Neredeyse Ağlayacağım
FST 22 Ağustos 2007
Vatandaşa göbeğini kaşıyan kıllı ayılar türü hakaretler eden Bekir Coşkun şu ara mazlumu oynuyor. Bekir Coşkun, Abdullah Gül benim cumhurbaşkanım olmayacak demiş, başbakan da bu tür konuşanlara o zaman çekin gidin, sevdiğiniz adamların memleketinde oturun demiş. Hürriyet gazetesi ve yazarları “yaşasın, başarısızlığımızı örtecek, bizi suçlu iken masum gösterecek fırsat çıktı” diye zil takıp oynuyorlar. Tabii bu noktada ağzından çıkanı kulağı duymayan başbakana ne kadar teşekkür etseler azdır. Başbakan zannediyor ki “nasıl olsa onlar işlerine gelmeyeni İran’a, Suudi Arabistan’a gönderiyorlar, ben de yapsam mahzuru olmaz”. Kazın ayağı öyle değilmiş demek ki. Bugünkü yazısında Bekir Coşkun şöyle şeyler zırvalamış:
[…]Ben bu ülkeyi severim.
Devrek 125’inci alayda askerliğimi yaptım.
Nöbet tuttum.
Mataramı parlattım, potinlerimi kaybettim.
Askerlikten kaytarmak için rapor-mapor almadım.
Bazıları da başbakan Bekir Coşkun’dan özür dilesin filan diyorlar. Önce Bekir Coşkun kıllı ayılardan bir özür dilesin hele, daha sırada başka şeyler var. Zamanında silah üzerine yemin ettikleri ahbapları Emin Çölaşan Hürriyetten göz göre göre kovulduğunda “ne yapayım, kürek mi çekeyim” diye okurlara aptal aptal sorular soracağına neden “bizim de şerefimiz var, Emin yoksa ben de yokum” diyerek ayrılmadın bunun da açıklamasını isteriz.
En son da 22 Temmuza kadar yanlış yönlendirdiğin Hürriyet okurundan seçim sonrası rakamlarla eşşekten düşmüşe dönüp “Özür dilerim, yazdıklarım toptan yalandı, ben hiçbirşey anlayamamışım, kapasitem budur ne yapayım, lütfen affedin” diyerek özür dileyeceğine zeytinyağı gibi üste çıkmanın da hesabını ver bakalım. Emin Çölaşan delikanlıymış, “Özür dilerim, ben uzaylıymışım” dedi, adamı “Hürriyette doğru söz söylenmez kardeşim, ille de yalan söyleyeceksin, pişkinliği de elden bırakmayacaksın” dercesine harcadılar, üstelik hakaretin dozunu arttırmak için Yılmaz Özdil gibi Çölaşan’a çıraklık yapamayacak birini yerine büyük yazar diye lanse ettiler. Silah arkadaşın kadar olamadın. Şimdi zırlıyorsun vatanımı severim, askerde potinimi kaybettim falan. Devrek bastonuyla kovalayacaksın bunları.
Başbakana da bravo, formundan birşey kaybetmemiş. Eski hamam eski tas. Şu heriflerin ağzına malzeme verdi ya, helal olsun. CHP’de “uzlaşma” barutu tükenmişti, şimdi bu saçmalığa sarılırlar, kafamız ütülenir durur. Bakalım, Bülent Arınç ne zaman “durun ben de varım” diyecek.
Popularity: 9% [?]
- Siyaset
- Yorum(66)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Başbakana da bravo, formundan birşey kaybetmemiş. Eski hamam eski tas. Şu heriflerin ağzına malzeme verdi ya, helal olsun.
Ben bu seferkine pek inanamadim, cunku basbakan sinirli ama o lafi etmeyecek kadar zeki birine benziyor. Kasten yapmis olmasin? Veya takmiyor, nasil olsa birsey olmaz veya getirdigi goturdugunden fazla olur diye dusunuyor.
Bu arada su insan tasvirlerini liste halinde toplasak? Gobek kasima, killilik, evde floresan yakmak benim aklima gelenler (bana da dokundugu icin zahir?). Baska ne vardi?
Bülent Bey,
Kasten yapmis olmasin? Veya takmiyor, nasil olsa birsey olmaz veya getirdigi goturdugunden fazla olur diye dusunuyor.
Bu mümkün olabilir ama bu hadisenin AKP’ye bir getirisi olacağını zannetmiyorum. Şu ara tribüne oynanma ihtiyacı yok.
Listede hatırladığım evde ayakkabısız gezme, kapının önüne ayakkabı çıkarma, mandalina kasasından ayakkabılık, kapı önüne gazete serme filan vardı geçen sene. Mine Kırıkkanat, Hadi Uluengin ve Ertuğrul Özkök arşivlerinden çıkarılabilir.
Ne yaparsınız işte bu güzelim ülkede bekir coskun ve bekir coşkun gibi şahıslarla yaşıyoruz.Gülü seven dikenine katlanır.Ne diyelim
Bulent Bey,
Mesela su yazisinda Bekir Coskun “deve, salatalik, soytari” gibi birkac kelimeyi ilginc bir sekilde kullanmis.
Tabi milletvekili millet ayirimini yaparsak belki sayilmayabilir ama temsilcimize edilen hakaretler de bizi baglar sanirsam…
Bu arada basbakan’dan da bi aciklama gelmis ben onu kastedmedim cogul kullandim falan diye…
Walla bizim basbakan bunlari guzel yapiyor. Gul’un uzerinden dikkatleri bir anda uzerine cekti. Bekir Coskun’un bir iki gune heryerde okuyacagimiz “once o basbakani Arabistana gonderdi” yazilari ile de her daim Coskun’a guc de vermeyecek.
Bir de deminki aciklamasinda MHP’lileri kizdiracak “Ya sev Ya terket” lafina getirilen elestiri de olayi iyice farkli yerlere tasiyacak.
Şurada da birşeyler var:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6962091&yazarid=2
“Cehaletle ilintisi yok mu yani bu seçim sonuçlarının?
Ama bana daha da ilginç geleni, yine araştırmaya göre; çocuk sayısı arttıkça AKP’ye oy verme eğilimi de artıyor.
Çünkü göbeğini kaşıyan adamın (o yazıma koymayı unutmuştum) bir özelliği de, bol çocuk yapıp salmasıdır.”
“Aydın, ilgili, zeki, akıllı, uyumayan halk sevdamdır benim.
AKP’ye oy vermeyen yüzde 53 halk oradadır.
Ama yazım doğruydu; bir köşeye sinmiş, tepkisiz, umursamaz, işitmez, duymaz, bilmez, öğrenmez… Ya da tümünü bilir ama çağdaşlığı sevmez “göbeğini kaşıyan” adam kazandı seçimleri.”
Bakin Bekir Coskun efendi ne demis 6 Mayis 2006 gunu :
“Çöl yolcuları…
BENCE bu arkadaşlar develere binip “İslam’a uygun laik anayasa yapılır” diye hep birlikte Arabistan çölüne açılabilirler.
Öndeki devede fikir babası olarak Bülent Arınç olmalı.
Elbette Başbakan ve diğerleri de…
Araplar kervanı görünce her deveye neden beş kişi bindiğini çözemeseler bile, Arınç onlara “İslam’a uygun laik anayasa yapma” konusundaki “şevkini” anlatabilir.”
Ahan da link…
Walla utanmazliklari ve ikiyuzlulukleri oldurecek beni bu adamlarin…
Bu hergun yazilarinin karsitlarini yazma projesi yerine Turk halkinin hafizasini tazelemek acisindan bugune kadar neler neler dediler diyerek herbiri icin ayri bir analiz yapilsa bence daha cok makbule gecer…
Fatih bey,
Üzmeyin adamı, bakın askerde potinini de kaybetmiş. Çavuş buna devrek bastonuyla potinin hesabını sormuştur.
Sonra nereye gidebilirim diyor, yok mu sizin oralarda müsait bir yer, ağırlayın adamı, herhalde Bush, ABD-ullah Gül’den daha uygundur kendisi için.
Fethi Bey,
Basbakanda bunlara bosuna demiyo iki koyun versen aksama elleri bos donerler diye. Bakin askerde potinini kaybetmis
Neyse Bulent bey bilir bu adamlar Amerika’da falan yasayamazlar cunku iki gune hapse tikilirlar. Onlar icin Turkiye’den baska yasayabilecek yer olsa gitmezler mi saniyorsunuz.
Mesela Cumhurbaskani Amerikadaki evimi basortululere vermem dedigi an hakkinda “ayrimciliktan” dava acilir ve davayi kaybeder. Evini de isini de kaybeder…
Coskun ise Amerikaya gelemez. Bizim buralarda Fransizlari pek sevmezler. Adam azinlik psikolojisinden kurtulmaya calistigi icin en iyi yapacagi sey Paris varoslarindan uzak bir Fransa kosesidir. Hem vatandaslikta alir fena mi olur???
Fatih Demir;
Vallahi helal olsun. Basbakanin boyle bir polemikte bas rol oynamasi, daha onceden ongorulmeyecek sonuclara davetiye cikarmayacagini biliyordum. Ama yinede bir sebep bulamiyordum. Senin dedigin gibi “siddeti Abdullah Gul’den alip kendi uzerine cekmekse” amaci, hem Basbakana, hemde bu ince detayi gorebilen sana ne kadar hayranlik duysam azdir.
Selamlar.
Fatih bey,
Mesela Cumhurbaskani Amerikadaki evimi basortululere vermem dedigi an hakkinda “ayrimciliktan” dava acilir ve davayi kaybeder. Evini de isini de kaybeder…
Hmpf. Evi isi kaybetmeyi, hapsi filan bilmem de evet bu cins “ayrimcilik”tan mahkemeye gitmek sakat. Yalniz niye bu iyi birseymis gibi dusunuyorsunuz ki? Adam evini istedigine verir, versin de zaten. Ben oyle ve sahibi filan olmadim ama sIkIlIrdIm olsam, cunku bu sefer makul sebeplerden de ‘olmaz’ demek riskli oluyor (bu islere bakan avukatlar canavar gibi). Su ABD komik bir yer aslinda “olmaz orada” diye beklenen bir suru sey oluyor, devlet bir suru seye karisiyor boyle.
Neyse, calistigi yer de vardir tabii ama genelde emlakcilar cesitli metodlarla baslarini belaya sokmadan o kanunlarin etrafindan dolasabiliyorlar. En basitinden arayanda istenmeyen bir insan aksani sezince, “valla emin degilim tutulmus olabilir, ogreneyim tutulmadiysa geri arayayim” filan yapabiliyorlar. Bana da yapmis olabilirler, bilmiyorum. Marifet de o zaten — caktirmamak.
Diger taraftan Sacedo beye katiliyorum. O 145, 195 olmus galiba sizde zamanla.
Bulent Bey,
Oncelikle ben isinden olurdu falan filani derken sizin de bahsettiginiz cozum yolu dururken bunu deklare etmekten duydugum rahatsizligi duyurmak istemistim. Bence de insan evini istedigine verebilmeli. Istedigine vermemeli. Ama bunu disariya soylemek hem kirici oluyor hem de nefret doguruyor. ayrimcilikta iste burada doguyor.
Mesela “tarafsiz” cumhurbaskani olmussun ama yine derinliklerinde bir yerinde bazi insanlara uyuz oluyorsun, nefret ediyorsun, evinde gormek istemiyorsun. Cagirirsin emlakcini “kardesim ne yap et basortulu ise evi kiralama” dersin… Ama ya emlakcinin salakligindan yada Cumhurbaskanimizin basortululere olan duygulari herkeslerce zaten bilindigi icin sallamamasindan o emlakci utanmadan “basortuluye ev yok kardesim!” diye konusabiliyor…
Madem bu legal yarin da oburu “dinsize, escinsele, ulkucuye, Kurd’e, Alevi kurdu olmus Ermeniye…” falan ev yok diyerek rahat rahat ortalikta dolasabilir ki bu hic de hos olmaz…
Secedo beyin de bahsettigi obur meseleye gelince, ozellikle SSCB’nin yikilmasindan sonra (Kaldi ki yikilacagini bile tahmin etmekten acizdi ve yikilinca ne yapacagini sasirmisti) halen soguk savas mantigi ile , hala eski hollywood filmleri tarzinda hala cizgi film tadinda iyi-kotu savasi gibi dusunulmesi olayi da aslinda bitmistir. ama sanildigi gibi ABD merkezli bir dunya degil bu… Belki bir sure oyle idi ama artik dunyada amerika yalniz degil… Rusya var, Cin var, AB var, bolgesel gucler var, cok uluslu sermaye var, guclu sirketler var…
Manupule edebilir miyim ben de denemek istiyorum :p
Bu boyle olunca insanlarin bir seyi sadece bir yonu ile ele almasi (-ki bizim medyada en cok yapilan is budur, bunu gecip altinda baska seyler arayacak 2-3 tane yazardan fazla insan cikmaz) bana son derece komik geliyor. Mesela biz cumhurbaskanligi ile ilgilenirken Iran ile bir dogalgaz anlasmasi yaptik iki arada bi derede… Bunu bu zamana niye SIKISTIRDIK… ABD’den mi ic siyasetten mi uzaklastirdik?? Bu tur seyler cok dikkatimi cekiyor benim…
Ayni sekilde Turkiye Cumhuriyeti artik ufak bir muz cumhuriyeti degil. Bazi yapilanlar oyle de olsa degil.Ben boyle bir ulkede secimle oraya gelmis bir basbakanin ve kadrosunun(danismanlik ve bakanlarin bir cogu) boyle basit hatalar yapacagina bu yuzden inanmiyorum. Bunun bir nedeni de degisimin SIKLIKLA yasanmasi. AKP’de iki yada uc donemden fazla secilmeme sartlari da var sirf bu degisimin onu kesilmesin diye. Bu da rekabeti ve daha iyi olmayi gerektiriyor. Insanlar dusunuyorlar.
Turkiyede bence bu isi yapabilen bir ikinci kurum da devamli yenilenen ve hareketin oldugu kadrosu ile Genelkurmaydir. Degisik zamanlarda degisik vesilelerle herkesi parmaginin ucunda oynatabiliyorlar. Basbakan’da kanaatimce bu guce cok uzun zamandir sahip olmamasina ragmen bunu bahsettigim kadrolari sayesinde cok iyi yapabiliyor.
O yuzden hep Fethi bey cumhurbaskani olsun ben de danisman olayim istiyorum
Ben Turkiye manupulasyonlarinin ilk 5 yillik donemde son derece guzel bir sekilde kurgulandigini siranin yurtdisina geldigine inaniyorum. Su cumhurbaskanligindan sonra bence disarida cok atlar oynatacagiz. (MHP’nin de bu oyunun nasil oynanacagini farkettigini yeni politikalarinda gozlemlemissinizdir sizlerde)
Not : Bulent Bey walla en ust numara 300 ise dediginiz anlamli olur yoksa 125 bile hayal olur benim icin
Birakiniz efendim, bindirsinler. Coskun ve familyasinin dusunce sistematigi ve hayati direk mercek altinda olmalidir. Neyi var neyi yok ortaya cikmalidir. Bakiniz Fransiz esi varmis. Bunu ben bilmiyordum. Bir fasist Kemalist’e yakisan da Fransiz bir estir zaten cunku merkeziyetci, burokrat, kimlik dayatici bu igrenc mentalitenin Mekkesi Fransa’dir. Bizim Kemalist’ler orayi her sene tavaf etmeye gidiyorlar. Bekir ve esi Allah bilir bu ortak payda uzerinde anlasip evlenmislerdir, secim sirasinda bol bol “Kemalist monkey sex” yapmislardir. Ama zannederim bu gunlerde Coskun’da “tik” olmaz. Fena dumura ugradi malumumuz… Basa vuran baska yere de vurabilir.
Sayin Cohones,
“Bir fasist Kemalist’e yakisan da Fransiz bir estir zaten cunku merkeziyetci, burokrat, kimlik dayatici bu igrenc mentalitenin Mekkesi Fransa’dir”
Biz kimse kimsenin esiyle yada esinin kafasindaki ile, dogdugu yer ile ugrasmasin diye yirtiniyoruz sonra siz cikip milletin esi hakkinda konusuyorsunuz. Bence bu yaptiginiz yanlis. Coskun’un yaptiklari ortada iken esini niye bu ise karistiriyorsunuz?
Sayin Demir, esi bu adamlar da bol bol karistirmiyorlar mi? Kendi ilaclarini kendileri de tatsinlar biraz bakalim, dillerine nasil gelecek. Siz hakkaniyetli takilabilirsiniz, bu kopekleri tarumar etmeyi bana birakin. Cunku sizin hakkaniyetinize siginarak onun bunun esi hakkinda sittin tane laf ediyorlar. Fakat bizde bu tur limitasyonlar yoktur. Ruzgar eken firtina bicer.
Fatih bey,
Yalnız eşini bu ağlama seremonisinde bizzat Hürriyet öne sürüyor, Ertuğrul Özkök şöyle yazmış:
Kel alaka bir durum, eşinin Fransız olması, Türk vatandaşı olarak kalması vs. bir alay zırıltı arasında hatırlatılıyor, matah birşeymiş gibi. TRT’ye ballı maaşla demir atmış, daha ne yapsın. Üstelik Seynan Levent gibi itici biriyle birlikte. Cohones belki ağır konuşmuş ama mevzuyu kaşıyanlar gene aynı taife. Boş edebiyatla kafa şişiriyorlar. Hakikaten Fransızlıkta, Fransız hayranlığında bir problem var galiba, nedense ben de hoşlanmıyorum bu tiplerden.
FST
Mesela Özdemir İnce de bu taifedendir.
Fatih bey,
Ama ya emlakcinin salakligindan yada Cumhurbaskanimizin basortululere olan duygulari herkeslerce zaten bilindigi icin sallamamasindan o emlakci utanmadan “basortuluye ev yok kardesim!” diye konusabiliyor…
Aaa, boyle birsey olmus besbelli. Bundan haberim yoktu benim.
Madem bu legal yarin da oburu “dinsize, escinsele, ulkucuye, Kurd’e, Alevi kurdu olmus Ermeniye…” falan ev yok diyerek rahat rahat ortalikta dolasabilir ki bu hic de hos olmaz…
Valla benim bildigim kucukce yerlerde bile toprak filan icin “bunlari buraya sokma” havasi olabiliyor zaten birisi birsey satacagi zaman. Dediginizi anliyorum, anliyorum da illegal yapmak care midir bilmiyorum. “Ben burnumu devamli karistiyorum” “karimi her gece dovuyorum” “cocugumun hocasina rusvet verdim” filan da demek legal, ama insanlar bunlari demiyorlar yapsalar bile — cunku utaniyorlar. Diger dedikleriniz soylendiginde cevre makul olan veya olmayan sebeplerden dolayi tasdik ettigi icin soylenebiliyor. Bunlarin altinda yatan sebepler neyse kalkmadan sadece devlet baskisi ile semptomu gorunmez etmek yardimci dahi olmuyor olabilir. ABD’de denediler/deniyorlar, ne derece calistigini tartmak zor.
Diger konuda suphelenmekte haklisiniz bence. Ben bu memleketi apar topar secime goturme isi niye oldu onu da hala anlamiyorum mesela.
Insanlar evlenirken kafalarinin uydugunu insanlarla evlenirler. Ozellikle Coskun gibi ideolojik yasayan insanlar icin bu daha da gecerlidir. Coskun’un bir Fransiz ile evlenmis olmasi bir gostergedir. Hatta bir Kemalist icin bundan daha iyi bir evlilik olamaz. Bu gosterge ortaya surulup, goze sokulmalidir. Ingiliz ve ABD medyasinda Fransa hep bir “garip” memleket olarak tasvir edilegelmistir ve bunun cok gercek sebepleri vardir.
Fakat gel gorun ki at ustunde “kovboy usulu” pozlar veren Sarkozy’ye oy veren Fransiz’lar bile degismek istediklerini ortaya koymuslardir, ama hala bu adamlarin olmak istemedigi seyin “yerli temsilcileri” ulkemizde boru otturmeye devam ediyorlar. Evet karisi uzerinden yaptigim icinde az da gercek olmayan bir karalama kampanyasidir. Hedef bunu haketmistir ve devam edecektir. Biliyormusunuz ki Sezer’in evden cikmadan en son okudugu yazar kimdir? Evet, Bekir Coskun. Bu adam Kemalist’lerin onemli dayanak noktalarindan biridir. Yokedilmelidir. COk net soyluyorum. Eldeki her mecazi silah kullanilarak yokedilmelidir. Cunku boyle adamlar artik “geriyi” temsil ediyorlar. Sizi, beni, hepimizi geri tutuyorlar. Bakin bu kadar acik soyluyorum.
ortalama vatandaş “az bile söylemiş” der geçer ,
kayıtsız kalmasından yana değilim , bu mankafalara söyleyebileceği çok şey var
ama bu söz yanlış oldu bence ,
fakat bunu teorik bir yanlışlık olarak görmüyorum , taktik bir yanlışlık
bekir coşkun ve takımının mağdur rolünü havada kapmaları kaçınılmaz
ama mesela %0.1 konsantrasyonda delikanlılık olsaydı ve şöyle deseydi başbakana :
” sıkıyorsa ,gücün yetiyorsa , muktedirsen ,lafı bırak , sen çıkar beni vatandaşlıktan ”
nolacaktı ?
merve kavakçıyı çıkarmak kadar kolay mı bekir coşkun’u çıkarmak ?
Cohones Bey (ve Fethi Bey),
Ben anlatmak istedigimi biraz yanlis anlattim galiba. Bir defa daha deneyeyim.
Simdi ben olsam soyle birsey derdim “Sayin Andree de eger “Gul benim cumhurbaskanim degil” diyorsa elbette o da kendisine vatandaslik teklif edilen Fransaya gitmekte serbesttir. Cunku bu ulkedeki insanlar bu ulkenin kurallarina uymak zorundadirlar. Kendisine hic kimse bu ulkeden git dememistir. ama uzerine alindigina gore demek o da kabul etmiyor. ….falan filan”
Yani kisiye kocasindan yada karisindan dolayi degil de soyledigi seylerden dolayi elestiri yapilabilir. Aynen Hayrunnisa hanima Gul’un hanimi oldugu icin degil de Turkiye Cumhuriyetini disarda bir yerlere sikayet ettigi icin (ki bence bunda bir problem yoktur cunku Turkiye Cumhuriyeti o sikayet edilen yerin kararlarina uyacagini anlasmalarla kabul etmistir , hakimlerinin bir kismi Turk vatandasidir falan filan) bir elestiride bulunmak gibi birseydir…
Benim hakkaniyetsiz buldugum sey bu. Cocugundan dolayi babayi, dedesinden dolayi torunun, karisindan dolayi kocasini da elestirmek yani…
Ayrica her zaman icin “Onlar bizim hocamiz degil” dusturunu da hafizada tutmakta fayda var diye dusunuyorum…
Bulent Bey,
Valla benim bildigim kucukce yerlerde bile toprak filan icin “bunlari buraya sokma” havasi olabiliyor zaten birisi birsey satacagi zaman.
Bende bu tur soylemlerin farkindayim. Hatta etnik kokenlerimi bilmeyen adamlar gelip Amerika’da suratima soyluyorlar bu tur seyleri. Bunu soyledikleri icin hapse girsinler istemiyorum ama ayiplamayi cok da sallamayan tiplere karsi nasil bir onlem alinir ben de bilmiyorum. Baksaniza koca ulkenin cumhurbaskaninin en cok satan gazetesinin yaptigina falan…
Diger konuda suphelenmekte haklisiniz bence. Ben bu memleketi apar topar secime goturme isi niye oldu onu da hala anlamiyorum mesela.
Soyle bir senaryo dusunuyorum ben. Ya bir sarayda gorusen iki kisiden biri digerine “uzerimize cok baski var, arastirmalarimiz secimden basari ile cikacaginizi gosteriyor, hem kendinizi hem bizi kurtarmis olursunuz” demisse?
“ya geceleri birileri bildirilerini kime yarayacagini bilerek verdi ise?”
“ya birilerinin bundan baska turlu kazanclar bekliyorduysa?”
Bazen bazilarinin gecmisteki yaptiklarindan dolayi edindikleri kimlikleri sirf yapacaklarinin yanlis anlasilmamasi icin tuttuklari niye dusunulmez?…yani birileri aptal mi soyledikleri seyin nereye gidecegini bilmeyecek kadar? Hele hele o birileri devletlerinin en guclu kurumu iseler!”
gibi seyler dusunuyorum…
Yani kisiye kocasindan yada karisindan dolayi degil de soyledigi seylerden dolayi elestiri yapilabilir
Bu insanin ozel hayati da soyledikleri de ayni merkezden geliyor - merkeziyetci Fransiz usulu fasist kultur emperyalizmi. Gidin sorun karisina bakalim basi kapalilar hakkinda ne diyecek? Gidin sorun Hayrunnisa hanima aciklar hakkinda ne diyecek? Arguman bundan ibarettir.
Selmaun Aleyküm;
Ben bu ülkeyi ele geçireyim hepsini süreceğim zaten.
Onlar da rahat etsin biz de rahat edelim.
Bekir Coşkun klasik ayakalarını yapmış işte.
Beğenmezsen beğenme. Bir kerede sen memnun olma.
Şovalye ol. Sir ol. Ol bişe de bi baltaya sap olabildi desinler.
Başbakan ortaya demiş lafını iyi de demiş.
Demokratik, parlementer sistemle seçilen birisini tanımıyorsan benimsemiyorsan bu ülkeyi benimsememiş demeksindir. Git istediğin ülkeye istediğini seç. Senin Arabistana, İrana yolladıklarının gidecek yeri çok vardı sanki. Matarasını parlatmış. Millet avuç patlatıyor, ciğerini kurşun delip geçiyor da yıllardır darbelere, saçma sapan siyasilere, acayip bürokratlara dişini sıkarak sabrediyor. Sen kalk bir adam için ağzına geleni yaz. Hadi oradan.
Özdemir İnce lafı geçmiş burada. Beyefendinin son süper keşfi için benim bloga uğrarsınız artık
Erke falan değil yanlız.
Allah’a emanet olun…
Bu vesileyle Bekir Coşkun’u konuşurken görme imkanına sahip olduk. Başbakanın Coşkun’un üzerine gitmesi maksatlı olabilir. Zannımca Coşkun’un üzerine projektörü çevirip kendisine bir simge düşman oluşturmak istiyor. Bekir Coşkun pek akıllı bir adam değil, yazdıkları da Erdoğan’ın işine gelebilecek şeyler. Bekir Coşkun’u tanımayan bir sürü insan vardı, şimdi yok. Bu birinci hamleydi. Şimdi Erdoğan “göbeğini kaşıyan adam” dan tut, yeni yazacağı zırvaları konuşmalarının parçası haline getirecektir. Ve bu, çok akıllıca bir manevra. Erdoğan çok iyi bir hatip, Bekir Coşkun’u madara edecektir. Adam bir de çıkmış, Erdoğan’la çıkalım ekranda tartışalım bakalım kim daha çok ülkesini seviyor filan diyor. Salak !
Endiseyi anliyorum: Bir kita siir okumak gibi sacma sapan bir sebepten hapis yatarak ‘magdur’ edilmenin nemasinin ne denli buyuk oldugunu bilenler, baskalarinin magdur edilmesine tabii ki firsat vermemelidirler..
Ah, bu gonul baglarimiz..
Erdoğan iyi bir hatip olabilir ama aynı zamanda iyi bir dansöz iyi bir takiyeci. 2002′de Arena’da sıkışınca neler söylediğini ondan sonra Asena’yı kıskandıracak manevralarını herkes hatırlıyordur heralde. Erdoğan bu ülkenin görmüş olduğu en yetenekli artistlerden biri. Hani şu çiftçi için diyordu ya “sen çok iyi bir sanatçısın, çok iyi artistlik yapıyorsun”, işte onun gibi. Erdoğan da çok iyi bir sanatçı. Dansözlük konusunda üstüne yok.
Bir değil iki değil üç değil. Bunları görmemek için ya saf olmak lazım ya da olaylara tarafsız bakamıyor olmak lazım. Bunları görüp Erdoğan takiye yapmıyor, kıvırmıyor demek bence tarafsız olamamanın açık bir belirtisidir.
Da Vinci bey,
Eskiden ‘yasanmaz bu memlekette’ diyerek baslayan cumleler duyarik.
Simdi..
Acaba siz de, benim gibi, Fethi beyden –o mahir kalemiyle– ‘icine siZdigimin memleketi’ benzeri bir baslik ile bir yazi bekliyor musunuz?
Yok; bu mumkun degil. Boylesine bir mizah firsatini tepecegini dusunuyorum.
Ah, su gonul baglarimiz..
Ah ah Fethi Bey, bakınız bugün Bekir Coşkun, gerçekten bizi gözyaşlarına gark ettirecek bir yazı kaleme almış. “O ne dedi bu kime dedi” tartışmalarını bir kenara bırakırsak, yazılarına özgürce örneğin bu ülkenin başbakanlarını, bakanlarını halkımız adına tiye alan, anlamadığı, anladığı konularda zırvalama hakkını kendinde bulan, memleket meselesi altında herşeyi olabildiğince taraflı işleyebilen, kendi anonim kalabilirken bu anonimliğini memleket işlerine karışmak için olabildiğince fütürsuzca kullanan, ama geriye dönüp bakıldığında anılarında öte hiç bir şey yazamayacak, hiç bir yapıt bırakamayacak bu “köşe yazalarının” çapsızlığını da görüyoruz.
“Bence burası; insanın asla kovulamayacağı, kovuldukça kalacağı, gönderilmek istendikçe yerleşeceği, atıldıkça geleceği bir yer.” diyor Coşkun. Herhalde Rodos adasına sürülen Tanzimatçılar da böyle düşünüyorlardı. Ne bileyim Troçki de kendisine böyle hayali bir ada icat edip, okurlarını salya sümük ağlatmıştı. Bir yerden sürülmek ciddi bir iştir. Ben olsam çoktan yola çıkmıştım, koşa koşa Tarih’e kalmaya gidiyordum. Bekir Coşkun gibiler bu hissiyattan yoksundur, çünkü “aidiyet” nedir bilmezler gibime geliyor bana. Onlar “ait” kılınmışlardır. Çoğumuz gibi..
Bu yaziyi Akif Beki’nin yazmadigina emin olmak icin, yazarin kim olduguna bakmam gerekti..
Baktim. Degilmis. Ama, nedense, bunca cansiperane savunma bana ortada bir ‘ozel kalem’ ilikisi varmis gibi bir intiba veriyor..
Ote yandan, ‘kıllı ayı’lar meselesi de ilginc.. ‘kılsız ayı’ var mi yok mu sorulari ile ugrasmagi baska bir sefere birakacak olusak; bu ‘tip’e ornek bir bildiginiz var mi?
Varsa, cikip kendisinin (bu ‘kıllı ayı’nin) dogrudan Bekir Coskun’a bir tekzip yazmasini dogrudan bir onermeniz etkili sonuclar almak acisindan daha isabetli olmaz miydi?
Tabii ki, bunlari muvekkil iliskiniz cercevesinde soyluyor olabilirsiniz –bu takdirde, soylediklerim hukumsuz olur.
Müzmin Bey,
Baktim. Degilmis. Ama, nedense, bunca cansiperane savunma bana ortada bir ‘ozel kalem’ ilikisi varmis gibi bir intiba veriyor..
Şu Bekir Coşkun yüzünden AKP savunucusu durumuna da düşürdünüz ya beni, aşkolsun. Bir de üstteki yorumda “baskalarinin magdur edilmesine tabii ki firsat vermemelidirler..” demişsiniz. Duyan da Bekir Coşkun mağdur oluyor filan zannedecek.
Ben bu tür adamların zırıltı ve demagojisiyle dalgamı geçerim, arada iki taş da başbakana yapıştırırım, rica ederim şu kadar eğlenceyi “gönül bağı” filan diyerek ciddi bir hadiseye çevirmeyin. Ertuğrul Özkök ve Bekir Coşkun’a dair bir yazı daha yazacağım, şimdiden işi soğutmayalım.
Sonra Akif Beki filan, yahu hayatımda birşeye kızmış değilim ama kıyaslandığım adama bak, Tayyip’in şifreleri diye kitap yazdığı rivyet edilen saf bir oğlanla Fethi Sipahi Tan karıştırılacak, olacak şey mi? Şu yazıları bir daha okuyayım.
FST
Bir de,
Kıllı ayı Bekir Coşkun’a ait bir ifade değildi galiba, hakaretleşme sürecinde göbek kaşıma ile başlayan süreçte epey gelişme oldu.
Kılsız ayı da olabilir neden olmasın, ortalıkta bir sürü var. Kıllı ayıdan, kimseye zarar gelmez, asıl kılsızından korkmak lazım.
Fethi bey,
Sonra Akif Beki filan, yahu hayatımda birşeye kızmış değilim ama kıyaslandığım adama bak, Tayyip’in şifreleri diye kitap yazdığı rivyet edilen saf bir oğlanla Fethi Sipahi Tan karıştırılacak, olacak şey mi?
Kitabin adi: Erdoğan’ın Harfleri
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=72669&y=10021
Bunu burada konusmustuk evvelce galiba.
Yok yok,
Burada konuşulmadı, olsa hatırlardım. Ne demiş ki kitapta? Neyse bulup bakayım artık.
Fethi bey,
Bu. ‘durumuna düşür’mek fiilinin oznesi bence ben degilim.. Yazdiginizi okudugum zaman ben baska bir ton gormuyorum.
Buyrun iste.. ‘cek git buralardan’ turunden –ustelik de iki kisiden birini tmsil ettigini iddia edebilecegimiz bir Basbakan tarafindan– bir gozdagina/hucuma maruz kalmis birisini hala daha magdur gormuyorsunuz..
Nerede kaldi onca demokratlik, ozgurlukculuk falan filan..
‘Siz tanimak istemiyor olabilirsiniz; bu konuda itiraziniz varsa beni secen cogunluga bunu anlatiniz’ turundn bir soz etmek yerine, Vatan Cephesi turunden etkinliklerin ilk adimlarini cagristiran seyler dile getirmegi elestirmiyorsunuz da, siradan sayilacak bir bireyin sozlerini elestiriyorsunuz..
Evet, ya yazdiklarinizi yeniden okumali, ya da aynaya bakmalisiniz –demokratlik, ozgurlukculuk emmareleri arayarak.
Fethi bey,
Surada detayi var:
http://www.izlenimler.net/2006/10/19/thor/#comment-2957
Müzmin Bey,
Buyrun iste.. ‘cek git buralardan’ turunden –ustelik de iki kisiden birini tmsil ettigini iddia edebilecegimiz bir Basbakan tarafindan– bir gozdagina/hucuma maruz kalmis birisini hala daha magdur gormuyorsunuz..
Başbakan çek git demiş, o da gitmiyorum demiş, bedavadan da reklam yapıyor, daha ne? Bekir Coşkun hapse mi girmiş, ben cumhurbaşkanını tanımıyorum dedi diye dava mı açılmış? Başbakan tipik boş laflarından birini etmiş, uyduruk bir mesele. Ne alakası var demokrasi, özgürlük, bilmem neyle? Vatan cephesi türü şeylere her zaman heveslenilebilir, ama artık 1950′lerin Türkiyesinde değiliz, niyetlenilse dahi pratiği mümkün değildir.
Baksanıza başbakana herkes “özür dile” diye haddini bildiriyor. Ne Vatan Cephesi. Yazdığı okunmaz ucube bir köşe yazarı saçmalıyor, başbakan da karşı saçmalamayla olayı delinin kuyuya taş atmasına çeviriyor. Yahut, Bülent ve Fatih beylerin ihtimal vermesiyle “buradan prim yaparım” diye düşünüyor ne bileyim, neyse ne.
Konunun AKP ile ilgisi yoktur, Hürriyet ile vardır. Sonunda bir fayda olmayacağını bilmekle birlikte Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun tarzı adamları ele alacağım, zira burası böyle bir yer. Şurada vakit geçiriyoruz, ülkenin kurtarıcısı çok.
FST
Muzmin bey,
‘Siz tanimak istemiyor olabilirsiniz; bu konuda itiraziniz varsa beni secen cogunluga bunu anlatiniz’ turundn bir soz etmek yerine, Vatan Cephesi turunden etkinliklerin ilk adimlarini cagristiran seyler dile getirmegi elestirmiyorsunuz da, siradan sayilacak bir bireyin sozlerini elestiriyorsunuz..
Bence Fethi bey basbakanin dedigini uygunsuz buldugunu yeterince belli etmis. Sig bir medya-politikaci cekismesi ve manasiz laflar soz konusu oldugu icin ima ettiginiz korkulardan bahsedilmemesi normal.
Evet, ya yazdiklarinizi yeniden okumali, ya da aynaya bakmalisiniz –demokratlik, ozgurlukculuk emmareleri arayarak.
Fethi beyin de isi zor, evvelsi gun de ben eziyet ettim burada ‘yok bu dediginiz gibi demokratlik olmaz’ diye.
Ben farkindayim Fethi beyin bu yazarlara benden (belki sizden de) fazla kizdigina ama — dediginizi anlamakla beraber — aynalik fazla birsey gormuyorum. Bu da benim AKP’ye degil de Fethi beye gonul bagimdan olabilir tabii, onu bilemem.
Fethi bey,
‘demokrasi, özgürlük, bilmem ne’ 101: Kisiler, yazdiklari seyler suc teskil etmiyorsa, istediklerini yazarlar. Kudretli makam sahiplerinin onlara gozdagi vermesi kabul edilemez.
Bunu neye dayanarak soyluyorsunuz?
Mumkun olmayan ne var gokkubbenin altinda?
O “herkes” her nerede ise, ben burada pek yansimasini gormuyorum. Gordugum yegane sey, var oldugu iddia edilen bir “herkes”e yonelik –karsi– bir savunma..
Bekir Coskun’un –butun hayatim boyunca– belki sadece bir yazisini okumusumdur. O da, ikincisini okumamak icin faydali olmustur. Dolayisi ile, zat-i muhteremle rezonansim oldugunu soyleyemem. Ama, sacma sapan da olsa, yazdiklarina Basbakan’in verdigi tepkinin verilmesini kabul edemiyorum.
Bir ahbabimin dedigi uzere, ‘Beyazlarin irkciligi ile, zencilerin irkciligi ayni sey degildir’.. Yani, Basbakan’in ‘karşı saçmalama’lari meselenin vehametini azaltmaz –bilakis, artirir.
Bunu oremiyor oldugunuzu dusunmek bile istemem.
Lutfen beni bu ahbabanla karsi karsiya getirmege tesebbus etmeyiniz –sagligim musait degil
Iste.. Akif Beki’yi cagristiran kisim da biraz bu.. Basbakan’in partisini konuyla alakali gormemek, buna karsilik yazarin calistigi muesseseyi dogrudan alakali gormek..
Vakit gecirmek konusunda mutabikiz.
Ama, mesela, Ozdil’in ‘Borsa dustu pasam’ sozu uzerine yazdiklarini da dikkate alsaniz derim.. malum, o gunden beri borsa cok dustu
Bulent bey,
Aslinda, bence, siz ve ben benzer mustaribiz.
Fakat, ben –maalesef– sevdiklerimi debbagane severim
Bülent Bey,
Surada detayi var:
Evet, kısaca değinilmiş ama epey karışık laf edilmiş, demek ki dikkat etmemişim.
Bülent Bey,
Ben farkindayim Fethi beyin bu yazarlara benden (belki sizden de) fazla kizdigina ama — dediginizi anlamakla beraber — aynalik fazla birsey gormuyorum. Bu da benim AKP’ye degil de Fethi beye gonul bagimdan olabilir tabii, onu bilemem.
Önce teşekkür edeyim de, aman, hata yaparsam düzeltin, o konu önemlidir.
Konunun AKP’ye bağlanmasını anlayamıyorum, muhakkak bir ucu ilişkili ama benim bunları gündeme getirme sebebim AKP ile ilişkisi değil. Hesap verme, özür dileme, haddini bilme, muhasebe yapma gibi bazı konular var, aymazlık diz boyu bunu gündeme getirmeye çalışıyorum, o kadar.
Mesela Bekir Coşkun’a yazdıkları sebebiyle kızmıyorum, göbeğini kaşıyan adam demiş falan, bunlara niye kızayım, gülüyorum bile. Herkes saçmalama, yalan söyleme, hatta hakaret etme serbestisine sahip olmalıdır. Ama bunları yapan adamların karşılık aldığında ağlama hakkı da kısıtlı olmalıdır. Adamı tutup hapsederlerse yahut devlet zoruyla ekmeğini elinden alırlarsa ilk ayağa kalkan ben olacağım, buna herkes şahit olsun ama ortada aynı muameleye tabi tutulmuş Şemdinli Savcısı gibi örnekler varken biz burada “potinimi kaybettim”, “ülkemi severim” türü anaokulu kompozisyonu çapında olmayan şeyler karalayan adamlar üzerinden işi ciddiye alıyoruz.
Ben bu tipleri AKP sebebiyle eleştirmiyorum. AKP ile zerre miktar ilgim ve dahi muhabbetim yok. Zerre+1 ilgim olsa bugün bu yazıyı mecliste yan gelip yattığım yerden yazıyor olmam işten bile değildi. Burada konu başka. Başarısız bir yazar, özellikle medyada alenen yönlendirme yapmış, söyledikleri palavra, daha önce Başbakanı Arabistan’a yollamış adam “beğenmiyorsan git” denince ağlayacağına “he ya, zamanında ben de demiştim, keser döndü, sap döndü, bak önüme geldi ettiğim laf” dese biz de burada kendisiyle kafa bulmayız. Hoş, malzeme eksilir ama ne yapalım.
Bilmem daha ne diyeyim.
Müzmin Bey
Kisiler, yazdiklari seyler suc teskil etmiyorsa, istediklerini yazarlar. Kudretli makam sahiplerinin onlara gozdagi vermesi kabul edilemez.
İyi ya işte ben de başbakana elli tane laf söylüyorum, niye gözdağı vermeye kalkıyorsun diye. Hatta daha ileri gideyim, kişiler yazdıkları “suç” teşkil etse dahi yazabilmelidir. Sonuçta yazı gidip birini yumruklamıyor yahut öldürmüyor.
Vatan Cephesi ile ilgili olarak
Bunu neye dayanarak soyluyorsunuz? Mumkun olmayan ne var gokkubbenin altinda?
Mümkün olmaması anlamında söylemeyelim ama zordur. Bir defa gerek Tek Parti, gerek DP dönemlerinde medyanın topyekün susturulması veya satın alınması kolay ve mümkündü. Bugün bu yönlendirmeler hem çok dolambaçlı yollar gerektirir hem de o zamana kıyasla muhalefete imkan sağlayacak çok daha etkili ve çeşitli araçlar var.
Bugün Vatan Cephesi türü oluşumlar yerine lokal gözdağı verme süreçleri daha yaygındır. 22 Temmuz 2007 öncesi CHP zihniyeti baskındı, diğer memurlar ve devletle işi olanlar bu baskıyı dikkate alarak hareket ederlerdi. Muhtemelen bu günlerden itibaren baskı yön değiştirecektir ama bu asla AKP yandaş listelerinin askıya çıkarılıp liste dışı kalanlara yasal işlem yapılmasına dönüşmeyecektir. Lokal itişmeler olacaktır.
Bir de eskiye göre artık çoğumuz daha bilgili ve akıllıyız, dün başörtülünün hakkı için her şartta ayakta kalanlar yarın başı açığın hakkını savunmak için de aynıyı tepkiyi gösterecektir. Türkiye’de böyle bir oluşum var ve birçok ortalama insan da bu işin önemini kavrıyor.
O “herkes” her nerede ise, ben burada pek yansimasini gormuyorum. Gordugum yegane sey, var oldugu iddia edilen bir “herkes”e yonelik –karsi– bir savunma..
Ben haber sitelerinde, gazetelerde gördüğümü söylüyorum. Taha Kıvanç bile başbakan yanlış yaptı diyor. En azından bana göre daha AKP’li sayılır.
Bir ahbabimin dedigi uzere, ‘Beyazlarin irkciligi ile, zencilerin irkciligi ayni sey degildir’.. Yani, Basbakan’in ‘karşı saçmalama’lari meselenin vehametini azaltmaz –bilakis, artirir.
Bunu oremiyor oldugunuzu dusunmek bile istemem.
Ben de aynısını söylemiyor muyum, başbakanın karşı sözleri işi iyice karıştırıyor, olayı büyütüyor, vehameti arttırıyor. Üstelik de bunu Bekir Coşkun için yapıyor. Ben bu kısımda biraz da “kabahat işleyeceksen bari değecek bir şey olsun”
Müzmin Bey
Kisiler, yazdiklari seyler suc teskil etmiyorsa, istediklerini yazarlar. Kudretli makam sahiplerinin onlara gozdagi vermesi kabul edilemez.
İyi ya işte ben de başbakana elli tane laf söylüyorum, niye gözdağı vermeye kalkıyorsun diye. Hatta daha ileri gideyim, kişiler yazdıkları “suç” teşkil etse dahi yazabilmelidir. Sonuçta yazı gidip birini yumruklamıyor yahut öldürmüyor.
Vatan Cephesi ile ilgili olarak
Bunu neye dayanarak soyluyorsunuz? Mumkun olmayan ne var gokkubbenin altinda?
Mümkün olmaması anlamında söylemeyelim ama zordur. Bir defa gerek Tek Parti, gerek DP dönemlerinde medyanın topyekün susturulması veya satın alınması kolay ve mümkündü. Bugün bu yönlendirmeler hem çok dolambaçlı yollar gerektirir hem de o zamana kıyasla muhalefete imkan sağlayacak çok daha etkili ve çeşitli araçlar var.
Bugün Vatan Cephesi türü oluşumlar yerine lokal gözdağı verme süreçleri daha yaygındır. 22 Temmuz 2007 öncesi CHP zihniyeti baskındı, diğer memurlar ve devletle işi olanlar bu baskıyı dikkate alarak hareket ederlerdi. Muhtemelen bu günlerden itibaren baskı yön değiştirecektir ama bu asla AKP yandaş listelerinin askıya çıkarılıp liste dışı kalanlara yasal işlem yapılmasına dönüşmeyecektir. Lokal itişmeler olacaktır.
Bir de eskiye göre artık çoğumuz daha bilgili ve akıllıyız, dün başörtülünün hakkı için her şartta ayakta kalanlar yarın başı açığın hakkını savunmak için de aynıyı tepkiyi gösterecektir. Türkiye’de böyle bir oluşum var ve birçok ortalama insan da bu işin önemini kavrıyor.
O “herkes” her nerede ise, ben burada pek yansimasini gormuyorum. Gordugum yegane sey, var oldugu iddia edilen bir “herkes”e yonelik –karsi– bir savunma..
Ben haber sitelerinde, gazetelerde gördüğümü söylüyorum. Taha Kıvanç bile başbakan yanlış yaptı diyor. En azından bana göre daha AKP’li sayılır.
Bir ahbabimin dedigi uzere, ‘Beyazlarin irkciligi ile, zencilerin irkciligi ayni sey degildir’.. Yani, Basbakan’in ‘karşı saçmalama’lari meselenin vehametini azaltmaz –bilakis, artirir.
Bunu oremiyor oldugunuzu dusunmek bile istemem.
Ben de aynısını söylemiyor muyum, başbakanın karşı sözleri işi iyice karıştırıyor, olayı büyütüyor, vehameti arttırıyor. Sen başbakansın, ağzından çıkanı kulağın duyması lazım. Üstelik de bunu Bekir Coşkun için yapıyor. Ben bu kısımda biraz da “kabahat işleyeceksen bari değecek bir şey olsun” diyorum. İşin açığı sizden farklı olarak Bekir Coşkun’u adam hesabına almıyorum. Eh, bu da benim hakkım olsun.
Iste.. Akif Beki’yi cagristiran kisim da biraz bu.. Basbakan’in partisini konuyla alakali gormemek, buna karsilik yazarin calistigi muesseseyi dogrudan alakali gormek..
Efendim konunun AKP ile ilgisi vardır ama benim ilgilendiğim yanı orası değildir. “Bu adam Bekir Coşkun aleyhinde yazmış, binaenaleyh AKP yandaşıdır” anlayışı niye doğru olsun?
Ama, mesela, Ozdil’in ‘Borsa dustu pasam’ sozu uzerine yazdiklarini da dikkate alsaniz derim.. malum, o gunden beri borsa cok dustu
Borsadır, düşer de çıkar da, ama şu tabii halindeki işten dolayı Özdil’in adını anayım ki Bekir Coşkun üzerine biraz da onu kalaylatalım diyorsanız geç kaldınız, onun işi geçen haftalarda kapanmıştı. Donk Donk Yılmaz diye adını dahi verdim, bakalım yaşı ne olacak. Ha, büyük yazar, dikkatli olmak lazım.
Fethi bey,
Ama bunları yapan adamların karşılık aldığında ağlama hakkı da kısıtlı olmalıdır. Adamı tutup hapsederlerse yahut devlet zoruyla ekmeğini elinden alırlarsa ilk ayağa kalkan ben olacağım, buna herkes şahit olsun ama ortada aynı muameleye tabi tutulmuş Şemdinli Savcısı gibi örnekler varken biz burada “potinimi kaybettim”, “ülkemi severim” türü anaokulu kompozisyonu çapında olmayan şeyler karalayan adamlar üzerinden işi ciddiye alıyoruz.
Yok yok, asimetri var orada. Bulasmamak veya ciddiye almamak mumkun ama guc asimetrisi oldugu icin bulasanlar yanlis yapmiyor. Diger taraftan ben ayaga filan kalkar miyim bilemem, cunku bunun ornekleri oldu ‘yapilmasa daha iyi olurdu, gak gak gak ve guk’ demekten baska birsey yapmadim. Is o raddeye gelmeden tepki gosterilmesi sonra ayaga kalkma geregini de ortadan aldiriyor olabilir. Aklimizi kullansak pek kahramanliga gerek kalmayacak belki. Semdinli isi ayri ornek, cunku soz konusu olan bir guc odagi varsa o zaten kagitta yazili mesruiyet cercevesinde olmak iddia ve gayretinde degil. Tabii ayaga kalkma kalkmama ornegi olabilir, o ayri.
Ben bu tipleri AKP sebebiyle eleştirmiyorum. AKP ile zerre miktar ilgim ve dahi muhabbetim yok. Zerre+1 ilgim olsa bugün bu yazıyı mecliste yan gelip yattığım yerden yazıyor olmam işten bile değildi.
Ben de oyle goruyorum yalniz Muzmin beyin baska turlu gordugunu dusunuyorum. Niye oyle oldugunu da yaziyor.
Başarısız bir yazar, özellikle medyada alenen yönlendirme yapmış, söyledikleri palavra, daha önce Başbakanı Arabistan’a yollamış adam “beğenmiyorsan git” denince ağlayacağına “he ya, zamanında ben de demiştim, keser döndü, sap döndü, bak önüme geldi ettiğim laf” dese biz de burada kendisiyle kafa bulmayız.
Hmm. Bir kere adam basarisiz degil basarili. Yaptigi isi okuyucusunu objektifimsi bir sekilde bilgilendirmek ve gorebildigini paylasmak filan olarak dusunursek belki basarisiz, ama o isler oyle degil bu insanlar o gordugunuz/guldugunuz isleri yapmak icin maas aliyorlar. O acidan bakarsaniz gayet basarili, belli bir kitleye kendisini okutuyor, ‘aferin’ dedirtiyor. Bu son iste de piyango cikti basbakana hata yaptirdi. Daha ne yapsin adam?
Bir — bunu gayet tabii biliyorsunuz — de basbakanin boyle bir laf etmesi ile, bir yazarin etmesi arasinda fark var. Emekli cumbaba dahil bu tip ‘gitsinler’ laflarini edenlerin ‘gonderecek’ bir mevkileri olmadigi icin sizin veya benim dememden farkli olmaz, ‘laf mi bu?’ denir yurunur. Basbakan kasten veya ketenpereye gelip boyle bir lafi edince gayet tabii olay oluyor. Donup onune geldigi dogru (etmise oyle bir laf, takip etmiyorum ben), ama onune gelme sekli sokakta veya gazete kosesinde birinin ’sen de git’ demesi gibi olmadigi icin hir cikiyor.
Bülent Bey,
Is o raddeye gelmeden tepki gosterilmesi sonra ayaga kalkma geregini de ortadan aldiriyor olabilir. Aklimizi kullansak pek kahramanliga gerek kalmayacak belki.
Orası öyle, testi kırılmadan iki şamar çekmek lazım, ki burada yapılan da biraz bu aslında (hepimiz için konuşuyorum, dinleyenimiz olmasa da).
Ben de oyle goruyorum yalniz Muzmin beyin baska turlu gordugunu dusunuyorum. Niye oyle oldugunu da yaziyor.
Ben hala niye öyle gördüğünü anlamış değilim, defalarca da yok diyorum ama demek ki ikna edici değil.
O acidan bakarsaniz gayet basarili, belli bir kitleye kendisini okutuyor, ‘aferin’ dedirtiyor. Bu son iste de piyango cikti basbakana hata yaptirdi. Daha ne yapsin adam?
Öyle müşteriye böyle yazar diyorsunuz. Ben emin değilim ama sizin bakışınızla yanlış değil. O belli kitle Bekir Coşkun olmasa da Hürriyeti okumaya devam eder aslında, bence boşa maaş veriliyor. Bunları ölçmek kolay değil, adamın kerameti kendinden mi menkul görmek lazım. Ben patron olsam kovarım, bakalım tiraj oynayacak mı, ki oynayacağını zannetmiyorum.
Basbakan kasten veya ketenpereye gelip boyle bir lafi edince gayet tabii olay oluyor. Donup onune geldigi dogru (etmise oyle bir laf, takip etmiyorum ben), ama onune gelme sekli sokakta veya gazete kosesinde birinin ’sen de git’ demesi gibi olmadigi icin hir cikiyor.
Bunlar fazlaca “teorik olarak doğru” kabilinden görünüyor bana. Başbakan da dese birinin kovulması günün reel şartlarında mümkün değil. Öte yandan bu sözü onun söylemesi daha önemlidir, misal Demirel Suudi Arabistan lafını ettiğinde kendini eleştirmemiştim. Yalnız çarşaf giyen İran’a gitsin diyenleriçin bir yazı yazmıştım, ki o da onları destekleyen bir yazıydı, arşivlerde varsa link veririm.
Bülent Bey,
Is o raddeye gelmeden tepki gosterilmesi sonra ayaga kalkma geregini de ortadan aldiriyor olabilir. Aklimizi kullansak pek kahramanliga gerek kalmayacak belki.
Orası öyle, testi kırılmadan iki şamar çekmek lazım, ki burada yapılan da biraz bu aslında (hepimiz için konuşuyorum, dinleyenimiz olmasa da).
Ben de oyle goruyorum yalniz Muzmin beyin baska turlu gordugunu dusunuyorum. Niye oyle oldugunu da yaziyor.
Ben hala niye öyle gördüğünü anlamış değilim, defalarca da yok diyorum ama demek ki ikna edici değil.
O acidan bakarsaniz gayet basarili, belli bir kitleye kendisini okutuyor, ‘aferin’ dedirtiyor. Bu son iste de piyango cikti basbakana hata yaptirdi. Daha ne yapsin adam?
Öyle müşteriye böyle yazar diyorsunuz. Ben emin değilim ama sizin bakışınızla yanlış değil. O belli kitle Bekir Coşkun olmasa da Hürriyeti okumaya devam eder aslında, bence boşa maaş veriliyor. Bunları ölçmek kolay değil, adamın kerameti kendinden mi menkul görmek lazım. Ben patron olsam kovarım, bakalım tiraj oynayacak mı, ki oynayacağını zannetmiyorum.
Basbakan kasten veya ketenpereye gelip boyle bir lafi edince gayet tabii olay oluyor. Donup onune geldigi dogru (etmise oyle bir laf, takip etmiyorum ben), ama onune gelme sekli sokakta veya gazete kosesinde birinin ’sen de git’ demesi gibi olmadigi icin hir cikiyor.
Bunlar fazlaca “teorik olarak doğru” kabilinden görünüyor bana. Başbakan da dese birinin kovulması günün reel şartlarında mümkün değil. Kaldı ki sözün muhatabı da önemli bnim gibi sıradan bir vatndaşa bu laf söylense harcanmam daha kolay olur ama şimdiki muhatap elüstünde tutulan bir yazar, kim onu sepetleyebilir, mümkün değil.
Öte yandan bu sözü başbakanın söylemesi elbette daha önemlidir, misal Demirel Suudi Arabistan lafını ettiğinde kendini eleştirmemiştim. Yalnız çarşaf giyen İran’a gitsin diyenleriçin bir yazı yazmıştım, ki o da onları destekleyen bir yazıydı, arşivlerde varsa link veririm.
Bu arada Yılmaz Özdil’in eski yazılrına neden ulaşamıyorum bilen var mı? Son 3 yzısı var sadece. Sansür mansür olmasın? Olmasın dememe bakmayın, keşke olsa da yeni malzeme çıksa, o ayrı.
Ikna edici degil cunku, oranti dogru gibi olsa da, bir tavsana bir fil misali, kemmiyet baglaminda dogru fakat keyfiyet acisindan tutarsiz bir oranti.
Soyle abes bir ornek dusunun:
Ben, siradan bir vatandas, bir polis karakolunun onunden gecerken –seytana uyup– karakola nanik cektim. Bunu da oradaki kameralar kaydetti. Sadece kameralar degil, oradaki polisler de –aninda– gorduler.
Ve, Polis’e hakaret kabul edip, beni oracikta taradilar (yeni Polis Vazife ve Selahiyetleri kanunun kapsaminin lafzinda degilse bile ruhunda var galiba bu).
Bu durumda, siz, Polis’in bu yaptiginin yanlis oldugunu soyleyenlere, ‘tamam Polis de kabahatli ama Muzmin bey de adam gibi yoluna devam etseydi; karakola nanik cekmeseydi’ mi diyeceksiniz?
OK. Birebir uyan bir tesbih degil belki; fakat bence cok yakin..
Suradan ulasilabiliyor gibi gorunuyor. Sayfanin altinda bir de takvim var. Onu da kullanabilirsiniz.
Müzmin Bey,
Çok anlayamadım ama herhalde taranan Bekir Coşkun, polis Tayyip Erdoğan ben de eleştiren mi oluyorum? Eğer öyle ise yüzde yüz yanlış anlamışsınız.
Ben Bekir Coşkun’u nanik sebebiyle değil daha önceki pişkinlikleri sebebiyle eleştiriyorum. Şöyle de diyebiliriz, bu yazının Başbakan-Bekir Coşkun atışmasıyla aslında bir ilgisi yoktur, Bekir Coşkun’un zeytinyağı özelliğiyle ilgisi vardır.
Ben Hürriyetteki yazılarını kastetmiştim, sadece Ağustos ayının son 3 yazısı görünüyor.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/yazarlar/default.aspx?ID=248
Fethi bey,
[…] bu yazının Başbakan-Bekir Coşkun atışmasıyla aslında bir ilgisi yoktur, […]
Pardon. Ben sizin kan davalarinizi layik-i vechile takip edemiyorum cok zamandir. Tekrar pardon.
Yahudilerin de Islam’in bir hak peygamberi olan Hz Isa’yi ihbar edip olume gonderdigini biliyorsunuz degil mi?
Opps..

Yilmaz Ozdil hangi tarihte Hurriyet’te baslamisti ki?
Ben 12 Ağustosta “kovun kardeşim şunları” dediğime göre 11 Ağustos olmalı
http://www.izlenimler.net/2007/08/12/kovun-kardesim-sunlari/
Mesela 11 ve 13 Ağustos tarihli yazısına ulaşılıyor ama arşivde linki yok
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7070319.asp?yazarid=249&gid=61&a=358585
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7074842.asp?yazarid=249&gid=61&a=364933
Müzmin Bey,
[B.Coşkun ile ilgili olarak.]
Orada “aslında” ilgisi yoktur diyorum. Ne yapalım çoktandır siteye uğramayınca ipin ucunu kaybetmişsiniz.
Haksız olduğu yerde başbakan dahil kimsenin avukatlığını yapmam ama haklı ise Yusuf Halaçoğlu’nunkini yaparım. Bu örnekte başbakan haksız, niye onu savunayım. Bekir Coşkun’un saçmalaması bu olayla kesişti, üstüste geldi, oradan denkleştirdim.
başbakan haksız değil hatalı , haksız olan bekiro
Muzmin Bey,
Hasta masta dinlemeden konuya gireyim :p
Simdi Bulent Bey, Fethi Bey ve ben mahallenin uc esnafiyiz. Fethi Bey manav ve bahcesinde yetistirdigi guzelim domatesleri satiyor. Bulent bey kitapci. Ben de kosedeki taverna!da piyanistim.(hikaye benim degil mi istedigim olurum :p) Siz de mahallenin sokagi goren guzel bir evinde yatan hasta adamsiniz
Bekir Coskun mahallenin delisi. Ama mahallenin cok zengin ve guzlu adamlarindan birinin cocugu oldugu icin dedikleri kaale bile aliniyor. RTE’de Bas komiser. Simdi biz esnaf olarak daha once bu delinin kac defa RTE’ye cek git buralardan dedigine sahit olmusuz. Ama babasindan dolayi bi turlu agzinin payini verememis kimse. Sonra komiser’in ne olursa olsun uzun bir sure daha komiser olarak kalacagi mahalleliler tarafindan karar kilinmis. baskomiser’de ne olur ne olmaz diyerek isim vermeden “git lan mahallemizden biktik artik” demis.
Babasina haber vermisler durumu. Babasi da her turlu tiyatroyla sanki bugune kadar kendisi yada calisanlari ne komisere ne baskasina hicbir haksizlik yapmamis gibi hallere girmis. Demokrasi havarisi kesilmis. Biz uc esnafta olaylarin oncesini sonrasini bildigimiz icin “yaw ne maskaradir bu kardesim? Su deliyi bi yere kapatsalarda tartisma cikmasa artik, milleti tahrik etmese” demisiz… Tam biz bunu derken siz hasta yataginizdan kalkmissiniz :p
“Koca koca adamlar bi deliden ne istiyorsunuz” demissiniz…
Mesele bundan ibarettir
(Bir de aklima gundem degistirme ile birlikte baska birsey geldi. Simdi malum medyanin disindaki diger malum medyada en cok dile getirilen sey ne? AKP-Dogan grubu isbirligi degil mi? Belki bu tur imajlar yana grubun bir yazarina karsi cikarilan luzumsuz ve kimseye hicbirsey kazandirmayacak bir tartisma ile “vayyy be helal olsun , adamlara cekin gidin dedi” tarzi seyleri tribunlere soyletmek? Bunu gundem degisikligi ile birlikte ele aldiginizda bence bu islerden karli cikan ilk kisi Basbakan… Ikinci kesim ise Colasani kovmasina ragmen diger yazarlarini AKPye korsu koruyor havasindaki Dogan grubu…hmmmm ilginc degil mi?)
Fethi bey,
Bunlar fazlaca “teorik olarak doğru” kabilinden görünüyor bana. Başbakan da dese birinin kovulması günün reel şartlarında mümkün değil.
Evet. Otoriter hatta totaliter egilimli oldugunu soyledigimiz veya abartip fasist dedigimiz insanlar da toplama kampi filan taraftari degiller ama o yonde bir laf edilince hah iste takke dustu kel gorundu diyebiliyoruz (ben sevmiyorum boyle seyleri ama yapmisimdir herhalde).
Sizin obur tarafa ekmistim galiba birsey bu konuda. Seyh Edibali’nin nasihatlarini okumasi takip edecegi yolu gostermekten ziyade kendisini kimin yerine koydugu konusunda ipucu veriyor olabilir diye. Bu da oyle alinabilir veya alana haksizsin denilmez bence. Gerci surada Suat beye dedigimi dese de bence yanlis olmazdi ama, malum, boyle konusulmuyor — o politikaci agzi degil yani.
Bulent bey,
Ben, henuz obur tarafa eremedigim icin matufa vakif degilim; ama ‘kendini kimin yerine koydugu’ konusunda bir iki kelam laf edebilirim saniyorum.
Bildigimiz kadariyla, Edebali’ye damat olan Osman Bey [Osmancik], ‘kendi koyunde peygamber olamazsin’ prensibi geregi culsuzun biriydi ve her sene de mutevazi konagini yagmaya acmak zorundaydi {bu, yanlis bilmiyorsam, devsirme sistemini kuran Orhan Bey zamanina kadar boyle surdu}.
Bunlari bir yere not ederseniz, Edebali’nin sozlerini uzerine alinanlarla benim hic sorunum olmaz. IsBankasi hisseleri yagmaya acilacak demektir ki, benim payima da duser bir seyler.
Fatih bey,
Analojinin bir kismina itirazim olacak. Malum, komiserler (bas ya da degil), secimle gelmiyorlar. Yigitbasi derseniz daha yerinde olur ve tarihi perspektife de oturur bence.
Yigitbasinin mahallenin en zengininden bagimsiz olamayacagini da kabul edersek, mesele, aganin marabalarindan birisini ‘Izlenimler alisveriste gorsun diye’ Yigitbasina (ya da Yigitbasinin ugruna) harcatmasi olarak gorulebilir ki, bu da galiba sizin son paragraflarinizla cakisir.
Muzmin bey,
Ben, henuz obur tarafa eremedigim icin matufa vakif degilim;…
Ne iyi oldu buralara geri geldiginiz. Fethi bey yeni blog acti, ettigim lafi da buldum. Soyle:
http://robdoshambr.wordpress.com/2007/08/02/dukkan-acilisi/#comment-88
Kalanini anladim, ama bir de yok cep telefonunda ‘magrur olma’ yaziyor filan gibi haberler cikmisti diye hatirladigimdan isin hukumdarlik tarafina cekistirmek hinzir tarafimin hosuna gidiyor. Tabii yagma davetiyesi gelirse fikrimi degistirebilirim.
Muzmin Bey,(Bulent Bey, Fethi Bey ve cemaati izlenimun)
Benim orada bu son gunlerdeki haberlerle ilgili birseyler karaladim. Musteri calmak gibi olmasin ama yorumlarinizi beklerim.
Ayrica cakisan paragrafta amacim meseleyi “yanlis, hata, ileri gitmek, fasizm,…” baglaminda degil de “sasi bak sasir” baglaminda gosterebilmekti. Hani birileri oldurulunce en karli cikan kisi genelde “katil” olur ya… Bu devirde hep “azmettirici” oluyorlar katiller ise bir turlu bulunamiyor noktasina parmak basayim istedim…
Bulent Bey,
Ne iyi ettiniz de o linki verdiniz…
Ugradigim haksizligi herkes okusun :p
M.AVatan Cephesi turunden etkinliklerin ilk ilk adimlarini cagristiran seyler..
AKP karşıtları bu güne kadar yapmaya çalıştıkları ancak başarılı olamadıkları “cephe oluşturma” konusunda T.Erdoğan’ın gaf denebilecek sözleriyle bir hayli mutlu oldular.Malum medya marifetiyle konuya dört elle sarıldılar.
Bir yandan “Türkiye yazarına sahip çıktı” manşetleri eşliğinde Bekir Coşkun şişirilirken diğer yandan da tesadüfen(!) Sezer’in güzergahında yürüyen Emin Çölaşan taltif ediliyordu..
Şimdi AKP mağduru iki yazar var elimizde:))
Biri Emin Çölaşan diğeri de Bekir Coşkun!..
Vatan cephesi oluşturan kim acaba diye sormak lazım…
daha güzel bir cevap herhalde düşünülemezdi.
seni döverimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm:))))))))))))))))))))))))))))))))))