Gerets’in Fermanı, Tarihi Anket İşkencesi ve Dev Muhtıranın Şoku
FST 26 Ocak 2007
Ben mi yanlış anlıyorum, bizim medya mı işleri abartıyor. Bugün internette gözüme çarpan bazı haber başlıkları şöyle: “BBP’de Tarihi Katılımlar Yarın”, “Hayal’e Fatih’in Fermanı ile İşkence”, “Hürriyetten Dev Anket”, “Emniyetten Muhtıra Gibi Bildiri”, “Gerets’den Şok Açıklamalar” vs. Ben saf bir adam olduğumdan sadece başlığa baktığımda aklıma gelenlerin içerikle hiç uyuşmadığını fark ediyorum. Bu başlıkları tek tek ele alırsak şöylebir durum ortaya çıkıyor:
BBP’de Tarihi Katılım: Herhalde çok önemli isimler BBP’ye katılıyor mesela Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Devlet Bahçeli, Doğu Perinçek filan zannediyorsunuz. Ya da ne bileyim İstanbul, Ankara MHP teşkilatları komple BBP’ye iltihak etmiş diye düşünüyorsunuz. Haberin içinde ise nerde işi bitmiş, emekli, BBP’ye geçmese de birşey olmayacak yaşlı politikacı varsa onun adı geçiyor. Ramiz Ongun, MHP töresi mağduru Sadi Somuncuoğlu gibi bildik isimler var. Haydi isimler “tarihi” diyelim, BBP’nin eti budu nedir ki 3-5 emekli siyasetçi katıldı diye bu bir olay olsun, laf.
Hayal’e Fatih’in Fermanı ile İşkence: Trabzon bombacısı (böyle diyen var mıydı, ben mi uydurdum) McDonalds fatihi gençle ilgili bir haberde de bu başlık kullanılmış. Ne düşünürsünüz bilmem ama benim aklıma Fatih’in fermanı özel izinle Topkapı Sarayından getirilmiş, Hayal’e onunla muhtelif işkenceler yapılmış, misal, ferman cop olarak kullanılmış gibi şeyler geliyor. Halbuki haberi okuduğunuzda polisin Hayal’e fermanı okuduğu onun da ağladığı dışında birşey yok. Acaba çok yüksek sesle okuyup mu işkence yaptılar, yahut fermanı ezberleyip 1000 defa yazacaksın diyerek mi eziyet ettiler diyorsunuz, hayır. Bu ne biçim işkence anlamadım. Madem işkence yapacaksın ceza olarak Orhan Pamuk’un tüm kitaplarını okuyup özetleme cezası ver. Bak diğer azmettirici genç, adını hatırlamıyorum, karakolda ilk iş olarak birkaç kungfu hareketi yapıp Hitlerin “Kavgam” adlı fikir romanını isteyip kendini okumaya vermiş.
Hürriyetten Dev Anket: Ne düşünürsünüz, çok sayıda sorudan oluşan, derin analizlere imkan veren, ülkenin önemli sosyal bilimcilerinin birlikte oluşturduğu büyük bir proje herhalde diyorsanız yanılırsınız. “Hepimiz Ermeniyiz” sözüne katılıyor musunuz, “Hrant Dink’e Fatiha okunur mu” gibi çok seçme iki sorudan ibaretmiş bu “dev” anket. Tabii anket sonuçlarına yapılan yorumlar (artık Galatasaray Üniversitesi gençleri mi bunlar bilmem) hakikaten dev yorumlar.
Emniyetten Muhtıra Gibi Bildiri: Ne iş, “hep asker mi darbe yapacak, bizim silahımız yok mu” diyen emniyet teşkilatı hükümete darbe mi yaptı diyorsanız yanılırsınız. Bildiri “başta maaşları olmak üzere özlük hakları konularında da şikayetlerini dile getirdiler” ana temasıyla başlıyormuş ve eften püften bir içeriği var. Yani “para isteriz” diyerek sızlanmak Hürriyet eliyle muhtıra haline gelmiş. Yorumcu Hasan Türk “işini beğenmeyen istifa etsin” diyerek muhtırayı bir anda iptal edivermiş.
Gerets’den Şok Açıklamalar: Galataaraylı iseniz hemen irkilmez misiniz? Adam yönetimle ilgili zehir zemberek konuşmuş ve istifa etmiş vs. değil mi. Haber sitesinde görebildiğim en ağır cümle şu: “Hiç bir zaman pes etmem. Gerçek olan, şansımız geçen yıla göre çok daha düşük”. Ortalama bir Galatasaraylı bu laftan niye şok olacakmış, tuhaf şey. Galatasaray Üniversitesi öğrencileri için aynı şeyi söylemem zor elbette ama onlar istisna tutulabilir.
Bu tür yüzlerce anlamsız başlık, abartılı ifade bulmak mümkün. Tamam, bir ölçüde eğleniyoruz ama vatandaşın çoğu bunları ciddiye alıp günlük hayatını paranoyaya çevirebiliyor. Uyduruk bir lafa “sert mesaj”, sıradan bir politikacı üyeliğine “tarihi olay”, bir grup memurun “maaşa zam isteriz” lafına “emniyet muhtıra verdi” derseniz zaten “satıldık, bölündük” diye feleği şaşmak üzere olan vatandaş iyice kafayı üşütür.
Türkiye koca bir tımarhaneye döndü desem şok olur musunuz?
(Unutmuşum bir de bu var: Sezercik Polisle Çatıştı)
- Toplum
- Yorum(32)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Öncelikle hoşgeldiniz Fethi Bey! Medikal gazanız mübarek olsun, ne diyelim.
Ülkede bunca şey olup biterken, gazetelerin “star sistemini” meşrulaştırdığını, tarihsel olması gereken ile masal olması gereken arasındaki herşeyin “gerçeğin” yerine geçtiği böyle bir zamandayız. Hürriyet’in kendine iş edindiği şeyler, aslında derin anallzlere sebze, baharat ediliyormuş gibi görünen hakikatler, “hakkaten” kelimesinin dilimize dolanması, “ay inanmıyorum”la biten acayip hikayeler..
Sabah Gazetesi ciddi bir söyleşiye imza attı geçen gün, İstanbul Üniversitesi rektörü ile konuştu. İzlenimleri andım gazeteyi okurken, diyor ki Mesut Parlak;
“* Çok şaşırdım. Üniversite özgürlükçü düşüncenin egemen olduğu yer değil midir? Pamuk çok önemli bir yazar. -Bakın biz burada Ermeni Konferansı yaptık. Belgeye bilgiye dayalı olsun deyince konuşanlar bir bir sustu. Orhan Pamuk sen yapamazsın bunu, senin ilgi alanın değil. Cumhuriyet kazanımlarına bağlı olmayan bir insanın üniversitemde ders vermesini istemem. Belki bir akademisyene yakışmayacak sözler bunlar ama olan biten içime sinmiyor. Bir insan büyük olabilir ama…”
Bir insan büyük olabilir Fethi Bey, ama kazanımların yanında bir insanın büyüklüğü nedir ki? Üniversite gibi kişilerin ebatları ile değil, “özgürlükçü düşünceleri” ile ilgilenmesi gereken yerde, hocalar hala çocuk gibi kalem, defter ve kıdem kavgası yaparken hem de.
İçeridekiler yani tımarhanedekiler mi şanslı acaba? Neyzen Tevfik gibi biz de acaba bir yer ayırtsak mı? Şöyle gidip kafayı dinleyebileceğimiz?
Fethi bey : Wallahi bugun bir gazetemizde su yorumu okudum “bunnar nasil musluman biz ermeniyiz diyolar, adam dinden cikar”
:)))
Gecen gun de bir arkadas Gen diye bi film gondermis onu seyrettim orda da timarhanedeki doktorlar hasta, hastalar doktor falan oluyordu…
Yani demem o ki siz daha iyi bilirsiniz…
Turkiye cilgindir cilgin kalacak!!!! bu da lavukturdan sonraki sloganimiz olsun
lavuk ne demek diye baktım, bunları buldum..
hangisi doğru?
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lavuk
Lavuk gereksiz konuşan kimse demektir,
TDK sözlüğüne göre
DİYANET İşleri Başkanlığı fetva yayınlamış: “Bir Müslüman’ın, gayrimüslim ölüler için rahmet dilemesi caiz değildir.”
O halde bu tanıma göre LAVUK oluyor..
Babam duysa ağzıma biber sürer:)
Bu kelime baya baya argo dimi aslında:)))))
Yakışır. İşte bu İslam’daki insanlık anlayışının çok güzel bir göstergesidir. Gayrimüslimi sallayın gitsin. Takmayın kafanıza ne hali varsa görsün.
Yakışır. İşte bu İslam’daki insanlık anlayışının çok güzel bir göstergesidir. Gayrimüslimi sallayın gitsin. Takmayın kafanıza ne hali varsa görsün / Da Vinci
Fetvayla ilgilenmiyorum da, Da Vinci’nin zavalli denecek yorumuna bir cift laf etmek gerek.
1. Hata : Onca “insani nas ve argüman” varken İslam’in insanlik anlayisini ne idügü belirsiz ve herkesi baglayacagi düsünülemeyecek kuru bir fetvaya indirgemek dengesizliktir.
2. Hata : Bir ateistin cikip da “bakin da İslam’daki insanlik anlayisini görün demesi nasildir sizce?. Tabi ki ateistin öbür taraftaki bagislanmayi kale alarak “mevcut zaman ve mekanda” dile getirilen fetvadan sikayetci olmasi gülünc bir seydir.
Evet Da Vinci; Allah rahmet etse ne olur, etmese ne olur?
Babam duysa ağzıma biber sürer:)
Bu kelime baya baya argo dimi aslında:))))) (Ece)
Lavuk tavuktan türetilmis bir kelime olabilir. Adam sinirinden tavuk diyecegine bu sefer farkli ve vurgulu olsun bari diye düsünerek “lavuk” demistir belki.
Ayrica biber antibiyotik etkilere sahip cok faydali bir baharatmis. Bence babanin agzina sürmesine gerek birakmadan her gün lavuk de kendin sür )))..
Hay Allah! Ateist forum anılarım canlandı birden:)))
Sn Da Vinci,
*Hrant Dink in cenazesinde yürüyen onca kalabalık ecnebi yada ateist değil, müslümandı, bu biiiiir..
*Lavuksa da bizim lavuğumuz size n’oluyor ??
Siz ateist değil misiniz, size ne bizim diyanet işleri başkanımızdan? bu ikiiiiii
*Samimi alevi kardeşlerimi tenzih ederim, eğer eski bir alevi iseniz ve diyaneti bu konuda eleştirirseniz anlayışla karşılarım, yoksa da cidden size ne, bu da üüüüüç..
saygılarımla
no komment)))))))))
@DaVinci
“Baskalarini kotulemek, kendini ovmenin en alcakca yoludur.”
Muslumanlarin inanclarini paylasmak zorunda degilsiniz, kimse sizi musluman olmaya zorlamiyor. Zaten zorlayamaz da, iman kalple olur. Sizin gibi kisiler ya, ben de muslumanim tabiki ama kuran boyle, islam soyle kaka, dindar insanlar soyle ocu diye kin kusuyor. Bazilariniz da ben inanmiyorum deyip yine kin kusmaya devam ediyor. Sizinki ataizm degil anti-islamizm bence..
Buyrun inanmayin, hic kimse sizden inanmayisiniza bir aciklama, bir isbat beklemiyor. Inanmayisinizda ne kadar hakli oldugunuzu bana anlatmaniza gerek yok, umursamiyorum. Islamdan ne kadar nefret ettiginizi de buldugunuz her firsatta camur atarak haykirmaniza gerek yok, ben yine umursamiyorum.
Neye inaniyorsaniz, inancinizin dogrultusunda yasayin. Bunu da hic umursamiyorum. Ama birbaska fikre biraz daha saygili olmayi ogrenin!
Neden sizden baska birseye inan insanlardan ve baska bir inancdan bu kadar nefret ediyorsunuz? Bu buyuk kininizin ve tahammulsuzlugunuzun sebebi nedir? (bunu mumkunse cocukluk yillarinizdan baslayarak doktorunuza anlatiniz)
Musluman bi bebegin vaftiz olamayacagini soyliyecek rahiplere de ayni yorumu yaparmisiniz? Yaparsaniz su cumleleriniz kadar sacma olur.
Zaten musluman olmayan bir insana, muslumanlarin inandigi Allah merhamet etse nolur etmese nolur?
Yorumunuz islam hakkinda hic bi sey bilmediginizi dusunduruyor.
Bir insanin musluman olmasi icin soylemesi gereken sozleri bilmek bile yeterli idi halbuki;
“la ilahe illalah” Allahtan baska ilah yoktur.
Islam sirki (Allaha es kosmayi veya inanmamayi) kabul etmez.
Bu kesin bir hukumdur.
Rahman: Bagislayan esirgeyen butun yarattiklarina sayisiz nimetler verendir
Rahim: Kendisine iman etmis, hukumlerince yasamis olanlara cok merhamet eden, ahirette sonsuz nimetlerle mukafatlandiracak olandir.
“herkese nimet verir, inananlara rahmet eder”
Bilimum cahil ate’lere hoş bir tavsiye:
“Ateistler için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ”
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=94029&sa=20104768&session=37716385288241224336&LogID=
Betul Hanım
“Zaten musluman olmayan bir insana, muslumanlarin inandigi Allah merhamet etse nolur etmese nolur?”
Ditto.
Şaşkınlık parayla pula değil; kapanın elinde kalıyor. :-))
Efendim, ben Fethi beye geçmiş olsun demek istiyorum, acaba caiz midir geçmiş olsun demem? Üstüne bir de Allah şifa versin demek istiyorum ama anladım ki ‘Müslümanların Allahı’ diye bir kavram varmış, herkesin olanının şifa vermesini dilemek için ne demem lazım?
Bulent bey,
Soole bir ugradim ki, ne goreyim; hayat memat meselesi.. Heman el atmam gerekti tabii:
“Herkesin Allahi sifa versin” diyebilirsiniz bence..
Gerci, Allahin isine nicin karismak istediginizi de pek anlayabilmis degilim.

Hayret, is nerelerden dolasip buraya gelmis. Ben tartismanin Gerets üzerinde yoğunlaşmasını bekliyordum. Neyse madem Allah, peygamber işinde yoğunlaşıyoruz, soruyu biraz daha derinleştirelim: Ahmet Hakan Hrant Dink için mevlüt okutacakmiş, benim hatim indirtmem caiz midir?
FST
Konuda uzman degilim, ama bu beni hic bir zaman engellemedi.
Dolayisi ile, otoriter bir tonla sunu onerebilirim:
Hatim ekibini Tesvikiye (Istanbul) veya Maltepe (Ankara) camilerinden getirtmek kaydiyla caizdir. Izmir’den istediginiz camiyi secebilirsiniz.
El cevap : Caizdir.
Siteme Dink’in öldürülmesinin hemen ardından yazdığım yazıda “Allah rahmet eylesin” demem üzerine bir yorumcu “bu doğru mu?” mealinde bir soru sormuştu.
Ben de “Gayr-i Müslimlere vefatlarının ardından Allah’tan rahmet dilemek teorik açıdan doğru değil, haklısınız” demiş ve devam etmiştim:
[Bilindiği gibi A.Ubeyy’in cenaze namazını kıldıran Hz.Peygamber buna itiraz eden ve “başmünafığın namazını mı kıldıracaksın?” diyen Hz.Ömer’e “Ben, istiğfar etmek veya etmemekte serbest bırakılmışım. Ben de tercihimi yaptım. Allah Taâlâ, ‘Onlar adına ister af dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen yine Allah onları bağışlayacak değildir…’ (Tevbe Sûresi, 80) buyurmuştur” demiştir. (Aynı biçimde Hz.Peygamber amcası Ebu Talib için de dua etmiştir.) Aradan çok zaman geçmeden Peygamberimize münâfık ölüleri hakkında namazlarını kıldırmaması için ayet geldi. Bu ayet alenên islam düşmanlığı yapan münafıkların cenaze namazı için indi. Zaten “rahmet dilememe” meselesi de buradan çıkıyor, ama bence bu ilk ayeti neshetmez, sadece cenaze namazını kapsar. Vallahu aliyyul alem. ]
Ben de önceden buna dikkat ederdim. Ama artık bir kul olarak isteyen makamında olduğum, Allah’ın rahmetinin de genişliğine inandığım için, her yaratılmışa aynı duayı yapıyorum, yaşarken de öldükten sonra da..
Bu kötü birşey değil, “vermeyi istemeseydi, istemeyi vermezdi” derler, ilanihaye O(cc)’nun dediği olacak zaten, o bakımdan bizim duamız sadece kalbimizdeki merhametin yansımasıdır.
***
Fakat burada konunun bu noktaya gelmesindeki sebep ateist olduğu sürekli dillendiren Da Vinci’nin mantık örgüsündeki acayipliktir.Yoksa diyanetin yorumu değil.
Hem bir dine inamayıp hem de o dinin inanmayanlarına rahmet edilmeyeceği -ki edileceği alanen ilan edilirse neden dine gerek var?- gibi gayet tutarlı bir yaklaşımı kendi bozuk şambolunuyle ters yüz etmek ve “Yakışır. İşte bu İslam’daki insanlık anlayışının çok güzel bir göstergesidir. Gayrimüslimi sallayın gitsin. Takmayın kafanıza ne hali varsa görsün.” demek garabetin zirvesi değil de nedir?
Biz şimdi bu kadar zılgıtı boşuna mı çektik:)
Sn Da Vinci neredesiniz:)
Yoksa siz de zılgıt bağımlısı mısınız?
saygılarımla
Bülent bey ve Müzmin Bey Müslümanın Allahı, herkesin Allahı deyince aklıma şöyle birşey geldi, Türkiye için manalı olabilir “Allahına Kadar Atatürkçüyüz” dense ilginç olabilir.
Burada tartışmanın gittiği yön, ilginç. Diyanet İşleri fetvası, fetva sahibinin kendi açısından TEKNİK olarak doğru olabilir; ama ardındaki/altındaki GÜDÜ’nün çıkardığı koku bana hiç de hoş gelmiyor. Da Vinci Bey’in ateist -hatta islam karşıtı- itici, dışlayıcı, ötekileştirici tutumu, bu kokunun hoş olmayışını gözardı etmemi hiç gerektirmiyor doğrusu.
21′e ek:
Hrant Dink’in ölümünün, Türkiye’deki bildik kutuplaşma türlerinden bazılarının (kemalist-islamist, sağcı-solcu, vs) aslında hiç de gerçeği yansıtmadığını mükemmelen ve apaçık gösteren bir durum olduğunu konu edinen bir yazı yazmayı düşünüyordum. Gerek “ne demek ‘hepimiz Ermeniyiz’!”, “müslüman olmayana rahmet dilenir mi?” şeklindeki tepkilerin, gerekse bu olay vesilesiyle ortalığa saçılan devletçi reflekslerin aslında yüzeydeki ve derindeki resmi ideoloji sahiplerinin zihniyet dünyasıyla bazı “müslüman” (!) bey/hanımların zihniyet dünyası arasında hiçbir kapı duvar olmadığını gösterdiğini yazmak istiyordum -belki yazarım. Aynı konuya Ahmet Hakan da bugünkü yazısında değinmiş biraz. Bu sınavdan resmi ideolojinin borazanı medyatörler yüzkızartıcı şekilde sıfır alırlarken -ki öyle olmaması eşyanın tabiatına aykırı olurdu-, müslüman demokrat entelektüellerin önünde yakıcı bir görev olarak, “müslüman faşist”in esasında bir oksimoron olduğunu, müslümanlar safında yeraldığını iddia eden ve derin güçlerle sıkı işbirliği içinde olan malum bir faşist partinin (küçük olanının) resmi ve gayriresmi mensuplarının müslümanlıkla ilişkilerinin sadece ve sadece kağıt üzerinde ve müslümanlığı içerden hançerlemek şeklinde olduğunu kendi kitlelerine tüm açıklığıyla kavratma mecburiyeti durmaktadır. (İki faşist partiden büyük olanını pek saymıyorum; çünkü o zaten kaçak güreşmekte; “laik” olduğunu deklare ettiği için “müslümanlık”ını sütre gerisinde tutmakta, lazım olduğunda öne çkarmaktadır.)
Nihai analizde dinler birer ayricaliklilar klubudur. Her ayricaligi baska herkesin de haiz olmasi halinde ilgili dinin ne gibi bir cazibesi olurdu?
Bu yuzden, bebn de Diyanet’in fetvasini yadirgamagi yadirgiyorum.
Eminim, mesela, Ermeni Partigine de sorsak, Musluman (ya da bir baska dine mensup birinden) rahmet almagi hos karsilamazdi.
Mezarliklarin ayri olmasi buna bir ornektir bence.
Muzmin Bey,
Dediğiniz doğrudur ama ben “TEKNİK” derken sizin işaret ettiğiniz gerçeğin farkında olduğumu ima etmiştim zaten. Ben, Diyanet’in bu tutumunu dayandırdığı dinsel argümana değil, tepkisinin ardındaki/altındaki siyasal güdüye -resmi ideolojininkiyle özdeş olan güdüye- dikkat çekmek istiyor[d]um.
Metin bey,
malum ‘teknik’ olgular vakumda var olmuyorlar. Siyasi/sosyal arkaplani da olmak gerek.
O yuzden Ermeni Patriginden bahsettim. Yani, Diyanet bir devlet Kurumu olmasa bile –ki, Ermeni Patrikligi degildir–, verecekleri fetva degismezdi.
Ote yandan, Diyanet’in bir devlet kurumu oldugu da ortadadir ve dogasi geregi ustlenmek zorunda oldugu gorevler vardir. ‘Resmi ideoloji’ ile ters dusmek bunlarin arasinda olamaz bence.
Ve, resmi ideoloji ile ters dusmemis olmasini da elestirmek bence cok isabetli degil. Resmi devlet kurumlarinin goruslerinin farkli olmasini beklemiyorsaniz eger.
Bence siz, birer sivil toplum kurulusu olan tarikat ve cemaatlerin duruslarini elestirmelisiniz.
ya da resmi gorusun kendisini –o goruse bagli olmak ozrunda olan kurumlari degil.
[Baska bir deyisle, benim sizin dediklerinize itirazim ‘teknik’tir]
Muzmin Bey,
Hay Allah! Tabii ki bir devlet kurumunun devletin resmi ideolojisine ters düşmesini beklemek yersiz ve saçmadır. Benim vurgum ona değil elbette; ifademden öyle bir sonuç çıkıyorsa ifade biçimim yanlış olmuş demek ki.
Metin bey,
Kimin ne dedigi, ne istedigi konulari zor konular..
Meslela, asagidaki haberde gecen bazi talepler, hem dogru hem yanlis bence.
Acili bir es.. dolayisi ile, her dedigini tek tek elestirmek dogru degil –farkindayim. Ama, muhataplarinin da her soyleneni boyle face value cinsinden ortaya getirmesi dogru degil.
Bu ulkede oldurulen ilk insan Dink degil.. Resmi gorus karsiti cok sayida insan kadar, resmi gorus yanlis da bir hayli sayida insan olduruldu –Bahriye Ucok, Kislali vd–, ve herbirinden sonra farkli da olsa benzer talepler dile getirildi.
Getirildi de, sonucu biliyoruz. Bu konuda cok fazla ilerleme kaydedemiyoruz. Bunu yapabilmek icin sadece iyi bir Emniyet ya da istihbarat teskilatina sahip olmak yetmiyor. Bulgularinizi cikip aciklayabilmek apayri seyler gerektiriyor. Onlar da bizde yok.
Ozal bile suikasticisi ile ilgili detaylari bulamadi ya da aciklayamadi. Yok, yok.. ucu Yirmibesoglu’na degdigi icin filan da degildi..
Dedim ya, acili bir es.. su safhada aklina gelen herseyi soylemek imtiyazi var. Var da, bu taleplerin bir kisminin ses tonu, ya da ardarda siralanis tarzi beni tedirgin ediyor…
Hemen ardindan, sozkonusu hamfendinin Ermenistan sinir kapilarinin ardina kadar acilmasi, ve Ermenistan’i ticari acidan ‘en kayrilan ulke’ kategorisine almamiz taleplerini duyar gibi oluyorum..
Bunlari duyar gibi olusumun sebebi, acili hamfemndinin uluslarasi nitelikler tasiyan talepleri bir cirpida dile getirisidir…
Muhteva dogru olsa bile, soylenis sekli ve zamanlamasi konusunda dikkatli olmak gerektigini soylemek isterim. Istenmedik refleksleri canlandirmak istemiyorsak tabii ki.
Muzmin Bey,
Verdiğiniz linkteki habere yapılan yorumları okuduğumda, sizin bu yorumunuzda ima ettiğinizin ne olduğunu apaçık görebilmekteyim.
“Istenmedik refleksleri canlandirmak istemiyorsak tabii ki.” diyorsunuz. Bunun bir tür aba-sopa meselesine dönüşebileceğinin farkında olmadığınızı kesinlikle aklma bile getirmem. Ama aklıma nedense yine hemen asamkesemci diplomat eskileri geliveriyor, ne garip.
O habere yapılan dördüncü yorumu da müslüman demokrat entelektüel dostlarımın dikkatine sunuyorum. Benim bu yukarıdaki 22 numaralı yorumumda bahsettiğim dönem ödevi için dört dörtlük bir örnek teşkil ediyor çünkü.
28′e ek:
Muzmin Bey,
Bugün çok gergin bir gün geçirmekteyim, aklımın bir tarafı hastaneden gelecek çağrı haberinde. O yüzden yazarken dikkatsiz davranabiliyorum, nitekim yine yanlış anlaşılabilecek şeyler yazmışım.
Şunu söylemek istiyorum: Sizin son yorumunuzda bir tür “tercümanlık” yaptığınızı es geçiyor değilim. Son yorumumu böylelikle düzeltmiş olayım.
Metin bey,
Isin aslini ararsaniz, ben o yorumlari okumus degil(d)im. Linki oradan vermekle beraber, o yaziyi ben Tarih ve Demokrasi Forumu isimli sitede okudum. Bu forum, benim hayli zamandir vakit buldukca tekip ettigim bir forumdur. Genelde ‘aykiri’ seylerin yayinlandigi bir forum oldugu icin ilgimi ceker.
Ilgili sitedeki yazinin linki budur
Size linkini verdigim yaziya link de yukaridaki yazidan alinmistir.
Gelelim sizin degindiginiz sadede:
Bu asamkesemci etiketi bir kolaylik olarak bir tarafta duradursun, siz parmaga degil de –isterseniz– isaret ettigi yere bakmagi deneyin ve bana bu tur ‘istenmedik refleksler’in canlandirilmak ihtimalinin olmadigini soyleyip soyleyemeyeceginize bir karar verin isterseniz.
Aksi halde, ‘camasir ipinde yururken dikkatli ol; ya da in ve yolda yuru’ diyen herkesin sizin yurumek ozgurlugunuze mudahale etmek oldugunu iddia ve ifsa etmis olmaniz soznkonusu olabilir.
Ilk bakista hakli olabilirsiniz tabii ki. Ama, ‘ben demistim’ demek benim icin bir teselli degil.
Metin bey,
Gecmis olsun. Kendinizle ilgili bir cagri mi yoks abir baskasi icin mi?
Dert etmeyin. Ben size oyle kolay darilacak degilim –en azindan once sorarim
Muzmin Bey,
30 için:
30′da dediklerinizin bir tür teyidi olarak görebilirsiniz sanırım 29′daki son paragrafımı.
31 için:
1. Teşekkür ederim. Kendim için o çağrı. Önemli bir durum değil sanırım: Karaciğerimde birşeylerden şüphelendiler.
2. Bunun için de teşekkür ederim. Sizi darıltma ihtimalini düşünmek bile canımı sıkmaya yeter benim zaten.