İmam Nikahı

FST 11 Eylül 2007

Kızı kendi haline bırakma, davulcu yahut zurnacı arasında tercih yapabilir diyen atalarımızın ileri görüşlülüğü ünlü(!) ve evli bir klarnetçiye kaçan güzide şarkıcı (yoksa manken miydi) Deniz Seki ile gerçeğe dönüşmüş görünüyor. İkilinin düzeyli birlikteliği medyada epey dikkat çekti ama ben nedense değinememiştim. Gayretli yorumcumuz Betül hatırlatınca ben de son gelişmelerden sizi haberdar edeyim dedim.

Efendim, zurnacı Hüsnü ile şarkıcı Deniz seviyeli şekilde birliktelik ederken günün birinde bunların imam nikahı yaptırdıklarına dair bir haber yayılmış. Daha önce de nice ehli islam, dini bütün dansöz, manken, artist de imam nikahı denen bir şey yaparak paralı ve itibarlı erkeklerle düşüp kalktığından bu mesele bilinmedik birşey değildir. Nitekim yaptığım araştırmalar Klarnetçi Hüsnü’nün imam nikahı yoluyla Deniz’i alarak eski karısından da boşanmak zorunda kalmayacağı, böylece nafaka derdinden kurtulacağına dair dedikodular olduğunu gösteriyor. Ancak benim de hep aklımı kurcalayan birşey Deniz hanım tarafından fevkalade doğru olarak gündeme getirilmiş. Bakın ithamlara ne diyor, iki ayrı haberden aktarıyorum:

“Bunu bana nasıl yakıştırıyorlar anlamıyorum. Ben Atatürk çocuğuyum, imam nikahıyla yaşayacak kadar zayıf karakterli bir kadın değilim” (Haber 7)

“Çocuklar ne imam nikahı, siz neden bahsediyorsunuz. Ben Atatürk’ün çocuğuyum. Yok öyle bir şey” (Haber3)

Önce hakkı teslim edip Süleyman Demirel’in ifadesiyle “işte çağdaş Türk şarkıcısı bu” demek şart. Bir Atatürk çocuğu olarak evli bir klarnetçi ile yaşadığı düzeyli ilişkiyi gerici bir eylemle kirletmemesi takdire şayan bir iş. Laf buraya gelmişken şu imam nikahına da biraz değineyim. Atatürk çocukluğu ile ilgisini geçersek, imam nikahı denen şey günümüzde çoğunlukla erkeklerin kadınları istismar için kullanılan yalandan bir törendir. Bu işten para kazanan bazı din adamı kılıklı maskaralar da mevcuttur. Nice aklı havada genç hiçbir resmi kayıt olmaksızın “şeriat emridir, imam nikahı kıydırdık, devletin nikahı geçmez” diyerek “ben seni aldım, ben de sana vardım” sözleriyle hayatlarını karartmıştır, bu iş de böylece sürmektedir. Ortaya çıkan sonuç büyük ölçüde birkaç ay sonra “ben seni boşadım, defol” denilerek sokağa atılan, elinde resmi bir belge olmadığı için ortada kalan bir hanım ve şeriatın evlenme ve boşanma işini dini kurallara göre yapıp sevap kazanan psikopat bir zampara olmaktadır.

İslamda imam nikahı, dini nikah diye birşey yoktur, nikahın amacı iki kişi arasındaki anlaşmanın diğer insanlarca da alenen bilinmesi, böylece tarafların daha sonra birtakım haklarını muhafaza edebilmeleri, çocukların durumu gibi konuların netlik kazanmasıdır. Bu nikahın mutlaka yaptırım gücü olan bir otorite tarafından tescili gerekir. Kafasında takke yahut sarık olan, mahallede imamlık yapan şahsın nikah diye kıydığı şeyin resmi hüviyet kazanmadıkça hükmü yoktur. Sonra nikah öyle 2-3 kişi gizlice bir evde toplanıp ilan edilmez. Davulla zurnayla, yerine göre havaya silah atarak, Ankara havası çalarak, halay çekip göbek atarak, bilemedin sordum sarı çiçeğe ilahisi okuyarak dosta düşmana duyurulur. Kapı gibi evlilik cüzdanı alınmadan düğün de yapılamaz. Bunlar çocuk oyunu değildir. Öyle erkek kadını “boş ol” diyerek kapıya koyamaz, bunun epey maddi külfeti vardır, iş ancak yürütülmesi imkansız bir noktaya gelirse hukuken ayrılırlar.

Evet, mahalle imamınıza yahut ilçe müftüsüne sorarsanız size muhtemelen kısmen farklı bilgi verebilir ama koca İmam Fethi el-Sipahi dururken mahalle imamını dikkate almayacağınızı ümit ediyorum. Kısaca, çağdaş manken (şarkıcı?) kızımız sadece “ben imam nikahı yaptırmam, bu zayıf karakterlilerin işidir” dese benden tam puan ve bir aferin alacak iken işin içine “Atatürk çocuğuyum” lafını karıştırmakla kafalarda da soru işareti oluşturmuştur.

Öte yandan Türkiye’de çağdaşlığın birinci göstergesi İslam ile ilgili herhangi bir konuya antipati göstermek iken, ikincisi de kılık kıyafettir. Özellikle kravat takan bir insanın çağdaşlığı şüphe götürmez. İşte Atatürk çocuğu olarak imam nikahını reddederek evli bir klarnetçiyle birliktelik kuran kızımızın resimdeki kravatı kendisinin aydınlık yarınlara koşan çağdaş biri olduğunu göstermektedir. Her ne kadar kravat gömleksiz takıldığında sırıtmış olsa da, önemli olan kravattır. Hatta çıplaklık artı kravat çok daha güzel bir vurgu olmuş.

Hüsnü, bir laf da sana, öyle imam nikahı ayağıyla ikisini de idare eder nafakadan yırtarım diyorsan yağma yok. Çağdaş kesim daha ölmüş değil, % 21 de olsa ayaktayız. Gerekirse Çankaya Belediyesinin çöp kamyonlarıyla gelir kapına dikiliriz.

38 Yorum

  1. Ece - 11 Eyl 2007 - 11:31 pm

    Fethi bey, uzun bir aradan sonra tekrar merhaba:)
    Deniz Seki ye özel bir gıcığım olduğunu bilenler biliyor zaten,
    ben de daha önce bişeyler karalamıştım:))
    http://sad-ece.blogspot.com/2007/07/nazire-ciim-ellerine-salk.html
    Ama sizin bu güzel yazınızdan sonra tamamen NAZİRE ci olduğumu söyleyeyim..
    NAZİRE kim mi?
    Nazire Hüsnü nün karısı olan Roman kızı..
    Çok akıllı hamleler yapıyor ve halk tabiriyle Hüsnü nün donuna kadar almağa niyetli:))
    Bakın boşanma şartlarında neler istiyor:

    Çocuklarım Ergün ve Naz’ın velayetlerinin ben de kalmasını,kendim için aylık 7 bin YTL,
    Oğlum Ergün’e aylık 3 bin YTL,
    Kızım Naz’a ise aylık 2 bin YTL nafaka,
    Evlilik birliği devam ederken başka kadınlarla ilişki kurduğu ve beni küçük düşürecek beyanlarda bulunduğu için 1 trilyon manevi,
    Boşandıktan sonra bana sunulan yaşam kalitesinden yoksun kalacağım için 1 trilyon da maddi tazminat ödemesini talep ediyorum.

    Bu kadar magazinel katkıdan sonra, nikah hususunda Müzmin beyin yazacaklarını beklemeye koyulacağım:)
    Zira kendisi hem DENİZ SEKİ yi pek bi severler:P hem de malumunuz, MKA hayranıdırlar(!!)
    :))

    saygılarımla

  2. izlenimler - 11 Eyl 2007 - 11:45 pm

    Ece hanım,

    Fethi bey, uzun bir aradan sonra tekrar merhaba:)

    Bilmukabele, küslük olmasın da uzun aranın önemi yok.

    Deniz Seki ye özel bir gıcığım olduğunu bilenler biliyor zaten,

    Ben şahısları tanımadığım için birşey diyemiyorum. Yalnız bu camiaya toptan gıcık olmak daha makul görünüyor ama dediğim gibi beni aşan bir konu.

    nikah hususunda Müzmin beyin yazacaklarını beklemeye koyulacağım:)
    Zira kendisi hem DENİZ SEKİ yi pek bi severler:P hem de malumunuz, MKA hayranıdırlar(!!)

    Saydığınız isimleri bilemem ama Müzmin beyin benim gizli bir hayranım olduğu konusunda da elimde veriler mevcut. Kendisinin nikah konusunda özel ilgisi var demek, ilginç.

    Bu arada kadının istediklerine bakılırsa Hüsnü ya Deniz Seki ile düzeyli birlikteliğini düzeysiz bir noktaya çekecek ya da imam nikahında ısrar edecek gibi görünüyor. Kadın dişli imiş, istediği olmazsa çığırtkanlıkla ortalığı ayağa kaldırır, Allah muhafaza.

    FST

  3. Muzmin Anonim - 12 Eyl 2007 - 2:00 am

    Ece hanim, Fethi bey, [adabi-i muaseret siralamasi + denk geldigi icin alfabetik de]

    Benim Deniz Seki konusundaki butun ilgim, icra ettigi parcalarin bir kismiyla fevkalade uyumlu olan fizigi yuzundendi. Sunu dmeek istedigimi muhakkak anlamissinizdir, ama benim kadar iyi niyetli olmayabilen birileri cikar da mazallah yanlis anlar diye azicik daha tafsilat vereyim:

    Ben, mesela, su parcayi icra ederken gordugumuz Deniz Seki’yi takdir ediyorum.

    Aslinda cok felsefi ve kasvetli sayilabilecek bir parcayi, o voluptous dalli gullu kiyafeti ve hic de fena olmayan sesinin yanisira son derece samimi/albenili tavirlariyla dinlenilebilir kiliyor…

    Sorarim size, siz takdir etmez misiniz ;)
    [Bu soruyu Fethi beye sormuyorum. Kimsenin aile saadetiyle oynamak istemem cunku. :P ]

    Gelelim MKA konusuna.. O da takdir ettigim sahsiyetlerden midir evet. Fakat, tipki Deniz Seki hanim gibi, takdir ettigim donemlerden beri koprulerin altindan hayli su akti.

    Yani, simdi de takdir ediyorum ama eskisi gibi/kadar oldugunu iddia edemem.

    Fethi bey hayranligina gelince… Buyuk bir ihtimalle dogrudur.

    Yazinin konusuna gelirsek –nihayet: Benim bu konuda bir iki yazim olmustu.

    Çığlık eden Çığ mı?

    ve

    Muazzez Özlem Kakafonisi..

    Bu ‘imam nikahi’ konusu oyle bir sey ki, mabedi bekleyen kazlar yuzunden bir suru insanin basini yakiyor; fakat kimse de dur diyemiyor..

    Bu konuda iceriden birilerinin bir seyler deme zamani geldi geciyor..

    Fethullah Gulen beye yakin olan birileri varsa, kendisinden rica etseler cok makbule gececek.. en buyuk sevaplardan birisi olacak bu bence.

    Son olarak, ‘imam nikahi’ yoluyla sadece kadinlarin basinin yandigini soylemenizi hayli sexist buldugumu da eklemeliyim. Zengin kadinlarin da benzer seyler yaptigini biliyor olmanizi beklerdim.

    Bu konuda ‘Satilik Erkeklik‘ isimli kitabi kuvvetle oneririm. hayli inceleme sonucunda iyi yazilmis bir kitaptir. Okuyunca konunun geneline bakisiniz degisebilir; tavsiye ederim.

  4. Düşünceler - 12 Eyl 2007 - 8:33 am

    Fethi bey,

    “İslamda imam nikahı, dini nikah diye birşey yoktur, nikahın amacı iki kişi arasındaki anlaşmanın diğer insanlarca da alenen bilinmesi, böylece tarafların daha sonra birtakım haklarını muhafaza edebilmeleri, çocukların durumu gibi konuların netlik kazanmasıdır. Bu nikahın mutlaka yaptırım gücü olan bir otorite tarafından tescili gerekir. Kafasında takke yahut sarık olan, mahallede imamlık yapan şahsın nikah diye kıydığı şeyin resmi hüviyet kazanmadıkça hükmü yoktur. Sonra nikah öyle 2-3 kişi gizlice bir evde toplanıp ilan edilmez.

    Ağzınıza sağlık.

    İslam’da nikah aslen “ilandır”, “biz evlendik” diye ilan etmektir. (bazıları bundan, kız çocuklar için ana baba rızasının şart olduğu anlamını çıkartıyorlar, hayır değil, reşit bir kız kendi istediği bir kişi ile evlenebilir.)

    Selamlar.

  5. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 9:49 am

    Müzmin Bey,

    Sorarim size, siz takdir etmez misiniz ;)
    [Bu soruyu Fethi beye sormuyorum. Kimsenin aile saadetiyle oynamak istemem cunku. :P ]

    Sormanızda mahzur yok, bizim hanım benim siteyi okumuyor, cevabımı göremez o sebeple rahatım. Eskiden benim bu sitede yazdığıma dahi inanmıyordu, gerçek dünyada bana itibar edilmezken sağda solda yorumcuların hürmetini görünce inandı ama bu sefer de “sen bana söylemediklerini başkalarına anlatıyorsun” diye yazdıklarımı okumayacağını beyan etti. Rahatım anlayacağınız.

    Son olarak, ‘imam nikahi’ yoluyla sadece kadinlarin basinin yandigini soylemenizi hayli sexist buldugumu da eklemeliyim. Zengin kadinlarin da benzer seyler yaptigini biliyor olmanizi beklerdim.

    Çok doğru, yazarken aklıma gelmedi değil. Ben vurguyu çevremde çok gördüğüm olaylarda kızların durumuna bakarak kadınlar üstüne yapmıştım ama dediğiniz isabetlidir. Mesela ilginç birşey, benim yaşadığım yerde nice pehlivan gibi delikanlılar Alamancı olup gurbete kapağı atabilmek için bir gurbetçi kızla evlenir, kız tarafının insanı çileden çıkaracak hakaret ve aşağılamalarına ses etmeden boyunu bükük Avrupa’nın yolunu tutarlar. Burada hem erkek hem kadın açısından ciddi bir pazar var. Evliliklerin kısa sürede sona erdiğini söylememe lüzum yok herhalde.

    Bu arada sizin link verilen yazılarınızı daha önce okumamışım, ikisi de çok doğru ve önemli noktalara işaret ediyor. Ben çevremde geleneksel ama sağlam dini eğitime sahip, çevresinde etkili bir hocanın da “imam nikahı kaldırılmalı, yahut ille camide yahut müftülükte kıyılacaksa oradaki kayıt aynen belediye veya nüfus müdürlüğü kayıtlarına geçirilmeli, aksi halde bu iş olmaz” dediğine şahit olup sevinmiştim. Ben bunu dini hassasiyeti olanlara destek açısından resmi nikah sırasında tarafların getireceği bir hocanın dua yapması ile de geliştirebilirim. Zira imam nikahı dedikleri şey sadeceimam denen bir adamın dua yapmasından ibaret, özel bir seremoni yok.

    Fethullah hoca ashabı ve sevenleri bu işe el atsa, “emniyet kemeri” işinde dahi vaciptir fetvası verecek kadar hassaslaşan bir önderin imam nikahı konusunda da diyecekleri olmalı diye düşünüyorum. Millet Allah, peygamber dinlemez ama Şeyh, Hoca, abi, abla derse dikkate alınıp din olarak iman edilir, ümidim oradadır.

    FST

  6. Ece - 12 Eyl 2007 - 10:32 am

    İslam’da nikah aslen “ilandır”, “biz evlendik” diye ilan etmektir. (bazıları bundan, kız çocuklar için ana baba rızasının şart olduğu anlamını çıkartıyorlar, hayır değil, reşit bir kız kendi istediği bir kişi ile evlenebilir.)

    Düşünceler abi,
    Bu fetvadan sonra, davulcu yada zurnacıya varırsam, müsebbibi sizsiniz, haberiniz olsun:))))

    sevgi ve saygılarımla

  7. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 10:39 am

    Ece hanım,

    Müzisyeni seçerken bir parça paralısına ve medyatik, meşhur olnına bakın. Zengin bir yere kapak atmak devlet memuru olmaktan bile avantajlı olabilir, 3-4 ay sonra boşanıp mal mülk sahibi de olursunuz. Hayat sigortası yani.

  8. Ece - 12 Eyl 2007 - 11:06 am

    Benim Deniz Seki konusundaki butun ilgim, icra ettigi parcalarin bir kismiyla fevkalade uyumlu olan fizigi yuzundendi

    Evet, fizik önemli birşey tabi!
    Safiye Ayla, silikon devrine yetişemedi garibim..

    Sunu dmeek istedigimi muhakkak anlamissinizdir, ama benim kadar iyi niyetli olmayabilen birileri cikar da mazallah yanlis anlar diye azicik daha tafsilat vereyim:

    Ben, mesela, su parcayi icra ederken gordugumuz Deniz Seki’yi takdir ediyorum.

    Aslinda cok felsefi ve kasvetli sayilabilecek bir parcayi, o voluptous dalli gullu kiyafeti ve hic de fena olmayan sesinin yanisira son derece samimi/albenili tavirlariyla dinlenilebilir kiliyor…

    Katılmıyorum:))
    Parça zaten fıkır fıkır..
    Bacağını, göğüs silikonlarını aralara sokuşturunca, daha bir kan kaynatıcı oluyordur muhakkak! Kırmızı karmen elbisesi de tuzu biberi..
    Ses ve görüntü uyumundan söz açılmışken, rahmetli Zeki Müren i de anMAmak olmaz..

    http://www.youtube.com/watch?v=ydmSoCse9gM&mode=related&search=
    Sorarim size, siz takdir etmez misiniz ;)

    [Bu soruyu Fethi beye sormuyorum. Kimsenin aile saadetiyle oynamak istemem cunku. :P ]

    Fethi bey, bildiğim kadarıyla RAHMİ SALTUK dinliyor, en caizinden :))

    Gelelim MKA konusuna.. O da takdir ettigim sahsiyetlerden midir evet. Fakat, tipki Deniz Seki hanim gibi, takdir ettigim donemlerden beri koprulerin altindan hayli su akti.

    Yani, simdi de takdir ediyorum ama eskisi gibi/kadar oldugunu iddia edemem.

    Hele ben, hele ben:))
    Onun için kendimi ateforumlarda ateşe atmışlığım bile var..
    Tam bir MKA kızıyken, geçirdiğim evrime kendim bile şaşmıyor değilim hani!
    Günahı, sizin ve bilimum blog yazarlarının boynuna..:P

    Fethi bey hayranligina gelince… Buyuk bir ihtimalle dogrudur.

    Hayranlıklarınızın karşılıklı olduğunu tahmin ediyorum:)

    Yazinin konusuna gelirsek –nihayet: Benim bu konuda bir iki yazim olmustu.

    Çığlık eden Çığ mı?

    ve

    Muazzez Özlem Kakafonisi..
    Okumuştum..

    Bu ‘imam nikahi’ konusu oyle bir sey ki, mabedi bekleyen kazlar yuzunden bir suru insanin basini yakiyor; fakat kimse de dur diyemiyor..

    Bu konuda iceriden birilerinin bir seyler deme zamani geldi geciyor..

    Zaman zaman, muhafazakar köşe yazarlarının konuya dair uyarıları olmuyor değil!
    Fakat, androjen/testesteron sayısı tavan yapınca, 4 aylık geçici nikah kıyıp genç sevgili edinen, dindar, zengin jeep li işadamları kıyıdan köşeden fetva bulmakta zorlanmıyorlar..
    Bu konuda Psikiyatrlara taşınan kadın sayısı hiç de az değilmiş!
    Linki bulursam asarım buraya..

    Fethullah Gulen beye yakin olan birileri varsa, kendisinden rica etseler cok makbule gececek.. en buyuk sevaplardan birisi olacak bu bence.

    Ben az çok biliyorum..
    Cemaat içi evlilikler yapılıyor fakat öyle sadece dini nikah yeterli denilmiyor..
    Bu konuda , HAYDAR BAŞ gibi adamların , medyaya yansıyan poligamik hayatları ile Fethullah Gülen cemaatini aynı kefeye koymamak gerek..
    Tabi, koskoca cemaatin içerisinde her türden yaşantı da olabilir..
    Bilemem!

    Son olarak, ‘imam nikahi’ yoluyla sadece kadinlarin basinin yandigini soylemenizi hayli sexist buldugumu da eklemeliyim. Zengin kadinlarin da benzer seyler yaptigini biliyor olmanizi beklerdim.

    Ekonomisi bozuk bir ülkede, illegal herşeyi bekliyorum artık ben..
    Eskiden telekız derlerdi, şimdi eminim benzer sistemle pazarlanan, gürbüz erkeker de vardır..

    Bu konuda ‘Satilik Erkeklik‘ isimli kitabi kuvvetle oneririm. hayli inceleme sonucunda iyi yazilmis bir kitaptir. Okuyunca konunun geneline bakisiniz degisebilir; tavsiye ederim.

    Dün kitapyurduna , MARJİNAL TARİH TEZLERİ,
    ÇAVDAR TARLASI ÇOCUKLARI, KİLİT, KAPI kitaplarını sipariş verdim..
    Bunu da bir daha ki sefere inş.

    sayg.

  9. Ece - 12 Eyl 2007 - 11:27 am

    Fethi bey,

    Müzisyeni seçerken bir parça paralısına ve medyatik, meşhur olnına bakın. Zengin bir yere kapak atmak devlet memuru olmaktan bile avantajlı olabilir, 3-4 ay sonra boşanıp mal mülk sahibi de olursunuz. Hayat sigortası yani.

    Müzik kulağı olması tercih nedeni olabilirdi ama vermeyince mabud, neylesin mahmut nevinden, şarkı türkü bile söyleyemeyen birine düşeceğim kesin:))
    Zengin erkekler beni hep korkutmuştur!
    Zeka fetişisti olduğum için, aklına hayran olmam şart:)
    aptal bir erkeği çekebileceğimi hiiiiç sanmıyorum:))
    O yüzden, lütfen Allah ım çok çok zeki olsun, isterse natre dame ın kamburu gibi olsun..
    Maddi planda ise, Ele güne muhtaç olmayalım yeter!
    [çok samimiyim..]

    sevgilerimle..

  10. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 11:40 am

    Ece hanım,

    Fethi bey, bildiğim kadarıyla RAHMİ SALTUK dinliyor, en caizinden :))

    Evet onu da dinlerim, Ruhi Su’yu, Mahsuni Şerif’i de severim. Daha eğlenceli zamanlarda Bedia Akartürk ve diğer türkücülerimizi de dinlerim. Maalesef çocukluk ve gençlik yıllarım müzikten uzak bir tarikat yurdunda geçti, öyle bir kültürüm olmadı. Ha, ilkokulda okul korosunda şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu ilahisini okurduk. Maalesef o da bir kaç ay sürdü. Sakın müziğe yetenekli olduğumu zannetmeyin, sesim epey kalın ve berbattır. Deniz Seki hanımın şarkılarını hiç bilmiyorum, verilen linklere bir “bakayım” nasıl şeylermiş.

    Fethi bey hayranligina gelince… Buyuk bir ihtimalle dogrudur.

    Hayranlıklarınızın karşılıklı olduğunu tahmin ediyorum:)

    Evet, o tarafını ben söylemeye gerek duymamıştım. Şu blog vasıtasıyla nice gizli kalmış kıymetli insanın farkına vardım, herkesi tek tek saymayayım, zaten gerek de yok. Müzmin bey arada ismen zikrettiklerimden biridir, o ayrı.

    Dün kitapyurduna , MARJİNAL TARİH TEZLERİ,
    ÇAVDAR TARLASI ÇOCUKLARI, KİLİT, KAPI kitaplarını sipariş verdim..

    Kilit, Kapı denince çocukluk günlerim aklıma geldi. İlkokul sonunda ve ortaokul yıllarında babamın kütüphanesinden rahmetli Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun kitaplarından alıp okurdum ama o zaman pek kavrayabildiğimi zannetmiyorum. Bir de Cevahir ile Sadık Çavuşun Buğday Kamyonunu hatırlıyorum, Tek Parti dönemine ait olmalı.

    Sonraları biraz büyüyünce Kemal Tahir, Tarık Buğra filan okudum ama Sepetçioğlu’nu ihmal ettim nedense. Bu vesileyle dönüp yeniden okusam iyi olur belki, pederin kütüphanesini 1001 Temel eser dışındakiler için bir daha yoklayayım bakalım.

    FST

  11. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 11:50 am

    Ece hanım,

    Maddi planda ise, Ele güne muhtaç olmayalım yeter!

    Bu maddeyi biraz daha düşünmenizi tecrübeli biri sıfatıyla tavsiye ederim. Yarın obürgün beni anarsınız belki.

    Madem evlilik tavsiyesine başladım, bir de şunu ilave edeyim, çocuk çirkin ama zeki dahi olsa anasına babasına bakın. Hatta elti, görümceyi, çelebiyi de inceleyin. Bunlarda en küçük bir yamukluk hissederseniz Einstein’a elveda deyin mümkünse yetim ama zeki (tercihan yine paralı) birini arayın. Evliliğin sırrı karı koca dışındaki faktörlerde gizlidir. The Sekret, anlayacağınız.

  12. BetüL - 12 Eyl 2007 - 1:53 pm

    Fethi bey cok “the secret” iniza katiliyorum. Cok dogru

  13. knz - 12 Eyl 2007 - 1:55 pm

    Acele yazağım.
    Ben bu mazagin haberinde şuna bakarım.

    eş, hüsnü beyin eşi, çocukları için hakkını laoyor mu ? evet
    hüsnü beyin eşi evlilik süresince eşinin isteği ile işini bırakmış mı ? nafakası hakkını insaf ölçüleri dahilinde kullanmalıdır. Hüsnü bey kadının gençliğini kendine bağlamışsa aniden çekip giderken bunu gözetmek zorunda. Erkekler yeteneksiz kadınlarla evlenirken bunu gözönüne almalıdır. yoksa ömür boyu bakmak zorunda kalırlar. kadının yeteneğini engellerlerse, yani mesela kadının dikişe kabiliyeti var ama benim karım çalışmaz diye buyteneği enegllediyse bunun cezasını çker., BELKİ KADIN ENGELENMESİYDİ ZUHal yorgancıoğlu gibi olacaktı.

    yani hüsnü bey ne kadar sorumlu ona günümüz hukuku bakacak.
    şevki eygi beyin hayalindeki eski osmanlı hukuku bu hakkı koruyamaz gibi geliyor. Fakat günümüz hukuku da sakat tarafı şu. kadına fazla pozitif ayrımcılık yapabilir. kadınlar, özellikle hüsnü beyin eşi sanki nikahi intikam olarak kullanıyor.

    ve hele hele asla ve asla çocuklar intikam aracı değildir. Onlar başka bireylerdir.

    “adam” kadının tapulu mali olamaz. ( ama tersi de baştan beri sözkonusu olmayıdı, yani erkek 30 yıl kadını tapulu mal gibi görsün sonra ben özgürüm desin ?? olmuyor)

    Sen saçımı süpürge ettim diyorsan,
    bu senin sorunundur. Neden senin bir hayatın yok ? nikah intikam aracı değildir.

    Biz katolik nikahı savuyor değiliz. Boşanmak kadınında erkeğin de hakkıdır. Bunu bilerek evleniyoruz., Saygı eski eşinin başkasına olan ilgisini de kapsar.,

    eceye özel not: beni düşünceler sitesinde banladılar. ( böyle deniyor değil mi ? bunu duyurmaya çalıştım ama ordakilere haber ulaştırabildim mi bilmiyorum. görürsen kızlara söyler misin :) olur böyle şeyeler. kafama takmıyorum.

  14. Ece - 12 Eyl 2007 - 2:12 pm

    Betül cüğüm ve Fethi bey,
    the secret kısmı hakkında, kısmen haklısınız ama, aklı başında bir erkek, bu unsurları saha dışında bırakmayı becerebilir diye düşünüyorum..

    Yani, annesini yada görümceyi eşiyle yüzgöz etmezse ve tarafsızlığını koruyabilirse, çok sorun olmaz..
    Ama , sütkuzusu, özgüveni olmayan bir adamsa zaten benim işim olmaz!

    ****
    Fethi bey,
    bu kadar tavsiyenizden sonra, nikah şahidim de olmanız farz oldu artık:P
    Hem siz nikah duasını filan da biliyorsunuzdur..
    yanılıyor muyum?

  15. Ece - 12 Eyl 2007 - 2:15 pm

    eceye özel not: beni düşünceler sitesinde banladılar. ( böyle deniyor değil mi ? bunu duyurmaya çalıştım ama ordakilere haber ulaştırabildim mi bilmiyorum. görürsen kızlara söyler misin :) olur böyle şeyeler. kafama takmıyorum.

    KNZ ciğim,
    Ben araya hiç girmeyeyim..Ama, mail yoluyla Suat beye nedenini sorabilirsin sanıyorum..
    BAN deyince,
    Eski Cumhuriyet forumda ben de banlanmıştım:)))
    hatırladın mı:)))
    İnternette olur böyle şeyler..
    sevgilerimle..

  16. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 2:19 pm

    Nikah ve cenaze duasını gençliğimde ezberlemiştim ama şimdi hatırlamıyorum. Profesyonel imam nikahı işine girersem yeniden ezberlerim yahut kendim yeni dua geliştiririm, bu iş paraya bakar sonuçta.

    Şu linkte var, olmazsa kendiniz de okursunuz:

    http://www.biriz.biz/dualar/nikahdua.htm

    Şahite para vermek adeti var mıydı Türk kültüründe? Sadece meraktan soruyorum.

    FST

  17. Muzmin Anonim - 12 Eyl 2007 - 2:46 pm

    Fethi bey,

    Bu ilmek, yeni aldigi sekil ve muhteva ile, uzerinde yorum yapacak cok seyi haiz oldu.. oldu da su an vaktim yok.

    Fakat, sunu soylemeden gecmeyeyim:

    Şahite para vermek adeti var mıydı Türk kültüründe? Sadece meraktan soruyorum.

    Turk kulturunde sahit eher turlu para ve rusvet vermek gelenegi oldugunu dusunuyorum.

    Bazi munafiklar boylesine ‘yalanci sahit’ de diyebiliyorlar; fakat, bu, konunun ozunu degistirmez. Hatta, fiyatini artirir.

    Iciniz rahat olsun yani :P

  18. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 3:07 pm

    Bazi munafiklar boylesine ‘yalanci sahit’ de diyebiliyorlar; fakat, bu, konunun ozunu degistirmez. Hatta, fiyatini artirir.

    Sizin indinizde Müzmin beyin yeri neden farklı acaba diye soranlara işte cevap diye şu cümleyi göstersem kafidir.

    Öte yandan nikahta yalancı şahitlik müessesesi cidden üzerinde şimdiye kadar düşünülmüş birşey midir, çok ilginç.

    Türk filmlerinde “durun, bunlar evlenemez aslında kardeştir” türü müdahaleler yapanlar doğrucu şhit iken içi kan ağlayarak “evlenmelerine mani hal yoktur” diyen misal, Nubar Usta gibilerin yalancılığı bir örnek teşkil edebilir.

    Şahite ödeme konusunda pratik bir çözüm takıların yüzdesi üzerinden hesaplama olabilir.

    FST

  19. knz - 12 Eyl 2007 - 5:48 pm

    ece ben bir şey yapmadım., cumhuriyet forumundaki durumdan da farklı, sana vaktim olursa olan biteni yazarım.

  20. BetüL - 12 Eyl 2007 - 6:03 pm

    Ececigim

    Akli basinda bir erkek mi? Var mi oyle birsey bu dunyada? ; )

    Soylediklerin guzel de gercek dunya sartlarina pek uymuyor. Sut kuzusu gibi gorumeyen ne aslanlar aileleri muvzubahis olunca daha da aslana donusur, bil bakalim kime?

    Etrafimda bunu cok gordum, gercekten de realist dusunup Fethi beyin sozlerini ciddiye almani, aklibasinda bir erkek falan diye dusunup hayaller kurmamanitavsiye ederim.

  21. Ece - 12 Eyl 2007 - 7:48 pm

    Betül cüğüm,
    Adama aşıksak, kız kardeşi huysuz bişey diye, vaz mı geçeceğiz:))
    Kayınvalide/görümce çilesi çekmek, bu toprakların gelinlerinin kaderi:))
    Fethi beyin uyarılarını kaale almaya kalktık diyelim..
    Evlilik öncesi kimin ne olduğunu anlamak, nasıl mümkün olacak ki?
    Görümce lanet bir kadınsa, çok sevdiğim aşkımdan vaz mı geçmeliyim?? Değer mi sence??

    Herkesin evi ayrı, aşı ayrı olduktan sonra, çok da müdahale edilmez diye umudediyorum..
    Bu konuda en önemli rol tabi ki erkeğe düşüyor yine..
    Ne annesini, ne karısını kırmayacak dengeyi kurabilmesi lazım..
    Fethi bey, bu konuda ne tür taktikler uyguluyor dinleyebiliriz mesela:P

  22. izlenimler - 12 Eyl 2007 - 10:00 pm

    Ece Hanım,

    Ben prensip olarak söylüyorum, elbette gönül ferman dinlemez. Benim taktiğim genelde vurdumduymazlık olarak özetlenebilir, zaten pek de problem yok etrafta.

  23. Deniz - 12 Eyl 2007 - 10:29 pm

    Selamlar İzlenimler ahalisi,

    “Sizin indinizde Müzmin beyin yeri neden farklı acaba diye soranlara işte cevap diye şu cümleyi göstersem kafidir. ”
    Fethi Bey bu noktada haklı. Müzmin bey abi gerçekten bir ekol.
    Geçende, doğu yarıkürede yaşıyorsanız iyi geceler demiştim, “buna yaşamak denirse Doğu yarıkürede” yaşıyorum demişti. Tanışmamız bu şekilde. Bu arada Müzmin Beyin uslubu gerçek hayatta tanıdığım bir arkadaşa çok benziyor, acaba o mu diye hala şüpheleniyorum.
    Evlilikle ilgili tavsiyelerden istifade ettik :) “Akli basinda bir erkek mi? Var mi oyle birsey bu dunyada? ; )”

    Var :)
    Not: Bana Deniz hanım diye hitap etmeyin, zira bayan değilim. Bayan olsaydım da hanım hanım birisi olmazdım gibi geliyor bana.
    Doğu yarıkürede yaşayanlara veya yaşamaya çalışanlara iyi geceler, Müslümanlara iyi Razamazanlar.

  24. BetüL - 12 Eyl 2007 - 11:51 pm

    Var da biz niye hic gormedik Deniz bey ; )

    Ece :))

    asiksan gozlerin kor olmus demektir zaten evlenip acilana kadar en cadisindan gorumceyi bile melek zannedersin, istesen de gercekleri goremezsin. :)

  25. Muzmin Anonim - 13 Eyl 2007 - 4:39 am

    Benim taktiğim genelde vurdumduymazlık olarak özetlenebilir, zaten pek de problem yok etrafta.

    Bunu not almaliyim. Ilerde, ‘ustunuze afiyet, ben biraz kilibigim’ demek yerine kullanabilirim gibi gorunuyor. :P

  26. BetüL - 13 Eyl 2007 - 4:45 am

    :))))

  27. Ece - 13 Eyl 2007 - 11:17 am

    Yukarıda 8 no lu mesajın başına Müzmin bey yazmayı unutmuşum:)
    pardon!

    ***

    Fethi bey,
    liberal bir koca demek ki:P
    Herkes istediğini konuşuyor, istediği gibi yaşıyor, bırakın geçsinler, bırakın konuşsunlar:)))

    sevgiler.

  28. izlenimler - 13 Eyl 2007 - 12:10 pm

    Şöyle açalım,

    liberal bir koca demek ki:P
    Herkes istediğini konuşuyor, istediği gibi yaşıyor, bırakın geçsinler, bırakın konuşsunlar:)))

    Bravo, adına liberal denir mi bilmem ama durum aynen odur. O açıdan evet anarşiye yakın bir saldım çayıra düzeni olduğunu inkar edemem. Öte yandan Müzmin beyin “kılıbıklık” olarak düşündüğü konu bence doğru değil. Aslında kılıbıklık problemli birşey de değil, bazısı buna kulağa daha hoş geldiği için “geçim ehli” der ama bu başka mesele. Benim vurdumduymazlık halim şöyle birşey, iyi tasvir edemezsem kusura bakmayın:

    Misal, tablo şu; evde hanım sürekli birşeylerden bahsediyor, yer yer şikayet ediyor, devreye başka unsurlar, kayınvalde, baldız giriyor, kızkardeş, kayınbirader birşeyler söylüyor bu esnada benim pozisyonum şöyle: kanepeye kösülmüş televizyon izlerken arada konuşanlara dönmeden “çay yok muydu” diye sesleniyorum.

    Elbette hamdolsun çevremde ciddi bir mesele oluşturacak akraba problemi yok, hepsi sağolsun iyi insanlar, kösülüp televizyon izleyebiliyorum.

    Evdeki tutumumdan da şikayetçi değilim, 12 senedir liberal ortamdan zarar görmedim, çocuklar dahil kafamıza göre hareket ediyoruz. Misal, hanım deniz tatili seviyor kendi akrabalarıyla gidiyor, ben tatil hakkımı İstanbul’da blogcu ve yorumcu esnafıyla simit kafelerde çay içip sabahlayarak değerlendiriyorum. Hanım iki defa çocuklarla yurtdışı tatiline gitti, akrabalarının Almanya’da evi var, ucuz bilet denkleştirdi, kılım bile kıpırdamadı. Ben sevmem öyle meşakkatli işleri. Çocukları da sıkmayız, onlar da sağolsun anlayışlılar, bir şey pahalı ise kendileri fiyatına bakıp istemezler.

    Durum bu. Bu arada şahitlik ve takıdan pay lafları araya kaynamasın, aile meselesi nasıl olsa çözülür.

    FST

  29. Ece - 13 Eyl 2007 - 1:10 pm

    Fethi bey,
    Yazdıklarınızı okuyunca, insanın liberal olası geliyor:))
    Allah mutluluğunuzu bozmasın[amin..]

    **

    Bu arada şahitlik ve takıdan pay lafları araya kaynamasın, aile meselesi nasıl olsa çözülür.

    Siz bu konuda çok çok şaşırtabilirim:)
    O zaman “Ben şaka demiştim yahu!” diye yan çizmek yok ama!

    Takıdan pay konusunda söz veremem:))
    Çünkü hem takı istemeyeceğim, [onun yerine, Endülüs gezisi yada Semerkant gezisi talep edebilirim..]..
    Ama şahitlik etmeniz için yol tepmeniz icabedebilir..
    Yol ve yemek harcırahınız, damat tarafının boynunun borcudur..Hiç merak etmeyin..
    ps:
    Diğer şahit olarak da METİN ağabeyi ikna etmeyi istiyorum..

  30. izlenimler - 13 Eyl 2007 - 1:24 pm

    Ece Hanım,

    Harcırah işi çözülürse neden olmasın, diğer şahitin kim olacağı, düğün yemeğinin yeneceği yere göre benim açımdan ikinci derecede önemlidir.

    FST

  31. Ece - 13 Eyl 2007 - 1:45 pm

    Ece iç ses:
    “Bu LİBERALLERİN de dini imanı para kardeşim yahu!”

  32. izlenimler - 13 Eyl 2007 - 1:49 pm

    FST iç ses:

    “Nerde o eski nükteden anlayan nesiller”

    FST dış ses:

    Harcırah damattan alınmadan şahitlik ihtimali yoktur.

  33. Ece - 13 Eyl 2007 - 2:10 pm

    Ece iç ses:
    Harcırah harcırah diyor, insan bi der ki, “Ece kardeşime ne taksam acaba? Adana burmasını beğenir mi ki ? Yoksa bir adet Cumhuriyet altını keser mi ?”

  34. Ece - 13 Eyl 2007 - 2:11 pm

    Tahmini Fethi bey iç ses:
    Damat kardeşimin başı yanmış zaten, bir de ben yakmim, harcırah filan diye yük olmayayım..
    Altı üstü şahitlik edip oturacağım..

  35. izlenimler - 13 Eyl 2007 - 2:40 pm

    Ben demedim mi diye söylenen Fethi iç ses:

    Boşuna mı paralı damat bulun diyoruz kardeşim, yol param ödenecek derken burma bilezik çıktı, evdeki bulgurdan da olacağız.

  36. BetüL - 13 Eyl 2007 - 2:46 pm

    : ))))

    pacalar sivanmis, ben dereyi gorduk mu gormedik mi onu merak ediyorum : )

  37. izlenimler - 13 Eyl 2007 - 3:26 pm

    Ece Hanım,

    Şu haber sizi ilgilendirebilir, aklınızda olsun.
    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=268190

  38. Muzmin Anonim - 13 Eyl 2007 - 7:11 pm

    Aramizda Rizeli var mi yok mu bilemem. Fakat, asagidaki turden bir hikaye ancak Karadenizden cikabilirdi :)

    Rize’nin Fındıklı ilçesinin Ihlamurlu köyünde yaşayan ve bir çay fabrikasında çalışan Mustafa Aksu (26), yaklaşık 10 gün önce Beydere köyünde oturan kız arkadaşı İrem Işıklar (18) ile buluşarak otomobille gezintiye çıktı.

    Gezintinin ardından Işıklar’ı köyüne bırakmak üzere yola çıkan Aksu, geri manevra yaptığı sırada içinde bulundukları otomobil şarampole düştü.

    Kazayı yara almadan atlatan gençler, çevredekilerin yardımıyla otomobilden çıkarıldı. Daha sonra Aksu, kız arkadaşı Işıklar’ı evine bıraktı.

    Ancak köyde, “Mustafa Aksu’nun İrem Işıklar’ı kaçırmaya çalıştığı, bu sırada kaza yaptığı, kaza yapınca da vazgeçtiği” yönünde söylenti çıkınca, Aksu, ertesi gün gerçekten kaçırarak, Ankara’ya götürdüğü Işıklar ile nikah kıydı.

    Aksu, söylentilerin ardından ailesinin İrem’i kendisine vermeyeceğini düşündüğü için onu kaçırdığını, Ankara’daki ablasının yanına gittiklerini, 3 gün önce de nikah kıydıklarını söyledi. Bir süre sonra Fındıklı’ya geri döneceklerini ifade eden Aksu, “Eşim ile birbirimizi seviyoruz ve çok mutluyuz. Eşimin ailesi ile de barışmak istiyoruz. Geri döndüğümüzde barışacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş