Archive for Haziran 27th, 2007

Sağlıklı Yaşam

FST Haziran 27th, 2007

diyet.jpgYaz geldi, ortalık diyet uzmanı kaynıyor. Ancak benim yazımın konusu biraz farklı, malum Maliye çizgi film oynatarak vergi toplamaya çalışacakmış, bir önceki yazıda konuya değinmiştim. Bu yazıyı bitirdikten sonra bir haber sitesinde vergilerle çalışan bir kurumumuzun yayınladığı son rapora rastladım. Çizgifilmde vergilerin yol ve köprüye dönüştüğü, şırıl şırıl çeşme akıttığından bahsediliyordu, bu habere göre ise işin rengi biraz daha farklı görünüyor. Şöyle yerler var:

[…] Son iki yıldır tutulan Meclis lokantası kayıtlarına göre bu yıl milletvekilleri ve 4 bin 290 personelin kırmızı et tüketimi 2006′ya oranla iki ton artarak 58 ton oldu. Meclis bu yıl ayrıca 43 ton beyaz et ve 26 ton meyve tüketti. Meclisin 5 yıllık bilançosuna göre, ucuzluğu ve lezzeti ile cazibe merkezi olan Meclis lokantaları et ve meyve yetiştirmekte zorlandı. Meclis’te ayda yaklaşık 4.8 ton, bir günde ise yaklaşık 160 kilo kırmızı et tüketildi.

Meclis Başkanı Arınç tarafından sağlıklı beslenme konusunda hazırlanan “Sağlıklı Yaşam” kitabında vekillere, beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri önerisinde bulunulmuştu.

[…] Meclis Sağlık Merkezinde bu yıl toplam 598 bin 49 muayene yapıldı. Bunların 145 bin 542’sini milletvekili ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları, 420 bin 160′ını personel ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler, 19 bin 966’sını da emekli personel ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler oluşturdu. Toplam 572 bin faturanın kontrolü yapıldı, yapılan kontroller sonucunda 24 milyon YTL tasarruf sağlandı. Meclis Baştabipliği’ne gelen toplam 79 milyon 70 bin 733 YTL tutarındaki 65 bin 560 adet fatura için 72 milyon 93 bin 846 YTL’lik ödeme yapıldı.

Demek ki vergilerimiz çeşmeden suyun şırıldaması yanında işlere de yarıyor. Mesela ucuzluğuyla “cazibe merkezi” olan bir lokantanın finansmanı gibi. Bu arada yeni diyet uzmanı Bülent Arınç’ın milletvekillerine “fazla tıkınmayın” temasıyla kaleme aldığı kitap herhalde Bülent Beyin kendi cebinden ve Meclis matbaası dışında bir yere bastırılmıştır. Hanımlara da duyurmuş olayım, bakın size süper bir diyet kitabı. Muhtemelen Bülent Arınç bu eseriyle Mehmet Öz benzeri kolesterol düşmanı doktorların tahtını sallayacaktır.

Bakalım Maliye oynatacağı çizgi filmde bu tür gelişmelere de yer verecek mi? Mesela Bülent Arınç “çok para harcamayın, tasarruf iyidir, bu arada kırmızı eti de az tüketin, hindiye yüklenin, yapacağınız tasarruf size köprü, bize ise implant olarak geri dönecektir” diyerek bir karede görünebilir.

Yazımı bu defa bir fıkra değil şiirle bitiriyorum. Sağda solda dolaşan bu ünlü şiiri yeni sağlıklı yaşam uzmanı, vergilerimizi koruma konusundadi hassasiyetiyle dikkat çeken Bülent Arınç’a ithaf ediyorum.

DOKTOR BEY

Verdiğin perhize budur gayratım
Bundan başka uyamayon doktor bey
Üç sepet yımırta zabah gahvaltım
Teker teker sayamayon doktor bey

İki leğen pilav bi yayık ayran
İster yağlı olsun isterse yavan
Yanına keseyon beş kilo sovan
Yeyom yeyom doyamayon doktor bey

Üç tencire bamya yirin bişince
Yirmi tas su içip biraz koşunca
Her yanı sokülür garnım şişince
Sağlam goynek geyemeyon doktor bey

Şimdiye acımdan çoktan ölürdüm
Sağolsun gomşula ediyo yardım
Bi guzudan fazla yimem söz virdim
Ayıb olur cayameyon doktor bey

Bazı az geleyo beş gasa hurma
Yedi lahanadan yapıyoz sarma
Onu da mı yedin deye heç sorma
Utaneyon deyemeyon doktor bey

Gunde iki çuval unum gideyo
Avradım her zabah ekmek ideyo
Bi gazan fasille gonül yi deyo
Arttırmaya gıyameyon doktor bey

Senede gırk dönüm bostan ikerin
Benden başka kimse yimesin derin
Gavını garpızı gabıklı yirin
Acelemden soyameyon doktor bey

Bilmem Gara Memmet nereye gider
Buyumuş gısmatım buyumuş gader
Bi gunde yediğim işte bu gadder
Daha fazla yeyemeyon doktor bey

(Güncelleme: Vergi nereye gidiyor ve TBMM demişken, şu habere de bakabilirsiniz.Şu, şu ve şu da var ama hepsini saymaya gerek yok. Bu arada Şükrü Kızılot’un yazısında ilginç şeyler var.)

Nasrettin Hoca ile Keloğlan

FST Haziran 27th, 2007

67068.jpgDevlet vergi toplamak için çizgi film yaptırıyormuş. Çizgi filmlerde ulusal kahramanlarımız Nasreddin Hoca ile Keloğlan oynayacakmış. Haberde örnek bir vergi propagandasından söz ediliyor. Hoca ağaca çıkmış ve bindiği dalı kesiyormuş vs. devam eden fıkra vergi vermezseniz ağaçtan düşersiniz mesajıyla sonlanıyor.Fıkra şöyle:

Keloğlan bir gün vergi konusunu görüşmek ve akıl danışmak için Nasreddin Hoca’yı görmeye gitmiş. […] Nasreddin Hoca, köylülere bakmış ve şöyle seslenmiş: -Ey efendiler, bakın işte vergi vermemek de bindiğiniz dalı kesmeye benzer. Ben nasıl bindiğim dalı kesip yere düştüysem siz de verginizi vermezseniz ileride çok zor durumlara düşersiniz. Çocuklarınızın neşeyle oynadığı parklar, okullar nasıl oldu? Ya gürül gürül akan çeşmeler? Hatırlasanıza köprümüz yokken siz ve çocuklarınız ne sıkıntılar yaşadı. Her gün tozlu ya da çamurlu yollardan işlerinize ve okullarınıza gidip gelirdiniz. Üzerinden geçtiğiniz köprü ve yollar ödediğiniz vergilerle yapıldı. Tüm bu hizmetlere dün ve bugün olduğu gibi yarın da ihtiyacımız var. Unutmayın, vergiler bizim geleceğimizin garantisidir. Tez zamanda verginizi ödeyin”

Yaşanan bu olay ve Nasreddin Hoca’nın sözleri üzerine vergisini ödemeyen köylüler çok utanmışlar ve ikna olmuşlar.

Hepsi vergilerini ödeyeceklerine dair söz verip ayrılırken Nasrettin Hoca konuşmasına devam etmiş: -Efendiler şunu da unutmayın. Vergi vermeyenleri ikna etmek için her seferinde oturduğum dalı keserek ağaçtan düşmeye niyetim yok. Bundan sonra vergisini düzenli ödemeyenler tespit edilecek ve onlara vergi cezası kesilecektir. Bunu da sakın aklınızdan çıkarmayın.

“Bu ne biçim fıkra, devletin işi gücü kalmadı da ‘vergilerimizi’ bu tür budalalıklara mı çar çur ediyor, çizgi filmi yapan şirket malı götürmüştür, helal olsun. Hem bunlar ne biçim tehditler, fıkrada tehdit mi olur” diyeniniz çıkabilir. Fıkranın ve projenin budalaca olduğu konusunda hemfikirim. Bence bu iş daha farklı bakış açılarından da yapılabilir. Mesela ödediği verginin akibetini merak eden Keloğlan ile Defterdar Nasreddin Hoca fıkrası şöyle gelişebilir:

Keloğlan- Hocam, 100 akçe gelir beyan ettim, 30 akçeyi aldınız, pazardaki tabelam için de 10 akçe ödedim. Eve ulak yollayınca özel iletişim vergisi diye 20 akçe kesildi, peynir aldım katma değer vergisi 5 akçe imiş. Geçen ay bir merkep aldım, 50 akçeye pazarlık ettik, meğer 20 akçe alım satım vergisi varmış. Bizim amcaoğluyla 10 senede bir ev yaptırdık, emlak vergisi, yol vergisi, kıl vergisi derken üzerimde nah şu gördüğüm don kaldı. Kel vergisi çıkarırsanız o donu da şimdi burada çıkaracağım haberin olsun.

Nasreddin Hoca- Aman Keloğlan celallenme, bak ödediğin vergilerle biz neler yapıyoruz. Sen devletinin itibarını düşünmez misin? Mesela defterdarlık makamına iki makam faytonu aldık. Lojmana da yeni parke döşettik hamdolsun. Vali beye sıfır 4X4 beygir çektik, malum devletin itibarı meselesi. Cumhurbaşkanımıza 15000 YTL, milletvekilllerimize 8000 YTL, özerk ve tüzerk kurum başkan, çalışan, otlananına, ahbaba çavuşa 10.000 YTL maaş ödüyoruz. Eh, bunlara forslu birer, ikişer de araba lazım. Sonra Maliye vekilimiz haberdar etti, sizleri bilgilendirmek üzere çizgi film yapacaklarmış, bak ödediğin vergiler ne kadar hayırlı işlere gidiyor. Ha, unutmadan sizin köye bir köprü projesi var, 10 akçeye bitecek işi 1000 akçeye tanıdık bir mütehhide verdik, bak vergin sana köprü olarak da geri dönecek. İyisin iyi, kerata köprüyü gördün gülersin değil mi, seni gidi hayırsız…

Keloğlan- Ulan senin gibi defterdarın da, lojmanınızın da, arabanızın da, özerk kuruluşunuzun da, köprünüzün de…. X@#SSX$$

Nasreddin Hoca- Nöbetçiler, alın bu devlet düşmanı alçağı, bilinçsiz herif, memura hakaret de ediyor, nankör köpek.

Bekri Mustafa- Hayrola hocam neden köpürdün, bir de şu askerlerin sürükleyip götürdüğü bizim Keloğlan değil mi? Anası soruyordu az evvel, maliyeden gelmişler, inekler için servet vergisi ödemesi gerekiyormuş, söyleyiverseydim fukaraya, ineği elinden alacaklarmış hacizle.

Nasreddin Hoca- Sorma Bekri, vatandaş çok bilinçsiz. Bak biz devlet memurları can havliyle onlar için çalışıyoruz, bunlar ise devlete üç kuruş vergiyi dillerine doluyorlar. Yaranılmaz bu ayaktakımına. Eee, senden ne haber, Başbakanlık Göçmen Kuşları Takip Amaçlı Özerk Kuruma başkan yardımcısı olmuşsun diye duydum, hayırlı olsun.

Bekri Mustafa- Öyle oldu, 20.000 akçe aylıkla bir ekip oluşturduk, canla başla kuşları takip ediyoruz. Bu arada az evvel işittim, Antalya’da süper bir yazlık yaptırılıyormuş.

Nasreddin Hoca- Bana ne…

Bekri Mustafa- İyi ama yazlığın sana ait olduğunu söylüyorlar

Nasreddin Hoca- O zaman sana ne be adam.

Bekri Mustafa- Ulan sana da bir laf etmeye gelmiyor, neyse bu akşam lokale gelirsen iki el okey oynarız.

Fethi Sipahi Tan- Vergi kutsaldır, veren enayi diyen halt etmiştir.

Nasreddin Hoca- Sen de haklısın Fethi bey. Akşam sen de takıl, vergilerle yaptırılan öğretmenevinde toplanıyoruz, ülkenin geleceği ile ilgili projeler üzerinde konuşuruz.

Süleyman Demirel- Tüyü bitmedik yetimin hakkını öğretmenevinde yedirtmem, herkes ne veriyorsa benden 100 fazlası, Türkiye sanayileşme trenini kaçırmıştır, tarım vapuruna atlamalıdır, devlet bazen rutin dışına çıkar, yeter ki raydan çıkmasın.

Bekri, Nasreddin ve Fethi- Bu da nereden çıktı şimdi, neyse iş fazla karışmadan fıkrayı terk edelim, heman.

(Çıkarlar)

Kapat
E-posta ile paylaş