Archive for Eylül 5th, 2007

Şaşırmayın, yağmaya siz de yetişin

FST Eylül 5th, 2007

AKP iktidara daha güçlü geldi, cumhurbaşkanı seçimi beklenen mecrada gerçekleşti, muhafazakar ve demokrasiye ısınan kesimde bir keyiflenme, herşeyin iyiye gittiğine dair bir inanç alenen izlenebiliyor. Genel anlamda iyiye gidişe zaten itiraz etmiyorum, kendi ölçülerime göre iyiye iyi, doğruya doğru demekten de kaçmam. Lakin bazı saf AKP yandaşı dostlarımız “AKP=Hatasızlık” çizgisinde olduğundan geçen yıllarda sıkça medyaya yansıyan AKP milletvekillerinin yazılı, sözlü torpil taleplerini şaşkınlıkla karşılıyorlarmış.

Hayır şaşırmayın. Bakın bakalım çevrenize, bir sürü AKP’ye oy vermiş kendi halinde sevinen, televizyon karşısında Abdullah Gül için 101 pare top atılmış diye göyaşlarını tutamayan garibanlar yanında AKP il ve ilçe teşkilatlarının, belediyelerinin, Meclisin kapısında sabahlayan, oğlunun, kızının, akrabasının tayinini canının çektiği yere yaptırmak için kural ve nizam tanımayan, en yakın ahbabını, akrabasını çiğneyenleri de göreceksiniz.

Beş para etmez öğretmenler Milli Eğitim müdürlüklerinde şube müdürü, okullarda müdür yahut yardımcısı oldular, kamu bankalarına, TSE vs. özerk tüzerk kurumlara eş, dost, partidaş, yandaş, ahbap dolup kaldılar. Bu atamalarda liyakat dışında tüm kriterler dikkate alınmıştır, ona şüpheniz olmasın.

Peki lafta “elhamdülilllah müslümanım” diyen bir adam başkasının hakkını yiyeceğini bile bile kendi kızının öğretmenlik tayinini şehir merkezine aldırmayı içine sindirebilir? “Aman ağacımın dalı komşunun bahçesine sarkmış, kul hakkı mı geçer” türü lafları ağzından düşürmeyen bir güruh nasıl olur da “bizim oğlanı şuraya alıverin” diyerek aslında oraya alınması gereken bir başka şahsın ekmeksiz kalmasını umursamaz bile? Demek ki özde değil, söz de haklının, doğrunun yanındalar. Müslümanlık dedikleri şey de üç beş boş slogan ve şekil gösterisinden ibaret hale gelmiş. Başbakan geçenlerde şöyle demiş, epey güldüm ama acı acı:

“AKP döneminde suistimal, kayırma, partizanlık son buldu. Bazıları ’Dayısı, torpili olan işe alınıyor’ diyor. Bizim kitabımızda bunlara yer yoktur. Hiçbir milletvekili arkadaşım, bakanlarıma veya başka bir yere gidip, ’Yeğenimi işe al’ diyemez. Karşısında ilk bulacağı kişi Başbakan Tayyip Erdoğan olur. ’Hamili kart yakınımdır. Gereği yapıla.’ Bunlar artık tarihe karıştı. Hamdolsun ceplerimizde bizim artık bu kartlar yok..”

Mecliste kendisi gruba hitap ederken partisinin genel sekreteri başbakanın konuşmasını başçavuşun beygirinin yellemesi düzeyinde dikkate aldığından olacak bakana hitaben bir kağıda şöyle yazıyormuş meğer:

“… Doğan’ın TSE’de Genel Sekreter Yardımcısı veya Bakanlığınıza bağlı bir uygun görevde değerlendirilmesini bilginize sunarım”

Daha neler var. Hatta geçenlerde milletvekili kardeşinin Milli Eğitimde nasıl yükseldiği de anlatılıyordu, milletvekili “haberim yok” diyerek eğlenmemizi sağlamıştı. Başbakan da ortaya konuşuyor, esip gürlüyor, yahu şu sözlere senin partiyin genel sekreteri, bakanı gülüp geçiyor, vatandaşı enayi yerine koymaya kalkmanın alemi var mı? Sıkıysa İdris Naim Şahin’i görevinden al, iş takibi yapan, devamsızlık eden milletvekillerinin maaşlarından kesmeye kalk. Adamı anasından doğduğuna pişman ederler. Milli Eğitim müdürlüklerinde ne işler döndüğünü bakanınız iyi bilir, gidin ona sorun, hemşehricilik, particilik, ahbaplık dümeni aynen devam etmektedir. Alt kademe memurlar kasabalarda, ilçelerde, illerde ne ciritler atıyorlar, duyanın aklı şaşar. Partizanlık bitmiş falan filan. Geçin bunları, varsa diyeceğiniz anlamlı birşey onu söyleyin.

Ha, bu iş AKP’ye mahsus değil diyebilirsiniz, öyle de bana ne. Aleviler, ateistler, tarikatçılar, Fethullah hoca ekibi vs. fırsatı bulan devlet dükkanını yağmalıyor, hepsine kolaylıklar dilerim. Sadece “yahu AKP bunu nasıl yapar” saflığında olan varsa bildireyim dedim. Devlet dükkanı tüm imkanlarıyla yağmaya açık tutuldukça bu iş sürecektir. Devletin malı deniz meseli boşa uydurulmuş birşey değildir.

Bir de başbakan meclise devam etmeyenlere gürlemiş, Meclise geleceksiniz, işiniz bu demiş. Milletvekilleri bayağı gülmüşlerdir. Yahu adam 8000 YTL aylığı kapmış, sınırsız sülalesine sağlık hizmeti bulmuş, otuziki dişine implant kaplatıyor, yan gelip yatmasın da ne yapsın. Yanına da boşgezen yandaşlardan danışman diye 2000 YTL maaşlı birini alıyor, bir de uluslararası gezi imkanı olan komisyona aza yazılıp uyuklamaya başlıyor, başbakan boşa atıp tutsa ne yazar. Varsın azarlasın, ben dümenime bakarım demeyip ne yapacak. Memura cenabı Allah’tan başkasının gücü yetmez, o da herifin ya da kadının canını aldığında tecelli eder.

Uyanalım efendim, esas kötü devlete bu imkanları veren, köpekleri salıp taşları bağlayan, meclise kendi maaşlarını arttırıp 2 senede emekli olma hakkı tanıyan üçkağıt yasalarıdır. Anarşist olun demiyorum ama eşşek de olmayın, sırtınıza semer vurdurmak istemiyorsanız elbette. Bu adamları zincirle bağlamazsanız, siz 101 pare top atışıyla ağzı açık budalaya dönmüşken demokrasi numarasıyla donunuza kadar alırlar. İşe yarar görürlerse onu da alırlar.

Ha, bir imkanınız varsa derhal yağmaya koşun, bak ona bir şey demem. Ama sakın “nasıl olur, işi ehline verelim lafına ne oldu, din, iman, insanlık” diye gevezelik etmeyin, mal biter ortada kalırsınız.

Başbakana da selamımı söyleyin, hamili kart yakinidir.

Kapat
E-posta ile paylaş