Archive for Ekim 14th, 2007

“……” Hergün Bayram

FST Ekim 14th, 2007

Başlığı bir ÖSS sorusu olarak alalım soruyu boşluğu uygun ifade ile doldurunuz diyelim. Şıklar da şunlar olsun:

a) Deliye
b) Keşke olsa
c) İyi bir likörle zaten
d) Sadece bugün değil
e) Aurelio’ya

Cevabı Sabah gazetesinden yeme içme uzmanı (bazı dini uyarıları da var) Ahmet Örs vermiş. Malum, Türkiye’de dini bir anlamı olan Ramazan ayı sonrasındaki bayramın adı tartışma konusudur. Bir kesim Ramazan Bayramı derken bir grup Şeker Bayramı der. Bu yıl bu işin üzerine düşen olmadı ama ben daha önceki bayram mesajımda konuyu hatırlatmıştım. İşin bir boyutu da likördür. Eskiden mübarek bayram günü Türkiye’de bir grup insan evde konuklarına alkollü içki ikram ederek kutlama yaparmış. Şimdilerde ne düzeydedir bilmiyorum, herhalde hala vardır. Uzatmazsak, Sabah gazetesi yazarı şöyle şeyler söylemiş:

Dini günlerle birtakım yiyecek ve içecekleri buluşturma geleneğimiz var. Ramazan’da ‘pide, hurma ve güllaç’ üçlüsünü ele almayan medya kuruluşu kalmadı. Her ne kadar pastacıların sayısı arttıkça sadece kandillerde değil, her gün kandil simidi satın almak mümkün olsa da kandil olunca bu simidi yemenin ayrı bir keyfi var. Son zamanlarda ısrarla Araplar gibi Ramazan Bayramı olarak adlandırmaya özen gösteren kesim ne derse desin, başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerimizde kutlanan Şeker Bayramı’nda gidilen misafirliklerde kahve, çikolata ya da lokum ve likör ikram edilirdi; bugün de birçok ailede, büfenin bir köşesinde geçen yıldan beri beklemekte olan likör şişesi, Şeker Bayramı’nda ortaya çıkarılıp üzerindeki tozu silindikten sonra konuklar için kadehleriyle tepsiye yerleştiriliyor.

[…] Tekel’in vişne, ahududu, limonsu aromalarıyla altın likörü, bu değişen damak tadına da çok uygundu. Bugün altın likörü yapılmıyor. Vişne ve ahududu likörleri ise benim ilk gözağrılarım. Çocukluktan delikanlılığa geçtiğimde, bayram ziyaretlerinde beni de adam yerine sayıp ikram ettiklerinde onları tatmış ve hayran olmuştum. Şimdi de bu likörler ve yenileri bana aynı keyfi veriyor. Bugün bayramın son günü. Eğer bu ana kadar aklınıza gelmediyse, bu saatten sonra herhalde çıkıp likör arayacak değilsiniz. Ama bu güzel içkiler için bir sonraki bayramı beklemenin de anlamı yok.

İyi bir likörle zaten her gün bayram!

Türkiye ilginç bir ülke, dinin emirleri ile yasakları anlaşılması güç şekilde bütünleştirilebiliyor. Bir ara THK deri toplama meselesinde de bahsetmiştim, İslamda yeri olan Kurban ve yeri olmayan faiz gelirleri THK’nın gelirlerinin büyük kısmını oluşturuyordu. Ahmet bey de bize dinin emri olan bir günde dinin yasakladığı şeyi yapmamızı öneriyor. Tabii arada orta çaplı bir fırça atmayı da ihmal etmiyor, Araplar gibi Ramazan bayramı diyenler filan diye parmak sallıyor.

İslam’a göre haram olan, yani içilmemesi gereken alkollü içkiler bayram günü tüketilmeli diyen Ahmet Örs Arapların bu bayrama Ramazan Bayramı dediğini zannediyor olabilir ama benim bildiğim Araplar bu bayrama Fıtr Bayramı derler. Ramazan Bayramını Türkler kullanır. Şeker Bayramını ise bayramda likör içen Türkler kullanıyor olabilir, benim çocukluğumda şeker bayramı daha yaygındı. Daha sonra “yahu buna şeker diyorsak, kurbana da et bayramı dememiz gerekmez mi” düşüncesiyle olsa gerek, ya da insanlarda İslama ilginin artmasıyla Ramazan bayramı daha genel kabul görür oldu. Arapların konuyla ilgili bir kabahati yoktur, boşuna suçlayıp günaha girmeyelim, fıçıyla altınlı likör içsek kendimizi affettiremeyiz.

Dini günlerimizde bazı yiyeceklerin öne çıktığını ben de izliyorum. Mesela ortada bir pastırma lafı dönüp duruyor, sanki Ramazan ayında pastırma yenmeliymiş gibi. Bu doğru değil, konuyu başka yerde detaylı işledim. Öte yandan, bana sorarsanız dini bir gün olan Ramazan/Fıtr/Şeker bayramında sırf o gün bayram olduğu için alkollü şeyler içmek kendi içinde çok tutarlı görünmüyor. Yani, likör içmek değil de bunu ille de bayram günü yapmak tuhaf. Misal adam oruç tutuyor, iftarı domuz pirzolası ve şarapla besmele çekerek açıyor. Kaldı ki, bu likör içmeyi “bayram geleneği” gibi bir sebebe bağlamak temelli anormal değil mi?

Benim bildiğim müslüman adamın uyması gereken kurallar vardır. Mesela namaz kılmalıdır, oruç tutmalıdır, içki içmemelidir, zina etmemelidir. Bunları benimsemeyen şahıs müslümanım diyorsa ortada anormal bir durum var demektir. Bir adam müslüman ise içki içemez, en azından içiyorsa da “ne yapayım yasak ama alışmışım, bırakamıyorum” filan der. En azından adama “abi, bak sen içki içiyorsun ama zannedersem müslüman adamın içmemesi lazımmış, bir de namaz var, seni hiç görmedim kılarken” şeklinde hatırlatma yapmak lazım, belki unutmuştur. “Vay, seni yobaz, insanların özgürlüğüne müdahale ha” diyecekleri şimdiden ikaz edeyim. Sonuçta kimse müslüman olmak zorunda değil, bu tercih işidir. Ama müslümanım dedikten sonra trafik kuralı misali bazı şeylere uymak da gerekebilir. Müslüman olmayan bir insanı anlamak kolay ama hem müslümanlıktan hem de bayram günü likörden vazgeçmeyeni anlamak epey muamma bir iş.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok, bir misal vardır, hani fukara adamcağız bayram günü likör içip eğlenen, birbirinin bayramını kutlayanlara bakıp “yahu, orucu biz tutalım bayramı bunlar yapsın, ne iş” demiş ya. O hesap.

Mehmet Ne Zaman Hatim İnecek?

FST Ekim 14th, 2007

Son yıllarda yabancı sporcuların “Türk” olması gündemi işgal edebiliyor. Adamcağız para uğruna Türk vatandaşı olunca bir de adını değiştiriyoruz, eski basketbolculardan Ricky Winslow Türk olunca adı “Reşat Fırıncıoğlu” olmuştu, zannedersiniz ki adamcağız yedi göbekten İstanbul’da fırın işi yapan meşhur bir sülaleden gelir. Diğer ünlü Türklerimiz de Mert Nobre ile Mehmet Aurelio. Bizde bu vatandaşlık işine pek bir önem veriliyor, misal çifte vatandaş bakan, milletvekillerimizin durumu tartışma konusu oluyor. Acaba Brezilya’da yarın “Mert” Nobre Spor Bakanlığına getirilse Brezilya’da ne gibi itirazlar yükselir.

Herneyse, geçen gün bir petrol istasyonu reklamında istiklal marşı okunduğunu duydum. Refleks olarak hemen kalkıp hazırola geçeyim derken ekranda tanıdık bir sima dikkatimi çekti. Bu bizim “Mehmet” değil mi? Kerata tüm uyarılarımız (Engin Ardıç ve ben defalarca konuyu gündeme getirmiştik) üzerine İstiklal Marşını, pardon “Ulusal Marşı” bülbül gibi şakımaya başlamış. Zaten kendisi bu konuda söz de vermiş imiş. Gözlerim yaşardı, işte Mehmetçik tüm dünyaya bir Türkün neler başarabileceğini göstermişti. Hele şu duruşa hele, o nasıl esas duruş, kırk yıllık Mehmetçik canım. Gerçi ayaklar esas duruşa uygun değil, baş dik, göğüs ilerde ama eller yamuk, Mehmet’in biraz daha çavuş talimgahına gitmeye ihtiyacı var ama kısa vade için güzel sonuçlar.

Gelelim diğer önemli noktalara, ulusal marş tamam, gözümüzle gördük, şek ve şüphemiz kalmadı lakin her Türk sünnet olmalı kavlince bir de işin öbür yüzü var. Gerçi daha önce nasıl Türkçe öğrendiğini anlattığı bir yazıda “Mehmet” sünnetli olduğunu da söylemişti ama bana pek inandırıcı görünmedi bu.  Nitekim o yazıda da “Türkiye’de Atatürk adını kullanıp prim yapılacağını öğrenmişsin ama şansını zorlama. Brezilya’da böyle bir adet mi var ki çocukluğunda sünnet oldun? Fener taraftarını uyutabilirsin ama BJK taraftarı zor kül yutar. Haberin olsun” diyerek konuyu yeniden gündeme taşıyacağımı belirtmiştim. İstiklal Marşını çakı gibi esas duruşta okudun, aferin ve de gözümüze girdin, ama şu sünnet işi muallakta, bir yolunu bulup bunu da reklam marifetiyle ilan edeceksin, çare yok. Roberto Carlos’a bakkal çıraklığı yaptıran reklam camiamız sünnet işine de bir senaryo bulacaktır.

Bu da tamam diyelim peki iş bitecek mi? Hayır, Türk milleti itikadatı diniyyeye hürmetkardır,  sünnet örneğinden bunu anladık, bu sebeple Mehmet’in din ve Türklük ile ilgili aşağıdaki işlemleri de halletmesi şart, ben takipçisi olacağım.

1. Mehmet en kısa sürede soyadını da “Aymazoğlu”, “Arabacıgiller” türünden yedi göbek Türk  izlenimi veren birşeyle değiştirmelidir.

2. Mehmet en kısa sürede derisinin rengini kozmetik yöntemlerle açmalıdır. Hiç zenci Türk olur mu?

3. Mehmet’in hanımı ve çocuğu da isim değiştirmeli, anaokuluna giden küçük kızı tez elden istiklal marşının 10 kıtasını ağlayarak okumaya başlamalıdır.

4. Mehmet sünnet testini geçtikten sonra namaz hocası eğitimi almalı, Yasin’i ezberleyip Kuranı hatim etmelidir.

5. Bu maddeler Mert ve tüm Türk sporcuları için de geçerlidir.

6. İngiliz vatandaşı olan ekonomi bakanımızın isminin değiştirilmesi gereği İngiltere medyasına hatırlatılmalı, kendisi için Mr. Smith gibi isimler önerilmelidir.

Mehmet, bu yıl bize çifte bayram yaşattın, çok sağol.

Kapat
E-posta ile paylaş