsoz: Oyle kendi coplugunde ileri geri sallayip bir de baskalarina yol yordam ogretmeye kalkarsan alirlar pacani hesabini bildirirler haddini. Kulagina kupe olsun.
Herackles bey,
Yorumunuza bir daha bakın,sonra yeniden düşünün.
Bu siteyi dediğiniz gibi “zevkle” takip ediyorsanız İzlenimler blogu ve FST beyi tek yanlılıkla itham etmenizdeki garipliği görürdünüz. Yazdığınız şeyler yenilir yutulur değil, siteyi tümüyle incelemeden eleştirmiş üstelik Fethi beyi “eleştirdiğiniz insanlar” diyerek Çöl ajanı ile bir kefeye koymuşsunuz.Arşivlerde AKP ve dinistismarcılarını elştiren sürüyle yazı var.
Yorum yazarken dikkatli olmak lazım, özellikle de insanlara “tek yanlı olma” gibi ithamlarda bulunurken biraz inceleyip öyle yazın, sanal alem hata kaldırmaz.
Bu arada sizde AD budalalığı ile ilginiz olmadığını açıklama şansı bulmuş oldunuz, fena mı?
Dündar
Dündar Bey,
Teşekkürler.
AD budalalığı başka şey ama siz de o yazının 2 altındaki “Atam Atam sen kalk da…” diye giden yazıya baksaydınız (muhtemelen gözünüzün önüne gelmiştir o sırada) fikriyatımı anlardınız.
Fethi Bey’i eleştirdiğim nokta Emin Çölaşan’ı tamamen siliyor olması.Arşivlerde “Emin Çölaşan şunu söyledi, haklıdır.” dediğine dair bir yazı görmedim.Gözümden kaçmıştır mı diyelim?
Eleştirimin tamamı Emin Çölaşan ile ilgilidir.Diyorum ya, gelin beraberce son aylardaki tüm yazılarını bir bir inceleyelim.Bunun gibi eleştirilecek, yanında da “haklısın Emin Çölaşan” denilecek kaç yazı çıkar?
Fethi Bey de burada yokken gıyabında konuşmamız ne kadar doğru? Kendisi gelince saygılı ve kibar bir dille gereken cevabı verecektir zaten.
—–
————-
Eleştirinin dozu bile eleştirilir de, şurada başımıza gelene insaf denilmez mi Dündar Bey?
“Manyakadam hakikaten bu site maden gibiymiş, mesela şöyle bir yazı var niye yazılmış ve küfür edilmiş anlamadım”
Bu yazı altındaki birkaç yazı ile ilgiliydi.Buraları, kelime anlamındaki gibi de kullandığım için birçok konudan haber veriyorum.Ama siz, benim Fethi Bey’e yaptığımı söylediğiniz şeyin daha ağırını, bana reva gördünüz.
Dedim ya, cevap vermeye kalkayım da ne gerek var? Birbirimize mi küfredeceğiz burada? Muhakkak ki katılmadığınız yerler olacaktır, söylersiniz; dilim döner, zekam yeterse cevaplarım.Kalkıp bu sayfaya gelirken de aynı üslûpla mı geleyim? Orda ağzıma geleni bile söylesem, burası başkasının yazdığı ve saygı duyduğum bir yerdir.Buraları “kaba, ahlaka sığmayan” hakaretlerle doldurarak ayıp etmiş olmaz mıyım?
Bakın, siz de isteyince “kibarca” cevap yazabiliyormuşsunuz.Keşke hiddetinizden önce benim yapamadığımı düşündüğünüz şeyleri siz yaparak (mesela sayfalarımı detaylca okuyarak) öyle eleştirseydiniz de beni utandırsaydınız…
Sevgiler & Saygılar
Herackles,
Bence büyütmeye değmez, hepimiz hata yaparız, yeter ki bunu kendimizi geliştirmek için kullanabilelim.
Selamlar.
Sayin Herackles,
Efendim ben bu sitenin varisi oldugumu sadece iddia ediyordum. Siyahi ve bir duyuru baslikli yazida diger blog ziyaretcilerine karsi bunun kavgasini veriyordum. Simdi beni desteklediginiz ve size karsi da bazi tepkiler oldugu icin haksiz olan davamda haksiz duruma dusecegim… Lutfen sitenin varisi Bekir bey yada Haci’dir deyin 
Allah iyiliginizi versin emi
Saka bir yana ben blog ahalisinin baslattigi calgiya mirildanarak eslik ettim ama sahsiniz adina kotu hicbirsey soylemedim. Sunun surasinda kac gunluk varisim lutfen ilk gunden elestirmeye baslamayin, yikici degil yapici olun…
Saygilar ve hurmetler efenim…
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…