Kılavuzu Karga Olanın: Üniversite Gençliğinin Hali
FST Şubat 3rd, 2007
Geçenlerde Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinde yapılan bir anketin sonuçlarından bahsetmiş ve Ertuğrul Özkök’ün konuyla ilgili yazısını ele almıştım. Bu ankete göre Galatasaray Üniversitesi öğrencileri Hürriyet ve Cumhuriyet okuyup Emin Çölaşan’ı Türkiye’nin en önemli fikir adamı olarak görüyorlardı, T-Box, Starbucks’ı seviyorlardı, hatırlarsınız. Herneyse, ben de o yazıda bazı neticelere ulaşıp yorumlar yapmıştım. İki gündür Galatasaray Üniversitesi öğrencisi olduğunu zannettiğim gençler bu yazıya yorumlar bırakmaya başladılar. Gençler, tabii olarak yaşın verdiği bir hararete sahip, biraz kızıp köpürmüşler. Tabii ben de alttan aldım, delikanlı oğlan ve kızların kalbini kırmayayım dedim ama bu defa da edebiyle çekip gitmek yerine tepeme çıkmaya kalkanlar oldu.
Yine de kızmış değilim. Türkiye’de üniversite gençliğinin durumu malum, üniversite hocalarını da zaten yakından tanıyoruz, bunların öğrencilerinden pek birşey beklememek gerekir. Hele de kılavuzları Hürriyet, Cumhuriyet, Emin Çölaşan olan GS Üniversitesi öğrencilerini pek de ciddiye almamak lazım ama kendilerini seçkin zanneden bu gençlerin yazdıklarını ibreti alem olsun diye buraya aktarıyorum. GS’den ümidi kestim, az buçuk tanıdığım Sabancı ve Boğaziçi’nden ise kısmen ümitliyim ama inşallah o dağlara da kar yağmaz.
Neyse, seçkin GS gençliğinden bana gelen, beni ve site izleyicilerini cahillik, sefillik ile itham edip beni ezeceklerini söyleyen yorumlar ve benim cevaplarım şöyle:
duygu Says:
Subat 2nd, 2007 at 11:47 eGalatasaray Üniversitesi Türkiye’nin seçkin öğrencilerinin okuduğu bir devlet üniversitesidir.Dolayısıyla burslu öğrenci bulunmamaktadır.Çok merak edenlerin ziyaretlerini de bekleriz.
izlenimler Says:
Subat 2nd, 2007 at 14:47 e
Duygu merhaba,“Galatasaray Üniversitesi Türkiye’nin seçkin öğrencilerinin okuduğu bir devlet üniversitesidir.Dolayısıyla burslu öğrenci bulunmamaktadır.Çok merak edenlerin ziyaretlerini de bekleriz.”
Seçkin olmak ne demek bilemiyorum. Devlet üniversitesi ile parasız olduğunu mu kastediyorsun, yani herkes mi burslu okuyor? Tabii bu bilgiler benim yazımdaki Hürriyet-Cumhuriyet ikilisini ve sevilen köşeyazarları konusunu açıklamada pek yeterli olmuyor.
Yine de bilgiler için teşekkürler.
FST
Anonymous Says:
Subat 2nd, 2007 at 12:56 e
Bu ulkede pek cok unıversite, kurum ve kurulus anketler duzenliyor. Bunların ıcınde GSU’nun anketinin blogunuzda bu kadar cok ses getirmesi, universite hakkında en ufak bir fikriniz bile yokken, bu kadar soylenecek sozunuzun olması seneye ankete eklenebilecek “en populer blog” kategorisinde birincilige oturmak amacını tasıyorsa, bir GSU’lu olarak benim oyum şimdiden size. Hayırlı olsun.Anonymous Says:
Subat 2nd, 2007 at 13:11 e
www.gsuik.org bir de buraya bakmayı deneyin.izlenimler Says:
Subat 2nd, 2007 at 14:58 e
Anonim GS öğrencisi arkadaşım,Şöyle demişsin,
“Bu ulkede pek cok unıversite, kurum ve kurulus anketler duzenliyor. Bunların ıcınde GSU’nun anketinin blogunuzda bu kadar cok ses getirmesi, universite hakkında en ufak bir fikriniz bile yokken, bu kadar soylenecek sozunuzun olması seneye ankete eklenebilecek “en populer blog” kategorisinde birincilige oturmak amacını tasıyorsa, bir GSU’lu olarak benim oyum şimdiden size. Hayırlı olsun.”
GSU üniversitesi anketinin ses getirme sebebi anketin ilginç sonuçları. Doğrusu arkadaşlarınızın Hürriyet ve Cumhuriyeti bu kadar beğenmesi ilgimi çekti. Hele en çok Emin Çölaşan’a puan vermeniz, T-Box, Starbucks tercih etmeniz de doğal olarak sizi konu etmeme vesile oldu.
En popüler blog kategorisinde birinciliğe oturma şansım yok, malum gençlerimiz daha ziyade popüler konulara meraklı, ama öyle bir niyetim olsa kendi halinde bir üniversitenin kafası karışık öğrencilerine ihtiyaç duyacağımı zannetmiyorum, Galatasaray futbol kulübüne sataşırım daha çok prim getirir.
Bu arada verdiğiniz link işletme kulübünün, işletmeci arkadaşlarınız da iletişimciler gibi mi bilemiyorum. Ha, unutuyordum, bakın sayemde linkinizi bir sürü adam gördü, artık işletme kulüpleri arasında zirveye oturursunuz. Şakaydı.
Benim yazdıklarıma alınmayın, yapıcı bir eleştiri gibi görün. Ne güzel burada genç öğrenciler gelip kulüplerini tanıtıyor. Eğer kalburüstü olma iddiasındaki bir üniversite öğrencilerinde yapılan anket bu sonuçları veriyorsa sizden fazla ben üzülürüm hberiniz olsun.
FST
objektif Says:
Subat 2nd, 2007 at 23:11 e
yorumları üzülerek okudum. tek temennim sizlerin üniversite öğrencisi olmamanızdır, çünkü siz üniversiteliyseniz ben kendimden utanacapım. bu kadar sığ düşünen, herşeye tek taraflı bakabilen, basit bir anket sonucuna göre koskoca bir galatasaray üniversitesine ağır ithamlarda bulunan sizlere acıyorum. bu arada izlenimler sen kendini kim sanıyorsun ki özdemir ince ve bekir coşkun ağabeylerimiz adına konuşma hakkını kendinde buluyorsun.
izlenimler umarım bu yorumu da yukarıdaki yorumlar arasına koymayı kabul edebilecek birisindir. hiç sanmıyorum ama…izlenimler Says:
Subat 2nd, 2007 at 23:38 e
Objektif,Burada yorum moderasyonu yok, endişe etme.
Bu arada bizlere acıdığın için sağol, Galatasarayın faziletini bilememişiz, genelde Beşiktaş ağırlıklıyız belki ondandır.
Ha unutmadan, Bekir ve Özdemir abilerine (aslında amcan yaşındalar ama) selam söyle, burada arada hatırlarını soruyoruz, yalnız Emin abini saymamışsın, darılmasın. Onlar adına niye konuşmayayım, çok defa burada yazıları sebebiyle konuk ettim, ahbap sayılırız. İzlenimler arşivleri biraz karıştır, Bekir Amcan ve Özdemir Dedenle ilgili çok yazı bulursun.
FST
izlenimler Says:
Subat 3rd, 2007 at 00:50 eBu arada Galatasaray üniversitesinin neresi koskocaymış, ne üretmiş, nesiyle meşhur ben işitmedim. Tek duyduğum Hürriyet ve Cumhuriyeti çok beğenip T-Box tercih ettikleri. Bunlar da büyük bir marifet sayılmaz.
Yahu üniversite gençliği bu hale mi gelmiş, vah vah, yazık.
objektif Says:
Subat 3rd, 2007 at 12:25 e
son yazılarınızı okudum da sizinle tartışmaya utanıyorum bu yüzden bu son yorumum olacaktır. utanıyorum dedim çünkü sizler gerçekten hiçbirşeyden anlamayan sığ insanlarsınız. yazdığınız cümlelerin biri bir diğerini tutmuyor. hangi düşünce sistemini benimsediğinizi bile bilmiyorsunuz. çünkü birbirinin tamamen zıttı düşünce tarzlarını tek bir cümle içinde toplamaya çalışmışsınız. hangi üniversitede okuyorsunuz ya da mezunsunuz sizler?? belli bir felsefi temeli oturmamış bir hayli boş fikirlere sahip olan sizlere üzülüyorum. Yine de sitenizde başarılar dilerim. Düzelmeniz dileğiyle…duygu Says:
Subat 3rd, 2007 at 12:29 e
Sayın Kafası karışık,
Aslında buraya bir daha yorum yapmak niyetinde değildim.Çünkü bu kadar önyargılı ve bilip bilmeden yazılan yorumların arasında yorumumun bulunmasını istemedim.Seçkin sözüyle tabi ki seçilmiş anlamını kastettim.Hatta bu kelimeyi benim yazımdan çıkardığınız anlamla laikliğin tehlikeye düşmesiyle bağdaştırmanız beni oldukça üzdü.Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkokulu okuduğu ve adını da bizzat kendisinin değiştirdiği bir liseden mezun olmanın gururunu yaşıyorum.Başka taraflara çekilebileceği için okulumun adını burada deşifre etmek istemiyorum.Bizlerin ilk amacı tabi ki Atamızın ilkelerine sahip çıkmaktır.Dolayısıyla bizler elbette Laik Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkacağız.Bundan hiçbir zaman şüpheniz olmasın.izlenimler Says:
Subat 3rd, 2007 at 13:30 e
Yahu Atatürk Selanik’teki ilk ve orta mekteplerin adını ne zaman hem de bizzat değiştirmiş. Dur bakalım, bu GS üniversiteli gençlerde cevher çok galiba, daha neler öğreneceğiz.izlenimler Says:
Subat 3rd, 2007 at 13:38 eObjektif ve Duygu,
Bu sitede yorum yapmaktan utandığınızı, burasının bayağı, aşağılık bir yer olduğunu ifade etmişsiniz. Kusura bakmayın, nereden bilelim seçilmiş GS universiteli elit, ilerici, Hürriyet okuru gencin iğrenerek de olsa teşrif edeceğini? Artık kusura bakmayın, misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş.
Ben dahil buradaki ayak takımının hangi üniversitede okuduğu ya da mezun olduğumuzu merak etmişsiniz, yorumcuların çoğunu tanımam muhtemelen bir sürü cahildir, kendi adıma konuşayım, ben orta ikiden terkim. Şu anda da bir köyde oturuyorum, az evvel güttüğüm davarları ahıra soktum, köydeki internet gayfeden yorum yazıyorum.
Ne yapalım, okuyamadıysam suç bende mi, seçilip Atatürk ile aynı liseye gidemedimse, kırovalı köyünde Askeri lise yoksa benim kabahatim ne? Oxford vaa da biz mi okumadık, binaenaleyh mevcut benzini biz içmediğimiz, Hamzakoy’da tank olmadığından üstüne çıkmadığımız gibi.
Köydeki okul öğrencilerine ilk taviyem aman ÖSS’de GS üniversitesini tercih etmeyin olacak, gidin Boğaziçinde okuyun, hem Fransızca gibi yerel bir dil yerine İngilizce gibi evrensel dil bellersiniz, benim gibi cahil olmazsınız.
FST
(Objektif) kendinize gelin Says:
Subat 3rd, 2007 at 14:04 e
İzlenimler demişsin ki: “Ne yapalım, okuyamadıysam suç bende mi, seçilip Atatürk ile aynı liseye gidemedimse, kırovalı köyünde Askeri lise yoksa benim kabahatim ne? Oxford vaa da biz mi okumadık, binaenaleyh mevcut benzini biz içmediğimiz, Hamzakoy’da tank olmadığından üstüne çıkmadığımız gibi.”
Bunları yazark gündemi ne kadar yakından takip ettiğini, objektifin söylediklerinin aksine aslında hiç de sığ olmadığını göstermeye mi çalıştın? ama komik olmuşsun. Türkiye Cumhuriyeti sadece İbrahim Tatlıses’ten, Süleyman Demirel’den ibaret değil. Ayrıca çağdaş bir insan olmak için de bazı içi boş ana haber bültenlerince magazinsel hale getirilmiş olan birkaç konudan haberdar olmak da yeterli değildir. Şu anda utanmadan “Askeri lise vardı da biz mi okumadık” diye aşağılıkça bir biçimde dalga geçmeye yeltendiğin -fakat seviyesiz ve kapasitesiz olduğundan başaramadığın ve ne senin gibilerin ne de senden farklı olanların asla başaramazsanız- ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet sayesinde o bilgisayarının başında rahatça oturmuş ulu önderin sayesinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinden birine atıp tutuyorsun. Yazıklar olsun. Sizi ufak insancıklar. Siz Boğaziçi Üniversitesi’ne, Galatasaray Üniversitesi’ne ve Türkiye CUMHURİYETİ’nin tüm üniversitelerine kurban olun. Senin tavsiyelerini dinleyecek olan şahıslar zaten değil Galatasaray Üniversitesi’ne cumhuriyetimizin hiçbir üniversitesine gelmesinler. Tavsiye edeceğin T.C. Boğaziçi Üniversitesi’nde senin gibi gerici insancıklara yer yok, ÖSS sayesinde kendine yer bulmuş olanlarınızda ezileceksiniz.
fethi bey,
o güvendiğiniz dağlara karlar çoktan yağdı ve eridi.Yenileri de global warminge rağmen yağmaya devam ediyor.boun asla gsden geri kalır değildir. oralardan da ümitli olmak beyhude bir uğraş.
İnsan ümitli olmak istiyor işte, ne yaparsın. Yoksa bilmez miyim vaziyetin ne olduğunu…
ümit burada
bu ülkenin saygın üniversitelerinin saygın hocaları hakkında bu şekilde konuşmaktan sizi men ederim. ısrarla yazıların sahiplerinin gençler olduğunu yazmışsınız, halbuki duygu ve kafam artık karışık değil rumuzlu kardeşlerimiz dışındakilerin yaş aralığı belli değildir. sürekli olarak yaştan bahsetmeniz de ayrıca ilginç. biz ne yaşlılar ne orta yaşlılar gördük genç ve cahil olarak tanımladıkları GENÇlerden çok daha cahillerdi. tıpkı sizin gibi.
siz gençlere aklınız sıra laf söylüyorsunuz ama “Galatasarayın faziletini bilememişiz, genelde Beşiktaş ağırlıklıyız belki ondandır.” demişsin, üniversitelerle ilgili bir konuyu tartışırken derbi kavgası yapmaya çalışmanız sizin zeka ve kültür seviyenizin düşüklüğü hakkında çok net bir tablo çiziyor. ben genelde yorumlarımı “saygılarımla” diyerek bitiririm ama sizlerde saygı duyulacak hiçbir şey yok.
are you knowing our HOT clup philosophy
Objektif,
Hayrola, Türk filmi mi çeviriyoruz? Reca ederim bu bahsi kapatınız Objektif. Yaş demişken, bana amca değil baba diyebilirsin.
Şairlik de var ha. Ben ne öğrenciler tanıdım, hödüktüler vezninde olmuş.
Unutmadan, saygın hocalarına da selamımı söyle, yetiştirdikleri öğrenciler sayesinde haftasonu bayağı eğlendik. Aman eğitim sisteminizi bozmayın, adam filan olmaya kalkmayın, biz kime güleceğiz sonra.
FST
“are you knowing”. ingilizceniz süper. madem bilmiyorsunuz ingilizce türkçe yazın. hem türkçe daha güzel bir dil. insan bilmediği şeylere bulaşmamalı. önce öğrenmek, öğrenmeye çabalamak lazım.
7. sıradaki yorumunla ilgili yorumum “hibrid gazetesi” başlığı altındadır. birkaç defa oku senin bilgi düzeysizliğinle anaman zor olacaktır.
İngilizce Objektif,
Bak sen… Galatasaraylıyım ama ingilizceden de çakarım demeye getiriyorsun ha. Al sana biraz ingilizce çeviri dersi:
Yes Ay em knoving. Yes yu ar rayt, Turkish is very biyitiful, human mast not mess wit tihng he dont knov. Först lörn endeavor tu learn.
Piliz rayt your comment answer of 7 number to its correct place, be a man, not a moron.
izlenimler her başlığın altında aynı moronluğu yaptığın için aynı cevabı heryere yazmakla uğraşamam. çok merak ediyorsan zahmet et orada oku. bu arada ben galatasaray üniversiteli değil yıldız teknik üniversitesi mezunuyum. bu ülkenin bir evladı olarak da ülkemin üniversiteleriyle gurur duyuyorum. fikirlerini belirtmekten aciz, ancak geyik yapabilen buna rağmen üniversite gençliğine bayağı cümlerle saldırmaktan çekinmeyen sizlerden utanç duyuyorum
Niye , bayağı seri yazıyorsun, bir orada bir burada sorunsalları betimleyiveriyorsun.
Yıldız mı? Bak şimdi bu olmadı. Yahu oradan bayağı iyi adamlarçıkar diye bilirdim, desene son bir iki kale de düşmüş.
Niye, başarısız oldukları için mi?
Ben de eskiden utanırdım, artık iyice yırtıldım, arsız herifin teki oldum, size de tavsiye ederim, pek rahat oluyor,önüne gelene laf atabiliyorsun. Özellikle de üniversite öğrencisi olmanın hakını veremediği gibi demagojiyle üste çıkmaya çalışanlara. Artık bunlara bedava avukatlık yapanlar da dahil oldu.
FST
demagoji yapan sizsiniz. benim yazdıklarımı ve kendi yazdıklarınızı tekrar okuyun. siz sadece cevap vermiş olmak için cevap veriyorsunuz.
bu ülkenin üniversiteleri oldukça başarılıdır. sizin seviyenize inmek gerekirse şöyle söyleyeyim : beğenmeyen küçük oğlunu göndermesin.
Fethi Bey,
GS’ de yakinen bilirim, Boğaziçini de.
GS’nin işi çoook önceden bitmiştir. Sabancı’yı bilmem ama Boğaziçi halen iyi olduğunu düşünüyorum.
Hürriyet ve Cumhuriyet Gazetesini okuyup en çok Emin Çölaşan’ı beğenen T-Box giyip, Starbucks’ta keyf yapan ve sizin yazınıza yukarıdaki cahil yorumları ekleyen bu gençler daha neyin eleştirildiğinin bile ayırdına varamayacak kadar kapasitesiz.
İroniden bile anlamamaları da (Bkn.GS-BJK) IQ seviyelerini gösteriyor.
Normalde bu anket sonuçlarına önce kendileri itiraz etmeli ve karşı argümanlar sunmaları beklenir. “İşte onlar hoppa, marjinal, çoğunluk farklı ” filan gibi. Ne bileyim mesela “Biz her düşünceyi takip ederiz, faşistleri değil demokrat yazarları beğeniriz. Adam gibi birşeyi giyip deneyerek alacağımıza T-Box salaklığına dalmaz, Starbucks gibi yerlerde lak lak yapacağımıza A.Simith ile Marks’ karşılaştırır, Kant’ı çözmeye çalışır, Russell’dan ilham alır, Hume’un şüpheciliğinden birşeyler kotarırız. T.Malthus’un ” Nüfus Olayı üzerine bir deneme”sini, Orwell’in “Cesur Yeni Dünya/Yeryüzü Cenneti”nı okur insanlığın geleceğine kafa sorar, kütüphane kütüphane gezeriz” demeleri beklenir.
Sizi ve buranın yorumcularını cahillikle suçlamışlar. Allah bilir sizin ciddi ciddi davar güttüğünüze de inanmışlardır.
Evet birçoğumuz cahiliz, lisans diplomasına sahip olmamız iki-üç dil bilmemiz neyi değiştirir ki?
Kendisini yetiştirmeyen birisinin diploması paçavradan ibarettir, gerçekten öğrenme gayretinde olanlar da öğrendikçe cehaletlerinden ürkerler..
Ama bu gençlerin suçu yok. Suç onları yetiştirenlerde.
50 yıl öncesinin Lise yardımcı ders kitaplarını bugün değme Üniversite Hocaları zor çözüyor.
Bu gençlerin hocaları “Ordu Göreve” pankartı altında yürüyor (Bkn.ODTÜ), varın gerisini siz düşünün..
Ne verilmiş ki ne bekliyoruz?
Haftasonu iyi güldük ama ağlanacak halimize güldük maalesef..
Allahin dingil yildiz tekniklisine kalmis galatasaraylilari savunmak. ne gunlere kaldik yarabbi..
suat bey bu sitede sizin gibi seviyeli birini görmek gerçekten beni sevindirdi. yaptığınız yoruma kesinlikle katılmıyorum ama en azından bir fikir var. teşekkür ederim.
yalnız sizin ironi olarak adlandırdığınız konu bunu yazan kişilerce bu amaçla yapılmadı. çünkü onların yazdıklarının seviyeleri ortada. bu kişilerin IQ su ironi yapmaya yetmez. siz Galatasaray Üniversitesi’nin işinin bittiğini, Boğaziçi Üniversitesi’nde hala iş olduğunu, üniversite öğrencilerinin cahil olduğunu söylemişsiniz. siz bu şekilde iddialı fikirler sunma hakkını nasıl kendinizde görüyorsunuz. nasıl bir üniversiteye işi bitmiş diyebiliyorsunuz. nasıl üniversite gençliğinin tümüne cahil diyebiliyorsunuz. TÜM üniversite gençliğine cahil demek nasıl bir cehaletin ürünüdür.
allahın dingili, yıldız teknik üniversitesi mezunu, fikirlerini doğru düzgün savunabilen bir bireye dingil demiş. sen benim ne dediğimi bile anlamamışsın. ben galatasaray üniversitesi’ni değil cahil dediğiniz tüm üniversite gençlerini sizin cahil saldırılarınızdan savunuyorum. senden dingil değil dingilcik bile olmaz.
Hay siz çok yaşayın emi, beni bu soğuk havada güldürdünüz.
Meğer GSlılar ne meraklıymış iç ve dünya meselelerine, yakından da takip ediyorlarmış. Farkları da olacak tabii; gündemi takip ederken Türkiye’nin en seçkin abilerini izliyorlar. Sırf bu yüzden bile bizim onları anlamamız mümkün değil (yani üniversiteli olmamak değil problem). Ama aklıma bir konu takıldı. Okul ne de olsa Fransız temelli, Fransa’nın dünya bakışı bildiğim kadarıyla oldukça dar. Yoksa şimdiye kadar yanlış mı düşünmüşüm??
şaziye hanım, okul fransız temelli değil. TC ve Fransa hükümetleri arasında yapılan ortak bir anlaşmayla kurulmuştur. ancak fransız temelli demek tamamiyle çok büyük bir hatadır. aman bu hataya düşmeyin.
bu arada havanın sopuk olması biyolojik olarak gülmeye engel değildir. bu yüzden “beni soğuk havada güldürdünüz” demeniz pek bir anlamsız.
ayrıca Galatasaray Üniversiteliler ve bu ülkenin tüm üniversitelerinin öğrencileri iç ve dünya meselelerine meraklıdır ve yakından taikp ederler. sizler de TC üniversiteleri öğrencilerini daha yakından takip edin. sadece magazin programlarında gördüğünüz gençliği tüm üniversite gençliği sanmayın. çoğunluk oldukarını da sanmayın. onlar azınlıklar. tıpkı sizlerin bu ülkede az olduğunuz gibi.
tavsiye ederim onları yakından takip edin. daha yakından.
Fransiz hayrani sunepe cahiller. Hafta sonu Yalcin Kucuk’u izliyordum televizyonda. GS’deki anketin sonuclarini soylediler adam deli oldu. Yaziklar olsun onlara dedi. ONLAR DA SURUYMUS dedi. Bence de surudur hepsi. T-Box’ci zuppeler. Ama bu ozenti tipleri millet bir sey zannediyordu simdiye kadar da onlara benzemeye calisiyordu. Simdi o donem de kapandi.
Dunyayi yakindan takip ederlermismis. Guleyim bari! Fransiz dunyasini desen neyse. Rousseau’yu adam zanneden cahiller kendilerini bir sey zannediyorlar. Hicbir sey bilmemekten daha tehlikeli bir sey varsa o da az sey bilmek ya da dunyanin sadece bir kismini bilmektir.
Fransiz egitimli olmanin ne demek oldugunu ogrenmek istiyorsaniz asagidaki adrese bakin:
http://muratkarun.blogspot.com
universite ogrencilerinin konuyu bence bu kadar buyutmesinin anlami yok, asil konudan sapilmis vaziyette. Belli ki Fethi bey anket sonuclarindan universite hakkinda kotu bir intiba edinmis, Sonucta bu bir anket sonucu, elbette ki universiedeki her kes bir degil (yildiz universitesinden de iyi ya da kotu adam cikabilir) uzerinize alinmaniza gerek yok, hurriyet gazetesinin en populer gazete olmasi ile gurur duyuyorsaniz ayri tabi..
ahmet bey açıklamanız için teşekkürler. hürriyet gazetesinin anket sonucundan çıkmasıyla gurur duymuyorum. asıl konudan saptırıldığımız düşüncenize de katılıyorum.
dr hayvan ‘ın yapmış olduğu saçma sapan şeyler hakkında (şey diyorum çünkü bunlara yorum diyenin alnını karışlarım) hiçbir şey söylemem. ırkçı zavallı. yalçın küçük kim ki anket sonuçları hakkında yorum yapıyor, elaleme yazıklar olsun diyor. işte o da sizlerden biri. yahudi düşmanı ırkçı bir adam hakkında konuşmam bile.
Bir gün Fikret hoca (Fikret Başkaya) ile konuşma imkanı bulduğum da laf tam üniversitelere gelmişti ki hoca “Türkiye de üniversite mi var?” demişti, ben de bön bön bakmıştım.
Kendi üniversitem de dahil olmak üzere Türkiye’de üniversite diye birşeyin olmadığını artık ilan etmek gerekiyor. Kral çıplak. Türkiye’de üniversite yok, kışla var. Yok öyle değil! Zihniyet olarak şeediyorum ben
Yukaridan asagiya baktigimda paketlenmis ve kenara konmus ADD vs GSÜ populasyonundan mütesekkil bir kitle görüyorum)
Fethi bey eve de servis yapiyorsunuzdur Allah bilir ))
Sevgili Fethi Bey;
Sitenizi devamli ziyaret etmekle beraber, yorum yazmakta pek bir tembellik gosteriyorum. Cogu kez soylenecek hersey yazilmis oluyor, bazen de yazilanlarin mukemmeligine hayran kalip, ortami basitlestirmemek istiyorum.
Bir universite ogrencisi olupta profosor agziyla bir kac deneme atisi yapan, fakat kurdugu cumlelerin icinin ne kadar bos oldugunu anlayamayan (gerci agizdan dolu dolu cikiyor, yorumlari yuksek sesle okuyun hakikaten oyle oluyor), kendini ilerici zannedip hala gerici olan, okuduklari seylerle ovunup aslinda sadece magazin kalan, hocalari tarafindan universite sinirlari icindeyken ot kadar deger verilmeyen ama bahce duvarinin ardinda ulkenin dahi gencleri olarak anildigini zanneden, oysaki bir otun neye yaradigini bilemeyecek kadar cahil (burasi biraz duygusal bir elestiri oldu galiba)olan bu suru sizin sevkinizi sarsmasin.
Yahu siz diyeceginizi dediniz. Birakin meydan artik bizim gibilere kalsin. Musteri (bizler), sizden yeni urunler bekliyor. Ki bekliyor dediysem hakikaten bekliyor! Mesela su dunyanin parasini yoneten (?) sahsin coraplarinin delikliginin, medyanin deligini germesi konusunda ne dusunuyorsunuz.
Not: Ne dusundugunuzu az bucuk biliyoruzda, sizin yorumlariniz ayri bir guzel oluyor.
Birde birsey daha var. Bu GS universitesi ogrencileri bu siteyi youtube zannettiler gibi geldi bana. Youtube’a girin, her klibin altinda inanilmaz yorumlar var. Bir goz atin, aralarinda ki benzerlik dudaklarinizi ucuklatabilir.
Ikinci birsey daha var. Daha ziyade bu Ataturkcu ve laik olduklarini iddia eden GS universitesi ogrencilere;
1) O universite de okumuyor olsaydiniz, ayni tepkileri gosterir miydiniz?
2) Tepkiniz neyedir?
3) Universiteniz ile ilgili ovucu sozlerinizin kaynagi nedir? (Ataturkcu, laik, cumhuriyetci ve cagdaslik disinda tabi
)
4) Bu siteye yapmis oldugunuz elestiriler, su zamana kadar yapmis oldugunuz siyasal, bilimsel, felsefi, toplumsal ve sosyal elestirilerinizin yuzde kacini yansitiyor?
5) Gelecekle ilgili planlariniz nelerdir? ( Icinde ataturkculuk, laiklik… gecmeyen)
6) Sizin okulunuzu sevmenize sebep olan seyler nedir? ( Yine soyluyorum!, icinde ataturkculuk, laiklik yada bunlarin zitti oldugu iddia edilen seylerin olmadigi…, ek olarak senliklerin, ozgurce kutlanilan ev partilerinin, ahlaksizligin kol gezdigi, dumanli ve alkollu konserlerin, okulun yerinin, Turkiye’de ki sayginliginin (?) olmadigi ozellikler)
7) Son olarak, okulunuzda begenmediginiz seyler nelerdir? (Belki bir umit, yurt disinda ki universitelerle karsilastirma yaparsiniz da, belki akademik olarak zaaflarini (tabi universite gibi bir yerde akademik zaaflik demek kanatsiz araclarada ucak demek gibi birsey ama!) sunarsiniz, bizlerde aynaya bakar kendimizden utaniriz.)
Ve son kez buradan vatan hainlerini bir kez daha kutluyorum (kimse uzerin alinmasin;
Universitelerde oynadiginiz oyunlar bir cok oynamis oldugunuz oyunlar gibi, sizin adiniza olumlu sonuclar uretiyor.
lan gerizekalı secedo, nerenle okudun yorumları. burda duygu hanımdan başka bir gs ünili gördünmü. gözünle oku şu yazıları. sonra gel de yorum yap.
Süper bir genelleme; “-tüm GS Üniversiteliler Fransiz yalakasi, Cumhuriyet ve Atatürk düsmanidir”.
Bakim söyle yazdigima, hümm.. Cok hos duruyor)..
29. Artik bu seviyeye izin vermeyin bence Fethi bey..
“Egitim cehaleti alir, esseklik baki kalir”
Moderasyonun musluğunu biraz kapattım, eşşeklikten kurtulamayanlar daha uygun yerlerde vakit öldürebilirler. Kendilerine tavsiye edilmişti, ben bir daha öneriyorum:
Atatürkçü Düşünce
FST
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” diye meşhur bir söz vardır. Üniversite öğrencisi veya başka bir vatandaş fikir adamı veya yazar diye E.Çölaşan okuyorsa tartışılacak bir şey yok demektir.Komedi olsun blog dolsun diyorsanız o başka.
Fransa Avrupanın Türkiye’ye ençok benzeyen ülkesiymiş diyorlar. GS Üniversitesi tartışmasında bunuda unutmamak gerekir.
Iletisim grubu hangi iletisim kaynaklarini kullanarak ve nasil bir anket sistemiyle boyle bir sonuca ulasti bilemiyorum. Galatasaraylilarin duzeyinin bu ankette ortaya cikan manzara kadar dusuk olmadigini dusunuyorum.
Ozel universiteler de birer ticari isletme olduklarindan farkli finans yontemleri kullaniyorlar. Bu anket sistemi de dolayli bir reklam uygulamasindan ibaret olsa gerek. Ya da kolla beni, kollayayim seni meselesi… Odulden onceki son bir aylik hurriyet arsivini tarayin, eminim bunu destekleyen haberler goreceksiniz.
Bu odul olaylari hep ayni amaclara matuftur. Pek ciddiye alip yorum yapmaya degmez. Tabi GS’li ogrencilerin de cikip ‘kardesim bizler Hurriyet okumuyoruz, T-box’la, Starbucks’la isimiz olmaz’, bu anket bizi yansitmiyor demesini beklerdim.
GS, karizmayi fena cizdirdi. Bilkent de yillardir parali ama hic seviyesinden taviz verdigini gormedim. Paranin gozu kor olsun !
Blue,
Ciddiye alınan birşey yok, Ertuğrul Özkök’ün bir hatırını sormuştum o kadar. Galatasaraylılar veya bir başka üniversite öğrencilerinin düzeyi ile de inan hiç ilgilenmiyorum. Açılırsa Beşiktaş Üniversitesi dikkatimi çekebilir, o ayrı.
FST
Galatasaraylılığımdan bir o meş’um maçın sonunda utanmıştım, bir de bu “üniversiteli genç”lerin* fevkalade utanç verici seviyesizlikteki mesajlarını okuduğum zaman utandım.
(*) Her iki kelimeyi de tırnak içine özellikle aldım.
blue GSÜ özel okul değil. biraz birşeyler bil de öyle konuş.
20′de dr. hayvan “T-Box’ci zuppeler.”, 34′te Blue “Tabi GS’li ogrencilerin de cikip ‘kardesim bizler Hurriyet okumuyoruz, T-box’la, Starbucks’la isimiz olmaz’, bu anket bizi yansitmiyor demesini beklerdim. ” diyor. Var bir iki tane daha bu yollu dokundurma.
Bana sanki sapla saman birbirine karışmış gibi geldi. Şimdi ben şahsen epeyce bir zamandır hürriyet okumayı kestim, kıl oluyorum yalan, çarpıtla haberlerine. En çok okunan gazetenin hürriyet çıkmasına da fecaat diyebilirim.
Anlamadığım tbox ve starbucks’ın neden gürültüye gittiği. Tbox’lar gayet akıllıca paketlenmiş, pratik, pazarlaması iyi yapılmış ve burada anladığım kadarıyla sosyetik bi imaja sahip ama aslında fiyatları da muadillerine göre genelde makul (tabii sosyete pazarı, mahmutpaşa ve başka bazı yerlerde daha ucuza bulunabilir tekstil ürünleri, ayrı) ürünler. Zenginler (GS’lıların öyle olduğu varsayılmış nedensizce) tbox almaz zaten, onların markalar başka. Starbucks ise dünyanın en iyi kahvecilerinden. Kahve seviyorsanız kuvvetle muhtemeldir ki starbucks’ı da seversiniz. Ben nadir de olsa tbox da alıyorum, ara ara starbucksa da gidiyorum. Pek zengin de sayılmam, ayın sonunu zor getiriyorum çoğunluğumuz gibi.
E nooldu şimdi.. Hangi kalıba oturtacaksınız beni…
Kurunun yanında yaşı da yakarlar değil mi? Bi prototip belirle, ver hükmü, ver gazı, ver ateşi..
Bilvesile, seviyoruz sizi Fethi Bey. İyi ki varsınız
Derya merhaba,
Öncelikle derin bir “oh be” dedim, nihayet doğru düzgün ne dediğini bilen bir muhalif ses işittim.
T-Box ve Starbucks benim pek üstünde durduğum birşey değildi, zannedersem yorumlar içinde işler epey karıştı, sonradan ben de bunları yorumlarda kullanmış olabilirim.
Aslında o yazı GS üniversitesini değil Ertuğrul Özkök’ün bakışını eleştiren bir yazıydı, bir iki alıngan arkadaşımızın gayretiyle iş çığrından çıktı, kamplaşmalar ortaya çıktı vs. Tabii hala bu anket sonuçlarını (gerçekse ve örneklemi kapsamlıysa) üniversite gençleri açısından ilginç bulduğumu belirtmeliyim.
Selamlar.
FST
fethi bey 39 numaralı yorumunulza daha önceki yorumlarınız arasında dapğlar kadar fark var. hibrid gazetesi başlıklı yazının altındaki yorumlar eğer sizden başkası da izlenimler nicknameini kullanmıyorsa 39′dan oldukça farklı. daha önce orada yorum yapan (başlarda doğru düzgün saygılı yorumlar yapılmış) muhalif arkadaşlara cevap verme nezaketini göstememiş sürekli GSÜ’ye ve diğer tüm üniversitelerdeki hocalara saldırmakla yetinmişsiniz. birden bu değişikliğin sebebini açıklayın.
Yorum,
Benim tum mesajlarim bir kisiye hitaben yazıldı, ve yer yer iğneli olsa da karşılıklı aynı üslubun benimsenmesinden ibaret. İlk yorumlarımı okursan iyi niyetimi görebilirsin ama hak edene hak ettiği şekilde cevap vermek bazen gerekebiliyor.
“Baştan doğru düzgün yorum yapan muhalif” demişsiniz, öğrenci ve hocalara saldırı demişsiniz ama bakın size yorumları hiç dokunmadan aktaracağım, bakın bakalım ben başta olumsuz bir şey söylemiş miyim. Objektif adlı arkadaşın anlamsız asabileşmesi işi büyütüyor.
Dolayısıyla, bana haksızlık ettiğinizi düşünüyorum. Birden değişim olduğu yok, sadece etki-tepki meselesi.
Selamlar.
FST
GS universitesinin özel olduğunu düşünmeme sebep T-box ve Starbucks seçimleri oldu. Devlet üniversitesi olduğuna göre teorim çürümüş oluyor. Anlayamadığım bazı şeyler var.
1.Bir devlet üniversitesi nasıl öğrencilerimin %25′ini kendi lisemden alacağım diyebilir, bu eğitimde eşitlik ilkesinin ihlali değil midir?
2.Starbuck hakikaten dünya çapında bir başarı abidesidir fakat Türkiye’de ödül verilmesinin sebebi nedir? Bizim üniversitelerimiz mesela Google’a, Apple’a filan ödül veriyorlar mı? Starbucks aldığı ödülü ne yapıyor? Çok gurur duyuyor mu?
3. T-box’un ticari başarısının sırrı donu atleti sıkıştırıp hacmini düşürmesi midir? Cem Boyner’in ticari innovasyonlarının farkındayım ama bu icat bana çok lüzumsuz geliyor. Üniversite gençliği kompres külotu neden tercih ediyor incelenmesi gereken bir vaka.
4. Starbucks’ın başarısı acaba kahvesinin farklılığında mıdır? Ben çeşitli kahvelerini denedim hiç öyle muhteşem bir lezzet alamadım… Yoksa mekanın insana kazandırdığı seçkinlik duygusu mudur? Ben (Türkiye’de) böyle olduğunu düşünüyorum. GS=özel üniversite algısı da buradan doğdu. Demek değilmiş… Hala şüphe içindeyim.
Blue bey,
Dunyanin en iyi kahvesi adiniz gibi bir kahvedir… Blue Mountain Jamaicanin o ulu daglarnda el degmemis (nasil yalan tabi ki elle topladiklarina gore el degmis oluyor) sekilde yetistirilip BArnie’s sirketince poundu $120 dolardan satilan kahvedir…
Star bucks yerini begenmeyin lumpenlerin yeridir :p
Delikanli adam Mehmet abinin kahvesinden baska hicbiryerde kahve icmez
blue bey
starbucks ve tbox marka dalında adaylar. marka dalındaki adayların hangi kıstaslara göre seçildiğini öğrendiniz mi? bunu soruyorum çünkü Google ve Apple’a neden ödül verilmiyor demişsiniz. Marka dalı için belirlenen kıstaslara Google ve Apple uymuyorlardır.
Ayrıca sizin şüphe duymanız GSÜ’nün devlet üniversitesi olmasını değiştirmez. Sonuçsuz bir tartışmaya sürüklemektesiniz ortamı. %25lik kontenjana gelince: bu Fransız hükümeti ve Türk hükümeti arasında yapılmış olan anlaşmanın bir maddesinden kaynaklanmaktadır.
Ayrıca siz Starbucks kahvelerinden beklediğiniz tadı alamamış olabilirsiniz ama bu taddan zevk alanlara saygısızlık etmeyelim lütfen.
izlenimler, siz daha önceki bir yorumunuzda “bana sen diye hitap etmeyin” demişsiniz. ama buna rağmen siz yukarıda blogunuzda yorum yapan birine “sen” diye hitap etmişsiniz.
İsimsiz bey,
izlenimler, siz daha önceki bir yorumunuzda “bana sen diye hitap etmeyin” demişsiniz. ama buna rağmen siz yukarıda blogunuzda yorum yapan birine “sen” diye hitap etmişsiniz.
Benim ikazım doğrudan “sizedir”. Diğer mesajlarda yazılanların mahiyeti, konunun gelişmesi farklıdır, bu konuda 3 önceki mesajda “yorum” isimli şahsa verdiğim cevaba bakın. Herkese tek tek açıklama yapmayacağım.
Bu arada diğer boş laflardan ibaret yorumunuzu sildim, konuyla ilişkisi olmayan anlamsız mesajlarınızı buraya artık yazmayın, kahve, gazete, üniversite üzerine diyeceğiniz varsa buyrun, onun dışındaki yazılar kimden gelirse gelsin silinecektir. Daha önce adres gösterdim, lise ve üniversite öğrencilerinin bolca bulunduğu gençlik forumları var, oralarda istediğinizi yazabilirsiniz.
FST
Apple derken ben de ipod’u kastetmiştim. Ama asıl kastım Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı şirketlere ödül vermenin çok anlamsız olduğunu belirtmekti. Adamlar zaten milyar dolarlık cirolarla çalışan şirketler. Bu uluslararası şirketlerin markalarının Türkiye’de ödül alması bence komik.
Yani Altın Portakal’da Sean Connery’ye ödül vermeye benziyor.
GS üniversitesinin devlet üniversitesi olduğunu anladım da, bu Fransızların neden bizim eğitim sistemimize müdahale ettiğini anlayamadım. Hani tevhid-i tedrisat filan vardı. Başka hiçbir liseden transit üniversiteye geçiş yokken, GS lisesinden nasıl geçiş olabiliyor, ve bu işe YÖK ne diyor çok merak ettim.
Starbucks’da kahve içen memleket evladına lafım yok. Ben de içerim. Ama Starbuck’ın olayı mekandır bence. Kahvesi kötü demiyorum. Ama kahvesine ölüp de giden, ben bilmiyorum. Sohbet, muhabbet için iyi, seçkin bir ortam. Kahvesi o kadar şahane olsaydı, annelerimiz gün’lerini Starbuck’da yapardı. Capish?
fikirlerinizi çok net bir biçimde 46′da belirtmişsiniz. 44′teki yazdıklarınızdan daha dikkate değerler. en azından 46′dakiler yorum. capish!
Starbucks Turkiyede yillarin ezikligi ile “yasasin sonunda bizim de bi starbucksimiz oldu” dan, marka kulturu ile “ben starbucksdan baska bi yerde kahve icemem abi” den baska bi sey degil.
Iyi kalitedeki bir beyaz tshortu 20 ytl verip markasiz almak yerine, 200 ytl verip “dissel”, “tommy” olmazsa giyemeyen tiplerdir bunlar. Hassas ciltlerine alerji yapar sonra. Onca para dokulen tommy tsortun uretim yerinin Turkiye oldugunu gormek bile bi sey degistirmez.
Ayrica katiliyorum, kahvesi cok kotu.
Betul Hanim,
Hayir bir arkadas giyiyor da merak ettim 
2ytl verip 200ytl’lik tisortun taklidini giyenler hakkinda ne dusunursunuz?
Ayrica Starbucks’a gelene kadar ne guzel yerler var… Bizim kahveci mehmet abiden daha iyi kim kahve yapabilir ki??
Fatih
Paralarinin buyuk bolumunun ceplerinde kaldigini icin iyi yapiyolar diye dusunuyorum : )
Starbucks falan hikaye, yolunuz bizim tarafa ugrarsa Tim Horton’s deneyin tavsiye ederim.
Betul Hanim,
yukariya cikip deneyecegim…
Kapida problem cikarmasalar ve dunya soyle bi 50 derece daha donerek orayi bizim burasi gibi gunluk guneslik bir yer yaparsa ve bunlarin hepsinden ote “kahve” icmeye baslarsam
Tisortlerle ilgili gorusunuzu de yetkili kisilere iletecegim
Merhabalar
Yazılardan anladığım kadarıyla Fethi Bey’i takdir etmemek elde değil. GSU’lu arkadaşlar üniversite okudukları için kendilerini hemen kalbürüstüne koymuşlar. Belki de bu Cumhuriyet, Hürriyet ve Emin abiden geçmiştir. Bakarmısınız “İnsancık, sığ düşünceli” nevinden sözlere. Ne yaman çelişki ama; Cumhuriyet ve Emin Çölaşan oku at gözlüksüz kal. İmkanı varmı. Türkiye insanın azıcık gazete okuyan bir vatandaşı bilir Emin Çölaşan ve Cumhuriyet’in düşünce yapısını bilir. Ötekine tahammülü olmama üzerine kurulu bir yapı bu. (Emin abi zamanın birinde DPT’deki bir olayı Hürriyete yalakalık yapmak için sızdırınca Turgut Özal’dan tekmeyi yemiş ardından rahmetlinin Hürriyette işi kapmış ve rahmetli cumhurbaşkanının en azılı kanlısı olmuştur.) (Dipnot) Cumhuriyet’i de bilen bilir zaten. Ayrıca ben üniversite okudum. Kültürel bir altyapıya sahip olmak için üniversite okumaya gerek yok. Üniversite okuyanların bilgi deposu haline geldiğini düşünmek de yanlış olur. Ki üniversite gençliğinin birçoğu okurken zevk ve eğlenceden başka bir şey düşünmüyor. Velhasılı onurlu ve gururlu GSU’lu arkadaşlar eleştiri yaparken de sarfettiğini sığ düşüncelilik sizin takip ettiğiniz mecmualarla iliklerinize işlemiş. Ne diyim yaradan ıslah etsin sizi.
Betül,
Bu fiyatlar Türkiye’den mi? Ben 5 YTL’nin üzerinde para verdiğim tişörte acıyorum. Hem de düz, beyaz tişört demişsiniz.
Fatih bey 2 YTL’lik alıyormuş, ben de semt pazarı ve ihraç fazlası yerleri tercih ediyorum, 50 Kuruş ile 2 YTL arasında güzel mallar bulunabiliyor.
Gazeteci bey/hanım,
Katkı için teşekkürler, inşallah üniversite gençliği benimkinden daha iyi yerlere de gidip farklı görüşlerle kendilerini geliştirmeye çalışabilir. Kendilerine asla kızmıyorum, ümitliyim.
Selamlar.
FST
Fethi Bey,
Ben degil arkadasim, arkadasim!! :p
ama kimin icin aldigini tabiki soylemiyorum
Fethi bey,
20 ytl ye en kalitelisinden olsun, tommy den uzerindeki markasinin haricinde bi eksigi olmasin, fazlasi olsun diye idi..
50 kurus ile 2 ytl arasi derken ciddi misinsiz? Lutfen alis veris yaptiginiz bu yerlerin adresini alabilir miyim? : )
Azgelişmişlik bir bütündür parçalanamaz.
İlk olarak GSÜ düzenlenen ankete verilen cevaplara çok şaşmamak gerekiyor. Bu anket bir taşra üniversitesinde yapılsa idi yine saçma sapan sonuçlar ortaya çıkacaktı. Bunun için GSÜ tartışmak çok anlamlı değil ama GSÜ toplumun geneli hakkında bir fikir veriyor. Güzelim ülkemizin hali bu. Birazdan yazacaklarımızdan dolayı bizi de üniversiteye yakıştıramayacak arkadaşlar olacaktır. Ama biz de o tezgâhtan geçtik hem de üniversite’nin en anlamlı yerinin bir kaç dost görüp hasbıhal edip fikirli çaylar içebileceğiniz kantini olduğunu görecek kadar.
Farklı bir kıstas vereyim Türk medyasının amiral gemisinin kaptanı Özkök, yazarı Emin abimizi savunurken internette en çok tıklanan yazar olduğu argümanını kullanmıştı. Gazete tirajlarına bakarsanız Posta ceridesinin (kadim kelimeleri kullanmak istemiyorum ama bu angutlara sözlüğe bakmayı öğretmek lazım) Hürriyet ile birlikte güzelim memleketimizde en çok basılan gazeteler olduğunu görürsünüz. Neresinden bakarsanız bakın tablo üç aşağı beş yukarı aynı çıkacaktı.
GSÜ bir devlet üniversitesi olması ötesinde iki devlet üniversitesidir. Malumunuz olduğu üzere mezkûr üniversite Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Devleti arasında yapılan ikili anlaşmalarla kurulmuştur. Üniversiteye laf söylemeye dilim varmıyor. Üniversitede kendilerinden benim de ders aldığım kıymetli hocalar mevcut. Lakin öğrenci istidatsız olunca hoca ne yapsın.
Özellikle üniversitenin Atatürk’ün Selanik’teki İlkokulu olduğunu söyleyen arkadaş dikkatimi çekti. Kardeş sen ya hayatında hiç İnkılâp tarihi okumadın (Ya hu bu ülkenin okullarında sabah akşam Atatürk’ün hayatı anlatılır. Hiç mi hocalarını dinlemedin? Sen Atatürk’ü sevmiyor musun?) ya da Selanik’le İstanbul’u karıştırıyorsun. Meşhur Zvi’nin (kim demeyin Efendi kitabına müracaat edebilirsiniz. Kaynak sayılmaz ama en azından bir kaç isme rastlarsınız) okulu İstanbul’a Fevziye Mektepleri olarak taşınmıştır. Bu okulunun üniversitesi bilindiği gibi (benimki de laf nerden bilecek okuma yazma yeteneği olmayan cahiller) IŞIK üniversitesidir. İnanmayan IŞIK üniversitesine gidip pazarlama hocası Prof. Dr. Murat Ferman’a sorabilir. Selamımı söylersiniz sizi aydınlatır. Gelelim sizin mübarek üniversitenize. Evet, Fransız Okulu olduğu söylemiştik. Osmanlı zamanında kurulduğunu ve adının Galatasaray Sultanisi olduğunu söyleyebilirim. Şehzadelerin bazılarının bu sultanide okuduğunu da belirtelim. Yani GALATASARAY üniversitesinin Atatürk’ün Okulu olduğu büyük bir yalan. İddia eden arkadaşın en temel tarihi bilgilere sahip olmadığı için ilkokula yeniden başlatılması gerekir. Utanın ve ilkokul kitaplarından başlayarak tekrar hakkını vererek tahsile başlayın.
Gericilik meselesine gelince size yalnızca Cemil Meriç okumanızı tavsiye ederim. Tavsiye ile iktifa edecektim fakat sizin gibi güzide arkadaşlar ilim tahsilinden vakit bulamazlar. En iyisi nakledeyim:
“Canavarlarla dolu bir ormandayız. Yolumuzu hayaletler kesiyor. Tanımadığımız bir dünya bu. İthal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. Gerçek, kelimelerin arkasında kayboluyor.
Ne güzel tarif; “Gerici: Bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeye çalışan (kimse)” (Meydan – Larousse). Tarifin tek kusuru bu ucûbenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.
Murdar bir hâl’den muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
4. Murad’a, Süleyman devrine dön! Diye haykıran Koçi Bey, Reşit Paşa’ya kadar Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezelî hakikatin ışığında yazar: Kilise ve krallık. Dostoyevski maziye âşık. Dante gerici, Balzac gerici, Dostoyevski gerici!
Gerici, ilerici… Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu. (Gerici Kim?, Cemil MERİÇ, Bu Ülke S. 73)”
Yabancı dil meselesine gelince bu satırların yazarı dâhil birçok insan az çok kendini ifade edebilecek kadar birkaç yabancı lisan bilmektedir fakat kullanma lüzumu hissetmemektedir. Evvelen bir Türk olarak bu muhteşem medeniyetin bir mensubu olarak, kendileri aynı kimliği taşıdığı kimseler ile Türkçe haricinde bir lisanla konuşmayı zül addetmektedir. Ayıptır arkadaşlar burası müstemleke mi? Fransızca ve İngilizce gibi deni lisanları kullanalım.
Az buçuk pazarlama tahsilimiz (GSÜ öğrencisi arkadaşların diliyle MARKETİNG MBA) var. Yine burada seçtikleri markaların ne anlama geldikleri hakkında analizler yapabilirim. Ama lüzum yok yukarıda anlattığımız meseleleri kavrasınlar.
Ukalalık olarak değerlendirilebilir ama kişilik oluşturmak için ilk olarak bilgilenmeniz gerekir. Çevrenizdeki nesneleri, ailenizi, mensubu olduğunuz kimlikleri, toplumunuzu ve tüm insanlığı tanımanız gerek. Bu adımdan sonra değer yargıları oluşturun. Cahilsiniz ve cahilliğiniz paçalarınızdan akıyor.
Muhabbetle
Asaf Ali Bey,
Katkınız için teşekkrüler, yeni açtığınız siteyi de görüm, devamlı olmasını dilerim.
Selamlar.
FST
Ben teşekkür ederim. Umarım blog devamlı olur. Ziyaretlerinizi bekleri.
izlenimleri okurum. izlenimler okuru olmak gibi bir şey olur mu diye düşünüyorum şimdi. ne alaka yani. galatasaraydan bahsedecektim aslında. izlenimler okumakla alakası nedir yani. bilemiyorum şu anda düşünmekteyim. fakat galatasaray, izlenimlerin iki kategorisiyle epey alakalı bir kurum. bürokrasi ve siyaset deyince böyle nasıl diyeyim ışık hızının karesiyle falan aklıma geliyor galatasaray. zihnimde atom bombaları çaktırıyor sayın izlenimler okurları. örneğin sayın izlenimler okurları derken izlenimleri okuru diye bir şey oluyormuş. neyse. galatasaraylı nasıl oluyormuş? aslında bundan bahsedecektim.
mesela galatasaraylı diye bir şey var. şey işte sıfat var. benim bildiğim kadarıyla bu sıfat galatasaray lisesinden mezun olanların mülkiyetindeydi. mezun olmayanlar ama bir şekilde okumuş olanlar da bu sıfata makbuldür. ama lisede “okumuş” olmak şarttı. galatasaray lisesi, bütün mal varlığıyla sıfatlarını da üniversiteye devretmiş anlaşılan. 1924′te de mektebi sultani galatasaray lisesine devrolunmuştu. hadi 1924′te devrim vardı diyelim de devrolunmak anlaşılsın. 1992′de -galatasaray eğitim ve öğretim kurumu kanunuyla lisenin üniversite paravanına taşındığı tarihte- ne oluyor? avrupa medeniyetinden amerikan rüyasına geçiyoruz sanırım. lise de üniversite ambalajıyla ve konvoyuyla birlikte kültürel sahadan şutlanıyor diye tahmin ediyorum. sonra bush gelip üniversitenin manzarasından istifade ediyor. ne bileyim işte. manidar. 1924′te mektebi sultani liseye devrolunurken de islamcılık rüyası yerini somut olarak avrupa medeniyetine bırakıyordu. de gaulle bir yandan cezayirle savaşıyor bir yandan mezkur liseyi ziyaret ediyor. düşün ki sene 1968. manidar ki ne kadar. gerçi 1868′de mektebi sultani de askeri tıbbıyeden devrolundu. o sıralardaysa tercüme kalemi islam/osmanlı medeniyetini avrupa dillerine tercüme ediyordu. mesela darül islam yerine vatan, darül bagy -osmanlıya has terimlerden biri- yerine vatan haini, darül harb yerine medeniyet gibi karşılıklar icad olunuyordu. bir de “uygarlık” var ki hiç başlamıyorum. fuad paşam da pişkin pişkin kurdelasını kesiyordur herhalde sultanisinin. belki fatiha da okutmuştur bilemiyorum. nerden bilim yahu. efendim sonracığıma askeri tıbbıye de özel statüsü olan bir medreseden devrolundu falan. o sıralarda da ikinci mahmud yeniçeriyi hallediyordu, yerel aristokrasiyi temizliyordu ve saire. yani, tabii ki bi yanisi var bu kadar hikayenin, robert/boğaziçi-odtü-bilkent triosu kadar ve hatta daha fazla bu ülkenin kaderiyle alakalı bir kurum galatasaray. bu ülkenin siyaseten -bir medeniyetten bir rüyaya ordan yine bir medeniyete ordan yine bir rüyaya falan- çalkanışında kültürel bir tork, çırpınışındaki köpüktür. evet, eften püften görünse de; fransız ortaklığı -aslında ab ortaklığı-, özel kanunlar, mason züppeliği, seçkinlik saplantısı gibi köpükten meseleler altında suyu döven torku görürsünüz. nitekim bu tork anadolu liseleri kurulurken aynen kullanılmıştır. gerçi anadolu liseleri orjinalinden daha dandik olmuştur ama kim daha iyisini istiyordu ki. evet yani galatasaray bir devlet kurumudur. yani vakıf kurumu değil. fakat özel bir kurumdur. robert/boğaziçi, ödtü, bilkent gibi. zaten türkiyede dört beş tane özel kurum vardır genelde bir zaman aralığında. devlet veya vakıf eliyle olsun. mesela darülfünun, dtcf, mülkiye falan vardı bir zamanlar. gayet özeldirler ve devlet kurumudurlar. galatasaray; istanbulun fethinden sonra devletimizin hemen hemen bütün dönemlerinde bu dört beş özel kurumdan biri olarak seçilmiştir. hani bir seçkinlik bahsi vardı. belki o psikososyal saplantının itizal ettiği fizyolojiyi açıklayabilir -galatasarayın seçilmişliği; türkiye’nin seçimleriyle ve şartlarıyla belirlenmiş özel bir durumdur.
son anda aklıma geldi. sezai karakoç’un “medeniyetin rüyası rüyanın medeniyeti şiir” adlı bir kitabı olması da manidar be izlenimler okurları. gerçi bu kitabın adını türkiyeye ve ismet özel’in düşüncesine tercüme edersek “medeniyetin hayali hayalin medeniyeti batılaşma” gibi bir şey oluyor. bu arada bütün cümlelere büyük harfle başladığımı da hayal edin bi zahmet. latin alfabesi işte. kıl tüy. selamlar.
T-box ile ilgili olarak sizi rahatsız eden şey nedir? Gurur duyulması gereken bir TÜRK markası. Neden bu kadar dalga geçiyorsunuz?
Şimdi lütfen biri çıkıp da “sen anlamazsın” tadında komik yorumlar yapmasın. Lütfen doğru düzgün cevap verin. ucuzlaşmayın espiri yapmak için.