Spor Yazısı: Kabak Efsanesinin Tadı
FST Ekim 15th, 2007
Arada spor yazısı da yazarım, malum büyük gazetelerin kibirli ve popüler siyasi köşe yazarları arada “Fener vasat oynadı” mealinde şeyler yazıp stres atarlar, henüz yeterince büyük ve kibirli olmasam da ben de spor ve magazin yazısı yazıyorum, bilen bilir. Malum bu sene sporda epey nal topladık, kısaca bundan bahsedelim. Öncelikle voleybolda ille de “filenin sultanı” denen bayan voleybol takımımız şamar üstüne şamar yiyerek yüzümüzü kızartıp başımızı yerden kaldırmadılar, öncelikle onlara teessüflerimi bildiririm. Lafta sultanlıkla bu iş olmaz. Sadece türbanlı Mısır’ı yendik diye ipe de un serilmez ki. Adam gibi voleybol oynayın, yoksa “Filenin Sultanı” değil “Filenin Hizmetlileri” ünvanını yakıştıracağım. Plaj voleybolcüleri Atanın kızıyız filan diye saçmalardı, Allahtan bunlar şimdilik cevher yumurtlamıyor.
İkinci mağlup kesim 12 Dev Adam nam haybeciler güruhu. Bunların da rezaleti ayyuka çıktı, NBA patentliler dahil yedi düvele rezil olup kendilerine güldürdüler. Federasyonun milyonlarca dolarıyla bedava gezip geldiler. 12 Rezil Adam Türkiye’de uyanması muhtemel basketbol ilgisini de söndürmüş oldular.
Gelelim asıl konumuz İmparator efsanesine. Fatih Terim’in bir balon olduğunu, insan hayatında bazen şansın yaver gidebileceğini, Milan meselesinin de bir dizi şansın bir araya gelmesi sonucu ortaya çıktığını daha önce de söyledim. Fatih Terim Milan’dan kovulduktan sonra (ki fiilen kovulmuştır) ballı ve beleş Türk Milli Takımı teknik direktörülüğüne “istemem yan cebime koy” mantığıyla balıklama atlamıştır. İlk anda karşımıza çıkan İsviçre ile eleme oynama şansını beceriksizlikle kaybetmiş, üstelik hatalarını taraftarı kışkırtarak örtmeye çalışmış, şimdilerde ise en kelek grupta gözünü kapatsan çıkılacak şampiyona şansını zora sokmuştur. Bir haber sitesinde “Efsanesini kendi eliyle yıkıyor” demişler. Ha şunu bileydiniz, yalnız efsane filan cafcaflı laf, balon sönüyor daha mantıklı olurdu. Fatih Terim balonu fıslamıştır.
Manzaraya bakın, bizim mahalleden 8-10 çocuk toplasan fark atacağın Malta diye bir sıra takımı senden puan alıyor, beraberliği zor kurtarıyorsun. Haritada yerini bilmediğim Moldova diye bir yerin takımı bizim milyon dolarlık yıldızlara çim yolduruyor. Bir de dünya Türk milli takımıyla düpedüz alay ediyor. Haklılar da. Çoktan cebe atılması garanti olması gereken tur şimdi Yunan “zaferine” kalmış görünüyor. Hödükler sürüsü bir de maçtan önce istiklal marşında asker selamı vermişler. Güya milli ruhla dopdolular. Milli ruhu olan adam avantaj takımları karşısında ot yolmaz. En ruhlu olanınız “istiklal marşı ezberlesin, sünnetli mi” diye tantana yapılan Brezilya asılı Türk vatandaşımız Mehmet Aurelio. Gerisi tuvalete dahi 4X4 ile giden şarlatanlar. Başlarında da karizma abidesi Fatih Terim, namı diğer İmparatore yahut Tarator Fatih.
Bu laflardan gına geldi artık, şımarık oyuncu, kurnaz ve paragöz teknik direktör, turist federasyon yetkilisi, yalaka ve geri zeklı köşe yazarı, budala ve fanatik taraftar kombinasyonu cidden kabak tadı verdi. Türk milli takımından bir halt filan olacağı yok. Piyangodan çıkan bir dünya üçüncülüğü ile ömür billah avunulur, ötesi boş laf. O üçüncülükte de yendiğimiz takımlara bakın, en iyisi Senegal. Türkiye tarihinde ne zaman delikanlı gibi Almanya, İtalya gibi birinci sınıf bir takımla başa baş oynamış? Kore, Japonya, Senegal’i yenip üçüncü oldu, kırk yıl türküsü söylenir. Görmemiş turnuvada üçüncü olmuş hesabı.
Hesap sorulacağına herifler bir de temize çıkarılmaya çalışılmaz mı, hayret etmemek mümkün değil. Kerameti kendinden menkul tiplerin tiyatrosu ile zaman geçiriyoruz. Eh böyle memleketin spor adamı da böyle oluyor zahir.
Daha önceki bazı spor yazıları:Kır Emri, Sayın Maymun, Barometre, Artık Coşku Daha Anlamlı, Golfte Tarih Yazanlar, Atanın Kızları, Plaj Voleybolü-II, Neden Düşünülmez, Norveç Seferi, Ayyıldız Pazarlığı,Tanju Ne Yapsın , İmparator , Arıza Kimde