Merak Konusu
FST 18 Şubat 2007
Bugün pazar, biraz da hafif magazin haberlerine bakalım. Sabah gazetesinde Gülben Ergen ile Mustafa Erdoğan çiftinin bebeğinin bir ayını doldurduğunu öğrendim. Gülben Ergen şarkıcı mı, dansöz mü, artist mi öyle bir şey. Daha doğrusu hepsinden çeyrek porsiyon olduğunu tahmin ediyorum. Mustafa Erdoğan ise Anayasa profesörü değilse Yılmaz Erdoğan’ın ağabeyi olmalı. Herneyse, benim bilgim ötesine yetmez, genç (herhalde gençtir bunlar) çifti tebrik ederim. Bebeğe de Allah ömür versin. Tabii tahmin edeceğiniz üzere bu popüler kişilerin burada konu edilmesi sadece bebeklerinin ayını doldurması değil. Bakın Sabah gazetesinde ne deniyor:
Gülben Ergen ve Mustafa Erdoğan çiftinin, geçtiğimiz ay dünyaya gelen ve Atlas adını verdikleri bebeklerinin göbek bağını Anıtkabir’in yakınlarına bir yere gömdükleri ortaya çıktı. Erdoğan ve Ergen, Atlas’ın Atatürk’e benzemesi için böyle bir şey yaptıklarını söyledi. Kimseye haber vermeden Ankara’ya gidip göbek bağını gömen Ergen ve Erdoğan’ın kimden izin alarak böyle bir şey yaptığı ise merak konusu oldu.
Bu arada Atlas bebek ilk ayını da doldurdu. Bebeğin sağlıklı biçimde büyümeye devam ettiğini anlatan Anadolu Ateşi Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, “Artık eve dönmeyi iple çekiyorum” diye konuştu. Büyüyünce bebeğinin sanatçı olmasını istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Bütün programlarımızı bebeğimiz belirliyor. Ona göre yaşıyoruz. Birinci ayına girdi. Evde dinlediğimiz müzikleri bile değiştirdik. Genellikle klasik müzik dinletiyoruz. Bunun dışında benim arşivimde olan Pakistanlı sanatçılardan tutun da, türkülere kadar kaliteli müziklerin hepsi evde çalınıyor.”
Göbekbağını Anıtkabir civarına bir yere gömmüşler demek. Bu “bir yer” epey geniş bir alanı kaplıyor olmalı, Ankaralı arkadaşlar kabaca bilgi verebilirler. Bir de ben “göbek bağı gömme” ile “ölen şahsa benzeme” arasında bir ilişki olduğu hurafesini hiç duymamıştım. Hamileyken baktığı kişi filan diye duyardım ama göbekbağını benzemesi istenen kişinin mezarı civarına gömme benim için yeni bir bilgi oldu. Haberde çiftin sadece bu iş için Ankara’ya geldikleri söyleniyor. Bayağı masraf etmişler. Bir de acaba kimseye görünmeden mi bu işi yaptılar. Öyle ya, gece vakti Gülben etrafı kontrol ederken Mustafa kürekle çukur açıp göbek bağını gömmüş olmalı.
İşin teknik tarafı böyle. Yalnız haberde muhabirin “Ergen ve Erdoğan’ın kimden izin alarak böyle bir şey yaptığı ise merak konusu oldu” demesine mana veremedim. Anıtkabir çevresinde bir yere göbekbağı gömmek için izin istenmesi mi gerekiyormuş? İşitmemiştim. Sonra ”merak konusu oldu” deniyor. Bunu Sabah Gazetesi muhabirleri dışında konu eden olduğunu hiç zannetmiyorum. Ha, tabii bizim bilmediğimiz bir yasa(k) var da “Anıtkabir ve 1 km çevresine göbekbağı ve sair organların gömülmesi yasaktır, gömene 6 ay hapis cezası verilir” deniyorsa o başka elbette. O zaman ben de bu işi “merak konusu” ederdim.
“Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir” sözündeki ilim ve fen gereğince Atlas bebek muhtemelen göbek bağı Anıtkabir civarına gömüldüğü için sarı saçlı, mavi gözlü olacaktır. Yalnız dikkat etsinler, o civarda defnedilmiş başka kişiler de olabilir, göbekbağı sadece Atatürk’ten etkilenecek diye bir kaide yok. Uçak ve konaklama masrafı boşa gitmesin sonra. Bir de, zavallı çocuğa envai çeşit müzik dinletiyorlarmış, en azından sanatçı olacağına kesin gözüyle bakılabilir.
Yalnız bu durum ileride daha farklı uygulamalara da sebebiyet verebilir. Gülben Ergen gibi kamuya mal olmuş ünlü şahsiyetlerin bu eylemi yurt çağında çocuğu olmayanların, kısmeti kesilenlerin ellerine geçirdikleri çul, çaput, ip, tel ile Anıtkabir ve yakınlarına hücumuna yol açabilir. Ankara’da oturanlar, haydi bakalım, girişimci ruhunuzu görelim, memur şehrinde fazla rakibiniz de yok. İlk teklifimi bedava buradan büyük Türk girişimcisinin hizmetine sunuyorum: Cevşen tarzında küçültülmüş, boyna takılan nutukların (Güllü Nutuk?) Anıtkabir girişinde satılmasına ne dersiniz? Geçen sene 8 milyon ziyaretçi gelmiş, 1 YTL karla satılsa dahi köşeyi dönmek kaçınılmaz.
Allah Atlas bebeğe uzun ömür, ana babasına akıl fikir, Ankara’lı müteşebbise hayırlı kazançlar ihsan eylesin.
(Not: Bu haber Sabah Gazetesinin hem anasayfasında hem de 6. sayfada ciddi bir yer işgal ediyor, magazin bölümünde değil.)
Popularity: 10% [?]
- Toplum
- Yorum(18)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Gündelik yaşamın, bu kadar sekülerleşmesi ve aynı zamanda da saçma sapan hale gelmesi ve bir şaka tadında önümüze sunulması, pes doğrusu. Sabahları Habertürk’te gazete manşetlerini okuyan sayın laik hanımlardan biri, “dinci gazeteleri” özenle özetleyip, laik gazetelerden çekip aldığı haberleri “irtica, cumhuriyet vs” gibi kelimelerle süsledikten sonra, “evet şimdi de astroloji bölümünde, gündelik falınıza bakıyoruz” diyor.
Bunu her sabah izliyorum. Bu spiker hanım gerçekten ne yaptığını farkında gibi. Yıldızlardan gününü, ayını öğrenmeye evet, diğerine hayır.
Bence ilgili haber, biraz şaka, hatta postmodern ironi tarzında da ele alınabilir.
Yuce askerimiz izin verse bez de baglarlar anitkabirin sutunlarina bu gericiler.
Fethi Bey,
Absürdistan Cumburliyeti ilelebet payidar kaldıkça biz sizin bu muhteşem yazılarınızı okuma zevkinden mahrum kalmayacağız demektir. Ne güsel efenim, ne güsel!
Fethi bey,
siz aslinda benzeme olayini yanlis anlamissiniz bence. Mavi gozlu, sari sacli olsun diye degil ulkeyi kurtaracak bir kahraman olsun diye gommusler oraya. Ama sonra da sanatci olsun demisler.
Yani adamlar kendi iclerinde tutarsizlar. Yada dusunce sistemleri bizden yani normal insanlardan daha farkli calisiyor.
Yani bunlarin hepsi manyak…
Bence caput baglamak icin izin verseler ve her caputtan birkac lira makbuz alsalar super gelir olur…
Fatih Bey,
Bahsettiğiniz konu ilk anda aklımda vardı, ancak ülkeyi iyi bir sanatçının kurtaramayacağını nereden çıkarıyoruz? Mesela Bedri Baykam örneğine bakınız, sanatçı ve ülkenin gericilikten kurtuluşu için mücadele veriyor.
FST
Atlas bebekten benim de hayli yüksek beklentilerim var. Bir ara Zehra Bebek modası vardı. Şu an Zehra nerede ve ne iş yapıyor bilmiyorum ama dediğim gibi bir zamanlar doğmadan ve doğduktan bir müddet sonra hayli dillerdeydi (gazetelerin magazin sayfalarında).
Gülben Ergen ve Mustafa Erdoğan ikilisi bence iyi bir karar vermişler. Ancak buna gelinceye kadar başka tedbirler de alabilirlerdi. Örneğin Gülben hanım doğumu Selanik’te yapabilirdi.
Yine bundan sonraki süreçleri Atatürk’ün hayat grafiğini dikkate alarak düzenleyeblirler.
Ben asıl bunlara kızmıyorum. Zaten ne beklenir ki, babından. Ben adı gazeteci olan kişilerin bu tür malzemelerle sayfalarını doldurmalarına üzülüyorum.
Gülben Ergen’in Atlas bebeğine kendi şarkıları yerine klasik müzik dinletmesi çocuğun müzik zevkinin gelişmesi açısından isabet olmuş.
Göbek bağının gömülmesi adetini ben de bilmiyordum. Sünnet parçası konusunda benzer şeyler duymuştum, pilava katılması efsanesinden bahsetmiyorum, çatıya atılması filan. Hani hastanenin çatısına atılırsa doktor, adliyenin atılırsa hakim olması filan… Ama halkımızın bu tip hurafelere itibar etmediğini düşünüyorum. Yani kuşlar bırakmaz en azından…
Bu göbek bağlarını muhafaza edenler de var sanırım. Nasıl yapıyorlar, mumyalıyorlar mı bilmiyorum.
Ne adetler var yahu !
Ergen çifti “laik kesim” için bir rol modeli değil ki!Bunu Türkan Saylan yapsaydı hedefte laikler olabilirdi ama la alaka.
Aman karistirmayin Mustafalari Fethi Bey. Yilmaz Erdoganla karsirsa fazla zarar gelmez ama Turkiye de fazlaca demokrat entellektuel yok.
Bu Gulden’in kocasinin su “Anadolu Atesi” sahtekarligi beni cildirtiyor. Yillar once kardesim zamanin “tanitimkampanyasi” direktiflerine uygun olrak bu “Anatolia Fire” gosterisin Ingiliz diplmatlra gostermis. O da tipik Ingiliz sarkazm ile “sanki ben bunu daha once gormustum” demis. Bilmeyenler icin: Bu M. Erdogan soytarisinin sovu Irlanda dans grubu “Riverdance” in birtakim anadolu motifleri ile bozulmus sekli (yoksa uyarlanmismi deniyor). (anlayacaginiz Ajda’
nin “arajmanlari’ gibi bisey). Ne zamandan beri Anadoluda oglanlar kizlar ince siyah transparan coraplarla meydanlarda, harmasnlarda 100 kislik gruplar halinde “dans” ediyor? Dans ta ne dans? Bence bu deve kuslari gitsinler gobek bagini Dublin’e gomsunler. Ne dedigimi anlamayanlar bir “riverdance” gostersini u-tubelasinlar, Michel Flatley’in “Lord of the Dance” i da olur.
Hani dindar olsun diye cami bahçesine gömerlerya o hesap. Yoksa bu ünlü kişilerin mezarın yanına gömüldü diye çocuğun orada yatana benzeyeceği gibi bir hurafeye inandığını sanmıyorum. Burada Anıtkabir bir mezardan öte kutsal bir yer olarak algılanmış. Dolayısıyla da yakınlardaki başka mezarlar bebeği etkilemeyecektir.
Tabi bir de kimseye haber verilmediyse magazincilerin nasıl haberi olduğu meselesi varki, bu da tüm bu gömme olayına açıklık getirebilir.
selamlar… uzun süredir uğramıyorum; bir bakayım dedim…
:))) af buyurun bir fahişenin bebeğinin göbeğinin anıtkabirde ne işi var… dam başındasaksağan vur beline gülbeni!…
bana ne elalemin ne idüğü belirsiz çocuğunun göbeğinden…nereyegömerse gömsün, bunların sulbünden gelen, şerir bir insan olmaya adaydır…ata hayatta olsaydı bunlar budenli arsız olamazdı
baştakilerayak ayaktakiler baş oldu…. amanın doostan; bu ne vahim zaman…el meded!!!
(Nihavend hosgeldiniz)
Bu arada konuyla ilgili bir baska gelisme var:
Ali Sadi’nin Göbekbağı
Ali Sadi’nin göbek bağını Harvard’a gömdürdük
BEBEĞİ Atlas’ın göbek bağını Anıtkabir’in yakınına gömdüren Gülben Ergen’den sonra Mehmet Ali Erbil’in de, yedi aylık oğlu Ali Sadi’nin göbek bağını ABD’deki Harvard Üniversitesi’nin bahçesine gömdürdüğü ortaya çıktı. Erbil, “Gülben’i doğumundan sonra ziyaret ettiğimizde söylemişti. Gayet normal. Biz de ABD’ye giden arkadaşlarımızdan rica ederek oğlumuzun göbek bağını Harvard’ın bahçesine gömdürdük. Amacımız, Ali Sadi’nin iyi bir eğitim alması. Onun bilim adamı olmasını istiyoruz” dedi.
Bekir Bey,
Sesinizi duymaz olmustuk, eski bir isbirlikci olarak meraklandim. Volkan’ı arada görür gibi oluyorum.
Ben dans işinden anlamam ama göbek bağı ile göbek dansı arasında bir ilişki olabileceini tahmin ediyorum.
FST
Şarlatanlıkmı desem, gündeme gelmek için tezgahlanmış pislik bir oyunmu desem, ne desem bilemiyorum…
Belkide çok basit bir batıl inançtır.
Gülben Ergen gibilerden daha sağlıklı hareketler beklemek zaten gereksiz ve yersiz…
Bırakın o küçük ve mantıksız dünyalarında ünlerine ün katmak için daha nice şaklabanlıklara kalkışsınlar…
Acigi kapatmak icin alin size bir katki daha Tom Cruise (hani su Churh of Scientology catlagi varya) gayrimesru ocugunun gobekbagin yemis (nedenini bana sormayin, unlulerin hareketlerinde nedensellik aranmaz). Yani demek istedigim ha bu Gulden’in kocasi afiyetle yeyip sonra Anit_Kabir’e gitse gecerli olurmu acep Zekeriya Hocam, yada diger ulema (bilmiyorum Church of Kemalizmin ulemasi kim)?
Bekir bey,
Ben bu tip adaptasyonlara sıcak bakıyorum. Anadolu folklör motiflerinin İrlanda’lılar tarzında sergilenmesinin zararı yok kanısındayım. Zaten Karadeniz ritimleri, gayda vs. çok benziyor. Yalnız oryantali katmasalar daha iyi olacak. Oryantal bir ‘Türk dansı’ DEĞİLDİR. Shakira, Jennifer Lopez Türk mü? Onlar da kıvırıyorlar… Zaten yabancılar da oryantali folklör olarak değil, cinsel içerikli bir dans olarak kabul ediyorlar. Kıyafetler konusunda haklısınız. Daha otantik bir şeyler giyinebilirler.
Bu tip folklör yorumları normal. Fakat aslına bakarsanız hiç gerek de yok. Dünyada nerede dans yarışması varsa bakınız bizim folklör ekipleri hep birincidir. Türkler gibi danseden yok. Erzurum barı ayrıdır, Karadeniz horonu ayrı, Harman dalı bir başkadır, Adıyaman bir başka. Çayda çıra’yı izlemeye doyum olmaz, hançer barı izleyenin yüreğini hoplatır. Kafkas’ın zarif figürleri, Artvin’in figürleri… Hepsi tek başına kırk Anadolu Ateşinden daha fazla ilgi toplar. Ama bütün bu işler organizasyon ve koordinasyona bakıyor. Toplayın ekibi 100-200 kişiyi, ama iyi bilenlerden, yorumlamadan oynasınlar peş peşe. Daha çok sevilmezse namerdim. Kuralım mı abi bir ‘Traditionalists of the Dance’ grubu?
Fethi Bey,
Ben hep buralardayım aslında
Blue Bey,
Anadolu Atesi’ni de Riverdance (ve/veya Lord of The Dance) i da gordugunuzu farzederek yaziyorum.
Siz olayi bir halka danslarini uyarlama (cesitlendirme neyse) olraK karakterize etmissiniz.Ben buna karsi degilim per se. Ama burada isaret ettigim (konu bu olmadigi sadece Gulten’in kocasi oldugu icin hafifce degindiginm)nokta buradaki guzel kiizlari, oglanlara seffasf kadin coraplari giydirip, acip sacarak, ve bu konuda basarili olmus bir ornegi taklit ederek sozumona “turk floklor’nu tanitmasi” ve icerde dahi sanki millet Marstan gelmis gibi her turlu kultu etkinliginde bunlarin “BIZI TEMSIL EDEN ” diye sunulmasi. Yani gene “buyuk resim”. Muzikler, danslar, folklor, gelenekler hep birbirinden turemistir biliyorum.
Buradaki “degisimin” suniligi, motiflerin saf olmayisi, kulturel yozlasma, kimliksizlesme ve “ahlaki geleneklerden taviz vermezsek Batliya yaranamayiz” zanneden sahte kutur fabirakalari isaret ettigim.
Evet gercekten “bize ait” folkoru temsil edenler dunya birincilikleri aliyorlar. I rest my case your hounur
Turkiye’yi ilginc yapan, guzel yapan (batili, dogulu herkes icin) yozlasmamis olan, geleneksel olan yani tabiati ile Cumhuriyet oncesine ait olandir. Kimse ne Anit-Kabir’i ziyarete geliyor ne Ankara’da Bach’i (Sulunun “Iste cagdas Turkiye portersi” dedigi tablo), Gulteni, Cenan Batliyi, ne diger kulagi kupeli zibidileri, bimbolari dinlemeye. Asik Veysel, Mervlana, Yunus, ve Osmanli mimarisi icin geliyor gelen. Bu “iki kazi gudemeyen” ozentici , kotu taklitciler ancak boyle kopyeler uretir. Ve Aydin Doganlar da “bu IN, hemi de trendy” diye milletin bogazina dayar. Asik Veysel “uzun ince bir yoldayim” saheseri icin bes kurus kazanmadi ama Tarkandan bilmem kime kadar bir suru zibidi onun bu manasini anlamadigi eserinin icine ederek zengin oluyor. Yani “actirma agzimi zinhar; derunumda neler var”. 
Son olarak” Bazi klasik Bati muzik eserlerinin Pop, hatta rock versiyonlari da var. Fakat bunlar klasik Bati Muzigi’nin yerini almiyor. Klasik muzik olrak sunulmuyor. Buradaki durum farkli. . Bu soytarilar adeta “kultur elcilerimiz: ilan edimeselerdi umurumda olmazdi.
Teklifinizi destekliyorum. Hatta bana kalsa Eurovision’a bir halk ozanini gonderemezsem Ibo’yu gonderirim.