AB Parası: Bunun Altında Ne Var?

FST 5 Ekim 2007

Habere göre Karadeniz’de bir köy halkı kaymakamlığın kendilerine AB hibe fonlarından sağladığı 350.000 avroluk projeyi reddetmiş. Haberde köylülerin bunun bir dış güç oyunu olduğuna dair beyanlarından söz ediliyor:

Kaymakamlık AB hibe fonlarından yararlanarak ilçenin Şimşirli köyüne kanalizasyon şebekesi ve arıtma tesisi yapmayı niyetleniyor. Bu amaçla bir proje hazırlanıp ilgili makamlara sunuluyor. AB projeyi beğenip, kesenin ağzını açıyor ve 350 bin Euro’luk bir fon ayırıyor. Bundan sonrası çok ilginç…

İkizdere Kaymakanı Emre Çınar, projeyi hayata geçirmek için hemen köyün yolunu tutuyor. Yanındaki ekiple birlikte arıtma tesinin yapacak yer arıyor. Uygun bir mekanda buluyorlar. Gel gelelim, köylüler karşı çıkıyor.

-”Biz AB parası ile arıtma tesisi istemiyoruz” diyorlar…

Kaymakam şaşkın, köylüyü ikna etmeye çalışıyor. Ancak onlar “Nuh diyor peygamber” demiyorlar…

-”AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye tutturuyorlar.

350 bin euroluk proje şimdilik askıda. Köylüler ise ikna olacak gibi değil.

Bunun altında ne olacak, adam senin pisliğin temizlensin diye 350.000 euro vermeyi kabul etmiş, muhtemelen köydeki bir iki istemezin arazisinden boru geçecek ya da bazı işlemler yapılacak diye anormal anormal konuşuyorlar. Bir insanın bu lafları edebilmesi için gerizekalı olması lazım. Bizim köylümüz ise cin gibidir, binaenaleyh başka bir iş var bunda. Benim aklıma gelen şöyle birşey:

Muhtemelen bu ortak bir projedir ve köylü kısa vadede bundan bireysel bir yarar görmüyordur. İlaveten köyde Ali emmi, muhtar, Mustafa dayı arasında birisinin eşşeği ötekinin bahçesine girdi davasından husumet vardır. Hele de bu projeyle içlerinden biri diğerlerinden daha avantajlı olacaksa rakipler ölür, aç kalır gene muhalifin yoluna taş koymaya çalışır. Köy yerinde uyduruk meseleden millet birbirini gözünü kırpmadan öldürür, bilmediğimiz şey değildir. Şimdilerde şehirlerde de “vay, bana yan baktın” diyerek adam öldürenler çoğaldı, malum köyden kente göç olgusu var (Ne sosyolojik analiz yaptım, olgu molgu,  breh, breh).

Boş lafı bırakalım. Karadenizli, Akdenizli, Trakyalı bilmem nereli vatandaş kendi menfaati varsa AB’den, Moskoftan, ABD’den, Mars’tan, Andromeda’dan da gelse, değil 350.000, üç kuruş beleş parayı öper başına koyar. Köylü bu parayı almıyoruz diyorsa, büyük ihtimalle para bireysel olarak cebine girmediği içindir. Çoğu “köyde bokun içinde yaşarım neme lazım” der, husumetine kulp olarak da artık kimden duyduysa “AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye saçmalar. AB sana adam ol, pisliğin içinde debelenme diye para veriyor, bir tek sana değil Litvanya, Polonya, Bulgaristan gibi altyapısı bozuk diğer yerlere de veriyor.

Duyan da AB Karadeniz köylerine kanalizasyon borusu döşeyip Hristiyanlığı yayacak, gizlice bor madenlerini buralarda arıtıp Avrupaya götürecek zanneder. Sonra, biraz insanda akıl olur, sanki AB her önüne gelen köye para veriyormuş zannedilecek. Projeyi götürüp mantığını anlatırsan gelip iş bittikçe para veriyorlar. Proje yapmak da her babayiğidin harcı değildir. Nelerle uğraşıyoruz.

Bu şahıslara diyecek bir şey yok, konu ortada ama haber sitesinde 50 kadar yorum var, sanki bir ağızdan “hepimiz O.S.ız” der gibiler. Bazılarını numune olsun diye alıyorum. Kabus gibi be.

İŞTE YÜCE TÜRK İNSANI BU
Osmanlıyıda aynı yöntemle yok etmedilermi?Ver parayı al onurumu haysiyetimi namusumu,alıştırıldık bu seviyesizliğe ama karadeniz insanımı cani gönülden ktluyorum işte bu,ecnebi hiçbir zaman karşılıksız Müslüman Türk ün gözüne üflemez bunu en iyi karadenizli,Rizeli bilir,ama bunu bilmekte yetmiyo işte böyle onurlu bir davranışla reddediceksin,T.C devletini ucundan gösterip gösterip kandırıp onursuz bir hale getirdiler kedi fareyle oynar gibi oynuyolar,kağıt parçaları sayesinde,alın başınıza çalın…

karadenizlilerle alay eden cahiller
bizim insanımız nohut kömür gibi şeyleri alıp karşılığında demokrasiye tek katkısı olan oyunu sattığı için karadenizlileri anlamaz.anlamadığı gibi birde alay eder.
bu işin ab fonları bilmem neyle değil toplanılan vergilerle yapılması gerekir.ab bize niye yardım etsinki.
kesin altında misyonerlik faaliyetleri vardır.
hem bu çok bilmiş ab almanyada sokakta yatan evsizleri doyursun önce.bi gidin görün o insanların halini….

dilencimiyiz
ülkemizde binlerce köy var bir köy için 350 000euro sadece damıtma için harcanacaksa binlerce köy için yüzmilyarlarca euro yatırım gerekli
köy halkı çok haklı binlerce ilçede ve ilde dahi arırma tesisi yokken neden kendi köylerine yapılmak istensin bu olayı düşünüp değerlendirmekte haklılar
ülkemiz topyekün kalkınmalıdır 350 bin euroyu avrupada yaşayan bir vatandaşımız hibe etseydi mesele yoktu
kaymakam o parayı almaya kalktığı bir köyümüzü dilenci durumuna düşürdüğü taktirde atılmalıdır…

aferin o köylülere …
öpüyorum hepsini … biz kendi kendimize yeteriz — ne AB- ne ABD…..

Onur ve Şeref
Bu ülkede böyle insanlarda var…
65 maaşını “Hakkım değil” diye reddeden insanlar da var…

Makarnacı ve kömürcülere önemle duyurulur!!!!…

anadolu köylüsü
Köylü milletin efendisidir.
M. Kemal Atatürk….

Bu arada konuyla ve bölgeyle ilgili DPT sayfasna buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye bu bölge için 6 milyon euro para ödeyecekmiş, daha bir alay bilgi var.

Popularity: 12% [?]

14 Yorum

  1. manyakadam - 05 Eki 2007 - 7:15 pm

    fethi beycim O.S. nedir dusun tasin bulamadim icinden cikmamadim. O.C. olsa annardim ama onuda sen demezsin (herhalde)

  2. secedo - 05 Eki 2007 - 7:22 pm

    Yaziklar olsun, bu kadar yazi yazmissiniz, bir kelime Ataturk’ten soz etmemissiniz.

  3. makif - 06 Eki 2007 - 3:50 pm

    Manyakadam abi sanırım Fethi hoca ogun samasttan bahsediyor. yanlış anlaşılma olmasın ama…

    Bu hibe olayı içinde muhtemelen köylüleri yönlendiren biri vardır. Bir de bu tarz fonlar çok güzel bir şekilde kullanılabilir sonuçta devlet önceden bunların parasını yatırıyor. Gençlik projeleri var ben biraz ilgilenmiştim geyik bir proje yapıyorsunuz 2-3 ülkeden ortak bulup sonra AB %70 uçak paranı karşılıyor kalıcağın yerler falan onlara ait ve eğer bu devletin yatırdığı para kadar proje(bu kanalizasyon hibesinden öğrenci değişimine kadar gidiyor) yapamazsak sene sonunda bu para Türkiye’ye geri verilmiyor.

  4. Deniz - 06 Eki 2007 - 9:28 pm

    Bu yorumda da Atatürk var ya :) Ettiğimiz laflara bir Atatürk vecizesi
    ekleyerek meşruiyet kazandırdığımızı mı sanıyoruz nedir?

  5. Bulent Murtezaoglu - 06 Eki 2007 - 11:36 pm

    Gençlik projeleri var ben biraz ilgilenmiştim geyik bir proje yapıyorsunuz 2-3 ülkeden ortak bulup sonra AB %70 uçak paranı karşılıyor kalıcağın yerler falan onlara ait ve eğer bu devletin yatırdığı para kadar proje(bu kanalizasyon hibesinden öğrenci değişimine kadar gidiyor) yapamazsak sene sonunda bu para Türkiye’ye geri verilmiyor.

    Iste buyurun, zehir gibi insanlarimizi ‘fon var’ diye geyik proje aramaya tesvik ediyoruz. Bu budala devletci — ama Avrupali — heriflerle bir de ayni devletimsi cati altinda olacagiz ki, hepimiz isi gucu birakalim “Bruksel’de para varmis, ne ciziktirsek de alsak” diyelim “insanlarin hangi ihtiyacini halletsek para eder” yerine. Bizim devlete helal olsun, bunu bir de hepmizi borclandirip parayi disari transfer ederek ‘almazsaniz yanar haa’ diye duble yolla tesvik ediyor.

    Bunu liberalizm diye satanlara selam ederim. Pasa dedelerinin durbunu ile ilgili bir AB projem olacak, onu da mujdeleyeyim.

    (Acik olmadiysa soyleyeyim Mehmet Akif beyin yazdigini vesile ettim, hedefim kendisi degil tabii. Durum bu olduktan sonra paranin pesine dusulmeyecek de ne yapilacak?)

  6. Müzmin Anonim - 07 Eki 2007 - 11:35 pm

    Bu milletin yuzde onu adam olmayacak gitti bilader [yuzde doksaninin boyle bir imkani yok]..

    Hazir bir lavas imkandan bahsediliyor ve okuduklarima inanamiyorum..

    Ben olsam, hemen dandik bir proje hazirlar ve AB’nin kapisina dayanirdim.

    Yok mu Turkcenin Morfolojisi procesine ortak olmak isteyen

    :P

  7. makif - 08 Eki 2007 - 2:30 am

    Bülent bey bilmiyorum ama Ab fonundan tarım hibesi alıp insanlara iş sağlayacak projede yapılabilir. Eğer siz daha iyisini yapıyorsanız ya da uğraşıyorsanız birşey diyemem tabi. Ömürlerinde yurt dışına çıkamamış ve bu fonlar sayesinde yurt dışı görmüş hemde cebinden doğru dürüst para çıkmamış arkadaşlarım var. Biz öğrenci adamız :) bu tarz şeylerle uğraşıp birşeyler üretmek bizim için önemli şeylerle uğraşmış olmak manasına geliyor. Bu arada zehir gibi insanlarımıza benide kattığınız için teşekkürler :)

  8. Bulent Murtezaoglu - 08 Eki 2007 - 2:58 am

    Muzmin bey,

    Buna niye ses edildigini izah etmeyi eli degerse ev sahibine birakiyorum, ozellikle “liberal AB” baglaminda golu atar herhalde.

    Elbette insanlar onlerindeki imkanlar neyse ona gore hareket edip/yonelip ona gore is yapacaklar. Bunun ikinci perdesi de bu duzene alisildiginda Mehmet Akif beyin dedigi gibi ‘geyik’ demeden ‘dogrusu budur’ diye geyik proje aramak oluyor. Bizim devletin degil ama baska devletin fonlarini yerken gordugum buydu, ‘bu sene de sununla ilgileniyorlar, birsey yazalim’ laflari edilir olmustu. Ondan da is cikar, adam yetisir tabii ama hal farkli. (Neye fon verilir ne yazsak yerine, nette ne eksik var insanlara ne lazim denince de google cikiyor ortaya mesela. Iyice uctan ornek vereyim de bozmasi kolay olsun dedim.)

    Sizinle elektrikli arabayi minciklamamis miydik? Yok mu alip yuruyecek kadro o isi? Mofoloji de iyi de (bu arada Emre bey okulu bitirdi, haber vereyim) o proje daha bir faydali belki?

    Mehmet Akif bey,

    Siz bizim laklaka bakmayin sakin, onunuzde nereden isik goruyorsaniz oraya hucum. (Ayrica nicin zehir gibi olmayacakmissiniz?)

  9. Müzmin Anonim - 08 Eki 2007 - 3:40 am

    Bulent bey,

    Liberal AB baglaminda atilacak golu hasretle bekliyorum. Kalelerden birinde de Atilla Yayla’nin oldugunu da dikkate alirsak, seyretmege deger bir mac olacagini umit ve iddia ediyorum.

    Daha dogrusu, kaledekilerden birisi su siralar Allahin sevgili kullarinin sevgili kullarindan olan Atilla Yayla’nin zuluflerine dokundugu icin, AB’den fon kabul etmeyenlerin zemm edildigini dusunecek oluyorum da dilim –goruldugu uzere– varmiyor.

    Fakat, yine de, bakalim, bu sene, AB’den fon alip ne yazmak gerektigi konusunda bizi aydinlatacak kim cikacak?..

    Umarim, bilgilendirmek sozkonusu oldugunda da kirkbayirdan –ulusal no-no, fakat bireysel yes-yes ve more-more olmasi moda olan– ozgurlukler savurmak kadar liberal davranirlar ;)

    Ote yandan, elektrikli araba konusuna su siralar el atmak el yakar gibi gorunuyor. Koc Grubu halen piyasadayken o tur konularda fikir yurutmek bize ancak magarlarda nasip olabilir gibi geliyor bana. Birkac sene beklemek daha uygun. Satip savip dunya turuna ciktiklarinda yeniden gozden geciririz.

    Neyse.

    Halbuki, morfoloji isi hic de oyle degil: Lisani en kucucuk parcalarina degin bolmek anlamina gelecegi icin, refleksleri itibariyle, Evropalinin uzerine baliklama atlayacagi bir konudur.

  10. FST - 08 Eki 2007 - 11:18 am

    Bülent Bey,

    Siz konuyu gayet güzel izah etmişsiniz. Ben şu an sakatım, her ortaya şut atamıyorum.

    AB konusunda biryerlerde yazmıştım, Türkiye bürokrasisinden bin beter Brüksel bürokrasisi, Türkiye’deki devletçi yapı yetmez gibi zorba AB yasaları başımıza bela olacak, AB’nin liberallikle filan bir ilgisi yok, kendini dışarıya kapamaya çalışan dev bir korumacı bürokrasi mekanizması yakında yerle bir olursa şaşırmam.

    Türkiye’nin AB’ye yanaşmasına ise tamamen pratik sebeplerle “olabilir” diyorum, bazı işleri sopa yemeden kendi dinamiklerimizle yapamıyoruz. Gerçi o konuda da epey ilerledik, artık yavaş yavaş farklılıkları kendi kendimize anormal görmez hale gelmeye başladık. Azınlık filan denince “ilk fırsatta öldürülecek kişi” demiyoruz. Bir süre sonra belki AB sopası da gereksiz hale gelebilir. Yoksa bana sorsanız bu kanun yığınıyla AB’ye girmeyi filan istemem, bir belayı ne diye beş yapayım. Mal ve adam geçişlerinde kısıtlama olmadıktan sonra ne diye adamın bürokrasisini başıma bela edeyim.

    Projeye gelince, eldeki fırsatı kaçırmak da enayiliktir, Türkiye’de AB projesi diye yapılan şeylerin çoğu budalaca, ben olsam zırnık vermem ama madem para veriliyor böreğin yağmasına yetişmemek de ayrı bir budalalıktır. Gerçi nadiren iyi bir fikrin yabancı fonla desteklendiğini de görebiliyoruz, o ayrı. Fıstık, zeytin, kanalizasyon işleri filan var galiba.

    Bir şiirle bitiriyorum:

    Ne proje ne para
    Hem proje hem para
    Brüksel onların olsun
    Ankara bize yeter.

    Kemalettin Sipahi Tan

  11. FST - 08 Eki 2007 - 11:56 am

    Müzmin Bey

    Hazir bir lavas imkandan bahsediliyor ve okuduklarima inanamiyorum..

    Ben olsam, hemen dandik bir proje hazirlar ve AB’nin kapisina dayanirdim.

    Yok mu Turkcenin Morfolojisi procesine ortak olmak isteyen

    Dandik projenize çalışmadan para alacak bir “koordinatör” lazım olursa iş güçten fedakarlık yapabilirim. Morfoloji nedir bilmiyorum ama “Blog yazarlığının sosyo psikolojik etkileri” gibi birşey daha hoş olabilir. Yahut “Aşağı Bilmemne Köyü Organik Hıyar ve Brüksel Lahanası Yetiştiriciliği” projesine de hayır demem.

    FST

  12. Müzmin Anonim - 08 Eki 2007 - 12:02 pm

    Fethi bey,

    AB’nin liberallikle filan bir ilgisi yok,

    Hey Allahim.. Su zemanede kimin ne sebeple liberal sayildigini anlamadan gidersem gozum acik kalacak..

    AB’nin yok; ABD’nin yok; Cin’in yok; Hindistn’in yok..

    Yahu, madem, gelismis hicbir ulkenin liberallikle ilgisi yok.. bu ‘liberallik’ denen menem sey sadece azgelismislere mi mahsustur?

    kendini dışarıya kapamaya çalışan dev bir korumacı bürokrasi mekanizması yakında yerle bir olursa şaşırmam.

    Ha. Evet. Bu ihtimal kuvvetle mevcut.

    Antimilitarist hezeyanlarla siirsellestirilen ozgurlukculuk –nasil oluyorsa– ordusuz olamiyor..

    Neyse.

    Her suta orta cekememek sakatligindan olsa gerek ki, Atilla Yayla’nin (liberal olup olmadigina spontane kararlar verdigimiz) AB’den gogsunu gere gere ’simdi ne yazsam?’ fonu alisina yonelik pek bir sey okuyamadim su ana kadar..

    Olsun.

    Sabir da bir erdemdir.

    Beklerim.

  13. Bulent Murtezaoglu - 08 Eki 2007 - 12:39 pm

    Muzmin bey,

    Her suta orta cekememek sakatligindan olsa gerek ki, Atilla Yayla’nin (liberal olup olmadigina spontane kararlar verdigimiz) AB’den gogsunu gere gere ’simdi ne yazsam?’ fonu alisina yonelik pek bir sey okuyamadim su ana kadar.

    Yok, Fethi bey bu konuda gayet tutarlidir. Ayrica Muzmin Mendebur vazifemi ifa edip ben ellemistim buna zamaninda diye hatirliyorum, arsivlerde olmali bulurum arzu ederseniz.

    Soyle birsey oluyor bizim memlekette, bazen insanlarin basina oyle isler geliyor ki ses edilecek seylere ses etmek istemiyor insan. Biliyorsunuz, magdur edilme vasitasiyla sempatik olma hali var. Bana cok oluyordu bu bir ara memlekete gelip eski arkadaslara rastlayinca, mesela:

    Ben: bi tarafimin koministi, esek herif, simdi burjuva zevklerin olmus bakiyorum.

    O: Selimiye’den cikali on sene oldu, ancak bu sene pasaport verdiler, ABD’den iki gun evvel gelip bana bunu deme.

    Ben: hmf, gak guk? Kebep ismarliim sana?

  14. FST - 08 Eki 2007 - 12:45 pm

    Müzmin Bey,

    Yahu, madem, gelismis hicbir ulkenin liberallikle ilgisi yok.. bu ‘liberallik’ denen menem sey sadece azgelismislere mi mahsustur?

    Şöyle diyelim, bu liberallik denen şey (iktisadi açıdan konuşursak) ülkelerin dış ticareti serbestleştirmeleri yanında, kendi iç piyasalarında da belli kişi, kurum ve örgütlere yasal imtiyaz tanımadıkları, mülkiyet hakkını müsadere korkusu olmadan kabul eden ülkelerde bulunabilir.

    Elbette her ülke derece derece liberal ya da devletçilik arası bir yerlerdedir. Bu AB ülkeleri içinde de farklılaşabilir, Türkiye’de de. Mesela Türkiye’de liberal ekonomiden sapma kabul edilebilecek kollektif bedava eğitim, bedava sağlık, büyük tarım ve sanayi sübvansiyonları, belli sektörlere tanınan ithalat imtiyazları boldur. Öte yandan Türkiye’de devletin de ekonomide ağırlığı azalmaktadır, bu açıdan nispeten daha serbest bir piyasadan söz edilebilir. AB için de bu böyledir. AB’nin Almanya, Fransa gibi dominant ülkelerinde sosyal devlet uygulaması vardır ve liberalizmle ilgisi yoktur, daha çok fiilen sosyalizme yakındır. AB tarımda, sanayide korumacıdır, bürokrasi yaygındır. Yerinden yönetim, özerklik yerine Brüksel merkezden yönetilmeye çalışılması liberalizme aykırıdır. ABD’de de ticari alanda kısıtlamalar, korumacılık mevcuttur, tarım vs. sübvansiyonu vardır. ülke içindeki iktisadi özgürlüklerde AB ve Türkiye’ye nazaran daha iyi olduğunu tahmin ediyorum.

    Liberalliğin ekonomik ayağı dışında politik özgürlüklerle ilgili kısmı da vardır, Türkiye bu alanda epey problemli sayılabilir. Azınlık hakları, Kürt meselesi, her tonuyla din meselesi fertlerin özgürlüğünü devlet lehine kısıtlamaktadır. AB ülkelerinde de bu kadar yoğun olmamakla birlikte özellikle azınlıklara, hristiyanlık dışı dinlere karşı baskılar olduğunu zannediyorum. İşkence vs. insan hakları ihlalleri orada da mevcut. Yazarların sadece söyledikleri, yazdıklarından dolayı hapse girmeleri (yerine göre dövülmeleri, öldürülmeleri) daha ziyade Türkiye’de yaygın. İfade hürriyeti açısından ABD, İngiltere gibi ülkelerin nispeten daha liberal olduğu düşünülebilir.

    Yani, “AB liberal değil” derken bunlar aklımdaydı, yoksa AB içinde liberal yönlere de rastlanabilir.

    Azgelişmiş ülkelerden neresi liberal bilemiyorum, çoğu despot darbeciler, krallar tarafından yönetilen yerler. Bunların neredeyse tamamı yolsuzluğa bulanmış sosyalist bozması rejimlere sahip, liberallikle alakaları olduğunu zannetmiyorum.

    Ha, kendisi liberal dahi olamayan AB, ABD bunlara liberallik talkını veriyor derseniz o doğrudur, buna ben de katılırım. Ama bu durum “liberal olma”yı etkileyen bir şey değil.

    Her suta orta cekememek sakatligindan olsa gerek ki, Atilla Yayla’nin (liberal olup olmadigina spontane kararlar verdigimiz) AB’den gogsunu gere gere ’simdi ne yazsam?’ fonu alisina yonelik pek bir sey okuyamadim su ana kadar..

    Ben AB fonlarından para alınmasına karşı değilim, Rize köylüleri gibi düşünmüyorum, sonuçta esasta eleştirilecek yanları da olsa bir uygulama var, projeni getir, parayı verelim deniyor. Bu projelerde AB vatandaşının parası çarçur ediliyor gibime geliyor (Bülent beyin söylediklerini tekrarlamaya gerek yok) ama bir açıdan da baktığımızda eğitim, istihdam, kanalizasyon, köylünün ürününün değerlendirilmesi gibi faydalar da var.

    Dolayısıyla Atilla Yayla bu fondan para almışsa (ki zannedersem başka bir şeydi onlarınki, Avrupa Birliği Komisyonu İnsan Hakları Vakfı deniyor sitelerinde) bunda ayıplanacak birşey göremiyorum. Şunun mahcubiyetini muhtemelen Atilla Yayla da sizin benim gibi hissediyordur: Keşke bu işleri kendi imkanımızla yapabilsek.

    Aynı şeyi sizin Morfoloji şeyi için de düşünüyorum. Bundan bir fayda umuyorsanız ve Türkiye’de millet karnını doyurma davası peşindeyken fon bulunamıyorsa, AB yahut bir başka yer bu işe fon sağlayacaksa bundan gocunmaya gerek yok. Kaldı ki Tübitak sizin projenize destek verebilir.

    Böyle devletle ilişkili paralı işlerin problemi fonları dağıtanların anlamsız abuk subuk şeylere para vermeleri, adam kayırmaları şeklinde ortaya çıkar ki bizim devletimiz kadar AB de bu işte epey sabıkalıdır. Atilla Yayla meselesinde yapılan iş de ortada, ifade hürriyeti bence önemli bir konu, bu iş için AB İnsan Hakları Komisyonundan destek alınmasında mahzur görmüyorum. Benim Türkiye için AB’yi meşru gördüğüm nadir yerlerden biri bu insan hakları, ifade hürriyeti vs. meselesidir.

    Bilmem biraz daha açıldı mı?

    FST

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş