Hrant Çavuş
FST 24 Ocak 2007
Hrant Dink ile ilgili aklımda kalanlardan biri askerliğini yaparken hak ettiği çavuşluk rütbesinin kendisine verilmemesi ve bir köşede bu sebeple iki saat yalnız başına ağlamasıydı. Kağıt üzerinde Türkiye’deki azınlıklar Rum, Yahudi, Ermeni vs. eşit haklara sahip vatandaş görünür. Halbuki bu kelimeler Türkçede birer küfür ibaresi olarak kullanılır. Ermeni Dölü, Rum Çocuğu, Yahudi Tohumu dediğim zaman hemen kimse yadırgamaz. Seneler önce Erol Aksoy, İktisat Bankası, Cine5 vs. olaylarını hatırlayın yeter. Eskiden gayrimüslim azınlıklara edilen küfürler sağ-muhafazakar-islamcı-milliyetçi kesim içinde çok daha normal karşılanırdı, şu ara nispeten azalmış gibi görünüyor. Dünyaya açıldıkça Rumun, Ermeninin, Yahudinin de Türk gibi bir yaratık olduğu, bunların döllerinin de Türk dölünden pek farkının bulunmadığı, hepsinin akıllısı yanında geri zekalısının olabileceği anlaşıldıkça küfür oranı da marjinal kesimlerin sayısına inmeye başladı. Ancak yine de bu anlayışın çok yaygın olduğunu inkar edemeyiz. Bunları düşünürken Herkül Millas’ın aynı minvaldeki yazısına rastladım, o da en az benim kadar ümitsiz ama ne apalım değişme çok kolay olmuyor, 6-7 Eylül olayları haydi çok eski ama 15-20 sene öncesine göre geldiğimiz yer gene de fena sayılmaz. Herkül Millas’ın yazısının son kısmını alıntılıyorum:
[…] Cinayet, sorunun saklanamaz bir boyut edinmiş olduğunu öne çıkarıyor. Şimdi susanlar ya da timsah gözyaşları dökenlerin bir kesimi Hrant’a saldırılırken, mahkemelerde süründürülürken ne ondan yanaydılar ne de cadı avına ara vermişlerdi. Tarafsız bile değillerdi. Aslında Türkiye, bütün bu suçlama süresinde ve mahkeme dışındaki o saldırı sahnelerinde yara alıyordu. Bu olayın uluslararası boyutu yanlış değil, ama yanıltıcıdır.
Ermeni, Rum ve Yahudi kelimelerinin hakaret olarak kullanıldığı bir ülkede, azınlıkların ‘yabancı’ sayıldığı ve hukuk alanında da öyle muamele gördüğü bir ülkede ‘hainleri’ öldürecek insanlar da çıkacaktır. Bu tür cinayetlerden sonra bir süre söylenen ‘güzel ve doğru’ laflar pek etkili de olmayacaktır. Ağıtların uygulamalara etkisi olmayacaksa hiçbir şey de değişmeyecektir. Farklı olan ya da farklı düşünen yine ‘hain’ sayılacak, çeşitli, ama her zaman zorbalık ve hukuk ihlalleri içeren yollarla susturulacaklardır. Bu cinayet münferit bir olay da sayılabilir, ama böyle bir sona varan ‘yol’ hiç de münferit değildir, bir ana cadde gibi kalabalık, önemli ve kararlaştırıcıdır.
Eğitim sistemimizde -ve eğitim derken gazetesi, sanatı, romanı, filmi, okulu, politikacısı ve bütün toplum hayatı ile geniş anlamda kullanıyorum- köklü değişiklikler olmadıkça her yanda hainler görme ve dolayısıyla zorbalık süregelecektir. Hrant’ın ölümüyle bu alanda temel bir değişikliğin olmayacağına da ayrıca üzülüyorum. Şimdiden ondan esirgenen, yaşam dahil temel hakları değil ölümüyle neden olduğu genel zarar konuşuluyor. Cinayet ‘Sebat’ apartmanının önünde işlendi. İroni gerçekten. ‘Sebat etme boşunadır’ ihtarı gibi bir şey.
- Siyaset
- Yorum(5)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Aynen öyle. Aynen öyle. Aynen öyle…
İzlenimler bey geçmiş olsun,Allah şifalar versin.
ben de hrant dink’in katledilmesine üzüldüm.
Bir çok kişi de üzülmüş olmalı.Gazeteler 301 kaldırılsın manşetleri atıyor.Hrant dink’in ne kadar mazlum,mağdur,onurlu,farklı ama bizden biri olduğunu anlatıyor da anlatıyor.
Doğrudur.
Ben Ermeni de değilim.Türk’üm.
Öss’de ham puan olarak benden bir puan düşük alan kişi boğaziçi üniversitesine gitmişti.Bense artık bu kadar yeter,bu kat sayılar değişmez diyip iki yıllık yazıdm.Yada başı örtülü diye son snıftan atılanlar vardı.
Bize de biri ağlayacak mı acaba?
Onlar farklıydı ama içimizden birilerdi diyecekler mi?
Demokrasi kahramanlarımız sitelerinde,bloglarında imamhatipliler,meslek liseliler,başörtülüler eziliyor diye sık sık hatırlatacak mı,hiç olmazsa ara sıra?
Kaan Bey,
Bu tür duygusal ve anlamsız demagojik laflar size yakışmıyor. Şurada 1000 civarında yazı yazmışsam yarıdan fazlası başörtüsü, din hürriyeti üzerinedir.
Bugün gündem nahak yere katledilen Hrant Dink ise Hrant Dink’ten bahsedilir, gereksiz alınganlık göstermenin manası yok.
Türkiye’de başörtüsü en önemli özgürlük problemidir ama azınlık problemi de vardır. Sadece başörtüsü, imam hatip diye odaklanırken diğer konuları yok sayarsanız yarın mahcup vaziyete düşebilirsiniz.
Selamlar.
FST
İzlenimler bey sözüm size değildi zaten.Hakkınızda öyle düşünseydim bu siteyi bu sıklıkla ziyaret etmezdim.
(Yanlış anlaşıldım,daha doğrusu yanlış anlattım)
Hrant dink öldürülünce bir çok blog bu konuda yazı yazdı.
Tüm gazeteler ecevitin ölümünde ki gibi bir hava estirdi.
Açıkçası ben de üzüldüm.Hem durup duruken başımız ağrıdı.
Bloglarda gezerken ilginç şeyler gördüm.
Meğer ne çok özgürlükçü varmış dedim.
Herkes lanet okuyor.
(Alınganlık göstermemizi de hoş görün lütfen.hayatımızla oynandı,alınmasa mıydık hocam?)
ben sadece hemen hemen herkesmin sözbirliği etmişçesine özgürlükten bahsetmelerine şaşırdım.Bu özgürlükler bize gelince neden kısıtlanıyor?Oysa biz Türküz de.
Sevgili Kaan kardeşim,
Varsın herkes özgürlükten bahsetsin, bugün yanlı da olsa yarın “yahu bu özgürlük bize olduğu kadar ötekine de lazım olabilir” derler, fena mı?
Alınmanız yine hatalı, sizin mantığınızla imamhatip ve başörtüsü dışındaki herhangi bir konuda özgürlük yanlısı yazı yazmak hata olur gibi görünüyor. Dün Atilla Yayla’yı savunmak gerekiyordu, o zaman da “herkes ögürlükçü kesildi, bizim katsayımıza bakan yok” mu diyecektiniz?
İmam Hatip ve başörtüsü meselesi 10 yıldır en çok gündemde olan konu ve bu işi namus meselesi yaptığını iddia eden bir parti olabilecek en güçlü halde iktidarda. Biz yazıyoruz, sizmağdursunuz, çözemeyen utansın.
FST