Dört Maçtan İkisi
FST 22 Şubat 2007
Bugün güzel ve ümit verici bir haberle karşılaştım. Malum, daha önceki bir yazımda halk arasındaki yaygın efsane ve inanışların asla bastırılamayacağını, hastanalerde birer Metafizik Polikliniği açıldığı ve başlarına civardaki tanınmış medyum, hoca, falcı, dede vs. atandığı takdirde devletin inanılmaz para kazanacağını üstelik de vatandaşın gizli kameraya yakalanma, Uğur Dündar tarafından taciz edilme derdi olmadan kendini okutabileceğini ve rahatlayacağını iddia etmiştim.
Konu aslında güncel, kimi ünlüler de toplumumuzda yer etmiş oğlan çocuğunun pipisinin sünnet derisini dama atma, göbek bağını Anıtkabir yahut Harvard bahçesine gömme uygulamalarını son hafta gündeme getirince geleneklerimizi yeniden hatırlamış olduk. Aslında kalecinin kalesini tavaf edip dört bir yanına üflemesi, bir medyuma ceza alanını efsunlatması, stadın orasına burasına tavuk kanadı, budu, pirzolası gömmesi gibi uygulamaları da hepimiz biliriz. Biliriz de, bazen bu uygulamalar çağdaş, ilerici “Ne Örümcek ne yosun, Ne Efsane ne füsun, Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter” düsturunu benimsemiş vatandaşlarımızın bazıları bu hurafelere isyan ediyor, günlük gazetelerdeki fallara çaktırmadan bakarken “hangi devirde yaşıyoruz” gerçeğinden sapmayarak savcılıklara bunları ihbar ediyorlar. İşte böyle bir ihbar alan savcımız da konuyu incelemiş, olaylar şöyle gelişmiş:
Ankara Başsavcılığı, Gençlerbirliği futbolcularının ve yöneticilerinin kurşun döktürmesini masum buldu ve dava açmaya gerek olmadığına karar verdi. Kararda kurşun döktürmenin “Anadolu halk inanışı olduğu” belirtildi. Ligin ikinci yarısına iyi başlamak isteyen Gençlerbirliği yöneticileri oyunculara moral olsun diye Ankara’nın ünlü çorbacılarından birinde kurşun döktürmüş, bu görüntüler televizyon kanallarında yayınlanınca bir ihbar üzerine Ankara Başsavcılığı kulüp hakkında falcılık ve üfürükçülüğe ceza öngören “Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması Yasası”ndan soruşturma başlatmıştı. Savcılığın kararında kurşun döktürmenin menfaat karşılığı ve sürekli yapılması halinde suç oluşturabileceğine de işaret edildi. Öte yandan, Gençlerbirliği’nin kurşun döktürme merasiminden sonra 4 maçtan sadece ikisini kazanabildiği görüldü.
Ankara’da çorbacıda kurşun dökülüyormuş, ilginç. Futbolcunun moral ve motivasyonunun sağlanmasındaki buluş herhalde benim kadar sizin de ilginizi çekmiştir. Eskiden kulüplerde terapist denen kişiler olur “haydi aslanım” filan diyerek oyuncuları gaza getirirlerdi. Herhalde bundan sonra yönetimler kulübede bir de hoca oturtup oyuncuların okunup üflenerek sahaya sürülmesi alternatifini ciddi olarak düşünecektir. Yalnız kurşun dökme sonrası 4 maçtan sadece ikisinin kazanılması iman zafiyetine sebebiyet verebilir, hatanın kurşunun içindeki yabancı maddelerin yüzdesinde olduğu gibi sebepler üzerinde yoğunlaşılsa iyi olur. Nitekim Malatya’da laptoplu imam Cuma vaazlarında Malatyaspor için dua ettikten sonra Malatya 5 yemiş ve cemaatin kafasında soru işaretleri oluşmuştu. Hatırlayan çıkar.
Savcı konusunda bazı ortodoks ilerici, ulusalcı dostlarımız “devrim yasasına aykırı davranmış” diyerek celallenebilirler. Bir noktada haklılar elbette, Atatürk Türkiyesinde Ankara gibi başkent olmuş bir şehrin kulübü esnaf çorbacısında kurşun döktürüyorsa devrim kanunları gereği (misal şapka giymeyen memurlara yapılması gerektiği gibi) kafalarına kurşun eritip dökülerek tecziye edilmeleri gerekmez mi? Sakın bana “peki Kars’ta Damal dağında Atatürk’ün gölgesi önünde bando mızıka ile resmi tören yapanlar, Anıtkabiri telli babaya çevirip ölmüş bir şahıstan dilekçe bırakarak yardım isteyenler, çocuğunun göbekbağını civarına gömenler ne olacak” demeyin. (Zira buna verecek cevap şimdilik aklımda yok.)
Savcının verdiği masumiyet kararı bu yönden eleştirilebilirken, benim metafizik polikliniği projem açısından ciddi bir açılıma imkan verebilir. Bu nokta kanun yapıcılar tarafından dikkate alınmalıdır. Gizli gizli nefesi kuvvetli imamlara, hocalara, ablalara, şeyhlere, medyumlara devlet bütçesi büyüklüğünde para yediren vatandaşımızı neden kayıt altına almayalım? Kumarhaneleri yasakladınız diye insanlar kumardan vaz mı geçiyorlar? Gelin bağımsız Türk yargısının bu kararını iyi değerlendirelim, psikyatri kliniklerinin hemen yanıbaşına birer Metafizik poliklinik konduralım, ülkeye ciddi hizmetimiz olsun.
Tek istediğim ülkeçapında döner sermaye içindeki metafizik poliklinik payından binde birin bana verilmesidir. Bu şekilde kısa sürede ülkenin yarısını satın alabilecek gelir elde edeceğimi zannediyorum.
Popularity: 9% [?]
- Toplum
- Yorum(10)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Ben de o Polikliniklerde iş bulabilir miyim acaba? Nefesim kuvvetlidir de:)
Elbette, yeter ki kanun çıksın. Bu arada kanun çıkana kadar biraz reklamınızı yaparsanız iyi olur, misal Medyum Memiş ile yumruklaşmak işe yarayabilir. Bir iki de körü görür hale getirebilirsiniz.
Aklima konu ile alakali bir fikra geldi…
Trabzon imam hatip’in Rize imam hatip ile maci varmis. Trabzonlu cocuklar bolgede oturan bir seyhin evine gitmisler ve “Hocam nolur dua et Hami de oynasin da sunlari yenelim” Seyh tamam demis. Oburgun mac olmus cocuklar aksam suratlari asik bir sekilde Seyhi ziyaret etmisler. Seyh sormus “ne o suratiniz Hami oynamadi mi? gol atmadi mi?”

Ccouklar cevap vermis… Hocam 2-1 yenildik…bizim golu hami atti onlarin golunu Ronaldo
Simdi olaylara tek tarafli bakmamak lazim. Sonucta belki karsi tarafinkiler daha iyi kursun dokuyor olabilirler.. Lutfen yani
Atatürk diyor ki:
“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır… zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur… Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”
xxMustafa KemalMilli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in sorusuna Mustafa Kemal’in yanıtı. Kaynak: İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeoloji, İÜ. Yayınları
Olay budur.
yuh yani, bi de “ayet” mi birakacakti!
adimi ayri yazma cok pis cizerim seni.
O zaman 7. mesajın da silinmesi gerekir hacı bey. Yoksa anlam bütünlüğü bozulur.
Manyakadam’la ben de bir kere tartışmıştım beni çöpe atmıştı. Sizi de çizermiş. (henüz çizmemiş yani) İdare edin bence.
Hacı hocam, 10. mesaja binaen sileyim mi silmeyeyim mi?
FST
Lütfen fethi bey,
yahu bu kelimelerle oynamak baya tehlikeliymiş. ölüyorum desem kimse inanmayacak. Yalancı çoban durumuna düşmüşüz de bir uyaran çıkmadı.Ben kendi adıma ders aldım yaptıklarımlarım. özür dilerim kalbini kırdıklarımdan,sert çıkışlar yaptıklarımdan.
6,8, ve 10 silinebilirse gerçekten mutlu olacağım.
eh bu yazılanı da anlamak, silinmeden önce o yorumları okuyanlara nasip olsun. O kadarcıkta seçkinci olalım.
selamlar
Fethi Beyabim, silin topunu birden de rahatlasin gariban kardesimiz. ustune fazla gitmis olmayalim.
benim ayarim yoktur, haci hoca ayirdetmem, direkman daldim, o nedenle cok afalladi. bir daha yapmayacak.