Haram Elma

FST 22 Şubat 2007

elma2.jpgÇok garip bir toplumuz. (Bilmediğiniz bir şey söylemiş olmayı isterdim ama entel bir giriş yapmak gerekiyor bazen). İki önceki yazıda millet adına iş görmek için seçilmiş, milletten toplanan vergi, ceza vs. ile maaşı ödenen milletvekilleri ile muhtelif memurların alenen ve başkanın ifadesiyle “72 milyonu” hiçe sayarak ceplerini doldurduklarını yazmıştım. Benim bunu yazmama bile gerek yok, devede kulak kalır, şöyle kafanızı kaldırıp etrafa bakın yeter. Ancak, bu eleştiri “yahu iyi şeyleri niye görmüyorsun, yaptırmıyorlar, hem solcular, muhalifler, (herneyse) daha alasını yapıyor vs.” şeklinde ayıplanabiliyor. İşte bu konuda daha önce bir memur atamasında bahsettiğim çelişkili tavrımız aklıma geldi.

Bizim kültürümüzde ufak tefek şeylerde “kul hakkı” aşırı titizlikle üstünde durulan bir unsurdur. Hatta çocuklara anlatılan dini hikayelerden birinde ”filanca alimin babası derede bir elma bulmuş tam ısırdığı sırada bunun başkasına ait olduğu aklına gelmiş ama boğazından da elma suyunun bir damlası girmiş, gitmiş elma bahçesini bulmuş, adam da onu kızıyla evlendirmiş, işte bu İmam Ebu Hanife’nin babasıymış” denir. Fıkıh kitaplarında “efendim adamın ağaçının dalı komşu bahçeye girerse” türü meseleler üzerinde ciddiyetle durulur, kul hakkı konusunda uç örnekler verilir. 

Çevreme bakıyorum, hakikaten insanlar lüzumsuz, beş para etmez meselelerde güya kul hakkına riayet ediyorlar. Ama iş leblebi çekirdek boyutunu aşıp makam, mevki, maaş, yolluk, yevmiye, ek ders, iş, güç gibi gerçek dünyaya ait konulara geldiğinde elmanın suyu boğazınıza kaçmasın hesabı yapanlar birer canavara dönüşüveriyorlar. Bir devlet dairesine eleman alınacağında ehil olanın değil ahbap olanın seçilmesi, bunun için aracılık yapılması, KİT yönetim kurullarına parti, tarikat, cemaat yandaşlarının yerleştirilmesi, TBMM başkanının, başbakanın, tüm bakanların elma, leblebiye göre çok daha büyük ebattaki “milletten alınan vergilerle oluşan bütçeden” fütursuzca harcama yapıp bunu küçük kul hakı konusunda vaaz verenlere dağıtmasında bir anormallik yok mu sizce?

Etrafımda dindar olduğunu iddia eden, bazı ibadetler açısından böyle de olan insanların mesaisinin büyük kısmı AKP il ve ilçe teşkilatlarında “bizim oğlanı devlet hastanesine aldırıverin, bizim kızın tayinini şu okula yaptırıverin,  yeğeni belediyeye katıversek vs.” türü girişimlerle geçer. Etrafımda hak etmediği halde bir yerlere (tanımadığı başka bir insanın hakkını yok edeceğini bile bile) tayin aldırmaya çalışan sürüyle memur var. Üniversitelerde asistn, öğretim üyesi alım ve atamaları da aynı mantıkla yürür. İhalelerin yandaşlara dağıtılması vs ayrı bir konu. Kaçak elektrik, su kullananlar, sahte paso yapanlar, yalan beyan ve sahte evrakla burs alan, hazine arazisi yağmalayanlar içinde bir sürü “komşunun elmasına göz dikmeyecek” adam var.

Bu konuda dinle ilişkisi olan veya olmayan insanlar konusunda bir ayrım yapılmasını ilke olarak doğru bulmuyorum.  Elbette sağcı, solcu, islamcı kesimlerde devlet ile ilişkilerde bu durum eşit derecede yaygındır. Sol eğilimli insanlar da, ülkücüler de, Aleviler de kendi aralarında kadrolaşmaya çalışırlar. Devlet rantından herkes birşeyler koparmaya çalışır. Fakat işin içine din, vaaz, edebiyat, ahlak, kul hakkı vs. girince bu işleri (mesela) Bülent Arınç gibi büyük meblağları bir AKP’li vekile resim parası olarak, TBMM çalışanlarına çift maaş olarak, Vekil danışmanlarına 2000 YTL olarak, TBMM ISO 9000 bedeli olarak, Başkanlık divanı üyelerine son model ekstra lüzumsuz araba olarak dönüştürenlere hayret ediyorum.

Acaba bu insanlar ve belki de kendim de dahil hepimiz için, başkalarının hakkına saygı sadece elma, üzüm, ağaç gölgesi gibi gülünç konularda mı geçerlidir? Bu ne biçim ahlak anlayışıdır?

Popularity: 14% [?]

6 Yorum

  1. manyakadam - 22 Şub 2007 - 4:40 pm

    Fethi Efendi,

    Agacin golgesini hesap edip sonra tir dolusu mali goturenleri iyi dersin de, bu katakulliler bir lokma konusunda bile hassas olmak gerektigine engel degildir. Binaenaleyh, deveyi hamuduyla goturen herif serefsizin en onde gideni oldugu gibi, elma, uzum, agac dali gibi konularda hassas davranan kardesimiz de katiyyen “gulunc” falan degildir.

  2. izlenimler - 22 Şub 2007 - 5:15 pm

    Manyak Bey,

    Hassas kardeşimiz malı götürmüyorsa elbette hürmete layıktır. Malum birşey olduğu için yazmadım, herkes anlayacaktır. Buradan “herkes gitsin elma, armut yağmalasın, zarar yok” manası çıkarılmasın.

    FST

  3. bliyaal - 22 Şub 2007 - 5:17 pm

    Valla Fethi bey doğru demişsiniz de, mesele, buna bir çözüm bulmak. Ben uzun tecrübelerimden sonra şu sonuca vardım: Bu memlekete bir “führer” lazım. Bütün sorunlarımızı ancak bu çözer. Şu memlekette ne zaman demokrasi tarzı veya ona yakın bir şeyler uygulanmaya kalkışıldıysa, bu memleket hep o anki durumundan daha geriye gitmiştir. Halbuki şöyle mutlak hakim bir führer gelecek, demir yumruğunu çelik gibi iradesiyle birleştirerek milletin başına gümm diye inecek, işte o zaman her şey çok güzel olacak. Bu aralar internette dolaştığımda ırkçı sitelerin arttığını görüyorum. Gerçekten sevindirici bir olay bu; memlekette doğru yoldan gidenler var.

    Yarın ehli küfür diyarı İngiltere’ye geri döneceğim. Kitapçıları gezip birkaç Hitler biyografisi bakayım diyorum. Büyük şahsiyetlerin hayatlarını okuyup feyz almak lazım. Allah’a şükür bizde de şöyle kalın bir Hitler biyografisinin ilk cildi çıkmış. Hayırlara vesile olur diyorum. Allah tez zamanda bize bir führer nasip eylesin – amin.

  4. izlenimler - 22 Şub 2007 - 5:29 pm

    Merhaba Bliyaal,

    Mao ile ilgili de kalın, tuğla gibi bir kitap çıkmış, bilgin olsun. Führer adayı olarak beni düşünürsen imaj danışmanım olarak dikkate alırım, iş teklifi diyebilirsin.

    FST

  5. Bulent Murtezaoglu - 22 Şub 2007 - 8:35 pm

    Buyurun, cit asan dal hadisesi gibi birsey bu da. Bakin STEAM diye bir yer biletin tanesi 350 Euro’dan ‘arena’ diye bir toplanti satmis, fakat bu fiyata konusturacaklarini soyledikleri RTUK baskani geldigi zaman gerekli protokol islerini yapmadiklari icin (neyse onlar) haliyle sayin baskan cok hakli olarak toplantiyi terketmis. Simdi acaba hic para iade etmezlerse bu da RTUK baskanina — hasa — bes para etmez demis olmak midir? Yoksa paralarin ne kadarini iade etmelidirler?

  6. Talha Can - 22 Şub 2007 - 9:58 pm

    Fethi Bey,
    Elma denilince aklıma geldi, Yavuz Sultan Selim’in ordusu Mısır Seferinde iken elma bahçelerinin arasından geçer. Bir müddet sonra Sultan orduya dur emri verir ve ardından bütün askerlerin üstlerinin ve bohçalarının aranmasını şayet bir tane dahi elma bulunması durumunda haberinin olmasını ister. Bir tane dahi elma bulunmaz. Binlerce kişilik ordu, elma bahçelerinden geçmiştir fakat birinin dahi eli harama uzanmamıştır. Rivayete göre de Sultan’ın elma bulunması durumunda seferi iptal edeceği söylenir. Çünkü sefer kutsaldır, görev kutsaldır. Herhalde sahip olunması gereken şuur budur. Muhabbetle…

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş