FST 9 Ekim 2007
İzlenimlerin bir şubesini de Facebook caddesine açtım. Gençler meraklı böyle şeylere, duyurmuş olayım. (Yaşlılar da gelebilir).
- Blog
- Yorum(67)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
FST 9 Ekim 2007
İzlenimlerin bir şubesini de Facebook caddesine açtım. Gençler meraklı böyle şeylere, duyurmuş olayım. (Yaşlılar da gelebilir).
“Bırakınız açsınlar, bırakınız örtsünler” lafını çok sevdim ben, bi grup da bu isimle açsanız diorum
Libertarian ve liberal arasında ne fark var?
Amerika’da “liberal” solcu anlamına geldiği için bizdeki anlamda liberaller kendilerine liberteryen diyor. Türkiye’de fark etmez.
bu facebook profilini gizleyecek misin, gösterecek misin diye sormadan profilim
i gösteriyor??? Nerde seçme özgürlüğü.
En sağda, logout’un önünde privacy var, oradan ayarlayabiliyorsun zannedersem
Evet tamam teşekkür ederim.
“Türkiye’de fark etmez.”
Zaten kimin ne olduğu konjönktöre göre değişiyor
O anlamda değil, Türkiye’de ikisi de aynı anlama gelir demek istedim. Ama (beni de kastettiyseniz fark etmez) iyi nükte olmuş, inkar edemem.
Sözüm meclisten dışarı demeyi unuttum,ama demeyi düşünmüştüm.
10 yıl önceki devletçiler şimdi liberal, o zamanki liberaller de devletçi
“Daha dün kendisini “liberal” addedenler de dahil kimse kapı komşuluğu dahi etmek istemiyor artık bu kelimeyle. 1950′li yıllarda ABD’de en öcü kelime herhalde “komünist” idi, şimdilerde ne hikmettir ki onun tahtına “liberal” kelimesi oturmuş durumda. Pek az kelime “liberal” kadar tukaka”.
” Dolayısıyla tanımların yükünden kaçmak için sol entelijensiya ve akademisyenler liberal yaftasından fersah fersah uzak durmaya çalışıyorlar. Yanlış anlaşılmasın! Bizdeki ifadesiyle “liboş” olmaktan kaçındıkları için değil, muhafazakar kesimin gözünde liberal “ahlaksız” anlamına geldiği için. Pusula hepten şaşmış durumda”
“Dolayısıyla, ne hikmettir ki, “liberal” kelimesinin ardında durmak radikal solculuk oldu Amerika’da, bilhassa son başkanlık seçimlerinden sonra. Kelimenin bir de bizdeki çağrışım ve açılımlarını bilse buradaki seçmenler, toptan ibreyi şaşırırlar.”
Elif Şafak
Anlaşılan liberallerin yatacak yeri yok
Nihayet Türkiyedeki liberallerle ortak paydada buluştuğum bir nokta var
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=122675&keyfield=4C69626572616C204B656C696D6573696E696E2068616C6C657269
Deniz bey,
Ben pek hatırlamıyorum, liberalken devletçi olan kim ola ki? Tersi de öyle, dindar iken liberalleşen tanırım ama sosyal demokrat yahut milliyetçi liberal pek duymadım. Bir de liberalliğin turnusol kağıdı özel mülkiyet ve ekonomik serbestlik konusundadır.
Türkiye’de liberal yerine sıkça Vatan Haini, satılık, AB uşağı, Amerika köpeği, Sorospu çocuğu, yavşak, omurgasız, zengin dostu, kuralsız, düzen karşıtı filan kullanılır. Liboş ve Takkeli Liboş şeklinde iki versiyonunu da unutmayalım.
Solcular “onurlu”, “merhametli”, “yoksulun dostu”; milliyetçiler “vatansever”, “milletin çıkarını düşünen”, “devletin hizmetinde”, muhafazakarlar “dindar”, “beyefendi”, “sağduyulu” filandır.
Bütün ulvi duyguları başkaları kaptığından, herşeyin doğrusu yüce devletçilik kitabında vahiy şeklinde yazıldığından, liberal için nedense bu tür yüce ifadeler kullanılmaz olsa gerek.
Türkiye’deki liberallerle ortak payda oluşturmanızı pek tavsiye etmem, ileride “bu illet sıfat nereden bulaştı” dersiniz de iş işten geçmiş olur.
Hah, Elif safak oranin bir propaganda makinesinin basarisini anlatmis. O propaganda buraya kadar ulasti aslinda. Suat bey bile ACLU’ya lakkadanak ‘ateist dernek’ demisti galiba bir kere bu yuzden, ekran basinda dumura ugramistim.
Neyse, orada liberterian nasil olur merak edenler icin iyi bir sene bu sene cunku hayret verici bir sekilde bir libertarian aday adayi var Cumhuriyetci partide. Oteki aday adaylari “Iran tehlikesiii” “hemaan memleketi savunuruuuum” filan derken ‘bunlar savas progandasi” “baskanin yetkisi yok” filan gibi seyler deyip, oranin solunun amiral gemisi (saka yapmiyorum kendileri derler) The Nation’in blogunda bile sempati topluyor:
http://www.thenation.com/blogs/campaignmatters?bid=45&pid=241303
“10 yıl önceki devletçiler şimdi liberal, o zamanki liberaller de devletçi”
İktisadi anlamda değil ama siyasi anlamda var. Erdoğan Teziç.
Ferhi Bey Hocaefendi,
Bu arada ben liberal sol duydum, Milliyetçi liberal de. Taha Akyol, yanlış anımsamıyorsam Liberal Milliyetçiyim diye yazdı. Sizin fetvalarınızdan sık sık istifade ediyoruz,gizli el razı olsun. Benim sorum da bu liberal-sol, Milliyetçi-liberal, ulusal-sol gibi deve-kuş kavramlarla ilgili. Teorik veya pratik olarak liberal sol olur mu? Şimdi liberalken bilmeyerek veya unutarak sol bir kavramı ağzımıza alırsak liberallik bozulur mu? Bir insan iktisadi serbestiyete ve hususi mülkiyete inanıp aynı zamanda eşitlikten yana tavır alabilir mi? Eşitlik istiyorsa serbest teşebbüse karşı mı çıkmalıdır?
Sorunun cevabını cidden merak ediyorum. Eşitlik ; gelir dağılımı eşitliği.
Merhaba Deniz,
Bu soruların doğrudan muhatabı tabii ki ben değilim, standart bir “Klasik Liberalizm Nedir” kitabı yahut web sitesi de işinizi görmekle birlikte Türkiye’de bu işlerde ehil insanlar var, bunlar herhalde sizi daha iyi aydınlatacaklardır. Yine de bildiğim kadarıyla söyleyeyim, doğrusunu bilenler düzeltsin.
Liberal kelimesine Adam Smith’ten beri geldiği haliyle serbest piyasa ekonomisi, mülkiyet ve mübadele serbestisi anlamı yüklüyorsanız “liberal sol” olmaz.
“Liberal sol” denen şey piyasa ekonomisi olsun ama devlet de ekonomiye müdahale etsin, toplanan gelirin belli bir bölümünü toplumun çeşitli kesimlerine dağıtsın anlamına geliyorsa bu zaten günümüzdeki “sosyal devlet”, “refah devleti” denen şeydir, buna bir de liberal sol demenin manası yok. İşi sulandırmamak lazım.
El Cevab: Liberallik bozulmaz, bilerek yaparsa keffaret ve sol kavramı ağzına alanı ikaz gerekir. (Fetavayi Fethiyye, Babü Ma Yüfsidul İtikadül Hürriyet vel Adalet, Cilt XX3, s.4578)
Alabilir ama tavır aldığı yerde böyle birşeyin imkansızlığını görüp hayal kırıklığına uğrar, demoralize olur. Eşitlik ile herkese adil davranılması kastediliyorsa bu zaten liberal insanın düsturudur.
Herkese, çalışana, çalışmayana, vatandaşlık maaşı türü bir “eşit” davranış, adına liberalizm denilmedikçe düşünülebilir. Sonunda uğranacak hayal kırıklığından liberaller sorumlu değildir.
Karşı çıkmasa dahi iş gelip oraya dayanır, daha sonra hem liberal olayım hem de herkesi eşitleyeyim diyerek strese giren adam en iyisinden ülser olur.
Benim acizane diyeceğim budur, Türkiye’de bu işin kompedanı insanlar var, çok merak ediyorsanız oralara sorabilirsiniz.
Diğer taraftan ille de liberal olmak durumunda değil kimse, eğer eşitlik, sosyal adalet gibi konuları daha önemli buluyorsanız sosyal demokrat da olabilirsiniz. Siyasi anlamda özgürlük, ekonomi alanında kontrol ve yeniden dağıtım savunursunuz, en azından tutarsız olmazsınız.
Selamlar.
Fethi “Hocaefendi” el Sipahi
Fethi bey,
Siyasi anlamda özgürlük, ekonomi alanında kontrol ve yeniden dağıtım savunursunuz, en azından tutarsız olmazsınız.
O ikincisini yapan, ilkine neler eder, manali bir sey birakir mi acaba? Bildigimden soylemiyorum ama ornek kolay. Bir seyin farkedilmemesi, yapilmadigini da gostermiyor tabii. Bakin AB’de, ustelik iki ulkede halk tarafindan reddilen, anayasayi ne seytanlika yeniden dayatmaya calisiyorlar ‘dagitici, kontrol edici’ buyukleri:
http://news.bbc.co.uk/1/hi/uk_politics/7034052.stm
(Siz maclarla ilgilenirken bu tezahurat var miydi? Biz bazen bakin bu oldu ama yazmazlar diye dusundugumuz seyler olunca “P.enk basin, bunu da yazin” diye bagirisirdik. O aklima geldi simdi nedense).
Neyse, AB’ye donelim bakin iddialar nasil:
The committee criticised the “essentially secret” drafting of the document, which is due to be signed by EU heads of government in Portugal after an Intergovernmental Committee (IGC) later this month.
[…]
The report said: “The compressed timetable now proposed, having regard to the sitting terms of national parliaments, could not have been better designed to marginalise their role.”
Oralarada poltikaya gireceklere, “On Derste Firildakcilik” diye bir kitap veriyorlarmis.
Hocam,
Bu Radikal 2 de yazan Ahmet İnsel gibilere ve Baskın Oran ekolüne liberal sol deniliyor da ondan sordum. Kemal Derviş’in de böyle kırma açılımları vardı. ÖDP tayfasında da liberal sol deniyor bazen, ama kastedilen özgürlükçü sol olsa gerek.
Hocam bence sosyal demokrasi münafıklık oluyor. Sol gibi görünüp kapitaliste çalışıyorlar. Ya tam kapitalist olunmalı ya da tam sosyalist. Arası cacık oluyor.
Peki hocam liberallerin ekonomik bakış açısı da muhafazakarlarla aynı, bu iki itikadı ayıran şey liberalizmin siyasal hurriyetler kümesinin daha geniş olması, liberalizmin bireyci diğerinin cemaatçi olması, liberalizmin seküler diğerinin biraz daha öbür dünyayı önemsemesi gibi farklılıklar mı?
“Türkiye’de bu işlerde ehil insanlar var, bunlar herhalde sizi daha iyi aydınlatacaklardır.”
Hocam bu ehil ulema sadece kafa karıştırma vazifesi görüyor. Sizden alisini mi bulacağız.
Bülent bey,
O kadar ironi de olsun ama değil mi.
Bu arada maçlarda neler neler söylerdik, misal “Burası sinema tiyatro değil, bağırmayan taraftar ittirsin gitsin” gibi şeyler vardı. Bir de kargaşa çıkaranları coplayan polise hitaben “burası Türkiye İsrail değil” derdik, demek ki o zamanlar daha duyarlı imişiz.
Deniz,
Sen işi çoktan çözmüşsün, boynuz kulağı geçer lafı boş değilmiş.
Hele de sosyal demokrasinin nasıl bir üçkağıt olduğunu, adam gibi, delikanlıca sosyalist olalım diyemeyenlerin nasıl kıvırdığını tespit etmen artık senin kalfalığı atlayıp doğrudan ustalığa terfi etmene sebep olmuştur.
Var git, yolun açık, Allah muinin olsun.
Fethi el Usta
Öpeyim hocam!
Bülent bey,
İki halktan veto yiyen sözkonusu anayasa Avrupaya göre liberal bir anayasa değil miydi?
Bu anayasayı isteyenler kontrolcü ve yeniden dağıtımcılar mı yoksa Avrupa Sermaye çevreleri mi?
Deniz,
Muhafazakar liberaller biraz Locke gibi düşünürler. Malum Locke da son yüzyılın klasik libareller itarafından çok tutulmaz. Ama gerekçeleri onu klasik liberalizmin dışına atmak için yeterli değildir.
Böyle de nuans farklılıları var liberaller arasında..
Bülent bey,
Hatırladım, böyle bir halt etmişliğim var. Orada da demiştim sanırım; Ben ACLU’yu ABD’deki darwinan evrim-ID savaşındaki duruşmaların tutanaklarını okurken yaptığı gönüllü ve katı darwinizm savunusu ile tanımıştım. Avukatın sözleri aklımda böyle bir çağrışım bırakmıştı.
Sanırım; ID’nin müfredata girmesini sekuler eğitime darbe, bunu da özgüklükleri ksıtlama olarak değerlendiriyorlar.
Pazar günü idi sanırım, Radikal yazdı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, ID (ve yaratılışçılık) için bu tip bir yaklaşım olarak özetlenebilecek bir karar alınmış. Hayır darwinian evrimin faşist yorumlarının ve her türlü cinayeti meşrulaştıracak “hayatta kalma savaşı” argümanının -ki temelde bu doğrudur- mahzuru kesinlikle diğer türeme/yaratılış alternatiflerinden daha tehlikeli ve hak ihlallerine yol açabilecekken böyle bir gerekçeyle başka teorilere kapıyı kapatmak akla sakat bir yaklaşım. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum; ilkel pozitivzm kolayca zihinlerden çıkmıyor demek ki. Vakit bulabilirsem ilişeceğim bu konuya.
Neyse, bana atıfta bulunurken “Suat bey bile..” demeniz bile hoş bir teveccuh benim için..
Selamlar..
Geçenlerde de AB bir k
:-)) Film kopmuş burada, bir rivayete göre önceki paragrafın girişi imiş..
“Peki hocam liberallerin ekonomik bakış açısı da muhafazakarlarla aynı, bu iki itikadı ayıran şey liberalizmin siyasal hurriyetler kümesinin daha geniş olması, liberalizmin bireyci diğerinin cemaatçi olması, liberalizmin seküler diğerinin biraz daha öbür dünyayı önemsemesi gibi farklılıklar mı?”
Yok hayır değil. Bunların hepsi liberallerin kendi kavramsal çerçevesinden ve dilinden kaynaklanan düalize edilen ayrım noktaları. Fethi abiye bakma sen. “Laf ola beri gele” cinsinden konuşur arada
(alınma abicim)
Bir sosyalist olarak çokça eleştirdiğim ama bazı yönlerden değerli de bulduğum “liberal sol” hakkında da iki kelam edeyim. Liberal diye ifade edilen solun liberalliği esas olarak analizlerine içkin olan kavramsal dilden geliyor. Örneğin liberallerce devlet-vatandaş ekseninde ele alınan ilişkiler seti otomatik olarak siyasal-ekonomik birlikteliği içinde barındıran ilişkiler setini politik alana indirgiyor. Aslen kendilerini özgürlükçü sosyalistler olarak tanımlayan Ahmet İnsel, Birikim Dergisi çevresi ve ÖDP gibi gruplar da Ceberrut devlet-sivil toplum ayrımından faydalandıklarından, yani devleti ve sivil toplumu kesmesi gereken sınıfsal dilden ayrılarak liberal analizin gerçekliği farklı alanlara bölüp kopartan ve indirgeyen dilini analizlerine içkin kılıyorlar, haliyle politik sonuçlarını da bu analizden türetiyorlar, bu bağlamda bir takım burjuva unsurlarla zaman zaman hareket etmekten de pek gocunmamış oluyorlar. Devleti toplumsal ilişkilerin dışında imiş gibi ele alıyorlar, bürokrasiyi sınıfsal niteliğinden kopartıyorlar. Ancak Birikim çevresi süreci burjuva devrimi ve restorasyon olarak nitelemiş ve artık sosyalistlere büyük görevler düştüğünü deklere etmiştir fakat yine de politik çıkarımların dediğim analizin dili etkindir. Eleştirilerine kısa da olsa sayfamda girmişliğim vardır.
Yoksa Fethi abinin dediği refah devleti vs. hikayesi ile doğrudan bir bağı yok meselenin. Yoksulluk üzerine yazdıklarında birtakım izler görünebiliyor ancak emek ve yoksulluk olayına mücadele ekseninde baktıklarını söyleyebilirim, yoksa devlete bir özne rolü atfetmiyor “liberal sol” diye ifade edilen çevreler.
Arada takip ediyorum Fethi abicim, ona göre haaa
Debiz bey,
İki halktan veto yiyen sözkonusu anayasa Avrupaya göre liberal bir anayasa değil miydi?
Benim baktigim yerden onemli degil, siyasi gucun yerelden merkeze kaymasinin bir parcasi olarak goruyorum cunku bunu.
Siyaset biliminde bunun bir ismi olmali da ben bilmiyorum: bir yerde bir merkezi siyasi yapi olusunca guc yavas yavas oraya kayiyor gibime geliyor. ABD orneginde de (kismen tedricen) federal devlete kaymis. Bunu bir komplo, tezgah neticesi diye dusunmemek lazim herhalde. Insanlar ona itiliyor sistemlerle ilgili sebeplerden dolayi. (Bizim isleri Bruksel’e hallettirme merakimiz belki bunun bazi taraflari icin ipucu verebilir.)
Bu anayasayı isteyenler kontrolcü ve yeniden dağıtımcılar mı yoksa Avrupa Sermaye çevreleri mi?
Ben bunu ak ve seyrek sakalli cekik gozlu bir adama sordum, “evine gelen misafirin kicini ayri davet ediyorsun galiba cekirge?” dedi. Ne demektir bilmem.
Bulent bey,
Fetret.
[Iyi Bayramlar herkese]
Sey, yani, ‘nizam-i alem’ demek istemistim ;P
Müzmin Bey,
Bülent beyin sorusuna cevapsa, “birlik ve bölünmez bütünlüğün tesisi” daha uygun görünüyor.
Selamlar, bayramınızı tebrik ederim.
Tansel,
Bunların hepsi liberallerin kendi kavramsal çerçevesinden ve dilinden kaynaklanan düalize edilen ayrım noktaları.
Şu an hayalime gelen görüntün; gözünde yuvarlak numarasız camlı tel çerçeve, keçi sakal, uzun ve dağınık saç, boyunda belki bir fular, masada yarım bir şarap, ortalık sigara dumanı vs. şeklinde. Belki günün birinde ben de böyle cümleler kurabilirim, imreniyorum doğrusu. (Bunu ciddi söylüyorum, insanlar pek birşey anlamadıkları için, söylenenin önemli olduğunu düşünüyorlar)
Niye alınayım, “Laf ola beri gele” tam da benim bu sitedeki üslubumu anlatıyor, doğru söze ne denir. Zaten yanlış da olsa alınmam, dostlar arasında olur böyle şeyler. Şurada bir abi-kardeş ilişkisi tesis etmişiz, hatırı olmasın mı.
Tamam Tansel ayağımı denk alırım, zaten içimde sürekli izleniyormuşum gibi bir his vardı, demek ki senmişsin.
Sevdiklerinizle iyi bayramlar geçirmenizi dilerim.
Suat bey,
Sanırım; ID’nin müfredata girmesini sekuler eğitime darbe, bunu da özgüklükleri ksıtlama olarak değerlendiriyorlar.
Boyle soylenmesi yanlis degil de, ACLU uye/idarecilerine sorsaniz anayasal prensip ihlali olarak nitelerler herhalde. Kitzmiller vs. Dover kararini okudunuz zannediyorum. Orada asil tehlike aslinda devleti ilgilendirmiyor (kendisini de oldukca dindar addeden hakim de kararda soylemis/ima etmis) belki ama beni korkutuyor: ciddi bir ahlaksizlasma var bu konuda taraf olan ve dindar olduklarini soyleyen kesimde oradaki.
Avrupa parlementosu karari tam Avrupa’nin bana zaman zaman komiklik malzemesi veren tarzinin bir tezahuru olarak gozuktu. Adnan hocaya ne kadar vurgu yapmislar bilmiyorum, ben de bu adamin hala ortalikta dolasmasini ve guclu bir organizasyonu olmasini korkutucu buluyorum ama engel olmaya kalksam herhalde o kadar dansozluk yapmam. Mesele Darwin meselesi degil bence, korkulan da o degil, bu orgutlenmenin guclu olmasinin/olabilmesinin gosterdiginden cekiniliyor olabilir. ABD’de kiliseler/dini kuruluslar bastan beri serbest ve bagimsiz oldugu icin acayip acayip seylerden o kadar korkulmaz (bunun dezavantaji yok degil tabii) ama mesela Almanya Scientology’nin de uzerine devlet gucuyle gitmeye basladi (Tom Cruise’u calistirtmadilar orada yakin zamanda). Belki ayni korkularin/tarzin bir tezahuru bu.
Bu arada is bu konulara gelince Radikal yazarlarinin kavramlara ek isim verme hususunda gosterdikleri ustun performans da beni hayrete dusunuyor. Berkan beni deli etmisti, simdi pek de beklemedigim sekilde Nuray Mert bulasmis:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=235240
Iyi hos da, mesela:
“Evrim teorisi de, adından da anlaşılacağı gibi bir ‘teori’dir, yani varsayımdır. Teoriler bir yere kadar, bilimsel gelişmelere zemin oluşturabilir, nihai sorulara gelince teoriler varsayım sınırında kalır.”
Bir sey demek istiyor, fena bir sey de demek istemiyor belki, ama simdi bu yaziyi okuyanin aklinda ‘bilim’ baglaminda ‘teori’ ‘varsayim’ ile esitlendi. Devami da var:
“Varoluşla ilgili soruların cevabını vermez, veremez. Bu, felsefe, yani spekülasyonun alanıdır.”
Neler ogrendik ana fikri alirken? felsefe=spekulasyon, bilimsel teori=varsayim, Nuray Mert = ???
Niye bu kadar dikkatsiz yazar bu insanlar? 73 uye not vermis o yaziya, ortalamasi 6 olmus. Dusuk verenler de bu gordugum seyler yuzunden degil, anti-din durus almadi diye dusuk vermislerdir gibime geliyor. Bunlar iyi de ondan sonra bu akillara — istemeden — kazinan garip tanimlari kim temizleyecek?
Aaaa, bugun bayram mi? Bayraminiz mubarek olsun.
Bülent bey,
Bayram yarın ama bazı Arap ülkeleri bugün yapıyor olabilir.
İslam dünyasında bir de bu durum vardı öyle ya.
Müzmin bey herhalde Türkiye’de Diyanetin takvimine pek güven duymuyor
Usulen belki telastan yazamiyoruz diye mesaji simdiden yazdim ben.
Bundan sonra gazeteciler konusunda atip tutmadan evvel, eksozluge bakacagim, hic keyfimi kacirip oraya buraya yorum yazmam gerekmeyecek. Gordugumu goren bir suru insan var orada, mesela:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=11262644
(Konuyla ilgili diger girdiler de fena degil orada.)
Bülent Bey,
Söyledikleriniz mantıklı, fakat bu yapılan dansözlüğü aklamıyor.
Konuya burada iliştim kısaca.
Mert’in yazısında söylediklerinim çoğuna atılıyorum ama evet, sizin de dediğiniz gibi yazıda acayip bir çam devirmiş, felsefe=spekulasyon diyerek.
“Teoriler bir yere kadar, bilimsel gelişmelere zemin oluşturabilir, nihai sorulara gelince teoriler varsayım sınırında kalır.” derken varoluşa dair nihai anlamlandırmayı kasdetmiş sanırım, bu doğru ama dediğiniz gibi kavramlar bulamaca dönüyor teori=varsayım oluyor.
“Şu an hayalime gelen görüntün; gözünde yuvarlak numarasız camlı tel çerçeve, keçi sakal, uzun ve dağınık saç, boyunda belki bir fular, masada yarım bir şarap, ortalık sigara dumanı vs. şeklinde. Belki günün birinde ben de böyle cümleler kurabilirim, imreniyorum doğrusu. (Bunu ciddi söylüyorum, insanlar pek birşey anlamadıkları için, söylenenin önemli olduğunu düşünüyorlar)”
:)) Yok abicim alakası bilem yok. Sigarayı ömrüm boyunca kullanmadım. 1.75 miyopum var iki gözde de onu da lens kullanarak idare ediyorum. Sakal bırakmıyorum. Teknik koşullarda dediğin gibi bir sakala henüz müsade etmiyor zaten. Henüz master tezi ile uğraşan bir öğrenci olduğumdan şarap vs. de pahalı geliyor biraz, köpek öldürene de talim etmiyoruz. Arada eş dost akraba gelip de muhabbet edersek bira açıyoruz. Daha fazlasını merak edersen facebook
Gelelim cümleyi açmaya;
“Bunların hepsi liberallerin kendi kavramsal çerçevesinden ve dilinden kaynaklanan düalize edilen ayrım noktaları.”
Burada anlatılmak istenen belli aslında (sen de anladın da ayak yapıyorsun abicim :)) Her siyasal düşünce okulu belli durumları kendi kavramlarıyla ve o kavramları türetmelerini ve kullanmalarını sağlayan teorik bakışlarla durumu açıklarlar, kendi dillerini oluştururlar. Liberaller de liberal solu haliyle böyle değerlendiriyorlar. Düalize etme meselesi de buraya bağlı tabi. Sosyal demokrat ve liberal deyince akla hemen refah devleti-liberal devlet ayrımı geliyor, sosyalizm deyince de her tarafa bulaşan devlet anlaşılıyor. Yani “liberallere göre” liberal kodlu kavram ile “sol” kodlu kavram güdükçe bir araya getirilmeye kasılıyor. Tamamen “ya o ya” bu mantığı var burada. Aradaki gri alan yok. Mesele bundan ibarettir. Maksat anlatılmak isteneni bir çırpıda anlatmak olduğu için böyle yazmaya çalışıyorum. Yaz yaz bitmez öbür türlüsü.
Ayağını denk felan alma abicim. Aslında sana bir mail atacaktım mühim ancak mail adresini bilmiyorum buradan da söyleyemiyorum.
Herkese iyi bayramlar benden de.
Suat bey, eksisozluktekiler aslina bakmislar, Nuray Mert Radikal haberinden gitti diye de kiziyorlar. Aslindan alinti var orada ve icinde “belief” geciyor gibi duruyor. O noktada daha beter cinlenme ihtimalimi goz onune alarak gidip orjinaline bakmadim (niye mi? Cunku biraz bildigim bir konuya dokunuyor o terminoloji de su sekilde). Ugrasacaksaniz aslina bakmaniz daha makul olabilir.
“Belki günün birinde ben de böyle cümleler kurabilirim, imreniyorum doğrusu. (Bunu ciddi söylüyorum, insanlar pek birşey anlamadıkları için, söylenenin önemli olduğunu düşünüyorlar)”
Oh be, bunları okudum da içim rahatladı valla. Bir ara biz de biraz tartışmıştık Tansel Bey’le. Yazdıklarını ben de pek anlamadığım için, demek ki bunca yılda hiçbirşey öğrenememişim diye üzülüp duruyordum.
Demek ki tek anlamayan ben değilmişim. Sağolasın Fethi Bey.
Bu arada ben de herkesin bayramını kutlarım.
Tansel
Bunlar kafaya takacak şeyler değil. E-posta adresim sipahitan[at]gmail.com
Tansel Bey,
Sol görüşten de bir yorumla karşılaştığım iyi oldu. Bunun üzerinde diyebileceğim fazla bir şey, kuramsal-kavramsal çerçeve farklı.
Herkese iyi bayramlar!
Bulent bey,
Bakalim da; sirf Viagra satis ve reklamlarini engellemek icin bir teori uydurmanin –onu da taa ne zaman once yapmanin– neresi etik ya da ilginc, onu anlayamamdim.
Bu alıntıyı facebook’tan yaptım
“
http://www.facebook.com/group.php?gid=7432226426
Muzmin bey,
Zannettigim seyi, zannettigim sebepten ve malum maksatla diyorsaniz, cevabim tahmin ettiginiz gibi gayet tabii.
Bu cümleyi baz alırsak liberal sol, rekabet için gereken koşulların oluşmasını ve eşitliği aynı anda savunma gibi ülserlik bir durumdur.
Tansel’in kastettiği anlamı değil de, konvansiyonel anlamda kullanıyorum.
Kaynak:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=545625&keyfield=736F6C756E206261C59F6C616E67C4B163C4B1
Kaynağın Kaynağı : Bir Politik Ayrımın Anlamı: Sağ ve Sol/Norberto Bobbio-Dost Yay.
“Felsefe = spekulasyon” daha komik ve daha az saçma:
International Philosophy
“Felsefe=spekulasyon” ifadesinden daha komik ve daha az saçma demek istedim.
Deniz bey, Monty Python seyretmeyi sevdikleri ortaya cikan kisilerden ‘ama bu Ingilizce?’ seklinde mazeretlerin kabul edilmeyecegini Haybecilik ve Blog Huysuzlugu Genel Mudurlugu bir genelge ile aciklamis. Bilginize.
Bülent Bey,


Anladım ben onu
Ama bu İngilizce demedim, bu altayazısız demiştim, Dangerous Knowledge için
Bu videoda da herşeyi anladım sayılmaz, ama kimin ne söyleyebileciğini tahmin ediyorum, Archimedes’in Euraka sı gibi. Ayrıca video altı yorumlardan faydalanıyorum
Deniz bey,
Bu videoda da herşeyi anladım sayılmaz, ama kimin ne söyleyebileciğini tahmin ediyorum, Archimedes’in Euraka sı gibi. Ayrıca video altı yorumlardan faydalanıyorum
Bir suru ilginc film var aslinda. MIT, UC Berkeley filan gibi yerler dahil bir suru yerden (sosyal bilimler icin de) ders filmleri nete cikiyor. Hala yavas ve bogulmus durumda burasi net ulasimi acisindan ama su anda oldukca kullanilabilir duruma geldi. Nette acaba altyazi veya tercume icin degil de, insanlarin ’su filmde su dakika su saniyede ne dedi bu hoca?’ diye sorabilecekleri bir yer olsa insanlarin isine yarar mi? Bazen aksana alisik olmadiklari icin de takip edemeyebiliyor insanlar. Ben tecumanliktan bunalirim ama zaten kendi seyrettigim bir seyse, bakip, oradaki cumleyi ‘dedigi su’ diye yaziya dokmek cok zor gelmez mesela (anladiysam tabii!).
Neyse size bir tane daha Monty Python seysi. Bu cok meshurdur, hatta bazi alt kulturlere iyice islemistir. Milleti nette “what have the romans ever done for us” gibi laflar ederken gorurseniz, aha kaynagi:
http://www.youtube.com/watch?v=BrO0TttczJc
Konuyla alakalı değil ama teğet geçet belki : Facebook deyince aklıma geldi.
http://www.youtube.com/watch?v=4w9EksAo5hY
Bu da yazilisi, aksan degisik gelirse:
http://www.mwscomp.com/movies/brian/brian-09.htm
Monty Python ile tanışmam yeni daha. İlk Ekonomiturk sitesinde şunu görmüştüm.
http://www.youtube.com/watch?v=5Xd_zkMEgkI
Geçen hafta filmin tamamını arkadaşımın bilgisiyarında altyazılı olarak buldum ve izledim.
Ben kutsal kaseyi izlemiştim. Komik.
Demisim mi:
Neyse, orada liberterian nasil olur merak edenler icin iyi bir sene bu sene cunku hayret verici bir sekilde bir libertarian aday adayi var Cumhuriyetci partide.
Heh, buralarda da asina oldugumuz bir “politik propagandada dini sembol” isi uzerinden, DIIT Fox televizyonu DIIT’inin lafini sasirtip gakguk ettirecek bir yorumu lak diye yapmis Ron Paul amca. Benim hosuma gitti (gol atmis gibi oldum valla ozellikle spiker ne diyecegini sasirip reklama kacinca) belki baskalarinin da hosuna gider:
http://www.youtube.com/watch?v=BrkltetQ0×4
Bu adamın şansı var mı acaba? Biyografisini okuyunca 3-5 kuruş bağışlayasım geldi.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/7708663.asp
Bu da Türkçe bir haber
Adayligi kazanmak veya baskan olmak gibi bir sansi oldugunu zannetmiyorum, ama varligi, langir lungur konusmasi, neti kullanarak ciddi miktarda para toplayip ses etmesinin faydalari olabilir. Bakin ana kanal kabul edebilecegimiz TVlere cikabiliyor artik.
“Bu savas kanunsuz” “bu fasistlik yoludur” “yalan konusup propaganda yapmayin” filan gibi laflar eden birinin oranin TV’sine cikip beylik gakguklar eden diger adaylara giydirmesi bile onemli bence. Yoksa kendi partisi icinde dahi %8 civarinda gozukuyor destegi su anda. Tabii belli olmaz, ortaya cikti ki zaten liberteryen egilimde olan sinif net uzerinden organize olup ellerini ceplerine atabiliyor. Eger bu paralar iyi tanitima donerse belki mesaji kabul gorup %15-20lere filan cikar.
Neyse, isi rakama baglayayim. Bir anket bir de para toplama linki vereyim:
http://www.rasmussenreports.com/public_content/politics/election_20082/2008_presidential_election/daily_presidential_tracking_poll
http://paulcash.slact.net/
Fethi bey,
Bu adamın şansı var mı acaba? Biyografisini okuyunca 3-5 kuruş bağışlayasım geldi.
Aman SAKIN yapmayin. Bunu nasil kontrol ediyorlar bilmiyorum ama yabancilarin (resmi) secim kampanyalarina yardimi yasak orada, ortaya cikinca basin aninda sisiriyor bunlari. Kucuk bagislara net uzerinden is gordugu icin ‘yabancilardan para topluyor’ diye bu adama kara calinmasi tehlikesi zaman zaman aklima geliyor. (Clinton’a da Cinliler para verdi diye bayagi hadise olmustu.)
Hah Hurriyet haberinde (o zamanki rekor gunu olan) 5 Kasim’in neyle ilgili oldugunu yazmamislar tabii. Bir iki link vereyim:
http://en.wikipedia.org/wiki/Guy_Fawkes_Night
http://www.thisnovember5th.com/
V for Vendetta diye bir film var son bir iki sene icinde cikan, iste anti-totaliter filan mesajli filan. Oradan bilinir populer kulturde bu “remember, remember the fifth of November…” lafi, tarihi kokunden degil.
Heh, “bilmisim” yapayim surada dedigimle ilgili. Bir irkcinin $500 bagis yaptigini bulmuslar hemen, sorgu sual ediyorlar (3:10′dan itibaren asagidaki filmde):
http://www.youtube.com/watch?v=CrRtZaG63o8
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…
Ron Paul haberlerine devam edeyim. Ilk onsecimde %10′la besinci oldu. Bu arada bu adamin taraftarlarinin nette ne kadar aktif oldugunun baska bir delili de BBC’nin bu haberle ilgili yorum kismina bakilarak gorulebilir.
V for Vendetta iki defadan fazla izlediğim nadir filmlerden. Süper!
V for Vendetta ile Cumhuriyetçi aday arasında nasıl bir ilişki kurulabilmiş anlayamadım. Totalitarizm karşıtlığı heralde.
V ile ilgili bir yazı
V: Terörist mi anarşist mi?
Filmden bir sahne:
http://www.youtube.com/watch?v=8TLD3Z6sJWA
No bey,
V for Vendetta ile Cumhuriyetçi aday arasında nasıl bir ilişki kurulabilmiş anlayamadım.
Paul’un Cumhuriyetci olmasi belirleyici ozelligi degil. Liberteryen egilimi ve oranin anayasasinin eski veya kurulus zamani veya duz yorumunu (artik meylinize gore) savunuyor olmasi onemli taraftarlari icin. Ayni zamanda simdiki yonetimin disariya agresif, iceriye ise korkutma, propaganda ve vatandasi takibe dayanan politikalarina karsi oldugu icin zaten oranin bir kesiminde olan buyuk ordu, buyuk ve herseye karisan devlet alerjisi filana uyuyor.
Ben o filmi bilmiyorum ama o filmde gecen ve aslinda ABD’de eski bir gelenekten kaynaklanan sozlerin insanlara burada dahi ilginc geldigini goruyorum. Bizimki gibi buyuk devlet gelenegi olmayan, hatta kisisel silahlanma karsitlarina ’silah sadece poliste/askerde olursa devletin bizi ezmesine nasil engel oluruz?’ filan gibi fikirleri ciddi ciddi soyleyen guruplarin oldugu bir yerde biraz daha etkileyici oluyor o tur filmler. O etkilenen guruplarin meyli liberteryen, dolayisiyla kendilerine en yakin gozuken aday da Paul. 5 Kasim para toplama organizasyonu resmi kampanyanin disindaki bir organizasyondu tabii, ama iliski — gorebildigim kadariyla — kabaca bu.
Sizin verdiginiz linkteki klipte orada yine bir kesimi tedirgin eden ‘korkutarak ve propaganda ile icraatina riza temin eden lider’ ‘korunma ve rahatlik mukabili hurriyetlerden fedakarlik eden memnun/koyun halk’ ‘kotu isler yapan parlemento’ ‘marjinal mufelefete odun, ve odunu vuracak organizasyon/istihbarat’ filan hepsi var. Bunlar — yine benim gorebildigim kadariyla — orada bir kitlenin cekindigi, gorebildigini dusundugu ve onlara fikren tanidik gelen kavramlar. Kismen 1984′te de vardir bunlar. Orada bazi gencler arasinda simdiki soylemle ’sheeple’ denen koyunlasmis kitleler de medya/TV araciligi ile kontrol altinda diye dusunulur (buradaki gobek kasiyan filana tam denk degil ama onun gibi kotu idareye destek/guc veren cogunlugun asagilamansi).
Eger hedef kitleniz o insanlar ise, bundan reklam da cikartabilirsiniz. Meshur Apple Mcintosh reklami boyledir mesela, bakalim parallellik gorebilecek misiniz:
http://www.youtube.com/watch?v=OYecfV3ubP8
Herşeye karışan devlet deyince aklıma geldi, kapalı umumi mekanlardaki sigara yasağı uygulaması 4 ay ertelenmiş.
Sigara içenler için ayrılan bölümler de kaldırılacakmış. Ben yeni uyandım bu konuda.
Ntv den okudum.
Gözlerim yaşardı. Özgürlüklüklerde ilk 7 de değiliz, iş yasağa gelince gireriz.
Cafe ve barda yasakmış. Köy ve mahalle kahveleri de dahil galiba bu kapsama.
Nikotinsizlik başlarına vurunca polisler göstericilere daha sert dalacaklar anlaşılan. Ya da adam bir yerde soyunup sigarasını içecek.
Piyasalara devlet müdahalesi örneği.
Sigara faşizmine hayır!
No bey,
Herşeye karışan devlet deyince aklıma geldi, kapalı umumi mekanlardaki sigara yasağı uygulaması 4 ay ertelenmiş.
Bu kanun yeni gecmedi mi? Ne ertelemesi? Bunu simdi gecirdik ama gecen ay basindan itibaren yururluktedir demediklerine dua edin siz. Ayin iki veya ucunde aciklanan perakende elektrik zammi birinden itibaren gecerli diye yazildi mesela. Bununla ilgili birsey sorayim bari. Simdi ben gecen ay eski tarife varken kullandigim elektrigi simdi sayac okununca yeni fiyattan mi odeyecegim? Yoksa bir okuma atlatiyorlar mi? (Makul olanin ne oldugunu ben de biliyorum, ama ‘makul’ ile alakasi olmasi gerekmiyor bu islerin.)
Sigara yasağı ile ilgili haber:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7964465.asp?m=1
Elektrik tarifeleri konusunda bilgim yok.
Bu arada bir başkan zeki , çevik ve aynı zamanda ahlaklı olmalı.örnek
Gerçi bu adamın 3. özelliği taşıyıp taşımadığını bilemiyorum.
Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan bir lider en azından.