Archive for Ekim 5th, 2007

Akademisyenler blog açıyor

FST Ekim 5th, 2007

Son günlerde iki doçent akademisyenin açtığı bloga rastladım. Homoekonomikus ve İşletme Yönetimi. Mutlaka daha vardır sağda solda, bilen varsa haber verirse tanıtırız. Öncelikle bu arkadaşları giriştikleri riskli işten dolayı tebrik etmek lazım. Malum bizde “hoca” filan denen adamlar ekabir takımından olurlar, öyle blog, mlog çoluk çocuk işiyle uğraşmazlar. Çoğu bırakın blogu, bilgisayarı, imkan bulsalar daktilo kullanırlar. Bir de blog açmak riskli iş, en ufak bir hatada karizmanın yedi düvel önünde çizilmesi de söz konusu.  Homoekonomikusun son yazısı da çok hoş, bakın nasıl küreselleşme tanımı yapılmış:

Fenerbahçe 1- İnter 0

-Baba ‘Globalleşme’ nedir?

- İspanyol hakemlerin yönettiği maçta; kadrosunda 6 Brezilyalı, 4 Türk, 1 Uruguaylı, 1 Sırp bulunan Fenerbahçe’nin; kadrosunda 2 Brezilyalı, 5 Arjantinli, 1 Kolombiyalı, 1 Sırp, 1 Fransız, 1 Şilili, 1 Honduraslı, 1 Portekizli, 1 İsveçli bulunan Inter’i yenmesi ve bu olaya Türklerin sevinip İtalyanların üzülmesidir evladım.

AB Parası: Bunun Altında Ne Var?

FST Ekim 5th, 2007

Habere göre Karadeniz’de bir köy halkı kaymakamlığın kendilerine AB hibe fonlarından sağladığı 350.000 avroluk projeyi reddetmiş. Haberde köylülerin bunun bir dış güç oyunu olduğuna dair beyanlarından söz ediliyor:

Kaymakamlık AB hibe fonlarından yararlanarak ilçenin Şimşirli köyüne kanalizasyon şebekesi ve arıtma tesisi yapmayı niyetleniyor. Bu amaçla bir proje hazırlanıp ilgili makamlara sunuluyor. AB projeyi beğenip, kesenin ağzını açıyor ve 350 bin Euro’luk bir fon ayırıyor. Bundan sonrası çok ilginç…

İkizdere Kaymakanı Emre Çınar, projeyi hayata geçirmek için hemen köyün yolunu tutuyor. Yanındaki ekiple birlikte arıtma tesinin yapacak yer arıyor. Uygun bir mekanda buluyorlar. Gel gelelim, köylüler karşı çıkıyor.

-”Biz AB parası ile arıtma tesisi istemiyoruz” diyorlar…

Kaymakam şaşkın, köylüyü ikna etmeye çalışıyor. Ancak onlar “Nuh diyor peygamber” demiyorlar…

-”AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye tutturuyorlar.

350 bin euroluk proje şimdilik askıda. Köylüler ise ikna olacak gibi değil.

Bunun altında ne olacak, adam senin pisliğin temizlensin diye 350.000 euro vermeyi kabul etmiş, muhtemelen köydeki bir iki istemezin arazisinden boru geçecek ya da bazı işlemler yapılacak diye anormal anormal konuşuyorlar. Bir insanın bu lafları edebilmesi için gerizekalı olması lazım. Bizim köylümüz ise cin gibidir, binaenaleyh başka bir iş var bunda. Benim aklıma gelen şöyle birşey:

Muhtemelen bu ortak bir projedir ve köylü kısa vadede bundan bireysel bir yarar görmüyordur. İlaveten köyde Ali emmi, muhtar, Mustafa dayı arasında birisinin eşşeği ötekinin bahçesine girdi davasından husumet vardır. Hele de bu projeyle içlerinden biri diğerlerinden daha avantajlı olacaksa rakipler ölür, aç kalır gene muhalifin yoluna taş koymaya çalışır. Köy yerinde uyduruk meseleden millet birbirini gözünü kırpmadan öldürür, bilmediğimiz şey değildir. Şimdilerde şehirlerde de “vay, bana yan baktın” diyerek adam öldürenler çoğaldı, malum köyden kente göç olgusu var (Ne sosyolojik analiz yaptım, olgu molgu,  breh, breh).

Boş lafı bırakalım. Karadenizli, Akdenizli, Trakyalı bilmem nereli vatandaş kendi menfaati varsa AB’den, Moskoftan, ABD’den, Mars’tan, Andromeda’dan da gelse, değil 350.000, üç kuruş beleş parayı öper başına koyar. Köylü bu parayı almıyoruz diyorsa, büyük ihtimalle para bireysel olarak cebine girmediği içindir. Çoğu “köyde bokun içinde yaşarım neme lazım” der, husumetine kulp olarak da artık kimden duyduysa “AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye saçmalar. AB sana adam ol, pisliğin içinde debelenme diye para veriyor, bir tek sana değil Litvanya, Polonya, Bulgaristan gibi altyapısı bozuk diğer yerlere de veriyor.

Duyan da AB Karadeniz köylerine kanalizasyon borusu döşeyip Hristiyanlığı yayacak, gizlice bor madenlerini buralarda arıtıp Avrupaya götürecek zanneder. Sonra, biraz insanda akıl olur, sanki AB her önüne gelen köye para veriyormuş zannedilecek. Projeyi götürüp mantığını anlatırsan gelip iş bittikçe para veriyorlar. Proje yapmak da her babayiğidin harcı değildir. Nelerle uğraşıyoruz.

Bu şahıslara diyecek bir şey yok, konu ortada ama haber sitesinde 50 kadar yorum var, sanki bir ağızdan “hepimiz O.S.ız” der gibiler. Bazılarını numune olsun diye alıyorum. Kabus gibi be.

İŞTE YÜCE TÜRK İNSANI BU
Osmanlıyıda aynı yöntemle yok etmedilermi?Ver parayı al onurumu haysiyetimi namusumu,alıştırıldık bu seviyesizliğe ama karadeniz insanımı cani gönülden ktluyorum işte bu,ecnebi hiçbir zaman karşılıksız Müslüman Türk ün gözüne üflemez bunu en iyi karadenizli,Rizeli bilir,ama bunu bilmekte yetmiyo işte böyle onurlu bir davranışla reddediceksin,T.C devletini ucundan gösterip gösterip kandırıp onursuz bir hale getirdiler kedi fareyle oynar gibi oynuyolar,kağıt parçaları sayesinde,alın başınıza çalın…

karadenizlilerle alay eden cahiller
bizim insanımız nohut kömür gibi şeyleri alıp karşılığında demokrasiye tek katkısı olan oyunu sattığı için karadenizlileri anlamaz.anlamadığı gibi birde alay eder.
bu işin ab fonları bilmem neyle değil toplanılan vergilerle yapılması gerekir.ab bize niye yardım etsinki.
kesin altında misyonerlik faaliyetleri vardır.
hem bu çok bilmiş ab almanyada sokakta yatan evsizleri doyursun önce.bi gidin görün o insanların halini….

dilencimiyiz
ülkemizde binlerce köy var bir köy için 350 000euro sadece damıtma için harcanacaksa binlerce köy için yüzmilyarlarca euro yatırım gerekli
köy halkı çok haklı binlerce ilçede ve ilde dahi arırma tesisi yokken neden kendi köylerine yapılmak istensin bu olayı düşünüp değerlendirmekte haklılar
ülkemiz topyekün kalkınmalıdır 350 bin euroyu avrupada yaşayan bir vatandaşımız hibe etseydi mesele yoktu
kaymakam o parayı almaya kalktığı bir köyümüzü dilenci durumuna düşürdüğü taktirde atılmalıdır…

aferin o köylülere …
öpüyorum hepsini … biz kendi kendimize yeteriz — ne AB- ne ABD…..

Onur ve Şeref
Bu ülkede böyle insanlarda var…
65 maaşını “Hakkım değil” diye reddeden insanlar da var…

Makarnacı ve kömürcülere önemle duyurulur!!!!…

anadolu köylüsü
Köylü milletin efendisidir.
M. Kemal Atatürk….

Bu arada konuyla ve bölgeyle ilgili DPT sayfasna buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye bu bölge için 6 milyon euro para ödeyecekmiş, daha bir alay bilgi var.

Yeni Yer ve Tema

FST Ekim 5th, 2007

Çeşitli problemler sonucu siteyi yeni bir yere taşıdım, bu vesileyle temaya da ufaktan bir makyaj yaptım. Aktarma sirasinda rsimleri alamadim, bazi yazilar da silinmiş olabilir, aslinda epey bir yaziyi kontrol edip ayıklama yapayım diyorum, arşivleri aldım nasıl olsa. Bu arada  Robdöşambr da artık müstakil adresinde. Her ikisinde de ortak tema kullandım, bilmem siz bu işe ne diyorsunuz. Eleştirilere açığım, ona göre bazı düzenlemeler yapabilirim.

Uzun Lafın Kısası

FST Ekim 5th, 2007

Üniversiteler birer birer açılıyor, dolayısıyla törenler yapılıyor. Çok güzel, ülke sathında bir eğitim havası var, mutlu yarınlara ümitle bakıyoruz. Öte yandan bu tür açılışlarda genelde rektörler birer konuşma yaparak üniversitelerinden ve bu üniversitenin misyonundan da bahsediyorlar. Biz normal insanlara göre üniversitenin misyonu çocuklara meslekleriyle ilgili teknik şeyler öğretmek, yerine göre özgür düşünme yeteneği verebilmektir. Ancak demek ki aklımız kıt olduğundan anlayamamışız, üniversitelerin başka amaçları varmış. Herneyse, genelde bildiğimiz şeyler ama Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (şimdi yeni üniversitelere böyle şehrin ünlülerinin isimleri veriliyor, bazıları epey uzun) rektörü konuşmayı biraz uzatınca millet uykuya dalmış, haberde şöyle deniyor:

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nin akademik yılı açılışı nedeniyle düzenlenen törende Rektör Prof. Dr. Nizamettin Şenköylü’nün 7 sayfadan oluşan uzun konuşması, başta Japonya İstanbul Başkonsolosu Dr. Hironao Matsutani ve eşi olmak üzere salondaki davetlilerin ve dinleyicilerin bol bol uyuklamasına neden oldu.

[…] Şenköylü, “Namık Kemal Üniversitesi’nin görevi; yurdunu ve ulusunu seven, Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrat, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunun bilincinde üretken düşünceye sahip, ülkesinin gelişmesine katkıda bulunacak kuşaklar yetiştirmektir” diye konuştu.

Rektör vurucu cümleyi sonda söylemiş ama millet uyuklarken üniversitenin görevini algılayabilmiş mi ondan şüpheliyim. Sonra, 7 sayfalık konuşma mı olur demeyin, asıl ortadaki saygısızlığa bakın. Bilim konuşuyor millet kulak vereceğine şekerleme yapıyor. Bu ülke nasıl ilerlesin? Uyuklayanlar kesin gericilerdir diyecekken haberde Japonya konsolosu lafı dikkatimi çekti. Benim bildiğim Japonlar ilim ve fen konusunda önde gelen bir kavimdir, acaba adamı da kendimize mi benzettik? Neyse, sayın rektörden tüm Tekirdağlılar adına özür dilerim. Üniversite senatosu da ilk toplantıda Japonya’yı kınayan birkarar alıp açıklama yapmalıdır. Bunlar başka şeyden anlamazlar.

Bu kıyaktan sonra artık bir ziyaretimde duble porsiyon köfteyi hak etmişimdir herhalde.

Papaza Kastımız Yoktu

FST Ekim 5th, 2007

Trabzon’da bir rahibi öldüren genç 18 yıl ceza almış. İnfaz yasası gereği 9 sene yatıp çıkacakmış. Haberde okuduğuma göre hakim 20 senelik cezayı 16′ya indirmiş, sanığın iyi halini göz önüne almış. Ne demekse artık, adam katil, haksız yere birini öldürmüş “efendi bir görüntüsü var, biraz tenzilat yapalım” mı deniyor? Tuhaf şey. Bu arada katil genç bir de Türk bayrağıyla gülerek poz vermiş, onun resmini de koymuşlar habere. Herhalde “sen suçlu değilsin, aslında cengaver bir Türk kahramanısın, Trabzon’u bölücü bir hristiyandan kurtardın, yanındayız” denmek isteniyor. Ogün Samast, pardon O.S, ile aynı hikaye anlayacağınız. Bu arada çocuğun avukatı yargıtaya gitmiş, bu ceza fazla demiş ama yargıtay cezayı uygun bulmuş. Bunun üzerine çocuğun babası medyada söyleniyormuş, bakalım neler diyormuş:

Yargıtay’ın cezayı aynen onaması O.A.’nın ailesini şoke etti. Diş teknisyeni baba Hikmet A., şunları söyledi: Avukatlar cezanın yüzde yüz düşeceğini söylemişti. Bizim papaza bir kastımız yoktu. Müftüyü vursaydı 3 yıl sonra çıkardı. Papazın özelliği neydi? Kaza oldu. Oğlum pişman. Oğlum indirim bekliyordu. ‘Kaza oldu’ diyor. Papazın annesi, kız kardeşi oğlumu affetti, devletimiz niye affetmiyor?”

Şu laflardan birşey anlayan var mı? Papaza kastınız yoksa kime kastınız vardı? Müftüye mi? Oğlan müftüyü vurayım derken kurşun sekip papaza mı isabet etti? Sonra müftüyü vuran niye erken çıkıyormuş, bunun örneği mi var? “Oğlan pişman” diyor ama çocuğun bayrakla çektirdiği resim pek pişmanlık görüntüsü vermiyor. Papazın ailesi affetmiş, laf mı şu, katilin affı mı olur? O Rahşan hanıma mahsus bir özellik. Bu mantıkla bir diğer kahraman için “Hırant Dink’i vurduğu için 20 sene isteniyor, Tuncay Özkan’ı vursa 5 yıl yatıp çıkardı” denebilir mi? Neden denmesin, Ogün Samast da çok pişmanmış, affediverseler ya. Çocuğuna sahip çıkma, hatta yerine göre gaz ver, ondan sonra itlik, serserilik yapınca “canım öldürdüyse ne olmuş, altı üstü bir papaz, salıverin” diye pişkinlik yap.

Bu arada habere yapılan şu ibretlik yorumu da aktarayım eksik kalmasın:

Banka hortumlayanlar aramızda dolaşırken, insanların inançlarıyla oynayan papazı öldüren 18 yıl ceza alıyor. Bu cinayetler çete işi değil. bu cinayetler Atatürk’ün gençliğe hitabesinde öngörülmüş. Gençler siyasetçilerin hıyanet içinde olduğunu biliyor ve göreve atılmak için içinde bulunduğu durumu önemsemiyor. Biri trabzonu para ile hristiyan yapmaya çlışıyordu biri de ermeni-pkk işbirliğini sağlamıştı.

Göreve atılmakmış, iki tane serseriye adam öldürtüyorlar, biri bunu Görevimiz Tehlike filmi zannediyor. İpsiz sapsız serseriler görevde, haydi hayırlısı bakalım.

Kapat
E-posta ile paylaş