Kenan Paşa…

FST 3 Mart 2007

evren3_01.jpgKenan Evren beni gülmekten, belli kesimleri sinirden öldürecek laflar ediyor. Kenan Paşa ile ilgili daha önce yazdığım yazıları hatırlatmak isterim. Ama önce kanaatimi söyleyeyim, Kenan Evren bunları samimiyetle söylüyor, arada bazı yerleri yaşlandığı için karıştırıyor olma ihtimali bulunsa bile böyle düşünüyorum. Daha önce de “Kıbrıs’ta nasıl olsa yarın geri vermemiz gerekecek diyerek biraz fazla ilerledik” diyerek fincancı katırlarını ürküten, Demirel’e cevaben “35. madde neymiş işitmedim bile, darbe yaparken kanuna mı bakacaktık” diyen Evren Paşa bu defa da “Eyalet sistemi iyidir, Kürtlere özerklik verilmeli” mealinde şeyler söylüyor.

Bir savcı da tutup kendisine dava açmış. Hayret, adama darbe yapıp anayasayı yok ettiği için dava açılmıyor, cumhurbaşkanı iken başbakanla üzerinde tartıştıkları bir konuyu gündeme getirdiği için dava açılıyor.  “Bu ülkede darbe yapmak, askeri diktatörlük kurmak suç değildir, devletin resmi görüşü aleyhine beyanatta bulunmak ise kanunen takibat gerektirir” mesajı veriliyor sanki. (bkz. tecahuli arif). Ben Kenan Evren’in yerine olsam hem medyada hem de mahkemede ağzımı iyice açar kamuoyunu iyice şoke ederim.

Kaldı ki, Anayasada 12Eylül darbecilerini ilelebet koruyan bir madde yok mu? Savcının biri fi tarihinde darbe yaptılar diye Kenan Evren için soruşturma açmaya kalktığında meslekten men edilip anasından emdiği süt burnundan getirilmedi mi? Ne hakla Kenan Paşaya dava açabiliyorlar? Ben şimdiki savcı için de benzer muameleler bekliyorum. Bu ülkede anayasaya saygısızlık asla hoşgörülemez. Cumhurbaşkanımız herhalde anayasaya bağlılığını burada gösterecektir.

Neyse kendisiyle ilgili ilginizi çekebilecek birbirini ve bu konuyu tamamlayan eski iki yazımdan alıntılar yapayım, unutulmasın, hem Demirel’i de anmış oluruz. Tabii yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ulusalcı kesimin hararetle darbe beklediğini de aklımızda tutarsak, bu iki yazı darbeye maruz kalacaklar için de yol gösterici olabilir. Benim eylem planımda ise darbe günü İzlenimlerde “Merhaba Asker” başlıklı bir yazı yazmak var.  Buyrun iki kritik yazı şunlar:

Darbe Niyeti Nasıl Anlaşılır: İki çay ve pijama (Şubat 2006)

Diyelim başbakansınız ve askerlerin darbe yapıp yapmayacağını merak ediyorsunuz. Askerlerin niyetini nasıl anlarsınız? Muhtemelen çoğunuz asker içinden istihbarat almayı filan düşünürsünüz. Fakat bakınız şu aralar tek başına muhalefet görevini üstlenen Süleyman Demirel çok daha ilginç yöntemlerle 1980 darbesinin olup olmayacağını nasıl öğrenmeye çalışmış. Vatan gazetesinde ilginç bilgiler var. Süleyman Demirel darbeden 14 saat önce İhsan Sabri Çağlayangil’e “git bakalım Kenan Evren ile görüş, darbe yapacak mı sor” demiş, Çağlayangil de, “yahu darbe yapacak adam bunu söyler mi” deyince Demirel “sen halinden anlarsın” demiş. Neyse, Çağlayangil gidip o zamanın genelkurmay başkanı Kenan Evren ile görüşüp gelmiş, olayı da şöyle anlatmış:

[…] Sayın Evren ayrılınca Demirel telefon etti. Evren’in tavırlarından ve konuşmalarından bir anlam çıkarıp çıkarmadığımı sordu. Bunun üzerine Sayın Demirel’e, ‘Efendim eğer size bir şey ifade ediyorsa, şunu söyleyebilirim; Sayın Evren, bu gelişinde lüzumundan fazla sıcak, iltifatkâr ve duygulu davrandı. Bu kabulde ilk defa, aralıklarla iki kere çay içtik. Daha uzun süre birarada olduk.’ Bu sözlerimden sonra Sayın Demirel bana şunları söyledi: Demek ki, daha bir hafta mühletimiz var. Yani bugünden yarına bir hareket olacağa benzemiyor. Oysa o gece yarısına doğru Ankaralılar yataklarından tank paletlerinin gök gürültüsünü andıran sesiyle uyandılar.”

Bir de pijama delili var ki ben bir şey anlamadım, belki siz çözersiniz. 11 Eylül gecesi Evren Paşa evinden çıkarken çantasına pijamasını da koymuş, yaveri bundan darbe olacağını anlamış. Haberde şöyle deniyor:

[…] Kısa bir süre sonra Evren Paşa elinde küçük bir valizle göründü. Valizi elinden aldım ve bagaja yerleştirirken gözüm, yarı açık kalmış kapağın arasından Evren Paşa’nın pijamasına takıldı. Genelkurmay’a giderken ilk defa pijamasını yanına alıyordu. O zaman işin ciddiyetini anladım. Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. Şakası yok, asker o gece bir harekât başlatacaktı. Türkiye’yi ve bizi nasıl bir sonun bekleyeceği meçhuldü.”

Evren Paşa demek valizin ağzını kapatmamış, içine de pijamayı tıkıştırmış, yarbay da ossaat “tamam, bu adam darbe yapacak” demiş. Doğrusu ben hem Çağlayangil hem de yarbayın hatıralarından önemli dersler çıkardım, hükümete duyururum. Aşağıdaki noktaları kontrol etsinler darbe hazırlığını anında fark ederler:

1. Kıdemli bir milletvekili darbe yapacağından şüphelenen üst rütbeli generalin yanına sudan sebeplerle istatistik açıdan yeterli gözlem yapacak kadar (rütbeliyi ürkütmemek kaydıyla) randevuyla gidip gelir, gözlemler yapar.

2. Randevularda generalin önceden gözlemlenen ortalama çay,sigara, pasta vs. tüketimi ile son ziyarette ciddi bir farklılaşma olup olmadığı karşılaştırılır. Bu esnada generalin çay karıştırma stili, çayı içerken yüz ve dudaklarında bir farklılaşma, çayı hüpürdetme gibi nüanslar da dikkatle kayıt edilir.

3. Generalin normal dışı bir davranışı, mesela tokalaşırken eli daha sert sıkması, fazla iyi davranması, duygulanıp yerine göre gözyaşı dökmesi vs. hassas şekilde incelenir.

4. Generalin en yakınındaki asker ve subaylardan bir kısmına çeşitli yöntemlerle pijama kontrolü yaptırılır.

5. Darbe konusunda Demirel’e danışılır ve tahminlerinin, söylediklerinin tam tersi dikkate alınır.

Bu tedbirler sonrasında en ufak bir anormallik görüldüğünde, mesela mutad olarak tek şekerli çay içen generalin iki şeker atıp keyifli bir şekilde çayı karıştırması, sebepsiz yere gülmesi, ziyarete gelen bakanı uğurlarken sırtını sıvazlaması gibi hallerde derhal akşam pijama kriteri de kontrol edilir. Eğer “paşa çizgili pijamayı çantaya koymuş” haberi gelirse, vakit kaybetmeden hazırda bekletilen ATA uçağıyla bir daha dönmemek üzere resmi bir ziyarete çıkılır. Bazı hallerde pijama kriterinin beklenmesine de gerek yoktur, Demirel’e telefon açılıp “darbe marbe olmaz, binaenaleyh” türü bir cevap alınması da kaçış için yeterli delili sağlar.

Tabii darbe yapacak askeri Türkiye’de tutacak bir mekanizma yoktur, ben sadece kaçış yolu gösterebilirim. Kenan Paşa’nın bizzat kendi ifadesi beni teyit etmektedir. Daha önce de bunu belirtmiştim.

Vatan gazetesinde yazı dizisi sürecekmiş, takip etmenizi tavsiye ederim.

35 Olmasa da… Netekim (Kasım 2005)

Malum Süleyman Demirel geçen haftalarda askeri darbelere karşı çözüm önerileri getirip bunları Sabah Gazetesinde Yavuz Donat’a anlatıyordu. Neredeyse 6-7 gün bu yazılar yayınlandı. Süleyman Demirel’in bir sürü laf kalabalığı ve anlamsız cümle arasında söylemek istediği şey mealen “efendim, bizde silahlı kuvvetler iç hizmet kanunundaki 35. maddeye dayanıyorlar, kaldırılırsa darbelerin önü alınır” şeklinde. Bir örneğini “Geçmişi konuşursam başka türlü konuşurum” başlıklı yazıda görebilirsiniz. Bu yazılar çoğumuzu (muhtemelen acı bir şekilde) gülümsetmiştir. 28 Şubat darbesinin başkomutanı, iktidardan düşer düşmez demokrasiyi hatırlayıp havarisi kesilen Süleyman Bey’e cevap yine tanıdık bir isimden, bir ressamdan gelmiş. Eski darbeci, yeni ressam (artık o da eskidi ya) Kenan Evren Süleyman Demirel’in bu anlamsız laflarından bunalmış olacak ki yerel Kanal 48 televizyonuna, söz konusu maddenin Atatürk döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’na girdiğini anlatarak şu açıklamayı yapmış:

“Sayın Demirel öyle düşünmüş olabilir; fakat Türkiye’deki müdahaleler o maddeye dayanılarak yapılmamıştır. 35’inci madde kalksa ne olur, kalkmasa ne olur? […] Biz müdahale yaparken 35’inci maddeye bakmadık, bakmak aklımıza bile gelmedi. Bu olmasaydı da yapacaktık.”

Hay ağzına sağlık Evren Paşa. Süleyman Demirel’in dolmuşuna binebilecek saflıktaki vatandaşları uyarmış oldun. Minareyi çalan kılıfını hazırlar, sen 35. maddeyi kaldırsan ne olur, kaldırmasan ne olur. Koca Anayasayı yerle bir edenler, uyduruk bir maddeden mi medet umacak? Laf salatası erbabına gününü iyi göstermiş, en kısa sürede atölyesinde ziyaret edip güzel bir taklit eserini satın alacağım, Mustafa Kamil beyden, netekim.

7 Yorum

  1. Ahmet Cem Özen - 03 Mar 2007 - 12:06 pm

    Kendisi Kürtlere karşı en ağır politikaları uygulamaktan çekinmedi.

    Şimdi ise bunları söylüyor.Ne komik bir ülke değilmi ?

  2. izlenimler - 03 Mar 2007 - 12:55 pm

    Müzmin Anonim gelmeden açıklamış olayım

    “…Kenan Evren bunları samimiyetle söylüyor, arada bazı yerleri yaşlandığı için karıştırıyor olma ihtimali bulunsa bile”

    bölümündeki “bazı yerleri” bahsettiği konuların detaylarıdır. Tabii paşanın yaşlanan yerleri de olabilir, mesela beyni ama kastım diğeridir.

    FST

  3. [ m k y ] - 03 Mar 2007 - 1:52 pm

    valla komik, hem de çok komik…

    evren’in konuşmasından asker acaip rahatsız. bu rahatsızlığı da birkaç kere dile getirdiler. rahatsızlar, çünkü, evren halk gözünde darbeyi simgeliyor ve devamlı konuşması halka askerin yediği naneleri hatırlatıyor.

    asker evren’i bir şekilde safdışı bırakmanın yolunu bulacaktır. tabii, evren öldürülecek anlamında demiyorum. benim tahminim ileriki günlerde evren’in akıl sağlığını sorgulayan bir sürü köşe yazarı olacak. böyleye evren ‘raporlu’ hale getirilip etkisizleştirilecek.

    evren ne derse desin askerden tepki gelmiyor, cevap anlamında. bu da evren’i rahatsız ediyor sanırım. huysuz ihtiyar tavrı ile daha çok konuşuyor, daha çok gündeme gelmeye çabalıyor görüntü veriyor.

    zaten bu tip yorumlar başladı bile. hemen ‘evren kafayı yemiş’ler, ‘evren satılmış’lar duyulmaya başladı. bu bana basit bir üyesi olduğu mafyanın babasını sokak köşelerinde kötüleyen film karakterlerini hatırlattı. komik… hayır, şöle bir acı boyutu daha var: bu insanlarla iletişim kurmanın imkansızlığını ortaya koyuyor. murat belge böyle yazmış diyosun, onun zaten ne olduğu belli oluyor; altan bro’s diyosun, aynı tepki vs vs… ama kendi güruhlarından biri çıkıyor ters bişe sölüyor, o zaman da satılmış/hain damgası yiyor… babaları olsa bile…

  4. serol - 04 Mar 2007 - 3:08 am

    adamın yaşı da yaptıkları da az değil. bence sadece bunamış. bir prima da ağzına sarılmalı.

  5. Muzmin Anonim - 04 Mar 2007 - 7:39 am

    Evren Paşa bu defa da “Eyalet sistemi iyidir, Kürtlere özerklik verilmeli” mealinde şeyler söylüyor.

    Bu devirde de kimseye yaranilmiyor ki..

    Bir savcı da tutup kendisine dava açmış. Hayret, adama darbe yapıp anayasayı yok ettiği için dava açılmıyor, cumhurbaşkanı iken başbakanla üzerinde tartıştıkları bir konuyu gündeme getirdiği için dava açılıyor.

    Dedim ya.. dava acarlar olmaz, acmazlar olmaz.. yaranmak mumkun degil.. gercekten.

    Kaldı ki, Anayasada 12Eylül darbecilerini ilelebet koruyan bir madde yok mu? Savcının biri fi tarihinde darbe yaptılar diye Kenan Evren için soruşturma açmaya kalktığında meslekten men edilip anasından emdiği süt burnundan getirilmedi mi? Ne hakla Kenan Paşaya dava açabiliyorlar?

    :)
    Tecahul sanati tam da bu paragrafta yapilmis aslinda.. ‘arif’i de var mi; bilmiyorum..

    Yanlis hatirlamiyorsam, o madde ‘12 Eylül donemi ile ilgili dava acilamaz’ turunden bir seydi..

    Hukukcu degilim tabii ki, dolayisiyla yanlis yorumluyor da olabilirim ama ilgili ‘gecici madde’de ‘besi bir yerde mensuplarinin herhangi birinin karisi dahi bosanma davasi acamaz’ turunden bir yasaklama oldugunu sanmiyorum.

    Ben şimdiki savcı için de benzer muameleler bekliyorum. Bu ülkede anayasaya saygısızlık asla hoşgörülemez. Cumhurbaşkanımız herhalde anayasaya bağlılığını burada gösterecektir.

    Yoo.. nicin ‘benzer seyler’ bekliyorsunuz ki..

    Pasamiz, gider ayak, yine sistemi rahatlatan ve ulkeyi buyutmek amacli bir aciklama yapmak geregi duymus…

    Eyalet mi ’super valilik’ mi tam belli degil; ve farketmez de aslinda…

    Dikkatli bakarsaniz, satir aralarinda, ‘1 koyup 3 alalim’ demek istedigini okuyabilirsiniz –eger yeteri kadar munafiksaniz.

    Oradaki ‘bir’ esittir Diyarbakir’dir da, 3′e tamamlamak icin Diyarbakir’i sayacak miyiz sorusu cevapsiz gorunuyor..

    Baska bir deyisle, 3′un 2’si Musul (eyaleti) ve Basra (eyaleti) ise, Bagdat’i (eyaletini) disarda tutmak ayip olur mu olmaz mi sorusunun cevabi henuz belli degil gibi.

    Kurtlere ozerkli de, ondan sonra, tabii ki verilmek iktiza eder. Yani, eski tas eski hamam, Osmanli’daki gibi devam ederiz. Agalar, asiret reisleri de huzura ererler sonunda. Bu bakimda, isabetli bir oneri olmadigini soylemek zor.

    Ha, bir iki yan etkisi daha olacaktir mutlaka.. Ne bileyim, AB’ye girmek konusunu acmak ile hic duyulmamis bir Karadeniz fikrasini anlatmaga baslamanin ayni karsilanir olmasi gibi mesela..

    Bu da cok kotu bir sey sayilmayabilir; sonucta halki kahkahalara gark edecek, yani neselendirecek hersey iyidir.

    Demem o ki, ‘the first and the last of our boys’ yine cok rahatlatici bir teklifle ortaya cikmis olabilir. Ustelik, bunun 35.ci maddeye bile ihtiyaci yok.

    Daha ne istiyorsunuz? Iste size sivil bir acilim..

  6. noon - 04 Mar 2007 - 2:00 pm

    kenan paşa hazretleri bu kelamları edebilecek biri değildir.
    eminim kendisi ağır bir hastalığın etkisi ile bunları söylemiştir. kendisine acil şifalar diliyorum. onun bu şartlar altında söylediklerinin bir takım liboşlarca iştahla kullanılmasının, bu ülkeye ve laik cumhuriyete arzu ile bağlı vatanseverlerin gözünden kaçmadığını da eklmek isterim.

  7. [ m k y ] - 05 Mar 2007 - 3:47 pm

    aferin noon… ii ezberlemişsin… bööle devam cnm…(EzberliYorum No 5)

    aaa, tüh şimdi aklıma geldi… ben deil miyim 3 yorum evvelden evren’e bunamış damgası basarlar yakında diyen…

    yorum bahane, ezber şahane…

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş