Doğru Söze Ne Demeli
FST 31 Ağustos 2007
Hıncal Uluç askerlerin tavrıyla ilgili doğruyu söylemiş. Yazısının askerlerin yetişmesiyle ilgili kısmı bazen ihmal edilen bir gerçeğe işaret ediyor. Şöyle yazmış:
[…] İşte, içerde dışarıda, herkesin yanıldığı nokta burası..
Ben “Ordu” deyince M. Ali Ağabey’i (Kışlalı) okurum.. 40 yıldan beri askeri en yakından izleyen gazetecidir. Fevkalade güvenilir bir insan olduğunu yıllardan beri kanıtladığı için, hemen her şeyi öğrenir.
Ama bunları ucuz gazetecilik heyecanları yaratmak için kullanmaz.. Yeri ve zamanı geldiğinde Ordu’nun görüş ve duygularını satır aralarında anlatır..
Son zamanlarda dünya basınının Türk Ordusu üzerine yorumları artınca, Kışlalı da yazıları artırdı. Söylediği hep ayni..
Yabancılar Türk Ordusunu zerre tanımadan yorum yapıyorlar..”
Yerliler tanıyor mu, peki?.
Kışlalı başından beri ayni şeyi tekrar ediyor..
Üslup farkları olabilir, ama temelde tüm komutanların kafalarının içinde ayni şey vardır. Karadayı, Kıvrıkoğlu, Özkök, Büyükanıt Paşalar ayni şeyi düşünürler. Ondan sonra geleceklerin de ayni şeyi düşünecekleri gibi..”
Çünkü, Türk Subayı, Cumhuriyetin kurulduğu günden beri, Harbiye’de ayni ilkelerle beyni yıkanarak yetiştiriliyor..
Atatürk İlke ve Devrimlerine ölesiye bağlılık.. Laik Cumhuriyeti, anayasal hakla, koruma ve kollama onlar için yasal görev..
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yasası Madde 35..
“Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.”15 yaşında Kuleli’de bunu okuyor. 20 yaşında Harbiye’de bunu okuyor. 30 yaşında Akademide bunu okuyor. 30 yıl kışlada, kıtada, karargâhta bununla yatıyor, bununla kalkıyor.. Arada çıkan bir iki çürük diş Şûralarda temizleniyor..
Yani..
Diyelim, İkinci Cumhuriyetçiler, Birinci Cumhuriyetçi, yani Atatürk Cumhuriyetçisi diye bir komuta kademesini bir gecede tümüyle emekli ettiler.. Yerlerine kim gelecek?. Ayni beyin yıkanmasından geçmiş daha genç Subaylar..
Yani..
İkinci Cumhuriyetçilerin o gıpta ettikleri, etliye, sütlüye karışmayan AB Ordularının, Fransız, İtalyan, İngiliz Ordularının bu ülkede olması, bu eğitim yüzünden mümkün değil.
AB örneği ordu istiyorsak, önce Harb okullarındaki eğitim sistemini kökünden değiştirmek gerek. Yetmez.. En az bir 30 yıl da beklemek lazım ki, bu Harbiyelerin son mezunları da emekli olsun, Ordu’da izleri kalmasın..
Şimdi bakın, yorum, değerlendirme falan yapmıyorum.. “İyidir, kötüdür” demiyorum.. Sadece gerçeği, olan gerçeği anlatıyorum..
Alkışlarsınız, kızarsınız, o sizin bileceğiniz iş. Ama siz ne bilirseniz bilin, gerçek bu..
Ordu niye daha sert tepki göstermedi o zaman?..
Ordu halkın sevgilisi.. Bunun bilincinde. Halkın yüzde 47 oyunu almış iktidara durup dururken karşı çıkmanın bu sevgiye gölge düşüreceğinin farkında..
Onlar “Sözde değil, özde” diyerek düşüncelerini açıkladılar. Bu fikirlerinde değişme olmadığını da ifade ettiler.
Yeni Cumhurbaşkanı, seçimi öncesi ve hemen sonrası tüm sözleri ve yeminleri ile Ordu’nun istediği ve beklediği Cumhurbaşkanı olacağını ifade etti.
O zaman yapılacak şey ne?Beklemek.. Gül’ün sözlerinin, öze ne kadar yansıyacağını bekleyerek görmek.
Daha ilk gün, GATA’daki törende hiç de yakınlaşma göstermeden resmi ilişkiler içinde kalmaları, “Cumhurbaşkanım” hitabı yerine “Cumhurbaşkanı” deyişleri, bu sabırlı, ama mesafeli bekleyişin göstergesi..Gül, sözlerindeki samimiyeti öze yansıttığı ölçüde Ordu, yasal Başkomutanına yaklaşacaktır.
Hıncal Uluç yanılıyor deyen beri gelsin. Durum budur.
- Siyaset
- Yorum(6)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Görüyorum ve bir artırıyorum. Muhtemelen bizden yaşlıların “darbe sismografları” çalışmaya başladı. Hıncal da, Ekşi de kendilerinden beklenmeyecek tuhaf şeyler söylemeye başladılar. Gerçi benim yaşım yetişmez ama durum gerçekten bu kadar vahim mi?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasetin sonuçlarıyla ilgili olarak tavır koyması düşünülecek bir husus değildir. Hiçbir demokrasi böyle bir lüksü kaldıramaz; zaten böyle bir ülke de de demokrasinin varlığından söz edilemez. O yüzden bu son seçimlerden sonra tanık olduğumuz bazı duygusal tepkilerin doğru olmadığını düşünüyorum. TSK’nın Türkiye’ye ve anayasal rejime sahip çıkma görevi vardır, onu yeri geldiği zaman elbette gereğini hukuk içinde olmak kaydıyla yerine getirir. Ama meselenin temel çizgisi, sorunlara hukukun ve anayasal sistemin içinde kalarak çözüm bulmaktır. Demokrasiye saygımız var ise demokrasinin kurallarına hepimiz saygılı olmak ve bunun gereklerini yerine getirmek zorundayız.
Bu darbeci cesaretinin önemli bir sebebinin şu ana kadar darbe yapan muhtelif insanların zırnık ceza almamış olması, bilakis taltif edilmiş olmaları olduğunu da gözden kaçırmamak lazım. Eğitim şart tabii de… Suçlar da cezasız kalmamalı…
hakkaten adam açıkça yazmış “beyin yıkama” diye , dikkat ederseniz temizliği garanti etmek için uzun program seçilmiş ,askeri lise , harb okulu , akademi ……
beyin yıkaya yıkaya , fikri hür , vicdanı hür bireyler elde edeceğiz hesabı…
Ben de çok istiyordum Askeri Liseyi
Sağlık Şartlarını yerine getirebilseydim girecektim belki de
ama sonunu çok merak ediyorum , çünkü ukalaydım ve inatçıydım ,
düz lisede inkilap tarihi hocasına şöyle demiştim :
” şapka devriminin hiçbir yararı olduğuna inanmıyorum ,tamamen bir özenti meselesi , matemetiği ,fiziği bilmeyen adam şapka taksa nolur takmasa nolur ? , zorlayacaksak insanları bunları öğrenmeye zorlayalım ”
adam da bana ” otur yerine öküz herif” demişti
oturduk tabi ,
bunu askeri lise de yaptığımı düşünüyorum da ????
adam da bana ” otur yerine öküz herif” demişti
Bendeniz 80 sonrasi duz lisede yatili okudugum okulda sekreterin odasindan eve telefon ederken “derste Ataturk konusu isliyorduk, yarida kestik baska konuya gectik” deyince, durum derhal “yetkili mercilere” intikal ettirilmis ve o ders hocasinin bir guzel firca yemesine sebep olmustu. Hoca da bilahere ayni sekilde donup bizi fircalamisti. Boyle bir korku ve yobaz bir durum hakimdi. Bunlar eskide kaldi.
Uluc’un dediklerine kismen katilirim fakat buyuk olcude haksiz. Cagin dinamiklerinin onunde kimse duramaz, bu okullarda beyni yikanan cocuklar icinde yasadiklari toplumdan izole degiller. Hangimiz okulda ogretilen, ya da 20 sene once sahip oldugumuz fikirlere aynen sahibiz? Eger dusunce ozgurlugu iyice yerine oturursa, askeri okulda ogretilenlerin disarida ogretilenlerden olan farki yuzunden zaten ogrencilerin kendisi bu duruma isyan edecektir.
Geciniz. Uluc, takipcisi olan fasistlere “iman tazelemesi” yapmaya ugrasmis. Bu zamanda darbe marbe olacak hal yok zaten. Bosuna konusup yaziyorlar. Cok fena canlari yandi, madara oldular, boyle yazilarla muritlerinin yuregine su serpeceklerini zannediyorlar.
Emre Aköz de anılarını anlatmış:
—–
Hatırlıyorum: Biz küçükken mahallemizde Oktay adlı bir arkadaşımız vardı. Bizimle birlikte sokakta top oynar, erik aşırır, kızlara laf atardı.
Derken Oktay hava okuluna girdi. Uzun süre ortalıkta görünmedi. Derken bir gün okul üniformasıyla karşımıza çıktı. O bildiğimiz Oktay gitmiş, yerine başka birisi gelmişti.
Biz siyasi konulardan pek çakmazdık. Oktay ise her konuyu siyasete bağlıyordu. Ecevit’i ve Demirel’i kötülüyor, lafı dönüp dolaşıp Atatürk’e getiriyordu. (Artık bizim oyunlarımıza katılmadığını herhalde söylememe gerek yok.)
Oktay’a mahalleli gençler saygı duyuyordu ama nasıl söyleyeyim, ” o artık bizden değildi “. ” Yabancılaşmıştı “.
” Bilen adam ” olmuştu: Hangi meseleden söz etsek, Oktay’ın Atatürkçü bir çözümü vardı. Bizi küçük gördüğünü hissediyorduk.
Sadece kelimeleri, bakış açısı, siyasi görüşleri değil, ” vücudunun duruşu ” dahi değişmişti Oktay’ın ve bütün bunlar yaklaşık iki yılda
meydana gelmişti.
http://www.sabah.com.tr/akoz.html
Bahsedilen cocuk “mahalleye” ve “cakmayan” insanlarin arasina donerse tedavisi zor olacaktir. Ileriyi, cok cok ileriyi dusunun. Zombilestirilmis bu askerin dondugu bolgedeki her sokakta bir yazilimci, arastirmaci, girisimci oldugu zamani… Ekonominin dinamizmi iyi yonetilirse, boyle insanlar ortaya muhakkak cikacaklar. Eger cikmazlarsa, zombilestirilmis subaylardan daha zor problemlerimiz var demektir.