Seçime Doğru: AKP ve Diğerleri

FST 19 Temmuz 2007

68502.jpgMarjinal birkaç tahmini (daha doğrusu temenniyi) saymazsak AKP bu seçimden tek başına iktidar olarak çıkacak gibi görünüyor. Bu yazıda genel olarak seçim atmosferinde kendi görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. Analizin büyük bölümü AKP’ye ayrılacak. Öncelikle AKP ile ilgili genel olarak söylenen, belli ölçülerde de herksçe kabul gördüğünü zannettiğim bir konuya, AKP’nin “liberal” bir parti olduğu iddiasına değinmek istiyorum. Bunu ileri sürenlerin gerekçelerini tam olarak işitmedim ama muhtemelen “CHP sosyal demokrat ise AKP liberal olmalı” gibi basitleştirilebilecek bir düşünce var galiba. Liberal kelimesini kullananların bir kısmının “AB yanlısı ise kesin liberaldir”, “bunlar devlet malını satıp savıyor, liberaller de devletçiliğe karşıdır” ya da “AKP özgürlüklerden söz ediyor, liberaller de bu lafı ağızlarından düşürmez” gerekçeleriyle hareket ediyor olması da akla uzak değildir. Bu arada Türkiye’de liberal denince “ne idüğü belirsiz, başıboş, sorumsuz” gibi manalar akla gelir, ben burada tersine liberal ile olması gerektiği gibi son derece kuralcı ve bireyci bir anlayışa işaret ediyorum. Peki bu konuda ne söyleyebiliriz?

AKP Liberal mi?

Ekonomik açıdan bakıldığında aslında AKP ciddi sosyal demokrat uygulamalara imza atmaktadır. Eğitim ve sağlık tümüyle bedavadır, kısa vadede bu konuda daha ileri adımlar atılacağı da beyan edilmektedir. Çeşitli isimlerle yeniden dağıtımcı politikalar uygulamaktadır. Liberal ekonomiyle uyumlu olması mümkün olmayan tarım ve sanayi sübvansiyonları yürürlüktedir. Dolayısıyla “AKP liberaldir” derken bu noktaları gözden kaçırmamak gerekir.

AB yanlılığı ise benim de katıldığım bir görüşe göre AKP için tutunacak bir daldan ibarettir. Özellikle iktidarın ilk 3 yılında türlü yıpratma çabalarına AB sürecinde ataklıkları, AB içinden yetkililerin destekleriyle karşı koymaları AKP genelinde “AB iyiyimiş, alsalar da almasalar da önemli değil, biz kendimizi bu gerekçeyle savunabiliyoruz” fikrini kabul ettirmiş görünüyor. Liberallerin AB yanlısı olması ise yarısı doğru bir gerçektir. Dolayısıyla kalan yarısı külliyen yanlıştır. Liberaller ülke içindeki işkence gibi insan hakları ihlallerinin, keyfiliğin nispeten azalması, muhtemel ifade özgürlüğü kazanımları, bazı hukuki iyileştirmeler türü sebeplerle AB’ye taraftardır.

Öte yandan AB bir liberal için fazla merkezi yönetimci, aşırı bürokratik ve ekonomik açıdan müdahalecidir. AB içinde de anormal koruyucu ekonomik tedbirler, sübvnsiyonlar, normal sayılamayacak iş kanunları mevcuttur. Dolayısıyla AB ile bütünleşme Türkiye’ye ekonomik açıdan kazanımlar kadar mevcut girişimciliğe engel yapıyı güçlendirerek kayıplar da getirecektir. Şu halde liberaller AB yanlısı argümanı su götürür bir ifadedir.

Peki AKP tamamen sosyal demokrat politikalar mı uygulamaktadır? Hayır. Saydığım (ve elbette küçümsenmemesi gereken) bazı uygulamalar dışında AKP (neo)liberal bir partidir denebilir. Özellikle Kemal Unakıtan ve Ali Babacan bu kouda AKP’nin yüzakıdır. AKP gecikmiş özelleştirmeleri mümkün olduğunca hızlı yaparak, IMF tarafından verilen reçeteye harfiyen uyarak ekonomide liberal bir yönünün olduğunu ispatlamıştır. Gerçi seçim zamanı muslukları açması, sübvansiyon ve desteklere hız vermesi bu konuda bir geri adım olsa da, sadece seçim yatırımı olması açısından genel resmi etkileyemez.

Liberal olmak negatif anlamda insanların özgürlüğüne taraftar olmak demektir. Devlete, topluma, millete daha doğrusu kerameti kendinden menkul kollektif iyilere karşı ferdi müdafaa etmek liberallik için gerek şarttır. Özgürlükler içinde de devletin, milletin, yaygın dini inancın vs. kabul etmediği, hoşlanmadığı sözleri korkmadan söyleyebilme, bu konularda fikir beyan edebilme, kılık ve kıyafetini buna göre değiştirebilme vs. özgürlüğü anlamında ifade özgürlüğü önemli bir yer tutar. Peki AKP bu konularda “liberal” sayılabilir mi?

AKP ve Özgürlükler

AKP iktidarı döneminde insanların düşüncelerini açıklayabilmeleri konusunda herhangi bir ileri adım atılmış değildir. Türkiye için tabu konularda söz söylemek, yazı yazmak hala hapse atılma, rencide edilme yerine göre öldürülme sebebidir. Başörtüsü meselesinde herhangi bir gelişme olmamıştır. Kendi çocuklarını bir işadamı bursuyla yurt dışında okutan Tayyip Erdoğan Türkiye’deki fukara ve imkanı olmayan kız öğrencilere “o kadar okumak istiyorsanız bir peruk takın” şeklinde nasihat dahi verebilmiştir.

Geçenlerde AKP yandaşı bazı tanıdıklarım AKP döneminde başörtüsünün kısmen serbest hale geldiğini iddia ettiler. Ben şaşkınlıkla Allah, Allah ne zaman olmuş dediğimde artık imam hatiplerde kız öğrencilerin sınıfta başörtüsü taktığını söylediler. Bazı imam hatip liselerinde (muhtemelen milli eğitim müdürlerinin göz yummasıyla olabilir) kız öğrencilerin başlarını örterek derslere girdiği söyleniyor. Bunu gerekçe göstererek “AKP döneminde ilerleme sağlandı” diyenler benim ahbaplar gibi müzmin AKP yandaşı değilse, pek saf insanlar olsa gerek. Kaldı ki böyle yaygın bir uygulama olsa, bırakın derslere başörtüsü ile girmeyi, devlet okulunda namaz kılıyorlar diye yaygara koparan Doğan medya grubu başta pek çok uyanık vatandaşımızın harekete geçmesi, cep telefonlarıyla seferberlik başlatmaları gerekirdi.

Kaldı ki, üniversiteler, üniversite giriş sınavları, kamu çalışanlığı sınavları, devlette memurluk gibi işin büyük kısmında eski hamam eski tas durumu varken, hatta yasak iyice yaygınlaşırken “imam hatip lisesinde kızlar başını örtüyor” demek züğürt tesellisinden, AKP’ye toz kondurtmamak için kendini kandırmaktan başka şey değildir.

Gelelim diğer özgürlüklere. 312. madde güya kalktı, yerine 301. madde geldi, eskiye göre muhalif düşünce iyice baskı altına alındı. Misal, Tayyip Erdoğan kendi karikatürünü çizenlere (ki bu karikatürler makul şeylerdi) dava açtı. Ermeni meselesi, Kürt meselesi, Atatürk ve cumhuriyetle ilgili resmi tarih dışında kalan bazı konular, dinle ilgili bazı konular eleştiriden münezzeh tutulmaya devam edildi.

AKP’nin altından kalkamayacağı başka şeyler de var. Bir uyarı cezası bile hak ettiği şüpheli Şemdinli savcısı devlet görevinden çıkarıldı, özel avukatlık yapması dahi yasaklandı, ekmeğinden edildi. AKP’nin sıradan bir panelinde konuşma yapan Atilla Yayla bu parti yöneticileri tarafından küçük düşürülerek aşağılık medya insancıklarına kurban verildi. Ne için çıkarıldığı meçhul, suiistimale çok açık bir polis yasası var ortalıkta. Sayıları iyice düşmüş azınlıklar Türkiye’de korku içinde yaşıyorlar. Dolayısıyla bu noktalardan bakıldığında AKP’nin içinden geçirse bile fiiliyatta özgürlükleri geliştirme yönünde bir hamlesi olmamıştır. Yani 2002 öncesi durum neyse ya o düzeyde ya da onun altındadır. Bunun herhangi bir mazereti de yoktur.

Yani “AKP liberal bir partidir” sözü ekonomik açıdan kısmen doğruluk payı taşısa dahi siyasi anlamda hatalıdır. AKP’nin özgürlükçülüğü de özde değil sözdedir.

Bu arada bir de not düşmek isterim, AKP taraftarı birçok tanıdığım son zamanlarda Erbakan’ın AKP’ye yönelik ithamlarına ağzı açık bakakalıyor. Hoca ne cehennemlik olmalarını, ne de İsrail uşaklığını bıraktı. Erbakan’a tepki gösterenler oluyor AKP içinde ama ben acı acı gülüyorum. Daha 5-6 sene evveline kadar bu kelimeleri kullananlar zaten şimdiki AKP’liler idi. Erbakan hocada değişen birşey yok, hoca tutarlı. Bu ruh halini yakından izlediğim için hatırlatmak istedim, o kadar.

AKP ve Ekonomi

Başörtüsü bahsinde bahsettiğim tanıdıklarım “AKP’ye oy vermezsen oyun CHP’ye gider” mealli sözleriyle beni tehdit ettikten sonra “AKP ne yapmış da oy vereyim” sözüme “ekonomiyi iyileştirdi” şeklinde cevap verdiler. Bu noktada biraz da ekonomi ile ilgili görüşlerimi aktarayım.

Öncelikle bu yargıya ben de katılıyorum. AKP döneminde bence yukarıda saydığım özgürlük gerilemeleri dışında ekonomi ve dış politikada önemli iyileşmeler olmuştur. Ben de buna dayanarak tanıdıklarıma “evet, bu doğrudur ama AKP kendisi bir program hazırlayıp ekonomiyi rayına oturtmuş değil ki. 2001 senesinde IMF eliyle Kemal Derviş’e uygulatılan politikadan, seçim öncesi eleştirse dahi, sapmaması bugünkü mali disiplini doğrumuş, bu da iyi olmuştur. AKP’yi popülizme sapmadığı ve ekonomi gemisini başarıyla yürüttüğü için tebrik ederim” dediğimde bana alaycı ifadelerle “Kemal Derviş ne anlarmış, bu iş AKP’nin kendi başarısıdır” diye cevap verdiler. Ama dikkat ederseniz bu insanlar Türkiye’de başörtüsü konusunda ciddi kazanımlar elde edildiğine de inanıyorlar, hatırlatmak isterim.

AKP makro açıdan hakikaten başarılıdır. AKP karşıtlarınca çeşitli platformlarda “ne başarısı, cari açık şu kadar, borç toplamı bu kadar, işsizlik azalmadı” şeklinde eleştiriler var. Bunlar bir tür “ekonomi ne iyileşmiş, bizim mahalle bakkalı durmadan şikayetleniyor, demek ki işler kötü” düzeyinde akıl yürütmeden ibaret şeyler. Evet, AKP yandaşlarının gözü bağlanmış ama AKP karşıtlarının gözü bağlı olması bir yana gerçekleri işitmeye kulakları da tıkanmış görünüyor.

Türkiye’de 5 senedir “ah bir kriz çıksa” temennisiyle yatıp kalkanlar var. Bunların çoğu tuzu kuru, muhtemel krizde daha da zenginleşecek yazar, çizer, bürokrat ve siyasilerden oluşuyor. İki memur birbirine anayasa kitabı attı diye 50-60 milyar dolarlık krizlerin çıktığı günlerden asker muhtıra verdiği halde ekonominin gülüp geçtiği günlere gelindi. Bunda elbette Kemal Derviş reformlarının AKP eliyle sürdürülmesinin büyük rolü vardır. Özelleştirmeler ilk defa ciddi gelir getirdi. AKP döneminde hayal edilemeyecek yabancı sermaye girişi oldu. Üstelik bu sayede kriz beklentisindekileri hayal kırıklığına uğratacak bir ekonomik dayanıklılık da ortaya çıktı.

Ha, bu durum ilelebet sürer mi? O ayrı mesele ve tartışılacaksa bunun üzerinde durulsun. Mesela AKP karşıtları eleştiri olarak “yarın özelleştirme gelirleri azaldığında, muhtemel yabancı yatırımcı gelmediğinde ne olur” sorularını sorup kendileri buna göre projeler üretseler ses çıkarmak mümkün olmaz. Şu anda yapılan ise boşa gürültüden ibaret görünüyor. Çok az kimse dışında ne eleştiren dediğini biliyor, ne de AKP yandaşı ne olup bittiğinin farkında.

Seçim Yolu

Gelelim seçim meselesine. Şu ortamda AKP ve AKP karşıtları şeklinde blok bir bölünme göze çarpıyor. AKP karşıtlarının Kürt milliyetçileri ve bağımsızlar dışında yüzde 50 civarında bir oya sahip olduğu anlaşılıyor. Bu blok radikal islamcı SP, fanatik milliyetçi MHP, hiçbir umudu olmayanların, kaybedenlerin yüklendiği Genç Parti, tuzu kuruların, rahatı yerinde emekli ve muvazzaf memurların bel bağladığı CHP ile köylüye Demirel yöntemleriyle markaj yapmaya çalışan DP gibi çok ilginç unsurlardan oluşuyor.

AKP karşıtı grubun temsilcilerinin temel söylediği “AKP her hal ve şartta gitsin de ne olacağının bir önemi yok” şeklinde tercüme edilebilir. Burada iki müfrit görüş hakim. Biri MHP tarafından seslendirilen bölünme, parçalanma, hainlik vs. odaklı yaklaşım. Devlet Bahçeli’yi geçenlerde TV’de dinlerken ürperdim, gayri ihtiyari “acaba ben bu şahsın tanımladığı ülkede mi yaşıyorum” diye düşündüm. Öyle bir tasvir ki sanki savaş sonrası yıkıntılar içinde kalmış bir ülkedeyiz, insanlar yıkıntılar arasında açlıktan ölüyor, müthiş bir felaket var. Tuhaf şey. Üstelik bugün okuduğum habere göre Hıncal Uluç da AKP gelmesin diye MHP’ye oy vereceğim demiş.

CHP ise tüm yoğunluğu islam karşıtlığına vermiş durumda. Bunların tek derdi de laiklik elden gidecek, yerine dinciler gelecek, çocuklara kuran okutulacak, içki içemeyeceğiz, hırsızın eli kesilecek, tecavüzcü katil idam edilecek, insanlar sopa zoruyla çarşafın içine sokulacak türü argümanlar. AKP de tüm bu fenalıkları gizli ve açık gündemle icra ettiğinden ve edeceğinden mutlak kötüdür ve gitmesi gerekir. CHP bu konuda oynanabilecek tüm kozları oynamış, askeri darbeye çağırmış, yüksek mahkemeleri tehdit etmiş, bunlarda kendince bir ölçüde başarılı da olmuş, yüzde 15-18 aralığındaki oy oranını karabasan senaryolarıyla 3-5 puan arttırabilmiştir.

Ancak ben bağımsız sol adaylar dışında hiçbir partinin çıkıp da Şemdinli savcısının akibeti, 301. madde, azınlıklar vs. konusunda AKP eleştirisi yaptığını duymadım. Tayyip Erdoğan’ın oğlu gemi almış, Unakıtan’ın oğlu mısır işine girmiş, filanca bakanın oğlu daire almış vs. Bunlar boş laflardır. Evet, etik olarak bir siyasetçinin bu işlere dikkat etmesi gerekir, AKP bu konularda yer yer vurdumduymaz hatta Bülent Arınç örneğinde olduğu gibi pervsız hareket etmiştir ama bu AKP ile ilgili bir problem değil, genel Türk halkının ahlakıyla ilgili birşeydir. Nitekim CHP’li Onur Öymen’in oğlu da Arap şeyhi filanca ile büyük çaplı yatırımlara giriyormuş. Hangi siyasiyi deşsen böyle ilişkiler çıkar, o sebeple bu zaaf AKP’ye mahsus birşey değildir. Öte yandan genel çerçevede eleştirilmesi gerekir.

Dolayısıyla AKP’ye karşı ciddi bir eleştiri var, bunu hak ediyor mu derseniz, benim bahsettiğim konularda eleştirseler hak verebilirdim. Ama abartılmış karamsar tablolar maalesef gerçekçi değil. Ülke ekonomik anlamda uçurumun kıyısında olmadığı gibi AKPile bağlantılı bir bölünme parçalanma problemi de yoktur. Hatta MHP ve CHP Kuzey Irak konusunda aşırı ve aykırı sözler sarf ederek, silahlı kuvvetleri batağa çekmeye çalışarak bu bölünmeye bizzat öncülük ediyorlar. “AKP gitsin de ister memleket bölünsün, ister ekonomi batsın fark etmez” türü bir mantıkları olduğunu düşünüyorum.

AKP ile ilgili Tayyip Erdoğan’ın üslubu da bazen gündeme geliyor, bence bunlar hayati önem taşıyan şeyler değil. Medya basit bir şeyi abartabilir. Aynı şey diğer partiler için de geçerli. Misal MHP adayı Gündüz Aktan dinle ilgili bazı sözlerinden dolayı şu ara fevkalade AKP taraftarı olan Zaman gazetesi ve Samanyolu TV tarafından alenen linç edilmek istendi. Ben Gündüz Aktan’ın genel olarak söylediklerine taraftar değilim ama kendisinin bu şekilde rencide edilmesine de sessiz kalamam.

Seçim Tahmini

Peki AKP oy oranı ne olabilir? Ben bu konuda 2002 Kasım seçimi kadar 2004 Mart seçimine de bakmak gerekir diye düşünüyorum. AKP oyları % 34′ten % 42′ye çıkmış görünüyor. İl genel meclisi oyları, birebir aynı olmasa da genel seçim oyu gibi değerlendirilebilir. En azından bir trende işaret eder. Mevcut durumda AKP’nin bu rakamdan daha aşağı bir oy almasını sürpriz bulurum. Mantıklı sonuç oy oranının artması, % 45-48 aralığında bir yere gelmesidir. 2002 ve 2004 seçimlerinde AKP’ye oy verdiği halde sonradan kararını değiştiren fazla insan olduğunu zannetmiyorum. Hele son 2-3 aydaki gelişmeler ters bir etki de yapmış olabilir. İlk defa oy kullanacak gençlerin çoğunun MHP’ye yöneleceği iddiaları konusunda bilgim yok, muhtemelen bir artış olabilir ama bu en fazla MHP’ye baraj geçirtir, AKP’nin oy oranını aşağı çekeceğini zannetmem. MHP % 12 civarında kalır. CHP de son dönemlerdeki atağı ve DSP birleşmesiyle yüzde 2-3 artış sağlayabilir, yani % 20 kadar bir oy alacaktır. DSP’nin son seçimde oy oranının sıfırlandığını unutmayalım, aslında bu iki parti sandıkta çoktan birleşmişti.

DP ve GP % 5 civarında kalacaktır ama DP Fethullah hoca dışındaki Nurcular ile Süleymancıları bağlamış, bunlar belki DP’nin 2-3 puan yükselmesini sağlayabilir. Özellikle Süleymancılar çok pratik düşünürler, hem kalabalık hem de yekparedir, blok oy verirler. Başlarında eski ulaştırma bakanlarından Süleyman Efendinin torunu Ahmet Denizolgun var, geçen seçimde 3-4 trilyon karşılığı sıfırı tüketen ANAP’a oy vermişler ve % 4-5 civarında bir oy almasını sağlamışlardı. Şimdi DP’den ne vaat aldılar bilmem ama tarikat faktörü DP için az da olsa bir umut sağlayabilir. GP ise umudunu umutsuzlara, kaybedenlere bağlamış, Amerika’yı “bile” kazıklamış olmanın rantını bu seçimde de yiyeceğe benziyorlar. Gerçi Nevşehir’de GP adayları ortalığı borca kesip ortadan kaybolmuşlar ama genel olarak GP’ye oy verenlerin zaten zincirleri dışında kaybedecek birşeyi olmadığından bunları dikkate alacaklarını zannetmiyorum. GP’nin güç kaybetmesi kaybeden gençlerin diğer adresi MHP’ye yarayacaktır, nitekim geçen seçimde de MHP’nin baraj direğinden dönmesi GP oyları sebebiyle olmuştu. Bağımsızlar aracılığıyla Kürtlerin meclise girmesi bence olumlu bir gelişmedir, en azından MHP ile DTP bu platformda biraraya gelip daha aklıselim hareket edebilirler.

Sonuç olarak, AKP bu seçimlerden kolay bir galibiyetle çıkacak gibi görünüyor, seçim sonrası ise tamamen belirsiz, daha önümüzdeki kışa kadar bu işlerle oyalanır gideriz.

39 Yorum

  1. blue - 19 Tem 2007 - 4:04 pm

    AKP’nin liberal çizgiye yaklaşması (özde olmasa da en azından sözde) olumlu bir durum. Toplumun fikir yapısının evrildiğinin göstergesi. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu gidişin AKP’ye kafa tutabilecek liberal bir oluşumun önünü açacağını düşünüyorum. Tabi önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi ve Kuzey Irak sorunu gibi büyük engeller var. Herşey seçimden sonra başlayacak asıl. YÖK’ün akıbeti ne olacak, ordu siyasete karışmaktan vazgeçebilecek mi, Sezer köşkten inecek mi, Baykal Rodos’a yüzecek mi… Pek yakında !!!

  2. izlenimler - 19 Tem 2007 - 4:12 pm

    Blue merhaba,

    AKP’nin liberal çizgiye yaklaşması (özde olmasa da en azından sözde) olumlu bir durum. Toplumun fikir yapısının evrildiğinin göstergesi. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu gidişin AKP’ye kafa tutabilecek liberal bir oluşumun önünü açacağını düşünüyorum.

    Benim kanaatim de böyle. AKP’nin ekonomideki liberal uygulamaları ifade hürriyetine de yansıtması lazım. Tabii önce buna kendilerinin inanmaları gerekiyor ki, bu da zamanla olacaktır. Tabanda bile bir değişme müşahade edilebiliyor. Öte yandan bahsettiğiniz liberal oluşum AKP içindeki derin yapının çözülmesiyle gelişecektir ve bu da kaçınılmaz, AKP bu 4 eğilimli halini daha fazla sürdüremez.

  3. Bulent Murtezaoglu - 19 Tem 2007 - 6:29 pm

    Fethi bey,

    Üstelik bu sayede kriz beklentisindekileri hayal kırıklığına uğratacak bir ekonomik dayanıklılık da ortaya çıktı.

    Ben bundan emin degilim. Bu AKP’nin problemi olmayabilirdi ama ‘biz yaptik’ havasina girdikleri icin kendi problemleri oldu simdi politik acidan. Kriz beklentisi ille de partizan sebeplerle olmuyor, eger dunyada — rivayet edildigi gibi — finans hareketlerinden kaynaklanan muazzam bir dengesizlik var ise ben erken vakitte bunun bedeli neyse odenip hallolmasini hallinin otelenmesine tercih ederim. Otelendikce insanlara yanlis resim gosterip daha fazla yanlis yaptiracak cunku. (Sirf finans ve ‘dolar coker mi?’ filan diye de dusunmeyelim, ne bileyim bize soylenmeyen jeolojiye dayali sebeplerden onumuzdeki sene petrolun varili $150 olacaksa bunun oraya tericen varmasini bir ayda cikmasina tercih ederim mesela. Tedricen olmasi mumkun degilse simdi bir ayda $100′un uzerine cikmasi bir sene sonra iki ayda ikiyle carpilmasindan iyidir diye dusunuyorum). Boyle birsey vardir demiyorum, ben tartacak arkaplana ve bilgiye sahip degilim, ama Turkiye disinda da insanlara yanlis yaptirildigini gordum ben (isim icabi NASDAQ balonu isinde yakinen gordum mesela, veya Turkiye’de dovizle acilmayi karli bulan insanlara 94′te olani vs.).

    [Hurriyetler hakkinda]Yani 2002 öncesi durum neyse ya o düzeyde ya da onun altındadır. Bunun herhangi bir mazereti de yoktur.

    Olmaz olur mu? Gayet makul mazeretleri var: (1) milletimiz pek tahammullu degil; (2) kendileri — digerlerinin cogu gibi — hic tahammullu degil: kucuk vanatandasi dovdurup, orta boya dava acip, buyuk sesini cikartinca tehdit salliyorlar; (3) bu ikisinden dolayi zaten ozgurluklerini kullananlari siddetten veya diger baskilardan koruyacak demokratik/siyasi irade ve personel yok; (4) secmende boyle bir arzu yok dolayisiyla politikaci kendi tahammulsuzlugunu veya devlet aygitindaki ceberrutlugu gizleme geregi dahi hissetmiyor. Elimizdeki malzeme bu.

    Bakin siz gayet dikkatli bir sekilde ‘ozgurlukcu’ ve ‘demokrat’i karistirmadan kullaniyorsunuz ama boyle kullanan kac kisi taniyorsunuz? Bazki konularda (’kutsal’a hakaret isi mesela) kitlelerin arzusu hilafinda bir ozgurluk havasini devlet idaresi yoluyla saglamak nasil olacakti? Kismen basortusu problemi filan yoluyla girdi bu ozgurluk soylemi insanlarin agzina galiba, ama temel bir arzu yok benim gorebildigim kadariyla (olmasi lazim midir konusunda Muzmin bey insanlari kiskirtmaya calisiyor, kiskiran olsa da ben de okusam diye bekliyorum). Bu ekonomiye mudahale veya bir yone cevirme isleri gibi konsantre guclerin basin saksagiyla kamuoyu destegi olusturacagi birsey de degil ki? Olan eger ‘demokrasi’ye duz bir anlam verirsek gayet normal, mazereti de kalabaliklarin ozgurlukler hususundaki yaklasimlari.

  4. izlenimler - 19 Tem 2007 - 8:17 pm

    Bülent Bey,

    … Otelendikce insanlara yanlis resim gosterip daha fazla yanlis yaptiracak cunku.

    Genel olarak doğru ama ciddi yatırımcı zaten ekonomiyle ilgili balon laflara göre hareket etmek yerine sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyecektir. Benim kastım daha ziyade kriz “temennisi” içinde olanların kısa vadede beklentilerinin boşa çıkacağıydı. Elbette vade uzarsa, olağanüstü gelişmeler hesaba katılırsa temkinli olmak gerekir.

    Bakin siz gayet dikkatli bir sekilde ‘ozgurlukcu’ ve ‘demokrat’i karistirmadan kullaniyorsunuz ama boyle kullanan kac kisi taniyorsunuz?

    Bunu bilerek yapıyorum, hatta demokrat lafını hemen hiç kullanmıyorum. Böyle yapan var mıdır bilemem ama yaygın olarak demokrat=özgürlük dostu varsayılıyor herhalde.

    … ama temel bir arzu yok benim gorebildigim kadariyla (olmasi lazim midir konusunda Muzmin bey insanlari kiskirtmaya calisiyor, kiskiran olsa da ben de okusam diye bekliyorum)

    Bana göre bu konuda arzu aranmamalıdır. Bence kitleler özgürlük konusunda arzulu görünmemekle birlikte, bu konuda çok da muhalif değiller. Kitlelerin gündeminde böyle bir şey yok diyebilirim. Bunun olması da gerekmiyor, siz iktidar olarak 301. madde, azınlık hakları, Kürt meselesi, patrikhane vs. meselelerinde birilerinin onayını almak durumunda değilsiniz. Bu konularda yapılacak ve gerekçe olarak “bu bir özgürlük meselesidir, herhangi bir başka sebep aranmasın” denecek düzenlemelere şu anda AKP tabanı olan kitle muhtemelen ciddi bir reaksiyon göstermeyecek, bu tür özgürlüklere alışık olmayan kesimler de bir süre içinde “demek ki bunlar da insanmış” diyerek durumu kabullenecektir.

    Yoksa ille de birinin başı sıkışınca (bkz. başörtüsü) bu işler gündeme gelip sonra soğursa işin içinden çıkılmaz. Bana göre herkes özgürlüğe alışmaya çalışmalıdır. Kalabalıkların hepimiz içindeyiz, nelerin değiştiğini, zamanla ne tabuların yıkıldığını da görüyoruz.

    Ben AKP’nin bu konuda kalabalığı mazeret gösterdiğini de zannetmiyorum. Onlar bu işin ehemmiyetinin farkında değil, bana göre işin özeti bu.

  5. Düşünceler - 19 Tem 2007 - 11:43 pm

    Fethi Bey,

    Süleyman Efendinin torunu Ahmet Denizolgun var, geçen seçimde 3-4 trilyon karşılığı sıfırı tüketen ANAP’a oy vermişler ve % 4-5 civarında bir oy almasını sağlamışlardı.

    Bu para alışverişi konusunda nasıl bir bilgi kaynağınız var? Geçen seçimlerde Anap’a niçin oy verdiklerini ben halen çözememiş durumdayım. Bu bilgi çözmeme yardımcı olabilir.

    Öte yandan cemaatin oylarının blok olduğu düşüncesi bence gerçeği yansıtmıyor. Bakın cemaat üyelerinin kurduğu sitede nasıl bir muhalefet çığlığı var. Ayrıca aynı sitede yapılan ankette AKP 1738, DP 2210 oy almış. Haqyli önemli bir muhalif sayı bu.

    Konu hakkında şurada daha çok yorumlarda- birşeyler söyledim..

    Aynı biçimde DP’ye oy verme kararı alan Yeni Asya grubu Nur cemaatinden de hayli önemli isimler isyan bayrağı çekmiş.

    Giderek “birey” mi oluyoruz ne? :-)
    ***

    AKP analizinizde de ufak tefek şeyler hariç hemfikiriz. Bu ufak-tefekler önemli aslında ve genel olarak eleştiriniz (özgürlükler -ve başörtüsü- mesela) AKP’nin sistemle ve içinden doğduğu toplumla olan ilişkisinin zorluğundan kaynaklanan şeyler. Liberallerle AKP’nin AB ile ilgili konumları da -bakışları farklı da olsa- örtüşüyor. Aman aman bir seçim ekonomisi uyguladıklarını da düşünmüyorum. Biraz kaz- tavuk ikilemini ve “seçmene selam” davranışını makul bulmak gerek. İktidarı kaybettiğinde sonra birçok şey tepetaklak olacağına seçim zamanı biraz mehter adımı uzun vadede faydalı olabilir. “Ameliyat başarılı geçti, ama hastayı kaybettik” deme lüksü yok bu ülkenin..

    Ayrıca AKP hiçbir zaman liberal olduğunu ilan ve iddia etmedi biliyorsunuz. Ama Blue’nun dediği ve sizin de teyid ettiğiniz bir evrimin tetikleyici olabilir. (Yahu bunu yazınca aklıma İngiltere’deki Liberal partinin hali geldi, güldüm; neyse.. :-))

    Seçim sonucu? Ben artık AKP’nin %45′i zorlayacağına ya da aşacağına ikna olmuş durumdayım. Diğer tahminleriniz de benim tahminlerimle örtüşüyor.

    Selamlar.

    TSD

  6. izlenimler - 19 Tem 2007 - 11:53 pm

    Suat Bey,

    Sizin siteye birinci soruyla ilgili bir yorum göndermiştim, muhtemelen spam olarak algılanmış olabilir.

    Para ile ilgili o zamanlar birşeyler biliyordum, şu anda kesin birşey söyleyemem. Ancak çok iyi tanıdığım bir grup olduğu için, maddi bir karşılık olmadan bu tür bir destek vermeyeceklerini garanti edebilirim. Hele de DP gibi barajı geçme ihtimali düşük bir partiye sırf laf olsun diye destek verdiklerini düşünmek saflık olur.

    Öte yandan oradaki anket oy oranı bence yanıltıcıdır, blok halinde DP oyları alacaktır, fire uok denecek düzeyde kalır.

    İkinci kısımda hemfikiriz.

    FST

  7. Düşünceler - 20 Tem 2007 - 12:08 am

    Fethi bey,

    Evet, yorumunuz spam algılanmış, kusura bakmayın, kurtardım.

    Fire muhtemelen az olacak ama 2002′den fazla olacak. Fakat dediğiniz gibi merkezi itaat müthiştir; hemfikirim.

    A.Denizolgun’un bir cunta oluşumu ile uzaklaştırılması bu cendereden kurtarır cemaati ancak, ama bu da namümkün birşey. Bu kişi kardeşi Mehmet Denizolgun olabilir; araları bozuktur, o da AKP milletvekili, eminim biliyorsunuzudr.

    Sizinle ortak noktamız varmış. :-) Ben müntesip ol(a)madım, belki isyankarlıktan belki biryerlere sığamamaktan.

    Tanışıklığım ve üstlerde neler olduğu hakkındaki duyumlarım ise ailemden (babam) idarecilik yapmış olanların bulunmasından kaynaklanıyor.

    Selamlar.

    TSD

  8. izlenimler - 20 Tem 2007 - 12:19 am

    Suat bey,

    A.Denizolgun’un bir cunta oluşumu ile uzaklaştırılması bu cendereden kurtarır cemaati

    Böyle birşey orta vadede dağılacak yapının çözülmesini hızlandırır ama dediğiniz gibi böyle birşey imkansız.

    Ben müntesip ol(a)madım, belki isyankarlıktan belki biryerlere sığamamaktan.

    Büyük bir kayıp olmadığını söyleyebilirim. Benimki büyük ölçüde mecburiyetten ve belki bir ölçüde imkansızlıktandı. Doku uyuşmazlığı sebebiyle ayrıldık. Muhtemelen sizin dediğiniz biryere sığamamakla ilgiliydi. Hasılı geldi geçti.

    FST

  9. Bulent Murtezaoglu - 20 Tem 2007 - 3:57 am

    Demisim ki,

    (olmasi lazim midir konusunda Muzmin bey insanlari kiskirtmaya calisiyor, kiskiran olsa da ben de okusam diye bekliyorum)

    Once, kazasiz belasiz bir secim, fakirler/aclar doysun, yeterli zenginlik ve dunya barisi olsun filan diye bekliyorum da diyeyim, cunku yukarida istedigim olmus:

    http://muzminanonim.blogspot.com/2007/07/dindar-ve-anarist.html#comment-508441848622620013

  10. Muzmin Anonim - 20 Tem 2007 - 5:39 am

    Fethi bey,

    Once tesekkur etmek isterim. Izlenimler’de benim uzun zamandir gorebildigim –ve dahi ozledigim– en dolu yazilardan birisi olmus bu bence.

    Yazinin tamamini bir elde okuyamadim, cunku yarisi bile –bir elde sindirilmek icin– bir hayli proteinli sayilir.

    Okudugum ilk yarisinda bir iki noktayi yeterinceden daha az anlayabildim. Benim idrak vasatimi biliyorsunuz. Umitsiz de olsa, averaji tutturmasini cok istiyorum. Yardimci olabilir misiniz, mumkunse..

    AKP gecikmiş özelleştirmeleri mümkün olduğunca hızlı yaparak, IMF tarafından verilen reçeteye harfiyen uyarak ekonomide liberal bir yönünün olduğunu ispatlamıştır.

    Allahallah.. ben mi yanlis okuyorum? Liberalizmin bir kenarinda bir yerlerde ozgurlukculuk filan vardi diye biliyordum.

    Halbuki, burada okuduklarim, bana sanki IMF’in verdigi receteye harfiyyen uymaktan bahsediyormussunuz gibi geldi..

    Hani, ne bileyim, IMF’in felsefesine paralel dustugunu soyleseydiniz garipsemeyecektim de, bir ‘otorite’ olan IMF’in AKP’nin onune uzattigi recetelere harfiyyen uymasini siz ne acidan liberallik addediyorsunuz cok da iyi anlayamadim.

    Eskiden buna vassal iliskisi filan derdik.

    OK. O eskidendi. Ama, metbunun simdiki ismi gercekten liberal mi oldu? Beni bu konuda biraz guncellemenizi istirham ediyorum.

    Liberal olmak negatif anlamda insanların özgürlüğüne taraftar olmak demektir.

    Simdiii.. ben bugune kadar cok insana hayran olmusumdur, cok insani da imrenmisimdir; ama kiskandigim kisi cok cok azdir.

    Bu cumleyi okudugum zaman sizi kiskandigimi itiraf etmeliyim. Yani, bu cumleyi siz degil de ben kurabilmek isterdim –ama, yetenek meselesi.. kara bahtim kem talihim..

    Nicin mi kiskandim?

    Basit.

    Bu cumle, iyi okunmak kaydiyla, ilahi hakikatleri dile getiriyor; yani derununda ulvi, uhrevi sirlar yatiryor.. Soyletene bakip hikmetinden sual olunmaz diyorum..

    Liberal olmagin ‘negatif anlamda insanların özgürlüğüne taraftar olmak’ oldugunu soyleyisinizden bahsediyorum..

    ‘Negatif ozgurluk’ ile ‘tutsaklik’in esanlamli oldugunu soylememize hic gerek yok tabii ki; şık olmazdi..

    Dilinize, kaleminize saglik.. :P

  11. izlenimler - 20 Tem 2007 - 9:41 am

    Müzmin Bey,

    Once tesekkur etmek isterim. Izlenimler’de benim uzun zamandir gorebildigim –ve dahi ozledigim– en dolu yazilardan birisi olmus bu bence.

    Aşağıdaki yorumları görmesem, neredeyse ironi olmadığını varsayarak memnun olacaktım.

    Allahallah.. ben mi yanlis okuyorum? Liberalizmin bir kenarinda bir yerlerde ozgurlukculuk filan vardi diye biliyordum.

    Halbuki, burada okuduklarim, bana sanki IMF’in verdigi receteye harfiyyen uymaktan bahsediyormussunuz gibi geldi..,

    Bunu yakalayacağınızı (Bülent bey de olabilirdi, gerçi o daha detaylara iner) biliyordum. Hatta yazıyı yazarken bir ara cümleyi değiştireyim dedim ama sonradan işin gerçeği budur diyerek oynamadım. Burayı, önceki cümlelerle birlikte okunduğunda “liberallik IMF reçetesine uymayı gerektirdiğinden, bundan sapmayarak liberalliklerini ispatlamışlardır” şeklinde düşünmelisiniz. Yani destekleri kesin, özelleştirmeyi yapın vs. Burada özgürlüğe ters bir durum yok, ülkenin bağımsızlığıyla ilgili bir sıkıntı görülebilir, onun da mimarı elbirliğiyle geçmiş iktidarlardır. AKP bu işle en fazla belki RP olarak filan suçlanabilir.

    ‘Negatif ozgurluk’ ile ‘tutsaklik’in esanlamli oldugunu soylememize hic gerek yok tabii ki; şık olmazdi..

    Öyle mi demişim. İlginç. Bu arada şu yazarla epey paralel düşünüyor gibisiniz:

    http://enfal.de/dus13.htm

    FST

  12. derya - 20 Tem 2007 - 2:49 pm

    Ne yalan söyleyeyim, benim de özlediğim türde yorumlarınızdan oldu bu yazı. Pek güzel bir analiz olmuş. Teşekkürler :)

  13. İzlenimler - 20 Tem 2007 - 2:54 pm

    Derya,

    Yahu bilsem hep böyle yazardım, ben de uğraşıyorum yok Nasreddin Hoca, mazot, fındık, fıstık, Haydar Baş bilmem ne. Bu tür yazmak daha kolay, boşa yoruluyormuşum :)
    Size de ilginizden dolayı teşekkürler.

    FST

  14. Ekonomix - 20 Tem 2007 - 5:11 pm

    Bence de guzel analiz olmus. Gerci AKP IMF programina “harfiyen” uymadi ama yine de cogunlukla uydu. Kurtlerin meclise girmesi bence cok da olumlu bir gelisme degil, yeni siyasi krizlerin cikmasina neden olacaktir; bakalim alnimizin akiyla cikabilecek miyiz bu sinavdan!?

  15. İzlenimler - 20 Tem 2007 - 5:26 pm

    Ekonomix merhaba,

    İşaret ettiğiniz yer doğru, biraz çalakalem oldu, bir iki yer daha var elden geçirilebilecek ama değmez.

    Kürtler varsın girsinler, siyasi krizi çıkarmak isteseler dışarda da çıkarırlar (ki Zana vs. şu dakika itibariyle bu işle uğraşıyor). AKP’nin yerinde olsam bunları avucuma almaya bakarım.

    Başımıza ayı düşmedikçe problem olacağını zannetmiyorum, ancak mevcut halde Türkiye şartlarında bu fevkalade mümkündür. Bekleyip göreceğiz.

    FST

  16. Bulent Murtezaoglu - 20 Tem 2007 - 8:05 pm

    Fethi bey,

    Bunu yakalayacağınızı (Bülent bey de olabilirdi, gerçi o daha detaylara iner) biliyordum.

    Detaya inmem gerektigi icin usendim, bir de bilgim yetmiyor aslinda. Evvelki cumledeki (neo) parantezini oraya da uyguladim aklimda, Fethi bey zaten bunu dusunmustur, ilismeyeyim dedim.

    Yani destekleri kesin, özelleştirmeyi yapın vs. Burada özgürlüğe ters bir durum yok, ülkenin bağımsızlığıyla ilgili bir sıkıntı görülebilir, onun da mimarı elbirliğiyle geçmiş iktidarlardır.

    Ikinci kisimda hemfikirim, ama belki en onemli tavsiyelerden biri olan sosyal guvenlik reformu isini hem cok geciktirdiler hem dogru durust anlasilmasini saglayacak bir ortam olusmadi. (Kendi kadrolarina yer acmak icin yaptiklari zorunlu emeklilik isinden de pek memnun degilim, cok cabuk unutuluyor bazi seyler malesef). Sosyal guvenlik isi ileriye yonelik ve maliyeti muphem yukumluluk demek oldugu icin o iste siyasi iktidarlarin tepesine dikilip dikkatlica ne yapiyorlar, hangi neslin uzerine nasil bir yuk bindiriyor olabilirler diye bakmak lazim (20-25 senede emeklilik isini iki kere cikartan Demirel oylari kapti, simdi cikti faturasi mesela). Cok ciddi bir muhalefet problemimiz var aslinda, o isi cumuhurbaskanina yaptirmak cozum degil/olmadi.

    Mizansen seyreder gibi oluyorum bazen, taraf veya firildak basina bakinca ciddi sonuclari olan icraat acisindan AKP istedigini yapsin biz de basortu namaz laiklik filan konusalim demisler gibi gozukuyor.

  17. Muzmin Anonim - 20 Tem 2007 - 9:16 pm

    Fethi bey,

    Öyle mi demişim.

    Buradan oyle gorunuyor.

    İlginç.

    Bence de.. :)

    Bu arada şu yazarla epey paralel düşünüyor gibisiniz:

    http://enfal.de/dus13.htm

    Yok. Aslinda ben sadece semantike bakarak soyledim onu.

    Hani, ‘negatif artis’ dedigimiz zaman aslinda ‘azalis’tan bahsettigimiz yeni double-speak..

    Sizin “Liberal olmak negatif anlamda insanların özgürlüğüne taraftar olmak demektir” sozunuzu semantik indirgeme sonucunda “Liberal olmak insanların tutsakligina taraftar olmak demektir” okuyorum.

    Yanlis okuyorsam duzeltir misiniz lutfen.

  18. izlenimler - 20 Tem 2007 - 9:27 pm

    Öyle okunabilir, evet, demek ki yanlış bir cümle kurmuşum. Ben ise “negatif özgürlük” kastetmiştim, yani şuradaki haliyle:

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Negatif_%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCk

    Liberal olmak negatif özgürlüğe taraftar olmak demektir, diyebiliriz.

  19. secedo - 21 Tem 2007 - 1:39 am

    Turkcede kaynagi ve mantigi belirsiz unlu sozlerin yirmiyedincisi;

    *AKP kendisi bir program hazırlayıp ekonomiyi rayına oturtmuş değil ki. 2001 senesinde IMF eliyle Kemal Derviş’e uygulatılan politikadan, seçim öncesi eleştirse dahi, sapmaması bugünkü mali disiplini doğrumuş, bu da iyi olmuştur.

  20. izlenimler - 21 Tem 2007 - 1:44 am

    Secedo,

    Kaynak kapı gibi F.S.Tan, ayıp oluyor. İlle de doçent profesör mü olalım yani?

  21. secedo - 21 Tem 2007 - 1:55 am

    Fethi bey; bu yazinin yazari sizseniz eger bir kac sorum olacakti. Uzun zamandir bu sitenin takipcisi oldugumdan, kafamda bir “Fethi” resmi var, ona aykiri geldiginden bu yazi hakkinda bir kac sual edecegim;

    * Diger partilere cok yuklenildi, birazda Akp’yi kotuluyor gozukelim ki sorun cikmasin diye mi yazdiniz bu yaziyi?

    * Agzi olan konusuyor kabul ediyorum. Ama bu sitede elestiriler somut kavramlar uzerine olurdu. Mesela bir yazarin yazisini, yada yasanmis bir haberi alir, elestirirdiniz. Bizde oyle “kaynaginizi gorelim” diyemezdik. Ama bu yazida illaki bazi kaynaklara ihtiyaciniz olmus olmali, degil mi?

    * Dervis’in ekonomik programi ne idi?

    * Nicin Dervis programi diyorsunuz?

    * Yoksa kendisi evinde oturmus bir program mi yazmistir?

    * Dervis gittikten sonra dunya uzerinde bir cok siyasi ve ekonomik degisiklikler oldu. Tum bunlara ragmen AKP sadece Dervisin programini uyguladi da mi basarili oldu?

    * AKP’nin bu programi uyguladigina kanit nedir?

    * Yoksa cok mu Hurriyet okuyorsunuz?

    * Cevremde binlerce Fethullah cemaatine gonul baglamis insanlar bulunurken ben sizin o “DP’ye oy verecekler” sonucuna varamadim. Sizin yine bu konuda ki kaynaginiz nedir acep?

    * Kaldi ki bir cemaatini dunya disi bir varlik gibi dusunup ” aah bunlar boyle yaparlar garanti” gibi bir yaklasimda olmaniz beni hayal kirikligina ugratti. Herhangi bir cemaatin icinde ne kadar bulundunuz ki hepsinin toplu bir sekilde bir yerlere oy verdigine kanaat getirdiniz? Yada hepsinin birer birey olma gercegine goz yumdunuz?

    * Bir daha soracagim, yoksa Fethi bey, cok mu Hurriyet okuyor, Showtv izliyorsunuz? Bari siz yapmayin yahu!

    Selamlar, saygilar.

  22. Abddurahman Amca - 21 Tem 2007 - 2:09 am

    “Kaynak kapı gibi F.S.Tan, ayıp oluyor. İlle de doçent profesör mü olalım yani?”

    Çok güldüm.

    Niye bu kadar çok güldüğümü de en iyi siz bilirsiniz Fethi bey kardeşim :)
    Allah da sizi güldürsün.

  23. Muzmin Anonim - 21 Tem 2007 - 2:11 am

    Fethi bey,

    Öyle okunabilir, evet, demek ki yanlış bir cümle kurmuşum. Ben ise “negatif özgürlük” kastetmiştim, yani şuradaki haliyle:

    Linki okudum. Bana sorarsaniz, hala daha anlamsiz bir suru laf salatasi..

    Sizin aradiginiz tercume bence ‘karisansiz ozgurluk’tur. Ingilizcede birisi cikmis oyle yazmis diye dunyanin geri kalani hizaya gelecek degil ki.

    Liberal olmak negatif özgürlüğe taraftar olmak demektir, diyebiliriz.

    Hayir efendim. Sizin demek istediginiz, ya da demege calistiginiz [bence] “Liberal olmak demek karisansiz özgürlük taraftari olmak demektir”

  24. izlenimler - 21 Tem 2007 - 2:24 am

    Secedo,

    Kemal Derviş programını uygulamak ayıp değil, AKP ‘anahatlarıyla’ IMF tarafından oluşturulan bu programı izlemiştir, bunun için çok detaylı bir araştırma yapmaya gerek yok. Sonuçta disiplinli bir programdır, bence sürdürülmüş olmasında mahzur yoktur. Asıl yanlış Kemal Derviş, IMF programı yok, AKP kendisi başarılı oldu demektir diye düşünüyorum. AKP başarılıdır ama öncesini de unutmamak lazım. “Sadece” bunu uyguladığı için mi başarılı olmuş diyorsunuz, sadece demiyorum ama evet, büyük ölçüde mali disipline uymuştur. Kemal Unakıtan’ı bu noktada tekrar hayırla yadediyorum. Hernekadar arada çaktırmadan maliye çalışanlarına kafadan zam yapmış olsa da.

    Cevremde binlerce Fethullah cemaatine gonul baglamis insanlar bulunurken ben sizin o “DP’ye oy verecekler” sonucuna varamadim. Sizin yine bu konuda ki kaynaginiz nedir acep?

    Siz yazıyı yanlış okumuşsunuz. “DP Fethullah hoca dışındaki Nurcular ile Süleymancıları bağlamış” diyorum.

    Herhangi bir cemaatin icinde ne kadar bulundunuz ki hepsinin toplu bir sekilde bir yerlere oy verdigine kanaat getirdiniz?

    Süleymancı cemaatinde 12 yıl. Yeterli mi?

    Eleştirinizi anlayışla karşılıyorum. Sadece şunu söyleyeyim, ben AKP için gerçek bir dost eleştirisi yaptım, maalesef bu da biraz acı oluyor. Az bile söylediğimi düşünüyorum, daha çok şey var ama bu kadarı kafidir.

    Dünkü Fethi ile bugünkü arasında bir fark yok, aynen devam :)
    Bilmukabele selamlar.

    FST

  25. izlenimler - 21 Tem 2007 - 2:27 am

    Müzmin bey,

    Ben kelimelere takılmam, sonuçta “negatif özgürlük” yerleşmiş bir ifade, ama sizin öneriniz daha mantıklı da olabilir. Kastedilen şey aynı olduktan sonra fark etmez.

  26. Bulent Murtezaoglu - 21 Tem 2007 - 2:53 am

    Fethi bey,

    Eleştirinizi anlayışla karşılıyorum. Sadece şunu söyleyeyim, ben AKP için gerçek bir dost eleştirisi yaptım, maalesef bu da biraz acı oluyor. Az bile söylediğimi düşünüyorum, daha çok şey var ama bu kadarı kafidir.

    Simdilik. Anketlerden gorulen resim hakikaten hepimizin (fikren de olsa, kafamizin icinde de olsa) ayagimizi denk alip muhalefetin vazifelerini yapmamizin gerekli oldugu yonunde. Bayagi yuksek bir oyla iktidara gelen bir partinin secmeninin dahi ‘biz’ diye onlari bosta birakma luksu yok. Garantili alkis insanlari yoldan cikartmanin iyi bir yolu, aman diyeyim.

  27. Düşünceler - 21 Tem 2007 - 6:36 am

    Bülent Bey,

    “Anketlerden gorulen resim hakikaten hepimizin (fikren de olsa, kafamizin icinde de olsa) ayagimizi denk alip muhalefetin vazifelerini yapmamizin gerekli oldugu yonunde. Bayagi yuksek bir oyla iktidara gelen bir partinin secmeninin dahi ‘biz’ diye onlari bosta birakma luksu yok. Garantili alkis insanlari yoldan cikartmanin iyi bir yolu, aman diyeyim.

    Kesinlikle katılıyorum.

  28. Ayse Yaman - 21 Tem 2007 - 7:55 pm

    Bence AKP Derviş’in başlattığı programı uyguladığı için başarılı olmuşsa bile burada en çok takdiri hakeden kim diye sorulsa tabii ki AKP derim. Dervişin programı daha önce kimsenin aklına gelmemiş dahiyane bir fikir olsa anlarım ama öyle değil. Bazılarının zihninde öyle bir senaryo canlanıyor ki sanki Derviş şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiş sihirli bir formül bulmuş da AKP de bu kolay ve sihirli formülü uygulayarak başarılı olmuş. Oysa bu İMF ile yapılan ne ilk anlaşma ne de sonuncu olacağa benziyor. Mali disiplin gerektiğini görmenin neresi dahice ve büyük bir katkı ki? Zor olan o disiplini gerçekleştirmek.

  29. derya - 23 Tem 2007 - 10:36 am

    Fethi Bey, Nasrettin Hoca v.b. yazılarınızı da zevkle okuyorum, yanlış anlaşılmasın, üslubunuzu zaten seviyoruz ama bazen içerik daha bir hoş oluyor :) Ayrıca sizi isabetli tahmininizden ötürü de kutlamak isterim. Boşuna beğenmemişiz yazıyı :)

  30. Afşar ÇELİK - 29 Tem 2007 - 9:33 am

    Fethi Bey,

    Müzmin Bey’in yorumlarına, aklının kıvraklığına hep takdirle baktım ama “negatif özgürlüğün” anlamını bilmediğini görünce cidden şaşırdım…

    Siz bu ortamda terminolojiyi bilhakkın kullanan ve okumaları gerçekten derin, nadir insanlardansınız. Yazınız son derece akılcı ve gerçek anlamda bir liberal eleştiri, elinize ve aklınıza sağlık..

    Bu arada kusura bakmayın antibürokrasi ile ilgilenemedim, zaten odükkânı kapattınz galiba?.. Yapabileceğim bir katkı h♪1lâ varsa , bildirmenizi özellikle istirham ederim.

  31. metin-thePoor - 29 Tem 2007 - 10:59 am

    Fethi Bey,

    Kutlarım. Kutlarım. Kutlarım.

  32. Afşar ÇELİK - 29 Tem 2007 - 12:51 pm

    Metin Bey,

    Yahu madem hâlâl bu diyarlarda seyren ediyorsunuz, insan iki kelame tmek için bizim fakirhaneyi de teşrif etmez mi? Damı akıtıyor, camları şikest ama en nihayetinde orası da dostları özlüyor…

    Kalın sağlıcakla. Hakikaten enfes yazı…

  33. Muzmin Anonim - 29 Tem 2007 - 1:57 pm

    Afsar bey,

    [blockquote yok; cunku cumlenin ahi tuttu ve berbat bir laptopa kaldim. yazi yazmak bile cile..]

    ‘negatif ozgurluk’ denen kavrami sadece bilmekle kalmiyor, ustune ustluk oyle celiskili bir kelime tamlamasini matah bir seymis gibi ortaya surenleri de kiniyorum.

    Ingilizin birisi cikmis sacmalamis diye ona biat etmek niyetim pek yok malesef.

    Hatta, ‘negatif ozgurluk’u anlamli bir sey dusunuyorsaniz, ayni baglamada bir cesit ‘empatik gozyasi’ sayabileceginiz sekilde, o Ingilize en derin muhabbetlerimle ’sick tear’ cektigimi de farzedebilirsiniz..

  34. metin-thePoor - 29 Tem 2007 - 2:24 pm

    Afşar Beyciğim,

    Geçenlerde uğradım gizlice, çıt çıkarmadan, ayaklarımın ucuna basaraktan bade süzerekten, bazı yazılarınızı okudum efenim. Hatta biri çok hoşuma da gitti. Ama bu aralar kendimde değilim pek, siz benim malikaneye artık hiç uğramadığınız için muhtemelen, hal-i pürmelalimden habersizsiniz sanırım. Yoksa sizi unutur muyum efenim, o nasıl söz!

    Sevgilerimi yolluyorum.

  35. Afşar ÇELİK - 29 Tem 2007 - 3:04 pm

    Müzmin Bey,

    Haklısınız ..

    Bu İngiliz’lerden hayırlı bir şey sadır olmamıştır… Ah şu Newton da olmasaydı da yerçekimi denen gönül ağırlığını hiç bilmeyeydik.

    Keşke hayatınızda “ilke” denen şeyin azıcık bir önemi olsaymış… Bu arada Ayn rand’a da bir bakarsanız sevinirim, bakalım hem reel-politikanın yağmacılığını meşrulaştırıp hem üretim yapılabiliyor muymuş?

    Hayırlı işler…

  36. Muzmin Anonim - 29 Tem 2007 - 3:16 pm

    Afsar bey,

    Ilke denen seyden yana eksigim oldugunu sanmiyorum. Ama, tabii ki, sizin de ‘ithal ilke’ ve ’sokma akil’i matah saymanizi saglayamam.

  37. Afşar ÇELİK - 29 Tem 2007 - 3:56 pm

    Bir “yerli” ilke bulsak da yesek Müzmin Bey.. Sanırım siz bizim “Yerli Malı” haftalarını bayağı benimsemişsiniz küçükken.. Ne diyelim; aklın yerlisini , ithalini ayıran bir zihniyetle “aydınlık günlere yoldaşlar!”

  38. Muzmin Anonim - 29 Tem 2007 - 4:28 pm

    Afsar bey,

    Biz, yerli mali haftasinda buffalo biftegi ya da hindi yahnisi yerdik –ben hic gozumle sahit olmadim ama daha guneydekiler ise dogrudan dogruya yerlileri yermis. Ilke yemek de bizim aklimiza gelmezdi. Siz neredensiniz? Icinden mi?

    Icinden oldugunuza bahse girerim; cunku onlar da okuduklarini kolay anlamazmislar.. Ben, aklin yerlisi filandan hic bahsetmedim de.. sokma akil, ’sokma akil’i ‘aklin yerlisi’ mi okuyor onu da bilemem :)

  39. Afşar ÇELİK - 29 Tem 2007 - 4:44 pm

    Özürdilerim Müzmin Beyciği’m şu satırlarda bir “ithal ilke” okurgibi oldum, fakir ilkokul beşi zor bitirmiştir, cehaletine veriniz: “Afsar bey,

    “Ilke denen seyden yana eksigim oldugunu sanmiyorum. Ama, tabii ki, sizin de ‘ithal ilke’ ve ’sokma akil’i matah saymanizi saglayamam.

    varoluşumua faydasıolan ir aklınzvarsa beynime istediğiniz kadar sokabilirsinizbenimiçin mahzuruyoktur. Efendim ben de içindendim de Burdur’un.. Aslında oranın da köylüğünden ama neyse..

    Demek biftek diyarı Teksas’ta da yerli malu haftası var idi! Ne arif adammış şu kurucu babalar be!
    Eee ne oldu da geldiniz bu fındık, hıyar, domat diyarına Müzmin Beyciği’m? kalaydınz ya Biftekistan’da?

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş