Archive for Temmuz 4th, 2007

Beceri

FST Temmuz 4th, 2007

ajanda2.jpgHürriyet başyazarı Ertuğrul Özkök’ün dünkü yazısından Abdurrahman bey sayesinde haberim oldu. Kendisi Ertuğrul Özkök’ün başörtüsü ile ilgili laflarına bozulmuş ama ben yazıda epey ilginç yerler gördüm. Çoktandır da Hürriyet gazetesini konuk etmediğimden Ertuğrul Özkök’ün yazısına kısa bir analiz yapayım dedim. Ertuğrul bey AKP yöneticileriyle Kayseri’ye gitmiş, gözlemlerini aktarıyor. Şöyle yerler var:

Türbanın boyun kısmı çözülüyor mu

[…] Önce Erdoğan’dan başlayayım. Son dönemde 8 kilo vermiş ve 98 kilodan 90 kiloya inmiş. zerinde koyu mavi bir gömlek, hafif çizgileri olan bir ceket vardı. Kravat takmamıştı.

TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise takım elbise, kravat giymişlerdi. Erdoğan’a, “Devlet kravatlı, millet kravatsız” diye espri yaptım.

[…] Erdoğan, gerçekten karizmatik bir liderlik özelliğine sahip. “Halka dokunmayı” biliyor. Yollarda özellikle kadınlar, çocuklar ve gençler canlıydı.

Kayseri’de kadınlara dikkat ettim. Çoğunluğunun başında örtü vardı. Ama bir şey dikkatimi çekti. Örtülerin çoğu, klasik türban gibi değildi. Bana sanki, başörtüsü, boyun kısmından başlayarak “yumuşuyor” gibi geldi.

[…] Erdoğan yollarda oyuncak bebek ve araba dağıtıyor. Bebekler Çin, arabalar Türk malıymış. Bir de ilginç ajanda var. Her sayfasında, merak ettiğiniz bir sorunun cevabı yer alıyor. Ama öyle siyasi ve dini konular değil. Tamamen pratik bilgiler.

Erdoğan, bu broşürleri atmada çok beceri kazanmış. Ön camdan fırlattığı her kitap, mutlaka yerini buluyor.

[…] Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Gerçek anlamda karizmatik bir lider olmuş. Eğer önümüzdeki dönem, sinir kontrolünü biraz daha başarılı biçimde yapabilirse, hem kendisi hem Türkiye kazanır.

Kayseri kadının başındaki örtünün yumuşaması muhtemelen Kayseri’ye has ipekle ilgili birşey olsa gerek, detaylara bir önceki yazıda değinilmiş. Hatta biz Ertuğrul Özkök’e yardımcı olmak için bir numune resim de bulduk. Resim görene “İşte çağdaş Türkiye bu” dedirtiyor. Herneyse, başörtüsü dışında iki konu dikkat çekiyor.

Öncelikle şu espriden siz birşey anladınız mı? “Devlet kravatlı millet kravatsız” demiş Ertuğrul bey. Ben ayıp olmasın diye gülmek için epey uğraştım ama tebessüm etmekte dahi zorlandım. Acaba kastettiği nedir? Tayyip Erdoğan kravatsız, o halde o millettir, Abdullah Gül kravatlı o halde o devlettir mi demek istiyor? Koca iletişim profesörü, medyanın amiral gemisinin baş yazarı olunca esprisi de benim anlama yeteneğimin üzerine çıkıyor muhtemelen. Neyse, haddimi bilip güleyim: Devlet kravatlı millet kravatsız, kah kaah.

Yalnız yazıda gerçekçi olmayan bir yer var. Türkiye’de Çin malı olmayan bir oyuncak araba mı yapılıyormuş? İşte buna gülünür. Bence asıl espri burada gerçekleşmiş ama fark eden yok. Bir de “pratik bilgi” ajandasından söz ediliyor. Ertuğrul Özkök evvel eski “Canım AKP ajanda dağıtsa içinde mutlaka dini bilgi olur, bunlar başka neden anlar” diye düşündüğünden olsa gerek her sayfada bir pratik öneri ile karşılaşınca çok şaşırmış. Düşünün siz sayfayı açıp “gülmek abdesti bozar mı” türünden bir bilgiyle karşılaşmayı beklerken “soğanları su dolu bir kabın içinde soyarsanız gözleriniz yaşarmaz” ibaresiyle şok oluyorsunuz. Buradan ne sonuç çıkar? Öncelikle gülmenin abdesti bozup bozmadığını öğrenmek için ajanda yerine ilmihale müracaat etmeniz gerekiyor. Soğanları ise piyazda kullanabilirsiniz.

Bence yazının en önemli yeri karizmatik bir liderde ille de olması gerek bir özelliğe atıf yapan noktası. Erdoğan bu broşürleri fırlatmada mahir imiş. Müteveffa Max Weber kendisinin yazısını okusa “ben bilememişim, karizma tam olarak budur” diyerek teorisini kökten değiştirirdi. Demek “ön camdan” atılan kitap yerini buluyormuş. Ön camdan atılmasa ne olur, “yeri” neresidir, birinin kafası mı, o kalabalıkta elbet birini bulacak bunda ne olabilir, gibi sorular akla gelebilir ama boşverin detaydır.

Özkök’ün yazısı son derece canlı tasvirler, teorik ve pratik bilgilerle dolu. Bu noktada bir tavsiyem olacak, şehrinizden ille de geçecek olan AKP seçim otobüsünü fark ederseniz hem ajanda kapma ihtimaliyle uyanık durun hem de sekebilecek bir ajanda kafanızı yarmasın diye temkinli olun. Bir de seçim yazısı okumak istiyorsanız, ben şimdilik seçim gezilerinde yer almadığıma göre, Ertuğrul Özkök değil Serdar Turgut’u tercih edin.

Son paragrafa gelirsek, “hayrola, Doğan grubunun gene bir derdi var anlaşılan” dışında söyleyecek şeyim yok.

Kapat
E-posta ile paylaş