“……” Hergün Bayram
FST 14 Ekim 2007
Başlığı bir ÖSS sorusu olarak alalım soruyu boşluğu uygun ifade ile doldurunuz diyelim. Şıklar da şunlar olsun:
a) Deliye
b) Keşke olsa
c) İyi bir likörle zaten
d) Sadece bugün değil
e) Aurelio’ya
Cevabı Sabah gazetesinden yeme içme uzmanı (bazı dini uyarıları da var) Ahmet Örs vermiş. Malum, Türkiye’de dini bir anlamı olan Ramazan ayı sonrasındaki bayramın adı tartışma konusudur. Bir kesim Ramazan Bayramı derken bir grup Şeker Bayramı der. Bu yıl bu işin üzerine düşen olmadı ama ben daha önceki bayram mesajımda konuyu hatırlatmıştım. İşin bir boyutu da likördür. Eskiden mübarek bayram günü Türkiye’de bir grup insan evde konuklarına alkollü içki ikram ederek kutlama yaparmış. Şimdilerde ne düzeydedir bilmiyorum, herhalde hala vardır. Uzatmazsak, Sabah gazetesi yazarı şöyle şeyler söylemiş:
Dini günlerle birtakım yiyecek ve içecekleri buluşturma geleneğimiz var. Ramazan’da ‘pide, hurma ve güllaç’ üçlüsünü ele almayan medya kuruluşu kalmadı. Her ne kadar pastacıların sayısı arttıkça sadece kandillerde değil, her gün kandil simidi satın almak mümkün olsa da kandil olunca bu simidi yemenin ayrı bir keyfi var. Son zamanlarda ısrarla Araplar gibi Ramazan Bayramı olarak adlandırmaya özen gösteren kesim ne derse desin, başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerimizde kutlanan Şeker Bayramı’nda gidilen misafirliklerde kahve, çikolata ya da lokum ve likör ikram edilirdi; bugün de birçok ailede, büfenin bir köşesinde geçen yıldan beri beklemekte olan likör şişesi, Şeker Bayramı’nda ortaya çıkarılıp üzerindeki tozu silindikten sonra konuklar için kadehleriyle tepsiye yerleştiriliyor.
[…] Tekel’in vişne, ahududu, limonsu aromalarıyla altın likörü, bu değişen damak tadına da çok uygundu. Bugün altın likörü yapılmıyor. Vişne ve ahududu likörleri ise benim ilk gözağrılarım. Çocukluktan delikanlılığa geçtiğimde, bayram ziyaretlerinde beni de adam yerine sayıp ikram ettiklerinde onları tatmış ve hayran olmuştum. Şimdi de bu likörler ve yenileri bana aynı keyfi veriyor. Bugün bayramın son günü. Eğer bu ana kadar aklınıza gelmediyse, bu saatten sonra herhalde çıkıp likör arayacak değilsiniz. Ama bu güzel içkiler için bir sonraki bayramı beklemenin de anlamı yok.
İyi bir likörle zaten her gün bayram!
Türkiye ilginç bir ülke, dinin emirleri ile yasakları anlaşılması güç şekilde bütünleştirilebiliyor. Bir ara THK deri toplama meselesinde de bahsetmiştim, İslamda yeri olan Kurban ve yeri olmayan faiz gelirleri THK’nın gelirlerinin büyük kısmını oluşturuyordu. Ahmet bey de bize dinin emri olan bir günde dinin yasakladığı şeyi yapmamızı öneriyor. Tabii arada orta çaplı bir fırça atmayı da ihmal etmiyor, Araplar gibi Ramazan bayramı diyenler filan diye parmak sallıyor.
İslam’a göre haram olan, yani içilmemesi gereken alkollü içkiler bayram günü tüketilmeli diyen Ahmet Örs Arapların bu bayrama Ramazan Bayramı dediğini zannediyor olabilir ama benim bildiğim Araplar bu bayrama Fıtr Bayramı derler. Ramazan Bayramını Türkler kullanır. Şeker Bayramını ise bayramda likör içen Türkler kullanıyor olabilir, benim çocukluğumda şeker bayramı daha yaygındı. Daha sonra “yahu buna şeker diyorsak, kurbana da et bayramı dememiz gerekmez mi” düşüncesiyle olsa gerek, ya da insanlarda İslama ilginin artmasıyla Ramazan bayramı daha genel kabul görür oldu. Arapların konuyla ilgili bir kabahati yoktur, boşuna suçlayıp günaha girmeyelim, fıçıyla altınlı likör içsek kendimizi affettiremeyiz.
Dini günlerimizde bazı yiyeceklerin öne çıktığını ben de izliyorum. Mesela ortada bir pastırma lafı dönüp duruyor, sanki Ramazan ayında pastırma yenmeliymiş gibi. Bu doğru değil, konuyu başka yerde detaylı işledim. Öte yandan, bana sorarsanız dini bir gün olan Ramazan/Fıtr/Şeker bayramında sırf o gün bayram olduğu için alkollü şeyler içmek kendi içinde çok tutarlı görünmüyor. Yani, likör içmek değil de bunu ille de bayram günü yapmak tuhaf. Misal adam oruç tutuyor, iftarı domuz pirzolası ve şarapla besmele çekerek açıyor. Kaldı ki, bu likör içmeyi “bayram geleneği” gibi bir sebebe bağlamak temelli anormal değil mi?
Benim bildiğim müslüman adamın uyması gereken kurallar vardır. Mesela namaz kılmalıdır, oruç tutmalıdır, içki içmemelidir, zina etmemelidir. Bunları benimsemeyen şahıs müslümanım diyorsa ortada anormal bir durum var demektir. Bir adam müslüman ise içki içemez, en azından içiyorsa da “ne yapayım yasak ama alışmışım, bırakamıyorum” filan der. En azından adama “abi, bak sen içki içiyorsun ama zannedersem müslüman adamın içmemesi lazımmış, bir de namaz var, seni hiç görmedim kılarken” şeklinde hatırlatma yapmak lazım, belki unutmuştur. “Vay, seni yobaz, insanların özgürlüğüne müdahale ha” diyecekleri şimdiden ikaz edeyim. Sonuçta kimse müslüman olmak zorunda değil, bu tercih işidir. Ama müslümanım dedikten sonra trafik kuralı misali bazı şeylere uymak da gerekebilir. Müslüman olmayan bir insanı anlamak kolay ama hem müslümanlıktan hem de bayram günü likörden vazgeçmeyeni anlamak epey muamma bir iş.
Lafı fazla uzatmaya gerek yok, bir misal vardır, hani fukara adamcağız bayram günü likör içip eğlenen, birbirinin bayramını kutlayanlara bakıp “yahu, orucu biz tutalım bayramı bunlar yapsın, ne iş” demiş ya. O hesap.
hay bin yasa fethi beycim, sonucta bu keratalara uyup muzir nesriyat yapmayi birakip musluman adama yakisan bir yazi yazdin. hemde mubarek bayram gununde! cok mutlu oldum cok!
Fethi Bey,
Ahmet Bey Turk mason camiasinin en onde gelen isimlerindendir, o kadar olacak tabii.
Bu paragrafi okudugum zaman, ‘benim bildigim’ kismina takildim kaldim..
Nedense birileri icin, kisinin eskatolik anlamda neye inandigi onemli..
Onemli olmasini anliyorum da, [baska seylerde degil de sadece bu baglamda] soyledigi ile yaptigi arasinda fark olusundan sikayetamiz bir tonda neden bahsedildigini anlamiyorum.
Oyle ya, madem aidiyetler keyfe kederdir; neden ayni keyfe kederlik kisinin son derece bireysel olan inanci sozkonusu oldugunda geceli olamiyor?
Ve, nedense kisinin beyani ile tavirlari arasinda farklar gordugumuzde –o da bariz sekilde gordugumuzde– onemsiyoruz da, kisinin durusunun (zati halinin) neye hizmet etmek anlamina geldigi bizi enterese etmiyor.
Yoksa, hayattaki en onemli sey, kisinin basini hangi istikamette secdeye koydugu ya da hangi kaleye gol atmaga calistigi midir?
Ya da, bizim en matah entellektuelimizin en buyuk sorunu, kisinin oruc tutup tutmadigi, icki icip icmedigi, namaz kilip kilmadigi, zina isleyip islemedigi midir? [sahi, bu zina konusu hangi dunya gorusunun iktidarda oldugu donemde hallolmustu?]..
Oruc tutuyorsa, namaz kiliyorsa, icki icmiyorsa, zina islemiyorsa.. baska onemli bir sey yok mudur?
Laf iste.. Ben de soruyorum. Halbuki, cevabini bal gibi de biliyorum: Yoktur.
Bu topraklarda, kisi, oruc tutuyorsa, namaz kiliyorsa, icki icmiyorsa, zina islemiyorsa kimsenin hiyaneti sozkonusu olamaz.
Bana Fethi Bey sozunu ettigi kisilerin davranislarini sikayet ediyormus gibi gelmedi:
“Müslüman olmayan bir insanı anlamak kolay ama hem müslümanlıktan hem de bayram günü likörden vazgeçmeyeni anlamak epey muamma bir iş.”
Sanki daha cok bazi tutarsizliklari “anlayamamaktan” dert yaniyor gibi.
Muzmin bey, iyice corba yapayim sunu asip:
Suradan asagidaki linkten aldim. (Ama Harabi’nin isminin harflerini kuculttum, nereden cikti bu isimleri buyuk harfle yazmak?)
http://www.turkuler.com/ozan/harabi.asp
Nette bunun bin cesidi var. Biri sarki yapmis galiba, o ‘Musluman ol…’ kismini degistirip. Ben hatirladigim seklini buldum, hatirladigim yanlis olabilir, dogrusunu bilen yazsin lutfen.
(Buna ‘o sarap senin bildigin sarap degil’ diyecekler zahmet etmesin lutfen. Mesele sarap/likor/icki vs. zaten degil Muzmin beyin sordugu baglamda, yahut benim anladigim kadariyla oyle degil.)
Bulent bey,
Buyuk hafle yazMAmak konusunda bence isabet etmis olursunuz. Eski yazida buyuk harf yoktu –bildigim kadariyla. Dolayisi ile, okunduguna daha yakin yazilirdi. Ve, degisik anlamlara da gelmesi kolaylasirdi.
‘kilükali’ diye bir kelime yok aslinda.. dogrusu ‘kiyl ü kaal’ olacak.
[6 + 5] ey zahit saraba eyle ihtiram
[6 + 5] müslüman ol terk et bu kilükali
Olcu dogru. Fakat, kelime yanlis. Bence ahengi de bozuyor. Dogrusu:
[6 + 5] müslüman ol terk et kiyl ü kaali
[6 + 5] ehline helaldir na-ehle haram
[6 + 5] biz içeriz bize yoktur verbali
Yanlis. Dogrusu:
[6 + 5] biz içeriz bize yoktur vebali
[6 + 5] sevaba girmek çün içeriz sarap
[6 + 5] içmezsek oluruz duçar-i azap
[6 + 5] senin aklin ermez bu baska hesap
[6 + 5] meyhanede bulduk biz bu kemali
[6 + 5] kandil geceleri kandil oluruz
[6 + 5] kandilin içinde fitil oluruz
[6 + 5] hakki göstermeye delil oluruz
[6 + 5] fakat kör olanlar görmez bu hali
[6 + 5] sen münkirsin sana haramdir bade
[6 + 5] bekle ki içesin öbür dünyada
[6 + 5] bahs açma Harabi bundan ziyade
[6 + 5] çünkü bilmez haram ile helali
Bu terimin kullanildigi, 300 seneden daha eski bir kaynak vardir.
Fuzuli’den:
ilm kesbiyle paye-i rif’at
arzu-yi muhal imiş ancak
ışk imiş her ne var alemde
ilm bir kıyl ü kaal imiş ancak
Not: ‘ilm’ hem ‘bilgi’ hem de ‘bilim’ anlamina gelir. ‘ışk’ ise hem ‘aşk’ hem de ‘ışık’ yani ‘aydinlanma’ olabilir.
Tabii, eskiden, ‘ilm’ sadece nakli ilimler anlamina geliyordu. Simdi farkli olabilse de, Fuzuli’nin dile getirdikleri bence hala daha gecerlidir.
Neyse.
Verdiginiz siir/gufte, bence oldukca iyi bir sekilde Erkan Ogur + Ismail Hakki Demircioglu ikilisi tarafindan icra edilmektedir. [Fuat Saka da var, ama bence o kadar iyi degil.]
Konuya donecek olursak.. Parmaga degil de isaret ettigi yere bakmak daha bir gayret, daha bir zahmet anlamina geliyor galiba..
yanlis yazmisim. dogrusu
ilm kesbiyle paye-i rif’at arzu-yi muhal imiş ancak
ışk imiş her ne var alemde ilm bir kıyl ü kaal imiş ancak
olacakti.
Hah o ‘verbal’ gozumden kacmis (k&y yaptigim yerde oyle), otkileri yakalayamazdim, sagolun Muzmin bey. Wiktionary’e mudahale edebilir misiniz acaba vaktiniz varsa? Linki ben de ‘acaba’ dedigim icin vermistim yukarida zaten.
Bulent bey,
Wiktionary’e mudahale edebilecegimi sanmiyorum. Bir de oraya yogunlasirsam, nefes dahi alamaz olurum.
Madde basliginin degismesi gerekiyor.
Muzmin bey,
Bir de oraya yogunlasirsam, nefes dahi alamaz olurum.
Gecen sene bir ara bulastim, bana da oyle oldu. Onun icin size yikmak istedim. Not edeyim, ben yaparim sonra belki baskasi yapmazsa. Fuzuli icin bir kaynak alabilir miyim?
Bulent bey,
Verilen beyitin ilk birkac kelimesi ile Google’da ararsaniz, istemediginiz kadar –fuzuli [pun intended]– kaynak bulabilirsiniz.
benzer bir ” bayram likörü ” yazısı vatan’da da vardı , illa içirecekler…….
ramazan bayramına ramazan bayramı demek de en az berlin’e alman şehri demek kadar büyük bir hata
modernleşemedik gitti abi , bizden adam olmaz
hani bir laf var , akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine , deli ol dünya senin kahrını çeksin diye
mantık bu : müslüman olup dine uyacağına , münafık ol dini kendine uydur
Muzmin bey,
Ilk misra ile denedim, 7 link cikti “fesmekan kitap” “fesmekan isimli siir” filan diyenini bulmadim (hepsine baktigimdan emin degilim). Sizin kolayinizdadir diye dusunmustum. Ben genelde kendi anlamadigim konularda girdi yazmaktan cekiniyorum onun icin saglam dayanakla gireyim duzeltme yapacaksam diye dusundum. Onemli degil, wikilere eksik girip not koyup bunu da baskasi yapsin demek ayip degil — usul o zaten.
Beklediğim şiir gecikmeden gelmiş. Daha doğrusu beklediğim tepkiler
Herkese selam, özellikle ehli harabata.
Fethi bey,
Apansiz Metin beyin avatari sizde zuhur etmediyse eger; izin verin de –kendime hitaben tekrarladigim– bir Arap atasozunu hatirlatayim:
“Otuzdokuz kisi sana merkep derse, gul gec. Ammma, kirkincida git bir semer al”..
Cok faideli bir sozdur.
Benim cok semerim oldu.
Siz dahil, herkese birer tane verebilirim.
Aramizda boyle seylerin lafi mi olur. Lutfen cekinmeyin.
Bulent bey,
Fuzuli’nin o beyitleri o kadar anonimlesmis ki, kimse atifta bulunmak ihtiyaci duymuyor olsa gerek.
Fuzuli Divani‘nin bir kopyasi suralarda bir yerlerde olacak ama su anda aramak-bulmak buyuk bir sorun benim icin.
Yaw, firsati kacirmisim..
Madem ‘harabat’tan bahsediyorduk, o sozu soyle de yazabilirdim:
“Otuzdokuz kisi sana har derse, gul gec. Ammma, kirkincida git bir semer al”..
Estağfirullah, maksadı aşmış isem affola. Ben “tepkileri bekliyordum” derken iyi niyetle ve müspet manada söylemiştim.
Ben kendi sorduğumu önemsemekle birlikte sizin sorduğunuz şeylerin daha önemli olduğuna inanıyorum. Hatta size bir cevap yazmak üzereydim ki bu mesajınız geldi. Şimdi beklemedeyim.
Bu konular nice forumda, haber grubunda tartışılmıştır, burada da ele alınsın, belki yeni bir ekleme olur, farklı bakan çıkar.
En azından şu şiirler ve açıklamalar dahi birer kazançtır.
Muzmin bey onemli degil, bu kadari kafi. Sagolun.
Fethi bey,
Ben kendi sorduğumu önemsemekle birlikte sizin sorduğunuz şeylerin daha önemli olduğuna inanıyorum.
Farkli sekillerde onemli. Bunun sohbetini cay icerken yapmistik degil mi? Ben o yazarin yazdiginin nasil okunabileceginin farkinda olup olmadigini da merak ediyorum aslinda. Obur dunya filanla ilgili sebeplerden degil, sosyal sebeplerden merak ediyorum. Rakisindan bir yudum alip, masadaki dostlarina arkadaslarina bakip, yapabildigi, sahip oldugu ve yasayabildigine sukreden insanlari anliyorum, ama icki vesilesiyle dendi diye o insanin sukur demesi benim dinimle alakasiz diyeni de anlayabiliyorum. Bu insanlarin iki turu de yerli. Burali bir ‘biz’ varsa ikisi de o ‘biz’den. O manali olan ‘biz’ hali tatile cikmisa benziyor yalniz. (Ha ‘zaten hic yoktu’ ise bunun dogrusu o zaman baska meselelerimiz de var.)
Bülent Bey,
Muhtemelen farkında değildir. Ben bu konuyu ilgi çekici buluyorum. Bayramda likör içen herkes Fuzuli Divanının özüne vakıf olmuş birer derviş olsa iş kolay ama herhalde öyle değil. Bu işi çağdaşlık, Türk müslümanlığı, Atatürkçülük ile bağdaştıran da çoktur.
Ben yazıda meraktan soruyorum, hinlik yapmıyorum. Nasıl başörtülünün okula gitmeme uğruna bu işi ölüm kalım davasına çevirmesi ilgimi çekiyorsa, bayramda likör içmeyi gelenek haline getiren de bende merak uyandırıyor.
Türk müslümanlığı denen şey de olsa olsa böyle olurdu herhalde. Bize daha oturaklısı pek yakışmazdı.
Namaz kilmak, oruc tutmak meselesine girmeyecegim. Girmeyecegim, cunku –eger kazik gibi ve surekli ayakta durmagi, ya da gunde birkac ogun yemek yemegi zararli bir aliskanlik olarak gormuyorsak– bunlar benim dogrudan ilgi sahama girmiyor.
Fakat, alkol konusu farkli.
Farkli, ama, bu benim vaktiyle balik gibi icki icmis oldugumdan kaynaklanmiyor –eger gercekten iltimas gececek olsaydim, yillar once birakmazdim.
Alkol farkli, cunku alkol yasaginin bir gerekcesi var: Milleti kavgaya surukledigi icin yasaklanmis. En azindan, benim duydugum, okudugum gerekceler bunlar.
OK. Dolayisi ile, alkol, bireye degilse bile topluma zararli olabiliyor. Dolayisi ile, yasaklanmasi makuldur.
Simdi… Burdan elde edecegimiz bir olcut var: bireye veya topluma zararli olabn seyleri yasaklamak gerekir…
Yok yok. Bu olcutu kapip, egzoz dumaninin hem bireylere hem de topluma zararlarindan bahsedip, motorlu tasitlari yasaklamak filan degil niyetim. O kadar da mugalata meraklisi degilim –onu, kendine din adami diyenlere birakiyorum..
Benim deginmek istedigim, alkolun her devirde ve her toplumda ayni derecede zararli olup olmadigidir..
Yani, acaba verili bir donemde, verili bir cografyada alkol (kavgalara yol acmak dahil) zararindan daha faydali olmus mudur?
Isin ilginc tarafi, bu sorunun cevabi ‘Elhak, dogrudur. Avrupa ve Rusya gibi soguk iklimlerde, onlarin Orta Caglarinda, alkol izafi olarak faydalidir’.
Faydalidir. Cunku, soguk iklimde enerji depolayacak baska cok alternatif yoktur. Dusuk derecede seker ihtiva ediyor olsa da, bazi hububat filanin fermentasyon yoluyla kis mevsimi kullanilmasi, fermente edilmis bu nevalenin daha hizli metabolize edilmesi yuzunden/sayesinde daha kaliteli bir enerji kaynagindan bahsediyor olururz.
Fakat, bununla bitmiyor. Ayni Orta Cag Avrupasi ve Rusyasinda, icilebilir (mikropsuz ve temiz) su bulmak da sorundur.
Bu sorunun da ustesinden gelmek icin, icinde fermentasyon yoluyla alkol bulunan (dolayisi ile daha az mikrop ihtiva etmek ihtimali olan) bir sivi elde etmis oluyoruz.
Bu ve benzer sebeplerle, alkol, Orta Cag Avrupasi ve Rusyasinda, zararlarindan cok daha yuksek derecede faydasi olan bir sividir.
[Bu cografyada, yakin donemde bu durumun degistigini, basta petrol vb yoluyla, ardindan da teknolojik urunler vs ile enerji verebilen gidalar, ve temiz suya erisim edinebilen insanlarin, giderek daha az alkol tukettiklerini biliyoruz.]
Ama, simdi duyar gibi oluyorum: “Orta Cag Avrupasi ve Rusyasindan bahsediyorsunuz” diyecek; ve “halbuki, en son gelen Ibrahimi din, Arap yarimadasina ve daha sonra da cevresindeki Akdeniz Havzasi vb gibi cok daha farkli iklimlere yayilmistir. Iki cografyanin ve devrin birbiri ile alakasi yoktur.” ekleyeceksiniz.
Kabul.
Kabul de, bu durumda, dinlerin mekanlar-ustu, zamanlar-ustu olmak iddiasini nasil degerlendirecegiz?
Fuzuli demişken, usulen bir iki beyit de ben vereyim, kayda geçilmiş olsun:
(Hoca medresede binlerce ders verir, halbuki meyhanede bir güzelin bir kadeh sunması ondan daha iyidir)
(Ey softa içki düşkünlerini çok ayıplama, zira ihtiyar meyhanecinin kerameti birçoklarını yıktı)
(Necmettin Hacıeminoğlu, Fuzuli, Cönk Yayınları, 1984, s.65, s.81)
Fethi bey,
Ben de sizin ilgi cekici bulusunuzu ilgi cekici buluyorum
Sundan:
Lumpen bir aliskanligi muhatap aliyorsunuz. Fakat, bunda da asiri secici davraniyorsunuz…
Ayni tur lumpenlikler sadece bir kesimden yok –malum. ‘Kandil’ kutlamak da, haremagasi bilmemkim cavusun basinda durup dua ederek sunu bunu niyaz etmeler de, orucu iftar saatinde degil de 3 saat sonra bozmalar da, 5 vakit namazi nafile namazlarla 20 vakite iblag etmeler de, tarikat/mezhep onderlerini peygamberden ustun gormeler de, peygamberi kisi olarka kutsamalr da birer lumpenliktir –bence. [bu ornekleri daha da artirabiliriz tabii ki.]
Siz, bu tur orneklere genelde deginmeyip, ‘karsi taraf’in gozundeki cope isaret ediyorsunuz…
Ne farkiniz kaliyor sizin, boyali basinin ‘imamin karisi sahneye cikti’ [Sevtap Cetinkale?] diyerek ortaya firlayisindan?
Likor degil de –yeteri kadar alkol iceren– boza icseler; LSD degil de –yeteri kadar uyusturucu mahiyeti olan– enfiye/afyon cekseler sozumuz olmayacak galiba
Belki. Ama, bir de soyle bakin –belki faydasi olur: Mevlevilikte raks var, Bektasilikte de hem saz hem de raks var. Prensip olarak Islam bunlara sicak bakmiyor; bu bilindigi halde bunlar bir suru ayinde var.
Insanlar, dinin kaliplarindan –imkanlar dahilinde– uzaklasmak istiyorlar diyemez miyiz?
Ooops.. pardon. En azindan beni kandirdiniz
Kabul.
Kisilerin istediklerini yapmasi, dinin geregi oldugunda mi daha mesru oluyor?
Yani, sunu demek istiyorum: Basortusu konusunda benzer bir elestiriniz gormus degilim. [Ben gormedim diye yoktur diyemem tabii ki; ama ben hatirlamiyorum.]
Arap/Acem/Pakistan/Amerikan.. herkesin muslumanligi aslinda bir hayli farkli degil mi?
Bunlarin arasinda en oturaklisinin yine de bizimki oldugunu iddia etmemek kolay degil..
{Anadoludaki oturak alemlerine atifta bulunmaksizin soyluyorum bunu..}
Fethi Bey,
Muhammed Mustafa kadar laik Mustafa Kemal kadar Müslüman olmayanlar (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7476291&tarih=2007-10-13) ne kadar da uğraşsa Şeker Bayramında likör içen müslümanları anlayamazlar.
Ayse
Müzmin Bey,
Bunları defalarca konuştuk ama herhalde iletişimimizde sıkıntı var, bunlarla ilgili Kemalizm hurafelerine göre daha az sayıda olsa da yazılarım olabilir, ama sitenin hedef kitlesi çok zaman bunlar olmuyor. Bahsettiğiniz tipleri tasvip ettiğimden değil, Kemalist hurafelerin teokratik devlet eliyle yayılmasından kaynaklanan bir rahatsızlığım var. Cehalet her iki grupta da derya gibi ona şüphe yok.
Öte yandan
geneldezaman zaman bana gönderilen haberlere ilişkin yazılar yazıyorum, siz gözünüze takılan ilginç haber olur da gönderirseniz neden yazmayayım. Budalalık bu sitenin temel yakıtı, hangi kanattan gelirse makbuldür.Problem (aslında bir problem filan değil de acayip görünen hal diyelim) gazetede kelle kulak yerinde bir şahsın bu işi “bayram geleneği” olarak göstermesinde değil mi? Kaldı ki boza, kefir vs. adamı sarhoş etmez. Kafayı bulmak isteyen adam meyhaneciye “bize boza getir ya da hanım çilingir sofrasını donat bakalım, oo, kefir de varmış” demez. Özel olarak kafayı bulmak için işlemlerden geçiriyorsanız, müptelalığınız varsa buna diyecek yok. Yine de problem değil, “ille de genel kabul görmüş bir dini bayramda alkollü içki içeceğim, likör, o da olmazsa, boza mı olur şıra mı” diyorsa bana göre tuvalet dururken cami duvarına büyük abdest bozmak için zorlama yapan adam görüntüsü ortaya çıkar.
Bunlar normal şeyler, Mevlevilikteki raks, Alevilerin saz çalması dini ritüeller değil, kimseye bir zararı da yok. Din bunları ne yasaklar ne de teşvik eder. İnsanların bir kısmı müziğe, eğlenceye meyillidir, bunlar doğal şeyler, “dinin kalıbı” ile bir ilgisi yok. “Dinin kalıbı” ile ilk paragrafta saydığınız tuhaf hurafe ehlinin kalıbını kastediyorsanız o başka.
Bir de çalıp söylerken coşup tepinen, orasına burasına şiş sokanlar var mesela. Bunlar tuhaf tuhaf şeyler, insanların böyle şeye ihtiyacı mı olur, tamamen budalalık.
Ha, bunları dedim diye “İslam dini son derece geniştir, ibadet kuralı diye birşey yoktur, ister ibadet niyetine Aleviler gibi rakı içip saz çalın, ister Kadiriler gibi def çalın oynayın” anlayacak kimse yoktur. İslamda ibadetlerin en azından çok genel bir tanımı vardır. Mesela namaz denen şey muhtemelen insanın bir süreliğine dünya meşgalesinden uzaklaşıp “kazık gibi” dikilmesini, en kibirli adamın dahi bir süreliğine secdeye gitmesini gerektirebilir. Namaz içinde ne okunacağı, nasıl hareketler yapılacağı tamamen teferruattır ve büyük kısmı işin esasıyla ilgili değildir.
Böyle birşey söylemiyorum. Benim bu yazıdaki vurgum “içki içmenin kötülüğü” üzerine değildir. Öte yandan toplumda bir veya birkaç genel din algılaması varsa, ki mesela Türkiye’de İslam dini denince akla bazı marjinal haller dışında bir inançlar, ritüeller topluluğu gelir. İnsanların hem bunu benimsediklerini iddia etmeleri, hem de alenen kuralları ihlal etmeleri belki sizin yukarıda belirttiğiniz gibi “dinin kalıpları” ile ilgili olabilir. Ama baram-likör ilişkisinin dar kalıpla ilgisi yok ve bu sebeple ben bunu merak ediyorum.
Başörtüsü konusunda ana sayfada pek eleştiri yapmıyorum, çünkü bu konuda “devlet baskısı” var. Kanunlar, yönetmelikler eliyle epey bir insanın temel bir özgürlüğü alenen kısıtlanıyor. Burada “devlet baskısı” kalkana kadar mazlumun yanında olmak gerekir.
Öte yandan “başörtüsü takmamak haram mıdır, başörtüsü farz mıdır” konularında yorumlarda da çok şey yazdım, özel sohbetlerde de çok şeyler söylerim. Genelde benim dnden çıkmış bir sapık, kafir olduğumu düşünüp bana acırlar. Bana göre başörtüsü farzdır demeye kimsenin ne yetkisi vardır, ne de kimsenin haddine düşmüştür. Kişisel görüşümü yeri gelirse burada da açıklarım. Ama dediğim gibi şu anda ortada fiili bir baskı ve yasak var, bu süreçte temkinli olmak lazım.
Amenna, farklı elbette ama benim gözümde Türklerin ayrı bir yeri var, o kadar iltimas geçeyim.
Fethi bey,
Ah, elimin altinda verebilecegim bir link olsaydi keske.
Boza da fermente edilmis bir icecektir. Alkol de icerir. Istanbul’da boza, devr-i Osmani’de, alkollu icki ikamecisi idi. Bir ‘hile-i seriyye’ olarak kullanilmistir.
Haram yiyen musluman yok mu? Hem haram yiyen, hem de musluman oldugunu iddia eden ‘musluman’ hic mi gormediniz?
Siz de mi?
Hay Allah.. Bu degerlendirmelerle muhatap olanin sadece ben oldugunu saniyordum
Dinin yasaklarini, ve o yasaklardan yola cikiliarak peydahlanan diger yasak turevlerini unutmak/gozardi etmek dogru mu? Bunlar cok daha kidemli yasak ve fiili baski degil midir?
Boyle calistiginizi bilmiyordum.
Müzmin Bey,
Boza ve kefir alkol içermez demiyorum, misal geçenlerde bir şişe (1 litre kadar) boza içtim, kafam hala yerindeydi. Kafkaslarda bulunduğum dönemde kefir de içerdim (bir hamlede 3-4 bardak) ama dediğim gibi sarhoş olduğumu hatırlamıyorum. Belki de oldum farkında değildim ama onu bilemem. Herhalde vurguladığım noktayı kaçırıyorsunuz, Boza sarhoş dahi etse, sırf alkollü olduğu için bir bayram geleneği haline gelmesini gülünç bulurum.
Çoğu sarhoş edenin azı haramdır ilkesi bana makul görünüyor, mesela birşeyden bir iki bardak içtiğinizde sarhoş oluyorsanız bunun azını da içmemek bir kriter olabilir. Boza ile kafayı bulmak için muhtemelen bir fıçıyı içip bitirmeniz gerekirken, rakı ile bu işi bir bardakla görebilirsiniz. Ya da ben öyle zannediyorum, ne bileyim öyle bir alışkanlık ve merakım yok ki. Ehil olan biri gelip de söylese ne iyi olur.
Ama ben onu söylemiyorum ki. Müslüman haram yer, yemez mi. Çatır çutur hem de. Mesela en ağır haram birinin arkasından doğru olduğu halde duysa hoşuna gitmeyecek bir laf etmektir, yani gıybet. Kuranda yasaklanan bir diğer haram da insanlarla, fiziki halleriyle alay etmektir. Domuz, şarap vs. için sadece “yemeyin, içmeyin” denmişken bunlar daha ağır ifadelerle kınanmıştır.
Ben “likör içen adam haram işlemiştir, acaba müslümanım dediği halde bunu niye yapıyor” demiyorum. “Ramazan Bayramının vazgeçilmez geleneği olarak”, haram olan alkollü içkiyi uzun uzadıya yazmasını, bunu benimsemesini anlamlı bulmuyorum. Bilmem bu sefer anlatabildim mi? Sizin zekanızdan asla şüphem yok, herhalde ben doğru kelimeleri bir türlü bir araya getiremiyorum.
İki cümleyi bir arada ele almak daha doğru olur.
Dinden kaynaklanan baskıları gözardı etmek mümkün mü? Hem de bu yasaklar insanın hayatını karartır, geleceğini bitirir. Bu baskılardan söz etmek, bunları değiştirmeye çalışmak adamın aforoz edilmesine de sebep olur. Nitekim benim ne kadar usta siyaseten doğrucu, kıvırmayı bilen, nal ve mıh uzmanı olduğum dillere destan iken din baskıcısı yobazlara bu yeteneğimi söktüremiyorum. Çünkü adam Allah, kitap, akıl, mantık, peygamber denen şeyi bir çengele asmış “gassal elinde meyyit”, mahza bir zombiye dönmüş.
Öte yandan, devlet de bir tür din baskıcısı ve bunun elinde şimdilik daha ağır silahlar var. Burada silah hem mecaz hem gerçek anlamda kullanılmıştır. Bir de başörtüsü işi artık rayından çıkmış bir konu, normal bir ortamda akıllı adamların söyleyeceği söz de kalmış gibime gelmiyor. Bu konuda aleni devlet baskısı başörtülülerin de bilenmesine, daha mantıkdışı yerlerin güdümüne girmesine yol açıyor, bir an evvel konunun halli şart.
Bu arada dediğim gibi, bana bir telli baba önünde duvar yalayıp çocuğu olacağını zanneden hanım resmi yollayın, yazıyı akşama hazır edeyim.
Müzmin Bey,
Tek yöntem değil tabii ama bu da oluyor, bazı gayretli arkadaşlar “aman Fethi bey bu kaçmasın” diyerek haber veriyorlar.
Genelde haber sitelerinde filan rastgele dolaşırken kendim malzeme buluyorum ve özellikle de “gündemsiz” çalışıyorum. Yani özel bir konuda haber aramıyorum, ne çıkarsa bahta oluyor.
Müzmin bey,
Daha gerçekçi olması için iki önceki yorumdaki “genelde” kelimesini “zaman zaman” haline getirdim. Bilginize.
Bu arada Hurriyet hemen her gun askerlik yapani veya gaziyi polis dovdu diye haber yapmaya basladi. Bugunukunde polis bir de ‘bayramda icki mi icilir?’ demis:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7486526.asp
Bunlarin olduguna inanirim da bunu her gun haber yapmaktaki hesap nedir tam cikartamiyorum. Bunlar birdenbire olmaya baslamis gibi yapiliyor galiba, yani polisle agiz dalasina girilince eskiden dayak yenmezken simdi yeniyor gibi bir seye mi inaniyor insanlar bunlari gordukce?
Bülent Bey,
Hesap sanki ortada gibi. “AKP iktidarında mahalle baskısı devlet baskısına dönüşüyor, önceleri işkence olmayan, gül bahçesi karakollarda çağdaşlık gereği içki içenlere polis işkence ediyor” mesajına ne dersiniz?
İnsanlar inanmaya teşne olduktan sonra balıklama atlar böyle habere, Hürriyetin yorumcuları ne destanlar yazıyor aşağıda.
Fethi bey,
Hesap sanki ortada gibi. “AKP iktidarında mahalle baskısı devlet baskısına dönüşüyor, önceleri işkence olmayan, gül bahçesi karakollarda çağdaşlık gereği içki içenlere polis işkence ediyor” mesajına ne dersiniz?
Icki acisindan oyle belki ama kimsenin ickinin cagdaslik geregi icildigini dusundugunu zannetmiyorum, asil benim dikkatimi ceken son gunlerde asker/gazi ile poilserin birbirine girme haberleri. Su da var mesela:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7479311.asp
Birkac tane daha gordum galiba ama aklimda arama yapacak kelime yok simdi. Uyduruyor da olabilirim. Baska farkeden var mi bunu?
Bülent Bey,
Gazi meselesini ben de gördüm, ilginç, polis iyice mi pervasızlaştı diyeceğim ama haber ve olayın büyük yankı bulmaması başka bit yenikleri olabileceğine de işaret ediyor olabilir.
Gerci icki konusunda da haber yapmislar bugun, soyle:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7483124.asp
Bu bahsedilen Albayrak gurubu basbakanin dunurunun gurubu mu? Bunlar adam olsalar icki ile ugrasacaklarina politikaci cevrelerine bakarlar, neydi ne oldu diye. Bir ara Albayraklar’a vergi affi filan diye birseyler yazmislardi sonra sustular. O islere gelince Dogan gurubu dahil hepsi — bir bakimdan — ayni takimda oynadiklari icin bunlar bilinemez demek geliyor icimden ama bilemiyorum ki diyeyim. Bilemiyorum cunku basin yaptigini iddia ettigi vazifeyi yapmiyor gayet tabii. (Emin Colasan’in yazdiklari sayilmaz, olmasa da oyle yazacak intibai veren adamdan ogrenilene guvenmek zor.)
Değil ama dünürden yakın olmalılar. Dünürünki sadece soyad benzerliği.
Fethi bey,
Buna ne deniyordu?
Fallacy
Dogru olmadigi halde, inanilan sey yani..
Size bir deney onereyim:
Tercihan ac karnina, 4 litre kadar su icin. Bakalim nasil hissediyorsunuz? Sarhos olmagin nasil bir sey oldugunu biliyorsaniz eger, bu halinizin pek de farkli olmadigini goreceksinizdir.
Bu deneyden sonra, ‘cogu sarhos eden eyin azi da haramdir’ hukmuyle, ilk is suyu da haram kilmak gerekir.
Ne dersiniz?
Fena fikir degil; degil mi? En azindan Ankara Belediyesinin isine gelir
Siz hala daha, artik bir mesrubat bile sayilmayacak, bugunku bozadan bahsediyorsunuz galiba.
Gercek boza o degil.
Boyle bakarsaniz, borekcilerin de neden vaktiyle yasaklandigini anlamak zorlasir
Hay Allah.. takildiginiz bu mudur?
Kimin ne tur gelenegi olduguna mi takiliyorsunuz yani?
Merak ettim simdi: Acaba, Osmanli’da ya da Selcuklu’da, Ramazan veya Kurban Bayramlari –bugun oldugu sekilde– 3-4 resmi tatil miydiler?
Degilse, bu ‘gelenek’le de ilgili sorunlariniz olacak mi acaba?
Ben dahil, bu konuda suphesi olmayan bir kisi bulmus olmak son derece kayda deger bir sey benim icin
OK. Simdi anliyorum. Ahir karanlik ve biz disarida aramagi daha bir ehven-i ser, ehven-i bela buluyoruz… Oyle degil mi; ben mi yanlis anlamisim?
Silah sahibi olmak –oldum olasi– hep devletlere verilmis yetkilerdendir. Fakat, hayat karartma, gelecegi bitirme, afaroz etme gibi yetkileri oldugunu varsayan birilerini degil de, zati ozellik olarak bu yetkileri olani tenkit etmek nasil bir mantik iceriyor konusunu ben pek anlayabilmis degilim.
Dogru. Yani, buna katiliyorum.
Olmaz. Bunu yapamam, kimsenin muruvvetine karismak hakkini ben kendimde gormuyorum
Fethi bey,
Değil ama dünürden yakın olmalılar.
Bunu nereden biliyoruz?
Bulent bey,
Verdiginiz linkin basligina baktim sadece: “Yabancıya içki var Türk’e yok”..
OK. Bu iyi bence.
Cifte pasaport konusunda bir karar almamiza yardimci olabilir de ondan.
Bülent Bey,
Dünür Albayrak sıradan bir yazar ve dünürlük sonrası Yenişafak yazarlığından da ayrılmış. Yenişafak gazetesinin sahibi Albayraklar ise Tayyip Erdoğan’ın çok eskiden, belediyeden filan ahbapları.
Şu iki linke bakabilirsiniz
http://www.gercekgundem.com/?p=89126&com=all
http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/06202/
Muzmin bey,
Cifte pasaport konusunda bir karar almamiza yardimci olabilir de ondan.
Goren de onumde kuyruk olundu pasaport vermek icin zannecek. Yok oyle birsey, sadece uzun ve pahali burokrasiyle ugrasip nihai amac olarak bir de hakim karsisina cikip sadakat yemini etmek isime gelmedi. Uzun ve pahali burokrasinin de, yeminlerin antlarin filan da hasi zaten dogdugum memlekette var, ikincisiyle ugrasmaya gerek var midir bir gorelim diye dusundum de geldim bakiyorum buraya.
Bulent bey,
Ben onu kastetmedim –ya da kastettim de ben farkinda degilim.
Benim icin ilginc olan, kimin ‘Turk’ oldugunu nasil belirleyecekleridir.
Oyle ya, irktan yola cikamiyoruz. Kala kala nufus cuzdani ya da pasaport kaliyor. Hukuki haller icin de pasaport gecerli –yani, hangi ulkenin vatnadasi oldugunuzu pasaportunuz belirliyor.
Bu durumda, baska herhangi bir sey icin Turk pasaportunu kullanan birisinin, kafayi cekmek icin baska bir pasaport –mesela bir Amerikan pasaportu– ibraz etmesi halinde ne olacak; nasil tepkiler verilecek diye merak ediyorum.
Muzmin bey,
Bu durumda, baska herhangi bir sey icin Turk pasaportunu kullanan birisinin, kafayi cekmek icin baska bir pasaport –mesela bir Amerikan pasaportu– ibraz etmesi halinde ne olacak; nasil tepkiler verilecek diye merak ediyorum.
Kumarhanelere olan olur belki, bir ara Turk’e yasaklanmisti bunlar (millet otellere hucum etmisti kumar makineleri ilk geldiginde, sonra yerlilere yasaklanmisti, 80lerin basi olsa gerek). Ama oyle olmasi icin mekana sokmamak lazim. Benim tahminim eger hakikaten icki icmek isteyen yabanci gelecekse oralara, zaten Turk’e de verirler. Alkol satmayi kendi isteyerek reddeden bir isletmeci olmadikca bu yasaklarin tutmasi zor.
Mesela, suradan alinti yapiyorum:
Seafood Restaurant at the XXXX XXXXX (no liquor licence as it is right next to the mosque so they serve drinks that only resemble soft drinks -dark beer as coke white wine as grape juice etc. Yet I learnt that the booz there was actually sold by the imam of the mosque next door! Hush! Big secret!)
(XX’li Sansur benden, nedense tasimak hosuma gitmedi).
Müzmin bey,
Alkollü içkiler konusunda bunları daha önce de karşılıklı yazdığımızı hatırlıyorum, çok da önemli değil. Bugünkü boza yerine eskiden alkollü birşey var idiyse ne güzel, düğünlerde gençler gizlice gazozun içine votka karıştırırlar ona benzemiş. Böreğin içine de afyon filan mı atılıyordu Allah bilir, olabilir.
Suyu da aç karna fıçıyla içmek normal şey değil ki emsal olsun. Durduk yerde kim damacanayı kafaya dikip 4-5 litre su içer?
Bu konuyu bir ara işlediğimi hatırlıyorum, laik memlekette sayın Sezer nasıl dini bayram kutlama mesajı verir, laik ülkede dini günde tatil ne demek diye epey köpürmüşlüğüm vardır. Ama arşivler artık kontrolden çıkmış gibi, bir de silinenler olmuş oraya buraya taşınırken.
Diyorsanız ki, laik devletin dini bayramında likör de içilir domuz da yenir, olayın kendisi başlıbaşına problemli, o zaman aynı fikirdeyim sizinle. Ben laiklikten bağımsız olarak bireyin dini güne yüklediği likörlü anlamı kastetmiştim.
Yanlışlık şurada, ben henüz Yaşar Nuri hocanın işine girişmeyi üstüme vazife olarak almış değilim. Bir de bu konuları internette yazmıyorum ama günlük hayatta sıkça gündeme getiriyorum. Yani ahırın içindeyim. Dediğim gibi yeri gelirse izlenimlerde de bu işe girişeceğimden kuşkunuz olmasın, biraz öncelik meselesi.
Türkiye şu anda İslami unsurları Kemalizmle karıştırmış bir teokratik devlet sayılabilir, dolayısıyla hayat karartmada informel cemaatlerle yarışabilir. Cemaatler şimdilik kimseyi fiilen hapse atmıyor yahut işkence etmiyorlar. Bunların çeşitli eziyetleri yanında eskiden gelen bazı yan ve katlanılabilir faydaları da var.
Elbette bu devlet için de söz konusu, ben eleştiri önceliğini devlete veriyorum, zira devlette düzenleme yapılması daha kolay ve mümkün. Din konusunda ise çok daha dikkatli ve planlı olmak lazım. Adamı linç ederler.
Fethi bey,
Elbette bu devlet için de söz konusu, ben eleştiri önceliğini devlete veriyorum, zira devlette düzenleme yapılması daha kolay ve mümkün.
Ustelik denenlere inanacak olursak bizden alinan yetki/riza ile, bizim adimiza yaptigi icin ses etmemiz normal.
Din konusunda ise çok daha dikkatli ve planlı olmak lazım. Adamı linç ederler.
Bizden bu islere de engel olmak uzere siddeti tekeline alma yetkisi alan devletin bunlara da engel olmasi, boyle islere kalkisani bizden uzak ve bir kafes icinde tutmasi da beklenir tabii.
Bulent bey,
Hangi yetki/riza?
Yaw, bu topraklardaki tarih bu kadar ustunkoru mu bilinir?
Devlet-i Al-i Osmani miydi yoksa Devlet-i Teba-yi Osmani mi?
Ya da, Kurtulus Savasinda kurtarilan vatan mi, vatandas miydi?
Ebed muddet olanin riza/yetki filan gibi gereksinimleri mi olurmus..
Kisacasi, ‘devlet’ dedigimiz seyle, Meclis/Hukumet vb gibi gecici seyleri birbirine karistirmaniz beni sasirtmadi degil.
[yeniden]
Bülent Bey,
Söylediklerinizle aynı şeyi düşünüyorum.
Zorlukları da biliyorum zira dinin birçok hurafeci zorbasının devletin memuru olduğu, devletin içinde dinin belli yorumlarını sopa zoruyla dayatma niyetindekilerin olduğu malum. Dolayısıyla çözüm çetrefilli. Eğitim şart, yasal düzenleme lazım ama nasıl, kim tarafından, neye göre vs. vs.
Müzmin bey,
Yahu ne Osmanlısı, tebası, çağdaş cumhuriyet kazanımları nerede kaldı? Saltanat mı var ki al-i bilmem ne olsun ortalıkta?
Kaldı ki AKP hükümeti “devleti ele geçiriyor” çığlıkları epeydir var, artık devlet-hükümet birlikteliğini var sayabiliriz.
Asıl ben teessüf ederim, Bülent bey ne der, ne eder bilemem.
Muzmin bey,
O dedigimde denenlere inanacak olursak ifadesi kismen Muzmin bey-savar olarak da dusunulmustu ama ortaya cikiyor ki daha kuvvetli bir ifade kullanmak dogru olacakmis. Cok kuvvetlisini kullanmak da baska sebepten dogru olmaz belki — bu saatten sonra mahlas edinsem de Malum Anonim diye alay mevzuu olurum herhalde.
Fethi bey,
Kaldı ki AKP hükümeti “devleti ele geçiriyor” çığlıkları epeydir var, artık devlet-hükümet birlikteliğini var sayabiliriz.
Cok tatli muhabbetlere vesile olsun bu dediginiz, surada kahve icip seyredeyim istiyorum. (Isteyen de likor icsin tabii.)
Bülent Bey,
Size iyi seyirler, yalnız “kahve likörü” de var, aklınızda olsun.
http://www.sabah.com.tr/2007/10/14/pz/ors.html
Bulent bey,
Walla.. bunca zamandir niyet okumalara karsi verdigim mucadeleyi bir kenara koyup, size iltimas gecemezdim..
Ote yandan, ben-savar icin en iyi oneri olsa olsa alasindan bir-iki kilo revani vb sekerli-balli bir seyler olabilir. Hatta, sizi hic yormadan bunu ben halletmek istemiyor degilim; ama, uygun fiyatta yatacak yer bulabilmis degilim henuz.
Fethi bey,
Bu kazanimlar, 45′lerdeki ithal karsi devrim sonrasi, yitirildi –malum.
He Allahim.. her iki gunde bir MV maaslarina bakip bakip ’saltanat’, ’saltanat’ diyen birisinin bu soruyu sormasina beni vesile kilisin beni de mubareklerin arasinda katacagina dair isaret midir? Degilse bir isaret daha gonder yarabbim..
Ben bu sesleri duymasina duydum, ama bana daha gercekci gelen, AKP’nin milleti ‘el’e gecirdigidir..
Buna karsilik, eli kulagindaki Irak operasyonu gerceklestiginde, AKP’nin ele gececegini dusunuyorum. {Those who link this with fisting should be ashamed of themselves and us.}
Estagfurullah. Ne demek. Lafi mi olur.
Bunu ben de bilemiyorum cogu zaman.
Saçma birşeye saçma demek çok mu zor anlayamıyorum ?
bozalar ,şiirler , aç karnına damacana su içmeler………
adam basbayağı özdemir ince’nin saçmalamaları gibi saçmalamış , FST bey de dalgasını geçmiş , güzel de geçmiş…..
hadi kendi aile geleneğine saygı duyuyorum istediği gibi yaşasın ,eh netice itibariyle toplumun bir parçasıdır ,bize kendi aile geleneğini “milli örf ” gibi yutturmasını da geçtim ,iyi birşey yaptığını düşünüyorsa bunu başka insanlara da önermesine birşey demiyorum
ama söze ” dini günlerde….” diye girdin mi , olayın kişisel deneyimle , aile geleneği ile falan irtibatı kalmaz ,
soru 1 - hangi din ?
soru 2 - bu fiilin bu dinde karşılığı ne ?
ben de kendi tıp bilgime güvenerek bunlarla dalga geçmek akıl sağlığı açısından yararlıdır diyorum.
dini bir bayramda dinin emrinin tersini yapmayı öneren bu elemana 29 ekim gibi resmi bayramlara yunan bayrağı ile katılmasını öneriyorum tutarlılık açısından , sigarayı bırakma gününe puro yakarak katılmayı da ihmal etmemeli ……
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…