Archive for Haziran 20th, 2007

“Bir bölümü de hristiyan”

FST Haziran 20th, 2007

ringsinansamilsam.jpgEmin Çölaşan ile Yaşar Nuri Öztürk arasındaki benzerlik nedir dense herhalde “ikisi de gerçek islamı anlatmaya çalışıyor” deriz. Yaşar Nuri hoca malum, Emin bey ise zaman zaman toplumu uyarma işini Hürriyet gazetesindeki köşesinden yapıyor. Hatırlarsanız THY yemek menülerinde müslüman yemeği bulunması Emin Beyi küplere bindirmiş kendisi de “Ey inanan insanlar, ey müminler… Özellikle sizin sırtınızdan oynanan bu oyunları artık görün. Sizi ve milyonlarca insanımızı kimlerin nasıl kullandığını, milletin parasının eşe dosta ve partili yandaşlara nasıl hortumlandığını lütfen anlamaya çalışın.” vaazıyla işin içyüzünü açıklayıvermişti.

Bu defa Emin Çölaşan bir boks maçı vesilesiyle ayaklar altına alınan dini sembolleri yerden kaldırmak için mücadele ediyor. Evet, yanlış duymadınız. Ankara’da bir boks maçında ringde Ankara’nın Melih Gökçek tarafından tasarlanan camili simgesi varmış ve Emin Bey bu resmin ayaklar altına alınmasına içerlemiş. İki gün konuyu işleyip şunları demiş.

[…19 Haziran]O gecenin sponsorları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Melih Gökçek de vardı… Ve maçları izliyordu. Belediyenin minareli-kubbeli hilkat garibesi amblemi ringe serilmişti. Bazıları Hıristiyan olan boksörler ve hakemler, minareleri ve cami kubbesini saatlerce ayakları altında çiğnediler. Bu olayı salondan ve ekrandan milyonlar, yüzleri kızararak izledi.

[… 20 Haziran] DÜNKÜ yazımda değinmiştim, bugün fotoğrafını size iletiyorum. (Minareler ringin iplerine denk geldiği için tam görünmüyor.) […] Üzerinde iki minare var. Bunlar Kocatepe Camii’nin minareleri. İki minarenin arasında bir de kubbe var. Yani tümüyle cami. Bu kutsal kavramlar yerde, ayaklar altında eziliyor, çiğneniyor. Maçlar bir televizyon kanalından canlı yayınlanıyor. Bu rezalet, dinimize karşı yapılan bu inanılmaz saygısızlık milyonlarca insan tarafından izleniyor.

İşin daha da acı tarafı, Melih Gökçek de orada! Maçları izliyor. Ayaklar altında çiğnenen kutsal kavramlar ringin üzerine serilmiş, gözlerinin önünde. Ama hiçbir şey yapmıyor. Niçin?.. Çünkü cami simgesini, kutsal kavramları yere serdiren ve ayaklar altında çiğnenmesine neden olan kendisi.

Dahası, çiğneyen sporcuların ve hakemlerin bir bölümü de Hıristiyan!

Emin Çölaşan’a hak vermemek mümkün değil. Üstelik Melih Gökçek bu hadise karşısında gevrek gevrek gülüyor, gel de çileden çıkma. Yalnız “sembolü çiğneyen hristiyan olsa ne fark edecek” diyen çıkabilir, bence burada bir iş var. Melih Gökçek aslında o kadar sinsi bir din düşmanı ki hakem ve rakip boksör (muhtemelen) hristiyan olacağından simgeyi daha fazla hristiyana, hem de gevrek kahkahalarla çiğneterek içyüzünü ortaya koyuyor. Sinan Şamil Sam’ın yediği sopanın sebebi de muhtemelen bu saygısızılığın Allah’ın gücüne gitmesidir.

Herşey ortada, söyleyecek fazla birşey yok, şöyle bir fıkra uydurayım, mesaj yerine geçsin. Bekri Mustafa yoğun istek üzerine cenaze namazı kıldırıyormuş, namaz bitince çaktırmadan tabutu açmış merhumun kulağına “öbür dünyada bu tarafın ahvalini sorarlarsa Demirel CHP’ye yanaşmış, Emin Çölaşan da ayaklar altına alınan caminin savunmasını yapıyor, de, gerisini anlayan anlar” demiş. Duruma müdahil olan Nasreddin Hoca gevrek gevrek gülerek “Bekri sen de haklısın ama Demirel’i işe neden karıştırdın onu anlamadım, bu göl bu mayayı kaldırmaz” demiş. Oradaki iki hristiyan da buna gülmüşler.

(Tamam, iyi fıkra olmadı ama karıştırmayın, çok bilen kendisi fıkra anlatsın)

“Ordu ile bizim bir alakamız yok”

FST Haziran 20th, 2007

oyak.jpgOyakbank yabancılara satılmış, ortalıkta “nasıl olur, biz bankalar yabancıya peşkeş çekilmesin derken silahlı kuvvetler de bu işi yaparsa ne halt edelim, derdimizi kime anlatalım” diyenler var. Daha önce bazı emekli generallerin Oyakbank satılamaz, müsaade etmeyiz türü beyanlarını da hatırlıyorum. Konuyla ilgili Oyak genel müdürü Coşkun Ulusoy bir açıklama yapmış, ben ikna oldum, bakalım siz ne diyeceksiniz:

”Ordunun bankası olmaz. Ordu ticaret yapmaz, yapmamalıdır. Ordu bütün, hepimizin ortak göz bebeği olarak kanunda belirlenen görevleri yapar. Ticaret ordunun işi değildir. Ama bu insanlar maaşlarını kazandıktan sona kanunlar çerçevesinde bunu bir yerlere koyup ‘biz emekli olduğumuz zaman bize emekli maaşı ver’ diyorlarsa bunu yapıyor olmamızın yanlış olduğunu düşünmüyoruz. Aynı şeyi emekli sandığı da yapıyor ordu ile bizim bir alakamız yok. Askerin bankası demenin doğru olmadığını düşünüyorum.”

Allahtan Coşkun bey “ordu ile bir alakmız yok” demiş ki yanlış anlamaların önüne geçmiş. Öyle ya TSK ticaretle uğraşmayacağına göre işin aslı başka olmalı. Kısa bir araştırma ile işi çözdüm. Buradan ilan ediyorum, OYAK Giresun’daki Ordu’lulara ait bir yardımlaşma derneğidir, “Ordu’daki emeklilerindir” diyenler büyük hata yapar.

Neyse açıklama yeterli ve ikna edici olmuştur muhakkak.

Kapat
E-posta ile paylaş