FST 19 Mart 2007
18 Mart artık ÅŸehitler günü olarak kutlanıyormuÅŸ. Beyanatları okudum, saÄŸda solda edilen laflara baktım, “acaba ben mi yanlış düşünüyorum” demekten kendimi alamadım. Mesela genelkurmay baÅŸkanının mesajında şöyle bir yer var:
(Resim: Şehzade Yusuf İzzettin cepheyi denetlerken)
“…Ölümsüz kahramanlar, sizler, yaptığınız kahramanlıklarla Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına, Atatürk ilke ve devrimlerine yönelecek her türlü tehdide karşı vereceÄŸimiz mücadelede, sarsılmaz inancımıza ve tükenmez gücümüze ilham kaynağı oldunuz. Sizlerden aldığımız güç ve ilhamla, özgürce yaÅŸadığımız vatan toprakları üzerinde demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sonsuza kadar yaÅŸatacağız.
Bir defa beyanatta belirtildiÄŸi ÅŸekliyle ortada bir “alınan ilham” varsa bunun Çanakkale’deki havayla alakası olmasa gerek. O zamanlar ne Türkiye Cumhuriyeti, hele de “laik ve sosyal bir hukuk devleti” olanı söz konusu bile deÄŸildi. “Atatürk ilke ve devrimleri” de ayrı bir muamma. Tarihimizdeki ÅŸehitler durduk yerde neden böyle bir ilham veriyor anlamak zor. Elbette bu sözler birer temennidir ama Åžehitler Günü ile iliÅŸkisini kuramadım. PaÅŸanın mesajı hazırlayan danışmanı iÅŸi kıvırayım, hem nalına hem mıhına vuralım, derken saçmalamış. Bir de “özgürce yaÅŸadığımız” deniyor, herhalde genelkurmayın bazı gazetelere tanıdığı özgürlükten bahsediliyor.
Bu Çanakkale meselesi de problemlidir. CumhurbaÅŸkanı filan mesaj yayınlıyor ama dikkat ederseniz yarım ağız ve laikliÄŸe vurgu yapan alakasız ÅŸeyler. İşin bir tarafı gelip Osmanlı, din, iman gibi yerlere dayanıyor. Laik, çaÄŸdaÅŸ gibi laflar nasıl Ramazan bayramına tam uymuyorsa 18 Mart ÅŸehitler gününde de sırıtıyor. İşin bir kötü tarafı da Çanakkale’de bizim Almanlar emrinde savaşıyor olmamız. Kutladığımız ÅŸeye bak: Almanlar ile İngilizler savaşıyor, sadece bir cephede bizimkilerden 57 Bin kayıp var, kimin ne kazandığı belli olmayan bir savaÅŸ. EÄŸer çok ÅŸehit vermek iyi birÅŸey ise neden aynı savaÅŸta DoÄŸu cephesindeki 90 Bin ÅŸehit için gün yapmıyoruz?
Çanakkale geçilmemiÅŸ ama zaten o sırada İstanbul’da Alman hakimiyeti var. Bırak Almanları, kısa süre sonra “aman boÄŸazı geçmesinler” diye bir sürü ÅŸehit verilen yerden İngilizler ellerini sallayarak geçip saraya kurulmadılar mı? Ne anladık biz bu iÅŸten? Tüm savaÅŸ içinde kendine özgü bir cephe olduÄŸunu, bireylerin fedakarlıkları, sıradışı kahramanlıkları açısından küçümsenemeyeceÄŸini kabul etmek gerekir ama sonuçta arkamıza dönüp “yahu ne oldu, toz duman arasında soramadık da, bizim bu iÅŸlerle ne alakamız var” dersek hata mı ederiz? Yine, bazı solcu dostlar Çanakkale’yi antiemperyalist bir mücadele olarak görür ve överler. Dünyadaki tek emperyalistin İngiltere (bugünlerde ABD) olduÄŸunu zannedenler için fena bir yaklaşım deÄŸil ama ya biz Almanlarla beraber neyin savaşını veriyorduk sorusu bu noktada havada kalıyor.
Åžehitler günü kutlaması bana kendi içinde çeliÅŸki barındıran bir faaliyet gibi göründü. Aslına bakarsanız ilerici kesimler Çanakkale’yi iplemezler ama iÅŸin ucunda Atatürk’ün Çanakkale’de gösterdiÄŸi baÅŸarı meselesi var. Nitekim sırf Çanakkale’yi gözardı edemedikleri için “bari hurafeden arındıralım” diyerek son 2-3 yıldır tuhaf iÅŸlerle uÄŸraÅŸan tipler türedi. Çanakkale’ye gezi düzenleyen okul otobüslerini gizlice izleyip “rehber hurafeden bahsetti, başörtülü gördüm, Atatürk’ten bahsetmedi” diyerek askeri birimlere muhbirlik yapmaya kalkan, Hürriyet, Milliyet gibi gazetelere ispiyonculuk eden emekli memurları, gayretli vatandaÅŸları hatırlarsınız. Bir de Tolga Örnek hurafeden arındırılmış Çanakkale beÅŸgeseli çekmiÅŸti. Aslında bu arkadaÅŸların çok yorulması gerekmez, Atatürk zaten Çanakkale’de sadece aldığı emirleri hakkıyla yerine getiren bir subaydı. VatandaÅŸa sorsan Çanakkale cephe komutanını Atatürk zanneder. Bu tür abartmalara Atatürk’ün ihtiyacı yok, o ününü çok sonra ve haklı ÅŸekilde KurtuluÅŸ Savaşında kazanacaktır.
Bu zaten bilinen konu dikkate alınmış olsa ille de 18 Mart gününü birÅŸeylerle kutlama ihtiyacı da ortadan kalkacaktır. İstemeye istemeye -sürekli kötülenmesi gereken- Osmanlı Devletine ait bir zaferi, üstelik de Mehmed Akif’in son derece hurafe ve gericilik ifadeleriyle dolu ÅŸiiri eÅŸliÄŸinde kutlamak sayın Sezer’e ve çaÄŸdaÅŸ Türk ilericisine yapılabilecek en büyük eziyettir. İşin olumsuz bir yanı daha var, “madem Çanakkale’yi sahipleniyorsun, Sarıkamış’ı, DoÄŸu Cephesindeki diÄŸer felaketleri, Ermeni Tehcirini ne yapacaksın, hepsi aynı döneme ait iÅŸler deÄŸil mi?” sorusu da gündeme gelebilir. Öyle ya, Çanakkale’den “askeri baÅŸarımız” diye pay çıkarıp böbürleniyoruz, Sarıkamış’taki baÅŸarısızlık askeri deÄŸil midir? Siviller mi harekatı yönetiyordu?
En iyisi, Şehitler Günü adıyla resmi duygu sömürüsü yapmaktan vazgeçmek. İlle de gün gerekiyorsa devrim şehitleri gündeme alınabilir, en azından (şehit kelimesi hariç) hurafe ve gericilik çelişkisine düşülmemiş olur.
(Bu arada aynı haberden iki de Şehitler Günü manzarası aktarayım)
-Zonguldak’ta, Åžehitler Anıtı önünde düzenlenen törenin ardından Asri Mezarlık’taki Åžehitler Mezarlığı’nı ziyarete gidecek ÅŸehit yakınları, “Askerlere ayrıldı” denilerek Zonguldak Belediyesi’ne ait otobüse bindirilmedi.
-İzmir Kadifekale ÅžehitliÄŸi’ndeki törene katılan eski Genelkurmay BaÅŸkanı Orgeneral Hilmi Özkök, milletvekilleri gelmediÄŸi için protokolde ikinci sırada saÄŸ baÅŸta tek başına durdu.
Åžu da Baykal’ın mesajından bir bölüm:
Törenlere katılmayan CHP Genel BaÅŸkanı Baykal, gönderdiÄŸi mesajda Çanakkale’de verilen mücadeleyi anlatan “Åžimdi de bölücülük ve irtica tehdidine karşı Türkiye Cumhuriyeti’ni sandıkta koruyacağız, kollayacağız” dedi.
Popularity: 71% [?]