Gürtuna’nın Saçı
FST 15 Haziran 2007
Ali Müfit Beyi kastetmiyorum, malum kendisinin o yönde pek bir problemi yok, belki başını kapatması bile-özellikle yazları- tavsiye edilebilir. Ben aslında Reyhan Gürtuna’nın başını açıp özgür kız moduna geçip go-kart yapması konusunda birşey yazmayacaktım, ancak Abdurrahman bey konuyu ısrarla işlediği için iki laf edeyim dedim. Öncelikle bazı noktaları açıklayayım.
Reyhan Gürtuna’nın başını açması tamamen kendi bileceği iştir ve kimseyi ilgilendirmez. Bundan hoşlanmayanlar olabilir ama şahsın tercihidir.
Öte yandan bu durum eleştiriye konu olmaz demiyorum. Mesela ben “başını açmasını” eleştirmem ama anlamsız işlerini eleştiririm. Daha önce “başörtülülere modern şapka” projesini anlamsızlığı yüzünden bir yazıma konu etmiştim. Bir de tutarsızlık konusunda eleştiri getirmek mümkün. Elbette zaman içinde değiştiği ileri sürülebilir ve bu da mümkündür ama özellikle kocasının ipsiz sapsız bir siyasi harekete girişmesi sürecinde olup bitenler eleştiri oklarına hazırlıklı olmasını da gerekli kılar. Mesela daha önceki bir haberde ne deniyor:
Reyhan Gürtuna 15 yaşındaki, lise öğrencisi kızı Asude’nin de başının açık olduğunu hatırlatıyor ‘Başörtüsü ile ilgili kararı kızım kendi verecek. Ama şunu da söylemem gerek, bir süre önce başını kapatmak istedi ve ben örtünün yükünü taşıyamayacağı kanaatinde olduğum için kapanması için ışık yakmadım. Allah’ın emri olmasa bu kadar sıkıntıyı çekmem. Onu da açıkça söyleyeyim. Örtünmekten yüksündüğüm için değil ama Türkiye’de bu kadar konuşulması artık benim midemi bulandırıyor. Sadece problem haline getirenler için değil, her taraf için söylüyorum. Sıktı artık bu konu.’
Başörtüsü sorununun üniversiteye taşınmasına da sıcak bakmıyor Gürtuna, ‘Okulumu bırakmazdım diye düşünüyorum. Çok üzülürdüm başımı açtığım için ama devam ederdim, okurdum. Ayrılmazdım üniversiteden’ diyor.
Bu durumda, ben pek ilgilenmiyorum ama Abdurrahman beyin getirdiği eleştiriler daha farklı okunabilir diye düşünüyorum. Madem o zaman Allahın emri diye sıkıntı çekiliyordu, ne oldu, emir mi ortadan kalktı sıkıntı mı çekilmez oldu? Mecbur kalıp başımı açsam çok üzülürdüm derken, şimdi mecburiyet olmadığı halde başın açılması, üstelik go-kart yapıp medyaya poz verilmesi önemli bir değişime olduğunu gösteriyor.
Ertuğrul Özkök de Reyhan Hanım üzerinden başörtülülere “başınızı açın, go-kart yapan biri gibi hayatın tadını çıkarın” mesajını vermiş. İş go-kart yapmak, hayatın tadını çıkarmak ise bunlar başı örtülü, sakallı, kel, gözlüklü, şapkalı, etekli de yapılır. Önemli olan iç huzuru ise Ertuğrul beye bunun birşeyler giyip çıkarmayla ilgili olmadığını hatırlatırım. Biri isteyerek başını örtüyorsa iç huzuru ancak çalışma, okuma hakkının geri verilmesi, şuradan buradan kovulmaması ile sağlanır. Mesela ben denize girmekten, güneşlenmekten nefret ederim, birçok insana göre ise bu “hayatın tadını çıkarmak” olarak algılanabilir. Halbuki Nasreddin Hoca’nın “sana ne, bana ne” anlayışına göre kimsenin işime burnunu sokmasını da istemem. Ne haşemayla, ne iç çamaşırıyla, ne mayoyla beni denize sokamazsınız.
Kısaca, insanlar başlarını dini veya başka bir sebeple örtmek ya da örtmemek istiyorlarsa bu kendi bilecekleri iştir. Öte yandan, Ertuğrul Özkök’ün mahalle baskısı dediği konuyu da yabana atmıyorum. Örtmek istemeyen biri başını açsa çevreden tepki görebilir, zorla veya bir menfaat gereği başını örten de çıkabilir. Ancak tam tersi de mümkün ve yaygındır. Üstelik başını örtenler devlet gücü ve sopa zoruyla okuldan, memurluktan kovulmakta, birçok haktan mahrum bırakılmaktadır. Yani “başını örtmesi için baskı yapılıyor” sözü sosyal olarak bir ihtimal iken tersi “başını açması için baskı yapılıyor” fiilen kanun gücüyle dayatılan bir gerçekliktir.
Reyhan Gürtuna’dan beklentim Ertuğrul Özkök gibilere cevap olarak “Ben başımı açtım, bundan da artık rahatsız değilim ama Türkiye’de başını örtenlere devlet eliyle yürütülen baskı mevcuttur, isteyen istediğini yapabilmeli” demesidir. Yoksa başını açmış, örtmüş, go-kart yapmış bana ne. İsterse jet-ski yapsın. Eleştirenin karşısına da ilk ben çıkarım.
- Siyaset
- Yorum(2)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
emine erdoğana mesaj verilmiş gibi
biliyal kardeş gelse de okusak