Ömer Laçiner’in Eksiğini Tamamlayayım

FST 29 Ocak 2007

omer.jpgÖmer Laçiner ile Radikal’de bir mülakat yapılmış. Türkiye’deki milliyetçiliğin aslında ırkçılık olduğunu ancak bunun milliyetçiler tarafından fark edilemeyecek kadar derine işlediğinden söz ediyor Laçiner. Yanlış anlamadıysam, Türk milliyetçisi ırkçılığı reddettiğini söylüyor ama aslında farkına varmadan tüm hal ve harekatıyla bir ırkçıdan farklı davranmıyor demek istiyor. Laçiner bu konularda ehil bir isim elbette ama benim dikkatimi çeken rahtsız edici bir nokta var. Çok önceleri de bu konuya işaret etmiştim. Dikkat edilirse gerek son olaylarda, gerekse daha önceki bazı örneklerde sağ milliyetçiler -çok zaman haklı olarak- saldırganlık ve yerine göre katillikle itham ediliyor. Genelde ise 1970′li yıllara atıfta bulunuluyor, Çatlı gibi belli isimler öne çıkarılıyor. Bir de meşhur Süleyman Demirel’e ait “bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” lafı var. Buraya tekrar dönmek üzere, önce ÖmerLaçiner’in beni ilgilendiren sözlerine bakalım:

[…] Nihayet işlettiğiniz cinayetler de öyle çok profesyonelce işlenmiş değil. Bunlar, kurbanınızın hiç haberinin olmadığı, en savunmasız bulunduğu anda işlenen cinayetler. Zaten bütün faşist cinayetleri pusuda işlenir. Bunlar namerttirler. Dövüşerek, vuruşarak cinayet işlemezler bunlar. 1970′lerde ülkücüler tarafından öldürülenlere bakın, yarıdan fazlası pusuda öldürüldü. Gelip arkadan vurmak, tipik bir faşist cinayetidir. Hrant Dink’in cinayetinin işleniş şekli de en baştan itibaren bu işin bir milliyetçi katil tarafından yapıldığını gösterdi. Bu ülkede siyasetçiler, milliyetçiliği tırmandırarak bir frankeştayn yarattılar.

Bir dakika. Tamam, 12 Eylül öncesindeki arbede döneminde sağ kesimden cinayet işleyenler çıkmıştır. Süleyman Demirel’e dedirtemeseniz de bu bir hakikattir. Ancak insaf edelim. Solun katilleri neden hiç gündeme gelmiyor? Esen havaya bakın, milliyetçiler katil, komünist teröristler masum, öyle mi? “Gelip arkadan vurmak faşist cinayetidir”, ”sağcılar pusuyla öldürür” diyor Laçiner; peki TİKKO, DHKPC, Marksist PKK nasıl cinayet işliyor? Yoksa bunların yaptığı işler pis bir cinayet değil de şanlı birer “gerilla harbi”, “faşistlere karşı göğüs göğüse çarpışma”, “devrim savaşımı” olarak mı düşünülüyor? Daha yakın zamanlarda İstanbul’da halk otobüslerinde patlatılan bombalar, Ümraniye, Gazi Mahallesindeki terör olayları niye gündeme gelmiyor? Solun fanatiğini asla küçümsemeyin. Ilıman solcu dostlar kırılmasınlar. Terör, soygun, kan, vahşet denince Marksist-Leninist örgütlerin yanında sözde milliyetçi ayak takımına işletilen derin cinayetler devede kulak kalır. Geçtiğimiz yıllarda 1 Mayısta Kadıköy meydanını cehenneme çeviren kızıl-sarı maskeli vahşilerin çiçekleri nasıl tekmelediğini, çevredeki tüm cam ve çerçeveleri indirdiğini, ortalığı ateşe verdiğini hatırlayın.

Bakın son örnek Hrant Dink’in cenazesinde yaşandı. Ne kadar marjinal komünist tip varsa Hrant Dink’in acılı eşinin “slogan atılmayacak” yalvarmalarına karşı artık duymaktan tiksindiğim kesik hecelerle anlamsız sol sloganlarla gönüllü ve sessiz şekilde yürümeye çalışan kitleyi provoke etmeye çalıştılar. Bunlara ODTÜ ve SBF başta olmak üzere tüm üniversitelerde rastlayabilirsiniz.

Sonuç olarak, evet Türkiye’de milliyetçilik cidden manipüle edilebilen bir tehdittir, son olayda şahit olduk, özellikle işsiz güçsüz, ipsiz sapsız, kaybedecek bir şeyi de kalmamış 14-15 yaşından itibaren gençler “vatan satılıyor”, “Ermeni uşakları”, “tam bağımsız Türkiye” yalanlarıyla namlunun ucuna sürülüyor ve derin yerlerin tuvalet kağıdı olarak kullanılıp kubura atılıyorlar. Rayından çıkmış, ötekini yok etmeyi varlık sebebi haline getirmiş kotrolsüz milliyetçilik, Laçiner’in tespitiyle derin ırkçılık hakikaten bir tehdittir. Bunu inkar mümkün değil. Ancak, bu konuda gürültü çıkarıp en az ulusalcılar kadar saldırgan ve sinsi olan, medyadaki eski yandaşlarının da desteğiyle sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterilmeye çalışılan çok daha organize sol teröristleri unutmayalım.

Ömer Laçiner ve Murat Belge’yi severim, ancak eksik bırakılmış yerleri de tamamlamak, hakkaniyete riayet etmek lazım.

Popularity: 9% [?]

86 Yorum

  1. Bulent Murtezaoglu - 29 Oca 2007 - 11:44 pm

    Tutar tarafi yok denenin. Ben bu ‘ırkçı’ tespitini de anlamış değilim, biraz ithal edilmiş bir etiket gibi geliyor bana. İçimize işlemiş bir rahatsızlık verici bir sey vardir, belki insanlik hali olanindadan da nitelik açısından farkli birşeydir ama o ırkçılık mıdır bilemiyorum. Öyleyse, yani bu genis tarif uzerinden beğenmediğimiz seylere bu ismi koyuyorsak mal bulmus Mağribi (ıyy ne ırkçı!) gibi cinayetin işleniş biçiminden ‘bunlar hep böyledir’e varmak da ‘ırkçı’ diyebilir miyiz? Olmadı değil mi? İlan edilen etnik aidiyete ırk demekle benim şimdi yaptığımın farkı burada bunu ben yazarken hınzırlığımdan yapıyor olduğumun aşikar olmasi mı yoksa benim söylediğimi de ‘demokrasi’ filan gibi içi boşaltılmış bir övgü/yergi sıfatı olarak kullanmaya kimsenin alışık olmaması mı?

    Ben Laçiner’i o kadar bilmiyorum, Belge burada küfür kıyamet kendi kendimi yemeden okuyabildiğim ve bazen ilginç bulduğum bir adam. Hadi bunun cimriliğini yapmayayım, severim diyeyim. Severim ama, hakkaniyeti bırakın sahip olduğu aşikar olan birikimin — özellikle soyunduğu işler göz önüne alınınca — üstüne yüklediği ahlaki sorumuluğu yerine getirdiğinden emin değilim.

    Sizin temas ettiğiniz bağlamda, eğer bu işleri hakikaten incelemeye niyetimiz olsaydı, bariz kötülüklerden dolayı çok dillendirilenler dışındaki 12 Eylul idamlarının da listesine bakıp kimi neden mahkum etmişler incelerdik. Yapan var mı? Varsa da ben bilmiyorum. Hatırladığım ‘bilmemne katliamı’ filan diye geçen çok maktullü olayların sorumluluğunun taraflarca bazen iddia edildiği ölçüde asimetrik olmadığı idi. Bu tip ihtilafların ilacı nesnel sayılabilecek tespitleri (doğru örnek kullanmadığımın farkındayım ‘nesnel’ tarafı için) kolay ulaşılabilir yapmak. Bunu yapmanın zamanı da şimdi aslında, şimdi 20li yaşlarda olanlar bugünkü propagandayı içselleştirerek ellili yaşlara gelince bu bilgilerin ortaya çıkmasının faydası ancak hayati boyunce inandığına yapışmak için fikri dansözlük konusunda uzmanlaşırlar bir faydası olmaz. Bir daha da bu büyüklükte bir ‘genç’ kitle de olmayacak memlekette[1] — acele biraz da ondan makul oluyor.

    [1] Suna bir bakın: http://www.census.gov/cgi-bin/ipc/idbpyrs.pl?cty=TU&out=d&ymax=300

  2. metin-thePoor - 29 Oca 2007 - 11:55 pm

    Hay Allah! Yazacağım yazının konusunu elimden almışsınız akşam akşam Fethi Bey. Oldu mu şimdi?

    Neyse, bari bir iki cümlecik kelam edeyim. Mantık hatası var bana kalırsa eleştirinizde. Mülakatın konusu ne? Komünist militanlar mı? Onların şiddeti mi? 12 Eylül öncesindeki sol-sağ çatışması mı? Ömer Laçiner’in onları eleştirmediğini nereden biliyorsunuz? Hem ayrıca -bunu sizi dışta bırakarak soruyorum- bir yanlış bir başka yanlışı aklar mı?

    Bunların cevabını verdikten sonra tekrar okumakta fayda var o mülakatı.

  3. Bulent Murtezaoglu - 30 Oca 2007 - 12:04 am

    Hanimlar, beyler kusura bakmayin, kendi yazdigimi begenmedim. Burada emacs uzerinde yazi Turkcelestiren birseyle oynuyorum (mozexle emacse atiyorum bu yazi bosluklarini), onu minciklayip orasi oldu surasi olmadi yapmaktan normal zamandan bin beter dusuk/garip cumleli seyler yaziyorum. Bu azalsa da devam edecek, (ne yani yalan mi soyleyeyim?) bir sure. Pesinen ozur dileyeyim. ‘Bu ne dedi simdi?’ diyenleriniz varsa, dogru soru ‘bu bunu yazarken makine hangi harfleri beklemedigi sekilde minciklayip aklini karistirmistir?’ sorusu.

  4. Afşar ÇELİK - 30 Oca 2007 - 12:15 am

    Hahahahahaha!

    Fethi Bey,

    Sadece bu soruları sormakbile “ırkçı” olarak suçlanmak için bir sebep. Bu soruları bir yıldan fazladır, tekrar tekrar soruyorum.

    Son yazılarımdan birinde de “Sol Terör Bitti mi?” diye soruyordum

    Bu soru solcu dostları çok rahatsız ediyor…

    “Meşru müdafaa dışında adam öldürmüş herkesin Allah cezasını versin!” diyemiyorlar bir türlü…

    PKK’nın marksist bir örgüt olduğu ve Türk solunun silâhlı unsurlarının ( acaba teröristler mi desem?) PKK’ ya açık destek verdikleri gün gibi aşikârken bunu bangır bangır ilan ederlerken milliyetçilikten bir vahşet mekanizması icat etmek için niye bu kadar uğraşılır, bilmiyorum?

    Hangi milliyetçi kafatası ölçmüşse, “Ari ırk” lafı etmişse biz de bileim…

    Solun tercüme kültürü burada çuvallıyor, çünkü eskiden beri çoğu köylü çocukları olan milliyetçiler ne Alman faşizmini, ne ari ırk safsatalarını bilirler. Onlar kahramanlık hikâyeleriyle büyümüş, rol modeli olarak Cüneyt Arkın’ın Malkoçoğlu’nu kabul eden çocuklardır.

    Bence bu sözlerinaltında solun ne yaptığını felsefesiyle birlikte fazlasıyla iyi bilerek, bilinçli şekilde cinayet işlemesinden duyulan vicdan azabı yatıyor.

    “Madem biz dünyayı kana bulayan komünist rejimlere bel bağlayıp cinayet işlemiştik bizim muarızlarımız da aynen böyle olmalı…” züğürt tesellisiyle hayalet hikayeleri uyduruyorlar.

    Eh hadi fakir sorduğunda “ırkçı” oldu, delinin tekiydi, bu soruları soracak başka bir insan evladının çıkacağını bu gümne kadar akıl edememiş miydi solcularımız?

    Aklınıza, elinize sağlık…

  5. izlenimler - 30 Oca 2007 - 12:21 am

    Metin Bey,

    Evet, mülakatın konusu bu değil ama alıntıladığım bölümde zımnen eleştirdiğim sonucu okuyabileceğimizi düşünüyorum. Ömer Laçiner son derece makul, munis bir insandır, mutlaka sol silahlı eylemleri de kınamıştır ve kınayacaktır ama belki de son olayların vahameti ile olacak tanımın dozunu biraz kaçırdığı “milliyetçi katil” tasviri beni provoke etti.

    Ben islamcı, milliyetçi, solcu her ne ise tüm silaha sarılmayı mübah gören akımları eşit derecede kınamamız gerektiğine inanıyorum. Tarafgirlikten kendimi her zaman sıyırabiliyor muyum, muhtemelen hayır, ama en azından buna çaba sarf etmemiz gerekir diyorum.

    Tabii bu yazım son eylemin vahameti ve işin ardındaki tehlikeli milliyetçi hareketi önemsiz göstermeyi amaçlamamaktadır, ama bu siteyi izleyenler bunu anlayacak çapta olduğu için beyan etme ihtiyacı hissetmedim.

    Selamlar.

    FST

  6. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 12:21 am

    Afşar Bey,

    Daha şimdi sizin malikaneden geliyorum. Okudum yazılarınızı. Dün de, bugün de komünist terörü sonuna kadar yanlış bulan solcular, sosyalistler vardı, vardır. Siz solu tek bir blok sanıyorsunuz ya da öyle lanse etmek istiyorsunuz galiba. Yapmayın.

    Buyurun, sizin sözünüzün altına imzamı atıyorum. Sakın bana atsan bile şimdi atıyorsun demeyin, 30 yıl önce de atardım hiç çekinmeden:

    “Meşru müdafaa dışında adam öldürmüş herkesin Allah cezasını versin!” Aynen. Buna ne buyurursunuz efenim?

  7. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 12:27 am

    Fethi Bey,

    “(…) alıntıladığım bölümde zımnen eleştirdiğim sonucu okuyabileceğimizi düşünüyorum.” sözünüze katılamayacağım ne yazık ki. Gönderdiğiniz linkteki yorumları dehşet içinde okuduğumda, mülakatta sarfedilen sözlerin ne kadar doğru olduğunu görebiliyorum zaten.

  8. Muzmin Anonim - 30 Oca 2007 - 12:36 am

    Metin bey,

    “Meşru müdafaa dışında adam öldürmüş herkesin Allah cezasını versin!” Aynen. Buna ne buyurursunuz efenim?

    Afsar bey ne buyurur bilmem ama bana kalsa, konu Allahin kime ne sekilde davranmasi gerektigi degil.

    Yani, bu dunyada ve insani sistemde (seriat dahil) kime nasil bir ceza verilmesi..

    O noktada da, malum, ‘meşru müdafaa’ cok lastikli olabiliyor.

    Kime gore ‘meşru müdafaa’?

    Bu sorunun anlamli, herkesce kabul gorecek bir cevabi olabilir mi?

    Bence hayir.

    O zaman, Afsar bey acaba bunun (’Meşru müdafaa dışında adam öldürmüş herkesin Allah cezasını versin!’) soylenmesini acaba nicin istiyor?

    Bilmiyorum.

  9. Bulent Murtezaoglu - 30 Oca 2007 - 12:37 am

    Yok Metin bey. “(…) alıntıladığım bölümde zımnen eleştirdiğim sonucu okuyabileceğimizi düşünüyorum.” kismina katilip, oyle okumus biri olarak teyid edeyim. Laciner tarif edildigi gibi bir adamsa, zaten ‘bak goruyor musunuz ben de ne hale gelmisim, dogru valla, edilecek laf mi bu?’ filan derken gozumun onune geliyor. Ayrica bu ‘hey ahbap, bana bak, karsilikli silah cekelim de seni oldureyim’ karikaturunu cagristiran ‘mertlik’ tarifi de neyin nesi?

  10. izlenimler - 30 Oca 2007 - 12:39 am

    Metin Bey,

    Mülakatta Ömer Laçiner’in söyledikleri yanlış demiyorum zaten, kendimce bir eksikliğini tamamlıyorum. Hrant Dink’in cenazesindeki sol örgütlerin tavrı da biraz beni bu mecraya yöneltti. Faşistlerle komünistler benim gözümde eşdeğer iki totaliter tehdittir.

  11. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 12:39 am

    Afşar Bey’e soralım öğrenelim, evet aslında acele ettim tasdiklemekle. Afşar Bey’in yapacağı açıklamaya göre cevabımı revize ederim. Sonra size dönerim Muzmin Bey.

  12. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 12:41 am

    Fethi Bey,

    Bir kelime fazlasıyla: Faşistlerle köylü komünistler benim gözümde de eşdeğer iki totaliter tehditti[r].

  13. izlenimler - 30 Oca 2007 - 12:45 am

    Bülent Bey,

    O alıntıda buyurduğunuz gibi alenen faşistler arkadan sinsice vurur dendikten sonra “dövüşerek, vuruşarak” ifadeleri kullanılarak, faşist olmayan dövüşüp vuruşanların yüceltildiği anlaşılmaktadır.

    Yine de büyütmeye gerek yok, Ömer Laçiner son olayın tesiriyle kantarın topuzunu kaçırmış olabilir.

  14. izlenimler - 30 Oca 2007 - 12:47 am

    Metin bey,

    Peki faşistin köylüsü olmaz mı diyen çıkarsa ne yapacağız? Bkz. kravatlı köşe yazarı faşist ile kirli sakallı lumpen serseri.

  15. Suat Ö. - 30 Oca 2007 - 1:28 am

    Fethi Bey’e katılıyorum.

    Laçiner’in anlatımından aynen Fethi bey’in Bülent bey’e yazdığı gibi anlam çıkıyor.

    “O alıntıda buyurduğunuz gibi alenen faşistler arkadan sinsice vurur dendikten sonra “dövüşerek, vuruşarak” ifadeleri kullanılarak, faşist olmayan dövüşüp vuruşanların yüceltildiği anlaşılmaktadır.

  16. Tarık T. - 30 Oca 2007 - 11:00 am

    ö.Laçiner,12 Eylül’ün üzerinden o kadar sular akmasına rağmen hala eski kafayla bu cinayetin ardında milliyetçilik varmış gibi göstermiş ve sol okur kitlesini yanıltmaya devam etmiş.

    Ulusalcıların önemli bir kısmının eski solcular olduğunu bilmesine rağmen tetikçinin kimliğine yada ardındakilerin ulusal söylemler içeren argümanlar kullanmalarına bakarak cinayeti karşı adrese fatura etmiş.Üstelik derin devlet denen zihniyet sahiplerinin ne sağcı nede solcu olduğunu bilmesine rağmen.

    O halde 12 Eylül öncesi zihniyetiyle bizim katilimiz iyidir,dürüsttür demesinin amacı nedir?

    O katille Laçiner’in katili arasında fark göremiyorum.

  17. Tarık T. - 30 Oca 2007 - 11:08 am

    Laçiner, bir de cinayetin profosyonelce olmadığını söylemiş.

    Azmettiricilerin istediğide buydu zaten.Amaçları katil ve yönlendirici abisinin bir an önce yakalanmasını sağlamak(Katilin bas bas bağıran beyaz beresi bunun sembolik örneğiydi) ve cinayet hakkında daha ötelere gidilmeden üstünün örtbas edilmesiydi.

    Laçiner bunu da biliyordur ama nedense bir militan yada politikacı gibi yorum yapmış

  18. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 1:15 pm

    Fethi Bey,

    “Köylü”yü demografik bir niteleme olarak almıyorum ki! O bir zihniyet kategorisidir. Faşistin de, komünistin de köylüsü olabilir ve bu “köylü”nün bizim Anadolu köylüsünün folklorik kıyafetlerine bürünmesi gerekmez.

    Faşistin ZİHNİYET KATEGORİSİ OLARAK kentlisine bizim bu Absürdistan’da “ulusalcı” denir. Bunlara “beyaz milliyetçi” de dendiği olur ki, tadından yenmez. Bunlar DEMOGRAFİK OLARAK kentli de olabilir, kasabalı da, hatta tek tük de olsa köylü de… Faşistin ZİHNİYET KATEGORİSİ OLARAK köylüsü ise DEMOGRAFİK OLARAK şöyle bir manzara arzeder: Kentte yaşıyorsa varoşludur -ki bu da % 99 olasılıkla lumpenliğine delalettir-, değilse çok büyük oranda kasabalıdır ve köylüdür.

    Komünistin ZİHNİYET KATEGORİSİ OLARAK köylüsü de kentlisi de DEMOGRAFİK OLARAK her bok olabilir; kentli, kasabalı, köylü. Zihniyet kategorisi olarak köylü komünist, vaktiyle reel-sosyalizmi canla başla ve körükörüne benimsemiş ve savunmuş olan adamdır. Dünya ve Türkiye değişmiş, bambaşka yönlere gitmiş; emme velakin bu herif “değişmeyen tek şeyin değişim olduğu” laforizmasına inat mumyalaşıp/zombileşip kalmıştır. Komünistin ZİHNİYET KATEGORİSİ OLARAK kentlisini ise şimdi bu yorumda ayaküstü “irdelemek” istemiyorum. Maruzatım var: Vaktim yok. Sonra geniş bir zamanda ele alırız o herifi de.

  19. izlenimler - 30 Oca 2007 - 1:21 pm

    Metin Bey,

    Doyurucu izahat için teşekkürler, selamlar.

  20. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 1:24 pm

    13 için:

    Fethi Bey,

    Aradan 35 yıl geçtikten sonra, bugün soğukkanlılıkla bazı şeyleri eleştirmek kolaydır elbette. Üstelik korkunç bir dezenformasyon sürecinin üstüne…

    Şunu unutmayınız: O kuşakların hikayesi, bir zamanların Öküz Bey’inin (kim olduğunu bilenler bilecektir) “iti ite kırdırıyoruz” laforizmasında saklıdır ve fakat bu hikayede nice trajediler de saklıdır. 12 Eylül’ün -öncesiyle birlikte- ne akademik incelemesi adam gibi yapılabilmiştir, ne de romanı filan adam gibi yazılabilmiştir. Bunları ileride bir gün doğru dürüst yapabilenler çıktığında, blog yazı ve yorumlarında asla sonuçlandıramayacağımız tartışmaların altına sağlam bir zemin döşenmiş olacaktır. O zamana kadar “seni katilin kötü, benimki iyidir”den öteye gidemeyiz. Onun için burada, bizzat kendi hayatımda yaşadığım şeylerden bahsetmeyeyim. Laçiner’in sözlerini 35 yıl sonra herkes dilediği şekle soksa da, bu sözlerinden ardındaki korkunç gerçekler ve hikayeler yerinde duracaktır, üzerlerine yeterli güçte projektörler çevrilinceye kadar.

  21. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 1:30 pm

    “Seni” değil “senin”, “sözlerinden” değil “sözlerinin” olacaktı.

  22. izlenimler - 30 Oca 2007 - 1:48 pm

    Metin bey,

    Söylediklerinize iştirak ediyorum, ben o dönemlerde ilkokul öğrencisiydim ama olan bitenin de farkındaydım. İti ite kırdırma konusunda da şunu söyeleyeyim, ben Ömer Laçiner’i sadece “bir taraf ittir, diğer taraf kahraman” demeye getirdiği için eleştirdim. Benim babam o zamanlar MHP üyesi ve yerel teşkilatta yöneticiydi. Ancak Ömer Laçiner’in tanımlamasına uyan biri değildir. Bugün, farkında olduğunuz gibi, babamla neredeyse hiçbir fikir birliğimiz yok, hatta şu aralar Hrant Dink meselesindeki tavrımdan dolayı bana epey kızgın ama siz nasıl “iyi” biri iseniz o da “iyi” biri.

    Demem şu ki, bugün belki biz yaşı yetmeyenler bu işi “senin katilin benim katilim” gibi görüyor olabiliriz, veya sizce halimiz böyle algılanıyor olabilir ama, -sizi tenzih ediyorum- marksist okumuş yazmış, çok makul insanlar dahi bu noktada takdir ve keyifle okuduğumuz Ömer Laçiner tavrını kolaylıkla takınabiliyor, grubun birini doğrudan günah keçisi ilan ediyor. Halbuki ortada bir günah varsa eline silah tutturulmuş iki grup bunu paylaşmalı, hatta belki de o zamanın gençleri suçlanmaktan vazgeçilerek o zamanlar tepede keyif süren sol ve sağ kanaat önderleri hedefe konmalıdır. Maalesef Ömer Laçiner’in ifadeleri bununla uyumlu değil.

    İti ite kırdırma senaryosu bugünlerde de devreye sokulmak isteniyor, bunu açıkça görüyorum. O sebeple eski defterlerin sizin gibi sağlıklı düşünebilen birinci ağızlar tarafından açılıp bize aktarılmasında fayda var.

    Tabii asli işinizle uğraşmak öncelikli, bu işlerin acelesi yok.

    FST

  23. Anonymous - 30 Oca 2007 - 2:34 pm

    Fethi Bey,

    Efendim insan karmaşık bir varlıktır, hikayesi zengindir. Bendenizin bu işlere “insan”ın “içinden” baktığını sanırım bugüne kadarki bütün yazıp çizdiklerim yeterince gösteriyordur. Hayatımın hiçbir döneminde “kahrolsun filancalar” sloganıyla yaşamadım, o bakış bana yabancıdır -bunu sanırım kolaylıkla tahmin edersiniz; e artık bir nevi “kafa akrabası” sayılırız bunca zamanlık muhabbetin üstüne! Dolayısıyla babanızın “faşistliğinden ötürü otomatikman kötü insan olduğu” gibi absürd ve som hıyarca bir yaklaşımın benden denizler altında yirmibin fersah ötede olacağı açıktır! Kaldı ki -ne yazık ki ısrarla ve inatla Muzmin Bey, Afşar Bey gibi birçok dostlarım tarafından yanlış algılanıyor- benim bütün milliyetçileri de faşist addettiğim doğru değildir. Sıkıntımı anlatamıyorum bir türlü: Etiketlere bakmayalım. Bir kere; bir insan kendini x sanabilir, bir insan kendini x olarak lanse de edebilir; ikisi de mümkündür. Fakat o insan pekala x olmayabilir de. Mesela Muzmin Bey benim solcu olmadığımı, sadece kendimi solcu sandığımı söylüyor (bu örnek pek iyi bir örnek olmadı, ben hakikaten solcuyum ya, neyse)! İkincisi; -ki asıl bunu anlatamıyorum- “milliyetçilik”le “vatan-millet sevgisi” bir tutuluyor ve fakat bu büyük bir yanlıştır, ikisi aynı şey değildir. Ben üst düzeyde vatan-millet sevgisine sahibim ama katiyetle milliyetçi falan değilim; n’olcek şinci? Biri bir duygu ve tutumdur; bir sevgi türü. Ötekisi bir tür ideolojik bakış ve aksiyon. Bunu söylediğim vakit de ikinci bir itiraz geliyor, deniyor ki “efendim kara kaplı kitaptaki faşizm tanımı bizim törkiş milliyetçiliğe uymaz.” Ne münasebet canım! Bal gibi de uyuyor. Birgün oturup uzun uzun yazacağım. Bilinmeyen hiçbir şey söylüyor olmayacağım, bilineni tekrar etmiş olacağım ama olsun; ne yazık ki bu şirin beldede Amerika’yı her defasında yeniden keşfetmek gerekiyor anladığım kadarıyla.

    Ayrıca muhterem babanızın değerli bir insan olduğuna önemli ve anlamlı bir karine de, sizin gibi bir evlat yetiştirmiş oluşudur. Bu ülkenin insan kaynaklarını -nitelik olarak- zenginleştiren herkes, vatana millete hayırlı bir iş yapmış demektir; daha n’olsun!

    Ömer Laçiner’in fahri avukatlığından da sıkıldım açıkçası! Oynamıyom!!!

  24. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 2:36 pm

    Aha bu sefer de adımı yazmayı unutup anonim oluvirdim! Hakikaten sizin malikaneye büyü yapmışlar.

  25. metin-thePoor - 30 Oca 2007 - 2:44 pm

    23′e ek:

    “Biri bir duygu ve tutumdur; bir sevgi türü.” cümlemin ardının gelmesi gerekirdi, atlamışım. Şöyle ki:

    Bu duygu ve tutum da ancak içi doldurulduğunda (işini ülkenin ve dünyanın en iyi yapan insanlarından biri olmaya çalışmak, ülkesinin doğasını korumak ve kollamak, üstün ahlaklı olmak, ülkede ve dünyada barışa hizmet etmek, üretken olmak, verimli olmak, kendine ve yakın-uzak çevresine değer katmak, vs vs) bir anlam ve değer ifade eder.

  26. Bulent Murtezaoglu - 30 Oca 2007 - 6:22 pm

    Ayrıca muhterem babanızın değerli bir insan olduğuna önemli ve anlamlı bir karine de, sizin gibi bir evlat yetiştirmiş oluşudur. Bu ülkenin insan kaynaklarını -nitelik olarak- zenginleştiren herkes, vatana millete hayırlı bir iş yapmış demektir; daha n’olsun!

    Ben bunu yuzyuze de soylemistim ama kimse gidip de ‘bak baba adamin biri senin icin boyle dedi’ demez herhalde. Amcamiz/agabeyimiz buralari okuyorsa, bir de ‘ben de boyle dusunuyorum’ diye yazayim.

  27. Afşar ÇELİK - 30 Oca 2007 - 9:24 pm

    Efendim,

    Metin Bey,” Siz ne derseniz deyin bütün milliyetçiler, faşisttir, katildir..” diyen Laçiner’in maalesef avukatlığını yapıyor.

    Efendim milliyetçilik bir idoelojiymiş…
    Yahu insanın hayatına tesir eden her düşünüş tarzı zaten bir ideolojidir.

    Milliyetçilik doğal bir kavramdır!

    Türkiye’de yaratılmak istenen şey Türk adının anılmasına engel olmak, Türk adını suçlulukla, faşizmle özdeşleştirmektir!

    Milletini ve onun değerlerini sevmenin başka milletlere düşmanlığı gerektirmediğini seksenbin defa söylsek gene de boş!

    Sol ne istiyor? Kürt ayrımcılığı alıp başını giderken, kendileri de silahlı örgütleriyle bunlara destek verirken buna karşı toplumsal bir refleks oluşamasın istiyor!

    Buna karşı tepkileri faşizmle etiketliyor!

    Dink cinayeti konusunda 23 numaralı yorum çok önemli ( Numarada umarımyanılmıyorum?) Olay azmettiriciden öteye gidemeyecek, görüntüde milliyetçi bir vitrin oluşturulacak böylece “Türk” demek katil, faşist anlamına gelecek!

    Sizce toplumsal kardeşlik böyle mi sağlanacak?

    Karşıyaka-Diyarbakır maçında Diyarbakır taraftarı koltukları söküp sahaya atıyor. olaylar başlıyor ve KSKlılar da ” Kahrolsun PKK” diyeslogan atıp ötekilerin üstüne yürüyor.

    Bu olayların kaşınması toplumu sanıldığı gibi pasifize etmez! Aksine tepkiselliği arttırır. Yarın bir gün herhangi bir Diyarbakırlı İstanbul’a geldiğinde potansiyel PKKlı olarak görülürse bu hangi halkın hangi iyilğine ve kardeşliğine hizmet etmek olacaktır?

    Bu millietin milliyetin ne olduğunu öğrenmek için sol enternasyonalizme ihtiyacı yoktur! O bunu zaten YAŞAMAKTADIR! NAZİ benzeri oluşumların hiç yaşanmadığı bir ülkede zorla yaratacaksınız sonra da ” İşte gördünüz mü?” diyeceksiniz.. Solun bütün amacı bu ve artık soldan herhangi bir ahlâk ve vicdan beklenmemesi gerektiğine iyice kaani oldum.

    Laçiner’in sözleri kantarın topuzunun kaçması falan değil, yalan ve iftiranın 12 eylül’den sonra gene zirve yapması… Bu kadar alçakça lafları etmek tekeli de sadece solun zaten!

    Evet ” meşru müdafaa” diye bir şey vardı ve hele 12 Eylül gibi fevkal♪1de şartlarda bu bilhassa geçerliydi. Ölçü bellidir, hayata kasıt varsa aynı şekilde mukabele etmek. Bunda ne gibi bri belirsizlik var anlayamadım Müzmin Bey?

  28. Tansel Güçlü - 30 Oca 2007 - 10:18 pm

    Afşay beyi biraz deşiyoruz ve altından katıksız bir faşist çıkıyor. Olaya bak! :))

  29. fatih demir - 30 Oca 2007 - 10:55 pm

    :)

  30. Afşar ÇELİK - 31 Oca 2007 - 1:06 am

    Ben faşist değilim ve bu aşaağılık suçlamnanızı kabul etmiyorum.. Ama siz katıksız bir komünistsiniz ve Stalin gibi bir adamla aynı şeyi savunmaktan gocunmuyorsunuz… Tuhaf değil mi?

    Sizin altınızdan bir PKKlı mı çıkıyor ne? Ne fark eder ki ha DHKP/C ha TİKKO ha PKK ha Tansel Bey… Çok insancılsınız.. Ama ağzınızın kontrolü yok..

  31. hzhubble - 31 Oca 2007 - 1:07 am

    Acizane fikrim şudur: Aydınımızın kafası fena halde karışmaktadır, sadece Laçiner’in değil, hepsinin, tümden aydın tipolojimizin.

    Örneğin Hrant Dink cinayetinin ortaya çıkardığı tuhaf bir durum da vardır. Lümpen’in artık “hareket özgürlüğü” vardır. Biraz fazla malumat verebileceğim ama genelde “devrimler” öncesi isyanlar ezilmişlere mobilite ve şiddet vaad eder (Virilio, daha düzgün bir şekilde anlatır ben özetliyorum).

    Cinayeti şu işledi, bu işledi şeylerini bir kenera bırakalım. Trabzon ile İstanbul arasındaki uzaklık değil bu, daha mecazi anlamda “cihangir” ile “trabzon” arasındaki o tuhaf birbirine dokunamazlığın da yıkılması oldu biraz. Bence kartel medyasının gösterdiği tepkinin altında yatan panik de biraz buradan kaynaklanıyor.

    Laçiner’in korkusu, özünde bu lümpen kitlenin (açıkca bir sınıfa ait olmayan ve başı boş) güdülenme yönüdür. Yani lig tatil edilince, şiddet çok rahat bir şekilde oraya manipüle edilebilmektedir (belki de). Bu dipte, çok dipte mikro seviyede bir hareketin olabileceğine işarettir.

    Dediğim gibi itibar edilmeyecek kadar zayıf argümanlar olabilirler de ama yine de “şiddetin” kimin elinde olduğu değil, kimler tarafından çok rahat bir şekilde yönlendirilebildiği de ilginç bir konu. Türkiye’de aydının hiç bir zaman hesaplaşmak istemediği konudur bu, çünkü aslında o kadar zayıftır ki düşünsel açıdan, her zaman dipten dibe “şiddeti” olumlar. Sağda veya solda, iktidar isteyen herhangi biri için bu kaçınılmazdır da, Fransız’ların 30′larda yaşadığı da budur.

    Dediğim gibi mobilitenin yarattığı korku büyük düşünen aydınları, savunmaya geçirebilir. Milliyetçiliğin “faşizmle” ya da “direk ırkçılıkla” ilişkisi öyle gizli kapaklı bir ilişki de değildir. Ayrıca meşrudur da.

  32. Bulent Murtezaoglu - 31 Oca 2007 - 1:12 am

    Türkiye’de aydının hiç bir zaman hesaplaşmak istemediği konudur bu, çünkü aslında o kadar zayıftır ki düşünsel açıdan, her zaman dipten dibe “şiddeti” olumlar. Sağda veya solda, iktidar isteyen herhangi biri için bu kaçınılmazdır da, Fransız’ların 30′larda yaşadığı da budur.

    Bu cok ilginc geldi bana, neyi okuyup bu ne demektir anlayabilirim? (Ingilizce veya Turkce).

  33. hzhubble - 31 Oca 2007 - 1:32 am

    Bu cok ilginc geldi bana, neyi okuyup bu ne demektir anlayabilirim? (Ingilizce veya Turkce).

    Türkçe’de özellikle İmkansızın Politikası (J.M. Besnier, Ayrıntı Yayınları) Fransa örneğini açıklamak için idealdir. Fazla bilgiçlik olacak ama yine de Heiddeger’in Nazi Partisi üyeliği bile bu konuda ilginçtir.

    Ayrıca şiddet’i fiziksel şiddet olarak görmüyorum ben. Dilsel şiddet de oldukça etkilidir bizde. Çünkü sözlü kültür ile ilişkimiz çok daha fazladır. Öyle olmasa yazılarını okumadığı bir adamı, arkasından vurmak gibi bir işe kalkışmazdı değil mi?

  34. Bulent Murtezaoglu - 31 Oca 2007 - 1:42 am

    Tesekkur ederim.

    Ayrıca şiddet’i fiziksel şiddet olarak görmüyorum ben. Dilsel şiddet de oldukça etkilidir bizde. Çünkü sözlü kültür ile ilişkimiz çok daha fazladır.

    Bu dogru ama bunu biraz genisletip ‘baski’ olarak gorursek diger yerlerden farkli mi, farkliysa belli bir zaman geri gidilince farkin niteligi ayni mi kaliyor bakmak lazim. Yani bizdeki etkisi temel bir kultur farkindan midir yoksa bir derece meselesi midir bilemiyorum. Hazir sizi yakaladim referans topluyorum, bunun icin akliniza birsey geliyor mu?

  35. Muzmin Anonim - 31 Oca 2007 - 2:04 am

    Serkan bey,

    Aydınımızın kafası fena halde karışmaktadır, sadece Laçiner’in değil, hepsinin, tümden aydın tipolojimizin.

    Katiliyorum. Biraz daha kafami toparlayabilsem ben de bu istikamette bir seyler yazmak isterdim –kafami toparlayamamis olusum beni aydin etmiyor tabii ki.

    Örneğin Hrant Dink cinayetinin ortaya çıkardığı tuhaf bir durum da vardır. Lümpen’in artık “hareket özgürlüğü” vardır. Biraz fazla malumat verebileceğim ama genelde “devrimler” öncesi isyanlar ezilmişlere mobilite ve şiddet vaad eder (Virilio, daha düzgün bir şekilde anlatır ben özetliyorum).

    Ilginc. Cok ilginc seyler soyluyorsunuz. Ya da bana oyle geliyor.

    Virilio‘nun daha duzgun bir sekilde anlattigina suphe yok da, dediklerini sindirmek icin bir omur daha gerekecek gibi.. Aksi seytan. Okunmak zorunda olan bir baska kisi daha :)
    Neyse. Virilio’yu simdilik bir yana birakalim ve sizin dediklerinizi anlamaga calisayim.

    Dediklerinizden, bir devrim oncesinde oldugumuzu soylediginizi mi cikarsamaliyim? ‘Lumpeni’i ezilmislerden kabul edersek (ediyor muyuz?), mevcut ‘hareket ozgurlugu’ bir sekilde siddete tahvil olacak ve bu da bir isyan niteligi mi alacak –ya da aliyor veya aldi– diyorsunuz?

    Bunlar ilginc.. Peki, buraya kadarki sorularimin karsiligi bir tur evet ise, sozkonusu devrimin mahiyeti –cinsi, ismi– ne olacak sizce?

    Yoksa, alakasiz bir ucundan mi yakaladim?

    Cinayeti şu işledi, bu işledi şeylerini bir kenera bırakalım. Trabzon ile İstanbul arasındaki uzaklık değil bu, daha mecazi anlamda “cihangir” ile “trabzon” arasındaki o tuhaf birbirine dokunamazlığın da yıkılması oldu biraz. Bence kartel medyasının gösterdiği tepkinin altında yatan panik de biraz buradan kaynaklanıyor.

    La havle.. Bir yazida bu kadar cok seyi anlamamak da benim yeni bir rekorum olacak..

    Bunu da biraz daha acar misiniz lutfen. Yani, “Cihangir” ile “Trabzon” o tuhaf birbirine dokunamazliktan kasdiniz nedir? Marjinal ile Maconun arasindaki mesafenin kapanmis oldugunu mu soyluyorsunuz? Eger dogruysa, bunun kartel medyasina korku salmasinin nedeni ne olabilir?

    Laçiner’in korkusu, özünde bu lümpen kitlenin (açıkca bir sınıfa ait olmayan ve başı boş) güdülenme yönüdür. Yani lig tatil edilince, şiddet çok rahat bir şekilde oraya manipüle edilebilmektedir (belki de). Bu dipte, çok dipte mikro seviyede bir hareketin olabileceğine işarettir.

    Gene soru: Sizce lumpen bir sinif olmaga mi gidiyor –ya da, lumpenler bir sinifa mi giriyor; yoksa lumpenler arasindan yeni ve farkli bir sinif mi doguyor?

    Dediğim gibi itibar edilmeyecek kadar zayıf argümanlar olabilirler de ama yine de “şiddetin” kimin elinde olduğu değil, kimler tarafından çok rahat bir şekilde yönlendirilebildiği de ilginç bir konu.

    Tabii ki ilginc. Bu, efkar-i umumiyeyi kimin kontrol ettigi kadar –hatta belki de daha fazla– ilginc bir konudur.

    Ve, anladigim kadariyla, bunun el degistirdigini soyluyorsunuz. Neredeydi ve nereye gidiyor analizinizi –cidden ve samimi olarak– okumak isterim.

    Türkiye’de aydının hiç bir zaman hesaplaşmak istemediği konudur bu, çünkü aslında o kadar zayıftır ki düşünsel açıdan, her zaman dipten dibe “şiddeti” olumlar. Sağda veya solda, iktidar isteyen herhangi biri için bu kaçınılmazdır da, Fransız’ların 30′larda yaşadığı da budur.

    Valla.. bu konuda yazabildiginiz kadar (ve okunabilir oldugu kadar) ne yazarsaniz lutfen yazin. Okumak ve bilgilenmek istiyorum. [Mumkunse bana kitap ismi vermeyin, cunku boyumdan buyuk bir liste halen onumde duruyor. ben once sizin kelimelerinizden okumak isterim; eger lutfedip yazarsaniz.]

    Dediğim gibi mobilitenin yarattığı korku büyük düşünen aydınları, savunmaya geçirebilir.

    Mumkundur ama kime karsi?

    Lumpen dedigimiz sey bir blok mu ki karsisinda savunmaya gecilebilsin?

    Yoksa, bir blok olmaga mi basladi. Basladiysa adi nedir?

    Milliyetçiliğin “faşizmle” ya da “direk ırkçılıkla” ilişkisi öyle gizli kapaklı bir ilişki de değildir. Ayrıca meşrudur da.

    Katiliyorum. Ve, merak ediyorum: Irkciliktan ve fasizmden tamamen ari bir ideoloji var midir?

    PS: www.hzhubble.com adresine OpenDNS uzerinden erismek nedense mumkun degil. Erisemedim. Blogspot adresinize erisebildim ama o da hayli eski gibi.

  36. hzhubble - 31 Oca 2007 - 2:07 am

    Deli Dumrul Bilinci, Bilgin Saydam. Bize çok özgü bir çok “hallenmeyi” incelemek açısından ilginç ve bir de “Kötü Çocuk Türk” (Nurdan Gülbilek, Metis.)

    Konuyu çok açacağız ama Türk Modernleşmesi (Fethi Bey, kazanımlar diyerek beni düzeltecektir) “aidiyet” projesidir. Bu yüzden de aidiyetin temelinde yer alan şey Batı gibi “toplum sözleşmesi”ne taraf (devlet-birey) olmaktan geçmez, zaten Batı’da da bu o kadar kolay olmamıştır, onu geçelim. Bunlar bizden önceki kuşakların halletmesi gereken sorunlardı, tarih ilerliyor ama görülüyor ki “refleksler” ile “kazanımlar” arasındaki motor kuvvetler hep aynı kasları çalıştırıyor, çene ve kol.

  37. Tansel Güçlü - 31 Oca 2007 - 2:30 am

    Afşar bey;

    Katıksız bir komünist olduğum doğrudur ama Stalin ile zerre alakam yoktur. Kürt sorunu hakkında kelam eylerken bizim o herşeye kadir “devlet”imizi oralarda yediği naneleri de bi inceleyin isterseniz.

    Yazdıklarınız sizin açık şekilde faşist olduğunuzu ortaya seriyor. Evet sert oldu ama maalesef herşey ortada…

  38. Afşar ÇELİK - 31 Oca 2007 - 2:36 am

    Milliyetçiliğin faşizmle veya ırkçılıkla iişkisi gizli kapaklı değil mi?

    “Irkçılık” nedir? Türkiye’de “üstün Türk ırkı” gibi bir söylem var mıdır? Yoksa bunları batının talim-terbiyesiyle ezberden savurmak vicdana ve terbiyeye sığıyor mu?

    Türkiye’de bilhassa Alman ırkçılığına benzer tek bir ifadeyi aktaramayanlar sürekli şekilde “Eh bu zaten bilinmektedir!” demektedirler.
    Acaba öyle midir?

    Ama zatenhakikatinortaya konması değildir önemli olan..

    Amaç milletine bağlılığını ortaya koyanların etiketlenmesi ve susturulabilmesidir ki milliyetçiliğe yöneltilmiş bu saldırgan ve ayrımcı tavrın bu özellikleri bu tavrın faşizan olduğunu ortaya kor.

    Nasıl bu kadar fütursuzca “hakaret” edebiliyorsunuz çok merak ediyorum?

  39. delidumrul - 31 Oca 2007 - 4:59 am

    Sen simdi sahiden komunis misin kardes? niyeki?

  40. Muzmin Anonim - 31 Oca 2007 - 5:31 am

    Delidumrul bey,

    Sen simdi sahiden komunis misin kardes? niyeki?

    Hay Allah.. isteyenin istedigi takimi tutmak ozgurlugu de mi yok artik bu memlekette?
    :)

  41. delidumrul - 31 Oca 2007 - 7:26 am

    efendi… efendii… adama komunis olamassınmı dedim ki özgürlük defterini açıyorsun?? İsteyenin istediği soruyu sorma özgürlüğü yok mu artık memlekette asıl ben sana sorayım? Hayret bişey.

  42. Maydonoz - 31 Oca 2007 - 9:29 am

    Tansel Güçlü, peki TİKKOcumusun? günün birinde Tokat kırsalında gerilla harbiyle adini duyarsak sasirmayalim diye sordum. 1 Mayista burjuva dükkanlarının camınıda kırarsın sen. komunistler moskovaya diyecektim ama vazgeçtim,sor bakalim neden.

  43. hzhubble - 31 Oca 2007 - 10:29 am

    Tansel Güçlü Bey,

    “Irkçılık” nedir? Türkiye’de “üstün Türk ırkı” gibi bir söylem var mıdır? Yoksa bunları batının talim-terbiyesiyle ezberden savurmak vicdana ve terbiyeye sığıyor mu? diye sormuşsunuz.

    Siz hiç Nazi Propaganda arşivlerine göz attınız mı? Atmadıysanız, benzerlikler sizi hala şaşırtabilir. İrrasyonel olan öyle Batı Doğu farketmeden, kendi yolunu bulur merak etmeyin siz, zira bulmuştur da.

  44. hzhubble - 31 Oca 2007 - 10:39 am

    muzminanonim,

    Aslında uzun bir cevap vermem gerekir biliyorum, çok soru var ama yine de zayıf argümanlarla fikir belirttiğim için kendime kızdığımı söylemem gerekiyor. Bunları telafi edeceğim, en kısa zamanda.

    Devrim-karşı devrim değil, sadece bu kadar fazla şiddet vaadi ve imkanı sadece bu tür toplumsal kalkışmalarda olur, olabilir. Arkasındaki güce bakmak kafidir, kimin söylem alanı güçleniyor diye.

    Mobilite konusu aslında tuhaftır, hareket imkanları artan Hızca Yavaş Sınıf/lar [(s)lower classes diyor Virilio] ne yaparlar, ne yapmaya doğru giderler bakmak gerek biraz. İstanbul gibi bir kentin merkezi ile çevresi arasındaki uzaklık bir anda böyle bir cinayetle karşı karşıya gelmiştir. Alttan alta “Trabzon zaten barbardır” hissiyatını okumak o kadar da zor değil, ne dersiniz? Tıpkı Batılıların bize barbar demesi gibi, bir zümre de bir noktadan sonra topyekün diğerlerini “barbar”lıkla itham edebilir…

    PS:Tabutta Röveşeta isimli filmi hatırlatıyorum sadece.
    PSII: hzhubble.com arada gidip geliyor, hosting firmasından kaynaklanan bir sorun.

  45. Tansel Güçlü - 31 Oca 2007 - 1:54 pm

    Siz şiddeti silahtan ibaret zannediyorsunuz. Ama şiddet sistemin her allahın günü beynimize çaktıklarıdır da aynı zamanda. “Milli Eğitim” şiddetdir, beynimiz tokatlanıyor her gün. Metalaşma veya meta fetişizmi artık duygularımıza kadar sarkmış durumda. Bu da bir şiddettir. Savaşlar ve yıkımsa, o da kapitalizme içkindir. Ayrıca sınıf savaşının kendisi zaten şiddettir. Şiddet kapitalizmin doğasında var beyler. Bunlara isyan edenler mi terörist, savunanlar mı? Buradan silahı benimsediğim ortaya çıkmaz tabii ki. Ama biz de silahsız da olsa entelektüel anlamda faaliyetlerde bulunuyoruz. Eğer bu faaliyetler bir gün sistem tarafından tehlike boyutuna gelirse bize şiddet uygulanacaktır. Biz de kendimizi savunduğumuz vakit terörist mi olacağız.

    Kürt sorununda Afşar bey kendisini açıkça ortaya koyuyor zaten (ayrıca PKK marksist değildir). Buralarda fazla yazamıyoruz ama orada bir halkın çektiği var. Yüce devletimizin yediği naneler var. Eğer oralarda birileri silahlı bir kalkış gerçekleştiriyorsa orada toplumsal bir rahatsızlık var demektir. Afşar bey bu konuda hemen o yüce devlet-i aliyesinin yanına geçiyor. Bu toplumsal rakatsızlık PKK’dan bağımsız ele alınmalıdır. PKK bunun sadece bir sonucudur.

    Örneğin Subkomandande Marcos’un Meksika’daki direnişi bir terör müdür? Direnecek tabi… Yoksulluğa da açlığa da karşı çıkacak, kimsesizlerin itilmişlerin yanında olmaya devam edecek.

    Şimdi tekrar ediyorum: Farkında olun veya olmayın Afşar bey. Siz bir faşistsiniz.

  46. nazım - 31 Oca 2007 - 2:28 pm

    maydonoz afşar kaç nikle yazıyon len?

  47. Maydonoz - 31 Oca 2007 - 3:35 pm

    Ne Afşarı Stalin aşığı nazım, Tikkocu katiller diyince bozuldunmu.

  48. Maydonoz - 31 Oca 2007 - 3:44 pm

    Bak bak bak, Tansel nelerde diyor:

    “Ayrıca sınıf savaşının kendisi zaten şiddettir. Şiddet kapitalizmin doğasında var beyler. Bunlara isyan edenler mi terörist, savunanlar mı? Buradan silahı benimsediğim ortaya çıkmaz tabii ki. Ama biz de silahsız da olsa entelektüel anlamda faaliyetlerde bulunuyoruz. Eğer bu faaliyetler bir gün sistem tarafından tehlike boyutuna gelirse bize şiddet uygulanacaktır. Biz de kendimizi savunduğumuz vakit terörist mi olacağız.”

    Sen yeraltından komünist faaliyet yürüt, enseleneceğini anlayıncada kendimi savunursam teröristmi olacağım de. Kafadan kapitalizm diyebirşey uydurmuş güya onunla savaşacakmış,savaşırsa terörismi olacakmış. bunları polis niye toparlayıp götürmez hayret.Komünistler yuvalanmış heryere alenen potansiyel tröristyetiştiriyorlar,damarlarına basılınca sağa sola faşistdiyorlar.Ünüversitelerde sürüyle böyle tip.Bir tarafta ülkücüler yetmezgibi bu devrimci komunistler başımıza bela oldu.Hadi oradan, yürüyün başkasının mülkünü elinden alın, naş.

  49. nazım - 31 Oca 2007 - 4:10 pm

    maydonoz afşar yemezler hadi naş

  50. Muzmin Anonim - 31 Oca 2007 - 4:53 pm

    Serkan bey,

    Aslında uzun bir cevap vermem gerekir biliyorum, çok soru var ama yine de zayıf argümanlarla fikir belirttiğim için kendime kızdığımı söylemem gerekiyor. Bunları telafi edeceğim, en kısa zamanda.

    Estagfurullah. Ama, yazarsaniz bir sekilde haberim olsa cok iyi olur. Daha once de dedigim gibi; okunmaga cidden degecek gibi gorunuyorlar. Ama, (lutfen) cok asiri compress etmeden yazmazsaniz cok iyi olur; ben de anlayabileyim isterim.

    Devrim-karşı devrim değil, sadece bu kadar fazla şiddet vaadi ve imkanı sadece bu tür toplumsal kalkışmalarda olur, olabilir. Arkasındaki güce bakmak kafidir, kimin söylem alanı güçleniyor diye.

    Ben de buna, arkasindaki guce bakmak istiyorum. ‘Arkasindaki guc’ deyince klasik komplo lakirdilari ediyor da degilim: Sozkonusu kalkismaya imkan taniyan sosyal basinc birikiminin (kaynaklarini degil, kaynaklar her zaman mevcut olabilir) fiilen var oldugu noktayi(/lari) gorebilmek istiyorum. baska bir deyisle, evet, boyle bir seyin varligindan bahsedebilecegimizi (endiseyle) ben de soyleyebilirim; ama lokalitesinin adini henuz koyabilmis degilim.

    Mobilite konusu aslında tuhaftır, hareket imkanları artan Hızca Yavaş Sınıf/lar [(s)lower classes diyor Virilio] ne yaparlar, ne yapmaya doğru giderler bakmak gerek biraz. İstanbul gibi bir kentin merkezi ile çevresi arasındaki uzaklık bir anda böyle bir cinayetle karşı karşıya gelmiştir. Alttan alta “Trabzon zaten barbardır” hissiyatını okumak o kadar da zor değil, ne dersiniz? Tıpkı Batılıların bize barbar demesi gibi, bir zümre de bir noktadan sonra topyekün diğerlerini “barbar”lıkla itham edebilir…

    ilginc. 28 Subat oncesi –bence– var olan, ya da rasat edebildigimi sandigim, merkez-cevre cekismesinin o zamanlar merkez tarafindan bilindiig sekilde bastirilmasi (yine o zamanlar siddet icermeyen bu cekismenin) simdi siddete tahvil oluyor oldugunu mu soyluyorsunuz?

    PS:Tabutta Röveşeta isimli filmi hatırlatıyorum sadece.

    Tesaduf bu filmi seyretmistim. Moral bozucu bir tonu vardi. Yani, iyi oynanmisti ama hem (Istanbul’un gobeginde apayri bir lumpen ve hayattan bezgin dunyanin varligini sergiledigi icin) pek ‘hos degil’ seylere isaret ediyordu, hem de tevekkul iceriyor gibiydi.

    Filmin baglantisini simdiki mevzu ile pek de kuramadim demek istiyorum.

    PSII: hzhubble.com arada gidip geliyor, hosting firmasından kaynaklanan bir sorun.

    Bluehost.com’u dikkate alsaniz.. bedava degil (su andaki host’un ne olduguna bakmadim) ama fena sayilmaz. En azindan kaybolup durmuyor.

  51. Muzmin Anonim - 31 Oca 2007 - 5:09 pm

    Tansel bey,

    Siz şiddeti silahtan ibaret zannediyorsunuz. Ama şiddet sistemin her allahın günü beynimize çaktıklarıdır da aynı zamanda. “Milli Eğitim” şiddetdir, beynimiz tokatlanıyor her gün. Metalaşma veya meta fetişizmi artık duygularımıza kadar sarkmış durumda. Bu da bir şiddettir.

    ‘Siddet’i bu denli soyutlarsaniz, hayatimizin onemli bir kismi (hic bir kurumsal baglantimiz olmasa da) ’siddet’e maruzdur diyebiliriz. Diyebniliriz ve ’siddet’i de boylece normalize etmis oluruz. Buna ne sizin ne de benim itirazim olacagini saniyorum; fakat kavram kargasasi yaratir.

    Savaşlar ve yıkımsa, o da kapitalizme içkindir. Ayrıca sınıf savaşının kendisi zaten şiddettir. Şiddet kapitalizmin doğasında var beyler.

    Sirf soylemis olmak icin soyluyorum: Siddet, kapitalizmin esamesi okunmadigi donemlerde de vardi. Hatta daha da oteye giderek, ortada hic bir -izm yokken dahi siddet vardi. Yani, fahiselik kadar kidemli bir gecmisi var siddetin. Herhangi bir -izm’i bununla itham etmek dogru degil bence.

    Bunlara isyan edenler mi terörist, savunanlar mı? Buradan silahı benimsediğim ortaya çıkmaz tabii ki. Ama biz de silahsız da olsa entelektüel anlamda faaliyetlerde bulunuyoruz. Eğer bu faaliyetler bir gün sistem tarafından tehlike boyutuna gelirse bize şiddet uygulanacaktır. Biz de kendimizi savunduğumuz vakit terörist mi olacağız.

    Evet. Bu varit bir endisedir. Soyut da olsa somut da olsa varittir. Ve, katilacaginiza emin oldugum uzere, sadece bizdeki ’sistem’ degildir bu ihtimali yaratacak olan. Dunyanin her yerinde, herhangi bir yerindeki, herhangi bir aydinin (ozellikle de) muhalif olmagi sececek (oyle bir pozisyona dusecek) olan herhangi bir aydinin (bireyin) kaderinde bu vardir.

    Terorist olup olmayacaklarinin cevabi da tabii ki subjektiftir.

    Kürt sorununda Afşar bey kendisini açıkça ortaya koyuyor zaten (ayrıca PKK marksist değildir).

    OK. Ama, sinif hareketi midir yoksa ‘ulusalci’ bir hareket midir? Bu sorunun cevabi benim icin hep cok onemli olmustur.

    Buralarda fazla yazamıyoruz ama orada bir halkın çektiği var. Yüce devletimizin yediği naneler var. Eğer oralarda birileri silahlı bir kalkış gerçekleştiriyorsa orada toplumsal bir rahatsızlık var demektir.

    Toplumsal rahatsizliklar her yerde her an olabilir. Aslolan, bence, o kalkismalarin mahiyetinin adini dogru koymaktir. Yanlis anlamalar yanlis isim koymalara, yanlis isim koymalar da problemi cozumsuz hale getirebiliyorlar.

    Afşar bey bu konuda hemen o yüce devlet-i aliyesinin yanına geçiyor. Bu toplumsal rakatsızlık PKK’dan bağımsız ele alınmalıdır. PKK bunun sadece bir sonucudur.

    Devletin yaninda yer almak o kadar da kotu bir sey degil bence. Yeter ki, problemi (rahatsizliklarin kaynagini) dogru teshis edip cozmek icin kafa yormus da olalim. Ben, nacizane, PKK’yi hep yanlis degerlendirdigimizi dusunuyorum. Dolayisi ile, de cozum konusunda cok da isabetli olamadik. [ve, bu konuda cok fazla sey yazamayanlar arasinda oldugumu da eklemeliyim. cok fazla bildiigmden degil tabii. ama azicik da olsa bu konuda kanaat serdetmek cok kolay degil. cok ve cok farkli fincanci tasiyici birimi var ortalikta]

    Örneğin Subkomandande Marcos’un Meksika’daki direnişi bir terör müdür? Direnecek tabi… Yoksulluğa da açlığa da karşı çıkacak, kimsesizlerin itilmişlerin yanında olmaya devam edecek.

    Dogru.

    Şimdi tekrar ediyorum: Farkında olun veya olmayın Afşar bey. Siz bir faşistsiniz.

    Bu kelimeyi kisilere, ya da somut varliklara krsi kullanmamagi teklif etmek istiyorum. Teknik olarak ne anlama gelirse gelsin, bu kelime –tabiri maruz gorun– zaman icinde ‘yalama oldu’ ve artik bir hakaret anlamina geliyor.

    Hakaret anlamina gelen kelimeler de seviyeli tartismalari cok fazla zora sokuyor malesef.

  52. Afşar ÇELİK - 31 Oca 2007 - 9:09 pm

    Tansel Bey,

    İnsanları etiketlemekte ne kadar rahatsınız? Maşallah!

    PKK açıkça Kürt ırkçılığıyla marksizmi bir arada tutup bizim bir arada bulunmamızı sağlayan ama kusurları da pek çok bulunan bir mutabakata( devlete) silahçekiyor, hadi ” Amaaanvurulanlar faşist devletin adamları bana ne?!” dediniz diyelim o üstün hümanizminizle, adamalr sadece memurları değil, sivilleri de vuruyor.

    Bunun tevili falan olmaz Tansel Bey.

    Şiddetin kullanılma yeri ve ölçüsü bellidir: Meşru müdafaa!

    Şimdi kendinize sorun bakalım: Sizi korumak için yemin etmiş görevlilere sözüm ona hakaramak adına ateş edenleri gördüğünüz zaman hangi tarafı tutarsınız?

    PKK Kürt’lerin avukatı mıdır? Kaldı ki bir haksızlık yapılıyorsa bunun tek yolu silah kullanmak mıdır? Silah kullanmak raddesine ne zaman gelinir? Türkiye Cumhuriyeti oradaki insanları açıkça yok etmeğe kalktığında. Şimdi siz böyle olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    Şiddetti o kadar soyutladınız ki gerçekten.. Şimdi aynı bakış açısından sovyet tecrübesini ( ki olabilecek tek sosyalizm pratiğidir) ve diperlerini eleştirirsek ne demeliyiz?

    Faşizmi kendinize göre ve aynen komünist partisinin şartlamsıyla herkese yağıştırmağa kalkıyorsunuz ki bunu kabul etmeyenlere bunu zorla yapıştırmağa kalkarken yargılaırnızn belirsizliği ve ispatlanamazlığı önünüzde duruyor ama sizin açıkça bir katliam ideolojiinin mümini olduğunuz gerçeği de iyot gibi beliriyor.

    herkesin sizin önünüzde masumiyetini ispatlamasını istiyorsunuz ama vicdanınızdaki marksist leninist katliamların lekesini buşekild etemizleyemezsiniz. Kapitalizmde şiddetin içikinliği şişkin edebiyatı cidden tavsadı başka bir ezber dener misniz?

  53. Tansel Güçlü - 31 Oca 2007 - 10:08 pm

    Olur bir ara denerim :)

  54. herackles - 01 Şub 2007 - 3:14 am

    Yirmi beş yaşlarında “katıksız komünist” olmanın dayanılmaz hafifliği mi olmalı bu?

    İlginçtir, ilginç olduğu kadar da düşündürür beni.Böylesine teknik konularda yeterli görüş açısına ulaşmak için “tarih, sosyoloji, iktisat, felsefe” alanlarında derinliğine okumalar yapmak gerekir.
    Halbuki bizim eylem adamlarımız liselerden başlıyor.
    Hatırlarım; bir genç “yoldaş” bana heyecanla anlatırken “TKP ve devrim” hayallerini, “Atatürkçülük gibi Altı Ok ilkeleri” demiş ve konuşmanın bir hayli neşeli devam etmesine sebep olmuştu.

    Bu işin “eylem” yönlü solcusu da sağcısı da ne yazık ki o yaşlarında daima kör savaşçı olarak “maşa” olacaktır, oluyor da!

    O yaşlarda okunabilecek kitap sayısı, hele ki bizim ezberci sistemin külfetlerinin üzerine, bellidir.Bir de böylesi teknik konuların bazıları “üniversite” eğitimi ya da onu algılayabilecek bilgi birikimi gerektirir.E pek nasıl olunuyor bu kadar “sert ve hızlı” solcu/sağcı olunuyor?

    -Anadan-babadan, içinde bulunulan sosyal çevreden…vb

    İşin garip tarafı ise, 40′lı yaşlarına gelen solcular “liberal” olurken yani yılların getirmesi gereken birikimle olaylar hakkında detaylı bilgiye sahip olarak daha da sert solcu olmaları beklenirken dönüyorlar(!) ve adları “yavşak(!), dönek(!)” oluyor…Oysa 25 yaşındaki gençler, o yüksek bilgi birikimleri ile doğru ile yanlışı hemencecik ayırt edebiliyorlar!!!

    Bu işte de her zaman olduğu gibi ikincil kaynaklar ve “ağabey tavsiyeleri” etkili oluyor ya, orasını pek karıştırmayalım…

    Sevgiler & Saygılar..

  55. Tansel Güçlü - 01 Şub 2007 - 1:09 pm

    Bir süre önce tartışmalarda epey sıkıştırdıklarım aksi fikirlere de sahip olsalar birleşebiliyorlarmış. Buradan da bunu öğrenmiş olduk. :)

  56. serefsiz - 01 Şub 2007 - 5:48 pm

    utanmiyomusunuz lan adami munazaralarda yenemeyince bir olup ustune cullanmaya? sizin bu yaptiginiz delikanliliga sigar mi? erkekseniz adam gibi fikirsel bazda yenin kendisini. ben de arkadasin dusuncelerine katilmiyorum ama boyle marazliklar cikarmayada gerek yok anlasildi mi? sizin bu yaptiginiz anca laga luga, adam gibi fikir uretin. hayret bisey.

  57. Maydonoz - 01 Şub 2007 - 6:02 pm

    Şerefsizmisin nesin, bilip bilmeden sallama. Ne munazarasi, sitesinde yazdıklarına baktım bi halt anlamadım. Tartışma dediği ipe sapa gelmez kominist ağızları.Ne deseler aynı teraneyi çevirmiş.Laf anlamamıştırki rakipleri boşvermişler bununla tartışmayı.

    Milletde burada edebiyat yapıyor,nasihat veriyor.Bunlar adam olmaz,sıkıyorsa tikkoyu,solcu kominis katilleri açıkca kınasın.Yemez tabi, sıkışınca, içyüzleri açık edilince başlarlar sağa sola faşist demeye.

    Şerefsiz, bize lagaluga demişsin kendin hangi fikri ürettin.Sen necisinki koministlerle birlik oluyosun.Asıl sana hayret bişey.

    Haydi, Nazımın mezarına,Moskovaya bir-iki…

  58. serefsiz - 01 Şub 2007 - 6:09 pm

    maydonoz sende benim soylediklerimi ispatliyorsun. elestiri kulturu hicbirinizde ickin degil. anca laga luga yapiyorsunuz. ama ne yazikki ulkemizde boyle bir kultur basat degil. o nedenle derdinizi anliyorum diyeyim bari…

  59. serefsiz - 01 Şub 2007 - 6:18 pm

    bir de sunu ekliyeyim, senin seviyen yetmemistir o sitede yazilanlari anlamaya. orada akademik bir seviye var cunku.

  60. Maydonoz - 01 Şub 2007 - 6:44 pm

    Aynı kafadan olduğunuz belli. İçkin miçkin ne olduğunu analamadığım bir suru entel solcu lafı.içkide içiyorsunuzdur birlikte.koministin şahiti şerefsiz olmuş, ne güsel.
    Akademik seviyeymiş,televizyonda hergün görüyoruz birsürü öküz profesör dolu.başımıza ne geliyorsa okumuş yazmış kazmalardan geliyor zaten.Yuh tikkoculara,kominist katillere.

  61. Tansel Güçlü - 01 Şub 2007 - 9:51 pm

    Maydonoz kardeşim,
    Afşar bey Pinochet’i savunan bir arkadaştır. Bunu da açıkça liberalhareket.org’da savunmuştur. Son faşizan söylemleri de beni teyid etmiştir. Ben de doğal olarak kendisine faşist olduğunu söyledim. Bu durumda benim sayfamdan bir şey anlamamanız normaldir. Ama bunun sorumlusu ben değilim…

  62. serefsiz - 01 Şub 2007 - 10:43 pm

    Helal sana Tansel.. Yuru kocum, kim tutar seni..

    (Nasil da verdi cevabinizi tak diye ama!)

  63. Maydonoz - 01 Şub 2007 - 11:07 pm

    Yav ben diyorum adana sen diyorsun ankara. Ne alakası var pinocet minocet. tikko, dhkpc,pkk, mahir,deniz,falan, fıstık silahlı devrime gelin. Şerefsiz sende ne yalakaymışsın,helal sana.duyanda bir cevap verdi sanacak.tam adına layıkmışsın yuhbe.

  64. serefsiz - 01 Şub 2007 - 11:20 pm

    Maydonoz sana birsey soyleyeyim musaadenle. Iyi dinle beni ki boyle luzumsuz maydanoz olma. Benim rumuzum hakkinda atip tutacagina bir de kendininkine bak. O bir kere MAYDANOZ diye yazilir, once yazmasini ogren.

    Ben iddia ediyorum ki Tansel Guclu Turkiye’nin en buyuk ekonomistidir. Profesor olmus basinda kose tutmus adamlari kac tane yazisiyla tus etmistir! Tabii sen okuyup da anlayamadigin icin bunu farketmemis olman cok normal. Takmissin kafana tikko tikko diye konusuyorsun. Belki bu arkadas Gramsci ekolunden? Belki Stalinci degil. Sordun da mi konusuyorsun? Ben goruslerine katilmamakla birlikte ustun zekasinin onunde sapka cikartiyorum bu arkadasin. Turkiye icin bir kazanctir. Arti degerdir.

  65. manyakadam - 01 Şub 2007 - 11:28 pm

    ha ha evet oyle.. tansel guclu turkiyenin en bi buyuk adamidir arti degerdir dahidir uludur yucedir hincaldir uluctur..

    la adamin ahsabini bozma konustugun herif daha dunku velet be. elif gorse mertek zanneder ne ozelligi varmiski? bi koysam gozunun ustune iki saat kalkamaz yerinden. yalansa yalan desin.

  66. Maydonoz - 01 Şub 2007 - 11:30 pm

    Şerefsizsin anlama kabiliyetinde kıt.ben profesörler öküzdür diyorum, bana profesörü tuş etmiş diyosun.Ben ikinizide mat ettim,devrimci katillere ne oldu diyince vereceğiniz cevap kalmayınca pinocetr,gramicis filan lafı çevirmeyin.Entel dolmasını yutmam.Halka inin,saçmalamayın.

  67. Tansel Güçlü - 02 Şub 2007 - 2:00 am

    Danışıklı dövüş ha :) İyiymiş de hocam biraz vakitleri ara vererek yazın çok belli oluyor :)))

  68. herackles - 02 Şub 2007 - 2:57 am

    Benim yazımın hemen altına;
    “Bir süre önce tartışmalarda epey sıkıştırdıklarım aksi fikirlere de sahip olsalar birleşebiliyorlarmış. Buradan da bunu öğrenmiş olduk. :)”

    diyebildiğine göre Tansel Bey, sanırım iktisat bilgisinin yanında bir de allah vergisi “sanrı” yeteneği var!

    Kendisiyle sadece 1 kez “ekonomiturk” blogunda, o da A.Cavusoglu’nun bir yazısına karsı “benzer” fikirleri savunarak bir tartışmaya dahil olduğumu hatırlıyorum ki orda da “saflarımız” aynı ve sıktı sanırım.

    Neyse; ben söyleyeceğimi söyledim zaten.

    Kalın sağlıcakla…

  69. Tansel Güçlü - 02 Şub 2007 - 4:44 am

    Heracles,
    Haklısın da hatırlarsan bir de resmi tarihle ilgili benim sayfamda tartışmıştık. Atilla hocanın mevzusunda.

    Aman hocam dikkat, bunlar hafıza kaybına işaretir. Dikkat et :)) Neyse şakası bir tarafa olur böyle unutkanlıklar. Bir hatırlatayım dedim.

    Tartışmalar sayfalardan takip edilebilir.

  70. herackles - 02 Şub 2007 - 7:37 am

    Hay alllah iyiliğinizi versin Tansel Bey!
    Demek “herackles” manasına gelen herkesi ben sanıyor, bir de “nasıl sıkıştırdım ama” diyerek bununla övünüyorsunuz.
    Yazacak olsam, buraya yazdığım gibi, orada da kullanırdım adımı.

    Lakin sıkıştırdığınız da doğru ama güldürerek tuvaletimi getirmek yoluyla; inanın sıkıştım!
    Ben bir ayak yoluna gideyim izninizle de siz de düşünüp “sanrı”larınızdan kurtulmanın yollarını araştırın…

    Hem de bu genç yaşta, bu dert… Allah yardım etsin…

  71. Maydonoz - 02 Şub 2007 - 11:46 am

    Lafı dolaştırma Tansel Tikkoya, Nazıma, kır gerillasına gel.

  72. Tansel Güçlü - 02 Şub 2007 - 2:27 pm

    Hepimize yardım etsin herakles kardeş :)) Cümlemize…

    Bir ara gelirim Maydonozcuğum :))

  73. serefsiz - 02 Şub 2007 - 10:08 pm

    Yaniti simdi gordum. Yuh diyorum. Besle kargayi oysun gozunu! Seni delikanli bilirdim Tansel Guclu. Arkadan vurdun beni! Tamam tikko mikko ayri konu ama ben senden akademik bir cikis yapmani beklerdim. Komplo teorisi olmadi.

  74. Tansel Güçlü - 04 Şub 2007 - 2:51 am

    “Dağlar bir sese kavuşmak için bize silahlanmamızı söyledi. Bir yüze sahip olmak için yüzlerimizi örtmemizi söyledi. Bir ada kavuşmak için adlarımızı unutmamızı söyledi. Bir geleceğe sahip olabilmek için geçmişimizi kurmamızı söyledi. (The Zapatistas 1998: 22)”

    Saygılar.

  75. kalemzede - 04 Şub 2007 - 3:46 am

    Laçiner’in “eksik” bıraktığı hususlara dair bir okuma önerisinde bulunmak istiyorum: Sol Hareketin Çoğu Kapitalizmin Versiyonu

  76. metin-thePoor - 04 Şub 2007 - 11:36 am

    Hay yaşayasınız Kalemzede Bey! Peki ben niye ulaşamıyorum Birikim’in iç linklerine acaba?

  77. izlenimler - 04 Şub 2007 - 2:00 pm

    Merhaba Metin bey,

    Zannedersem birikimdeki yazıların sadece bir kısmı online yayınlanıyor.

    Kalemzede Bey,

    Link için teşekkürler.

    FST

  78. metin-thePoor - 04 Şub 2007 - 2:36 pm

    Fethi Bey,

    Yok yok, biliyorum onu, ben ulaşılabilir linklere ulaşamıyorum bir türlü orada. Hatta U-topos’ta vaktiyle vermiş olduğum bir link bile kapanmış da, tesadüfen Kalemzede Bey’in verdiği aynı linke gittiğimde açıktı nasıl oluyorsa…

  79. Bulent Murtezaoglu - 04 Şub 2007 - 4:16 pm

    Metin bey, gittim utopos’a baktim. Link asagidakiyse calisiyor:

    http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=99

    (Gittim okudum da. Tam sizlik yazi, trajedi hissetmek faydali olur filan diye bitiyor. Denk geldi, ben de dun gece basimin ucunda bekleyen basilmis desteden biraz benzer bir konuda suna bakmistim. PDF’ini basmisim belli de ne zaman, niye, nereden bulup bilmiyorum, bulamadim pdfi simdi o yuzden duz linkini veriyorum. Neyse, kolay okunan bir yazi degil ama elinin altinda kutuphane olanlarin kovalayabilecegi bir suru referans var. Tabii ben bu konularin cahiliyim, bana guvenip bunu okumak lazimdir demeyin lutfen.)

  80. Tansel Güçlü - 09 Şub 2007 - 5:23 pm

    Kalemzede,

    Verdiğin linkteki söyleşi gerçekten çok güzel. Herkeze tavsiye ederim. Sosyalizmi basit bir “dağıtımcı, devletçi” gibi algılayan kişilerin ciddi ciddi okuması gereken bir yazı. Aslına bu algının tümüyle de karşısındadır sosyalizm. Başka bir toplumdur. Benim de hep söylediğim birşeyi özellikle vurgulamış Laçiner:”Reel sosyalizm hikayesi, kapitalizmin bir versiyonudur.”

  81. Mister No - 20 Eki 2007 - 2:47 am

    Fethi Bey,
    Siz bir liberal olarak sağ şiddete daha çok karşı olmalısınız, çünkü sağa yönelik bir devlet desteği var. Polisin solculara muamelesinden tutun da Hrant Dink olayına kadar bir çok vakada devletin tarafı belli. Devrimci sol şiddet devlet tarafından beslenmiyor ve desteklenmiyor, ancak sağ faşist şiddeti devlet “en azından” görmemezlikten geliyor.
    Her türlü şiddete karşı çıkmalıyız sol olsun sağ olsun ama işin içinde devlet varsa o daha vahim, değil mi?

  82. FST - 20 Eki 2007 - 10:40 am

    Siz bir liberal olarak sağ şiddete daha çok karşı olmalısınız, çünkü sağa yönelik bir devlet desteği var.

    Bundan emin değilim. Devletin üst yargısı başta olmak üzere çok kilit yerlerde şiddet de uygulayabilecek sola destek olabilecek şekilde aşırı sol yapılanma vardır. Polisin sağa meyilli olduğu genel olarak söylenebiliyor, sırf gözlemle söylersek böyle bir intiba var evet.

    Sağ veya sol ayırmadan şiddete eşit cezayı uygulayabilecek bir polis, savcı, hakim, gardiyan tipi küçük yaşlardan itibaren yetiştirilmeli, bu konular medyada şurada burada ele alımalı.

    Her türlü şiddete karşı çıkmalıyız sol olsun sağ olsun ama işin içinde devlet varsa o daha vahim, değil mi?

    Şu “ama” lafı orada hiç gitmemiş, Facebookta üye olduğum “Amanı da al git” grubuna üye değilsen olmanı tavsiye ederim.

    Bu arada işin içinde devlet varsa daha vahimdir tespitinle kadrolu bir devlet düşmanına dönüşmeye başladığını müşahade ediyorum, istersen arşiv kurcalamayı bir müddet bırak :)

  83. Muzmin Anonim - 20 Eki 2007 - 2:35 pm

    Fethi bey,

    Bu arada işin içinde devlet varsa daha vahimdir tespitinle kadrolu bir devlet düşmanına dönüşmeye başladığını müşahade ediyorum, istersen arşiv kurcalamayı bir müddet bırak :)

    Hmm… sonunda, yazdiklarinizin suuralti etkisinin nerelere varabildigini siz de gordunuz diyebilir miyim? :P

  84. FST - 20 Eki 2007 - 2:56 pm

    Müzmin Bey,

    Hmm… sonunda, yazdiklarinizin suuralti etkisinin nerelere varabildigini siz de gordunuz diyebilir miyim? :P

    Bu derecede olmasa da benim beklediğim bir etki olduğunu inkar edemem :)

    Tabii devlete düşman olmak doğru ve makul birşey değil, devlet de biziz sonuçta, bu kurumun mümkün olduğunca düzgün işlemesi için uğraşıyoruz.

    Yine de insanlara resmi olarak gösterilenin, bazı şahıslara ait doğruların devlet, millet doğrusu olarak lanse edilmesinin sorgulanması iyi şeydir, devlet düşmanı değil devlet dostu yapar bu adamı.

    Bu manada ben kendimi devletin en büyük dostu olarak görüyorum.

  85. Bulent Murtezaoglu - 20 Eki 2007 - 5:37 pm

    Hmm, Fethi bey, bilemiyorum. Bu hesaptan hanimini seven insanlara da kadin dostu dememiz gerekebilir. Yani belirli bir kadini, veya biraz daha mezhebi genis olanlar icin belirli bir tur kadini seven erkekler icin genelde hepsine dost demek dogru olur mu bilmem.

    Diger taraftan, evet, bu lakirdilari ediyoruz ama bunu devamli duyanlara dediginiz gibi ister istemez bir etkisi oluyor. Benim kucucuk bir akrabamla olan bir konusmayi vereyim:

    Ben: say bakalim satranc taslarini
    O: kale, at, fil, rezil

    Belki cocuklarin yaninda cok da konusmamak lazim.

  86. Deep Throat - 20 Eki 2007 - 8:10 pm

    Ömer Laçiner’in adının geçtiği bir yazıda kendisinin meşhuuuuur “Ören Tezleri”nden de mutlaka söz edilmelidir. Bunlar -maazallah- “Onbirinci Tez” gibi tezlerdir!

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş