“Uzmanlar Tepkili” imiş, bir de beni sorun
FST 5 Haziran 2007
Küresel ısınma konusunun muhtemel bir balon olduğu, öte yandan çevreyi korumamızın da gerektiğini eskiden beri iddia eder herkesin tepkisini çekerim. Bakın koca NASA’nın başkanı nasıl kendince doğruları söyleyince küresel ısınma erbabınca aforoz edilmiş:
NASA, küresel ısınmayı ciddi bulmadı, uzmanlar tepkili
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Başkanı Michael Griffin, “Küresel ısınmanın ciddi sorun olduğundan emin değilim.” dedi. Ulusal Radyo’ya demeç veren Griffin, “Küresel anlamda bir ısınmanın olduğu şüphe götürmez. Ancak bunun, ilgilenmemiz gereken bir sorun olduğundan emin değilim.” diye konuştu. Griffin, “Hangi insan, şu andaki iklimin, tüm diğer insanlar için en iyisi olduğuna karar verme hakkına sahip? Sanırım bu, büyük konuşmak olacaktır.” ifadesini kullandı. Griffin’in, ’sanayi tesisleri ve ürünlerinden atmosfere salınan gazların dünyanın iklimine büyük zarar verdiğine’ dair yayımlanan rapordan iki gün sonra yaptığı açıklama, büyük tepki çekti. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Araştırmaları Dairesi’nin yöneticisi Jerry Mahlman, “Sayın Griffin’in sözleri onun bihaber olduğunu ya da küresel ısınmayı reddedenlerin ideoloğu olduğunu gösteriyor.” dedi.
Bu defa küresel ısınmacılar sert kayaya tosladıklarından epey bozulmuşlar anlaşılan. Küresel ısınmayı reddedenlerin bir ideolojisi varsa, kabul edenlerinki de olmalı. Üstelik NASA başkanı “boyunuzdan büyük laflar etmeyin, hem size ne gidin işinize bakın” diyerek çevreci kesimi biraz da azarlamış. Sonra şu sözdeki gerçekliği nasıl inkar edelim: “Hangi insan, şu andaki iklimin, tüm diğer insanlar için en iyisi olduğuna karar verme hakkına sahip?” Hay Allah razı olsun.NASA Başkanı İstanbul 2. Bölgede Baskın Hoca’nın yanında bağımsız aday olsa hangisine rey atacağımı şaşırırdım herhalde.
Ha, küresel ısınma yandaşlarına da bir destek var, hakkını yemeyelim.
Karaman Ziraat Odası Başkanı Ercüment Yılmaz, son 10 yıldır yanlış ekonomik politikalar yüzünden sıkıntı yaşayan elma üreticisinin, bunlara bir de kuraklık tehlikesinin eklenmesi nedeniyle tedirgin olduğunu söyledi. […] Elma bahçelerinden yeteri kadar verim alınabilmesi için düzenli sulamanın şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Karamanlı elma üreticisi, yıllarca çok fazla elma üretti; ancak pazar bulamadı. Sattığı elmanın parasını alamadı. Bütün bu olumsuzluklardan yılmayan elma üreticisi, yeni arayışlara girdi. Modern elma bahçeleri tesis edildi. Tarımdaki en son teknolojik gelişmeler uygulanmaya başlandı. Ancak şimdi de üretici küresel ısınmanın getirdiği susuzlukla karşı karşıya” dedi. Elma bahçelerinin ekonomik getirisinin yanı sıra başka açılardan da önemli olduğunu aktaran Yılmaz, “Karaman Ovası, çölleşmenin etkisiyle hızlı bir rüzgar erozyonuna da maruz kalıyor. Bu nedenle elma bahçelerinin çoğalması ve buralara iyi bakılması gerekiyor” diye konuştu.
Laflara bakın. İçinde tek doğru yer var, pazarlama çalışması yapmaktan aciz çiftçinin malını satamayıp ona buna para çarptırması. Küresel ısınma susuzluk getirmiş, yahu çocuk olsak kanarız belki, ovalardaki kuyulardan vicdansızca yapılan kaçak salma sulama mı susuzluğun sebebi yoksa küresel ısınma mı? Sonra bu sene Anadolu’da güzel kış oldu, hiç lafı evirip çevirmesinler. Karaman bölgesinde yaşayan varsa bilgi versin işin gerçeğini duyalım.
Evet, ne diyorsunuz, elbette Karaman Ziraat Odası yetkilileri dururken NASA başkanına halt yemek düşer diyorsanız siz bilirsiniz.
Popularity: 23% [?]
- Bilim
- Yorum(90)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Tarim icin musait topraklar kurakliktan yokolmaya baslayinca gorursunuz isinmanin kimin “hosuna gidip gitmeyecegini”. 140 millet, Beyaz Saray Bilim Temsilcisi ve sayisiz bilim adami kuresel isinma “bir tehlike” diyor - bazilari kafalarini gotlerine sokmakta israr ederlerse bu onlarin bilecegi istir. KURESEL ISINMA GERCEKTIR.
Musa Bey,
Küresel Isınma Gerçektir, onu anladık ama “KÖTÜ” müdür? 140 millet, falanca renkteki saray erbabı, şu kadar sayıdaki bilim adamı kusura bakmasın söyledikleri pek ikna edici değil. Şu iki yazıya dikkatinizi çekerim. Yazı 1, yazı 2
Özellikle şu paragraflara dikkat:
Diğer yazıdan:
Kafası şimdilik yerinde duran,
FST
Bana da şu küresel ısınmayı anlatmak farz oldu, 3 gün için derin düşüncede inşallah.
En son küresel ısınma konusunda, “önemli değil canım” açıklaması yapan Bush’un danışmanının istifa ettikten bir gün sonra Exxon’da çalışmaya başladığını hatırlatayım. Nasa başkanının da maaşı yetmiyor olmalı.
Küresel ısınma yoktur diyen bir bilim adamı ben bilmiyorum. Zaten NASA başkanı da demiyor. Belki de (belki de değil) önlem almamızı gerektirecek bir sorun değildir, diyor. Gittikçe ısınıyoruz, buzullar eriyor, artan sıcaklıklarla hastalıklar da artmaya başladı. 2-3 hafta önce bir hain kene tarafından ısırıldım. Eskiden piknik yaparken kene tarafından ısırılmazdı insanlar. Kuş gribi diye bir hastalık da yoktu. Kış, bu kadar hafif geçmezdi ( a evet, hafif geçtiği zamanlar olmuştu, ama önümüzdeki kış da ılıman geçince eminim daha çok ikna olacaksınız)İklim değişiyor. Bütün dünya bunun farkında. Bu amaçla Kyoto protokolu imzalandı ve bütün dünya, üzerine çok büyük bir mali yük getireceğini ve rekabet dezavantajı yaratacağını bile bile emisyonları azaltmak için önlem almaya başladı. Bu anlaşmaya imza atmayan iki ülke var: Amerika ve Avusturalya. Bush, bizim için ekonomi önemlidir dedi ve büyük ortadoğu projesine yönelmeyi tercih etti. ABD’de, küresel ısınma konusunu kendine seçim malzemesi olarak kullanan Al Gore’un da Bush’un bu tavrında etkisi olduğu söylenebilir. Muhalefeti sevmeyebilirsin ama söyledikleri doğru olabilir…
Bazıları ozon tabakası delinmesine de aynı şekilde şüpheci yaklaşmıştı. ama CFC gazları kullanımdan kalktı, ve çok şükür dünya böyle bir problemin üstesinden geldi. Kurşunsuz benzin kullanımı da bu tip adımlardan biriydi. Başarılı oldu. Küresel ısınma konusunda da dünya yeni teknolojilere, alternatif enerji kaynaklarına muhtaç.
Ben, NASA başkanı gibi veya sizin gibi olayı küçümsemekten imtina ediyorum. Kuraklıktan insanlar ölmeye başladığında, hayvanların nesli tükenmeye başladığında, bunun manevi sorumluluğunu yüklenmek ağır geliyor.
Her veri bize küresel bir ısınmanın olduğunu ve dünyanın başlangıcından beri bu seviyede bir ısınma olmadığını gösteriyor. Ama küresel ısınmanın sorun olmayacağına dair elimizde HİÇBİR veri yok. Böyle bir durumda şüpheci davranmak ne kadar mantıklı bilemiyorum.
Detaylar, kaynakları ve grafikleri ile birlikte 3 gün içinde www.derindusunce.org da efenim.
Merhaba Ekrem Bey,
Yazınızı bekliyorum, gerçi küresel ısınma lehinde epey bir külliyat var, olsun siz bunları özetlersiniz artık.
Daha önceki küresel ısınma yazılarımda da belirttiğim bir şeye dikkat çekmek isterim. Ben çevrenin temiz tutulması, fabrikaların zararlı atıklarının kontrolü, su ve elektrik tasarrufu gibi konularda hassas biriyim. Benim “küresel ısınma” konusundaki itirazlarım konunun istismar edilmesi ve bu çerçevede lobicilik yapılması, insanlara korku salınıp bundan çıkar sağlanması ile ilgilidir.
Kaldı ki küresel ısınma varsa bile nasıl ozon deliğine çare bulduysa insanoğlu onu da halledecektir.
Selamlar.
Fethi Bey,
O dediğiniz insanoğlu, bu sefer döt altına gidecektir. Halledemeyecektir. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar…
Sizin geniş ufukluluğunuza yakıştıramıyorum bu husustaki bakış açınızı…
Metin Bey,
Hepimizin bir zaafı var anlaşılan. Ben bu konu özelinde ümitsiz değilim.
Öte yandan yaptığım işi şeytanın avukatlığı olarak düşünmenizi tercih ederim, herşeyi Bülent Murtezaoğlu’ndan beklemeyelim.
FST
Yahu burasi acilmis, tesadufen farkettim. Fethi bey, benden beklenenlerden birsey kalmamis burada ben de film linki vereyim tamam olsun (elli yerde verdim bunu seyreden oldu mu bilmem): http://www.ted.com/index.php/talks/view/id/62
Küresel ısınma konusuna girmeyeceğim, gerçektir, Allah’ın takdiridir:) Tabi bu kadar basite almayacağım, önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.
Ama vurgulamak istediğim yazıdaki bir cümle:
“İçinde tek doğru yer var, pazarlama çalışması yapmaktan aciz çiftçinin malını satamayıp ona buna para çarptırması.”
Tümüyle katıldığım bir cümle… Son dönemde Türkiye’nin dışa açılımlar yapan ekonomisinin ve profesyonelleşen mesleklerinin arasında yerinde sayan çiftçilik çağın gerisinde kaldı, ve bundan büyük ölçüde şikayetçi. Ama çiftçinin anlaması gereken bir şey var, gelişne ekonomi ve piyasa içerisinde eski usüllerle devam edemezler, rızık ticarette, pazarlama çalışması olmadan, komisyonu emek harcamayanlara kaprırarak ne işlerini büyültebilirler ne de eve ekmek götürebilirler.
http://www.youtube.com/watch?v=drhCYHe81wc
Walla daha onceki yazinin altinda da Fethi Bey’e “Hep Destek, Tam Destek” slogani ile destek vermistim… Degisen hicbirsey yok… Kayboldu denilen arilar da etrafta viz vizz dolasiyorlar Amerika’da… Afrika’dan katil ari falan da gelmedi…
Ekrem Bey’e gecmis olsun diyorum… Kene’nin saglik durumu da iyidir insallah :p Saka bir yana walla eskiden piknige gidince beni hep sivrisinekler isirirdi… Hic kene tarafindan isirilmadigim icin bilmiyorum ne olup ne bittigini… Ama soyle de birsey var… Orta Cag’da bir suru hastaliklar cikmis… Daha oncesinde de bahsedilen Cekirge istilalari falan var… Dinazorlarda oldu gitti bize de filmlerini yapmak kaldi….
Bence NASA baskaninin demek istedigi sey bunun bir devr-i daim oldugu… Yani dunya olustugundan beri birkac buzul cagi falan gormus galiba yanlis bilmiyorsam… Yani havalar isiniyor.. tekrar soguyor…tekrar isiniyor falan… Kaldi ki yuzyildir bu verileri biraz daha bilimsel bir sekilde arsivliyoruz…
Bu kirletme olayi ise tamamen farkli bir baslikta incelenmesi gereken birsey… Yeralti sulari ile oynayip baska bolgelerde kurakliga ve canli olumlerine neden olmak da , ormanlari kesip ev yapmak da, “ayi cikabilir” levhasindan korkmamalarini gectim en guzelim cam ormanlarinin orta yerinde piknik yapip atesi de sondurmeden gitmek de, adam gibi yerlerde adam gibi baraj yapmamak da, abidik-gubidik gubreleme sistemleri ile topragi oldurmek de en az filtresiz fabrikalardan dogaya zehirli gazlar sacmak kadar tehlikeli bence…
Ama oburu seytan olurken bizim Memet aga “gariban” ilan ediliyor… Ikisi de yanlis…
Neyse ben de kafamin halen basimin ustunde durdugunu soyleyeyim..Ayrica sahsin belirttigi kadar elastik olabilecegimi de sanmiyorum
Palavra deyip kestirip atmayacagim, ne de olsa bir bilgi birikimim ya da arastirmam yok. (kendini cok bilmis yorumculara tas atayim biraz). Ama su saglikli yasam olayiyla cok beyin yikadiklarina adim gibi eminim. Saglikli yiyecek firtinasi vardi bir ara. Macdonaldslarda 3 dilim elma ve karamel sosunu 3-4 dolara satiyorlar. Hani elma bir nebze saglikli gene, nerden bu acigi kapatiriz diye sosunuda veriyorlar. Sonra benzin cok zararli diye (Allah’tan volkan agizlarini kapatalim demiyorlar) yari elektrikli araba uretmeye basladilar. Normal arabadan 50-60 bin dolar daha pahali. Fitness Center’lari (benden daha iyi ingilizceniz vardir laf atmayin), spor giiysileri, patenler, ayakkabilar…ates pahasi. Yani ates pahasi derken, milletin alim gucune uygun yapiyorlar ki satilsin diye ama yani okadar dandik seyler ki. Fitness Center’lar da bir sozlesme yapiyorlar (hepsinin calisma mantalitesi bu) gitsen de gitmesende ayda 60-70 odemek zorundasin. Dogal yasam ya sozde…yahu spor insanin dogasinin neresinde var. Eskiden spor mu varmis? Hangi sporcu su an saglikli? Insana yurumekten daha faydali bir spor dali var mi? Devamli kasli erkek reklamlari, bikinili kadin videolari…
Ben acikcasi bu kuresel isinma olayina da bu sebeplerden biraz kuskulu yaklasiyorum. Yahu dunya ya goktasi carpti zamaninda da iklimler degismiste tum dinozor nesli yok olmus. Ne yani, kotu mu oldu? Dunya bu, boru mu? Salisenin bilmem kacta kacinda ne belalar atlatiyorda ona uygun onlemler aliyor, pardon vesile oluyor, Yaradan var. Aslinda ne belasi, niye herseyi kendi acimizdan degerlendirelim ki? Baska gezegenlerde su olmayinca hayatta yoktur gibi milyar dolarlik cumleye benzedi.
Yine canim halkim ezberdekileri konusuyor. Bir kelime ediliyor, hemen o kelimenin cagristirdigi mana kabul gorunuyor. Seriat= Aczmendi gibi.
Demem sudur ki; kuresel isinma aslinda bir sermaye. Gereginden fazla abartilmis ve saf insanlara sunulmus bir pazar. Ve lutfen ezberden benim temiz ve dogal yasama karsi oldugumu dusunmeyin.
Küresel ısınmanın da ticareti olur elbette. Kapitalist iştaha, herşeyi olduğu gibi bunu da paraya, kâra tahvil etmenin yolunu bulur. Bunu biz de biliyoruz. Ama bu bilgi, işimizi görmez! Küresel ısınmanın yeni moda olan bir kavram oluşu, çoktandır mevcut olan bir olgunun yakıcı gerçekliğini gölgeleyemez. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Bülent Bey,
Daha öncekileri bilmem ama ben videoyu izledim. Muhtemelen konuşmayı yapan arkadaşın tişörtünün renginden bir tane bulmaya çalışacağım.
Metin Bey,
Bunu kapitalist iştaha ile icra edenlerin küreselleşme ve kapitalizm karşıtı solcular olması manidar değil mi?
FST
Fethi bey,
Aaa ne iyi, begendiniz mi? Boz laf etmiyor bence. Onun kitabi vardir bir de, ama bulunur mu burada bilemedim.
Fethi Bey,
Size bir örnek vererek sorduğunuz sorunun doğru bir mantıkla kurulmadığını anlatmaya çalışayım. Nükleer enerji karşıtlığı iki türlü olabilir: 1. Ekolojist bir bakış açısıyla temellenen, tepkicinin dar anlamda kendisinin değil bütün bir toplumun ya da insanlığın çıkarı için ortaya koyduğu nesnel tepki, 2. Çıkarları bozulanların çıkar güdüsüyle harekete geçmeleriyle ortaya sürülen oportünist/ahlaksız, öznel tepki. İkincisi DE var diye birinci türden karşıtlık tukaka mı oluyor bu durumda?
Metin Bey,
Benim vurgulamaya çalıştığım, ikinci türden tepki verenlerin birinci maddedeki problemi bulanıklaştırmasıdır. NASA başkanı ve ben dahil kimse çevre problemlerini yok saymamaktadır. İkinci maddenin farkında olarak birinci maddedeki tepkiyi verme konusunda bir eksiklik var, bunun bilinmesi gerekiyor.
Alternatif teknoloji, sanayi karşıtlığı gibi konular büyük ölçüde ideolojik bakışla şekillendiğinden ortak bir noktada birleşmek kolay değildir.
Selamlar.
FST
Fethi Bey,
“Benim vurgulamaya çalıştığım, ikinci türden tepki verenlerin birinci maddedeki problemi bulanıklaştırmasıdır.” [FST]
Haklısınız. Ama bu, sorunu hafifsemeyi, karikatürize etmeyi gerektirmez -sizi kastederek söylemiyorum.
“Alternatif teknoloji, sanayi karşıtlığı gibi konular büyük ölçüde ideolojik bakışla şekillendiğinden ortak bir noktada birleşmek kolay değildir.” [FST]
Bunda da haklısınız. Kolay değil. Ama imkansız hiç değil. Çünkü sorun, hepimizin ORTAK geleceğini ilgilendiriyor. Bu anlaşılabildiği anda ilk sağlam adımlar atılacaktır -tabii Bor’un pazarı geçmediyse o vakte kadar.
Fatih bey,
Kene, 3 gün belimde beslendikten sonra farkedilmiş olup, böcek zannedilerek eşim tarafından imha edilmiştir.
Genelde bu tip hayvancıkların ve bakterilerin sıcak havayı sevdiğini ve sıcak bulduğunda, çoğalma aktivitelerinin arttığını söyleyebiliriz. Tropik bölgelere giderseniz bulaşıcı hastalık kapma ihtimaliniz bu yüzden daha yüksektir. 2100 yılına kadar 6 derecelik bir artış bekleniyor. Yani bize çok dokunan bir şey olmaz, çocuklar, torunlar düşünsün mantığıyla da hareket edebiliriz tabi. Hani hep anlatırız, dedem 3 liraya Kadıköyden arsa alacakmış da “kim napcek bu boş tarlayı” diye almamış.. diye rahmetlinin arkasından konuşuruz ya. Bizim sorumluluğumuz ise kişisel maddi varlıkta kalmıyor maalesef. Arkamızdan 7-8 milyar insanın küfretme ihtimali yüksek.
İnşallah sizler haklı çıkarsınız. Küresel ısınmanın hiçbir zararı yoktur gerçekten de. Herşey yeniden dengeye girer, Allah büyük, bizi korur nasılsa. Biz de atmosfere gönül rahatlığıyla CO2 salmaya, ormanları gönül rahatlığıyla yakmaya devam ederiz. Buzulların çatır çatır erimesini de, göllerin ve yeraltı sularının kurumasını da müstehzi bir gülümsemeyle karşılarız. 4×4′ümüzle gezinirken Allah’a bize Shell, BP, Exxon gibi dev petrol şirketlerini bahşettiği için şükreder, aptal bilim adamlarının ne kadar boş işlerle uğraştığını, ve boş yere hayıflandığını görüp “ben demiştim zaten !” deyip gururla yolumuza devam ederiz.
Kuresel isinmaya da maydanoz olayim.
Bilmiyorum, belki Bulent beyin verdigi linkte vardir; ama, ben olsam derinsuradaburada.org’larda yazmadan once the Great Conveyor konusuna bakarim..
Evet, ortalik biraz isinacak belki, ama, bunun tasasinin bizi tutup tutmayacagi tartisilir… Cok olsa, Avrupa’da bir tane mikro-buzul-cagi daha yasanir..
Ingiltere (ki, su siralarda hem yandim allah deyip milleit gaza getirmege csalisiyor, hem de habire ruzgar turbinleri vs ile petrolsuz enerji uretmege para harciyor) azicik usuyecek.. Avrupa biraz daha az..
Ama, dunyanin baska yerlerindeki collerin tekrar arable land olmayacagini kim soyluyor?
Hic kimse? Peki, kimdir bu hickimse? Batililar..
Uzgunum. Azicik usuyecekler diye onca zahmete giremem.. Hele de determinable olmayan bir process hakkinda biyik burarak tahminler yapip beni kandirmaga calisiyorlarsa.
Ekrem Bey,
Eskiye göre şimdi daha iyiyiz, kirleten insanoğlu bunu temizlemeyi de bilir. Gelişmiş ülkelerde 1960′lara göre şimdi hava çok daha temizdir, ABD’de dönüm başına orman verimi 1900′lerin başına göre daha yüksektir.
CO2 ille de kötü birşey olmayabilir, bitkilerin daha iyi büyümesine sebep olarak tarımı, ormancılığı dolayısıyla insanlığı olumlu da etkileyebilir. Bahsedilen ısınma bilgisayar tahminlerine kıyasla çok küçüktür ve bunun ille de bu çağa özgü birşey olması gerekmez, bunu bilmek de mümkün değil. Yani 2100 yılına kadar 1 derece bile oynayacağı şüpheli siz 6-7 dereceden bahsediyorsunuz. Sonra ısınma mutlaka kötü birşey olmayabilir de, bunu da dikkate almak lazım.
Ben 70′lerde buz çağı gelecek, küresel soğuma, 1990′larda petrol bitecek, dünya kirlilik ve açlık sonucu yok olacak laflarıyla büyüdüm. Daha ortada ne biten bir şey var ne de aç, açık insan sayısı o zamana oranla artmış durumda. Çok genel ve makro açıdan tüm bu durumlarda iyiye gidiyoruz.
Selamlar.
FST
Muzmin bey,
Tartışılmasına itirazım yok. Bahsettiğim gibi tasası bizi tutmayabilir. Nereden baktığınıza bağlı. İngiltere donacak, bırak donsun ip.ler de bir bakış açısıdır. Afrika için de benzer bakış açısı geliştirenler var. Hem, buzul çağı yaşayan insanların bahsettiğiniz “arable land” lere göç durumu söz konusu olabilir. Dünyada hala “beni ilgilendirmiyor…” diyebildiğimiz bir konu kaldı mı sahi?
Ve bizler hiç para harcamıyoruz. Atıklarımızı da imhaya Almanya’ya ihraç etmeye başladık. Petrole de para harcıyoruz ama önemli değil. Fethi bey’in bahsettiği gibi biten bir şey değil bu petrol nasıl olsa, sonsuz enerji kaynağı. Bitince düşünürüz ne yapacağımızı. Zaten rüzgar türbini, fotovoltaik paneller filan kasar bizi. Var mı öyle bedavacılık, rüzgarla, güneş enerjisiyle enerji üretme. Petrole bağımlı olmak iyidir… Biterse de İngiltere’den alternatif enerjiyle üretilen otomobillerden ithal ederiz.
Arable land olabileceğini kim söylüyor? Hiç kimse? Peki kimdir bu hickimse? Sadece hic kimse.
Kandırıldığınıza dair somut bir gösterge var mı? Yoksa bıyık burarak kandırıldığınızı tahmin mi ediyorsunuz?
Fethi bey,
Eskiye göre şimdi daha iyiyiz, kirleten insanoğlu bunu temizlemeyi de bilir. Gelişmiş ülkelerde 1960′lara göre şimdi hava çok daha temizdir,
Bu da etki ediyor galiba isinamaya. Link vereyim:
http://en.wikipedia.org/wiki/Global_dimming
Muzmin bey,
Bilmiyorum, belki Bulent beyin verdigi linkte vardir;
Yok, ‘The Skeptical Environmentalist’i yazan adamin kiskirtici bir konusmasi o, “bunun icin bu kadar masraf yapacagimiza baska isler yapmak daha iyi” filan gibi seyler diyor.
(Fethi bey, iki linkli sey yazdim spam olmud galiba? Onun icin link vermedim simdi).
Fethi bey,
Evet yarım bardak çamaşır suyu içerseniz vücuta faydası bile olabilir.
Evet, en son 650.000 yıl önce de olmuş.
Şu grafiği bir inceleyin:
http://whyfiles.org/218glo_warm/images/variations.jpg
O yee, Afrikalılara sorun nasıl bir şey olduğunu.
Tarım teknolojisi, kaynakların doğru kullanımı, küresel yardımlar, tıbbın gelişmesi vs vs. Size kalsa bunlara da gerek yok anlaşılan. Dünyanın yuvarlak olması bile şüpheli olabilir aslında. Sizce, size o zamanlarda aç, açık sayısı artacak diyenler neden böyle söylediler? Bunun altında hangi kötü niyet yatıyordu? Ve acaba dünya, bahsettiğiniz projeksiyonları yaşamadıysa, acaba bunu, o zaman bas bas bağıran insanlara borçlu olduğumuzu söyleyemez miyiz?
Dolayısıyla küresel ısınma iyidir…
Ekrem Bey,
Doğanın kendi kendine dönüşümünden söz eden kim? Ben insanlardan bahsediyorum.
Karbondioksitin az bitkiler üzerindeki olumlu etkisi inkar edilebilir mi?
Tersini de Sibirya’da yaşayanlara sorun, dünyada ısınmak için mi daha fazla çaba harcanıyor yoksa üşümek için mi.
Bunu inkar etmiyorum ve aynı şeyi söylüyorum, insanlar problemleri çözecektir. Bunda bağırıp çağıranların da etkisi var elbette. Benim itirazlarım farklı şeye.
Bunu ya da tersini hiçbirimiz söyleme imkanına sahip değiliz. Olabilir de.
FST
Bülent Bey,
İki mesajınızı kurtardım ama nereye gittiler bilemiyorum.
FST
Muzmin Bey, Bülent Bey,
Yapmayın allahaşkına, bari bu konuda bu kadar alaycı davranmayın. Beyaz Adam’ın yumurtladığı her lakırdıyı hikmet zanneden ağzı açık budalalara bari bu konuda benzetilmeyelim müsaadenizle. Kimin “uyanık” olduğunu zaman gösterecek ama neticede hiçbirimiz bunu göremeyeceğiz -malum; kısıtlı bir ömrümüz var.
Fethi Bey,
Kusura bakmayın dostum, beni ikna edemiyorsunuz bu konuda. Öyle bir derdiniz yok, onu da biliyorum tabii de, yine de belirtmiş olayım.
Bülent Bey,
Amazon.com da satılıyor, aslında bir hevesli türkçeye çevirse vatandaş istifade edebilir. Bir de bu işin çocuklar için versiyonu var “Facts not Fear” Türkçe’ye de çevrilmişti “Korkular değil Gerçek” olarak.
Metin Bey,
Maksadımız güncel bir konuyu farklı bakışları dikkate alarak ele almak, istifade eden çıkabilir. Bu sitelerin bir yan faydası da (niyeti o olmasa bile) buna hizmet değil mi zaten?
FST
Elbette Fethi Bey. Yanlış anladıysanız özür dilerim.
Fethi bey,
Amazon.com da satılıyor, aslında bir hevesli türkçeye çevirse vatandaş istifade edebilir.
Evet, belki, ozellikle wikipedia sayfasina link verdim cunku o kitap ustunde de muazzam ihtilaf var (orada anlatiyor).
Bülent Bey,
Evet, Amazonda da her iki kitap için yorum yapanlar uçlarda dolaşıyorlar.
Fethi bey,
Ben de öyle. Bunun için de inanmak gerekiyor. O kömür tozlarını solurken “inanmama” şansımız yoktu. Küresel ısınmaya engel olmak da zor bir şey değil. Fosil kaynaklı yakıtlar yerine alternatif enerji kaynakları kullanmak, endüstriyel gazları filtrelemek, alternatif yakıtlar kullanarak emisyonları azaltmak. Bunları başarmak içinse “tüm” dünyanın ikna olması gerekiyor. Yatırım yapması gerekiyor. Çalıştığım şirket bu iş için milyonlarca dolar harcıyor. Bundan kimin, nasıl bir faydası olabilir söyler misiniz? Peki bu durum kimin menfaatine dokunuyor olabilir? Evet, petrol şirketleri; ekonomisi sallantıda büyük abiler vs. Bana, bilim adamlarının biraraya gelip “arkadaşlar geçinemiyoruz, şu küresel ısınmayı kullanalım da biraz elimiz para görsün” komplo teorisi fazlaca absürd geliyor. Eğer birisi, kimin, nasıl bir menfaat sağlayabileceğine dair bir teori üretebilirse üzerinde tartışabiliriz.
Bilime güvenmiyor musunuz? Bu, şarap kalbe faydalıdır araştırmalarına benzemiyor. Yani CO2 konsantrasyonunun fazlalığı belki de bitkilere faydalıdır diyemiyoruz. Adam tutuyor deneyini yapıyor. Belki de buzullar erirse her yer Hawai olur, diyemiyorsun. Adam simülasyonunu yapıyor. Tarım arazileri sularla kaplanıyor. Yani tersini söyleme imkanına sahip değiliz diye bir şey yok. Zaten bunu hep beraber hissetmeye başlayacağız. Benim bulunduğum bölgede daha önce 400 metreden su çeken firmalar, şimdi 800 metreye indiler. Gayet somut. Seneye daha da somutlaşacak. Keşke hepsi yalan olsa. Üzüleceğim ahmaklığım olsa.
Edilebilir. Stanford’daki bir arastirma inkar ediyor:
http://news-service.stanford.edu/pr/02/jasperplots124.html
Mesele ısınmak, soğumak değil, kuraklık, su sıkıntısı.
Olayın abartılmasına karşısınız. Her olayda olduğu gibi. Evet kıyamet senaryoları üretmeye gerek yok. İnsanlar mecburen çözecekler bu konuyu. Ben de umutluyum. Ama umut etmek başkadır, bunun doğurabileceği sonuçları küçümsemek başkadır.
Metin bey,
Muzmin Bey, Bülent Bey,
Yapmayın allahaşkına, bari bu konuda bu kadar alaycı davranmayın.
Ben n’apmisim ki simdi?
Ekrem bey,
Edilebilir. Stanford’daki bir arastirma inkar ediyor
Gittim baktim. Iste bu yuzden uzman olmayanlar maymuna donuyor dedim icimden. Benim anladigim su: diger sartlar sabitken sadece CO2 artarsa bitkilerdeki buyume %30 artiyor, diger sartlar da iklim degisikligine gore ayarlanip CO2 arttirilirsa bitkilerdeki buyume %40 artiyor, diger sartlar kuresel isinmaya gore ayarlanip CO2 sabit tutulursa bitkilerdeki buyume %84 artiyor. Ilginc sonuc ama Fethi beyin dedigini inkar eden birsey yok orada.
Sonuc kisminda kelime dansozlugu yapmislar, ayni tip dansozlukle ‘cesitli diger sartlara olan etkisi de goz onune alindiginda CO2 artisi %30 yerine %40 daha fazla buyume saglar’ da demek mumkun o sonuclara bakarak (oyle DE yaziyor asagida).
Birseyi yanlis okuyorsam lutfen duzeltin. Ozellikle su iki paragrafi yanlis mi anlamisim?
“The three-factor combination of increased temperature, precipitation and nitrogen deposition produced the largest stimulation [an 84 percent increase], but adding CO2 reduced this to 40 percent,” Shaw and her colleagues wrote.
The mean net plant growth for all treatment combinations with elevated CO2 was about 4.9 tons per acre — compared to roughly 5.5 tons per acre for all treatment combinations in which CO2 levels were kept normal. However, when higher amounts of CO2 gas were added to plots with normal temperature, moisture and nitrogen levels, aboveground plant growth increased by nearly a third.
Ekrem bey,
Beni ilegilendirmiyor diyebilecegimiz konu var tabii ki. Bunu da her allahin gunu, dakikasi soyluyoruz.. Kendi adima, konuyla dogrudan alakasi yok gibi duracak ama, mesela, Ortadogu’da basis ‘problemi’ –Israil’in tanimladigi ve cozum onerdigi sekliyle– beni ilgilendirmiyor. ‘Kuresel terorizm’ de, bunu tanimlayanlar ve onerdikleri cozumlere bakinca, beni ilgilendirmiyor…
Butun bu alakasiz ornekler beni ilgilendirmiyor, cunku kaymagini yiyecek olanlar ile bedelini odeyecekler arasinda asimetrikten de oteye bir iliski –hatta iliskisizlik– var..
Kuresel isinma da –bu bakimdan– oyle..
Birincisi –ve bence en onemlisi– dunyanin iklim tarihi hakkinda elle tutulur bir calisma ben goremedim bugune kadar..
Var olanlar hep ‘anekdotal’ seyler.
Halbuki, elimizde bunu gerceklestirecek her turlu teknoloji fazlasiyla mevcut –ve buyuk bir ihtimalle, bu imkanlari haiz olanlar tarafindan da coktan boyle bir calisma yapilmistir– fakat, yayinlanmis birseylerden benim haberim yok; sizin varsa bilmek isterim.
Peki, ne gibi bir calismadan bahsediyorum:
Basit, mesela son 10-20-50 bin sene boyunca dunya iklimi nasil bir seyir izledi?
Bu surec icinde de, bahsettigimiz o kurt masalinda nerelerde ne oldu?
‘Ne oldu?’ dedigim zaman, noktasal bir soru sormus olmuyorum; aksine yine cok pacal bir cevap istiyorum. Yani, nerelerde collesmeler oldu, nereler ekilebilir alanlar oldu, deniz seviyesi nerelere cikti..
Bu sorularin cevabi o kadar da zor degil. Kutuplarda derinligine yapilan sondajlardan alinacak buz sutunlari bize gecmisteki iklim hakkinda her turlu bilgiyi verebiliyor. Bunun saglamasini yapmak icin, baska yerlerdeki buzulllardan da istifade edebiliriz.
Nerelerde ne oldu sorusunun cevabini da arkeoloji ve jeoloji (ve onlarin yan dallari) yardimiyla ogrenebiliriz.
Ben boyle bir mufassal calismanin yapildigini bilmiyorum.
Bu tur bir calisma elimizde olsa ve veriler acik olsa, isteyen istediig sekilde simulasyonlar yapabilir ve ortak bir kanaate yonlenebiliriz.
Bu yok.
Peki, yerine ne var?
Dar ve vocal bir klik tarafindan dile getiirlen tahminler, iddialar ve kurt masallari.
Uzgunum. Ama, ben bunu coclusive evidence olarak kabul edemiyorum.
Bu dedikleriniz ile, uzerinde konustugumuz seyin muhakkak alakasi vardir ama ben goremedim.
Ruzgar vb yenilenebilir enerjilere yatirim yapmali miyiz? Evet, ama, oncelikler meselesi.. Yani, bugunku mevcut problemlerinizi belli bir yere kadar cozmus iseniz, tabii ki bu tur uzun erimli konularla ilgilenmeniz gerekiyor. Aksi halde, eldeki kit (maddi, parasal) kaynagi bu tur konulara –isteseniz de– ayiramazsiniz. Nitekim de ayiramiyoruz.
Ama, bunun kuresel isinma filanla alakasi yok cok fazla –sonucta enerji acisindan disa bagimli olmagi konusuyoruz.
Soyle bir bakin isterseniz: Hani var ya, Turklerin Orta Asya’dan cikislarina yol actigi iddia edilen o muthis kuraklik.. Ergenekon filan destanlari..
Bu efsane o kadar da ucuk bir sey olamaz.. herkesin dilinde cunku.
Peki, sizce ne olmustur da Orta Asya (jeolojik zaman birimi acisindan) aniden ku-ru-mus-tur?
Benzer sekilde, Orta ve Lain Amerika’da (bunlar uzerinde biraz daha calisilmis olanlaridir) olaganustu kurakliklar, medeniyetlerin sonunu getirmis kurakliklar olmustur?
Bu kurakliklar oldugunda, dunyanin baska nerelerinde ne olmustur –yani, dunyanin tamami aniden kurak mi kesilmistir, yoksa bazi yerler buzul caginda cikmis ve daha kolay yasanabilir yerler mi olmustur?
Ve, bu ‘cycle’lar ne kadar surmustur?
Daha da onemlisi, o ‘cycle’lari o zamanlar ne tetiklemistir?
Bunlarin cevabina yonelik elle tutulur bir calisma yokken, cikip da kurt masali anlatanlarin dediklerine itibar edemiyorum. Anekdotal seyleri siraladiklarini, belli fakat benim bilmediigm ve onlarin da aciklamadigi amaclari olabilecegini dusunuyorum.
Yukarida yazdim. Madem butun dunyanin derdidir bu, butun dunyanin konu hakkinda mufassal bilgilendirilmesi gerekiyor. Iki tane grafik, bir tane powerpoint sunumu ile olmaz bu –yeterli degil. Ellerindeki mevcut datanin tamaminin acilmasi zorunlu bence –ve, eksiklerinin de tamamlanmasi gerekiyor.
Bunlar yoksa, kusurumu mazur gorun, ben bunu da yine bir ‘insan haklari’ teranesi olarak gormek zorundayim –hani var ya, bizim gibi ulkeler sozkonusu oldugunda cok onemli olan, ama kendileri sozkonusu oldugunda dunya uzerinde havada ve denizde insan kacirma organizasyonlari ve ortulu iskencehaneler kurduklari halde kimsenin cikip ‘i’sinden dahi bahsetmedigi ‘insan haklari’..
Bu da oyle…
Bu bakis bir ‘biyik burma’ midir, degil midir; kendi kararinizi tabii ki siz vereceksiniz..
Bülent bey,
Yani;
elevated temperature+increased NO2+increased precipitation+elevated CO2=4,9 tons
elevated temperature+increased NO2+increased precipitation+normal CO2=5,4 tons
normal temperature+normal NO2+normal precipitation+elevated CO2=4,9+1/3*(4,9)=6,5 tons/acre
Müzmin bey,
Filistin sorunu ve küresel terörizm sizi ilgilendirmiyor mu? Evet, kendime sorun etmediğim sürece alt komşuma inmiş hırsız da beni ilgilendirmiyor. Bu noktada tartışmanın anlamı da kalmıyor. Sorumluluk hissiniz yoksa sizi ilgilendiren bir şey tabi ki yoktur. Küresel terörizmle ilgilenmeyen adamın kutup ayılarının neslinin tükenmesinin bir anlam ifade etmediği aşikar.
Süslü bir cümle. Ama hiçbir şey söylemiyor. Küresel ısınmayı bahane edip dünyayı işgal edecek olanlar mı var? Kimin, nasıl bir kaymak yiyeceğini söyler misiniz?
Dünyanın iklim tarihi konusunda birçok çalışma var, elle tutulur olması için elinize almanız yeterli. Evet, benim de elle tutmuşluğum yok, ama hem bölgesel hem de global iklim değişiklikleri tarihi konusunda birçok çalışma olduğunu biliyorum. Siz, konuya maydanoz olarak girdiğinizi ifade ettiniz ama şimdi eksper gibi konuşup “benim gördüğüm çalışma yoksa, çalışma yoktur” havasına giriyorsunuz. Climatist denilen insanlar, bundan para kazanıyorlar. Bahsettiğiniz gibi buzullarda bu çalışmalar yapılıyor. Scientific sonuçlar ise sizin için kurt masalı; sizi ikna etmeleri için “Mufassal İkli Tarihi” kitabını yazmaları gerekiyor. Sayfa kalınlığı da anektodal olmaması için 300′ün üzerinde olmalı. Mesela buzullardan alınan numuneler günümüzdeki karbon oranının 650.000 yıl önceki oranla aynı olduğunu gösteriyor. “Geçiniiiz ! anektodal bilgi…” … “mufassal hale getiriniz…” Bu nasıl bir mantık anlamadım… Dar ve vokal bir klik derken de bilim adamlarını kastediyorsunuz sanırım. Geniş ve vokal bir yazar kliki de her şey yalan şarkısını söylüyor.
Aynı babam gibi konuştunuz. Sizce hangi konu, dünyadan daha öncelikli? Üstelik alternatif enerji, çok büyük bir fırsat. Bu konuda çalışmalar da yok değil. Hidrojenin, rüzgar enerjisinin, güneş enerjisinin kullanımına dair güzel çalışmalar var. Hatta kıytırık buluş programlarında izliyoruz, sıradan vatandaş bile bu konuyla ilgili kafa patlatıyor. Allah’tan başbakan filan değilsiniz.
Ergenekon destanında kuraklıktan değil, Türklerin çoğalıp ergenekona sığamamasından bahsedilir. Hem, kuraklıktan bahsetse bile demir dağın eritildiği bir destandan bahsediyoruz.
Aniden ku-ru-du-ğuna dair delil Ergenekon destanı mı? O zaman şöyle cevap verebilirim: Bilge Kağan güneşin gözüne yumruk çakmış, o da sinirinden gölleri kurutmuş olabilir. Mantık olarak Ortaasyanın kuraklık yaşamış olması pek mümkün değil. Kuzey yarımkürede ve soğuk iklimin hakim olduğu bir bölge. Yani neresinden tutup da cevap verebileceğimi bilemiyorum.
That’s why we call’em “tropical”. Güneşe en yakın bölgeler. Sıcaklık artınca, yağmur da yağmazsa kuraklık oluyor. Bu cycle şeklinde midir, nedir bilemiyorum. Ama bilim adamları kutuplarda ısı değişimlerini tespit edebiliyorlar, bu konuda yayınlanmış çalışmalar var. “Kurt masalı” tabir ettiğiniz bu araştırmalara da bir “kurt masalı”ndan gelmemiz çok ilginç oldu. ergenekon’a inanıp da bilim adamlarının çalışmalarını “kurt masalı” olarak takdim etmek biraz çelişkili olmadı mı?
Hocanın yap dediğini yap, yaptığını yapma. “İnsan hakları” yanlış bir şey mi? ABD çelişkili davranıyor diye işkenceye devam mı? ABD çelişkili davranıyor diye küresel ısınma yalan mı? Çok ilginç bir mantık…
Kesinlikle bir bıyık burma.
Yazıyı ve yorumları okudum.
Ekrem’e ve Metin abi’ye katılıyorum. Bu konuda dolaba konmamak başka, konuyu küçümsemek başka şeyler.
Geriye dönüp “yaauww bu eskiden de olmuş” gibi zırvalar yerine sanayi devrimin etkilerini ve 150 yıllık değişimi incelemek gerek.
İnsanoğlu her boku halledecek diye bir kaide yok, varsa da ben bilmiyorum. Ben de 2000 yılında ucan arabalarla gezeceğiz diye büyüdüm ama yıl 2007 ancak yerde gezen bir alman arabasına binebiliyorum.
Bu konuda daha önce aynı konuyu işlediğiniz “Kefal” başlıklı yazınıza eklediğim yorumları buraya da ekleyeyim; aynı düşüncelerdeyim tekrar olmasın:
***
Bu küresel ısunma ile bahsedilen her 400-500 yılda bir olan mutat doğal ısınma-soğuma ile alakasız birşey. Şu anki ısınmanın tek sebebi sanayi devrimi ve ardından gelen süreç; yani insan.
Meseleye dünyada atmosfere salınan sera etkisi yaratan gazların dörtte birinden sorumlu olan ABD’liler gibi örtbas edici bir tavırla yaklaşmamalıyız diye düşünüyorum.
Konu hakkında Tema Vakfı’nın sitesinde PDF ler var, bakılabilir:
http://www.tema.org.tr/tr/cevre_kutuphanesi/kuresel_isinma/kuresel_isinma.htm
Isınma sebebi ile kuşların göç ayları nisandan şubat’a kayıyor sadece bunun önümüzdeki 10-20 yıla etkisi şu: Bu, kuşların göç yollarındaki ve kalkış-varış noktalarındaki milyonlarca tür böceğin üzerindeki üreme baskısını ortadan kaldırıyor ve böcekler yüzünden çok büyük ölçekteki tarım alanları kullanılamaz hale geliyor.
Tabi meseleye evrimsel açıdan bakarak “dün bugünden iyidir, herşey iyiye gider, doğa buna da bir çare bulur” deniyorsa birşey diyeyem. Sadece “doğa en iyisini bulur” argümanının içine, kendisine savaş açan insan türününün yokloması seçeneğinin de girdiğini belirtmekle iktifa ederim. Öyle ya doğa bizim aç-susuz-nefessiz kalmamıza acıyacak değil değil mi? Şartlara adapte olabilen yaşamaya devam eder çünkü. Evrimde piyangonun birzamanlar dinonara da vurduğunu biliyoruz.
Ben “insan merkezli” düşündüğüm ve “evrimsel gelişme”, “dün bugünden iyidir”, “herşey iyiye gider” gibi masallara tok olduğum için endişeliyim sadece..
**
Bir de kısa bir tartışma yapmıştık aynı yerde:
http://www.izlenimler.net/2007/04/03/kefal/
Ekrem bey,
Cok sukur okuma yazmaniz var.. var da hizli okuyorsunuz gibime geldi..
Yukarida neye istinaden ne soylediginizi bir daha gozden gecirmeniz amaciyla, bir onceki ilmekte yazdiklarimi asagiya aliyorum. Bu sefer lutfen yavas yavas okuyun..
Ortadogu’da baris ‘problemi’ –Israil’in tanimladigi ve cozum onerdigi sekliyle– beni ilgilendirmiyor. ‘Kuresel terorizm’ de, bunu tanimlayanlar ve onerdikleri cozumlere bakinca, beni ilgilendirmiyor…
Orada bir iki anahtar ibareyi simdi de iskalamis olmaniz ihtimaline karsilik, sagiya cikariyorum:
1- Israil’in tanimladigi ve cozum onerdigi sekliyle– beni ilgilendirmiyor
2- ‘Kuresel terorizm’ de, bunu tanimlayanlar ve onerdikleri cozumlere bakinca, beni ilgilendirmiyor..
See.. once someone makes it out so simple, it’s not so hard to grasp; or is it?
Anlamadim demenin suslu sekli de bu olsa gerek..
Isterseniz detayli aciklayabilirim. Ama, bana onca zahmeti vermek yerine, lutfen siz ‘asimetrik’ kelimesinin anlamina bir bakin.. beni yormayin yani. Eminim o kadarcik zahmete girerseniz anlamaniz mumkun olacaktir.
Eger olmazsa, cekinmeden yine “Süslü bir cümle. Ama hiçbir şey söylemiyor.” deyin; ben hemen ve tekrar donerim bu konuya.
Lutfen.. Kuresel isinma vehminizin arasinda bir de uzaylilar vehmi eklemeyin.. Yani, yok, korkmayin; dunyayi kimsenin isgal edecegini filan soylemiyorum..
Ah.. keske ‘asimetrik iliski’ konusunu bir anlayabilseydiniz…
Bu uzun bir seyahat olacak sizin icin.. O kadarina vaktim, sabrim ve pedagojik yeteneklerim yeter mi bilmiyorum..
O yuzden, size ‘tarife disi engeller’ denen bir kavram konusunda biraz tefekkur etmenizi oneriyorum.
Bu konuda yeterince fikrettiginizi dusundugunuz zaman, bana yazin lutfen.
Nerdedir bunlar?
Kaynak?
‘Havasina girdigim’ sizin kendi kanaatiniz; benim oyle havalarla isim yok. Iklim ile havaya girmegi karistirmamaniz daha yerinde olur bence.
Bravo onlara.. Yoksa, parayi veren dudugu caliyor mu diyorsunuz?
Evet. Ve, oyle 300 sayfalar filan yetmez. Ben o dediginizi iki saatte okurum. Butun dunyanin kaderini ilgilendiren konuda bir iki kisinin de yazmasi yetmez. Duzinelerce kisi, cok sayida ve detayli calisma yapmalilar olnce. Sonra da bunlarin ozeti olmali. Bunlar yok. Ortada bir kac kisi, belli seyleir tekrarlayip duruyorlar. Ahir zaman peygamberi misali, mubarek.
Dedikleri isabetli olabilir; ama olmayabilir de.. Peer review istiyorum. Bir tane degil, cok sayida.
Karbon orani yetmez.. Bitki ortusunun de tahminleri yapilmali. Surec boyunca, madem ki sicaklik degismis, deniz seviyelerinin ne oldugunu bilmemiz lazim. Icme-suyu/tuzlu-su orani ne olmus..
Bunlair bilmeden, sadece sicakliga bakarak bir trend tahmini yapamayiz.
Dar ve vokal, cunku, tutturmuslar bir sey illa da olacak diyorlar.. Bunun dogrusu o degil.. datayi (veriyi) kamusal kullanima acarsiniz ve (degisik bilimlerden, cografyalardan) herkes bunu degerlendirir.
Su anda yapilan o degil. Bir dizi bilimadami birer asabi murebbiye gibi tutturmuslar bir mahser gunu tasviridir gidiyor..
Bun dediigniz icin tesekkur ederim –aksi halde ben de size ‘cocuk gibi konusuyorsunuz’ diyemeyecektim
Size bir surprizim var.. Kuresel isinma sonunda dunya yok olmayacak
Kuresel isinmanin insanlara bir tehdit olup olmadigini konusuyoruz.. Dikkat edin, hayvanlara ve diger canlilara dahi degil –onlar sadece insan irkinin devam etmesi baglaminda onemli..
Kafa patlattiklarini biliyorum. Boyle gidderse, herhalde 50 sene icinde, kullanilabilirbir seyler yapacaklar –devlet subvansiyonu olmaksizin ticari bir esprisi olabilecek seylerden bahsediyorum.
Allah’tan basimizda bir basbakan var; fakat onun da bu konuya pek ilgi duydugunu soyleyemeyecegim..
Ergenekon destanina biraz daha baksaniz demek isterim..
Iki nokta:
Birincisi, ‘aniden’ jeolojik zaman birimi cinsindendir.
Ikincisi, Ergenekon destani herhangi bir seyin delili filan degil; sadece bir ipucudur.
Tipki, Nuh’un Tufani’nin Marmaranin patlayip, bir ic gol olan Karadenize akmasi ve etrafindaki daglari asagi cekerek –oralarda yerlesik olan– cok sayida insani yutmasi gibi.. [Bu cok kisa bnir ozettir. Detaylari icin Google lutfen.]
Mantik ne kadar neyi bildigimize cok bagli degil midir?
Size ilginc bir sey soyleyeyim: Uyguristan’in kuzeyinin adi Tarim Havzasidir. Evet, aynen oyle, minevvelinden beri oranin ismi her dilde (Turkceden gelme) Tarim havzasidir..
Simdi.. alin elinize bir harita ve bakin bakalim bugun o Tarim havzasinda ne goreceksiniz… Col degil mi?
Aferin.. oturunuz yerinize cocuum :))
Bilmediginizi goruyorum. O yuzden, size daha ilk yazmda ‘The Great Conveyor’a biraz bakmanizi onermistim. ‘The Great Conveyor’u azicik anlarsaniz, hem orta ve Latin Amerika’da ortaya cikmis (ve Inkalarin sonunu getirmis) olan o olumune kurakligi, hem de Avrupa’daki mikro-buzul-cagini anlardiniz..
Ve, onu anladiginiz zaman, nicin Avrupa’nin odunun patladigini da anlardiniz..
Ve, sanayi devrimi ile dunyayi bu hale getiren Avrupa’nin takdir-i ilahi ile buza gomulmek korkusunun bedelini baskalarina odetip kurtulmaga calistigini da belki anlardiniz..
Ama, bu kadari belki size fazla gelir.. Siz butun bunlarin kesirini dahi bilmeksizin derindusuncezorkalkilir.org’larda filan yazin yine de..
Efsaneler, tipki define arayiciligi gibidir –nereye bakmaniz gerektigi acisindan yardimci olur size.. O yuzden, eger bir bilim adami filan olmak gibi bir niyetiniz varsa, uzun erimli efsaneleri dikkate almanizi salik veririm.
Ve, hayir, yanlis anlamayin, su anda yaptiginiz sekilde, sehir efsanelerinin pesinden gidin demiyorum. Sadece dikkate alin diyorum.
Tabii ki hayir. Ama, merhametin de siyasette bir enstruman olarak kullanildigini gorebilmeniz acisindan bunu soyledim.
Eger goremiyorsaniz, benim daha yapacak bir seyim kalmiyor malesef.
ABD, kuresel isinma konusunu ‘iplemiyor’ cunku, sonuclari ABD’yi pek de vurmayacak. Okkanin altina AB ve Latin Amerika (ve belki de Florida civari) gidecek.
Florida’nin bir apandisit olmasi hasebiyle feda edilebilir oldugunu muu dusunuyorlar, bilmiyorum
:)
Oyle diyorsaniz muhakkak oyledir.
Ekrem bey,
Ucuncu denklemde 4.9′u niye kullaniyorsunuz? Hesabi ben de yapamadim ve rakamlarin tutmadigina karar verdim. Gittim orjinalini buldum (tutmaz rakamlar cunku ozet haber haline gelirken elma armut toplamislar zaten). Calismanin ucuncu senesinde gormusler etkileri. Sonuclari toprak ustu, toprak alti diye ayirmislar. Bir yerde bir sonuca bagli obur yerde obur sonuca bagli paragraftaki yuzdeler. Neyse ben toprak ustu ve alti toplamlari alayim (tablo s1′den, metrekare basina gram olarak):
Hersey normal: 860
Sadece CO2 artmis: 912
Diger faktorler artmis, C02 normal: 1089
Diger faktorlar artmis, C02 de artmis: 988
Dolayisiyle Fethi beyin dediginin tersi degil durum benim anladigim kadariyla. Evet, oradaki veriler CO2 artisina bagli olarak ortaya cikan diger faktorleri CO2 artisi olmadan alirsak daha fazla buyume oldugunu soyluyor, ama CO2′deki artisin herseyin normal oldugu durumdan daha kotu bir buyume sagladigini soylemiyor. Yani CO2 artisindan dolayi artan diger faktorleri CO2 artisi olmadan alirsak cok daha fazla buyume oluyor, o faktorleri CO2 ile beraber alirsak herseyin normal oldugu duruma gore hala artis var. Hersey normalken 860 olan hersey ‘fena’ olunca 988 olmus. Ilginc sonuc sartlar degisik olunca CO2 artisinin buyumeyi arttirmamasi, o dogru, ama diger sartlarin o sekilde degismesini CO2 artisina bagladiklarina gore Fethi beyin dedigi de yanlis degil — belki kazayla dogru sadece.
Neyse link burada (kayit olmaniz lazim):
http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/298/5600/1987
Maksadim size eziyet etmek degil, yalniz bu tip icine politika karismis seylerde sonuclara ulasmanin ve onlar hakkinda konusmanin ne kadar zor olduguna isaret etmek istedim. Bu politize olmus diger alanlar icin de boyle (evrim yaradilis bilmemne islerinden de biliyoruz bunu), cok ilgi ceken konularda isin icine politik cekisme girmeyince genelde kolayca konulari kavramamiza yarayacak kaynaklar bollasir. Isin icine cekisme girince tam tersi olabiliyor, kaynak bollasiyor fakat kaynaklar konulari anlasilir yapmiyor. Ben bundan duz bilim adamlarinin temiz ahlakli olabilme luksune sahip olduklarini, fakat isin icine politik, dini, ekonomik filan cekisme girince herkes gibi ahlaksizlastiklarini cikartiyorum.
Suat bey,
Ben de 2000 yılında ucan arabalarla gezeceğiz diye büyüdüm ama yıl 2007 ancak yerde gezen bir alman arabasına binebiliyorum.
Yahu ben sizden biraz buyugum ben boyle birsey duymadim. Var miydi boyle bir laf? Jetgiller filan olmasin o? Ucan arabadan ziyade aya gidildigi zamanlarda ‘acaba omrumuz yeter mi normal insanin uzaya gittigini gormeye’ filan denirdi diye hatirliyorum (hepmizi uzayda yasayacagiz onumuzdeki asirda filan diye haberler cikardi, tabii hak yemeyelim daha 2007). Neyse simdi aklima geldi, biri kisa biri uzun iki link vereyim:
Bu 1900 senesinde 2000 senesi icin yazilmis, “The Ladies Home Journal”da cikmis. Bir suru seyi bilmis adam:
http://www.yorktownhistory.org/homepages/1900_predictions.htm
Bu daha uzun ve meshur birsey, ozellikle bilgisayarla ilgili teknik adamlarin o tarihi bilmeleri acisindan faydali olabilir (cok atifta bulunulur bu makaleye):
http://www.theatlantic.com/doc/194507/bush
(Yok bu Bush o Bush’la alakali degil).
Fethi bey,
Moderasyona takilan bir yazim var burada. Red mi oldu?
Müzmin Bey,
Yazıyı kutardım.
Fethi bey,
Tesekkur ederim.
Akismet’in bazi yazilara neden gicik oldugunu bir turlu anlamiyorum. Icinde cok ‘blockquote’ olunca mi, bilmiyorum.
Bu da atmosfer olayları gibi karmaşık herhalde.
Bülent bey,
Benim şu grafikten ( http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/298/5600/1987/F3 ) anladığım şu:
Herşey normal, karbondioksit arttırılırsa verim artıyor.
Bunun dışında ayrı ayrı veya beraber sıcaklık yükseldiğinde, veya yağış arttığında veya NO2 arttığında CO2 ters etki gösteriyor ve verimi düşürüyor.
Bu çalışmada küresel ısınmayla beraber eğer yağmur artarsa, eğer NO2 artarsa, bununla beraber CO2 artışı nasıl etki ederin cevabı verilmiş.
Küresel ısınmanın yağışları arttırması bekleniyor. Ama iki kritik konu var:
1. Bu yağışların fırtına ve sele yol açabilecek şiddetli yağışlar olacağı belirtiliyor. Yağış iyidir ama sel iyi değildir. Erezyon tarım arazilerindeki verimi sıfıra indirir.
2. Isınma sonucu buharlaşmanın, yağıştan daha etkili olacağı belirtiliyor. Yani, su buharlaşmadan ve yağış olmadan verim alabilirseniz ne ala. Yoksa ürünleri kurutma şansınız çok daha yüksek.
Ama yağışlar sık ve yumuşak olursa, CO2′nin olumsuz etkisine rağmen daha verimli ürünler elde edebileceğimizi söyleyebiliriz. Bunu anlamak için araştırma yapmaya da çok gerek yok sanırım. Bkz: Tropikal ormanları, Karadeniz vs.
Müzmin bey,
Komşumdaki hırsız da-Türk adaleti ve iktidarın önerdiği çözümlere bakınca-beni ilgilendirmiyor olabilir. Ama bu, hırsız seni ilgilendiriyor mu sorusunun cevabı değildir. Şerh koymak güven verir tabi. Demirel’in boşluğuna talipsiniz galiba.
Şimdi ben sorumu tekrarlayayım, ama hızlı okuyun, çok yavaş okuyunca derin bir soru sorduğum zehabına kapılıyorsunuz, allengirli bir cevap istemiyorum halbuki:
1. Dünyada küresel terör diye bir şey var mıdır? Varsa-bunu manüple edenlerin önerdiği çözümler hariç- sizi ilgilendiriyor mu?
2. Küresel ısınma- bunu manüple edenlerin önerdiği çözüm önerileri hariç- sizi ilgilendiriyor mu? İlgilendirmiyor mu?
Keepin’ It Stupid simple, askin’ for stupid simple answer… Got it?
Uzun yazınızın geri kalan kısmına da cevap yazmaktı niyetim ama benbilirimsenicahilhaddinibilmezdiliuzunşeylafıoturturummadaraederimseni yazısı olduğunu görünce vazgeçtim. Haşmetmeabları allame-i cihan Müzmin Anonim’in önünde saygıyla eğiliyorum.
Ekrem bey,
Ilgilendirmiyorsa ilgilendirmiyordur. Sizi zorlayacak degilim.
Bravo. ‘Türk adaleti ve iktidarın önerdiği çözümlere bakınca’ hirsizlarla ilgilenmemek ile genel anlamda ilgilenmek ya da ilgilenMEmek arasindaki farki galiba idrak etmissiniz.
Okurken hizli okuyanlarin o cukurlara dusmesi olmasa, aslinda serh koymanin hicbir tadi olmayacak
Demirel’in bir boslugu mu var(di).. Oyle mi hissediyorsunuz?
Tamam, bu kadar basit, yalin ve sade seylerden hoslaniyor oldugunuzun sonunda ben bile farkina vardim.. oyle ya, sizin onunuze konmus bir kuresel isinma efsanesini pek de sorgulamadan almis kalkmissiniz..
O yuzden ben de sizin zorlanmayacaginiz kadar basit cevaplar verecegim. Soz.
Yoktur. Farkli guclerin ortulu savaslari vardir.
‘Küresel terör yoktur’ dedim. Simdi bu soru yerini bulmuyor artik.
Yeniden ve farkli bir sekilde sormaniz lazim
I do apologize for I have always failed to suffer fools.
Uzuldum. Bu irsad firsatini kacirdigim icin.
O dediginiz zat-i zircahilin size bir-iki cumle daha sozu var:
– Kimsenin onunde luzumsuz yere egilmemenizi tavsiye etmek isterim.
– Modaya kapilmagi, ‘global warming’ ya da ‘intelligent design’ gibi ‘urban legend’lere biat etmegi de bilim sanMAmanizi onermek isterim.
Entellektuel enerjinizi ziyan etmemeniz benim icin onemli cunku.
[format hatasi oldu. yeniden gonderiyorum.]
Ekrem bey,
Ilgilendirmiyorsa ilgilendirmiyordur. Sizi zorlayacak degilim.
Bravo. ‘Türk adaleti ve iktidarın önerdiği çözümlere bakınca’ hirsizlarla ilgilenmemek ile genel anlamda ilgilenmek ya da ilgilenMEmek arasindaki farki galiba idrak etmissiniz.
Okurken hizli okuyanlarin o cukurlara dusmesi olmasa, aslinda serh koymanin hicbir tadi olmayacak
Demirel’in bir boslugu mu var(di).. Oyle mi hissediyorsunuz?
Tamam, bu kadar basit, yalin ve sade seylerden hoslaniyor oldugunuzun sonunda ben bile farkina vardim.. oyle ya, sizin onunuze konmus bir kuresel isinma efsanesini pek de sorgulamadan almis kalkmissiniz..
O yuzden ben de sizin zorlanmayacaginiz kadar basit cevaplar verecegim. Soz.
Yoktur. Farkli guclerin ortulu savaslari vardir.
‘Küresel terör yoktur’ dedim. Simdi bu soru yerini bulmuyor artik.
Yeniden ve farkli bir sekilde sormaniz lazim
Tabii ki ilgilendiriyor…
Bir akdemik merak olarak, dunyada degisik dillerde her ‘kuresel isinma’ lafi edildiginde Sili’deki guhercile rekoltesinin arttigi da ampirik bir gercek.. Aralarindaki iliskinin ne derece linear oldugunu tespit etmek acisindan tabii ki ilgileniyorum ‘kuresel isinma’ ile..
I do apologize for I have always failed to suffer fools.
Uzuldum. Bu irsad firsatini kacirdigim icin.
O dediginiz zat-i zircahilin size bir-iki cumle daha sozu var:
– Kimsenin onunde luzumsuz yere egilmemenizi tavsiye etmek isterim.
– Modaya kapilmagi, ‘global warming’ ya da ‘intelligent design’ gibi ‘urban legend’lere biat etmegi de bilim sanMAmanizi onermek isterim.
Entellektuel enerjinizi ziyan etmemeniz benim icin onemli cunku.
la havle.. cumlede bir segment eksik cikmis..
Dogrusu su aolacakti:
O dediginiz kimdir bilmiyorum ama bu zat-i zircahilin size bir-iki cumle daha sozu var:
Ekrem bey, evet ben de o grafige baktim ama o da o basin bildirisinde denen ile tutmadigi icin rakamlara gittim. Sizin yadiginizdan o bildiriye dayananlar benim okudugumla da uyumlu — ayni seyleri anlamisiz.
Zaten o makalenin sonuc olarak soyledigi seylerden biri ‘bu konulari tam anlamadigimiz ortaya cikti, daha cok degiskeni icine alan deneyler yapilmali’ gibi birsey. Ben klimatolojist veya botanist degilim tabii, ama deneyi yapan insanlarin basin bildirisinde soyledikleri hosuma gitmiyor:
“But our experiment shows that we can’t count on the natural world, the unmanaged world, to save us by pulling down all the atmospheric CO2.” (vurgu benden)
Bu konuda taraf durumundaki insanlarin onemli bir kisminda iyi niyetle bile olsa insanlari ve dunyayi idare edecek yapilari olusturmak gibi bir gaye de var. Ben Fethi beyin bu konudaki tepkisi nedendir bilmiyorum, ama benim sicak bakmadigim devamli bu tur ‘devlet karissin’ ‘devletlere de ust devlet karissin’ ‘kendi halina birakirsan insanlar berbat isler yapar, biz dogrusunu biliyoruz idare etmeliyiz’ gibi alt-metinler. ‘Sol’ diye bilinen kesimin de ’sag’ diye bilinen kesimin de — anti-merkeziyetci ve belki biraz anarsizme kayan bolumleri haric — belki zit sebeplerle bu ‘idare’ isine sicak bakmalari normal. Normal de, benim gibi bu konuda cahil vatandaslarin ne pozisyon almalarinin gerektigi ortada degil. Bu oturdugumuz yerin havasina zehir salinmasi cinsinden cevre problemlerine benzeyen bir problem degil cunku.
Muzmin Bey,
“‘global warming’ ya da ‘intelligent design’ gibi ‘urban legend’lere” [MA]
İkinci dediğinize hayır demem ama birincisine… valla bravo yani! Sözün de bittiği yer vardır ve sizinle bu konuda tam da oradayız.
Bülent Bey,
“‘devlet karissin’ ‘devletlere de ust devlet karissin’ ‘kendi halina birakirsan insanlar berbat isler yapar, biz dogrusunu biliyoruz idare etmeliyiz’ gibi alt-metinler.” [BM]
Bırakın bu alt-metinleri falan… Oraya bakmayın, gerek yok, enerji israfı. Kendi gözlerinizle bakın, kendi önyargılarınızın da olabileceğini düşünerek, sadece “hahayt, vay salaklar, hemen de kanıyorlar öcülere!” tavrını bırakarak… Bakarsanız görme ihtimaliniz var.
Bülent Bey,
Üslubum biraz hiddetli gibi durmuş. Değil. Peşinen önleyeyim yanlış algılamayı.
Muzmin Bey,
Hızımı alamadım. Yalnız siz misiniz külyutmaz? Bir de İrfan Külyutmaz var. Nam-ı diger, Hilmi Yavuz Bey. Heh heh!
Metin bey,
Bırakın bu alt-metinleri falan… Oraya bakmayın, gerek yok, enerji israfı. Kendi gözlerinizle bakın, kendi önyargılarınızın da olabileceğini düşünerek, sadece “hahayt, vay salaklar, hemen de kanıyorlar öcülere!” tavrını bırakarak… Bakarsanız görme ihtimaliniz var.
Bu tavsiyeler iyi de ben isinma yoktur diye birsey soylememisken yukarki cevabi veriyorsaniz bana. Ustelik hangi onyargimin oldugunu acikca belli etmisken onyargimin olabilecegini dusunmedigimi soyluyorsunuz. Dediginizin iki ayaginin ikisi de mesnetsiz. Siz boyle birsey yazmayacagina gore ben yazdiginizi yanlis okudugumu dusunuyorum, bir daha ve degisik sekilde yazarsaniz belki tavsiyenin ne oldugunu anlayabilirim?
Metin bey,
Hayirdir.. bu ne verimlilik aniden.. sizin cok olsa 5 heceli olabilen ’soundbyte’lariniza pek de alismistim halbuki..
Sorun degil. Oteki kapi acik. Carpmal ihtimaliniz oldugunu sanmiyorum.
[gene ‘blockquote’lar takildi. yeniden gonderiyorum..]
Metin bey,
Hayirdir.. bu ne verimlilik aniden.. sizin cok olsa 5 heceli olabilen ’soundbyte’lariniza pek de alismistim halbuki..
Uzgunum.. Ben size (ya da baska herhangi birisine) mutabakat vadetmedim. Fikirlerim yuzunden bana kirilacaksaniz, uzulmesine uzulurum de elimden bir sey gelmez.
Sorun degil. Oteki kapi acik. Carpmal ihtimaliniz oldugunu sanmiyorum.
‘Global Warming’ vb konular icinizi ciz ettiriyorsa, aslinda bence siz muhakkak benim vaktiyle (Cumhuriyet’ten once) yazdigim ‘Asıl tehlikenin farkında mısınız?’ yazisini okumali ve DiHidrojenMonOksit konusuna el atmalisiniz.
O, o yazida tafsilatli bir sekilde anlatildigi uzere, ‘Global Warming’den daha acik ve yakin tehdittir.
Hepimiz her an o tehlike ile yuzyuzeyiz..Kendinize acimiyorsaniz, cocuklariniza, gelecek nesillere aciyin ve DiHidrojenMonOksit kullanimimi elbirligi ile yasaklayalim.
Var misiniz, benim toydan celaletli huydan dalaletli muhterem kaarim?
Ben o yazıya vakti zamanında yorum göndermiştim ve yayınlanmamıştı!
Metin bey,
Üslubum biraz hiddetli gibi durmuş. Değil. Peşinen önleyeyim yanlış algılamayı.
Bunu sizin orada da konustuk (en azindan Muzmin beyle ben) siz Muzmin beyle atisirken sarapnel bana geliyor arada sirada galiba. Aslinda bakislarimiz cok farkli olabiliyor Muzmin beyle ama sizin oradan oyle gozukmuyor herhalde.
Muzmin Bey,
“Hayirdir.. bu ne verimlilik aniden..” [MA]
Farkettiniz mi bilmiyorum ama bugün kendi malikanemde bile yokum. Vallahi Fethi Bey bana büyü yaptı ki iki gündür buralarda sürtüp duruyorum işim gücüm başımdan aşkınken… Fatih Bey’in merakla beklediği cevabı da halâ veremediğim için ikinizden de özür dilerim.
“Ben size (ya da baska herhangi birisine) mutabakat vadetmedim. Fikirlerim yuzunden bana kirilacaksaniz, uzulmesine uzulurum de elimden bir sey gelmez.” [MA]
İlle mutabakata varalım demedim hiçbir zaman. Hatta sizinle fikir ayrılığımız daha çok hoşuma gidiyor. Büyük bir zevk sizinle tartışmak, insanın kendini geliştirmesi için de büyük fırsat. Bunları kimbilir kaç kez söyledim, artık ezberlediniz, biliyorum. Fikirleriniz yüzünden size kırılmak, hayatta aklıma gelebilecek son şeydir herhalde! Çok komik olur doğrusu.
“DiHidrojenMonOksit kullanimimi elbirligi ile yasaklayalim.” [MA]
Okudum o yazınızı. He walla gurban, yasaklayak anasını satiym!
Ah sevgili Muzmin Bey, ah…
60′a ilişkin:
Çok hoşsunuz. İlahi sevgili Bülent Bey! Evet, valla arada bir kazaya uğruyorsunuz böyle!
Ece hanim,
Haklisiniz. Hatta, hemen degil daha sonra yayinlamak istedigimi de ben size yazmistim –yanlis hatirlamiyorsam. Fakat, sonradan aklimdan cikmis olsa gerek. Ardindan da, Blogger yeni versiyona gecince, moderasyonda bekleyen yazilar da silindi. Elimde gonderdiginiz yazinin bir kopyasi var. Baslik haric aynen asagidaki gibidir. Bunu isterseniz ve tekrar yazarsaniz tabii ki yayinlayacagim. Gerek yok derseniz, hatirlatmaniz uzere, asagidaki sekli –en azindan burada– kayitlara gecmis olsun.
Metin bey,
Tebdil-i mekanda ferahlik vardir derler ya, dogrudur galiba.. Baksaniza, Fethi bey de, tebdil-i mekan ne kelime/ibare, alenen terk-i mekan etleyup ilkel yayin bicimlerine siginmis..
Basimiza tas yagarsa bu seneki yagmur dialarinin ters tepmesinden olmayacak –benden soylemesi
Fatih Bey’in merakla beklediği cevabı da halâ veremediğim için ikinizden de özür dilerim.
Ne bileyim.. “Sözün de bittiği yer vardır ve sizinle bu konuda tam da oradayız” dediginiz zaman ben oyle bir zehaba kapilmistim.. Dogrudan dogruya sizden degilse bile, mesela Lubnan Israil tarafindan patir patir rahmet-i bombaya maruz birakilirken empatik sempatiklikten oteye bir tepki koyamadigini tenkid ettigim baskalarindan bu tur tepkiler aldigimda ‘hadi bana kus’ demis oldugunu hatirliyorum.
Gordunuz mu.. uygun kelimelerle yaklasildiginda siz bilem bir numarali yasakci kesiliyorsunuz.. gerisini siz dusunun
Müzmin bey,
VAY BE! dedim:)
Ne yorumlar yaparmışım ben eskiden..
Beni asıl şaşırtan bu yazı aylardır arşivinizde nasıl kaldı:)
Teşekkür ederim:)
saygılar
Ece hanim,
Ben de eski yazdiklarimin bazilarini okudugumda sasiriyorum. Sizdekinden farkli olarak bendeki nakz-i terakki..
Ben hic gmail hesabimi silmedim
Dahasi, gmail’deki herseyi bir de Thunderbird’e aktardim –her gelen yazi her gun iki yerde birden yedekleniyor.
Simdi, siz hatirlattiniz, bunlarin bir yedegini de –parola korumasiyla– internet uzerindeki bir iki siteme aktarirsam icin gercekten hajat olacak.
Daha sonra, Icisleri Bakanligi istediginde mahcup olmamak icin tabii ki :))
1)Zaten bana öğrettiğiniz naneler sayesinde, yakında dilimi eşek arıları sokacak..
http://www.dusunceler.org/2007/06/06/asil-sorun/#comment-15058
2) Nakz-i terakki ne demek?
3)Bu gece Mahir Kaynak hocamı dinlediniz mi STV de?
4)Sildiğim gmail dosyalarımı geri alabilmem mümkün müdür?
Şimdi daha iyi anlıyorum ki, oradan alıp satabileceğim bazı bilgiler beni zengin edebilir:))[anladınız siz onu]
5)Lütfen rahat uyuyun:)))))))
iyi geceler..
6)Arkadaşlar, arı ölümlerinin nedeni cep telefonu sinyalleriymiş..
http://www.cnnturk.com/BILIM_TEKNOLOJI/BILIM/haber_detay.asp?PID=15&haberID=333156
Ekrem bey,
[kinaye, hiciv vs yoktur bu yazida]
Atismak da hayatin bir parcasi ama, hem sordugunuz bir soruya cevap olacagini dusundugum icin, hem de kureyi daha fazla isinmaga sevkedebilecek oldugundan su yaziyi muhakkak okumanizi istirham ediyorum.
Yoruma baktim, tamamini okuyamadim.
Nakz-i terakki: that which voids progress; anti-progress..
TV seyretmiyorum. Birisi bir kopyasini youtube koyarsa, ya da lutfedip (bir linkini ya da dosyasini) bana gonderirse tabii ki memnuniyetle izlerim.
Kazanmagi tahayyul ettiginiz meblagin birkac mislini nakten ve defaten oderseniz tabii ki sizden gelmis olan butun yorumlari size yollayabilirim.
Ben uyumam pek.
Arilarin neden irtiha-i dar ul beka eyledigi konusunda milleti daha bir cahillestirme gayretlerinizi takdir etmekle beraber, kendinizin salahi icin, kalabaliklara uymamamaniz, efsanelere cok da kulak asmamanizi onermek ve su yaziyi muhakkak okumanizi tavsiye etmek zorundayim.
Müzmin bey,
http://www.atin.org/teknik.asp

Ece hanim,
Coook iptidai cook..
O dedikleriniz gecen asirda kaldi..
Siz hala daha anneannenizin margarinini mi kullaniyorsunuz yoksam..
Biz coktandir bunlari kullaniyoruz.. [’Special’ teknoloji ya.. tabii ki, goruntulemek icin MS IE ve MediaPalyer’in kurulu olmasi gerekiyor ;P ]
Kullandigimiz, bir de, tabii, ayni teknolojinin tersi var: Bilgisayarin insani kumanda ettigi.. ama, if I showed you that I’d have to kill you
Müzmin bey,
En azından şu X RAY sistemlerimizden deneseydiniz:)
Sentetik giysilerin arkasını gösteriyorlar, sonra pişman olmayın..
Şahsınıza özel iskontomuz da var, kredi kartına 10 taksit..:P
Ec[h]e[lon][heh he!]
http://www.netpano.com/makale/?makale=300
Ece hanim,
Yok, merci; almayayim.
X-yay sistemleri cok hantal oluyor; nano gamma sistemlerden fazla varsa belki ilgilenebiliriz –arkadaslara danismam lazim.
Sentetik seylerin arkasi da artik beni pek ilgilendirmiyor. Dogal takiliyorum hayli zamandir.
Müzmin bey,
Yazıyı okudum. Teşekkür ederim. Eğer, küresel güçler, bu denli başarılı senaryolar üretebiliyorsa , her olayı Agatha Christie romanları inceliğinde dizayn edebiliyorsa;
1. Biz zaten ölmüşüz, ört ki ölem pozisyonundayız.
2. Helal olsun. Bu kadar ince hesaplar yapabildiklerine ve başarılı olabildiklerine göre bükemediğimiz eli öpmek durumundayız, hiç kasmayalım. Bunun yanında her şeyi planlarken ekonomiyi ve dış itibarlarını atlamış olmalılar… Hem G.W.Bush da pek o kadar zeki bir adama benzemiyor ama Orhan babanın dediği gibi:
Hor görme garibi, kim bilir ne derdi vardır,
O garip halinde ne sırlar gizli
Onu bu hallere bir koyan vardır
Yazının son cümlesi “terörü bir yana bırakalım. 12 Eylül 1980 öncesindeki gibi, siyasi hedefe varılırsa, o bir gecede biter” cümlesini de pek anlayamadım. Yani - Terörü bir yana bırakalım. Siyasi emellerini gerçekleştirecek olanlar gelsin gerçekleştirsin, böylece terör sorunu kalmaz” mı demek istemiş. Ben yanlış anlıyorum değil mi?
Ekrem bey,
Mahir Kaynak’in onu soyledigini dusunmuyorum. Yani, ’surgical’ mahiyette operasyonlar yapilabildigini soylemiyor. Hangi operasyonun fiilen gerceklesecegi de, gercekelstiginde neye (kac cana) malolacagini da bildikleri iddiasi oldugunu okursaniz bence yanlis anlasilmis olur.
Ben o yaziyi okudugum zaman, belli bir istikamette kullanilmak amaciyla bir dizi operasyon tezgahlanacagini, bunlarin hangileri tutarsa onlarla devam edilecegini anliyorum.
Bunu biraz da geliskin teknoloji kullanip baliga cikmaga benzetebilirsiniz.. Uydu takibi ile hem hava durumunu, hem de suyun sicakligini filan biliyorsaniz; bir de marifetli tekneleriniz ve sonar cihazlariniz varsa, ilkel rakiplerinize kiyasla balik avlama sansiniz yuksektir. Balik sayisini/tonajini onceden kestirmeniz zordur; ama elibos doneceginizi de kimse kolay kolay iddia edemez..
Not: Bu ornekte biz balik degiliz; okyanus daha uygun olur bence.
Once sunu yazayim..
Ben Mehmet Altan’i gazetelerde yazdiklari yuzunden pek takdir etmem; cunku amigolugu tercih ediyor. Halbuki, kitaplarinda pek de oyle degil..
Tipik bir ‘Kitabinda dogruyu soyler, gazetede sasar’ vakasi yani..
Bir kitabinda soyle diyor:
Aniden –eskiden hic olmadigi sekillde– hortlayan ‘PKK’ terorunu PKK teroru sanmak bence yanlis. Bu operasyonlari PKK’nin –ozellikle de simdi– yapmasinin cok anlami yok bence. Turkiye’nin temel bir tercihe zorlandigini dusunuyorum.
Bu yere, Erbakan’in tabiriyle ‘kanli mi kansiz mi’ varilacaginda ’siyasi direktif’in tayin edici olacagini dusunuyorum. Yani, PKK’yi kullananlarin istedigi istikamette bir ’siyasi direktif’ alirsaniz, teror filan bitecektir (simdilik).
Ama, asil soru(n) teroru bitirmek degil ki.. Terorun bitmesi icin hangi bedelleri odeyeceginiz..
Zor bir soru oldugunu dusunuyorum –yani, cevabini bana sormayin lutfen
http://www.8sutun.com/node/35673
Büyük Menderes kurumuş!
zamaninda istanbul da boyle kurakti. iski yolsuzluklari falan vardi SHP belediyenin basindayken. nurettin sozen zamani yani. her yer kurak. damla su yok. insanlar yikanamiyorlardi bile. sonra tayyip geldi yagmur duasi yapti. hepsi alay ettiler. sonra gunlerce yagmur yagdi istanbulda. barajlar doldu.
simdi yine aziyorlar, yine muslumanlarla ugrasiyorlar. elini kolunu bagladilar halkin iradesinin. buyuk menderesin kurumasina sasmamak lazim. kizilirmagi yesilirmagi seyhani ceyhani bile kurutur bunlar. boyle adamlarin oldugu yerde rahmet bereket mi kalir?
Manyakadam bey,
23 Temmuzda sandıktan AKP çıkarsa, MENDERES gürlemeye başlar mı dersiniz?
Bir de linkteki yorumcu da tam aksini iddia edip, iktidarı suçlamış:)
Turgut ALBAŞ
Bu iktidar Menderesi de kurutur her şeyi de.Türk Milletiningırtlağı da kurudu.Allah yar ve yardımcımız olsun.saygılarımla.
Ece hanim, bu AKP ya da baska parti meselesi degildir. hepsi iyi niyetli olsun nasipse hepsinin faydasi dokunur memlekete maddi manevi. yoksa nankorluk olursa AKP de yapsa nankorluktur baskasi da. particiligin alemi yok yani.
ama dikkatinizi cekmek isterim. artik ulkemizde maneviyata saldirilar cok aleni yapiliyor. memleketin civisi cikti. bu memleketin haddini bilmesi terbiyeli olmasi icin illa merkez ussu bilmem neresi olan zelzele mi olmasi lazim? cok yazik..