Eğitim mi Değil mi?
FST 10 Ağustos 2007
Geçmiş zaman “özel Kuran Kursu açılmasın, dini de en iyi devlet maaşlı memuruyla öğretir” yaygarası varken ben buradan yola çıkıp “özel Kuran kursunu anladık, dine antipati var ama karate kursunun, biçki dikiş kursunun, şöförlük kursunun, bağ budamacılığı kursunun, grayder operatörlüğü kursunun kabahati nedir, devletten izinsiz neden kafama göre kurs açamayayım, kabusta mıyız yarabbi, çıldırtmayın adamı” temalı bir yazı yazmıştım. (Bir de uyarı yapmıştım). Bazı devletçi dostlarımız “olmaz, devletin kontrolünde olmazsa maazallah anarşi olur, devletin sopası iyidir” dediğinde “siz böyle eşşek oldukça daha çok semer vuranınız bulunur, ben de inadına çocukları kaçak kuran kursuna göndereceğim, mahalledeki çocuklara da gizlice Nutuk, futbol, eskrim dersi vereceğim, sıkıysa şikayet edin” cevabını vermiştim.
İşin boyutları öyle noktaya gelmiş ki Aziz Nesin’in oğlu bir dağ başında (üstelik Tübitak desteğiyle) meccanen çocuklara matematik okulu açayım derken babasının hikayelerini bile dram haline getirecek olaylar zuhur etmiş. Aslında olayın hikayesi eski, Radikal gazetesi evvelcede gündeme getirmiş, hatta bir yerlerde Bülent Murtezaoğlu da konuya işaret etmişti. Neyse artık iş iyice çığrından çıkmış, şu habere bakın:
Aziz Nesin’in oğlu Prof. Dr. Ali Nesin, 10 yıldır sürdürdüğü geleneği bu yıl İzmir’e taşıdı. Öğrencilerle birlikte Şirince’de Aziz Nesin Vakfı’na ait arazi üzerinde bir yapı inşa edildi. Burada üniversite öğrencileri ve matematikçi diğer hocalar bir araya gelerek, problem çözecek, matematikle eğlenecekti. Amaç kimsenin matematikçi olarak yetiştirilmesi, eğitilmesi değildi.
Ancak bir süre sonra matematik köyünün kapısına mühür vuruldu. İlk mühür Selçuk Savcılığı’ndan geldi. Savcılık ‘kaçak eğitim kurumu’ açmaktan başlattığı soruşturmada ‘delillerin karartılmaması’ için önlem alıyordu. Bu mühür itiraz üzerine kaldırıldı. İkincisi ‘kaçak inşaat’ mühürüydü. Bunun kaldırılması için izin süreci sürüyor.
Matematik keyfini paylaşmak için bir araya gelen insanların başına tüm bunlar neden geliyordu? Çünkü bürokrasiye göre burada yapılan ‘eğitim’di ve Türkiye’de mevzuata göre bir ‘eğitim’in yasal olması için öncelikle izne ve daha önemlisi denetime tabi olmasıydı. Böyle bir organizasyon için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ne yaptığını bildirmek ve izin almak gerekiyordu.
Para yok, sertifika yok…
Ali Nesin’e göre ise bu organizasyonun izinli olmasına gerek yoktu. Köydeki gençlerin yaş ortalaması 25-27′ydi. Kimseye kurs verilmiyordu. Maddi karşılığı yoktu, sertifika ya da diploma yoktu. Üniversite öğrencileriyle yazı matematikle geçiriyorlardı o kadar. Bunun denetime veya izne tabi olmasına gerek olmamalıydı.
Ancak Türkiye’de mevzuat böyle bir buluşmayı ‘izin alınmadığı’ takdirde ‘yasadışı’ sınıfına sokuyordu.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’nden üst düzey bir yetkilinin verdiği bilgiye göre, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 17. maddesine göre ‘her yerde yapılan eğitimin denetiminden ve gözetiminden Milli Eğitim Bakanlığı’ sorumlu. “Normal şartlarda evde yapılan eğitimde bile Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetimi gerekir” diyen bakanlık yetkilisi şu bilgileri aktardı:
“Kamu kurum ve kuruluşları, vakıflar, dernekler, belediyeler ücretsiz bir iş yapacaklarsa bile bunu Çıraklık Yaygın Eğitim Müdürlüğü’ne bildirerek yapabilir. Diyelim bir üniversite matematik kampları düzenleyecek. Kendi öğrenci ve personeline düzenliyorsa, ona biz müdahil olmayız. Üçüncü şahıslara açık olduğu an, sıkıntı oluyor. Parayla yapacaklarsa Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nden, parasız yapacaklarsa Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’nden gerekli izni almalılar.”
İzmir İl Mİlli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan’sa şöyle konuşuyor:
“Yapılan şey paralı ya da parasız fark etmiyor. Bu tür şeyler devletin izni ve kontrolüyle yapılıyor. Haberler çıktıktan sonra Ali beyi aramayı düşündüm. ‘Bir entelektüel olarak bu konuda nasıl yardım edebiliriz’ diye soracaktım. Bize başvuruları yoktu. Başvuru olursa her türlü yardımı sağlarız.”
Prof. Dr. Ülkü Azrak da dernek bile olsa ortada bir organizasyon varsa ve ‘eğitim’ veriliyorsa, en azından bildirim yapılmış olması gerektiğinin altını çiziyor.
Eğitim mi değil mi, incelenir
Ceza hukukçusu Doç. Dr. Adem Sözüer’se bir araya gelinip bir konunun tartışılması, konuşulmasının izin kapsamında olmayacağını söylüyor ancak, “Eğitim kurumlarının ne şekilde olduğu mevzuatta yazılıdır. Böyle bir faaliyetin eğitim olup olmadığı incelemeyle ortaya çıkar. Eğitim kurumu değilse, serbest faaliyettir” diyor.
Sonuçta Türkiye’de bir ilk olan ‘matematik yaz kampı’nda mühür duruyor, problem çözülmeyi bekliyor.
Normal şartlarda evde yapılan bile denetlenmeli haa. Hasst, neyse, çoluk çocuk da okuyor burayı, Normal şartları biliriz, 1 atmosfer basınç, 25 derece, dağın başına çıkacağım, basınç düşer en azından orada veririm özel dersi. Yorum morum yapmıyorum, parasız ders veriyorum, mahallenin çocuğunu topçu yapacağım, gelsin denetlesin baklım göbekli milli eğitim müfettişleri, iki çalımda belini kırar, sert bir şutla inim inim inletirim. Bedava blogculuk dersi de var, bilgisayarı görse korkudan kaçacak hödük müfettiş neyimi denetleyecekmiş, nice pehlivandır ben de bileyim bakalım.
Ali Nesin komünisttir, gençleri matematik dersinde Allahsız yapar diyenler, yahut bunu aklından geçirenler, bir daha bu bloga uğramayın, bugün ters tarafımdan kalktım. Ağır konuşurum.
Unutuyordum, bu olayın hemen akabinde “Ali Nesin kaçak yapı yaptı” gibi sinsice hareket eden Zaman gazetesine de şunu hatırlatırım. Yarın Fethullah hocanın dersaneleri erbabının ve sözcüleri Zaman gazetesinin mutat halde sadece zeki, ileride kendi reklamlarını yapacak seçme çcukları alıp dağda matematik ve din eğitimi verirken jandarma kovalayınca zırlamaya hakları yoktur artık. Bugün Ali Nesin’e oh olsun diyen, dün DEP kapatılsın oyu veren Refah Partililerin kendi partileri de kapatılınca apışmasına döner. Daha yenecek çok ekmek var. İlle de bunları hatırlatmak istemiyorum, bir şey anlamsızca yasaksa “yasak olmasın, kim olursa olsun” demeyi öğrenelim artık.
İlgili linkler: Kaçak Eğitim Verenleri Ne Yapalım?, Engin Ardıç Yanılıyor
- Eğitim
- Yorum(36)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Hah, fazlamesai’de birseyler yumurtluyordum demin bu konuda. Orada da mevzu oldu bu:
http://www.fazlamesai.net/?a=article&sid=4665
Tahmin edebileceginiz gibi, din min birseyler de karisti. Buranin okuyucusuna belki hitap edecek tespitim su:
http://www.fazlamesai.net/?a=article&sid=4665#30925
Unutuyordum, bu olayın hemen akabinde “Ali Nesin kaçak yapı yaptı” gibi sinsice hareket eden Zaman gazetesine de şunu hatırlatırım.[ve katildigim eyler]
Agziniza saglik. Ben onu da ‘orbur taraf’ linki diye verdim bir yere, ayni konusmada Zaman’a bir kere daha bulastigim icin o basliga ellemedim (bir de Radikal’in ilk haberi veris sekli pek hosuma gitmemisti). Ellemedim ama aklimdaydi, ‘lan mendebur sen de DIIT politikaciya dondun’ deyip duruyordum icimden.
Ne manyak bir memleket bu ya. Ne manyak insanlar ya. Gidip bilmemne müdürlüğünden izin alacakmış. Yok ya ! Yeter ulan bu devletçilikten çektiğimiz. Düşün yakamızdan bre melunlar… Alacan şu devletçi yasaları, çatır çatır yakacan, içinde patates közleyeceksin; al sana izin dilekçesi, al sana başvuru formu diye mısırı, amerikan salatasını katıp kumpiri yiyeceksin . Hasıl olan ifrazatı da milli zerzavat bakanlığına başvuru dilekçesi diye postalayacaksın.
Merkeziyetci .ler… hakikaten biktik bu heriflerden.
adiler, utanmazlar, ser**sizler.
Fazla mı coştuk?
vay be. millet bayaa dolmus anlasilan. ama yildizli da olsa kufur olmasa iyi olur.
Hişş ne oluyor burada. Millet, bu Suat ben değilim haa..
Bu arada yazıya ve bütün yorumculara katılıyorum..
TSD
Bürokrasiye kesinlikle karsiyim.Burada yapilan cahilligin taa kendisi.Yalniz içimden istemeyerekte olsa oh oldu diyesim geldi.Çükü devlet kontrolunde olmayan egitimin yasak olmasi bir tek gaye için yapilmistir oda Kur’an kurslari meselesi.Her isteyen degil kurs açmak fahri,sahsi,kendi evinde yada misfirlikte Kur’an ögretemez.Milleti ürkütmemek,normal bir kilifa koyabilmek için bu yasak bütün aktiviteler için uygulaniyor.Tipki imam-hatip talebelerinin yükselmesini önlemek için sanat-meslek okullarinin önü kesildigi gibi.Kurunun yanında yaşda yanıyor.Ali’yi tanimama ama Aziz Nesin ve onun gibi düsünenler (çaglayan mitingleri,”kahrolsun şeriat sloganlari vs ..)degilmi bu yasakçi kanunlarin bir numarali savunuculari.Ama simdi bomba onlarin elinde patladi görsünler yasaklamak neymiş.Adaletin tam yerine oturmasi için: balet,müzik,dans,folklor,saz gitar darbuka vs dersleri almak vermek ,devletten izinsiz, yasak olmali.Umarim yeni hükümet bu kanunlarin uygulanmasi için gereken tedbiri alir.Kanun kanundur.Bana yasaksa onada yasak olsun.Böylece zircahil kalarak aksam yatarken,sabah kalkarken dügünlerde, bayramlarda “Tûrkiye laiktir laik kalacak” şarkısını söyleriz.Bu kadar kültür bize yeter ve artarda(!)
Bajazet merhaba,
Eh bu da bir bakış açısı. Yasak olacaksa herkese olsun diyorsunuz. Yalnız o bahsettiğiniz dersleri vermek zaten yasak, nasıl kuran dersleri gizlice veriliyorsa, diğer dersler de gizlice maliye ve milli eğitime çaktırılmadan verilmeye çalışılıyor.
FST
Yanlış hatırlamıyorsam NTV deydi.
Muhabir Ali Nesine soruyor: Yakın zamanda binalara geçebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Ali Nesin de cevap veriyor: İnşallah.
Tehlikenin farkında mısınız
Olay şudur ki Nesin vakfı hem iş hem de reklam yapayım derken baltayı taşa vurdu. Ayrıca matematik yaz kampından çok daha önemli şeyler var ihtiyacımız olan. Mesela dağın başına ahşaptan da olsa bir bina dikileceğine devletin ya da özel bir tesisle anlaşılıp böyle işlerin kotarılması gibi. Hem de mis gibi havuzlu, odalı tesisler. Sonra TEMA kızar. cık cık cık!
Zaman gazetesinin tavrına gelince. Bence az bile demişler. Yasal ya da zorlama yasal yollardan size de o kadar yüklenilse yıllarca siz ne derdiniz çok merak ediyorum? En azından devlet ayrım yapmadığını göstermiş Ali Nesin’i zorlayarak. Peki neden malum medya Ali Nesin’e arka çıkarken başkalarına yıllarca tü kaka dedi? Zamanın yaptığı tüm bunlara rağmen haklı ya da adi bir misilleme değil. Sadece değişimi göstermek.
Allah’a emanet olun…
Bejazet bey, demissiniz ki:
Ali’yi tanimama ama Aziz Nesin ve onun gibi düsünenler (çaglayan mitingleri,”kahrolsun şeriat sloganlari vs ..)degilmi bu yasakçi kanunlarin bir numarali savunuculari.
Bu dedigini bana dogru gelmedi. Metin bey veya Kalemzede bey burada ise, sol cenahta Nesin’in aldigi yeri anlatirlar ben de istifade ederim diye ellemiyorum. O devirlerin komunistleri icin dindar camiada konusulanlarin bir kismini da devletimiz dindari sola karsi kullanma projesi dahilinde cesitli metodlarla kendisi ekmis olabilir, bunun da detayini bilen varsa yazsin. Neyse, aradim biraz dedigimi demememi saglayacak birsey bulurum belki diye ve belki sizin de ilginizi cekecek bir mulakat buldum, linkini vereyim:
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=21057
Şu da Ali Nesin ile ilgili bir link:
http://www.milliyet.com.tr/2005/06/24/guncel/axgun02.html
Vesile oldu gittim nette bir suru sey okudum Aziz Nesin hakkinda. Nesin Vakfi’nin sitesinde bir suru yazi var. Bir tanesi burada evvelce tartismalara sebep olan ‘halka aptal deme’ filan isleri ile ilgili. Ogluna (Ali Nesin) yazdigi bir mektupta halk hakkinda iyi olmayan seyler dedikten sonra yazdigi tamamlayici dusuncesi de var. Ben bilmiyordum konuyu kendisi ve evlatlari icin o sekilde actigini, belki baska bilmeyen de vardir diye alintiliyorum:
Çocuklarıma, küçüklüklerinden beri hep, Türk halkına olan borcumuzu ödemeleri gerektiğini anlatmaya çalıştım. Öyle görünüyor ki, dört çocuğumdan salt sen bu borcu ödeme olanağına sahipsin ve sen de Portekiz’e yerleşmek istiyorsun. Nasıl ben, Türk halkına borçluysam, sen de öyle borçlusun. Seni yetiştirmek için paraları ben verdim ama, o paralar halkın parasıydı. Durum böyleyken, gel Türkiye’ye yerleş, demiyorum. Çünkü Türkiye, ne yazık ki, senin bilimsel gelişmene ve bilimsel özgürlüğe hâlâ uygun bir ülke değil. Türkiye’ye yerleşme, ama Türkiye’yi, Türkiye halkını da unutma. Şunu da söyleyeyim sana, ben sulu gırtlak hümanistler gibi, “insanları seviyorum, Türk halkını seviyorum” diyenlerden de değilim. Büyük çoğunluğuyla Türk halkını hiç sevmiyorum. Kötü, kaba, çirkin, ikiyüzlü, korkak, pis, bilgisiz insanları ne diye seveyim… Hiç sevmiyorum. Onların böyle olmaktaki gerekçeleri, “ama kabahat onların değil ki” sözleri, bana onları sevdirmiyor. Sahteci aydınlar, politikacılar, “halk bilir, halk anlar, benim yüce halkım” diye yalan söylüyorlar. Onlar da sevmiyor, ama çıkarları için seviyor görünmek zorundalar. Ben bu sevmediğim Türkiye halkı için bütün bir yaşamımı ortaya koydum, harcadım. Sevmiyorsam, niçin? Çünkü, ben o halktanım. O insanların sevilecek bir düzeye gelmeleri için, hiç abartmasız canımı bile verebilirim. İnsan, nasıl anababasını değiştiremezse, halkını da değiştiremez. Sen de bu halkın çocuğusun, bunu hiç unutmamalısın.
Not: Belki altini cizmek lazim, Turkiye hala senin calisman icin uygun degil filan dedigi cocugu bu basliktaki Ali Nesin ve burada calisiyor. Mektubun tarihi 1991.
Kaynak: http://www.nesinvakfi.org/aziz_nesin_sanat_felsefe_matematik.html
Tam da bunlarla ilgili bir yerler okuyordum. Bu arada Ali Nesin burada çalışıyor ama son olaylarla babasının mektubunu arada hatırlamadan edemiyordur.
Bülent Bey,
Benim birşey dememe pek de gerek kalmamış, sizin ve Fethi Bey’in verdiği linklerden sonra… Umarım Bejazet Bey ve onun gibi düşünenlerin, egemenlerin ideolojik şırıngasından fışkıran zehrin farkına varmalarına vesile olur bu bilgiler…
Metin Bey,
Birşey demenize gerek yok, burada bulunduğunuzu bilmek de bize yeter, çok sevindim.
“Tahmin edebileceginiz gibi, din min birseyler de karisti.” bu nasıl bir anlayıştır? “Bulent Mulent Murtezaoglu gibi birşeyler karıştı” diyince sizin hoşunuza gidiyor mu? Sevmeye bilirsiniz ama küçümseme hakkını nereden buluyorsunuz? İnsanları kızdırma hakkını?
metin Bey,
Yok öyle ” Özgürlükçü, aydın sol” ayaklarına yatıp da kaçmak..
Çünkü bajazet’in “Ali’yi tanimama ama Aziz Nesin ve onun gibi düsünenler (çaglayan mitingleri,”kahrolsun şeriat sloganlari vs ..)degilmi bu yasakçi kanunlarin bir numarali savunuculari.” cümlesinin hesabını vercek olanlar solculardır.
Plânlı ekonomi istemiyor musunuz? Sınıfsız toplum istemiyor musunuz? Refah için “yeniden dağıtım” istemiyor musunuz?
Aha işte size babalar gibi devlet komutalı “karmakarışık” sosyalizm soslu ekonomi..
Hem bunları isteyip hem devletin sizi “özgür”bırakacağını mı sanıyordunuz?
Evet.. Yok öyle kaçmak! Biri bu rejimin idoelojisinin adını koymalı artık..
Biri bu yapılan insnalık dışı baskının ideolojik temelini artı telaffuz etmeli..
Göreceli ahlaklı, diyalektik bulamaçlı, mutlaksız ve şedit solun aklıyla geldik bu noktaya…
Afşar Bey,
Burdaki konuyla o ayrı.
Ekonomik özgürlüğü reddeden ya da kısıtlayan her tür solculuğun sonuçta ister istemez diğer özgürlükleri kısıtlamaya varması bana göre de doğru bir tespittir ama burada biz Milli Eğitim ve genel olarak Türkiye’deki devletçi yapıdan söz ediyoruz. Türkiye’de eczacı diplomasıyla bakkallık yapılma rantının oluşması ve devletçe koruma altına alınması, karete kursunun milli eğitim tarafından denetlenmesi solculukla ilgili değil ki.
FST
Mesut bey,
Gidip oraya baktiniz mi? “Din min” yerine “din filan” desem olacak miydi? Ismimle oynanmasi o kadar kotu olmamis, kizmadim. Surasi onemli:
Sevmeye bilirsiniz ama küçümseme hakkını nereden buluyorsunuz?
Nicin kucumseme oldugunu dusunuyorsunuz? Kaldi ki insanlarin herhangi birseyi kucumseme haklari var. “Sevmeme” isine gelince, bahsettigim yere bakarsaniz orada da bana (galiba) Gulen cemaatini kastederek ‘birilerinin avukati’ dendigini goreceksiniz (oradaki bm benim). Arzu ederseniz “din” kelimesini gordunuz zaman hemen ustunuze alinmak yerine denene bakmayi bir deneyin. Biraz cabuk karar verilip “bu dinci” “bu dinsiz” “bu din dusmani” “bu gerici dindar” denebiliyor insanlara (butun bu isnatlar yapilmistir bana zaman zaman). Simdi, ayni mevzuda biri “dini sevmez” oteki “cemaatin avukati” dediyse bana bundan ne cikartmali bilemiyorum.
İnsanları kızdırma hakkını?
Bu ne demek? Uc bes belirgin sey disinda nereden bileyim ben kimin neye kizacagini? Kizmayin, olsun bitsin. Hinzirlik olsun diye demiyorum bunu, bu memlekette insanlar eninde sonunda istedikleri gibi konusacaklar. Ben siz uzulmeyin/kizmayin diye konusmasam baskasi konusacak, gidisat o yone dogru. Buna alismak lazim. Kaldi ki, istense bile insanlarin ifade hurriyeti herhangi birinin kizma ihtimaline gore kisitlanabilecek birsey degil. Mesela benim aklima bile gelmezdi “din min” denince birinin bu kadar kizacagi.
Afsar bey,
Sizin dediginiz bence de yanlis degil. Dediginiz mantik zinciri ile eninde sonunda dine kisitlama/yasak gelecegi ihtimalini ortaya koymak mumkun. Yalniz burada yapilan isnat o degil, dogrudan bugunku hali Nesin’in destekledigi ve savundugu soyleniyor (mitingler sloganlar filan), orada nesnel/maddi bir yanlis var. Nesinler gerek (zamaninda) devletin gerek ‘dindar’ veya ‘milliyetci’ olusumlarin ugrastigi ve aleyhlerinde dogru/yanlis propaganda yaptigi insanlar.
Bu cirkin isler tuttugu ve insanlar bunlara inandigi icin ‘Nesin’ ismi duyuldugu dakika ters tepki veren bir suru insan var. Bajazet bey bunlardan midir bilmiyorum ama o ihtimale karsi hazir nette soyenenin dogru olmadigina isaret eden dokumanlar varken iliseyim dedim. Ozellikle o mulakat linkinde Bajazet beyin dediklerinden bir tanesinin tam tersini Aziz Nesin diyor (yayin da ’sol’ bir yayin degil, Aksiyon mecmuasi, yani carpitma olursa ’sol’un isine gelecek sekilde olmaz herhalde).
Değerli Dostlar,
Özgürlüklere kısıtlama getiren “devletçi” yapının ideolojisi sosyalizmidr. Hadi buna biri de çıksa “faşizm” dese emin olun , başı ağrımaz…
Ama böyle bir sistemin demokrasiyle uzaktan yakından alâkası olamaz….
Söylemeğe çalıştığım şey Nesin’lerin de dahil olduğu sol, zaten ideolojisi gereği hayata devlet müdahalesini savunduğundan, Troçki’nin çok korktuğu bürokratik oligarşiyi kendliğinden davet etmiş olmaktadırlar.
Ben Nesin’leri toplumsal önyargıyla değil,i savundukalrıideolojiyle eleştiriyorum. Kaldı ki Ali nesin’e matematiği Türkiye’de sevdirmek için yaptıklarından dolayı da büyük saygı duyuyorum ve dergisinin de üyesiyim.
Ama hem “Devlet mülkiyeti kaldırsın, herkesin ağzına birer lokma ekmek tıkıp herkesi açlıktan kurtarıp mutlu etsin!” deyip hem de herhangi bir teşebbüsünüzde sizi der dest etmesiniyadırgarsanız o olmaz…
Öyle kafaya böyle devlet, başka ne beklenebilir ki?
Bülent bey. Din takdir edersiniz ki hassas bir konu. En azından benim kafamda öyle yer etmiş. O yüzden size ben her konuda insanları kızdırmadan konuşmayın demiyorum, zaten böyle birşey deme hakkını da kendim de görmüyorum. Ben sadece böyle yazmanızı doğru bulmuyorum. Yine de sizin kendi tercihiniz. Siz böyle yazınca buna kızmak da benim şahsi tercihim.
İyi günler
Mesut bey,
Anlastik, ben ozellikle insanlari uzmek/kizdirmak icin birsey yapmiyorum. Sunu dogru anlayayim diye soruyorum: “din min” yerine “din filan” desem olur muydu? Cok zor degil ikinci sekilde yazmak benim icin, is gorecekse oyle de yazarim bundan sonra.
14. yorumla ilgili, bugun cikan bir Umur Talu makalesinden alinti:
“Cumhuriyetçi aydın” karakteri, Cumhuriyet’in ilk yıllarından “Devrimci aydın”ın 70′lerine kadar, hiç olmazsa bu insanların, Emineler’in, Fatmalar’ın varlığını ciddiye alıyor, ama tepeden inme hayallerle, ama “kırlardan, dağlardan”, onları kendinden, kendini onlardan sayıyor; eğitimli halini yoksul halkına karşı bir nevi borçlu biliyordu.
Romantikti, ütopikti, hayalciydi, hatta kimi örnekte belki dayatmacı veya baskıcıydı.
Ama şu vardı:
Dışlamacı değildi.
Yoksulluğu, çok çocuğu, 7 ila 10 lira yevmiye için bir kasaya doldurulan kızları kendinin, kendinden biliyordu.
Kaderi ama öyle ama şöyle değiştirmek istiyordu.
Tamami:
http://www.sabah.com.tr/haber,59F707FC2A74475C8B0A7175603299B8.html
Ahlak abidesi Zaman gazetesi temiz halkimizi Nesin soyadli insanlarin zararli faaliyetleri hakkinda bilgilendirme hususundaki degerli hizmetlerine devam ediyor:
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=616223
Bakin neymis:
Aziz Nesin Vakfı’na ait suçlamalara bir yenisi daha eklendi. Yurtta kalan bir kız çocuğuna taciz iddialarıyla uzun süre gündemi meşgul eden vakfın ‘Alman casusları’ barındırdığı iddia ediliyor. Taciz skandalının ardından denetim yapan müfettişler, çok sayıda Alman vatandaşının yurtta kaldığını ortaya çıkardı.
Laflara bak:
Duyan da ikinci dünya harbinde Almanlar Türkiye’yi istila ediyor zannedecek. “İddia ediliyormuş”, “Çok sayıda” imiş. Binlerce alman mı varmış yani, hayret.
Muhabir kafayı takmış anladık ama bu gazetenin başındakiler külliyen mi gerizekalı? Hay sizi eşşekler kovalasın.
Şu lafları da ekleyeyim:
Ulan Selimiye Kışlası mı orası, vakıfta askerlik yapıyorlarmış, tövbe tövbe.
Sayın Tan,
Eksik olmayın manyakadam’ın eksikliğini hissettirmiyorsunuz. Hayırdır, duymazdık sizden böyle şeyler? Ama herkesin bir eşik noktası var herhalde.
Belki de asıl problem bu tuhaf haberleri sorgulamadan, sinirlenmeden, masal okur gibi okuyanlardadır, siz bana bakmayın.
Manyakadam kadar olmuş mu yazdığım, hayret. Ama arada hak eden oluyor. Burada ise az bile söylemişim.
Aslında şimdi habere baktım da, konu hakkında ilginç detaylar da yok değil:
Bizim askerler de derhal vicdani redi tanısınlar, böylece istediğimiz ülkeye istediğimiz sayıda casus gönderebiliriz, ne dersiniz Fethi Bey?
Fethi bey,
Muhabir kafayı takmış anladık ama bu gazetenin başındakiler külliyen mi gerizekalı? Hay sizi eşşekler kovalasın.
Size soylememe luzum yok elbette, ama tirajli bir gazete nicin kurulur ve kurulunca ne ise de yaratilabilir diye ‘yonetici elit’ adayi arkadaslar henuz aydinlatilmadilarsa, “hakkindaki devlete sizmak icin orgut kurma iddialariyla da gundeme gelen ve ABD’de ABD hukumetinin izni ve bilgisiyle bulunmakla beraber hangi amacla musade verildigi belli olmayan” biri hakkinda da Dogan gazeteleri haber yazdiginda bu ikisini bir araya koyup birseyler cikartmalarini tavsiye edeyim. Benim maksadim tabii gonullu olarak bu elitlerin yetismesine katkida bulunmak, baska maksat aramayin gunah olur. Gazetenin de gunahini almayin, bakin duz ‘yalan’ yok orada. Bu kafidir, Hurriyet olsa duramazdi bir de tersi ispatlanabilecek cumle eklerdi oraya — mustakbel yonetici elit dediginiz bunlari atlamaz tabii.
Bakin benzer bir konuda ne deniyor:
Bir güç odağının esiri ya da hâdimi değilseniz, bu ülkede baykuşlar üşüşür başınıza. Olmadık yakıştırmalar, akla hayale gelmeyecek iftiralarla karşılaşırsınız bir anda. Daracık ufku yüzünden insanımıza güvenmeyenler, masum bir kitlenin de kafasını karıştırır bazen. Çünkü psikolojik harbin ne namusuna güven olur, ne kâmusuna. Yafta makinesi gibi çalışır nâdân bir zümre. Birinin alnına bir leke sürmek istediğinde izanı, mizanı unutur; unutur da hezeyan dolu çelişkisini bile göremez.
Ayni gazete, ayni gun. Buyurun linkini de vereyim:
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=616211
Ne guzel degil mi?
Ben bir problem göremedim. (ya da anlayamadım.)
???
“Olmadık yakıştırmalar, akla hayale gelmeyecek iftiralarla karşılaşırsınız bir anda.” yaziyor basyazar, kendi gazetesi ayni isi yapiyor. Isabetli tesbit yani. ‘Biz’ harikayiz diyen insanlar tabii bu lafi ‘onlar’ yapar fenaligi diye anlarlar herhalde de, ben baska birsey olarak anliyorum.
Bülent Bey, ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Ben alıntıladığınız cümleleri eleştirdiğinizi düşünmüştüm.