Mehmet Ne Zaman Hatim İnecek?

FST Ekim 14th, 2007

Son yıllarda yabancı sporcuların “Türk” olması gündemi işgal edebiliyor. Adamcağız para uğruna Türk vatandaşı olunca bir de adını değiştiriyoruz, eski basketbolculardan Ricky Winslow Türk olunca adı “Reşat Fırıncıoğlu” olmuştu, zannedersiniz ki adamcağız yedi göbekten İstanbul’da fırın işi yapan meşhur bir sülaleden gelir. Diğer ünlü Türklerimiz de Mert Nobre ile Mehmet Aurelio. Bizde bu vatandaşlık işine pek bir önem veriliyor, misal çifte vatandaş bakan, milletvekillerimizin durumu tartışma konusu oluyor. Acaba Brezilya’da yarın “Mert” Nobre Spor Bakanlığına getirilse Brezilya’da ne gibi itirazlar yükselir.

Herneyse, geçen gün bir petrol istasyonu reklamında istiklal marşı okunduğunu duydum. Refleks olarak hemen kalkıp hazırola geçeyim derken ekranda tanıdık bir sima dikkatimi çekti. Bu bizim “Mehmet” değil mi? Kerata tüm uyarılarımız (Engin Ardıç ve ben defalarca konuyu gündeme getirmiştik) üzerine İstiklal Marşını, pardon “Ulusal Marşı” bülbül gibi şakımaya başlamış. Zaten kendisi bu konuda söz de vermiş imiş. Gözlerim yaşardı, işte Mehmetçik tüm dünyaya bir Türkün neler başarabileceğini göstermişti. Hele şu duruşa hele, o nasıl esas duruş, kırk yıllık Mehmetçik canım. Gerçi ayaklar esas duruşa uygun değil, baş dik, göğüs ilerde ama eller yamuk, Mehmet’in biraz daha çavuş talimgahına gitmeye ihtiyacı var ama kısa vade için güzel sonuçlar.

Gelelim diğer önemli noktalara, ulusal marş tamam, gözümüzle gördük, şek ve şüphemiz kalmadı lakin her Türk sünnet olmalı kavlince bir de işin öbür yüzü var. Gerçi daha önce nasıl Türkçe öğrendiğini anlattığı bir yazıda “Mehmet” sünnetli olduğunu da söylemişti ama bana pek inandırıcı görünmedi bu.  Nitekim o yazıda da “Türkiye’de Atatürk adını kullanıp prim yapılacağını öğrenmişsin ama şansını zorlama. Brezilya’da böyle bir adet mi var ki çocukluğunda sünnet oldun? Fener taraftarını uyutabilirsin ama BJK taraftarı zor kül yutar. Haberin olsun” diyerek konuyu yeniden gündeme taşıyacağımı belirtmiştim. İstiklal Marşını çakı gibi esas duruşta okudun, aferin ve de gözümüze girdin, ama şu sünnet işi muallakta, bir yolunu bulup bunu da reklam marifetiyle ilan edeceksin, çare yok. Roberto Carlos’a bakkal çıraklığı yaptıran reklam camiamız sünnet işine de bir senaryo bulacaktır.

Bu da tamam diyelim peki iş bitecek mi? Hayır, Türk milleti itikadatı diniyyeye hürmetkardır,  sünnet örneğinden bunu anladık, bu sebeple Mehmet’in din ve Türklük ile ilgili aşağıdaki işlemleri de halletmesi şart, ben takipçisi olacağım.

1. Mehmet en kısa sürede soyadını da “Aymazoğlu”, “Arabacıgiller” türünden yedi göbek Türk  izlenimi veren birşeyle değiştirmelidir.

2. Mehmet en kısa sürede derisinin rengini kozmetik yöntemlerle açmalıdır. Hiç zenci Türk olur mu?

3. Mehmet’in hanımı ve çocuğu da isim değiştirmeli, anaokuluna giden küçük kızı tez elden istiklal marşının 10 kıtasını ağlayarak okumaya başlamalıdır.

4. Mehmet sünnet testini geçtikten sonra namaz hocası eğitimi almalı, Yasin’i ezberleyip Kuranı hatim etmelidir.

5. Bu maddeler Mert ve tüm Türk sporcuları için de geçerlidir.

6. İngiliz vatandaşı olan ekonomi bakanımızın isminin değiştirilmesi gereği İngiltere medyasına hatırlatılmalı, kendisi için Mr. Smith gibi isimler önerilmelidir.

Mehmet, bu yıl bize çifte bayram yaşattın, çok sağol.

7 Responses to “Mehmet Ne Zaman Hatim İnecek?”

  1. Aurelio’nun Ulusal Takım’da oynayıp İstiklal Marşı’nı bilmemesi haklı olarak eleştirilmişti ancak bahsettiğiniz gibi herkes daha çok Memed’in sünnetiyle ilgiliydi. Ne zaman kesildi, kim kesti ve kirvesi kimdi? Bu sorular gün ışığına çıkmadan veya adam ulusal bir kanalda boyu da bu kadar demeden bu tartışmaların kesileceğine inanmamaktayım.

  2. Mehmet’in reklamına iki sebepten uyuz oluyorum. Birincisi RTÜK’e gelen saçma salak tepkiler, ikincisi de koskoca bir akaryakıt firmasının sanki başka hiç bir hizmeti, ürünü yokmuş gibi İstiklal Marşı üzerinden yapmaya çalıştığı prim.

    RTÜK’e gelen tepkilerden birini aşağıya aktarıyorum ki, aklınız başınıza geliversin:

    Marat Safin: Alpet reklamında futbolcu Aurelio İstiklal Marşı’na hem eşlik ediyor, hem de araba kullanıyor. İstiklal Marşı okunurken arabayı durdurup inmesi gerekirken, araba istasyona gelince iniyor. Reklamın Türk milletinin İstiklal Marşı’na saygısını zedeliyeceğini düşünüyorum. Önlem alın yoksa dava açacağım.

  3. Bulent Murtezaoglu 18 Eki 2007 - 00:12:16

    Hzhubble bey,

    RTÜK’e gelen tepkilerden birini aşağıya aktarıyorum ki, aklınız başınıza geliversin

    Dogru diyorsunuz. Boyle tepkileri, boyle tepkileri otomatige baglanmis insanlari biliyoruz zaten. Pek konusmadigimiz tarafi ise, boyle insanlar az degilken bu insanlara dava kapisi da ozgurlukcu anlayisla degistirilmis kanunlar yuzunden kapaninca ne olacagi. ‘Milli duyugular’la gittim bu densizlerin cam cerceveyi indirdim derler mi? Derlerse, “iyi, biz de milli kanunlarimiza gore seni bir kafese koyuyoruz” diyebilecek kadro, anlayis ve uygulayana destek var mi? Bunu Adnan hoca internete karsi davalarinda da cok merak ettim ben, insanlar olcunun kactigini dusunuyorlar belki ama ‘hakaret varsa bu yapilmali’ deMEyen az bence. (Ki o Adnan hocaya hakaret, daha kutsal sayilan seylere olsa ne olacak ortada degil.) Internet baglaminda zaten gecen kanun ve onu uygulayacak olanlarin soyledikleri evlere senlik tabii. Yani eger aklimiz basimiza gelirse, zaten sadece zaten pek bir isimize yaramayan TV’nin degil kullandigimiz ortamin da sallantida oldugunu farkedecegiz belki.

  4. FST 18 Eki 2007 - 08:39:46

    Bülent Bey,

    Bu konuda aklınızda olan pratik bir öneri var mı? Çocukları şimdiden ilkokula gönderirken ileride ne hale geleceklerini biliyoruz. Bana göre hakaret, küfür vs. gibi şeyler insanın kafasını yarmadığına, üstelik de muhtemelen bir sebebe binaen söylendiğine göre serbest olmalıdır. Küfür eden değil edilen “sen bu adama birşey mi yaptın” diye soruşturulsa daha mantıklı bile olabilir.

    Polis, hakim de birilerine “fiili” saldırma hakkını bulan kemalist, milliyetçi, islamcı vs. şahsı derdest edip içeri tıkmadıkça ilerleme olmaz. Bırakın bunu polis milliyetçi ile birlikte “küffara karşı” copa sarılıyor.

    Solcu coplanırken “oh olsun” diye keyfolanlar, cop başörtülüye inince “yahu ne oluyor” dediğinde akıllandılar, sıra kendini devletin gayri resmi bekçisi zanneden milliyetçi ve kemalistlerde. Bunların yaşı uygun olmadığı için o copun 12 eylülde milliyetçilerin muhtelif yerlerine nasıl girdiğini bilmezler. Ben olsam yakaladığım milliyetçiye “devletin copu adres zormaz” makamında bir türkü olduğunu hatırlatmaya çalışırdım. Şimdi bunu yapıyorum ve fena da olmuyor gibi.

  5. FST 18 Eki 2007 - 09:07:36

    Şu haber ve yorumlar ise ümit verici sayılabilir mi? Hem de Hürriyet yazıyor.

    Asker selamını bırak top oyna

    Türkiye, sahasında Yunanistan’a 1-0 yenilirken, Fatih Terim ve futbolcular eleştiri oklarının hedefi oldu.

    Bir okurumuzun maçla ilgili yaptığı yorum hayli ilginçti. TartışıYORUM sayfasına gelen yorum şöyle;

    “Bu bir maç askerlikle ilgisi yok. Milli maça değil sanki savaşa çıkıyoruz. Bu maçta Türkiye’ye yapılacak en büyük hizmet Yunanistan’ı yenmek olacaktı. Şehitler üzerinden kimse prim yapmaya çalışmasın.”

  6. Bulent Murtezaoglu 18 Eki 2007 - 10:55:36

    Fethi bey, aklimda pratik birsey yok. Ustelik bu baglamda akla gelebilecek yontemlerin icinde devlet boyutu olmak durumunda oldugu icin toplum muhendisliginden farklari olur mu bilemiyorum.

    Hzhubble bey ‘akliniz basiniz gelsin’ deyince aklima geldi, bu konularda bizim aklimiz basimizda degil bence. Konusup duruyoruz serbesti filan diye ama bunun ne anlayani ne isteyeni, ve belki en onemlisi uygulayicisi/koruyucusu bana fazla gozukmuyor. Tam tersi, — icine iyi saatte olsunlar ve/veya devletin yuksek menfaatleri karismadan da — cikan ve arzu edildigi soylenen kanunlara bakilinca bambaska bir tablo gozukuyor (aklimdaki internet kanunu simdi ama baskasi da vardir). Bunlar sadece bir acidan bakilinca gozukenler, baska acilar da var. Uygulamada sizin de soylediginiz gibi kanunlarin sinirlari icine cekilmis bir otorite goremiyoruz. Yine netameli islere bakmaya gerek yok, RTUK baskani sifatiyla sahur beklerken mesaiye devam eden tele-nasihatci Zahid Akman gorevinin basinda hala mesela.

    Halimiz buyken elimizde farkli bir devlet mekanizmasi ve farkli bir kamuoyu var gibi yapmamak herhalde daha saglikli olur. Millet daha liberal bir duzeni ister durumda ama devlet izin vermiyor gibi dusunuluyor bazen, ama bunun bir alameti yok ortada. Bunun olcusu ‘ben istedigimi yapamiyorum’ seklindeki sikayetler degil. Dediginiz gibi (Atilla hoca da yazmis bunu), bunun bir olcusu begendigi susturulunca degil begenmedigi susturulunca rahatsiz olmak, cunku o baglamda rahatsizlik susturulanla degil susturanla ilgili. Ayni sekilde selekif uygulamada da, kanun gucuyle kendisine bir sey yapilandan ziyade yapan ve kural ile ilgili birseyler dusunulmeli. (Bu baglamda AY’ye bir konferansda dedigi icin yapilanla, dayak planlarini basina aciklayan ve ayni okulda calisan bir baskasina yapilmayan geliyor aklima en basitinden.) Bunlari goremiyoruz bence. Goremiyor isek goremedigimizi gormek de kardir herhalde?

  7. […] futbolcu Aurelio gibi Türk olup adını değiştiren ve zamanında burayı da meşgul eden Beşiktaşlı Mert Nobre bir […]

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş