Terliksi Aile
FST Temmuz 28th, 2007
Şu ara televizyonlarda bir reklam var. İlk başta Ramazan geldi kola reklamı yapılıyor zannediyorsunuz ama işin sonunda Hürriyet gazetesi çıkıyor. Serkan bey konuyu güzelce ele almış, beni de haberdar etti. Ben derin sosyal bilimci olmadığım için onlar kadar analiz edemem ama yüzeysel olarak bakayım dedim. Olay kısaca şöyle: Baba taktığı yarım gözlükle ciddi tavırla gazete okuyor (gazete Hürriyet olduğuna göre bakıyor da diyebiliriz), evin kızı olduğunu öğrendiğimiz genç kanepede beyaz kaplı (muhtemelen Can yayınlarından) bir kitap okuyor, evin anaç hanımı tertemiz bir örtüyü masaya yayıyor derken dışarıdan bir bağırtı geliyor. Evin küçük oğlu olduğu anlaşılan bir genç sürekli ve rahatsız edici şekilde bağırarak, milli takım lehine slogan atarak içeri giriyor, anasını kucaklıyor, ablasına sataşıyor vs. derken evin büyük oğlu giriyor, borsacı olduğunu öğrendiğimiz büyük oğul durmadan bağıran küçük oğlana babacan tavırla kirayı ödeyebildin mi derken temiz gömlekli beyaz kız durduk yerde fol, yumurta yokken “üniversitedeki fikirlerine ne oldu” diyor. Kız arada küçük oğlanı da parazitlikle haşlıyor, büyük oğlan kıza cevap yetiştirecekken baba “haydin sofraya” diyerek tartışmayı kesiyor. Herkes oturuyor, anaç evin hanımı nedense oturmuyor buğulu gözlerle torunuyla bakışıyor ve bizim şaşkın bakışlarımız altında Hürriyetin adı okunuyor, güya bu bir aileymiş, mesaj oluyormuş vs.
Ben hayatımda böyle bir aile görmedim, çevremde işitmedim de. Öte yandan Hürriyet madem bu işi yaptırmış, olan olmuş, ben reklamda derhal güncel konularla ilgili detaylara odaklandım. Mesela ilk aklıma gelen bu ev ayakkabıyla girilen bir ev mi yoksa terlikle gezilen, dolayısıyla namaz kılınan bir yer mi? Filmi internette buldum ve siz okuyucularımız için defalarca izledim. (Çektiğim eziyeti takdir edersiniz artık ama araştırmacı blogculuk bunu icap ettiriyor, çare yok).
Terlik konusu karışık, öncelikle anaç ev hanımı kalın topuklu bir ayakkabı (arkadan bağlı, dolayısıyla terlik değil) giyiyor, evin bağırtlak küçük oğlu kendisini kucaklayıp havada çevirirken bu alenen görünüyor. Bağırtlak oğlan da spor ayakkabısıyla doğrudan içeri dalıyor. Ancak evin yakın gözlüklü ve ciddi pozda Hürriyet okuyan (oksimoron mu deniyordu) babası terlik giyiyor. Bildiğimiz 8-10 milyonluk önü kapalı ciddi ve orta yaşlı adam terliği. Yine kızın ayaklarına bakıyoruz, kız evde çorapsız çıplak ayakla gezmeyi tercih ediyor. Büyük oğlan, gelin ve torun da ayakkabılarla içeri dalıyorlar. Şu halde bu ev hem ayakkabı hem de ayakkabısız şekilde girilebilen özgür bir ortamı andırıyor. Evin erkeğinin terlik giymesi son günlerdeki genellemeye göre kendisinin arada namaz da kıldığına işaret edebilir. Öte yandan kimi ayakkabıyla gezip dışarının pisliğini içeri taşırken kiminin çıplak ayakla yahut terlikle gezmesi evin hijyeni açısından soru işareti oluşturuyor.
Ailenin genel durumuyla ilgili de kafamda sorular oluştu. Mesela gelin bir köşede konuşmaları yer yer hoşgörülü bir tebessümle izliyor ama kendisinin reklamda toplam görünme süresi 1.2 saniye kadar. “Biz bir aileyiz” derken gelini biraz kenara itmişler gibime geldi. Sonra torunun yemek tabağında yeşil bir “şey” var. O yaşta hiçbir çocuk ıspanak benzeri ve jöleye dönmüş yeşil “şey” yemez. Hele hele kendi tabağına köfte yerine bu garip şeyi koyan babaannesine mütebessim edalarla bakmaz, mızmızlanır. Bir de borsacı oğlan eve geldiğinde babasının elini öperken epey yukarıyı, neredeyse bileğini öptü. Hani usta yankesiciler gibi, pederin saati aşıracak galiba diye aklıma geldi. Öyle ya, paragöz bir borsacı olarak babasını bile kazıklaması garipsenmemeli. Özellikle evin çorapsız gezen solcu genç kızı abisini iyi tanıdığından “merhaba abi hoşgeldin” diyeceğine “üniversitedeki fikirlerine ne oldu” diye başlayıp sanki deyimler sözlüğünü ezberlemiş gibi dilekçe yazarcasına “başarın para odaklı” diyerek abisinin aslında dönek olduğunu hepimize duyuruyor. Elbette bu tür paraya tapan bir tipten herşey beklenir, babasının saatini çalması sıradan bir iştir.
İşte bu Hürriyet ailesiymiş, 70 milyon filan da deniyor, demek Türk ailesi böyledir, ibret alın mesajı veriliyor. Bu tasvire göre Türk ailesi herkes ayakkabıyla gezerken terlik giyen ve Hürriyet okuyan baba, ille de solcu ve itici, çorap giymeyen, gömleği beyaz ötesi renkte kız, futbolla kafayı yemiş fırlama ve terbiyesiz oğlan, üniversitede okurken solcu, sonra borsaya girip parayı görünce fikirleri unutan dönek büyük oğlan, jöleleşmiş sebze seven ve mızmınlanmayan torun, sürekli sırıtan gelin ile konuşma özürlü anneden ibarettir. Tam çekirdek aile anlayacağınız, kabak çekirdeği.
Gelin biz bu aileyi biraz daha gerçekçi hale getirelim, bakalım reklamcılar ne diyecek.
Terlik Ailesi Yemekte
[Tek sahneli oyun, senaryo FST]
[Baba terlikli oturmakta iken kalkar namaza durur. Solcu kız kalın ve resimsiz bir kitap okurken anne sofrayı hazırlamaktadır]
Baba- Ya rabbi şükür, emeklilik sonrası ikindi namazını geçirmez oldum. Kızım ver bakalım Hürriyeti Bekir Coşkun ne yazmış.
Kız- Baba çok bilinçsizsin. Bu çağda böyle ilkel şeylere inanıyorsun, namaz filan. Çelişki içinde ezilen bir bilinçsizsin.
Anne- Kız, orada kösülüp oturacağına gel de biraz yardım et, evin eşşeğine döndüm, şu çorbayı karıştır, salata da yapılacak
Kız- Anne sen emeğini sömürttükçe daha çok eşşek yerine konursun, Engels diyor ki
Anne- Gevezeliği, zevzekliği bırak, kolum koptu, yırtacağım o kitaplarını sobada yakacağım, koş hemen çorbanın başına.
[Dışarıdan sürekli bir bağırtı gelmektedir, anne kapıyı açar]
Küçük Oğlan- En büyük Beşiktaş, i.ne Fener, topunuzu öpeceğiz, ooooo oğlan bizim kız bizim
Anne- Hayta nerde kaldın, geç içeri, leş gibi olmuşsun. Dur, ayakkabılarını doğru banyoya götür, çamurunu temizle, öğk.
K.Oğlan- Kız entel Şaziye, hala kitap mı okuyorsun, bu kafayla evde kalacaksın, saçını da oğlan çocuğu gibi kestirmişsin, moda şimdi böyle mi, Şadi diyelim sana ho ho ho
Kız- Allahın geri zekalısı sen önce kendi tipine bak, amip, terliksi hayvan, maymun bile değilsin. Aç köpek, başarısız şey.
K.Oğlan- (Aptalca sırıtarak) Ehhehe Hebele hübele
Baba- Yürü ulan eşşoğlusu, birazdan abin gelecek adam gibi üstünü başını değiştir.
K. Oğlan- Bozulma be moruk, akşam maçı izleriz değil mi, heeey, i.ne cimbombom olamazsın şampiyon
[Zil çalar, büyük oğlan, gelin ve torun girerler]
Anne- Evlaadım hoşgeldin (sarılır, geline asık suratla bakarak yarım ağız) sen de hoşgeldin.
Büyük Oğlan- Hoşbulduk, biraz geciktim kusura bakmayın arabayı BMW servisinden aldım, yaz günü dahi üzerimden çıkarmadığım takım elbisemle uyumlu Cartier marka kol saatimi, elmas kol düğmelerimi filan ayarlarken zaman geçivermiş. Baba öpeyim.
Baba- Hoşt, benim senin gibi oğlum yok. Seni besleyip büyüttüm, okullarda okuttum (gözleri dolar) adam ettim, ben köpek kulübesi gibi yerde sürünüyorum sen lüks villada oturuyorsun. Şu adamın hakkını nasıl öderim, en iyisi bir apartman katı alıvereyim diyen kim.
B. Oğlan- Baba uzatma, baktırıyorum emlakçılara, tamam okuttun da herkesin içinde şu mevzuyu açıp durmasan ayıp oluyor ama benim de izzeti nefsim var
Kız- Üniversitedeki fikirlerine ne oldu, başarıyı paraya odaklamışsın. Nerde kaldı eşitlik, sınıfsız toplum, sen ayran içmeye tahtırevanla gidiyorsun, evini emekçilere temizletiyorsun.
B. Oğlan- (İçinden) (Ulan gelmeyeceğim şu moronların evine diyorum ama ne çare “biz bir aileyiz” geyiği gereği başa gelen çekilir demişler). Ha, Mustafa ne yaptın kiranı ödedin mi, geçen ay 500 kağıt vermiştim, bak ev sahibinle papaz etme beni.
K. Oğlan- Yok b’olum, parayı manitalarla yedik, sende çoktur, ne de olsa abimsin, ev sahibine söyledim, abimden al dedim parayı. Beşşşiktaş, sen bizim herşeyyimizssin
Kız- Pis lümpen, sen henüz hiçbir şey değilsin. Bilinçsiz yığınlar içinde sınıfsal çelişkini yitirmişsin.
K. Oğlan- Entel kız kurusu, sen konuşma, sanki kendin bir halt oldun, hala burada pederin emekli maaşından geçiniyorsun, ağzımı açtırma benim. Edirne köprüsü taştan, var mı büyük Beşiktaştan ooooo oooooo
Baba- Tamam uzatmayın da geçin sofraya, hanım, sofra hazır mı?
Anne- Nah hazır. Zıkkımın pekini yiyin. Sen otur akşama kadar gazete oku, kız kitap okusun, oğlan sokaklarda sürtsün, ben akşama kadar temizlik, ütü, yemek uğraşayım, ondan sonra beyefendi emir versin “haydin sofraya”. Coca Cola reklamı mı çeviriyoruz burada,
Gelin- (İçinden) (Yarabbi bu eziyet ne zaman bitecek) Aman anneciğim hemen biz koştururuz, değil mi, hadi bakalım Zerrincan, sen de çatal ve kaşıkları dağıt.
[Sofraya oturulur]
Anne- (Ayakta) Haydi ziftlenin bakalım, bu günü de kurtardınız, ben olmasam üçünüz de açlıktan geberirsiniz. (Torununa) Kız sen de ne bakıyorsun, dön yemeğini ye, tabakta hiçbirşey kalmayacak ona göre, yoksa öcüler kovalar, seni köpeklere atarım.
Torun Zerrincan- Bana ne, ben ıspanak yemem. Cips isterim, kola isterim, bonibon isterim.
Kız- Reklam küçücük beyinleri bilinçaltında esir almış, vahşi kapitalist piyasa mekanizması kanlı burjuva oyunlarıyla çelişkileri sürgit bağlamlarda dolaylamaktadır.
Büyük Oğlan- Yetti ulan, başlatacaksınız ha, kalkın kız gidiyoruz, ne halleri varsa görsünler, manyak bunlar, yuh be (Telefonu çalar) Alo, ne, tamam Garanti bankası alalım, detaylar için Ekonomi Türk‘e bakın, ben kapatıyorum.
[Perde Kapanır, Ekranda: Türkiye’nin Hürriyeti, Friends Ailesi]
(Ek: Reklamın yapımcısı ile bir mülakat)
